tutunamayanlar 


/ 5
kapat
  1. dert , parasızlık , asksızlık , dersleri gecememezlik , tembellik , depresif ruh hali.... olabilir.* * *
    #2511275 (şenlik, 24.10.2007 03:15)
  2. (bkz: bitiremeyenler)* *
    #2511276 (browninni, 24.10.2007 03:15 ~ 03:17)
  3. (bkz: olric)
    #2511278 (antilopyawrusu, 24.10.2007 03:17)
  4. (bkz: bir mühendis olarak oğuz atay)
    #2511293 (chatin, 24.10.2007 03:23)
  5. saniyelerimi, saatlerimi, günlerimi almış bir kitaptır bu..
    $u entry'ye kadar istisnasız 4 sayfa boyunca şöyle güzel kitap, böyle aşmış kitap, başucu kitabı, ayakucu eseri gibi tanımlamalara maruz kalmış veya bunların değişik bileşimleri ile nitelendirilmiştir.
    ama gel gör ki, okudum bitirdim..ulan acaba üst düzey kozmik bir bilgi vardı da ben mi anlamadım, göremedim.kapasitem mi yetmedi..ya da ben başka bir kitabı mı okudum diye düşündüm kendi kendime..
    yahu safi zaman kaybı.hayatımda hiç bu kadar gereksiz cümleyi bir arada görmemiştim.hiç bu kadar uzun ve gereksiz anlatıma rastlamamıştım.bomba sonlara doğru patlayacak, sabretmeliyim diye diye kitap bitti.arkasından altını çizdiğim birkaç slogan vari cümle kaldı.zaten fazlalıkları elesen geriye 3-5 sayfa içerik kalır 700 sayfanın içerisinden..onu okusan kafi.geriye birbirinden kopuk hikayelerden başka bir içerik kalmıyor..
    #2677180 (mrtince, 08.12.2007 19:38)
  6. kitaptaki en beğendiğim bölümü geçeyim; sayfa 223-226 arası. okuduktan sonra kitaba devam etmek neredeyse olanaksızdır. kendinize sorgularsınız acaba bunu daha önceden kim yazdı diye ? aklınıza türk edebiyat tarihinden kimse gelmez. geri döner bir daha okursunuz, sonra bir daha, sonra bir daha. içiniz acır ve kitaba devam edersiniz.

    "Mahkemede, suçlu sandalyesinde, bilerek ya da işledikleri suçları bilmek zahmetine katlanacak kadar dahi düşünmediklerinden bilmeyerek, eziyet eden, hor gören, aşağılayan, ihmal eden, aldırmayan, unutan, kötüleyen, alay eden, ıstırabı paylaşamayan, insanlar arasında duvarlar çeken, küçümseyen, çaresiz bırakan, yalnız bırakan, terkeden, baskı yapan, istismar eden, ezen, cesaret kıran, iyilik etmeyen, değer veremyen, kalbi temiz olmayan, doğruyu yanlış gösteren, yanlışı doğru gösteren, samimiyetsiz, insafsız, korkutan, yanına yaklaştırmayan, başkasının yaşama hakkına saygı duymayan ve kendinden memnun olabilmek için her davranışı meşru sayan onlar, yani bizim küçük kalabalığımızı hava sızdırmayan tabakalar halinde üst üste saran, nefes almamızı dahi engelleyen, yani mahallemizin bütün bileği kuvvetli ve içi boş küçük kabadayıları ve onların büyük ortakları, yani esasında sayıca üstün olanlar, yani her zavallıdan daima bir rütbe bir kademe bir sınıf yukarıda olanlar, yani şekilsiz hüviyetleriyle daima vuran ve kaçınabilenler, yani hem ezip hem de ezdiklerini kabul etmeyenler, yani bir mertebe aşağıdayken ezilen ve bir derece terfi edince ezenler, yani çırağını, birşeyler öğretmesine karşılık her zaman döven ve ona insan muamelesi etmeyen ustalar, muavininin başına vuran şöförler ve onlarla birlikte memurlarına dalkavukluk ettiren amirler, duygusuz amirlerle birlikte garsolara paralarıyla orantılı olarak bağıran müşteriler ve kaba müşterilerle birlikte hakkını arayanlara yumruklarını gösteren görevliler ve yetkilerini kötüye kullanan görevlilerle birlikte bilgisizin bilgisizliğini suratına çarpan ve ondan bir kelime fazla bilen bilgiçler, yani öğrenmek isteyen herkese eziyet eden öğreticiler ve onlarla birlikte her değişik davranışa saldıran şekilsiz kalabalık ve kalabalıkla birlikte onlara alkış tutanlar ve onlarla birlikte her tartışmada en bayağı usullerle haklıyı haksız çıkartanlar ve onlarla birlikte her savaşta kazananı tutanlar ve onlarla birlikte kimseye zararı olmayan zayıfları ezerek kuvvetli olma duygusunu tatmin edenler ve onlarla birlikte her zaman ve her yerde her sınıftan ve her ideolojiden ve her düşünceden insanlar arasında daima ön safa geçerek aslan payını kendilerine ayıranlar ve ayırır ayırmaz insanlarla aralarına aşılmaz duvarlar örenler ve böylelerine her zaman haklı çıkarıcı bahaneler sebepler yasalar kurallar sınıflamalar bulup çıkaranlar yani her zaman insanları insanlardan ayıranlar ve onları birbirlerine düşman edenler ve onlara körü körüne uyan kalabalıklar ve gerçeği boğanlar ve onlarla birlikte insanı bu koca dünyada yalnız bırakarak arkadaşlık dostluk sevgiyle uzatacakları sıcak bir elleri olmayanlar yani elsiz gözsüz akılsız kalpsiz ve kansız gerçek sakatlar yani onlar onlar onlar onlar onlar onlar... karşımıza oturacaklar.

    Ve biz onlara diyeceğiz ki:

    Hesaplaşma günü geldi. Şimdiye kadar yalnız din kitaplarında yargılandınız. Biz fakirler, zavallılar, yarım yamalaklar, bu kitapları okuyup teselli olurken içinizden güldünüz. Ve çıkarınıza baktınız. Hatta gene sizlerden, sizin gibilerden, büyük düşünürler çıktı ve bu kitapların bizleri uyuşturmak için yazıldıklarını ileri sürdüler. Biz zavallılar, ya bu düşüncelerden habersiz kaldık, ya da bunları yazanları bizden sanarak alkışladık. Yani uyuttular alkışladık, uyandırıldık alkışladık. Her ne kadar bugün siz suçlu, biz yargıç sandalyesinde oturuyorsak da gene acınacak durumda olan bizleriz. Esasında, sizleri yargılamaya hiç niyetimiz yoktu; sizin dünyanızda, o dünyayı bizlerlerin sanıp yaşarken, hepinize hayrandık. Sizler olmadan yaşayabileceğimizi bilmiyorduk. Ayrıca, dünyada gereğinden çok acıma olduğuna ve bizim gibilerin ortadan kaldırılmasının sizlerin insancıl duygularına bağlandığına inanmıştık. Bu çok masraflı dünyada bir de bizlere bakmanız katlanılması zor bir fedakarlıktı. Arada bir bize benzeyen biri çıkıyor ve artık yeter diyordu. Onunla birlikte bağırıyorduk ve sonunda her zaman kaybediyorduk. Onlar da sizler gibi onlardı. Düzeni çok iyi kurmuştunuz. Hep bizim adımıza, bize benzemeyen insanlar çıkarıyorduk aramızdan. Kimse bizim tanımımızı yapmıyordu ki biz kimiz bilelim. Gerçi bazı adamlar çıktı bizi anlamak üzere; ama bizi size anlattılar, bizi bize değil. Tabii sizler de bu arada boş durmadınız. Bir takım hayır kurumları yoluyla hem kendinizi tatmin ettiniz, hem de görünüşü kurtarmaya çalıştınız. Sizlere ne kadar minnettardık. Buna karşılık biz de elimizden geleni yapmaya çalıştık: kıtlık yıllarında, sizler bu dünyanın gelişmesi ve daha iyi yarınlara gitmesi için vazgeçilmez olduğunuzdan, durumu kurtarmak için açlıktan öldük; yeni bir düzen kurulduğu zaman, bu düzenin yerleşmesi için, eski düzene bağlı kütleler olarak biz tasfiye edildik (sizler yeni düzenin kurulması için gerekliydiniz, bizse bir şey bilmiyorduk); savaşlarda bizim öldüğümüze dair o kadar çok şey söylendi ki bu konuyu daha fazla istismar etmek istemiyoruz; bir işe, bir okula müracaat edildiği zaman fazla yer yoksa, onlar kazansın, onlar adam olsun diye biz açıkta kaldık; yani özetle, herkes birşeyler yapabilsin diye biz, bir şey yapmamak suretiyle, hep sizler için birşeyler yapmaya çalıştık. Bütün bunlar olurken birtakım adamlar da anlayamadığımız sebeplerle anlayamadığımız davalar uğruna yalnız başlarına ölüp gittiler. Böylece bugüne kadar iyi (siz) kötü (biz) geldik. Bize, sizleri yargılamak gibi zor ve beklenmeyen bir görev ilk defa verildi; heyecanımızı mazur görün.

    Aramızda hukukçu olmadığı için söz uzatılmadı, sanıkların kendilerini savunmalarına izin verilmedi. Gereği düşünüldü. Sanıkların ellerinden başarılarının alınmasına oybirliğiyle karar verildi."
    #2692824 (nerval, 13.12.2007 14:31)
  7. hakkında güzel kitap, iyi kitap, bir baş yapıt, şahane gibi laflar duydukça fitil olduğum oğuzcuğum ataycığım ın yazmış olduğu eser.. (bkz: kitabı nerenden okudun) demek lazım böylelerine.. tutunamayanlar bir değil bir düzine tokattır veya tokat silsilesi.. ve hiç kimse bir tokat yedikten sonra 'müdür, çok güzel vurdun, harika bir tokattı..' demez.. özellikle 80liler ve sonraki neslin mutlaka okuması gereken bir kitap..
    #2706567 (inisiyatif7, 17.12.2007 11:54)
  8. (bkz: küçük burjuva nimetleri)
    #2715747 (chirurgus, 19.12.2007 14:14)
  9. bir sınav daha bitmiş...
    komiteler , hep bitiriyor zaten kendide bizi bitiriken
    farklılık yarın arada sırada yaşanan bir rastlantıda, yarın arife, eve dönüş için yola çıkış...

    aykuta heyacanla söyledim sınav sonrası, o onu okuyanlardı.
    ''aykut tutunamayanları aldım, okuyacağım''
    aykut beklediğim bir şekilde yanıt verdi
    ''benim onu bitirinceye kadar kıçım çıktı, bence sen onu bitiremezsin''
    akabinde kitabın maddi ağırlığı geldi 800 sayfa okunur mu acaba?
    3 - 5 bölüm atlasam, olmaz, atlasam bitiremem, of çok karışık...

    yarın akşam keyifli bir günün ardından yola çıktım.
    elime otobüse binerbinmez o heyecanla beklediğim kitabımı, tutunamayanları aldım
    onla ilk karşılaşmamı böyle planlamamıştım
    gerçi bugüne kadar hangi planım tuttu ki?
    olsun ama bunlar tutabilirdi...
    18 yaşımın yaz tatilinde ulysses ve tutunamayanları okuyarak edebiyattaki fildişi kuleleri fethedecektim.
    18 yaşa altı edebiyat fatihleri diye bir klüp varsa oraya üye olacaktım, yoksa ben kurup başkanlığını yapacaktım
    ama olmadı, her planım gibi bu da tutmadı
    ne meslektaş buck mulliganlane de turgut ozbenle 18 yaşımdan önce tanışamadım.
    şimdi 19 yaşındayım ve okudum.
    ne fark edeceksiniz diyeceksiniz biliyorum
    ama sizin benim ne kadar gösteriş düşkünü olduğumu bilmediğinizden bu yanılgıya düştüğünüzü de biliyorum.
    ben gösteriş düşkünü entelektüel olma gayesindeki 3. sınıf bir entelim, asla entelektüel değilim, olamam
    başarısız bir ömrün ilk sancısı
    ben buna varolma bunaltısı diyorum, ne büyük bir ad değil mi?
    tam gösteriş tutkunlarına, tut-k-unamayanlara göre değil mi?
    ben o gösteriş düşkünü aşağılıklardanım...
    o yüzden adım ben...

    işte bir tutunamayan daha

    kaç kez baktım kütüphaneye, içindekileri
    defalarca listeler hazırladım okumak için,
    her kitabı büyük bir hırsla elime aldım
    ortasından yarım kaldı
    bende entelektüel gelşimimi tamamlayamadığım için entel
    ah o pis enteller...
    ah ben ah!

    pazar ayinleri planlamıştım ben,
    hem de büyük bir mutluluk ve doyumsuz bir kibirle ah ben ah aşağılık ben...
    her pazar öğlen kalkılacak uzatılmış kahvaltı yapılacak
    gazete, pazar ekleri okunacak, arka fonda müzik dinlenecek
    ve akşamında güel bir yerde yemek yenecek!
    tam da atayın tarifine uygun!

    piyano
    piyano piyano bacaksız!
    çalmasam da çalamasam da sadık bir dinleyicisi olmasam da
    salonumda olsun isterdim
    beyaz steinway, ingiliz stil bacak, ucu tunç ve asilce parlak
    ta ki bu dahi kitapta tariflenene kadar
    bu dahi ince ayrıntılarla renklendirilene kadar
    artık istemiyorum...
    idil biret otur sıfır!

    ''hımm ne güzel bir söz''
    ''kim söylemiş kant mı''
    ''unutmadan ezberliyim o zaman''
    ''yeri geldiğinde söyler hiç tanımadığım kantı cahilliğimi örten bir perde yaparım''
    ''cümlem de hazır, bir de kant bu konuda şöyle demiştir; bla bla bla...''

    ben ve siz diğerleriniz, değerleriniz
    çoğumuz, her birimiz ayrı ayrı
    sen ve inanmayanlar .hariç
    yavaş ve yavaş hariçten
    tutunamadan düşüyoruz
    gerçekliğimiz
    çarpıyor
    yüzü
    müz
    e
    .
    .
    .
    .
    .düşmüşüm....
    #2717095 (chirurgus, 19.12.2007 20:17 ~ 20:27)
  10. türkiye de modernist romanı kanonik evreye sokan ilk eser. modernizmin getirdiği insanın açmazlarını, yabancılaşmayı, psikolojik bunalımlarını konu alır.
    #2745967 (ehl i dil, 25.12.2007 20:41)
  11. "bir silgi gibi tükendim ben. başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım; mürekkeple yazmışlar oysa. ben, kurşunkalem silgisiydim. azaldığımla kaldım.."
    #2746127 (endless, 25.12.2007 21:11)
  12. oğuz atay ın içindekileri kustuğu, ortaokul ve lise birinci sınıf çağlarında asla okunmaması gereken roman.
    #2821191 (gulce, 11.01.2008 03:41)
  13. --spoiler--
    " Acaba sinüsü mü yoksa kosinüsü mü daha çok seviyorum diye öyle bir açmaza düştüm ki, sonunda ikisininde karesini aldım; yine bir neticeye varamadım. " gibi bir cümle ile bunaltıcı bir oss senesinde yüzümü güldürebilmeyi başarmış kitap.
    --spoiler--
    #2967705 (fightordie die, 07.02.2008 21:59)
  14. gerçekten çok ilginç bir romandır. 736 sayfayı en sıkışık olduğum bir dönemde 5 günde okutmuştur..garip ruhi tahlilleri vardır..hak vermemek elde değildir..
    #2984315 (kuvass, 10.02.2008 21:25)
  15. daha bir veletken hocanın zoruyla okumak zorunda kalınca ve kalınlıgını görünce hocaya sıkı küfretmenizi saglayan; ama zamanla okudukca hocaya küfrettiğiniz için kendinize küfrettiğiniz, iyi ki okumusum denilen kitaplardan biri.
    #3088842 (laplacein seytani, 03.03.2008 17:55)
  16. Tutunamayanlar gerçek anlamda bir destan, uzun ve lirik ezgili bir ağıt. Öyle çabucak içselleştirilecek bir olay değil; olay diyorum çünkü başka bir boyuttan bakarsak bir vaka gibi... Aslında hepimizin yaşamını anlatıyor, hepimizin imgeleminde dolaşıyor, sırlarımızı ayyuka çıkarıyor... Oğuz Atay kendide diyor; Tutunamayanlar bireyin bilinçaltında kapalı kalan düşleri anlatıyor...

    Turgut Özben ve Selim Işık...

    Her yerdeler göreceksiniz...
    #3139894 (ferfecir, 14.03.2008 21:41 ~ 21:42)
  17. (bkz: dusenler)*
    #3139929 (oneydilan, 14.03.2008 21:47)
  18. "hayata tutunamadığımız için espri yapıyoruz"
    #3191099 (clones, 26.03.2008 02:01)
  19. şair ve yazarlar öldükten sonra bile bugünün aciz insanına cevap verebiliyor gerçekten.
    hem de amiyane tabirle "kapak oldu" dedirten türden.

    okurken tüylerin diken diken oldu.
    yorumu ise okuyanlara bırakıyorum ben de. ne anladığım bende, kendimde mahfuz:

    "işte böylece dostum, okumuş olduğum onsozlerden edindiğim bilgiler boşa gitmeyecek. Dünya çapında ilk "önsözcü" olacağım. edebiyat dunyasinda binlerce yıldır eksikliği duyulan bir yaratıcı ortaya çıkacak. Belki isvec akademisi de bu konuda bir nobel odulu koyar; ne dersin?"

    ne dersin
    #3243437 (oyuncakdunya, 07.04.2008 23:28)
  20. ...

    nasıl yaşadım on yıl bu evde? bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? ben ne yaptım. kimse de uyarmadı beni. işte sonunda anlamsız biri oldum. işte sonum geldi. kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım... *
    #3297550 (endless, 21.04.2008 00:07)
  21. 9 aydan beri ilk 30 sayfasını 40 defa okuduğum ve başlayıp başlayıp bir türlü bitiremediğim;
    "istemek başarmanın yarısıdır." felsefesiyle giderse, sadece baş ucu eserim olarak kalıcak kült kitap.
    tek seferde başlayıp bitirenlerin tebrik edilmesi gerek.
    #3435017 (sokratesla, 23.05.2008 10:55 ~ 10:59)
  22. hatırladığıma göre kitabın bir yerinde göçebe hayvan türüydü bu tutunamayan canlısı. arkadaşlarında kalır, kovuluncaya kadar da gitmezdi. kendini beslemekten acizdi, yemek yemeyi falan unuturdu. arkadaşlarının eve getirdiğiyle yaşamını devam ettirirdi. bunları okurken aa bu benim lan demiştim kendi kendime.
    #3577045 (serbest radikal, 24.06.2008 13:54)
  23. O zamanlar hayat daha güzeldi Olric yoktu... Cümlesi insana içindeki Olric'i sezdirten postmodern roman.
    #3599112 (keser, 30.06.2008 02:01 ~ 02:17)
  24. (bkz: tutunamadım)
    #3599164 (oyalanma, 30.06.2008 02:22)
  25. "sevgili isa

    bütün olanlar için özür dilerim..kabahatin bende olduğunu biliyorum..günlerdir durmadan seni dü$ünüyorum..kitabını elimden bırakmıyorum..bütün meselelerde sen haklısın..bugün dü$ündüklerimi, seninle birlikte olduğumuz gün bilseydim, her $ey ba$ka türlü olurdu..fakat, göreceksin, bir daha bulu$ursak nasıl istediğin gibi bir adam olacağım..o kadar deği$tim ki beni tanıyamayacaksın..çar$amba günü annemler vede yoklar..gelebilirsen rahat rahat konu$uruz..

    seni-seven
    selim

    isa gelmedi.."
    #3675915 (alwayssleepy, 17.07.2008 08:58)
/ 5
© 2008 - uludağ sözlük

tutunamayanlar başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. tutunamayanlar ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu tutunamayanlar nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» fizikalibilitesice » 22 temmuz 2008 sozlugun saftinin kaymasi » grave digger » pierre joseph proudhon » aziz yildirim » baslik ve nick uyumu » amd opteron 2350 » somewhere back in time » yigit ozgur » hacettepe a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » 20 haziran 2008 hirvatistan turkiye maci