tiyatro 


/ 3
kapat
  1. (bkz: canlı sinema)
    #2654505 (columbia1990, 02.12.2007 17:39)
  2. iki kalas bir heves.
    Bende heves var, iki de kalas olsun yeter.
    #2794345 (virjinya, 05.01.2008 18:34)
  3. zannimca en buyuk sanat dallarindan birisi olmasinin yani sira, amator de olsaniz, ya da profesyonel de olsaniz, oynamasinin dunyanin en buyuk zevklerinden birisi oldugu omur torpusu.

    bir de, ne kadar metne bagli kalsaniz da, dogaclama olayi oldu mu tadindan yenmez; dogaclama olmadan tiyatro olmaz, o anda oyuncu da, bagli oldugu metni ya da oyunu, kendi hayatiyla bagdastirir; eger oynadigi bir karakter varsa, o andan itibaren kisinin benligi yerine o karakter gelmistir, ve kisi kendi deneyimlerini karakterine aktarir. kisacasi, tiyatro mukemmeldir.
    #2887976 (faidelibilgi, 24.01.2008 03:26)
  4. "tiyatro benim için geçim derdi gibidir." (bkz: e.burge)
    #2921961 (winstinsoft, 30.01.2008 22:45 ~ 22:54)
  5. gerçek oyunculuğun er meydanı.
    #2921969 (sex files, 30.01.2008 22:46)
  6. bulunmuş en güzel sanattır..biri olmak..birisi gibi olmak. bir oyunla mesaj vermek, tozunu yutmak, çalışmak, yorulmak ve o alkışlarla kendinden geçmektir.
    #3052678 (mariadelcarmen, 24.02.2008 17:38)
  7. izleyici olarak katılmaktan çok zevk aldığım aktivite. bilet fiyatlarını biraz iyileştirseler tiyatrocuların "sinema tiyatroyu bitirdi, artık salonlar dolmuyor" diye ağlamalarına gerek kalmaz. iyi bir tiyatroya gitsen biletler 30-40 liradan başlıyor. insaf ulan.
    #3052694 (peter petrollu, 24.02.2008 17:42)
  8. bildiğiniz gibi tiyatro çeşitli açılardan sinemayla sıkça kıyaslanmaktadır. bu kıyası tiyatroya kutsallık atfederek yapmak ne kadar şovenist ise sinema lehine "halk çocuğu raconu kesmek" de o kadar basittir. söylemler çok bildik aslında, bunları tekrarlamaya lüzum yok. lakin öyle bir karışıklık var ki ben henüz çözebilmiş değilim. takdir edersiniz ki sanatta iyi-kötü ayrımı çok belirgin değildir. aynı sosyal sınıfa mensup bireyler arasında dahi çok keskin sanatsal zevk ayrımları olmaktadır. zira olanca hızıyla metalaşmış olmasına rağmen hala sanatla bir ürün arasında biraz olsun fark varsa o farkın kaynağı buradadır. çünkü, sanılanın aksine aslında kimse sevmediği sanatla birlikte görünerek statüsünü belirleyemez. yani bunu yapmaya çabalar ama neticede sevmediği sanatı satın almaya(ne yazık ki uygun tabir bu) devam etmez. eğer ediyorsa artık o sanatın müşterisidir. neyse konu dağılmadan yuksarıda bahsettiğim karışıklığa değineyim.

    sinemanın daha ezici bir sektör haline gelmesini ve uluslararası boyutta "ortak pazar" kurmasını düşünürsek, sinemadan daha çok paralar kazanılması ve çok daha fazla film çekilmesini anlayabiliriz. yani rakip olarak konulan bu iki sanat farklı boyutlarda. aslında temelden farklı sanat değiller ama ürün olduklarında farklılar. yani, sinemada daha çok para dönüyor. haliyle daha fazla film çekiliyor ve seri üretim de kaliteyi düşürüyor. zaten "iyi film" dediklerimizden belki daha da fazlası için "kötü film" diyoruz. bu kötü mevzusu elbette göreceli ama temelde anlaşılan beğeni referansları var.

    tiyatroya gelelim, sinema kadar üretim yok/büyük paralar dönmüyor/seri üretim yok. yani tüm bu "pazara dair fonksiyonlar" tiyatroyu elit kılıyor. işte bu yüzden şu yaşıma kadar bir oyundan çıkan birisinden "kötü oyun" lafını duymadım. işte karışıklık budur. kötü tiyatro oyunu yoktur! daha doğrusu, tiyatronun elitzimi o kadar egemen olmuştur ki "iyi oyun" yerini "iyi sanat" kavramına bırakmıştır.

    şimdi sizlerin, "sanatı ürün gibi algılamışsın lan yarraam" dediğinizi duyar gibiyim. bu noktada biraz insafınıza sığınıyorum zira 32.gün programında türban tartışılırken "neden küpe takıyorsun?" sorusuna "seviyorum da ondan" demek yerine "çünkü ben sanatçı ruhluyum" diyen genç adamın hissettiği o "ruh"u hissedemeyeli uzun zaman oldu.

    bir diğer nokta ise, benim tiyatrodan anlamayan, sinemada bize dayatılan onca efekte-gürültüye kanan bir ahmak oluyor oluşumdur. (bkz: evet ulan hastasıyım)
    #3141113 (martin edilen, 15.03.2008 00:47 ~ 00:49)
  9. sahneyi sevmeden sevilmeyecek olan.
    sahnede insan görmeyi estetik bulmazsanız, tiyatro seyircisi olamazsınız mesela. sahnede, insanların karşısında durup da konuşmayı, susmayı, bakınmayı sevmiyorsanız da tiyatrocu olmanız imkansız.

    tiyatro, bir sahne aşkı. kimseler yokken, kilitli kapıları açıp, sahnenin üstünde durmaya bile aşıksanız, tiyatrocusunuz işte. oynasanız da, oynamasanız da.
    zaten tiyatro, çoğu zaman oynamak değildir.
    #3188811 (lovemyself, 25.03.2008 17:17)
  10. tiyatro varoluşun ilk sanatıdır ve sonsuza kadar varolacaktır.
    #3249526 (ismail aq, 09.04.2008 12:16)
  11. oynamadan oynamaktır...
    #3476502 (smog, 01.06.2008 00:36)
  12. iki kalas, bir hevestir. bastırılmış şizofrenidir.
    #3518194 (semele, 10.06.2008 03:49)
  13. insanın içine bir kez düştüğü vakit, ömür boyunca onu terk etmeyecek bir hevestir. aşktır, sahneye aşık olmaktır, hatta belki kendine aşık olmaktır.
    #3518248 (ashtarte, 10.06.2008 04:37)
  14. yaşam biçimidir bazense gerçekten bir aşk. karşılık alkışlar olur yuttuğun tozlar olur bazen boş koltuklar olur ama tiyatro yine de bir aşktır bazen karşılıksız bazen karşılıklı.
    #3581086 (lost control, 25.06.2008 14:59)
  15. adana'da bir bar/cafe. ortam falan çok orijinal. özellikle cafe kültürünüz kayseri cafeleri ile sınırlıysa. uzun saçlı sakallı ama küçük boylu sarışın adam çağrılınca hafif tebessüm ederek yanınıza geliyor. sempatik herifti lan. *
    #3693225 (herostratos, 20.07.2008 21:24)
  16. "insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatıdır" tanımını tam olarak yansıtan ekiplerin alabileceği isimdir.

    (bkz: anse)
    #3706003 (Yalniz Efe, 23.07.2008 03:23)
  17. yapması hayattaki en zevkli şeylerden biri olan sanat dalı. ne kadar derdiniz, sorununuz olursa olsun, seyirciler arasında istemediğiniz insanların sizi izlediğini bile biliyor olsanız, sahneye adım attıktan sonra her şey silinir. bambaşka bir hayata geçersiniz. tiyatro sahnesi bambaşka bir yerdir. farklı bir hayattır. günlerce çalışıp ezberleyemediğinizi sandığınız repliklerinizi bile bir anda hatırlayıverirsiniz orada. hatta hatırlayamadığınız yerleri sallayarak bile kapatabilirsiniz o anda. hele ki karşınızda sizi izleyenler arasında sevdiğiniz insanlar varsa, karanlığın içinde onları göremeseniz de varlıkları daha da bir profesyonel yapar sizi. kendinize oynarsınız bir bakıma. en önemlisi de budur heralde. başklarına değil, kendine oynamak. yaşamak o anları.
    #3706016 (sonika, 23.07.2008 03:30 ~ 03:31)
  18. bir gönül işidir. bir başlarsan eğer bir daha bırakamazsın. farklı farklı kimliklere bürünüp, kendinden birşeyler katabilmek, özgürce sahnede gezinebilmek kadar güzel birşey yoktur. sahnenin heyecanı, kulis muhabbeti başka hiçbir yerde bulunmaz. herkeste bir tedirginlik, bir koşuşturmaca, eyvah benim sahnem şeklinde heyecan patlamaları sahneye çıkıldığı an biter. işte o an zaman durmuş gibi gelir insana ama ne kadar kısa sürüdüğüne hayret edersin..
    #3706105 (ozpandora, 23.07.2008 04:50)
/ 3
© 2008 - uludağ sözlük

tiyatro başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. tiyatro ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu tiyatro nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» indie vs metal » bobo 3 guiza eder » beynine sidik suyu karismis » umit ozdag » kizina sevgilinle aran nasil diye soran baba » kasinc » trance » yesilbattaniye » genc sigiller » babanin yaninda kufur etmek a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » 20 haziran 2008 hirvatistan turkiye maci