ureten biziz yoneten de biz olacagiz 


kapat
  1. baş kaldırıştır. her üreten yöneten olsaydı, macar salam ceo'su olurdum.
    #888196 (Eqin, 21.11.2006 03:33)
  2. insanlar bu kadar ütopik değildir. eşit adil bir toplum anlamında söylenmiş sözdür ama üretirken yönetenler arasından da illa ki diğerlerini sömüren çıkacaktır. zira:
    (bkz: Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği)
    #888206 (chazsmyr dhuunyl, 21.11.2006 03:35 ~ 25.02.2007 13:10)
  3. üreten sizseniz canlar, olabileceğiniz maksimum şey yöneten değil, "tüketen" olmaktır..

    zira hala aklı yıllar öncesinin rejimlerine takılı kalan, romantizmi, nostalji rüzgarını realizme tercih etmekten imtina etmeyen hayalperestlerin sandığı gibi bulutlar pembe değil..

    "tüketen" de siz olursanız, ürettiğinize dışarıya nispetle daha ucuza erişebilirseniz ne mutlu size..

    üzgünüm, ama "winners' world".. tüketen olmayı reddedip de "tükenen" olanları çokça gördük.. nafile işlere kanalize olmayınız hiç yere, gırtlaklarınıza yazık..

    sadece "gerçekçi" olun biraz daha, hepsi o..
    #888218 (hidrojen, 21.11.2006 03:41)
  4. insanlar bilgilidir insanlar bilgilerini erdemleri için kullanır çünkü erdemlerin onlara mutluluğu getireceğine inanırlar.

    ...ve mutluluk için her insan bencildir. egoları vardır. iyilik için erdemler edinirken aslında kendi iyilikleri için erdem edinirler. insanlar ikiyüzlüdür. ikiyüzlüllerden ve bencillerden oluşan insanlar arasından hangi mükemmel insanlar çıkacak da hem üretecek hem yönetecek hem de diğerlerini sömürmeyecek?
    #888223 (chazsmyr dhuunyl, 21.11.2006 03:47 ~ 03:48)
  5. marksist açıdan bakıldığında belki de tarihin en büyük handikapıdır ve tarihe hiçbir zaman emek alanı ile[sovyetler ve diğer sosyalist iktidarlar da dahil olmak üzere] siyaset alanı hiç bir zaman birleşmemiş aksine hep aralarda ayrılıklar olmuştur. bunun aşılabilmesi demek sosyalist demokrasinin uygulanabilmesi demektir.

    ama şu bir gerçek ki, siyaset kitlelere devredilmesi ve devletin yavaş yavaş ortadan kalkması gerekirken, sosyalist ülkelerde yönetim bir partinin daha da daraltırsak bir grubun yönetimi altına girmiş ve aynı zamanda yerilen burjuva demokrasisi bile aranır olmuştur. seçim sistemi de basit bir oyuna dönüşmüştür.

    bunun asıl nedenlerindne birisi de lenin'in partide kurduğu sistemdir.[ve bilindiği gibi de enternasyonel biteviye sbkp'nin egemenliği altındaydı] bazı pasajlarda partiyi eleştiriye de kapar ve sürekli yığınların parti içersine girerek partiyi küçük burjuva kimliğine dönüştürdüklerini ve sürekli bir denetim yapılması gerektiğini belirtir. ama lenin'i suçlamak burada sadece bilgisizliktir; çünkü lenin'in yaşadığı dönem ve parti içersinde düzenlemeleri yaptığı dönem, özellikle savaş komünizmi dönemidir ki bu dönemde sovyetler iç savaş yaşıyordu. kararların hızlı alınabilmesi açısından bu yapılmıştı.

    ama daha sonraki dönemlerde bunu genişletmeye dair pek kayda değer bir şey yaşanmadı. hatta bunu artırdılar-özellikle stalin döneminde. olan sosyalizmin imajına oldu, zaten isminden-cisminden duyulan antipati daha da arttı. sonra bir diktatörlüğe dönüşmesi de halkın tepkisini içten içe rejime çekti.
    #888225 (calderon de la barca, 21.11.2006 03:50 ~ 03:52)
  6. (bkz: köylü milletin efendisidir)
    #888232 (deli bozgun dolu dizgin, 21.11.2006 03:57)
  7. -kaç kişisiniz?
    +see-kizz (topluca)
    -hadi buyrun sizler yönetin o zaman..
    +işçiyiiz, hakl.. noluyo lan?
    -hadi hadi, hiç durmayın yönetin..
    +birden diyince şaşırdım.. öhhm.. tamam, ben başkanım..
    *siktir lan, niye sen başkan oluyosun? benim başkan!
    #mahmut abi, ben de başkan olmak isterim..

    hani abuzer kadayif'ta bir cümle vardı; "bu korumaları korumak için ayrıca koruma lazım" diye.. işte bu başkanları yönetmek için de ayrıca bir başkan lazım.. idame edebilme yetisi olanlar, zaten sıyrılıp bir yerlere geliyorlar..

    hükümetle pazarlık dönemleri hariç sesleri pek gür çıkmayan, ankara oran'da ikame eden, altlarında son model arabaları olan yöneticiler var ya hani.. aynı cümleleri daha gür söyleyenler zamanında..

    inatla söylüyorum "kapitalist bir dünya var dışarıda"

    cemberimde gul oya'daki gibi değil düzen..

    hadi gerçekçi olalım.. büyüyünce geçiyor bunlar, büyüyün siz de artık..

    17sinde kızları tavlamak için marjinal görünmek, tamam güzeldi, kabul ediyorum; ama hiçbirimiz 17 değiliz artık.. takılıp kalmayın sizler de 17'ye..

    evet güzel rakam 17; ama raf ömrü 1 yıl..
    #888235 (hidrojen, 21.11.2006 03:58 ~ 04:01)
  8. eşitlik diyerek yola çıkan üretenlerin yönetme gücünü görünce gücün kölesi olmasıyla son bulacak tarifsiz emsalsiz zahiri önerme.
    #888281 (chazsmyr dhuunyl, 21.11.2006 04:36)
  9. hani kendisine yapılan faulü görmeyen hakeme tepki olarak dönüp de allah ne verdiyse rakibine saldıran futbolcular vardır ya.. işte o insanlardaki mentalite "adaleti sen sağlayamazsan, ben sağlarım" fikridir..

    çünkü futbolcu düzenin bozulduğunu düşünmüş, buna tepki olarak da kendini "düzeni sağlamakla görevli" olarak görür..

    sonuç; "kırmızı kart".. çünkü yanlış tepki..

    devletlerin sosyal poliçeleri arasında "daha adilane bir gelir dağılımı" fikri vardır.. yalnız adilane gelir dağılımı için herhangi bir devlet -komünizmin çöküşünden beri- serbest piyasa ekonomisini bir kenara bırakıp da müdahil olmayı birincil ilke olarak belirlememiş, sadece olağanüstü vaziyetlerde etkin hal almayı karar almışlardır..

    şu durumda bir müteşebbis, nasıl ki alde edemediği gelirin hesabını sorma hususunda devleti muhattap kabul edemez ise, aynı şahsın çıkıp da borsayı basması suç kabul edilir.. neye göre? bağlı bulunduğu, nimetlerinden -öyle ya da böyle- faydalandığı devletin anayasası hükümlerince..

    okuyorum bazı yazıları da, "gelir elde edemeyen şahısların hırsızlık yapmalarını hak" olarak gösteren yorumlar var.. en azından bu gayretlerinin suç sayılmaması gerektiği yönünde beyanlar..

    saçma, komik.. bu devletin anayasası var, ve anayasa gereği hiçkimse, bir diğerinin gelirine bu şekilde sahip olma hakkına sahip değildir.. iş bu vaziyette "anayasa" sosyal devletin bir başka yükümlülüğü olarak "kişilerin can ve mal güvenliğini sağlama" ilkesi uyarınca devreye girer, ve ihlal edenleri hak ettiği şekilde sosyal hayattan uzak bir yere iter.. en tabii hak..

    empati yapmak şart oldu.. sen olsan bir başkasının senin gelirine haksız yollardan sahip olmasına sessiz kalır mıydın? aynı şekilde bir empati de ters yönden; %20 - %80 denen piramit yerine, daha eşitlikçi bir "limon" modeline nasıl bakardın?

    kesinlikle daha adilane.. keşke olsa..

    ama "keşke" var cümlede.. tekrar söylüyorum, "keşke"lerle artık zaman kaybından başka bir şey yaşamıyoruz.. denendi, olmuyor..

    o sistem bi yerde bozulmuş, dişlilerin arasına giren taş çıkmıyor..

    velhasıl şu güzel dizeyi -sadece dizeyi- yeri gelmişken kullanmak lazım;

    "işçisin sen işçi kal"

    not: işçi sınıfını asla küçümsemem, üst sınıf diye adlandırılan yönetici kesime kılımdır esasen, ama hepsinin ötesinde realistimdir.. fırtına görüp meltem demem.. siz de demeyiniz..
    #888297 (hidrojen, 21.11.2006 04:42 ~ 04:45)
  10. (bkz: yönetim uyuma sabrımızı taşırma)
    (bkz: yönetim maçları manisa'ya al)
    (bkz: yönetim uyuma taraftarın bagajda)
    (bkz: yönetim bursa'ya otobüs kaldır)
    (bkz: yönetim uyuma kapalıya klima)
    #888304 (chazsmyr dhuunyl, 21.11.2006 04:45 ~ 04:49)
  11. sözün uygulamali anlatimini görmek icin kemal sunal in kibar feyzo adli filmini bir daha izlemenizi tavsiye ederim. ama sadece - aha gafasi yarildi repligine gülmek icin degil, ayni zamanda filmin sonunda insanlarin uyanip, neden biz aganin topragini isliyoruz o kazaniyor? farkina varisi icin de.
    tabii ki üreten bizsek yöneten de biz olmaliyiz. simdi de teorik olarak oyle olmuyor mu? biz uretiyoruz, biz seciyoruz yonetenlerimizi de. ama saniyoruz ki yonetenlerimiz bizim tepedeki yansimalarimiz. hayir oyle degil. tepedekiler halkin sadece 3 te 1 inin yansimasinin halusinasyonu. yani o 3 te 1 bile kendisini yansitamadi, yanildi. burasi olayin sadece su üstünde kalan en basit kisimi. bir de kapitalist düzenin getirdigi gercekler var ki asil onlar isciyi, emekciyi yani üreteni ezmektedir. ama bir gün gelecek üreten yönetecektir. (bkz: komunizm e duyulan sevda)
    #888314 (lionheart, 21.11.2006 04:50)
  12. toplumSAL gelişmeler giriş gelişme sonuç cihetinde incelenmeye kalkılırsa, sermayenin odaklanması ve bu sayede insanların sadece "karın doyurma" güdülerini tatmin etmekten kurtulmalarıyla gelinen bir süreçle meydana gelen devlet ve merkezcil yönetim ihtiyacının günümüzdeki belirgin şekli olan üretici ve yönetici ayrımı, öyle kolayca, kelamla, hareketle eski haline devrilemeyecek bir devdir. geri evrime benzetmek çok yanlış olsa da, yapılması çok zor ve hayal ifadesidir.

    günümüzde bu hayale ulaşılması mümkün olmasa da, çeşitli politik baskı unsurlarıyla (yine devletçe izin verilen üretici - işçi sendikaları vs.) işçi sınıfı en azından yönetmek değil de, daha iyi yönetilmek ve bu yönetimde pay sahibi olmak için çalışır.

    zaten eğer süreç başladığı sıfır noktasındaki değerine, bu kadar farklılaştıktan sonra yine inecekse bu kendiliğinden ve zaruri olarak meydana gelecektir. herhangi bir yerde / bir şekilde ve herhangi bir zamanda.

    onun bunun düşüncelerini de etiketlemeye ve hezeyan olarak nitelendirmeye hacet yok. düşüncenin her yaşı makbul.
    #888316 (bl, 21.11.2006 04:51)
  13. (son olarak da şunu ifade edeyim)
    kanımca işin aslı şudur;

    başlık optimistlik kokusundan sıyrılmış, üzerine gökkuşağı doğmuş pembe bir gül bahçesi kıvamında.. çünkü işin içine ego girdiği anda -ki insan faktörü varken ego olmamasından bahsedilemez- bu başlık;

    ureten bensem yoneten de ben olmaliyim halini alır..

    çoktan da almıştır.. malesef, ama vaziyet bu.. uzatmama gerek yok daha fazla bu mevzuyu..
    #888319 (hidrojen, 21.11.2006 04:53)
  14. garip yazarın isyanı. sözlükte yazan girdileri giren bizlerin yönetici olma hakkını sorgulatan konu.
    #888322 (Eqin, 21.11.2006 04:54)
  15. üreten olma görevinin bırakılmadan gerçekleşemeyeceği, üreten olmayı bıraktıktan sonra da mutlaka yöneten olacağın, bu sebeple de mutlaka senin yararına üreten birileri olması gerektiği için gerçekleşmesi imkansız gibi görünen şey.üreten kesimin demokrasi hakkından faydalanamaması sonucunda kültürel kaynaklardan ve eğitimden yoksun kalması ortaya çıkar, dolayısıyla eleştirel bir akıldan yoksun kalmasına neden olur.eleştirel akıldan yoksun kişi verilen her türlü veriyi(kültürü, davranışı, yönlendirmeyi) kabul eder ve tüketen haline gelir; ki tüketen kişi yönetildiğinin farkında bile değildir, tükettiği sürece hayatında bir sorun olduğunu bile farketmez. köpeğin kuyruğunu yakalamaya çalışması gibi bişey, sürekli devam eden, yakaladığı anda kaçırıp tekrar kovalayan.
    #938085 (browninni, 02.12.2006 05:33)
  16. urettiği iki karpuzu bir koltuga sigdirmaya calisma durumudur.
    #1176659 (sonkuzu, 19.01.2007 17:45)
  17. (bkz: halkevleri)
    #1176662 (brcyzdm, 19.01.2007 17:47)
  18. üretilen her şeyin yansıması emektir ve bu emeği üreten başlıca kişilere emekçi denir. emekçiler 2 ye ayrılabilir; kafa ve kol emekçileri diye.

    kol emekçileri denen grup bugün bildiğimiz işçilerdir. peki neden kol emeğidir onlarınki? çünkü üretilen emek beden gücüyle oluşturulur. bu emekçi tarzı toplumun en alt sınıfıdır ve işçi sınıfının biricik unsurudur. kısaca proleterya diye anlandırılırlar ve en alt tabaka da bulunan köylüyle yani maraba diye adlandırılır sevgili ülkemde. bu ikisi arasında organik bir bağ bulunur ve toplumun en fakir, en eğitimsiz ve en ezilmiş kısmını oluşturur.

    kafa emekçileri ise günümüz toplumunun yarattığı bir kavramdır. özellikle üretimde mekanikleşmeden sonra sayıları çığ gibi büyümüştür. işçi sınıfına göre çok daha fazla eğitimlilerdir. daha rahat bir yaşam koşullarına sahiplerdir ve bu nedenle küçük burjuva sayılabilirler. memurlar, mühendisler( en alt seviyedekilerden bahsediyorum), öğretmenler hep bu gruba mensuplardır. yarattıkları emek kafalarını kullanaraktır. fakat buna rağmen kafa emekçileri diğer emekçilere bağlılardır çünkü yarattıkları artı değer sayesinde büyük burjuvaziyi yaşatmaktadırlar. örnek vermek gerekirse; bir dershane öğretmenini ele alalım. bu kişi haftada 30-35 saat çalışmasının karşılığında çok az bir ücrete alır ve yarattığı artı değerle işletmeciye gelir sağlar. tabi bu gruğ kol emekçileri kadar homojen değildir. bu yüzden en alt seviyelerdekiler bile en fazla yarı proleter sayılırlar fakat gün geçtikçe daha da sefilleşmektedirler.bu sayılanlar emekçilerin genel özellikleridir.

    tarih sayfası ilkel dönemlerden sonra yani tarım devriminden sonra ezenle ezilen arasındaki mücadeleye tanık olmuştur. bunlar arasında ileri gelen çelişki toplumun gelişmesine neden olmuştur. sanayi devriminden sonra ise bu gelişme tavan yapmıştır. başlarda son derece devrimci olan sanayi devrimi ve onun getirdiği bolluk zamanla kan ve gözyaşına bırakmıştır kendisini. çünkü ezen ezilen arasında süre gelen kavga, had safha varmıştır. işçiler sanayi toplumunun ücretli köleleri olmuş, köyler kentlere bağımlı hale gelmiş ve devlet yozlaşmıştır. toplumun en alt seviyesinde bulunanların yaşadığı umutsuzluk ve çaresizlik toplumda genel- geçer bilgilerin değişmesine neden olmuştur. artan sanayi üretimi yüzünden patlak veren ekonomik krizler devletarası bir emperyalist savaşa dönüşmüştür. ve sonrası kan, baskı ve gözyaşı. işte kapitalist üretimin küçük bir genel işleyişi ve kendi tarihi. eğer emek ile sermaye arasındaki çelişki yok edilebilirse- ki denenbilirse yok olabilir- toplumsal şiddet ve baskı yok olacaktır.
    #1176993 (kisil, 19.01.2007 19:06)
  19. devrimci yol hareketi tarafından kullanılan, sosyalist demokrasi anlayışının öz ifadesi.

    (bkz: yeni çeltek direnişi)
    #3392496 (brcyzdm, 13.05.2008 17:20)
  20. sözlük yazarlarının söylemidir. binlerce, hatta milyonlarca entry yazarlar tarafından girilmektedir. o halde sözlüğü yazarlar yönetmelidir.
    #3392508 (pactasunt servanda, 13.05.2008 17:24)
  21. herkesten yetenegi kadar herkese ihtiyaci kadar üretim ve tüketim anlayışı ve örgütlenmesi ile sosyalist ekonomi-politiğin yönetim biçimini ifade eden bir başka slogandır . Kapitalizmin dünya çapındaki krizleri bu ilkeyi es geçtiği için milyarlarca insan bugün açlıktan ölmekte , savaşlarla yok olmakta ve sonsuz tüketim çılgınlığında dünya kaynaklarını ve doğayı har vurup harman sallamaktadır.
    Emperyalizmin küreselleşmesinin ardından kapitalist tekellerin dünyada el atmadığı hiçbir bölge ve kaynak kalmamıştır. Bugün Afrika ve Asya'da açlıktan ölen milonlarca insan kendilerini besleyecek üretimi yapmalarına izin verilmediği için daha doğrusu ekip biçecekleri tarlaların ithal edilmek üzere yerli ve yabancı burjuvaziler tarafından daha karlı alanlar için ham madde üretim çiftlikleri olarak kullanılmasından ötürü ölmektedirler. Klasik arz-talep ekonomi paradigması kapitalizmin daha fazla devam ettiremeyeceği bir argümandır. Üretim araçlarının burjuvazinin elinde merkezileşmesi ve tekellerin her türlü yaşam alanına el atıp dünya hammaddelerini tüketmesi ne üreten emekçi sınıfa karşı ne de sömüren tekelci sınıflar içerisinde süren çatışmanın geçerli bir açıklaması olamaz.
    Kapitalist ekonomi-politik üretimin tekelleştirilmesi ve üretim araçlarının merkezileştirilmesi ile denetimi altına aldığı üretim-tüketim sürecini ekonomik krizler yoluyla emekçi üreten sınıf adına sürekli sömürünün pekiştireci olarak kullanmıştır ve yaratılan sanal krizler yoluyla aslen kendi yol açtığı haksızlıkları onlarla savaşıyormuş görüntüsü vererek günümüze kadar devam ettirebilmiştir. Üretimin yöneticisi olmak adına ermeğini satmak zorunda kalan ücretli kölelerin bu bağlamda sosyal refah gibi neo-liberal politikalar ile hayatımıza sokulmuş emek sınıfını dışlayarak sanayi üretimini bilişim çağının revizyonları ile önemsiz kılmak adına işçi sınıfını zayıflatmak adına yeniden yapılandırdığı kapitalist politikaları daha detaylı analiz edip adımlarını ona göre atmalıdır. Aksi taktirde bilişim çağı diyerek dünyanın en pahalı internetini , en pahalı tarımsal üretim - tüketimi , en hantal montaj sanayi faaliyetlerini emek olarak kabul etmek sömürünün etlisine ve sütlüsüne dokunmadan köleliğe devam etmekten öte bir anlam ifade etmeyecektir.
    #3392651 (nekrofili, 13.05.2008 17:55)
  22. http://sendika.org/ sitesinin sloganı olan söz. *
    #4038574 (RockBursa, 03.10.2008 12:04)

© 2008 - uludağ sözlük

ureten biziz yoneten de biz olacagiz başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. ureten biziz yoneten de biz olacagiz ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu ureten biziz yoneten de biz olacagiz nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» erol iyibozkurt » universiteye minibusle giden insan » ergenekon » dafne » a kare kok uc bolu dort » yasadigi mutsuzlugu kizina miras birakan anne » duygu » gazino bulbulu » gozu iste eli oynasta olmak » turkiye ye yatirimlarinizi artirin » michael paget » ucakta namaz kilmak » huzur » akalkuli » egina » a » b » c » d » e » f » g » h » i » j » k » l » m » n » o » p » q » r » s » t » u » v » w » x » y » z » 0 » 1 » 2 » 3 » 4 » 5 » 6 » 7 » 8 » 9 » sitemap » kısa » ev kiralari ve fiyatlarindaki hizli dusus » schizo » caylakken 40 karakter siniri » fettos » nazim hikmet e nazim usta demek » amsterdam » bir babanin yapabilecegi en buyuk serefsizlik » syme » iki erkegin koluna girip yuruyen kiz » sorrow » spanish lesson » mulayim sen kocaman bir cilginsin » pencere caminin bugusu » orgazm sonrasi aglayan erkek » derdest