tatile uc kisi gidip iki kisi donmek 


kapat
  1. aynı acıyı yaşamak aynı sebepten sonra bir annenin edremit devlet hastahanesine ve daha farklı olarak hemen izmir e gönderilmesiyle başlayan bir bitiş.bir hafta yaşanan koma süreci ve bilinci tamamen kaybetmeden önce birbirine söylediği son sözler.çok tanıdık,çok bildik ve tüm acıların 7 yıl sonra olsa da tekrar hissedilmesi. iki ölüm bu kadar benzemiş ardında o anneye ihtiyacı olanları bırakarak.
    #2437160 (mersa, 06.10.2007 23:38 ~ 07.10.2007 00:08)
  2. picasso'nun da yaşamış olduğu hadisedir.

    picasso roma'da yaşadığı dönemde gezici bir tiyatro grubunun sahne editörlüğünü üstlenir, Burada dansçı olga kokhlova'yla tanışır. dans grubu fransa'ya geçer pablo da ekiple birlikte gider. daha sonra olga, olga'nın eşi ve picasso ispanya'ya tatile giderler. picasso olga ile birlikte fransa'ya döner, geride olganın eşi kalır. olganın eşi yalnız kaldığına mı üzülmüştür daha çok, boynuz yediğine mi? merak etmişimdir hep...
    #2437330 (balyancho, 07.10.2007 00:08 ~ 00:09)
  3. evlendiğimizde karım 28di, ben 30. o müslümanmış, ben ortodoksmuşum umrumuzda bile değildi. ikimiz de inançlıydık, ikimiz de aynı tanrıya inanıyorduk. gerçi o tanrı, 16 yaşındayken babamı, 21 yaşındayken annemi almıştı. olsun, şimdi yüzüme gülüyordu: hayatımı, bu dünyalar güzeli kadınla birleştirmeme izin veriyordu.

    çok aşıktım ben karıma.

    tapıyorduk birbirimize.

    bunca acıdan sonra.

    allah ım şükürler olsun sana.

    *

    15 ekim 2000de evlendik, balayına ayvalıka gittik. her şeyin başlangıç ve bitiş noktası. daha doğrusu sarımsaktaki otel: grand temizel. birkaç ay sonra hamile olduğunu öğrendi karım. evde nasıl bir bayram havası.

    ama bir süre sonra çocuğumuzun kalp atışlarının durduğunu öğrendik.

    hüsran, yine hüsran.

    başa mı dönüyoruz ne?

    yok hayır, olsun.

    biz ikimiz vardık. karı-koca her acının üstesinden gelebilirdik.

    geldik.

    8 ay sonra karım yine hamile kaldı. hiç unutmayacağım o sabahı. 27 mart 2003. mutluluktan uçuyoruz. yine ayvalıka gittik. sonra birlikte toskana yaptık. geçen sene bu zamanlar da paos adasındaydık.

    çok tatil yapardık, çok gezerdik el ele.

    *

    10 aralık..
    doğdu kızımız. sizi tanıştırdım mı kibeleyle? bu da minik kızım kibele.
    rahmetli annemin ismi.

    karım da itiraz etmedi. ben, karım ve gözünü açtığı andan itibaren etrafa gülücükler saçan kibele, biz üçümüz çok güzeldik.

    unuttum, bir de huriye ablam var.
    o, beni 17 yaşıma kadar büyüten dadım, allah razı olsun ondan, beni hiç yalnız bırakmadı, kızım doğunca itiraz kabul etmem, onun dadısı da ben olacağım dedi.

    ne söylerlerse söylesinler. o kadar zevk alıyordum ki. çocuğumun altını değiştirmekten, gece eşimle birlikte uyanmaktan, kızımız için karımın peşinde koşturmaktan... karım, sabahları 6ya kadar bizim bızdıkı emziriyordu, 6da ben devralıyordum, onu bir güzel öpüyordum sonra da 7ye kadar baba- kız yatakta oynaşıyorduk. değmeyin keyfimize... derken duş, tıraş ve iş. söylemeyi unutmuş olabilirim:

    ben turizmciyim. eşim diş hekimi.

    idi.
    *
    ne var ki, kızımız doğduktan sonra tatillerimiz hep olaylı geçti. 3 aylıktı antalya ya gittik. bizim, yüzünde gülücükler açan mutlu kızımız, sürekli ağlıyor ve başını sallıyor. karı-koca ne olduğunu anlamıyoruz. şaşkın şaşkın bakıyoruz.
    belli ki bir derdi var. anlatamıyor. zavallı, ellerini bile kullanamıyor.
    kullansa yüzünü kaşıyacakmış, tabii onu da yapamıyor.
    meğer, su çiçeği olmuş da küçüğüm, haberimiz yokmuş. apar topar döndük istanbul a.

    ikinci tatilimizde sarıgermedeydik. belki de ilk sinyali o zaman aldık...

    karımın baş ağrıları tuttu. ben de istiyordum ki, şöyle bir dinlensin, kendine gelsin. kibele yi bile emziremeyeceğim aşkım, başım çok ağrıyor diyordu.
    ağrı kesici aldı, ağrıları hafifledi. ertesi gün normale dönünce, ben de şüphelenmedim. ama o tatilimiz de ağrılı sızılı problemli geçti.
    istanbul da baktırdı kendine, isterseniz bir mr a girin dediler.
    süt verdiği için mr a girmek istemedi.
    6 aylıktı kızımız, zaten sütün son zamanları. biraz daha bekleyeyim dedi, mr a girmeyi reddetti.

    *
    bilmem hatırlıyor musunuz?

    istanbul da nato toplantısı. her yer, alarm halinde. amerikan başkanı da istanbul da. ortalık curcuna.
    madem yollar kapalı olacak dedik.
    birkaç günlüğüne ayvalık a gidelim. bizim büyülü mekanımıza. yine aynı otele..

    bu üçüncü tatilimizin iyi geçmesi için elimden geleni yapacaktım. karımı rahat ettirebilmek için hiçbir şeyi esirgemeyecektim, kesin kararlıydım.

    akşam cunda da balık yedik.
    sabah, kalktığımızda karımın gözlerinden bir bulut geçtiğini gördüm.
    nen var dedim.
    sıkılmış bir ifadeyle tansiyonum kötü dedi.
    benim yüz ifademi görünce abartacak bir şey yok, biraz dinlenirsem geçer diye ekledi.
    yanımızda bir aile dostumuz ve karımın erkek kardeşi de var.
    öğlen katılırım size.
    öğlen oldu, karım ortalıkta yok.
    öğlen odasına yemek götürdüm amacım kontrol etmek, bakalım nasıl.
    müsaade et biraz daha dinleneyim dedi yorgun bir sesle.

    saat 4 gibi baktım beni arıyor:
    çabuk gel aşkım, ben kötüyüm.
    panik içinde fırladım odaya çıktım.
    olacak şey değil. bana şimdiye kadar hiç olmadığı gibi tuhaf bir şekilde baktı ve şöyle dedi:

    ben ölüyorum.

    kafamın içine bir kazık saplandı sanki..

    olamaz... benim sevgili karım avucumun içinden kaçıp gidemez. biz böyle ayrılamayız. buna müsaade etmem, edemem. onun da gitmeye hakkı yok zaten.
    hemen istanbul daki doktorumuzu aradım, biz sadece tansiyon biliyoruz o esnada, en ciddi haliyle sakın vakit kaybetmeyin oralarda demesin mi?

    ambulans çağırdık, doğru ayvalık devlet hastanesi.
    mr çekilmesi lazım dediler.

    tamam.

    ama yokmuş... en yakın mr, edremit te bir özel hastanede.. bu arada karım ağrı kesici aldığı için yarı baygın vaziyette, ama hálá bizimle irtibat halinde.

    - beni duyuyor musun aşkım?
    - evet.
    - nasılsın?
    - iyi değilim.

    sözcükler ağzından zorla dökülüyor.

    görüyorum, acı çekiyor.

    *

    şu mr bir an önce çekisin artık!
    hemen edremit e gidelim. gidelim de. ambulansın şoförü nerede?
    yemeğe gitmiş. yemeğe gidecek zaman mı? nasıl kıvranıyorum anlatamam. nasıl çaresizim anlatamam.

    bu arada kızımı o aile dostlarımıza teslim etmişim, karımın yanında ben ve kardeşi varız.

    hah geldi ambulans şoförü de, yüzünde suçlu bir ifade.
    doğruuu, hızla edremit e.
    çekildi o mr.

    doktor, bana baktı ve şöyle dedi:

    beyincikte kanama var!

    ne diyor bu adam? beyincik neresi? kanama ne demek? doktorun söyledikleri benim için hiçbir şeyi ifade etmiyor. nedir bu diyorum? hem iyi hem kötü diyor. durdurulabilirse iyi. yok hayır durdurulamazsa, kötü; kanama, vücut fonksiyonlarının sona ermesine sebep olur.

    şaka gibi. biz tatildeydik. karım dinlenecekti.. nereden çıktı bu anevrizma?
    yok yok, bunlar bizim başımıza gelmiyor. bu bir kabus biraz sonra uyanacağım ben.
    yanımda yatan karımı öpeceğim, günaydın aşkım diyeceğim.

    *

    hemen tam teşekküllü bir hastaneye götürmemiz gerekiyormuş. izmir mi, istanbul mu, karımın kardeşiyle konuşuyoruz... istanbul da karar kılıyoruz.

    izmir. iki buçuk saat yol. sarsıntı. tehlikeli olabilir.
    istanbul...

    evet istanbul u tercih ediyoruz. ambulans uçaklar var artık, çağırırsın yarım saatte gelir, içinde doktor-moktor her bir şey var, daha kısa sürede müdahale edilmiş olur.
    yani biz öyle zannediyoruz. bekle allah bekle. yok. yok işte. bu uçak nerede? hani hemen gelecekti?
    ikide bir telefon açıyorum.

    neredesiniz? karım ölüyor diye feryat ediyorum.

    edremit teki o küçük hastanenin başhekimi üzgün üzgün bize bakıyor. onun da elleri kolları bağlı. yapabileceği bir şey yok. sonunda sizi yalnız bırakayım diyor, ekliyor bir ihtiyacınız olursa ben aşağıdayım.

    serumlu bir odada bekliyoruz, beyin kanamalı karım ve ben...

    işte o sırada tuhaf bir şey oluyor. karımın göğüslerinin üzerindeki sütü görüyorum.

    daha bu sabah kızımıza süt veriyordu.

    şimdi ise ölüyor.

    göğüslerinde süt varken ölüyor.

    ağlamaya başlıyorum.

    ben de ölmek istiyorum.

    *

    bu allahın belası uçak niye gelmiyor?

    hálá haber yok. 5 buçukta aramışız. iki saat önce kalktı diyorlar. e peki nerede bu uçak? kaçta gelir bu uçak?

    meğer, nato yüzünden izin alamamış. uçağı kaldırmamışlar. bütün doktorları havaalanında indirip bir güzel aramışlar. 11e doğru tamamdır, kalkış için izin verdik demişler.

    onlar gelmeden biraz önce açıldı karımın gözleri.

    birdenbire, kendi kendine.

    ekip geldiğinde karım ikinci kanamayı geçirmiş ve beyin ölümü gerçekleşmişti. yani uçak bize ulaştığında, her şey için çok geçti.

    karım bizi terk etmişti.

    ben en değerli varlığımı kaybetmiştim.

    bundan sonra hayat bana ne verebilirdi ki? bu kadarmış, buraya kadarmış!

    *

    yolda kendime geldim.

    benim ayvalıkta bir kızım var. 6 aylık henüz. bana tanrı nın armağanı.

    hemen onun yanına gittim. o kadar çok ağlamış ki. sımsıkı sarıldım ona.

    korkma yalnız değilsin, baban var, baban burada diye fısıldadım kulağına. ağlayan gözleriyle yüzüme baktı, sanki ne demek istediğimi anladı. öpe okşaya onu sakinleştirdim.

    ayvalık ta o sabah anne sütü içen çocuk, o akşam babasının tuttuğu biberonu emiyordu.

    ertesi gün istanbul a yola çıktık, 6 aylık çocuk hiç problem yaratmadı.

    *

    doğrudan amerikan hastanesi..

    ne dediniz? yaşama ihtimalinden mi söz ediyorsunuz? yoksa beyin ölümü olmadı mı? ben mi yanlış biliyorum?

    kolu kıpırdadı, bacağı kıpırdadı gibi umutlar veriyorlar insana.

    yoksa vermiyorlar da, ben mi öyle sanıyorum? bilmiyorum, ben hiçbir şey bilmiyorum. bildiğim şu: karımın ölebileceğine bir türlü inanamıyorum.

    yanına girdim.

    gözleri bantlıydı.

    seni seviyorum dedim.
    gitme, beni bırakma dedim.
    okşadım onu, sevdim, öptüm.
    öptüm, öptüm, öptüm...
    bir türlü çıkamıyorum odadan.
    kapıya doğru gidiyorum, sonra geri dönüyorum.
    çıkarsam, bir daha onu göremem diye.

    *

    ertesi gün, bir iğne daha yapacağız bu son şansımız dediler. ama olmadı işte... tansiyonu çok düşmüştü...

    bitti.

    bu sefer her şey, gerçekten bitti.

    organlarını bile bağışlayamadık karımın.

    oysa, bu onu çok mutlu ederdi.

    34 yaşındaydı.

    3 kisi tatile gitmistik 2 kisi donduk

    *

    o gün hastaneden çıktım, eve gittim, kızımı gördüm ve ağlamaya başladım. anında tepki verdi, o da başladı ağlamaya.

    huriye ablam çok kızdı: bir daha bu çocuğun önünde ağlamayacaksın!

    cenazede kızımın çelengini gördüğüm zaman da ağladım.
    sevgimi anneme yazıyordu.
    6 aylık kibelemizin çelengi. ölmüş annesine.
    bizim ortodoks cenazelerinde öyledir, fertler, tek tek çelenk gönderir.
    onu, annesinin 40 ına götürürken de, fena oldum.
    ama huriye ablamın sözünü dinledim, ağlamadım.

    bizimki kucağımda gülücükler dağıtıyor, nereden bilsin nereye gittiğimizi.

    karımın mezar taşında toskana da çekilmiş bir fotoğrafı var, gülümsüyor.

    bana ve kızıma.
    şimdi yukarıda.
    oradan da gülümsüyor.
    bana ve kızıma.

    ne kadar çok acı çektiğimi görüyor ama kibele nin sana ihtiyacı var beni mahcup etme.. diyor
    #2437358 (chaotic good, 07.10.2007 00:12)
  4. 3 erkek arkadas gidip; birinin kız bulup, diğer 2 arkadasını satması diğer 2 arkadas yine abazan bir sekilde geri dönmesi gibi. kıskanılacak ve takdir edilecek bir olay.
    #2437510 (hiro nakamura, 07.10.2007 00:40)

© 2008 - uludağ sözlük

tatile uc kisi gidip iki kisi donmek başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. tatile uc kisi gidip iki kisi donmek ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu tatile uc kisi gidip iki kisi donmek nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» arkadas kalmayi denemek » mehmet fikri karadag » sozluge ingilizce entry girmek » adobe photoshop cs4 stonehenge » basligi basliktir diye tanimlamak » yolcu rock bar » noches noches » liseli yazarlar » baris demirci » rastgele a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » 20 haziran 2008 hirvatistan turkiye maci