tiyatro 


/ 3
kapat
  1. insan yaşamını,sahnede,izleyiciler önündecanlandırma sanatına tiyaro denir. tiyatro sözcüğü ayrıca,tiyatroda oynanmak için yazılan eser;tiyatro eserinin oynanması için düzenlenmiş yapı veya yer anlamında da kullanılır.
    (frozen hopes, 17.01.2006 15:39)
  2. aristoteles'e göre,tanrı dionysos onuruna söylenen şarkıların(dithyrambosların) gelişmesinden çıkmıştır.
    (logos, 21.01.2006 22:59)
  3. Yunanca'da "seyirlik yeri" anlamına gelen theatron'dan türetilmiş, dilimize italyanca'daki teatro sözcüğünden dilimize geçmiş bir hayat biçimidir..
    daha fazla bilgi için http://www.tiyatrotarihi.com
    (meleklerde aglar, 28.02.2006 17:06)
  4. 'insanı, insana, insanla anlatma sanatı' olarak anılan, sanat türleri içerisinde yeri en büyük olan sanat dalı.
    (speechbubble, 28.02.2006 17:15)
  5. nisan ayının 20-22-24ünde ilk kez çıkacağım sahnede sergilemeye çalışacağımız sanatın adıdır.
    tiyatro eserini sergileyen kişinin tek çıkarı ve beklentisi karşısındaki koltuklarda oturanların alkışlarıdır ;)
    (hiPeRaKTiF, 05.04.2006 01:14)
  6. Bir öyküyü, sahne olarak ayrılmış bir yerde, oyuncuların söz ve hareketleriyle canlandırma sanatı.
    Tiyatro sözcüğü Yunanca'da "seyirlik yeri" anlamına gelen theatron'dan türetilmiş, dilimize italyanca'daki teatro sözcüğünden geçmiştir. Günümüzde modern bir tiyatro binası başlıca üç bölümden oluşur.
    1 - izleyicilerin oturarak oyunu izlediği oditoryum;
    2 - Oyunun sergilendiği sahne;
    3 - Sahnenin iki kenarında ve arkasında, çeşitli dekor ve gereçlerin bulunduğu sahne arkası yada kulis.
    TiYATRONUN KÖKENi
    Tiyatro da başka sanatlar gibi dinsel törenlerden doğmuş, sonra dinden bağımsızlaşarak sanatlaşmıştır. Kökeninde, ilkel insanın doğa olaylarını kendi bedensel hareketleriyle simgesel olarak temsil etme çabaları yatar. Avrupa'da Üst Paleolitik Çağdan (i.Ö 40-10 bin yıl önce) kalma mağara resimlerinde, ellerine ve yüzlerine hayvan postları geçirmiş insanların ritmik hareketler yaptığı görülmektedir. Bunlar, maske ve köstüm kullanımının, dolayısıyla tiyatronun ilk örneği sayılır. Maske, kişinin kendi kimliğinin aşarak başka kimlikleri ve daha genel varlık biçimlerini temsil etmesinin en etkin yollarından biridir.
    ilkel toplulukların animist inançlarına göre, yinelenen doğal olayların ruhları, kişilikleri vardı; bu kişiler, sonradan tapınma nesnelerine, tanrılara dönüştü.
    insanlar, belli zamanlarda yapılan törenlerde bu tanrıları temsil eden maskelere bürünerek kendi yaşamlarını etkileyen doğa olayları üzerinde denetim kurmaya çalıştılar. Yağmur yağdırmak ya da avda başarılı olmak için yapılan törenler danslar, Kurallı oyunun ilk örneğiydi. Eski inançların hemen hepsi görülen "ölme ve yeniden dirilme" teması da, insanlara verdiği kılık değiştirme ve kişileştirme olanaklarıyla, tiyatronun çıkış noktalarından biriydi. Mevsimlerin dönüşü, kışın bahara dönüşmesi gibi yinelenen doğa olayları, eski yılı temsil eden kralın yeni yılın kralın karşısında yenik düştüğü bir törensel boğuşmayla temsil ediliyordu.
    Başlangıçta canlı insanların kurban edildiği bu boğuşma ve ölümler zamanla simgeleşti, iki ayrı gücün çatışması da yerini tek bir gücün ölüm ve yeniden dirilme törenine bıraktı.
    Bazı başka kuramlara göre ise tiyatronun kaynağı şamanist inançlardır. Şamanist törenlerin özelliği, izleyici ya da katılımcılara, tanrısal gücün simgesi yerine kendisini göstermesiydi. Bu törenlerde belirli kurallara uygun davranışlarla kendinden geçen şaman, öte dünya ile bu dünya arasında bir aracı rolü üstlenmektedir.
    Tiyatro, bugün de kökenindeki bu iki eğilimin izlerini taşır, bu iki eğilim arasındaki gerilimden güç alır: Bir yanda doğa güçlerini simgesel olarak canlandırma, temsil etme işlevi; öte yanda, doğaüstü güçlerin görünmesine aracılık etme işlevi.
    Doğaya öykünme kuramına göre, tiyatronun en önemli öğesi kılık değiştirmedir.
    ANTiK ÇAĞ
    Tiyatro ilk kez IO 6. yüzyılda Yunan toplumunda dinsel törenden özerkleşerek bir sanat türü haline geldi; dinsel ya da pratik ölçütlerle değil, estetik ölçütlerle değerlendirilen bir "oyun" a dönüştü. Yunan toplumunda tiyatronun öncülü, şarap, bereket ve bitkiler tanrısı Dionysos'u kutsamak için yapılan Bacchanolia şenliklerinde bir koronun söylediği dithyrambos şarkılarıydı. Koro, bu şarkılarda, farkı kişilerin konuşmasını canlandırmak için söz ve tavır değişikliğinden yararlanıyordu. Daha sonra, oyuncu ve oyun yazarı Thespis, koronun karşısına, farklı kişilikleri farklı maskelerle temsil eden bir oyuncu koydu. Böylece daha karmaşık konular ele alınabiliyor, farklı anlatım biçimleri denenebiliyordu. iÖ 534'te Atina'daki ilk tiyatro şenliğinde, Thespis'in bir tragedyası ödül kazandı. Bu tarihten sonrada tragedyalar Dionysos şenliklerinin bir parçası olarak gelenekselleşti.
    iÖ 5 . yüzyılın ilk yarısında, Aiskhylos, koroyu 50 kişiden 12 kişiye indirerek ve ikinci bir oyuncu ekleyerek bugünkü Batı tiyatrosunun da temelini attı. Artık birden fazla kişi arasında yaşanan bir olayın, bir ilişkinin, sahnede canlandırılması olanağı doğmuştu. Aiskhylos, tragedyayı Dionysos cümbüşündeki azgın ve utançsız kökeninden de kopardı. Tiyatro önemli kişilerin başından geçen önemli olayları yüceltmiş bir üslupya temsil etme sanatı haline geldi. Efsaneleri, mitleri ve efsaneleşecek kadar eski olayları işleyen tragedyanın dinsel, ahlaki ya da siyasi bir mesaj vermesi, toplumu ve evreni bir bütün olarak temsil etmesi bekleniyordu. Hiyerarşik bir evrendi bu: En üstte tanrılar katı yer alıyor, altta ölümün, sürgünün ve cezanın yurdu bulunuyor, bu ikisinin ortasında da oyunun, dramatik eylemin gerçekleştiği yuvarlık sahneyle temsil edilen insanların dünyası duruyordu. Tragedya, daha sonra Sophokles ve Euripides tarafından daha da geliştirildi, gerçekçi gözlem öğeleri katılarak Aiskhylos'taki soyutluğundan bir ölçüde uzaklaştırıldı.
    Komedya ise iÖ 486'dan başlayarak Atina'da Lenia kış şenliğinde yapılan yarışmalarla yaygınlık kazandı. Yunanca Komos sözcüğünden türeyen komedya, Dionysosçu kökenlerine tragedyadan çok daha bağlı kaldı. iÖ 6. yüzyıldan sonra Yunan egemen sınıfları arasında gözden düştüğü halde köylülerin ve yoksul halkın yaşamında önemini koruyan soytarılık, hokkabazlık, herkesin birbiriyle utançsızca çiftleştiği bahar ayinleri gibi avam öğeler, komedyada önemli yer tutuyordu. Dili de konuşma diline yakındı. Eski Komedya'nın en büyük temsilcisi Aristophanes'in oyunları, siyasal ve toplumsal yergicilikleriyle ahlaki bir görev de üstlenmişlerdir. Euripides'in iÖ 406'da ölümünden ve Atina'nın iÖ 404'te yenilgisinden sonra tragedya iyice geriledi ve komedya en popüler tür haline geldi. iÖ 320'den sonra, Büyük iskender döneminde ortaya çıkan Yeni Komedya eskisinden oldukça farklıydı. Mitolojik öğelerin yerini genç Atinalıların erotik serüvenleri ve aile yaşamları almış, eski şen, cümbüşlü ve grotesk üslup da daha gerçekçi ve yumuşak bir anlatıma dönüşmüştür. Bu dönemden günümüze yalnızca Menandros'tan bazı parçalar kalmıştır.
    Eski Yunan tiyatrosunun önemli bir özelliği kamusallığıdır. Oyunları ortalama 10 bin ile 20 bin seyirci aynı anda izleyebiliyordu. Eski Yunan oyunları, Sophokles'in trajedileriyle teknik yetkinliğe ulaşmıştır. Sophokles oyunlarında dekor kullanan ilk tiyatro yazarıdır. Aiskhylos, Sophokles ve Euripides konularını mitolojisinden alan oyunlar yazmıştır. Bu üç yazar, sonradan Aristo'nun Poetika adlı yapıtında belirlediği kurallara uygun oyunlar yazmışlardır. Bu kurallardan biri zaman, yer ve eylemde birliktir. Eski Yunan komedisinin tanınmış yazarlarından Aristophanes, oyunlarında dönemin siyaset adamlarının ve düşünürlerinin yanlış tutumlarını alaya almıştır.

    http://www.tiyatrokeyfi.com/tiyatrotarihi.doc
    (sidikli, 16.05.2006 15:38)
  7. bünyesinde birçok sanat dalını barındıran hiç de entel olma kaygısı taşımayan insanlar tarafından gerçekleştirilen samimi sanat dalı.
    (vernon sullivan, 16.06.2006 16:00)
  8. hayat bir oyunsa eğer herkes kendi yazdığı oyununun başrolünü oynar.
    (yasakani, 30.06.2006 02:06 ~ 02:07)
  9. Sahnenin tekrarlanma imkanı bulunmadığı için büyük ölçüde performans gerektiren, sanatçı ile izleyiciyi yakınlaştıran ve maalesef ki memleketimde kıymeti bilinemeyen sanat dalı !
    (kutup cizgisi, 19.09.2006 23:21)
  10. sanatın kralı, kraliçesidir. malzeme olarak insanı kullanır. sanatsal yönden diğer sanatlara oranla etkileme gücü daha yüksektir.
    (comediedecaractere, 23.10.2006 22:27)
  11. yaratıcılığın ve samimiyetin canlı canlı sergilenebildiği büyüleyici ve etkileyici sanat eseri.
    (insatiable love, 23.10.2006 22:30)
  12. tiyatro adı altında bir disiplin olarak incelenmesinden önce de birçok kurama göre kökenini dini ritüellerde bulan ve (bkz: dram sanatı) ile tanım esnasında sıkça karıştırılan bir sanat-bilim dalı.
    Kuramların en kalıcı olanına göre mitoloji ve ritüelden gelişmiştir.Ancak bu tiyatronun nasıl doğduğuna ilişkin tek kuram değildir. Bilginlerin bir kısmı tiyatronun kökenini öykü anlatıcılığında aramıştır. Onlara göre öykü anlatmak ve dinlemek temel insani niteliklerdir. Sonuç olarak önce kişileştirme, aksiyon ve diyalogda bir anlatıcının kullanımıyla, daha sonra da her rolü farklı bir kişinin üstlenmesiyle bir olayın, (av, savaş ya da başarının) hatırlanışının özenle işlendiği bir gelişim örüntüsü önerirler.Yine tiyatronun aslında tartımlı danslar ve jimnastikten geliştiğini söyleyen ya da hayvan sesleri ve hareketlerini taklitten evrimleştiğini de kabul ederler. (bkz: oscar g brockett) (bkz: tiyatro tarihi)
    oyun sahnelemede kullanılan mekanların tiyatro adını alışını ise terentius'un eserlerinin baskılarında yer alan ve üzerlerinde "teatrum" yazan bazıları galerili, yuvarlak açık hava yapılarını gösteren resimler ile açıklayabiliyoruz.
    (camilleclaudel, 31.10.2006 22:24 ~ 22:27)
  13. ruhun bedenle birlikte özgür kaldıgı sanat dalı. sanatların atası.
    (montajelemani, 09.12.2006 04:29)
  14. çağdaşlaşma yolunda etkin olan kurumlardan biridir..bir toplumun asırlık tarihi kökenlerini içinde barındıran,gelişmişlik düzeyini ortaya koyan sanat dalı..işlediği konular,sergilenen diri oyunculuk,ortay konulan mekan,metin ve sanatla çoklu bir yapı..

    mekteptir..
    (baldaki tuz, 25.12.2006 02:50)
  15. Tiyatro iyi bir uğraş. Çünkü pek sıkılmana olanak vermez. Yani tiyatroyla uğraşanlar genelde mutlu insanlardır.En azından mesleki bir mutsuzluk yaşamazlar. Şu ana kadar işleri yüzünden mutsuz olan pek çok kişi gördüm ama oyuncu olduğu için mutsuz olan birisiyle karşılaşmadım.

    Ama zor bir iş, biraz uğraştığım için biliyorum. Kendinde başka bir insanı var edebilmek için çok çalışmak lazım, çok duyarlı olmak lazım. En kötü yanlarından biri de iyi yapılmadığı zaman çekilmez bir iş haline gelmesi.Hayatta iyi bir oyun oynamak kadar keyifli, kötü bir oyun oynamak kadar keyifsiz iki şey daha yoktur herhalde.Aynı şeyi seyretmek içinde söyleyebiliriz.

    Pek çok kişide oyuncu olmak ister. Neden? alkış yüzünden. Kimse bakkalı kalkıp çok iyi peynir kesiyorsun diye alkışlamaz ama oyuncu peşin peşin ödülünü alır.Bu da cezbedici bir şey.
    (kargabeyaz, 25.12.2006 16:40)
  16. bir tiyatro oyunu her seansta farklı sergilenir. sinemadan farklı olmasının sebeplerinden biri de budur. çünkü insandır tiyatro.
    (gitaristkaptan, 26.12.2006 18:01)
  17. tiyatronun (komedya ile tragedyanın) eski yunan'da doğuşuna ilişkin olarak bugüne değin en geçerli varsayım ya da kuram, tanrı "dionissos" için yapılan dinsel törenlerin zamanla oyuna dönüşmesini ileri sürer. "dionissos" ölüp dirilen bereket tanrısıydı. onun ölmesi ile bitkiler soluyor, kuruyor, dirilmesi yeryüzüne bereket getiriyordu. bu kült eskiden çok yaygındı. sumer'de "tammuz" (bizim temmuz dediğimiz ay), hitit'te "telepinu", finike'de "adonis", misir'da "attis", ölüp dirilen tanrılar olarak saygı görürlerdi. ama bunlar için yapılan dinsel törenlerin nasıl olup da eski yunan'da tragedyaya, komedyaya dönüştüğü, pek akla yatkın biçimde anlatılmış değildir. hep bir boşluk kalır arada. gerçi eski yunan'da bağbozumu bayramlarında tanrı "dionissos" için şiirler okunduğunu, keçi derilerine sarınmış birtakım insanların sıçrayıp döndüklerini biliyoruz. ortada bir kişi durur, halk onun çevresini alırmış. aristo, tragedyanın bu törenlerden yavaş yavaş doğduğunu söylemekle yetinir. 19. yüzyılda inanılan yunan mucizesi, arkeoloji, tarih çalışmaları ilerledikçe, bir mucize olmaktan çıktığını biliyoruz. örneğin yunanlılar heykeli misir'dan öğrenmişlerdir.
    (vernon sullivan, 31.12.2006 02:04)
  18. Popüler olmalı mı yoksa olmamalı mı arasında kalan sanat dalı, yani ülkemizde zaten kesin olarak olmamalı çünkü o kadar salon yok.
    (#1173457 )
    (thefirstfbli, 18.01.2007 19:50 ~ 19:52)
  19. sinemaya gitmek yerine izlenmesi daha sevap olan sanat dalı. nitelikli olanlar bir tarafa- sürekli gözümüze sokulan saçmasapan türk ve amerikan filmleri yerine bize bizi anlatan daha kaliteli tiyatro oyunlarını izlemek bizler için çok daha hayırlı bir çaba.
    (steril mikrop, 18.01.2007 19:58)
  20. kültür ve turizm bakanı atilla koc'un sarf ettiği söz olan "devletin operası balesi olur ama tiyatrosu olmaz" ile; akp hükümetinin kültürden en iyi! anlayan milletvekilini kültür ve turizm bakanı yaptığının en açık göstergesi olmuştur. unutulmaya yüz tutmuş tiyatromuza bir darbe de devletin bu konuda en yetkili isminden gelmiştir.
    (thexecutive, 18.01.2007 20:05)
  21. tiyatro yaşam,yaşanılmışlıkların merkezi ve maalesef yaşanılan bir direniştir.
    (patasana, 24.01.2007 20:11)
  22. eski yunan'da bağ bozumu tanrısı ''dionysos'' adına yapılan törenlerde başlatılmıştır. dram, entrika ve komedi olarak üç'e ayrılır.
    (bu cocuk okumaz, 12.03.2007 19:16)
  23. sanford meisner'in bir sözü var tiyatro üstüne. keşke diyor, tiyatro sahnesi bir cambazın üstünde yürüdüğü ip kadar yüksek ve dar olsaydı, ancak o zaman bu işe tümüyle hazırlıklı olanlar oraya çıkmaya cesaret edebilirdi.
    (vernon sullivan, 17.03.2007 14:32)
  24. insanı insanca insanla anlatan sanat dalıdır.
    (nickmickyoq, 04.04.2007 13:43)
  25. (bkz: 2005 tiyatro bildirgesi)
    (atinalitimon, 13.04.2007 18:31)
/ 3
© 2008 - uludağ sözlük

feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. yukarıda yazanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir.

» kamyon ceker 10 20 ton gonlum ceker paris hilton » ayar veren sarkilar » dumbbell » the green mile » dolu dusun bos konus » hamdi bey e tesekkur etmek » aymaz » sozlugu babasinin ciftligi sanan maymunlar » tolga yildiz » bezgin » deniz yazici » sezerin veto ettigini gul onaylar » fastjel » uyan » do the right thing » canim aciyor » sinan cemgil » omer hayyam » tufek bakimi » the darkness » recai kutan in yuzde 2 oy alip basariliyiz demesi » gora » toto tamuz » cirkin kizlarin makyaj yapmasinin anlamsizligi » kravat oyunu » ezginin gunlugu » gul » calisan cd » burak bora anadolu lisesi a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa