ulysses 


kapat

  1. Abd district court yargıcı John m. woolsey'in 6 aralık 1933 tarihli kararı ile yasaklanarak, ifade özgürlüğü tartışmalarını başlatan, yazarının* ana dili irish yerine ingilizce yazdığı şey*

    okuması son derece güç, anlaması imkansız, yorucu, üzücü bu kitabın bu halinden fransız matbaacıları sorumlu tutulur zira joyce ülkedeki karışıklıklar yüzünden kitabını fransa'da bastırmak ister.

    kitabın son bölümü/paragrafı/cümlesi 738-783* sayfalarını kaplar. paragraf, nokta, virgül dahil hiçbir yazım kuralı uygulanmamıştır. bu hatayı da fransız mürettiplere yıkamayacağımıza göre gözleri ileri derece bozuk* joyce'un bu bölümü gramer bilmeyen bir dosta yazdırdığını varsayabiliriz.

    insan, yıllardır kitaplığında bekleyen, defalarca işi bilenlerle birlikte kurcalanmış bu tuğla gibi kitabın dile gelip bu irlandalı abinin bize ne demek istediğini fısıldamasını bekler.
    #355565 (CATY Blake, 18.06.2006 15:30)
  2. komple postmodern romandır, çok fazla birikim gerektirir tadında okunmak isteniyorsa. alim gibi birşey olmanız gerekiyor. nevzat erkmentarafından yky nin maddi ve manevi desteği ile türkçeye çevrilmiştir. hatta aynı çevirmen, 'hiçbirşey anlayamamışlar' romanı okuyabilsin diye yardımcı birt kitap,"ulysses sözlüğü"nü yayınlamıştır. romanda 1905 yılında dublinde mr bloom'un bir günü anlatılır.
    #517124 (zinani, 09.08.2006 14:03 ~ 14:48)
  3. ama yine de her muammanın bir cevabı vardır. ulysses'te postmodern bir roman olarak kutsal, yüce sayılan değerlerin, hikayelerin çürütülmesine dayanır gibi gözüküyor.
    bir kere, james joyce kitabının yazım bitimiyle beraber düzenlediği basın toplantısında romanının odeyseus ile koşutluk oluşturduğunu, kendi romanında odeyseus 'ta kullanılan alt başlıkların yer aldığını belirtir.- yani, ilk iş ,önce odeyseus'u okumaktır-
    şimdi stuart gilbert'in okuyucu için hazırladığı şemaya şöyle bir bakalım:

    01 TELEMACHUS Tower 08 GDWH --- theology narrative-young heir
    02 NESTOR School 09 BNCH --- history catechism-personal horse
    03 PROTEUS Strand 10 BLGN --- philology monolog-male tide

    04 CALYPSO House 08 OR kidney mythol/econ narrative-mature nymph
    05 LOTUS-EATR Bath 09 BN skin chem/botany narcissism eucharist
    06 HADES Graveyard 11 BKWH heart religion incubism caretaker
    07 EOLUS Newspaper 12 RD lungs rhetoric enthymemic editor
    08 LESTRYGONI Lunch 13 BD esoph architect peristalsis constables
    09 SCYLLA&CHR Library 14 -- brain literature dialectic Stratford/London
    10 WANDERINGR Streets 15 RB blood mechanics labyrinth citizens
    11 SIRENS Concertrm.16 CL ear music fuga per canonem barmaids
    12 CYCLOPS Tavern 17 GN muscle surgery/pol gigantism fenian
    13 NAUSIKAA Rocks 20 GYBL eye/ns painting de/tumescence virgin
    14 OXENofSUN Hospital 22 WH womb medicine embryonic develpm. mothers
    15 CIRCE Brothel 23 VI leg/skl dance hallucination whore

    16 EUMEUS Shelter 00 nerves navigation narrative-old sailors
    17 ITHACA House 01 STMK skeltn science catechism-impers. comets
    18 PENELOPE Bed zz STMK fat ---- monolog-female earth

    bu şema şunu anlatıyor ki her bölüm farklı bir bilim dalına, sembole işarettir.( james joyce'un bu şemayı bizzat stuart gilbert'e verdiğini söylüyorlar; bazıları da şemanın sonradan değiştirildiğini)
    mesela 1. bölüm telemachus'u ele almadan önce 1. bölümün giriş kısmını geçelim buraya:

    STATELY, PLUMP BUCK MULLIGAN CAME FROM THE STAIRHEAD, bearing a bowl of lather on which a mirror and a razor lay crossed. A yellow dressing gown, ungirdled, was sustained gently-behind him by the mild morning air. He held the bowl aloft and intoned:

    -- Introibo ad altare Dei.

    Halted, he peered down the dark winding stairs and called up coarsely:

    -- Come up, Kinch. Come up, you fearful jesuit.

    Solemnly he came forward and mounted the round gunrest. He faced about and blessed gravely thrice the tower, the surrounding country and the awaking mountains. Then, catching sight of Stephen Dedalus, he bent towards him and made rapid crosses in the air, gurgling in his throat and shaking his head. Stephen Dedalus, displeased and sleepy, leaned his arms on the top of the staircase and looked coldly at the shaking gurgling face that blessed him, equine in its length, and at the light untonsured hair, grained and hued like pale oak.

    Buck Mulligan peeped an instant under the mirror and then covered the bowl smartly.

    -- Back to barracks, he said sternly.

    He added in a preacher's tone:

    -- For this, O dearly beloved, is the genuine Christine: body and soul and blood and ouns. Slow music, please. Shut your eyes, gents. One moment. A little trouble about those white corpuscles. Silence, all.

    He peered sideways up and gave a long low whistle of call, then paused awhile in rapt attention, his even white teeth glistening here and there with gold points. Chrysostomos. Two strong shrill whistles answered through the calm.

    -- Thanks, old chap, he cried briskly. That will do nicely. Switch off the current, will you?

    bu da türkçesi:

    sarman, babaç, buck mulligan, üzerine bir aynayla bir ustura haçvari konuşmul tıraş sabunu köpüğü dolu tasıyla merdiven başında belirdi. sarı, kuşağı bağlanmamış ropdöşambrı tatlı sabah yeliyle ardında hafif hafif yaplapılıyordu. tıraş tasını yukarı kaldırıp, okudu:

    lntroibo ad altare dei.

    durdu, loş merdiven sarmalından aşağıya bakarak ayı gibi ünledi:

    çıksana, kinch. gel yahu, kansız düzenbaz.

    ağır ağır ilerleyerek atış platformunda durdu. dönüp, ağırbaşlı, kuleyi, etrafındaki kırları ve uyanmaktaki dağları üç kez kutsadı. sonra, gözü stephen dedalus'a ilişti, hançeresinden hırlar, başını sallarken, ona doğru eğilip havada ard arda haçlar imledi. stephen dedalus, sıkkın ve mahmur, kollarıyla merdivenin üst bölümüne yaslandı ve sallana hırlaya kendisini kutsayan beygirimsi upuzun suratla traşsız, tüylü meşe odunu renginde pul pul tepesine yüz vermeksizin baktı.
    buck mulligan bir an aynanın altından bir göz attı, ardından traş tasını güzelce öettü.

    haydin kodese,dedi sertçe.

    işte budur, ey aziz dostum, gerçek efkaristiya: bedeniyle, ruhuyla, kanıyla, yarasıyla. müzik yavaşlasın, lütfen. gözlerinizi kapatın, baylar bayanlar. bir saniye. şu akyuvarlarla başımız dertte biraz. susun, hepiniz.
    buck mulligan yandan yukarıya bir baktı ve uzun, pesten bir ıslık çaldı, sonra muntazam beyaz dişlerindeki altın noktaları yer yer parıldayadursun, bir süre esrik bir dikkatle duraladı. chrysostomos. sessizliğin içinde şiddetli iki keskin düdük sesi yanıt verdi.

    sağol ahbap, dedi canlıca. şimdi oldu işte. elektriği kapat, tamam mı?

    şimdi gelelim dananın kuyruğuna. söz nevzat erkmende:

    ustura: mezbahacının simgesi, rahip bir kasap oluyor.
    tas: katolik kilise ayiniyle alay edilirken,(burada arayagiriyorum görüldüğü gibi burada işlenen konu 'teology'-devam edelim) bir sonraki sahnede (merdiven başı mihrap merdivenlerine dönüşürken) tas da ayinde kullanılan kadehe dönüşecektir. aşai rabbani ayininde kadehteki şarap, isanın kanına dönüşür.
    sarı 16 haziran, fransanın güneyinde çok sayılan pek tanınmamış bir aziz olan st. john francis regisin(1597-1640) yortusudur. bir günah çıkarıcısının yortusu olduğundan, komünyon(aşai rabbani) ayinlerindeki giysilerin de beyaz ya da istenirse sarı olması uygun düşmektedir. ne var ki bu ayinlerde kullanılan giysiler sarı dokumalardan değil, tümüyle ya da kısmen altın telciklerden dokunmuyş kumaşlardan yapılır. katolik kilise ayini bağlamında, sarı renk çeşitli olumsuz anlamlar taşır: kimi zaman sarı, vehennem ateşini, yozlaşmayı, kıskançlığı, ihaneti, ve yalancılığı anlatmak amacıyla kullanılır. bu nedenle, hain yahuda çoğu zaman soluk sarı bir giysi içinde resmedilmiştir. ortaçağda, mezhep sapkınlarının sarı renkli giysiler giymeleri zorunluydu. (george ferguson- signs and symbols in christian art).
    #517203 (zinani, 09.08.2006 14:37 ~ 15:46)
  4. bu açıklamaların yanında, roman çok fazla metine işaret ediyor: james joyce'un romanı için yaptığı alıntıyı aktaralım: 'l ha've put in so many enigmas and puzzles that it will keep the professors busy for centuries arguing over what l meant, and that2s the only way of insuring one's immortality.
    "içine o kadar çok bilmece-bulmaca ve zeka oyunu koydum ki, profesörler yüzyıllarca ne demek istediğimi tartışacaklar, insanın ölümsüzlüğü garantilemesinin tek yolu da budur."
    evet sayın joyce böyle diyor, 'insanın ölümsüzlüğünü garantilemesinin tek yolu' ( bu söz, joyce üzerine yıllardır araçtırma yapmış umberto eco'nun 'joyce tanrı olmak istiyordu'sözünü doğruluyor)
    bir okuyucu olarak benim tek tavsiyem romanı aslından okuyun, çünkü metin anglo-sakson dilinin yüzyıllardır geçirdiği değişimi göstermek için yazılmıştır.
    ve bir tavsiye daha: okuyana çok şey katar, belki biraz sıyırırsınız ama olsun.
    #517235 (zinani, 09.08.2006 14:44)
  5. roman 1914-1921 yılları arasında, trieste, zürih, paris hattında yazılmıştır.
    #517275 (zinani, 09.08.2006 14:52)
  6. joyce'un yarattığı leopold bloom isimli kahramanın bir gününü anlatan 700 sayfalık eser. anlatılan gün 16 haziran 1984 olduğu için joyce hayranları her 16 haziranı joyce'u anma günü olarak kutlarlar.
    #932919 (pafküf, 01.12.2006 00:48)
  7. nevzat erkmen in 5 yılda çevirdiği yky tarafından kazım taşkent klasik yapıtlar dizisi içerisinde yayınlanan dünya da incilden sonra en fazla tartışılan "kutsal kitap".
    #1111229 (sayid jarrah, 05.01.2007 19:24)
  8. jim morrison'un favori kitapları arasındadır(idi).
    #1111339 (ensemble, 05.01.2007 19:43 ~ 19:44)
  9. bu güzide eseri zamanında almıştım. arkadaşlar "yapma, etme, kasma yavrum" tarzında tacizler de bulunsalar da okumak istedim. başladım okumaya. günde 10 sayfa okuyordum; mutlu ve huzurluydum*..

    sonra bir gün yatmadan önce okuyayım dedim. gece lambamı yaktım, tuğla kalınlığındaki kitabı göbeğimin üstüne koyup, hafiften kaldırdığım yastığa da başımı dayayıp "bismillah" dedim. bu şekilde büyük bir mücadele verirkene uyuyakalmışım. kitap karnımın üstüne düşmüş*, boynum da eğilmiş.. uyandığım da başımı kaldıramıyordum, nefes alamıyorum yarabbim, karnımın üstünde feci bi ağrı, aman allah'ım. üç beş dakika debelendim, yatağımda acılar içinde ölücem sandım, yusuflardan yusuf yaşadım...

    işte o gün bu gündür bu kitaptan korkarım, bir vampirin haçtan korktuğu gibi. zaten kitabı da bir arkadaşa verdim, geri de almadım, kurtuldum, mutluyum, huzurluyum*...

    (bkz: sözlüğü anı defteri olarak kullanan yazar)
    #1534876 (jackmartins, 17.04.2007 00:01)
  10. böyle buyurdu zerdüşt ile anlaşılması en zor kitap. bu iki kitabın ortak iki özelliği anlatmak istedikleri şeyleri çok farklı bir biçimde sembollerle anlatmasıdır.
    #1534890 (kisil, 17.04.2007 00:05)
  11. modern romanın başlangıcı olarak kabul edilen, james joyce eseri.

    bilinç akışı tekniği ile kaleme alınmıştır. bu yöntemle geçmiş, şimdiki, gelecek zaman içiçedir.
    olaylar roman kişilerinin bakış açıları ile yansıtılır.

    romanın kahramanları stephen dedalus ile leopold bloom dur.
    bu romanı anlamak bir hayli zor olması hasebiyle ulysses sözlüğü bile yayınlanmıştır
    #2056736 (der ve uzaklasir genc adam, 02.08.2007 15:09)
  12. nevzat erkmen'e hayati zindan etmi$ligini geciyorum. bu kitabin pazarlanma stratejisi, kitaptan daha karma$ik:

    joyce kitabin icine binlerce labirent, sir gizledigini soylediginden midir, yoksa bazi hayalbaz ibneler bunu yanli$ algilayip kitaba "ben" muamelesi yaptigindan midir henuz tam emin olamasam da, leopold bloom'un ve stephen dedalus'un 1 gununu anlatan ve o tek gun icerisinde henry flower, buck mulligan gibi gebe$lerle ya$adiklarini cift ciltte toplami$ bulunan joyce hepimizle da$$ak gecer. stream of consciousness'dan hareketle virginia woolf'un bir benzer ornegini okura pazarlarken de (sanki nick cave tarafindan yazilmi$ and the ass saw the angel kotuymu$, euchrid eucrow manyak otesi bir karakter degilmi$ gibi) kendi kitabini bol bol over. gozlerin kapanana, tepkisizle$ene dek yazmanin, zirvalamanin ne alemi var arkada$im; senin manyakligin her siki ikibucuk dakika icinde tanrila$tiran apotheosis meraklilarina i$ler. nejat i$ler.

    ha;
    incil'den iyi, pepper'dan kotu ayrica. astimdan olmeyecekti de tristan hawkins gorecektim sizi o vakit; o kukla oynatmalar, hayalci olmalar, samuel beckett kiskancliklari yerle yeksan olacakti. tamam bana cok $ey katmi$tir ulysses ama bir yere kadar? coluk cocuk okumasin, buzdolabinin uzerinde dursun.
    #4153309 (ceviz agaci, 28.10.2008 19:20)
  13. özellikle karanlıkta dinlendiğinde* feci etkileri olan bir adet dead can dance şarkısı.müziğin gücünü kanıtlayan ve gerçek anlamda yeteneğe saygı uyandıran bir eser..
    #4335804 (electronia, 09.12.2008 12:52)
  14. james joyce romanı. Odise isimli klasik eserden esinlenerek yazılmış romandır.
    #4409565 (linka, 24.12.2008 16:04)
  15. harika bir franz ferdinand parcasi. sozleri ise tam da soyledir;

    While I sit in here, a sentimental face stares
    And a voice says hi so
    So what you gotta what you gotta disdain
    C'mon let's get high
    C'mon look so, you got next oh
    Walk twenty five miles oh
    Well I'm bored I'm bored
    C'mon let's get high

    C'mon let's get high
    C'mon let's get high
    High

    Well I found a new way
    I found a new way
    C'mon doll and use me
    I don't need your sympathy

    La, la la la la
    Ulysses
    I'll find a new way
    I'll find a new way, baby

    My Ulysses, My Ulysses
    No, bet you are now, boy
    So sinister, so sinister
    Last night was wild
    What's a matter there, feeling kinda anxious?
    That heart that grew cold
    Yeah everyone, everybody knows it
    Yeah everyone, everybody know it
    Everybody knows I

    La, la la la la
    Ulysses
    I'll find a new way
    I'll find a new way, baby

    La, la la la la
    Ulysses
    I'll find a new way
    Well I'll find a new way, baby oh

    Oh, then suddenly you know
    You're never going home
    You're never You're never You're never You're never You're never You're never
    You're never going home.

    Not Ulysses, baby.
    No, la la la la whooo whoo
    You're not Ulysses, whooo whoo
    La la la la, whooo whoo

    http://franzferdinand.ru/?p=391

    klip icinse; http://www.youtube.com/watch?v=31sZ9xZr_Ew +

    dinleyin dinletin efenim.
    #4925143 (isi degistirgeci, 26.03.2009 02:50 ~ 27.03.2009 00:42)

Copyright © 2009 - uludağ sözlük

ulysses başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. ulysses ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu ulysses nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about ulysses. Copyrights of the articles are belong to their authors.