tum cekilen acilara inat yasamak 


kapat
  1. inadına yaşamak işte... nasıl bir tarifi olabilir ki bunun... herkes binbir şekilde acı çekiyor ve yaşamak vazgeçemediğimiz tek şey... ölmek kolay olsaydı zaten hiç durmaz ilk ben ölürüdüm sanırım... ama kolay değil işte, hele bir de başarısızlıkla sonuçlanan bir girişime yeltenilmişse...

    neyse konu bu değil tanımlamak gerke başlığı ya da edebi bir şeyler yazmak gerek...

    hepimiz bir çok acı ile büyümüş ve büyümekte olan insanlarız... bize en çok koyanı da belki de sevgilinin giderken bıraktığı acılar oluyor... çünkü onlarla paylaşılan zamanlarda onun da çok acı çektiğini öğreniyoruz... ama gidiyorlar işte... onlar da inadına yaşanacak bir acı bırakıyorlar biz de...

    garipsediğimiz, kabullenemediğim şey bu olsa gerek... geçmişi acılarla dolu birisinin başka acı çekmiş birisine yeni acılar eklemesi...

    "neden?" diye aptalca sorular soruyoruz... "hiçbir nedeni yok" diye kaçamak cevaplar alıyoruz... işte bu dakikadan sonra inadına yaşıyoruz hepimiz... inadına nefes alıp, inadına mutlu oluyoruz kısa ya da uzun zamanlar...

    ailemize inat, sevgilimize inat, dostlarımıza inat ve belki de tanrı'ya inat yaşıyoruz...

    yeni amaçlari yeni hayaller yükleyip günlerimize yaşamımızı idame ettiriyoruz... keşke ölmek kolay olsaydı, keşke vazgeçmek gidenler, terk edenler kadar basit olsaydı... işte o zaman hayat daha bir güzel olurdu belki de...

    bu belki ve keşke ne kadar itici, can acıtıcı bir lafmış...
    #2794561 (fatal, 05.01.2008 19:25)
  2. Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine Nâzım Hikmet böyle diyor 'Davet' şiirinde.

    ağaçın özgürlüğü neye göre kime göre?

    evet ben kendimi bir ağaç yerine koyuyorum. yazın meyve veren bir ağaç yada kışın yaprakları dökülen kel kalan bir ağaç, bir kavak meyvesi olmayan sadece görüntüsü olan, sonbaharda sararan yaprakları ile etrafı kirleten bir kavak ağacı.

    doğdum büyüdüm 'düşe kalka derler' ya aynen öyle. gülmeyi öğrendim, özlemeyi, sevmeyi, nefret etmeyi, ağlamayı, acı çekmeyi, açı çektirmeyi. bizler daha yolun başındayız öğreniceğimiz öğreticeğimiz çok şeyler olacak bazen dayak yiğeceğiz bazen dayak atıcağız ama herşeye rahmen yaşıyacağız son nefesimize kadar.

    tüm çekilen acılar bir sonrakinin acısını bastıran ağrı kesiciler niteliğinde olucak. hani sobada eli yanan bir çocuğun aklında kalan cız kelimesi bir dahakine daha bir tedbirli yaklaşır sobaya olacaklarından haberdardır beynine kazınmıştır bir kere dikkatsiz davranırsa elinin cız olacağını yanacağını.

    işte bu yüzden çekilen acılara inat yaşamak ve bir daha yaşama sıkıca tutunmak ve hiçbir zaman pes etmemek.
    #2794678 (kuntayi kinteleyen adam, 05.01.2008 19:51 ~ 06.01.2008 11:50)
  3. yaşamak, psikolojimiz reddetse bile biyolojimizin ısrarla sürdürdüğü bir durumdur. acılara inat yaşamak da biyolojimizin psikolojimize gem vurmasıdır.

    Acılara inat

    Tüm acılara inat
    Güneşe köprü kurdum
    Islak gözbebeklerini yüreğimde kurutmak için
    Yıldızlara merdiven uzattim
    Karanlık gecende gözlerinde umut olmak icin
    Yel değirmeni oldum sisli sabahlarda
    Acılarını yüregimde öğütüp gülüşlerini görmek icin

    Söz verdik yarınımıza , yenilmemeliydik katmerlesmiş acılarımıza
    Kalbimizde gözyaşı ve keder olmuş müptela
    Nasırlanmış yarınlarımız sanki ezeyla cefa
    istemem onca sırtımda yük varken neşeyle sefa
    Bin derdime bir gülüşün yeter oysa

    Hadi aç gözlerini hasta yatağında
    Söz vermiştin bana ve hatırlasana
    Ben toprak sen ise sevda tohumu
    Yarınlarımıza ektik ölümsüz sevdayi ve umudu
    Pes etmeyecektin sinsi acılarımıza
    Zincirleri kırıp
    Güneşli sabahlarda elele koşacaktık yarınlarımıza
    Senle ben çok şey istemedik oysa
    Geçmişteki acılarımızı kalbimizde unutmak
    Gözyaşlarina inat delice sevdayı yaşamak

    Ağlama sen sevdiceğim;
    Ben yaşadığın ve yaşayacağın tüm acıları
    Kıl çuvallarına yükleyip geceden sabaha
    Sırtımda tasıyıp
    Güneşli sabahlarda avuçlarımda umutlar bıraktım yatağına
    Tüm acılara inat
    Yaşayacağımız güzel yarınlarımız varken
    Beni sevdanın yetimligini yaşatma
    Hadi ; aç gözlerini
    Tut ellerimi delice sarıl bana...
    Gözyaşlarina inat
    Küçük mutluluklarinda sev beni

    ismail SARIGENE
    #2794697 (cinayetsaati, 05.01.2008 19:56)
  4. sevgisinin kepaze edilmesine,
    kanunların bu kadar çabuk yürümesine,
    kötülere kul olmasına iyi insanın
    bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?

    kim ister bütün bunlara katlanmak
    ağır bir hayatın altında inleyip terlemek,
    ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,
    o kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
    ürkütmese yüreğini?

    bilmediğimiz belâlara atılmaktansa
    çektiklerine razı etmese insanı?
    bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
    düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
    yürekten gelenin doğal rengini.
    ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
    yollarını değiştirip bu yüzden,
    bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.
    ama sus, bak güzel ophelia geliyor.
    peri kızı dualarında unutma beni,
    ve bütün günahlarımı

    william shakespeare
    #2794716 (gameguru, 05.01.2008 20:00)
  5. öldürmeyen acı güçlendirirmiş ya.

    (bkz: alışmak)
    #2794732 (filozofil, 05.01.2008 20:03)
  6. (bkz: kisin soguktan yazin sicaktan sikayet etmeyeceksin)
    #2794736 (mulayim, 05.01.2008 20:03)
  7. ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
    Bitebilir bütün acıları yüreğin,
    Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
    Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
    Çünkü, o ölüm uykularında,
    Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
    Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
    Bu düşüncedir felâketleri yaşanır yapan.
    Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
    Zorbanın kahrına, gururun çiğnenmesine..

    william shakespeare
    #2794752 (gameguru, 05.01.2008 20:06)
  8. acılar... hiç biter mi acaba yaşam boyunca? zordur mutluluğu kaybettiğin de yaşamak. zordur dostların dan ya da sevgilinden ayrıldığında yaşamak. zordur parasız kaldığında yaşamak. bazen bu seçeneklerden biri, bazende hepsi aynı anda üst üste gelir. diktiğin bütün kolonlar üzerine yıkılmıştır. altında kalmışsındır, tek başına hemde. elini uzatsan bağırsan kimse yoktur. bütün tanıdıkların yabancılaşmıştır. uzaklaşmıştır. çaresizliğine kimsesizlik eklenmiştir. daha cok canını yakar bu. geçmişinde kalmış eski günleri neşeli yüzünü senden başka kimse özlemez. herkes zaman herşeyi halleder diye bir ilaç verir. zaman sa senden bir günü da ha umutsuz olarak alıp götürür. takvim yaprağından kopan gün senin hayatından kopan gündür. her lanet geceden sonra güneş vurur pencerene hadi kalk güneş senin için yeniden doğdu der. oysaki senin yüreğinde güneş batalı cok olmustu. insanlara değildir kırgınlığın hayata dır. tanrıyadır aslında. beni bu kadar sıkıntıyla inatla yaşatıyorsun ne için dersin haketmiyorsam gülmeyi al canımı gülen yüzleri gönder yer yüzüne. gönder de insanlık için işe yarayanlardan olsunlar. işte bu kadar yalnız işte bu kadar çaresiz işte bu kadar güvensiz yaşamaya devam edersin. çölde rüzgara karşı tek başına kalmış bir ağaç gibi olursun. küçücük bir fidanken de esmiştir. büyüdükçe yıllandıkça kabuklandıkça halkalandıkça daha da sertleşirsin esen rüzgarlara karşı. aldığın en büyük ders hala yaşıyorum dur. bu rüzgarla da başa çıkabiliyorum dur. brnim kaybetme korkum yoktur.

    doğumdan ölüme giden yolda acı hep vardır. dostlar, sevgililer, tanıdıklar, analar babalar bile hep giderler. elekte kalan tek sey yaşanmışlıklardır. ölmek kolay. zor olan yaşamaktır. canının acıyacağını bile bile yaşamak.
    #2795052 (akvaryumdan bakan alik balik, 05.01.2008 21:06)
  9. seçim değil, zorunluluktur.

    (bkz: ne yapam ölem mi) *
    #2795074 (paez, 05.01.2008 21:13)
  10. ne olursa olsun, yaşamaya mecbursun....
    #2795205 (olmazsaolmaz, 05.01.2008 21:45)
  11. hani olur ya kırmızı bir halıdan yürüyüp spot ışıklarının altından geçip ödülünü almaya giden oyuncular vardır.. bu sahneyi gördüğünüzde aslında içinde onlarca anlamı barındırdığını anlayamazsınız, hayatın ebruli yanını...

    oyuncu kırmızı halıya; görünüşüne aldanıp, yumuşacık sanıp , düşünmeden adımını attığı anda , yüzündeki tebessümün anlamının sevinç kaynaklı olduğuna inandırmaya çalışır insanları.. aslında o kırmızı halının kaktüslerle dolu olduğunu canını yakan diken sayesinde öğrenir. bir anda beliren tebessüm kokulu yüz ifadesi, acının simgesidir. ama hiçbir şeyi fark ettirmeden kırmızı halıda yürümesine devam eder.. spot ışıklar kırmızının içinde saklı kaktüsleri kapatıp, akan kanı gözlerinin önüne serse de oyuncunun , o bilincine varmıştır mutlaklığın.. ilk attığı adımdan daha kararlı yürümesine devam eder.. her batan diken atılan her adımda daha da derine gömülür..gömülen dikenler yavaşça içine işlemeye başlar, tüm organları sessizce kanamaya... ödülünü alacağı yerin kapısına geldiğinde içeri atar kendini ve gömülen dikenlerin zehrini bir köşede kusmaya çalışır. ne yaparsa yapsın zehir kanına işlemiştir , zehri dışarı atamaz.. ödülünü alması için anons yapılır. kendi adını duyduğunda yerinden kalkamayacak kadar halsizdir oyuncu. 2. anons yapılır. tüm gücünü toplayıp ; dikenlere, zehire rağmen sahneye çıkması için onu bekleyen merdivenlere yönelir..

    bir
    iki
    üç...

    son basamakta durup seyircilere bakar. herkesin boya ile yüzüne gülücükler çizdiğini görür.. otomatik alkışlamaya programlanmışlardır.. iğrenir oyuncu , kendinden iğrendiğinden daha fazla iğrenir... sahneye çıkar. ödülünü kendisine verecek olan insanın gülümsemesinin de aynı boyadan çıktığını görür.. içine gömülen dikenlere ve sızılara inat zoraki gülümser ve teşekkür eder...

    ödülünü eline aldığında etraf bir anda sıcak hava ile dolar... tıpkı bir sobanın içi kadar sıcak ve alevli..insanlar bu sıcak karşısında panik olurlar çığlıklarını gizleyemezler.. o anda, yüzlerindeki boyalar erir... oyuncunun gömülen dikenleri daha da derine batar, kalbine işler.. ama o halsizliğine rağmen ödülünü havaya kaldırıp:

    ''yaşamak
    bir tabut sessizliğinde, beyaz kefenle
    başarmak
    üşür sanırken ten,
    görmek
    kırmızıyı içine çekmek... ''der.

    bir
    iki
    üç
    ve alkışlar kesilir... yaşamaya inat... yaşama inat...
    #2795220 (demester, 05.01.2008 21:49)
  12. çektiren acıların umrunda olmayan inattır. neye inat allah aşkına? sen hayatını kötü yaşamışsan, hep acılar olmuşsa hayatında, bunda en çok senin payın vardır. senin kararlarındır çoğu zaman sana o acıları yaşatan. her şeye bir ruh katmamıza da gerek yok ayrıca, bize bu acıları çektiren bir varlık varmış gibi düşünmemek gerekir. çoğu zaman acıyı kendimize çektiren bizleriz zaten. neye inatmış?
    hayatı yaşamak için illa bir şeyle inatlaşmaya da gerek yok. kimseye inat olmadan da yaşanır hayat. ama biz hala;
    - sevdiğimden değil ha! sırf çekilen acılara inat yaşıyorum ben.. modundayız.
    #2795269 (istanbul icin efkar vakti, 05.01.2008 21:58)

Copyright © 2009 - uludağ sözlük

tum cekilen acilara inat yasamak başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. tum cekilen acilara inat yasamak ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu tum cekilen acilara inat yasamak nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about tum cekilen acilara inat yasamak. Copyrights of the articles are belong to their authors.