voyage en orient 


kapat
  1. surrealizm'in habercisi romantik fransız şair ve yazar gerard de nerval' (1809-1855)'in 1843 tarihli, kahire'den başlayıp istanbul'da sonlanan seyahatini anlattığı gezi kitabı (türkçeye dogu da seyahat adıyla çevrilmiştir) . "rüya, ikinci bir dünyadır" diyerek şiirleri ve tiyatro oyunlarıyla gerçeküstücülüğü haberdar eden, delilik nöbetleri fransa'daki bir meyhanenin parmaklıklarına bağlanmış kravatın ucunda sallanarak son bulan histerik sanatçı nerval, eserin içeriğinde, doğu'yu, doğu'nun değişmekte olan değerlerini, doğunun kentlerini,efsanelerini, hikayelerini, bir doğulunun duyarlılığı ile anlatarak 19. y.y.''da doğu''yu, bilhassa istanbul'u gezmeye gelen, gezi notlarında avrupa medeniyetini doğu ile kıyaslayarak, avrupanın kültürel üstünlüğüne değinmekten vazgeçmeyen diğer oryantalist yazarlardan ayrılır.
    misal -kıvrak bir başlangıç oldu bu- , avrupa'da, insanın diğer kütleden bağımsız durmayan, herhangi bir ayrıklık göstermeyen kafasına, doğu geleneği hakkında sokulan dediğim dedik önyargılardan biri haremle ilgilidir. biz türkler bile, bugün, padişahın her gece 3-5 kadınla aynı anda birlikte olma açgözlülüğüne kaptırmışızdır metabolizmalarımızı. (topkapi sarayi ve dolmabahce sarayi'nı gezdiğinizde bunu daha iyi görebilirsiniz. dönemin sultanlarının kız kardeşleri tarafından koruma altına alınan saray ressamlarının istanbul gravürlerine ilgisiz kalan ziyaretçiler, rehber eşliğinde hareme geçildiğinde cep telefonlarını çıkarırlar, yasak olmasına aldırmadan sarayda konaklamış her cariyenin yatak odasını, karyolasını kaplayan nevresimini, yedi düvel'e söz geçirmiş koca osmanlı'nın şanını, küçük bir kareye, hem de kalitesiz, çözünürlüğü düşük bir fotoğraf karesine sığdırırlar). hayal gücümüzün yol göstericiliğinde inanırız ki padişah, at koşturtacak büyüklükteki, ipek işleme yorganla örtülü karyolasının bir kenarına ilişir, devlet-i erkanları zevke gelsin diye eyes wide shut tadındaki sevişen duyarlı cariyelerini seyrederek otuzbir çeker.
    halbuki nerval gerçeğin böyle olmadığını anlatır voyage en orient'ta. müslüman aleminin bile kendi kültürünü yanlış bildiğini vurgular. açıklar da açıklar:" saraya alınan cariyelerin kendi odaları vardır; padişaha güzel görünmeleri gerekir. özel ihtiyaçlarını- takı, kıyafet gibi- karşılamaları için kendilerine hazineden kaynak sağlanır, her türlü olanağa sahiptirler saray içinde. padişah'ın eşi gibi saygı görürler. padişahtan çocuk sahibi olduklarında aylığa bağlanır, saraydan çıkartılırlar. padişah geceleri tek bir kadınla beraber olur. böyle davranmasının sebebi cariyelerini birbirlerine düşürmemektir. padişah cariyeler arasında ayrım yapmaz, olur da gözdesi varsa, (kanuni/hürrem sultan örneğinde görülebileceği gibi) ilgisini diğerlerinin yanında belli etmez kıskanmasınlar diye. kargaşa çıkmasına sebebiyet vermemesi, hükümdar'ın imparatorluk topraklarını yönetirken gösterdiği basiretin yansımasıdır."
    nerval doğu'ya seyahatini başlangıçta planlamamıştır esas olarak. çok sevdiği tiyatro oyuncusu jenny colon'ın ölümü üzerine kafa dinlemeye avrupa'nın başka bir kentine, avusturya'ya geçmiştir. (zaten, seyahatte farklı bir şekilde yazılmıştır. avusturya'dayken arkadaşına mektuplar yollar, doğu'ya geçtiğinde ise yazdıklarını günlüğe, gezi notuna dönüştürür.) orada, bir kadının peşine takılır -ki nerval çapkınlığa özenen bir adamdır. soylu yaratılışlı olsa da gündelikçi kadınların, pansiyon hizmetlilerinin, sütçü kızlarının peşine düşmekten geri kalmaz. avusturya'da tanıştığı kadın ile beraber olmak için olmadık yollar dener. avusturya'daki kadınların faziletli davranışları ile baudelaire'in "okur a" şiirinde geçen bir dörtlükte çok güzel ifade ettiği gibi:,

    kurban göğüslerini eski fahişelerin
    öpüp yiyen zavallı sefihler vardır hani,
    öyle oburca arzularız gizli zevkleri
    cıvık, eski bir portakal gibi sıkmak için

    fransız aristokrasinin napolyon sonrasına uzanarak devam eden lafta kalan cumhuriyet yönetimi ahlakını karşılaştırır. bunun yanında, bulunduğu yerdeki kafa dağıtma maksatıyla girdiği meyhanelerin kokuşmuşluğu, köhne binalardan, zührevi hastalıkların sonucu alınan önlemleri, yani karantina altında geçen yılları anlatırken kaleminin ucunda ait olduğu yüzyılı aşan bir sanatçının mürekkebinin izleri vardır. *
    avusturya seyahatini takiben cenevre yollarını, isvicre alplerini, buz tutmuş gölleri, takım adaları kapsayan iskandinav ülkeleri ve orta avrupa turunu takiben yelkenli bir kayık ile kahire'ye geçer ve doğu'ya girmiş olur.
    doğu'da gördüklerini tümü ile verip bir sırrı okuyucu olarak hedeflediğim sözlükçüler ile paylaşacak değilim. yine de ben nerval'e eşlik ederken neler gördüm neler: sanki direk kulağınıza konuşarak yazmış nerval voyage en orient'ı. mısır'ın akşam üstlerinde sokak gezintilerine çıkan peçeli kadınları ne güzel anlatmış! bir köle kız almış, başına ne işler açmış! burada da fransadan tanıdığı kadınlar karşısına çıkmış! (düşünsenize, bir kadın ile küçük bir oda'ya kapanıyor, tam yeniyeni su kaynamaya başlamış ki kadının kocası çıkıp geliyor. ve diyor ki.... yok ama yok anlatmayacağım, merak edin biraz.)
    kahire'de geleneğe ortak olur nerval. kutlamalara katılır, yerel halka karışır, onlar gibi giyinir, onlar gibi yemek yer. onlara o kadar benzer ki gider uzun saçlarını sıfıra vurdurur.
    bir dolu altın döküp satın aldığı zavallı kölesini kıskanan bir "gavur" olur nerval zamanla. gavur dememizi yadırgamayın. artık arap ülkesinin sıcağındadır. (boşuna dememişler, "güneş, arap ülkesinde gavur amı gibi yakar" diye)hem, kahire'den ayrılıp başka coğrafyalara götüren buharlı bir gemiye bindiklerinde, yanındaki kölesiyle yakın bir ilişki kuran çok bilmiş ihtiyarda bizim gibi hitap eder kendisine. neyse ki nerval, bu çıngıraklı yılan gibi fısıldayan kelimeyi sindiremeyecek kadar gururlu, ateşli bir adamdır, hemen cebindeki tavsiye mektubunu çıkarır (maalesef dönem böyleydi; senin yeteneklerine pek bakılmazdı xıx.yy. ortalarında. daha çok sana sahip çıktığını gösteren bir belediye başkanının "bu benim adamımdır, kendisine sahip çıkın" diyen bir uyarı mektubuna ihtiyaç duyulurdu), birazda tepeden konuşunca adamlar kendisinden ürkerler. hemen doğru bir saptamada bulunur şair o an: müslüman halk siyasal güçten korkar! evet böyledir kanun, iktidar payladı mı köşeye sinerler (burada tabi nerval'in oryantalist damarları tutmuş biraz, bu seferlik affedelim).
    gemideki son serüvenden canını "tayyip" diyerek kurtaran nerval (ünlü kahin nostradamus bile, diyalektikin en önemli 3 filozofundan 2'si alman marx ve hegel bile * * bu tarihi uzantıyı kestirebilecek öngörü gücüne sahiptiler mi bilmiyorum) , billboard'ları süsleyen, ay yıldızlı bayrak önündeki pozu ile bayramımızı ve yılbaşımızı kutlayan, ve son günlerde chp genel başkanı sayın baykal ile sürtüşmelerini devam ettiren akp genel başkanı sayın başbakanı 1843 yılında da karşımıza çıkarır. tayyip ,kelime manası ile "iyi kalpli adam" demektir ve arapların çok saygı gösterdiği bir kelimedir. bu kelime arapça olduğu için mübarektir ve kelimeyi her kim ki ağzına almışsa saygıyı hakeder.
    yolculuğu süresince bir dolu yardımcısı olur nerval'in. tercüman edinir, arapçayı sökmeye çalışır. her zor durumda işe yarayan "tayyip" kelimesini dilinden düşürmez olur. avusturya-viyana'daki gibi kahire'de de çapkınlık yapmaya kalksa da başarısız olur. bir kere kahire'deki evli kadınlar, bekar oturan nerval'den rahatsız olurlar. tercümanı durumdan nerval'i haberdar eder ve kadına ihtiyaç duyuyorsa bir köle daha almasını salık verir. birlikte köle pazarını gezerler, köle pazarında beyaz tenli kölelerin siyah tenlilere göre çok daha değerli olduğunu öğrenir ki sıcağın kavurduğu mısır'da hakçası böyledir. gelin görün ki,nerval arap damarındaki sömürgecilikle de tanışır burada. galata koprusunün altında,3 türk lirasına satacağı tişörte başlangıç fiyatı olarak 10 tl çeken esnaf kahire'de de mevcuttur. bundandır ki zavallı adam yüksek köle fiyatı dolayısıyla para sıkıntısı çeker, daha sökemediğini arapça kelimelerle konuşan, dilini anlamadığı insanların kendisini kazıklamaya çalıştıklarından kuşkulanması da cabası.
    doğu kentlerinde fransızca dersleri verir nerval, karşılığında arapça yazma ve konuşma dersleri alır. sahip olduğu bilgi birikimi ile saygın bir yer edinir kahire'li zengin arapların konaklarında. durzi bir şeyh ile tanışır, onunla siyasal iktidar'ı tartışır. hapishanede tanıştığı bu şeyhi kurtarmak için sözü geçen bir osmanlı paşasına ricaya gider adamı serbest bıraksın diye. böylelikle dürzi-marumiçatışmasını öğreniriz onun ağzından.
    nerval kıskanç bir seyyah'tır, bu da çarpar voyage en orient'ta göze çarpan başka bir ayrıntıdır. yakışıklı bir ermeni köle kendi kölesine göz koyduğunda, sınıfının altına inecek kadar gözü karadır, köleler ile kendisine yakıştırılmayacak tartışmalara girer sıksık.
    arap ülkesinin piramitlerini, göllerini, uçsuz bucaksız çöllerini anlattıktan sonra istanbul'a, pera'ya, osmanlı'nın o dönemdeki ramazan bayramı kutlamalarına, meddah gösterilerine, saray kadınlarıyla aşk maceralarına, saba melikesi'nin masalına geçer ki onu da kendisinden okuyun. daha doğrusu yalan yanlış anlatılmış düzmece bir hikayenin ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğunu öğrenmek için hikayeyi birinci ağızdan dinleyin.
    #1136662 (zinani, 11.01.2007 10:30 ~ 14:09)
  2. ilginçtir ki mücevher değerindeki bu gezi kitabı, türk okuyucusu, türk dili ile 2004 yılına kadar tanışmamıştır. ondandır ki nerval dizelerinin guillaume apollinaire biçimli dalgalara dönüşmesi biraz zaman almıştır türkiye'de. diğer fransız oryantalistlerinden -lamartine, gautier, flaubert, son nesilden andre gide- ayrılan şairin, oyun yazarının, seyyah yüzünü geç tanımıştır ülke. neyse ki metin, yky'den, geçen sene vefat etmiş eleştirmen selahattin hilavçevirisi ile okunabilir. (aynı kişi, sartre'dan bulanti'yı, oscar wilde'dan dorian gray in portresini başarı ile çevirmiştir)ithaki yayinlari da basmış yky ile eş zamanlı olarak başka bir çevirmenin dili ile voyage en orient'tı.
    #1136674 (zinani, 11.01.2007 10:38 ~ 10:39)
  3. ingilizlerden pek hazetmeyen frenk sair gérard de nerval'in gercekustu seyahat kitabi.
    öykünün akıcı ve zarif olduğu söylenir..
    #1136729 (tatlilimon, 11.01.2007 11:03)

Copyright © 2008 - uludağ sözlük

voyage en orient başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. voyage en orient ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu voyage en orient nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about voyage en orient. Copyright of the articles are belong to their authors.

» silik hayta » ptrs 41 » oss 2010 » icmal » youtube un kapatilmasi olgusu » bim in insanliga kazandirdiklari » akbank » kim smith » kars » uskup yoresi » yeke yeke » scream » elma sekerim » alman porno replikleri » tostik » a » b » c » d » e » f » g » h » i » j » k » l » m » n » o » p » q » r » s » t » u » v » w » x » y » z » 0 » 1 » 2 » 3 » 4 » 5 » 6 » 7 » 8 » 9 » sitemap » kısa » karafaki » fok katliami » aclik kader olamaz » panta rei » yirmisini gecen herkes sevismistir » astronotlarin idrar icmesi » bilgisayar basinda omurunu curutmek » esenlikle » ataturk yasasaydi yargilanirdi » gaylik muessesesi » baklava yerken ayran icmek » erkegi bozan seyler » gerceklesmesi imkansiz olan hayaller » no tusu » masturi