25 nisan 2014, cuma
960 başlık
kapat

tanya

  1. Yanlış hatırlamıyosam Kadiköy'de biranın 1,5 YTL olduğu özgün ve halk müziği çalan bir bar.Bahariye Yapı kredi bankasının arasındaki sokakta solda.
    #683297
  2. 1-1
    tahrik edici özelliği hat safhada olan bir dişi ismi...
    #700455
  3. 22
    mortal kombat'ın seksi ve atik savaşçısıdır. bir bakış atar kalbimizi yakar. rakibin boynuna atlar, bacaklarının arasında kırar o boynu. ayrıca feminizmin sembolüdür kendisi, kadından savaşçı olmaz diyenlere kapak olsundur.
    #1662648
  4. oyun sonu filminde, shinnok ve quan chi ile işbirliği yapıp liu kang'i öldürtmektedir.
    #1662653
  5. 97
    Bir nazım Hikmet şiiri.

    Tanya

    Ve granit kabrinde Lenin.
    Ve karların üstünde muzaffer gülümseyişi onun.

    Düşman ulaştı Moskova kuzeyinde Yakroma'ya
    ve güneyinde Tula şehrine.

    Ve kasımın sonu
    ve aralık ayının ilk günlerinde
    harcamış bulunuyordu ihtiyatlarını
    bütün cephe üzerinde.
    Ve aralık ayının ilk günlerinde,
    en nazik safhasındaydı durum.

    Ve aralık ayının ilk günlerinde,
    Petrişçevo'da Vereiya şehri dolaylarında,
    kar gibi mavi bir gökyüzünün üzerinde
    Alamanlar 18 yaşında bir kız astılar.
    18 yaşındaki kızlar belki nişanlanır
    astılar onu.

    Moskova'dandı.
    Gençti, partizandı.
    Sevdi, anladı, inandı
    ve geçti harekete.
    ipin ucunda ince uzun boynundan sallanan çocuk
    bütün azametiyle insandı.

    Çevirir gibi yapraklarını "Harp ve Sulh" romanının
    dolaştı karlı karanlıkta bir genç kızın elleri.
    Kesildi Petrişçevo'da telefon telleri,
    sonra Alaman ordusundan 17 beygirli bir ahır yandı.
    Ertesi gün partizan yakalandı.

    Yeni hedefin önünde yakalandı partizan,
    birdenbire, kıskıvrak, arkadan.
    Gökyüzü yıldızla,
    yürek hızla,
    bilek nabızla,
    şişe benzinle dolu
    ve kibrit çakılmak üzereydi.
    Ve kibrit çakılamadı fakat.
    Tabancaya davranmak istedi.
    Çullandılar.
    Alıp götürdüler.
    Alıp getirdiler.
    Odanın ortasında dimdik durdu partizan:
    torbası omuzunda,
    başında kürk şapkası, sırtında gocuk,
    bacaklarında pamuklu külot pantolon ve keçe çizmeler.
    Subaylar baktılar partizana yakından:
    badem nasıl kabuğunun içindeyse
    filiz gibi bir kızdı kürkün, keçenin ve pamuklunun içindeki.

    Kaynıyor masada semaver.
    Satrançlı örtüde bir tabanca, beş kayış kemer,
    ve yeşil bir şişe konyak.
    Tabakta domuz sucuğu ve ekmek artıkları.

    Ev sahipleri mutfağa gönderildiler.
    Lamba sönmüştü.
    Ocağın ateşiyle kızılca karanlıktı mutfak.
    Ve ezilmiş hamam böceği kokuyordu.
    Ev sahipleri: bir çocuk, bir kadın, bir ihtiyar,
    sokuldular birbirlerine:
    dünyadan uzak
    ıssız bir dağ başında kurda kuşa karşı yapyalnız kalmıştılar.

    Sesler geldi bitişikten :
    Soruyorlar:
    "- Bilmiyorum," diyor.
    Soruyorlar:
    "- Hayır," diyor.
    Soruyorlar:
    "- Söylemem," diyor.
    Soruyorlar :
    "- Bilmiyorum," diyor, "- Hayır," diyor, "- Söylemem," diyor.
    Ve yeryüzünde bu üç sözden başkasını unutan ses
    sıhhatli bir çocuk teni gibi pürüzsüz
    ve iki nokta arasındaki en kısa yol gibi düz.

    Bir kayış sakladı bitişikte :
    Partizan sustu.
    Çıplak bir insan eti ses verdi.
    Kayışlar şaklıyor arka arkaya.
    Yılanlar güneşe doğru sıçrayıp düşerken ıslık çalıyorlar.
    Genç bir Alaman subayı geldi mutfağa.
    iskemleye çöktü.
    Kapadı avuçlarıyla kulaklarını.
    Ve gözleri sımsıkı yumulu
    ve öylece kaldı orda kımıldamadan sorgunun sonuna kadar.
    Kayışlar saklıyor bitişikte.
    Saydılar ev sahipleri :
    200...
    Sorgu tekrar başladı :
    Soruyorlar : "- Bilmiyorum," diyor,
    Soruyorlar : "- Hayır," diyor,
    Soruyorlar : "- Söylemem," diyor.
    Ses kibirli
    fakat artık pürüzsüz değil
    kanayan bir yumruk gibi boğuktu.

    Partizanı dışarı çıkardılar.
    Başında kürk şapkası, sırtında gocuk,
    bacaklarında pamuklu külot pantolon ve keçe çizmeler
    yoktu.
    Bir don bir gömlekti.
    Beyaz, genç dişleriyle ısırılmaktan şişmiş dudakları.
    Bacaklarında, boynunda, alnında kan.
    Kolları iple bağlı arkadan,
    çıplak ayakları karda,
    iki yanda süngülüler,
    yürüdü partizan.

    Soktular partizanı Vasili Klulik'in izbasına.
    Oturdu tahta sıranın üstüne.
    Çatık bir dalgınlık içindeydi.
    Su istedi.
    Nöbetçi verdirmedi suyu.
    Alaman askerleri geldiler.
    Böcekler gibi üşüştüler başına,
    çekiştirdiler, tartakladılar.
    Birisi art arda kibrit yakıp tuttu altında çenesinin,
    bir bıçkı sürttü sırtına bir başkası
    dişli demir kanlanıncaya kadar.
    Sonra gittiler uyumaya.
    Nöbetçi süngünün ucunda çıkardı partizanı sokağa.

    Mavi gözleri yuvarlak bir çocuk bakıyor camdan:
    dünya buzların içinde,
    karın altında yapyalnız sokak
    yıldızların içinde.

    Mavi gözleri yuvarlak
    bir çocuk bakıyor camdan.
    Gördüklerini unutacak,
    büyüyecek, evlenecek,
    ve bir yaz gecesinde
    bir öğle uykusunda yahut
    rüyasına girecek ansızın
    karda yıldızlara basan çıplak ayakları bir genç kızın.

    Karın altında bir uçtan bir uca
    karın altında yapyalnız sokak.
    Karın üstünde partizan:
    ayakları çıplak,
    kollan bağlı arkadan,
    bir don bir gömlek,
    yürüyor önünde süngünün
    bir uçtan bir uca gidip gelerek.

    Üşüdü nöbetçi, döndüler izbaya.
    Isındı nöbetçi çıktılar.
    Bu böyle sürdü saat 22'den ikiye kadar.
    ikide nöbetçi değişti
    ve artık partizan kımıldanmadan kaldı tahta sıranın üzerinde.
    Partizan
    18 yaşında.
    Partizan
    öldürüleceğini biliyor.
    Ölmek ve öldürülmek:
    hıncının kızıltısında belli belirsizdi bu fark.
    Ve ölümden korkmayacak
    ve keder duymayacak kadar sıhhatli ve gençti.
    Bakıyor çıplak ayaklarına:
    Şişmiştiler,
    çatlayıp donmuştular kıpkırmızı.
    Fakat partizan
    dışındaydı acının.
    Ve nasıl derisinin içindeyse
    öyle içindeydi öfkesinin ve inancının.
    Zaman zaman annesi geliyor aklına.
    Mektep kitapları geliyor aklına.
    Cilalı toprak bir çanak geliyor aklına
    iliç'in resmi önünde duran
    ve içinde masmavi çiçekler.
    Çocukluğu geliyor aklına,
    bu o kadar yakın ki
    kısacık entarilerin renkleri bile
    tutulacak gibi elle.
    ilk hava bombardımanı geliyor aklına.
    Cepheye giden işçi taburları geliyor aklına
    sokaktan geçiyorlar şarkı söyleyerek
    ve çocuklar koşuyor peşlerinden.
    Zaman zaman bir tramvay durağı geliyor aklına;
    annesiyle orda vedalaştılar.
    Bir gençlik toplantısı geliyor aklına,
    bu o kadar yakın ki
    kırmızı örtülü masada su bardağı
    ve kesik kesik konuşan kendi sesi bile
    tutulacak gibi elle.
    Ve artık durup dinlenmeden kendi sesi geliyor aklına:
    düşmanın karşısında dimdik duran sesi,
    Hayır, diyen,
    Söylemem, diyen
    ve düşmana hiçbir şeyi doğru söylememek için
    kendi adını bile gizleyen.

    ZOE'ydi adı,
    ismim TANYA, dedi onlara.

    (Tanya,
    Bursa Cezaevi'nde karşımda resmin.
    Bursa Cezaevi'nde.
    Belki duymamışındır bile Bursa'nın adını.
    Bursa'm yeşil ve yumuşak bir memlekettir.
    Bursa Cezaevi'nde karşımda resmin.
    Sene 1941 değil artık
    sene 1945.
    Moskova kapılarında değil artık
    Berlin kapılarında dövüşüyor seninkiler,
    bizimkiler,
    bütün namuslu dünyanınkiler.

    Tanya,
    senin memleketini sevdiğin kadar
    ben de seviyorum memleketimi,

    Seni astılar memleketini sevdiğin için,
    ben memleketimi sevdiğim için hapisteyim.
    Ama ben yaşıyorum,
    ama sen öldün.
    Sen çoktan dünyada yoksun,
    zaten ne kadar az kaldın orda :
    on sekiz senecik.
    Doyamadın güneşin sıcaklığına bile.

    Tanya,
    sen asılan partizan,
    ben hapiste şair.
    Sen kızım, sen yoldaşım.
    Resminin üstüne eğiliyor başım:
    kaşların incecik,
    gözlerin badem gibi,
    ama renklerini fotoğraftan anlamam mümkün değil.
    Fakat yazıldığına göre
    koyu kestaneymişler.
    Bu renkte gözler çok çıkar benim memleketimde de.
    Tanya,
    saçların ne kadar kısa kesilmiş,
    oğlum Memet'inkilerden farkı yok.
    Alnın ne kadar geniş,
    ay ışığı gibi,
    rahatlık, ve rüya veriyor insanın içine.
    Yüzün ince uzun,
    kulakların büyücek biraz.
    Henüz çocuk boynu boynun :
    henüz hiçbir erkek kolu sarılmamış anlıyor insan.
    Ve püsküllü bir şey sarkıyor yakandan:
    süsünü sevsinler mini mini kadın.

    Arkadaşları çağırdım, bakıyorlar resmine :
    -Tanya,
    senin yaşında bir kızım var.
    -Tanya,
    kız kardeşim senin yaşında.
    -Tanya,
    senin yaşında sevdiğim kız.
    Bizim memleket sıcaktır
    bizde kızlar tez kadınlaşır.
    -Tanya,
    senin yaşında kızlarla okulda, fabrikada, tarlada arkadaşız.
    -Tanya,
    sen öldün,
    ne kadar namuslu insanlar öldürüldü ve öldürülmektedir,
    ama ben,
    yedi yıldır kavgada hayatımı tehlikeye koyamadan
    hapiste de olsa bal gibi yaşıyorum.)

    Sabah oldu Tanya'yı giydirdiler,
    ama çizmeleri, şapkası, gocuğu yoktu,
    iç etmişlerdi onları.
    Torbasını getirdiler :
    torbada benzin şişeleri, kibrit, kurşun, tuz, şeker.
    Şişeleri boynuna astılar,
    torbasını verdiler sırtına.
    Göğsüne bir de yazı yazdılar :
    "PARTiZAN".
    Köyün alanına kuruldu darağacı.
    Atlılar çekmiş kılıcı
    halka olmuş piyade askeri.
    Zorla seyre getirdiler köylüleri.

    iki sandık üst üste,
    iki makarna sandığı.
    Sandıkların üstüne
    yağlı urgan sallanır,
    urganın ucu ilmik.

    Partizan kaldırılıp çıkarıldı tahtına.
    Partizan
    kolları bağlı arkadan
    durdu urganın altında dimdik.

    Nazlı, uzun boynuna ilmiği geçirdiler.

    Bir subay fotoğrafa meraklı,
    bir subay, elinde makina : Kodak,
    bir subay resim alacak.
    Tanya seslendi kolhozlulara ilmiğinin içinden
    "- Kardeşler, üzülmeyin.
    Gün yiğitlik günüdür.
    Soluk aldırmayın faşistlere,
    yakın, yıkın, öldürün..."

    Bir Alaman vurdu ağzına partizanın,
    genç kızın beyaz, yumuk çenesine aktı kan.
    Fakat askerlere dönüp devam etti partizan :
    "- Biz iki yüz milyonuz.
    iki yüz milyon asılır mı?
    Gidebilirim ben.
    Ama bizimkiler gelecekler.
    Teslim olun, vakit varken..."

    Kolhozlular ağlıyordu. Cellat çekti ipi.

    Boğuluyor nazlı, boynu kuğu kuşunun.
    Fakat dikildi ayaklarının ucunda partizan
    ve hayata seslendi iNSAN:
    "- Kardeşler
    hoşça kalın.
    Kardeşler
    kavga sonuna kadar.
    Duyuyorum nal seslerini
    geliyor bizimkiler!"

    Cellat bir tekme attı makarna sandıklarına.
    Sandıklar yuvarlandılar.
    Ve Tanya sallandı ipin ucunda
    #1764353
  6. 51
    slav kadinlarinda sikca rastlanilan isim. turkiye'de de zaman zaman karsimiza ciktigi oluyor. cocuguna yabanci bir soya ait isim verem milli suur yoksunu embesiller beni hep guldurmustur. hele ki ilkel slav soyuna bir ismi verdiyse, hem gulerim hem de dislerimi gicirdatirim o ebeveyne.
    #2815968
  7. 1-1
    (#1764353)
    #3058841
  8. 1-1
    red alert 2'nin john locke'u. elinde bombayla gezmektedir. düşman ünitelerine bomba kurarak yokeder. sersemin tekidir.
    #3586919
  9. red alert'in kate'i. elinde uzilerle koca koca tankları havaya uçurmaktadır.

    ayrıca bonus:

    (bkz: einstein ı sevip amerikan başkanına vermek)
    #3587034
  10. red alert 2'de bu birimi çok taş bir hatun oynamaktadır cutscene videolarında.
    birimin kendisi çok işe yarar olmasa da sırf bu yüzden kullanılır ara sıra.
    #3741403
  11. (bkz: tanya adams)
    #4065301
  12. 21
    mortal kombat'taki bir bayan karakter. benim için ayrı bir yeri vardır. ilk kez blazei onunla yenmişimdir. takdik de çok basittir:

    korun saydır..
    #8298046
  13. 00
    red alert oyunundaki bombacı kız olması gerek.
    #8298164
  14. 00
    red alert 2 oyunundaki hoş hatun.
    #10458681
  15. 00
    bir nazım hikmet şiiri. zoya kosmodemyanskaya için yazmıştır.

    ilk olarak beytepe'de bir bahar şenliğinde duydum. sohbet ediyorduk, önce sohbet kesildi, sonra ...ağladım lan ne var.
    bu şiirin üstüne dönem bir muhabbette bir arkadaş" tekrar dünyaya gelsem, yine türk olmak isterdim." dedi. bu ne ırkçılık diye düşünerek sebebini sorduğumda ise:" nazım'ı kendi dilinde okuyabilmek için" demişti.
    iyiki nazım bizim şairimiz, iyi ki...

    "duyuyorum nal seslerini
    geliyor bizimkiler" dediğinde tanya'nın duyduğu nal sesleri de bunlardır bence:
    http://www.dailymotion.co...ong-polyushka-polye_music
    #13076675
  16. 00
    --spoiler--
    tanya,
    bursa cezaevinde karşımda resmin
    bursa cezaevinde
    belki duymamışsındır bile bursa'nın adını
    bursam,yeşil ve yumuşak bir memlekettir
    bursa cezaevinde karşımda resmin
    sene 1941 değil artık sene 1945
    moskova kapılarında değil,
    berlin kapılarında dövüşüyor seninkiler bizimkiler
    bütün namuslu dünyanınkıler..
    --spoiler--
    #14849848
  17. 00
    Gezi direnişinin şehit delikanlılarına atfedilmiş, güzel yorumlanmış bir nazım hikmet şiiri;

    http://video.uludagsozluk.com/v/bestem-yuvarlak-1462/+qtIsfOfV_Ew&feature=youtu.be
    #21089033
  18. 00
    rusları çağrıştırmaktadır.
    #21089044
  19. 00
    en güzel hatun isimlerinden biri.
    #21089065
  20. 00
    mortal kombat geldi aklıma..
    #21089082
tanya ile alakalı başlıklar