yagma talan satma ekonomisi 


kapat
  1. AKP ekonomisi HALKA ne getirdi?

    -2001'den bu yana gelir 2.5 KAT, borç 17 KAT arttı!... Kişi başına borç; 57 dolardan 822 dolara YÜKSELDi!...

    En Zengin 100 kişiye ne getirdi?

    -GEÇEN YILA GÖRE SERVETLERi YÜZDE 30-35 ARTTI

    MiLYAR DOLARLIK ZENGiNLERiN SAYISI ÇOĞALDI. Türkiye'nin en zengin 100 ailesinin neredeyse yarIsI milyar dolarlIk barajI aŞtI.

    -Koç Ailesi'nin borsadaki Şirketlerinin kendilerine ait hisselerinin tutarI 18 milyar dolarI buluyor. SabancI'da bu rakam 17 milyar dolar.

    -Geçen yIlki araŞtIrmada serveti 1 milyar dolarIn üzerinde 41 aile/kiŞi var iken, bu yIl sayI 44'e yükseldi.

    Bu düzenin çarkları "bir avuç azınlık" için dönüyor. Bir avuç azınlığa dair, rakamlar şunları söylüyor:

    -2005 itibariyle Türkiye'de 17 milyon 549 bin hane var. Türkiye'nin en zengin on binde 1'lik hane dilimine 1.755 hane giriyor.

    Bir hanede ortalama dört kişi bulunduğu hesabıyla, bu en zengin on binde 1 haneye mensup fertlerin sayısının 7 bin civarında olduğu tahmin ediliyor.

    işte ancak böyle bir tablo üzerinden tartıştığımızda. AKP ekonomisini gerçek niteliğiyle görmüş oluruz. Aksi halde zenginle yoksulu ayırmayan ekonomi tabloları, gerçeklerin üzerini örtme amaçlı gündeme getirilmektedir.

    Bu tabloda ekonominin halk için iyiye gittiği söylenebilir mi, 'ekonomik istikrar' gibi kavramlar halk için bir anlam ifade edebilir mi? Halk açısından tek istikrar 'yoksullaşma istikrarı'dır.

    Tersinden düşünüldüğünde tekeller için istikrar, soygun ve talanda, yağmada, satmada istikrardır, ki işte istikrarları böyle sağlanmaktadır... Halkın yoksulluğunun katlanarak büyümesi, tekellerin istikrarı demektir...

    Rakam ortada: borç 17 kat arttı, kişi başına borç 822 dolara tırmandı. Halkın sırtındaki borç yükünün bunca artması nasıl olmaktadır? Bu sorunun cevabı, AKP'nin "ekonomi tıkırında" diye sunduğu tablonun nasıl sağlandığını da gösteriyor. Türkiye onyıllardır emperyalizme borçlanma batağında sömürülen bir ülkedir, bu borçlanma bataklığı en fazla da AKP iktidarı döneminde büyümüş, borç yükü katlanmıştır.

    AKP ekonomisi, her dönemkinden daha fazla olarak, borç al, ülke kaynaklarını satarak borçların faizini öde, yeni borçlar al, yeni kaynakları sat ve borçların faizini öde... tablosudur. Bu tablo nedeniyledir ki, halkın yoksulluğu her geçen gün daha fazla büyür bu ülkede...

    Bir ülkenin ekonomik gücünden bahsedebilmek için öncelikle o ülkede üretimden bahsedebilmek gerekir. Oysa AKP iktidarında üretimden değil, üretim alanlarının tasfiyesinden, böylece halkın asgari geçimini sağlama koşullarının da emperyalist tekellere yeni sömürü alanları açmak için ortadan kaldırılmasından bahsetmek mümkündür ancak...

    Gazeteler şaşaalı başlıklarla oligarşinin en büyüklerinin servetlerini nasıl katladıklarını yazıyorlar, büyük puntolarla Türkiye'nin nasıl da emperyalist tekeller için para yatırma yeri olduğunu yazıyorlar... Halka bunları 'ekonomi tıkırında' masalları olarak sunuyorlar... Oysa tüm bunları şöyle ifade etmek de mümkündür: "Ey halk, senin çocuklarının açlığı, eğitimsiz kalması, tedavi olamaması, doğarken borçlu doğması, susuz, okulsuz, giysisiz... kalması pahasına borçlandım, sattım savdım... kasalarımı kat be kat daha fazla şişirdim, senden çaldıklarımla, senden soyduklarımla servetlerimi katladım"... Evet aslında oligarşi servetinin propagandasını yaparken bunu söylemektedir...

    Bir bu tabloyu düşünün, bir de işçinin, memurun maaşlarına zam taleplerine, köylünün ürününü daha ucuza üretebilmek, emeğinin karşılığını alabilmek için dile getirdiği taleplerine iktidarın verdiği cevapları, tehditleri düşünün. Bir bu tabloyu düşünün, bir de halkın bir göz gecekondusunu yıkmak için halkın üzerine polislerin, panzerlerin sürülmesini, halka kurşun sıkılmasını düşünün. Bir oligarşinin basınının kendi servetlerini, yağma ve talanını övünç kaynağı olarak anlatmasını düşünün, bir de halka bir lokmayı, başını sokacağı iki göz bir konduyu bile çok görmelerini düşünün... Bir burjuvaların sofralarını düşünün, bir de açlar ordusunun sadaka dağıtımlarına nasıl birbirlerini ezerek hücum ettiğini düşünün...

    Bu soygun düzeninde en zengin 100'ün şaşaalı servetine 26 milyon aç eşlik etmektedir.

    Aslında, bunlar düzenin birbirini tamamlayan iki yanıdır, memur ve işçi boğaz tokluğu bile olmayan ücretlere çalışmalıdır ki, patronlar kârlarına kâr katmalıdırlar, köylü ürününü yok pahasına satmak zorunda kalmalıdır ki, tüccarlar kârlarına kâr katmalıdırlar...

    Bu durumda, gözümüze sokularak övünülen ve bizim de övünmemiz istenen bir avuç zenginin serveti, aynı zamanda bizim yoksulluğumuz demektir, yoksulluğumuza, açlığımıza sevinmemizi isteyecek bir ahlaktır bu düzenin sahiplerinin ahlakı...

    Bu tablo sonucudur ki, aynı basının sayfalarına bir tarafta zenginlerin zevk-ü sefası yansırken, hemen yanındaki sayfa yoksulların dramlarıyla doludur. Her ne kadar bu dramın yoksulluğun sonucu olduğu o gazete sayfalarında işlenmese de, bu gerçek bir yerde gizlenememekte, göze batmaktadır. Yoksullar açlıktan ölmüştür o sayfa haberlerinde, parasızlıktan doluşmuşlardır kamyonların kasalarına, bir kazada onlarca ölmüşlerdir, intihar etmişlerdir bunalıma girip, kendilerini pazarlamıştır yoksul kadın ve kızlar, eroin, fuhuş çetelerinin, insan tüccarlarının ellerine düşmüşlerdir... Cinnet geçirmiş birbirlerini vurmuşlardır, yoksulluğun ve bu düzenin yarattığı yozluğun birleşmesiyle üç kuruş için birbirlerinin canlarına kıymışlardır...

    işte bu tablo düzenin iki yüzüdür, düzenin bir yüzünde en zenginler ve onların şatafatı, düzenin diğer yüzünde tam da bunun sonucu olarak yoksulluğun, açlığın tablosu vardır...

    Bu tablo düzenin aynı zamanda "adalet" tablosudur, işte bu tablo dini de kendi çıkarları için kullanan şarlatanlığın, soygun düzeninin tablosudur. Ki bir yazı kapsamında anlatabildiklerimiz bu tablonun sadece küçücük parçalarıdır...

    Öyleyse ekranlardan, basından gözümüzün içine sokulan "en zen- ginler", "milyar dolarlık patronlar" tablolarında biz zenginliği değil, kendi yoksulluğumuzu ve adaletsizliği görmek durumundayız... TV kanallarından, basının pembe sayfalarından uyutulmamıza izin vermemeliyiz...

    YENi ZENGiNLER VE ÜLKER'iN YÜKSELiŞi

    En zengin ilk yüz içinde dikkat çeken yükselişlerden birisi, ÜLKER grubunun 5-6 milyar arasındaki sermayesiyle 5. sıraya oturmasıdır...
    Ve elbette ki, Ülker'in böylesi dev boyutlarda gerçekleşen yükselişinin AKP iktidarında ve aniden olması asıl dikkat çekici olanıdır...
    AKP iktidarını 'halkçı' diye düşünenler, en zengin 100'e ve özellikle de bu 100'ün içinde Ülker'in yükselişine bakmalıdırlar... AKP'nin kimin partisi, AKP iktidarının kimin iktidarı olduğunu anlamanın temel yoludur bu...
    AKP iktidarının Ülker'i nasıl 5. sıraya kadar tırmandırdığı ayrıca bir incelemeye değer kuşkusuz. Ama bu soygun düzeninde tekellerin yükselişinin yolları bilinmeyen şeyler de değildir... Tekellerin sermayeleri, her biri için çıkarılan özel yasalar, ihaleler, yolsuzluklar, vergi kaçırmalar, iktidar gücünün her biçimde kullanılmasıyla büyür... Bunu daha somut görmek için AKP'nin soygun ve talandan haklarında onlarca dava bulunan milletvekillerinin isimlerine ve listesine bakmak yeterlidir...
    Ve tabi; Ülker'in yükselişinde dinin kullanımının, halkın dini duygularının sömürülmesinin özel payını da atlamamak gerekmektedir... işte islamcı şarlatanlığın, soygun ve talancılığın bir yüzünü de bu oluşturmaktadır...

    60. AKP hükümeti de IMF denetiminden geçti...

    Oligarşik iktidarlar geçmişte IMF ile ilişkilerini gizlemeye çalışırken bugün artık bunu gizleme gereği de duymamakta, IMF sanki doğal bir durummuş, bağımlılık zorunlulukmuş gibi halka kanıksatmaya çalışmaktadırlar...
    IMF heyetleri onyıllardır ülkemizde soygunu, talanı düzenler, denetler, bir aksamaya meydan vermeden bağımlılık sisteminin sürmesini sağlarlar...
    Seçimler biter bitmez yeni hükümete talimatlarını vermeye geldiler bir kez daha... Heyette Uluslararası Para Fonu Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni ve IMF Türkiye Temsilciliği görevine atanan Hüseyin Samiei vardı... IMF'nin gelme amacı "yeni hükümetle tanışmak ve görüşmelerde bulunmakmış"... Tanışacak ne var, mal aynı mal!.. "Babalar gibi satmak" için duruyor yerinde... IMF heyetinin sabırsızlığı, seçim sürecinde bir parça serbest bıraktığı AKP'nin yularını hemen tekrar sıkmak istemesindendir... Yeni yeni sömürü yasaları vardı çıkarılacak, seçim nedeniyle ertelenmişti...
    Elbette IMF heyetinin talimatlarının ikiletilmeyeceğinin garantisi AKP'nin geçen hükümeti döneminde yaptıklarıdır... ilk icraatlarından birisinin de emekçilere yönelik, iş Yasası'ndan sonra hazırlanan en büyük saldırı paketi olan, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası'nın çıkarılması olacaktır. Ne de olsa Cumhurbaşkanı onayı da çantada keklik...

    2007.09.23

    http://www.yuruyus.com/ww...ews.php?h_newsid=3502& ;
    #2365578 (LocK, 23.09.2007 11:43)

Copyright © 2008 - uludağ sözlük

yagma talan satma ekonomisi başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. yagma talan satma ekonomisi ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu yagma talan satma ekonomisi nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about yagma talan satma ekonomisi. Copyright of the articles are belong to their authors.

» mavi defter internet dergisi » temel demirer » kismetse devrim de yapacagiz hamdolsun » yalnizliktan devren kiralik » olurmuuu » ork » kurdun gelini » kusurat » modernlesen muslumanlar » cagan irmak filmleri vs gozyasi sisesi » sozlukteki kurt dusmanligi » ali guncar » neyse ben gideyim artik » emotion fresh bouquet » 15 kasim 2008 fenerbahce ankaraspor maci » a » b » c » d » e » f » g » h » i » j » k » l » m » n » o » p » q » r » s » t » u » v » w » x » y » z » 0 » 1 » 2 » 3 » 4 » 5 » 6 » 7 » 8 » 9 » sitemap » kısa » sozlukte sik yazmanin serbest olmasi » bayramda akraba ziyareti » haber7 com » ozledim » kriz miriz bahane gider kismak sahane » iddaa » elma sekerim » kapiyi kilitledikten sonra anahtari yutmak » toni schumacher » doktor yazarlar » var misin yok musun » hazir corba » kirik kalpler basligi » karinin evi terketmesi » bir barbar kendin tartar bir barbar assaglarda