video salonu 


kapat
  1. seksenlerin ve doksanların ortalarına doğru çocukluk ve gençlik dönemlerini yaşayanlar bu video salonlarını hatırlayacaklardır. seksenli yıllarda tanıştığımız videolar bir çeşit sınıf atlamışlık olarak kabul görüyordu. bir ailenin zengin olup olmadığını evinde video olup olmadığını öğrenerek anlayabilirdiniz. o zamanlar bırakın internet üzerindeki video paylaşım sitelerini daha dvd, vcd, dvix teknolojilerin bile esamesi okunmuyordu. videolar aynı zamanda yeni evlenenlerin de çeyizlerinde vazgeçilmez bir değere sahip olmuştu.

    seksenli ve doksanlı yıllarda çocuk olan pek çok kişi gibi bizim de en büyük kahramanımız bruce lee'di. lee ile ilgili efsaneleri ağzımız açık dinler, bruce lee'nin bir sinema filminin çekiminde kurşun yiyerek öldüğüne inanırdık. bu filmleri izler onun yaptığı hareketleri kendimiz sakat bırakma pahasına da olsa taklit ederdik. zaten çoğu zaman ya kendimiz ya da karşımızdakini sakat bırakıyorduk.

    "yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan sıralarda" bruce lee efsaneleri dinleyerek büyüyorduk. hayal gücümüz ucu bucağı olmayan, sürülmeyi bekleyen bir tarla gibiydi. sansürsuz hayal kurar, izlediğimiz filmlerdeki kahramanların yerine geçer, her seferinde dünyayı bir kez daha kurtarırdık.

    video salonları ve kadınlar hayatıma o gün girecekti. o gün toz pembe bulutların arasından uçarken, yere çakılmış gerçeklerle tanışmıştım. mahallemizin iki sokak ilerisinde bir video salonu açılmıştı. gidenlerden izledikleri dövüş filmlerinin sahnelerini ağzımız açık dinliyorduk. günler gectikçe video salonunun mahallemizdeki şöhreti daha da artıyordu. bununla beraber mahallede bu video salonundan dolayı bir huzursuzluk ortaya çıkmaya başlamıştı. ve biz her sokağa çıktığımızda ailemizden bu video salonunun önünden dahi geçmememiz gerektiğini defalarca işitiyorduk.

    yasaklar delinmek içindir sözünü kendimize şiar edinememişsek de içten içe bu video salonuna gitme isteğimiz hergün biraz daha artıyordu. sekiz bilemediniz dokuz yaşındaydık. üç arkadaş harçlıklarımızı birleştirip video salonuna gidecek ve bir dövüş filmi izleyecektik. üç arkadaş evden yine o sakağın önünden bile geçmememiz gerektiğini dinleyerek çıkmıştık. ama bugun bu salona gitmemizi hiçbir güç engelleyemeyecekti.

    biraz sonra üç arkadaş video salonun kapısındaydık. içerisi aynı zamanda kahvehaneydi. kahvehanenin içinden geçip video izlenilen yere giriliyordu. burası kahve olarak ayrılan yerden daha karanlık ve havasızdı. içeride şahin karşılamıştı bizi. ilk önce bizden kurtulmak istediyse de, avcumuzdaki paraları görünce bize birer beyfendi gibi itibar göstermişti. içerideki herkesin bakışları bizim üzerimizdeydi sanki. o an kendimi çocukluktan çıkmış büyüklerin dünyasına terfi etmiş gibi hissediyordum.

    içeride küçük bir kalabalık vardı. film olmadığına göre bu kalabalık film oynatmak için çok azdı. bekleyeceğimizi anlamıştık. biraz heycan, biraz orada bulunmanın getirdiği sevinç, bir tutam gurur ve tabii ki yakalanma fikrinin getirdiği korku..

    az sonra içeri iyice kalablık olmuştu ve video kaseti, video makinesine takılmıştı. film başlamış üç arkadaş merakla filmi izlemeye koyulmuştuk. filmde izlediğimiz hareketleri adeta hafızamıza kazıyorduk. kendimize roller biçiyor, filmdeki adamların yerine koyuyorduk. birazdan bu karanlık yerden çıktığımız da üç arkadaş filmdeki en güçlü adam olabilmek için kıyasıya rekabet edecektik.

    film başlayalı 25 dakika olmamıştı ki, içerideki diğer kişilerden homurdanmalar duyulmaya başlamıştık. "şahin bu ne" "şahin yakında çizgi filmde izletirsin bize" şaşkın şaşkın kalabalığı izliyor filmin değişmemsini umut ediyorduk. kalabalık daha da sinirlenmişti. "şahin koysana lan porno film"

    porno? heralde bir dövüş tekniği olmalı diye geçiriyorduk sanırım. videocu şahin kalabalığın gittikçe artan şikayetine dayanamamış olmalı ki içeriye elinde bir video kaset ile girdi. o sırada üç arkadaş en sevimli en masum pozlarımızı takınırak "dövüş filmi isteriz" diye slogan atmıştık. ama bu masumiyet ve sevecenliğimiz ilk kez işe yaramamıştı.

    harçılıklarımızı vermiş olmanın ve isteyememenin verdiği korkuyla filmi izlemek zorunda olduğumuzu anlamıştık. dışarı çıkmamız için hiçbir neden de göremiyorduk. porno neydi bilmiyorduk. üç arkadaş gözlerimiz yeniden ekrana çevirmiş başalayan filmi izlemeye koyulmuştuk. içerideki homurdanmalar yerini sessizliğe bırakmıştı. çok kısa bir süre sonra bu filmin o güne kadar izlediğimiz bütün filmlerden farklı olduğunu anlamıştık. sevişme sahnelerinin başlamasıyla içeride koro halinde oooofff sesleri duymaya başlamıştık. sahneler ilerledikçe bu ooooff seslerine küfürlü cümlelerde karışmaya başlamıştı. "kadına bak taş gib..", "yavrum be seni ne skerim", "bu karıyı bana verecekler anırta anırta skmezsem şerefsizim" "memelere bak memelere nasıl sallanıyo.."

    bu sesler kahvehanede kağıt oynayanların dikkatini çekmişti. ve birkaç dakika sonra kahvede kalabalığın arkasından tanıdık bir yüzün bize doğru yaklaştığını görmüştüm. içimden o kişi olmaması için dua ediyordum. gelen üçümüzünde ailesini çok iyi tanıyan ahmet abiydi. üçümüz de izlediğimiz şeyin ne olduğunu bilemediğimiz için utanmıyorduk. ama orada olarak yanlış bir şey yaptığımızın farkındaydık ve dut yemiş bülbül gibi duruyorduk ahmet abinin karşısında. ahmet abi bizi oradan çıkardı mahalleye kadar bizle geldi ve o kısa yolculuk boyunca hiç susmadı. içimizden hiç kimse dinlemiyordu ahmet abi'yi. bunu diğer arkadaşlarımla göz göze geldiğim de anlıyordum. benim kafam da izlediğim şeyin içimde yarattığı, korku, merak, heycan vardı. sadece izlediğim şeyin ne oldugunu merak ediyordum. mahalleye geldiğimizde ahmet abi son olarak "bir daha oraya gelmeyin, ben de anne babalarınızla konuşacam" dedi ve yanımızdan ayrıldı.

    bu son sözleri korkmamız için yeterliydi. ne yapacağımızı ailelerimize ne diyeceğimizi bilemiyorduk. aramızdaki dostluk çatırdamaya başlamış. birbirimize suçlamaya başlamıştık. dostluğumuz bu ilk ciddi sınavda yara alıyordu. bir dövüş filmi izlemenin bu kadar büyük belalar açabileceğini hiç hesap edememiştik.

    içimizden birinin" ben gitmeyelim demiştim" sözüyle kavga etmiş ayrılmıştık. aynı günün gecesi ailelerimzden temiz birer sopa yedik. bir daha gitmeyeceğimize söz verdik ama içimizde her zaman o video salonuna gitme isteği olmuştur. üstelik bu sefer dövüş filmi izlemeye değil o ne olduğunu bilmediğimiz filmlerden izlemek için gitmek istiyorduk.
    (adini unutan adam, 18.12.2007 14:33)

© 2008 - uludağ sözlük

feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. yukarıda yazanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir.

» halitkin » yumusak falan degil bu g » black smoke » everything is gonna be alright » deve cokerten » turkler in zekasi 85 puanla sinirlidir » som agizli hatunun oral seks yapmasi » kurban bayraminda kronik kuzu yu kesmek » marvel vs capcom » islam i yozlastirmak » new york ta sonbahar » obituary » marlboro » saw 4 » 10 mayis 2008 galatasaray g birligi oftas maci » iron man » ayrton senna da silva » 12 mayis 2008 fenerbahce ulker antalya b b maci » sira dayagi » akropol » bulent karpat » 68 kusagi ile 71 kusagi arasindaki fark » yazik degil mi carlos a » lark » anlamak » suleyman uludag » recep tayyip erdogan in 3 cocuk yapma cagrisi » virtuoz » the merchant of venice a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa