uc muhammed 



kapat
  1. "üç muhammed" isimli mustafa islamoğlu eseri.

    resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e yönelik tavırları üç ana başlıkta incelemiş değerli alim.

    resulullah'ı, aynı yahudilerin peygamberlerine olan tavırlarındaki gibi indirgeyenlerin tavrı...

    resulullah'ı, aynı hristiyanların hazreti isa'ya olan tavırlarındaki gibi yüceltenlerin tavrı...

    bir de resulullah'ı kur'an'la, kur'an'ı resulullah ile beraber anlayan, "oku"yanların tavrı...

    resulullah'ı indirgeyenler, onu bir vahiy postacısı olarak görüp, örnekliğini göz ardı edenler, ne kur'an'ı ne de resulullah'ı anlamışlardır.

    burada yazarın bir cümlesine yer verelim:

    "indirgeme bir şeyi kendisi olmaktan mahrum etmektir."

    resulullah'ı yazarın tabiriyle bir "ara kablosu" gibi görüp, onu hayattan tecrit etmek resulullah'ı gerçek manada öldürmektir. resulullah vücuduyla değil; misyonuyla, davasıyla, örnekliğiyle yaşar. onu hayattan atmak, hayatın her alanında örnek alacağımız peygamberimizi kaybetmek demektir. allah onu "üsve-i hasene" olarak nitelerken, "en güzel örnek" oluşunu kulak ardı etmektir. "alemlere rahmet olan"ın kıymetini bilememek, kadrini bilememektir. allah'a ve resulu'ne nankörlük etmektir, onu hayattan dışlamak.

    yüceltmeciler ise, kendilerine "mit"ler oluşturur. Resulullah ise ha şa bir mitoloji kahramanı değil, bizzat hayat örneğidir. resulullah'ı uydurma masallarla süslemek ve yalnızca hayran olunacak biri haline getirmek, onu nesneleştirmektir aynı zamanda. yalanlarla yüceltilen bir peygamber, allah'ın "yalnızca bizim gibi bir beşer oluş"unu kitabında vurguladığı bir nebi böyle bir bakış açısıyla; ancak ve ancak, masal kahramanı olarak kalır. örneklik teşkil etmez.

    sakalına, eşyalarına hürmetle yaklaştığımız peygamber'in; bildirdiklerine nasıl olur da ilgisiz olabiliriz?

    Resulullah'ın hırkası ile alakalı fetişizmin en büyük temsilcisi münafıkların başı Abdullah bin Ubeyy'dir. o resulullah'ın dediklerini yapmamış, ama resulullah'ın hırkasıyla gömülmüş ve bununla kurtulacağını sanmıştır. heyhat, allah onun namazını kıldırma konusu yüzünden resulullah'ı azarlamıştır. abdullah bin ubeyy böylesi bir münafıktır.

    "o yapar, biz nasıl yapalım?" gibi saçma sorularla değerlendiremeyiz önderimiz efendimizi. halbuki, resulullah'ın misyonu, "o yapar, biz de yapabiliriz, yapmalıyız!" cümlesini insanlara söyletmektir bir yerde. onu bir masal kahramanı olarak terk etmek, onun misyonunu, örnekliğini öldürmektir.

    peygamber vücuduyla yaşamıyor şu an, örnekliğiyle yaşıyor, misyonuyla yaşıyor, mesajıyla... onun hayatını kendi hayatlarımızdan, bir "mit" gibi uzaklaştırmak ona en büyük ihaneti yapmak olur.

    hristiyanlardaki gibi, isa günahlarının affı için kendini feda etmiş olur ve herkes, tüm insanlar kilisenin çocukları, sorumluluktan uzak çocuklar... iradeleri olmayan, günahları için kiliseden af dileyen, rahiplerine dua eden, kiliseye bağımlı, doğuştan kirli çocuklar...

    resulullah'ı kur'an'la anlayanlar ise, ikisinin et ile tırnak gibi olduğunu da anlayanlardır.

    Muhammed (aleyhissalatu vesselam) sadece bir elçidir. Cismi kalkar, yoktur artık. Baki kalan Allah'tır.

    Allah bir insanı tüm insanlığa ve kendinden sonrakilere de Hatem olmak üzere gönderdiyse eğer burada bir hikmet vardır elbette. ama giden bir insan maddi mirasıyla anılırsa anılarının içi boşaltılmıştır.

    Resulullah'a yapılabilecek en büyük sadakatsizlik onun anlatmakla, yaymakla, uygulamakla yükümlü olduğu Kur'an'ı terk etmektir. Onunla gelen kitap insanlığın/halife adayının kullanım kılavuzudur.

    Resulullah Kur'an'la bir anlam kazanır. Kur'an'sız Resulullah, Resulullah'sız da Kur'an olamaz.

    Kur'an işin kalbi, teorisi, sistematiğidir; Resulullah ise bu teoriyi, kalbi yaşama döken/uygulayan kişidir.

    Biz Resulullah'tan şunu anlarız:

    "Kur'an hayata nasıl tatbik edilir?"

    resulullah yazarın tabiriyle, "yürüyen kur'an" dır.

    şimdi mustafa islamoğlu'nun bu kitapla alakalı bir makalesinden alıntı paylaşalım:

    "Şu bir gerçek ki, bir peygamber iki tür yaşar: Birincisi fiziki varlığıyla, ikincisi misyonuyla. Bir peygamber iki kez öldürülebilir: Birincisi fiziki varlığını ortadan kaldırarak, ikincisi misyonunu ortadan kaldırarak.

    Eğer peygamberin fiziki varlığı ortadan kaldırılmış fakat misyonu yaşıyorsa, o gerçekte yaşıyor demektir. Çünkü peygamberi peygamber yapan bedeni değil mesajıdır. Fakat, eğer ortadan kaldırılan misyonu ise, işte peygamber asıl o zaman ölmüş ve öldürülmüş demektir.

    Tarihsel süreç içerisinde, bir de islami disiplinlerin kendilerine özgü peygamber portreleri oluşmuştu Hadisçilerin hep söz söyleyen, sürekli konuşan peygamber anlayışı, Fıkıhçıların, Hz. Peygamber'in her söz ve davranışına bir hukuk definesi gibi baktıkları formel aklın kodlayıcı peygamber anlayışı; ve Mistisizmin peygamberi adeta buharlaştırıp bir "enerji bedene" dönüştüren "Nur-u Muhammedi" felsefesine dayalı irfanî peygamber anlayışı...

    Bu problemli tasavvurların sağlamasını neyle, nasıl yapacaktık? Yani, doğru bir peygamber anlayışına nasıl ulaşacaktık?

    Elbette Kur'an'la!

    Çünkü, nasıl Kur'an'ı onunla tanıdıksa, onu da Kur'an'la tanıyabilirdik. O nasıl Kur'an'ın aynasıysa, Kur'an da onun aynasıydı. Allah'ın gör dediği yerden bakanlar, onu Kur'an'da Kur'an'ı onda görürlerdi.

    Kur'an onu "tarihsel bir değer" olarak değil, aktüel bir değer olarak tanıtır ve her müminin "şimdi ve burada"sına taşır. Kur'an'a göre o aktif, kurucu ve inşa edici bir öznedir. Kur'an onu bir 'iletişim aleti" gibi, ya da "melekleştirilmiş bir efsane varlık" gibi gören anlayışı dışlar.

    En iyisi onu Kur'an'dan öğrenmek. Nasıl ki Kur'an'ı en iyi o anlatmışsa, onu da en iyi Kur'an anlatmıştır.

    O veda hutbelerinde "büyük şahit" olmanın endişesiyle kendisini dinleyen kalabalıklara önce "Tebliğ ettim mi?" diye soruyor, ardından aldığı cevabı Allah'a arz ederek "Şahid ol Yarab!" diyordu.

    Ondan 14 asır sonra dünyaya gelen sıradan bir kulun şahadetinin onun nezdinde bir değeri varsa, ben de şahidim ki o, Risalet görevini bihakkın yerine getirmiştir. Bu kitap, şahadetimin bir belgesi sayılırsa, işlevini ifa etmiş olacaktır."

    edit: imla.
    #3638511 (aklini kullanan gerizekali, 08.07.2008 20:50 ~ 20:56)
  2. mustafa islamoğlu'nun kitabın yazılış aşamasında, kitap hakkında yazdığı bir makale şöyledir:

    "Bu, üzerinde aheste aheste yol aldığım bir kitap çalışmasının ismi. Klasik musannifler tarafından bağımsız birer disiplin gibi değerlendirilen siyer, meğazi, şemail, hilye, mucizat, hasais gibi hepsi de Hz. Peygamber'in hayatını ya da bir boyutunu ele alan edebiyata, usul açısından eleştirel bir yaklaşımı önceliyor bu çalışma.

    "Üç Muhammed de kim?" diye soracak olanlara sıralayalım:

    1. Olağanüstüleştirilip melekleştirilerek hayattan dışlanan Muhammed (a)

    2. Aşağılanarak, Allah'la insan arasında postacı seviyesinde -özürle- bir 'ara kablosu' gibi algılanan Muhammed (a).

    3. Bunların dışında ve karşısında yer alan Kur'an'ın tanıttığı ve kendisinde ahlaka dönüştüğü, sözcüğün en mükemmel çağrışımlarıyla 'insan' ve 'elçi' Muhammed (a).

    Bu kategoriden ayrı olarak bir de islami disiplinlerin Hz. Peygamber'i tek boyutlu algılayışları var:

    1. Muhaddislerin hiç susmamacasına hep konuşan, hayatı söz söylemekten müteşekkil olan peygamber anlayışı.

    2. Sufilerin, biraz münzevi, biraz seçkinci, bir parça sermest, ama hep 'esrara' gark olmuş ve illa ki 'olağanüstü' peygamber tasavvuru.

    3. Fakihlerin, sürekli kural koyan, en insani durumlardan dahi hukuki kurallar çıkaran, hayata salt hayatı kodlamak için gelmiş izlenimi veren ya da her haline 'kodifikasyon malzemesi' olarak bakılan peygamber tasavvuru..

    Ve bütün bu farklı yaklaşım ve tasavvurlar arasında kaynayıp giden 'örneklik misyonu.'

    Hem nasıl örnek alınsın ki?

    Ama Kur'an onu ahlaki davranış alanında örnek göstermedi mi, diyeceksiniz.

    Kesinlikle haklısınız. Zaten örnek olarak sunmak, örnek objesinin 'üretilebilmesiyle' mümkündür. Kur'an örnek alınması mümkün olmayan birini örnek göstermez. Eğer örnek göstermişse bu, "örnek gösterilenin", örneklik alanlarında insanlar tarafından yeniden üretilebileceği, her zamana ve zemine taşınabileceği anlamına gelir.

    insanlar sesi herkesten gür çıkan, boyu herkesten uzun görünen, teni misk ü amber kokan, küçük abdesti şifa olan, büyük abdesti tahir olan, erkekliği kırk erkek gücüne denk olan bir peygamberi örnek alamazlar. Böyle bir peygamber tasavvurunun amacı insanlara "örnek göstermek" değildir; sadece ıslık çaldırmak ve Peygamber'i insan elinin ulaşamayacağı bir yüksekliğe (!) sürgün etmektir.

    Böyle bir tasavvurun sahibi, "hayran" olur ama "örnek almaz"; belki "kurban olur" ama onu "hayata taşıyamaz." Zaten böyle bir peygamber tasavvuru ancak uğruna ölmeye yarar, onu ölü çağlara hayat veren bir âbıhayat gibi taşımaya, yaşamaya, yaşatmaya değil.

    Aşağılayan ve onu paranteze alma cüreti gösteren karşı sapma, yukarıdaki ifrat davranışa bir tepki olarak palazlanmıştır. Bu sapma, peygambersiz bir vahyin olamayacağı yasasını yok sayarcasına, dinin kitabi kaynağına tutunma adı altında dinin hayati kaynağını görmezden gelmeyi teklif etmektedir. Haricilerle başlayıp Hind-islam Modernizmi'yle sistemli bir söyleme kavuşan ve bugünlere gelen "Kur'ancılık" akımı, işte bu yanlışın farklı nedenler ve ortamlarda ortaya çıkan savunucularıdır.

    Aslında bu iki dengesizlik, sonuçları açısından aynı gözede buluşmaktadırlar: Peygamber'i hayattan dışlamak. Amiyane tabirle bu sonuca 'topu taca atmak' da diyebiliriz. Ne var ki, peygamberi hayattan dışlama işini biri 'yüceltme' tavrı altında icra ederken diğeri 'indirme ve indirgeme' tavrı altında yapmaktadır. Neticede iki tavır da aynı kapıya çıkmaktadır.

    Oysa ki Kur'an, Hz. Peygamber'in "örnek insanlığına" vurgu yaparak bu tavırların ikisine de daha baştan set çekmiştir. Bu mesajı Hz. Peygamber de içselleştirerek şu ölümsüz uyarıyı yapmıştır: "Meryem Oğlu'nu olağanüstüleştirdikleri gibi beni de olağanüstüleştirmeyin. Ben yalnızca bir kulum. Deyin ki: O Allah'ın kulu ve elçisidir."

    Bu uyarı, Hz. Peygamber'in ümmetine "Hıristiyanlaşmayın, Yahudileşmeyin!" uyarısıdır.

    Çünkü Hıristiyanlar peygamberlerini yüceltme adına tanrılaştırdılar ve sevgiyi cinayete dönüştürdüler: Allah'ın kulu ve güzel peygamberi isa, asıl tanrılaşınca öldü. Onu öldürenler onu tanrılaştıranların ta kendileridir. Çünkü insan putlaştırılınca örnek olarak hayatın içinde yaşama imkanını yitirir. Yahudiler ise tam tersi bir tavırla kendi peygamberlerini aşağıladılar, taşladılar, öldürdüler. Birincilerin yaptığıyla ikincilerin yaptığı aynı kapıya çıktı.

    Şair ne güzel söylemiş:

    Muhammedun beşerun la ke'l-beşer
    Bel huve ke'l-yakûti beyne'l-hacer

    Muhammed bir insandır, sıradan bir insan değildir ama
    Taşlar arasında mücevher neyse, odur onun konumu da

    Muhammed, muhabbetin müebbet timsalidir. Ona ümmet olma onuru, tüm diğer beşeri mensubiyetlerin vereceği onurdan kat kat üstündür. Fakat bu onuru taşıyanlar, onu kutsayıp göklere çıkararak ya da yoksayıp yerin altına kapatarak hayattan dışlayanlar değil, onun ışığını izleyerek hayatı yolculuk, dünyayı yol, insanı yolcu, imanı yol azığı bilip gösterdiği istikamette yola revan olanlardır.

    ( 16 Haziran 2000 )"
    #3638519 (aklini kullanan gerizekali, 08.07.2008 20:52)
  3. (bkz: yahudileşme temayülü)
    (bkz: mustafa islamoğlu)
    #3638645 (aklini kullanan gerizekali, 08.07.2008 21:42)

© 2008 - uludağ sözlük

uc muhammed başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. uc muhammed ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu uc muhammed nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» yilmaz erdogan » kadin » rip ride » ogrencilerin kopya cekmesine goz yuman hoca » serefsiz diferansiyel denklemler » tanri nin olmadigi yer » durduk yere tersleyen ariza kadin » kotuluk gorme sanrilari » isletme » amigurumi » matematik fikralari » tip fakultesi ogrencisiyim » kirik kalplerin oya ablasi » sevilmedigini bilerek yasamak » supurgesiz cadi » a » b » c » d » e » f » g » h » i » j » k » l » m » n » o » p » q » r » s » t » u » v » w » x » y » z » 0 » 1 » 2 » 3 » 4 » 5 » 6 » 7 » 8 » 9 » sitemap » kısa » johann carl friedrich gauss » oy verme kriterleri » tatar mp3 indirir mi ey ogul » otoklav firini » askim coraplarin da islandi mi » santimlere takilmayin » mavi gozlu dev » the way i am » somnambulizm » siyasetin insani yozlastirmasi » stockholm » yumurtanin fircalanmams tarafi » hiddet ve asabiyette olu gibi ol » caligula s casino » enlarge your penis