sozlugun hali 


kapat
  1. uyarı : biraz siyasi içerikli, çokça rahatsız edecek bir montajelemani entrysidir. kalp hastalıgı olanların, hamilelerin ve polemikçi bünyelerin doktora danısmadan okumamalarını tavsiye edilir.

    ----------------------

    anadolu... malazgirt savası 'ndan (1071) beri yurdumuz olan dünyanın en güzel, güzelliğinden dolayı da en belalı coğrafyası... ve bu cografyanın son 83 yılını adı altında geçirdiğimiz cumhuriyetimiz. (çok belgeselvari bir giriş oldu, olsun)

    ümmet olma bilinciyle yüzyıllarca yaşamış bir halkın, millet olarak emperyalist devletlere karsı kazandıgı savaş sonucu tırnağıyla, kanıyla, şerefiyle kurduğu bir ülkedir burası. ve bu millet tarihin hiçbir döneminde esir edilememiştir. bu sebepledir ki, bunu anlayan (çoğu batılı) emperyalist devletler, içten yıkamayacaklarını anladıkları bu ülkeye ve onun insanlarına artık cepheden saldırmanın faydasızlıgını bildikleri için bizi toplumsal ayrılıklar yaratarak yıkma yoluna gitmektedirler.( buraya kadar gayet klise oldu, olsun)

    yukarıda da belirttiğimiz gibi emperyalist devletlerin gözünde türkiye * türklere bırakılamayacak kadar önemli bir ülkedir. ancak topyekün bir savasa girilemeyecek kadar da güçlüdür. bu güç bu topraklarda yaşayan halkların birlikteliğinden gelir. burada hemen bir parantez açalım kimse kendini %100 türk, laz, çerkes, kürt olarak değerlendirmesin. kanında olmasa bile kişinin, huyunda suyunda hepsinden bir miktar vardır. bu durum 2. dünya savası yıllarında almanlar için bir utanc belgesiyken, bizim için yüzyıllardır övünç kaynağıdır. kimse burada çıkıp, ermeniler şöyleydi, kürtler böyleydi, rumlar bunu yaptı diye yırtınmasında... her millette kansızı da, soysuzu da vardır. bu türklerde de vardır, diğer milletlerde de... bu söylediklerimi o beğenmediğiniz rumlarla, ermenilerle yurtdışında karsılasıp bir iki türkçe kelime duydugunuzda daha iyi anlarsınız.

    kaldıgımız yerden devam edelim... son yıllarda toplum olarak * iyice kendine dönük hale geldik. emperyalist devletler tarafından üzerimizde oynanan bir çok oyunu sezemez, çözemez olduk. kendimize düşmanlar yaratır olduk, ama yine kendi içimizden... kimi zaman sağcılar-solcular oldu, sünniler-aleviler oldu, nurcular oldu, masonlar oldu, sabetaycılar oldu, kürtler oldu vs vs...

    biz bu kadar salak insanlar mı olduk ? bunları anlamayacak kadar... anlamıyorum ey sözlükçüler !! gerçekten anlamıyorum (belki de benim salaklığımdır) ülkenin koruyucusu olan tsk'nın başındaki üst düzey komutanlara bile dil uzatılır oldu.( bu arada askeri yönetime prim veren bir insan oldugum sonucu cıkmasın) kişiler üzerinden kurumlar yıpratılmaya başlandı artık. amaç ne ? mutsuz, umutsuz bir toplum yaratmak... dış güçlerin en yeni oyunlarından biri bu. hani meshur fıkrada anlatılır ya, cehennemde türkiye kazanının başında zebani olmaması gibi bir durum.

    kendimizle ugrasalım, türban, imam-hatip vs. gibi kısır tartışmalarla ugrasalım ama nano-teknoloji, atom enerjisi, genetik mühendislik, bilişim deyince ibik gibi bakalım... insanların isimlerinden sabetaycı avına çıkalım, sanki sabetaycı olmak insanlık suçuymuş anasını satayım, diri diri gömelim yok o da olmaz sabun yapalım *, sabetaycı olmayıpta vatan haini olan padişahları bile gördü bu toplum, hem sonra bir filmle * kırılan milli gururumuz yerine gelsin, oyunculuktan dirhem nasibini almayan biri bize unuttuğumuz milliyetçiliğimizi (!) hatırlatsın. ( e be mübarek kardeşim, bir dizi ile, bir filmle hatırlıyorsan milliyetçiliğini ben sana daha ne diyeyim zaten ? günaydın... ) ama tüm bunlar olurken işsizlikten mühendisler şoförlük, işletmeciler kasiyerlik vs yapsın, çeteler cirit atsın sonra akşam olsun dizi izleyelim, öyle ya aliye gsmh'yi arttırıyor. polat abimiz zaten yürüyen kanun hükmünde kararname...

    bir kere herkes çok iyi bilmelidir ki, bu tarz günlük olaylarla bu ülke daha iyiye gitmez, gidemez...cem yılmaz'ın dediği gibi eğitim şarttır. eğitim derken okuma-yazma bilmek değil sadece okumayı sevmek, bunu bir kültür haline getirebilmek gerekir. olaylara tek taraflı değil, çok yönlü bakabilme, sorgulama yetisi kazandırılmalıdır insanımıza. bunu yapacak idareciler gercek vatanseverlerdir. ders kitaplarını bedava dağıtıp, içine atatürk'ün annesinin ya da eşinin başörtülü resmini koyacak kadar küçük düşünecek zavallılardan olmamalıdır yönetici kadroları.


    bir konu hakkında tamamen bilgi sahibi olmadan, tek tarafın kaynağına dayalı olarak yorumlar yapmak yarı-aydın tavrıdır ve her ne hikmetse yurdumuzda ve sözlüğümüzde son zamanlarda sıkça yaşanan bir durumdur. çok açık konusayım ki,(ve bu sözlerin bir çoğunuzu kızdıracağını bildiğim halde kusura bakmayın ama) hayatını henüz kendi kazanmaya başlamayan, bu sebepten dolayı sınırlı deneyimleri olan, birkaç kitaptan ve arkadas sohbetinden, belkide internetten toparlanan bilgi kırıntılarıyla bir fikrin savunuculugunu, hemde ateşli bir şekilde yapmak çoğu zaman hem günlük hayatta, hemde sözlük içinde çoğu insanı zor durumda bırakmaktadır. işin en acı tarafıda bu halin ayırdında dahi olmamaktır. bu satırları okuyan sizlerinde ortaokul, lise zamanlarında öğrendiğiniz üzere, bu konularda ciddi analizler yapmak için olayların, olguların yaşandığı zamana göre değerlendirilmesi gerçeği özümsenmelidir. yani daha türkçesi kimse karnından konuşmamalıdır * gerisi laf-ı güzaftır.
    arzederim...

    not : ukalalığımı sabredip okuyan herkese teşekkürler. yazılması gerektiğini düşündüğüm için yazdım.
    #116858 (montajelemani, 16.03.2006 01:25 ~ 22.05.2006 14:42)
  2. (bkz: yeni şafak tan okurlarına)
    #191154 (arjen robben, 22.04.2006 23:16)
  3. (bkz: dudaktan kalbe)
    #193052 (arjen robben, 23.04.2006 23:27)
  4. (bkz: montajelemani ndan anlayana)
    #193056 (kemalettin şentürk, 23.04.2006 23:32)
  5. (bkz: houston we got a problem)
    #193229 (üye ol!, 24.04.2006 00:37)
  6. şu son olaylar gösteriyor ki her ne kadar uludag sözlük sanal bir platform olsa da, biz yazarlar olarak onu hayatımızın önemli parçalarından biri haline getirip, özümsemişiz su 4-5 aylık kısacık süreçte...

    birbirimize kızıyoruz, gülüyoruz, aşık oluyoruz, nefret ediyoruz ama burayı seviyoruz. orası aşikar.
    çokça söylenen bir kaf vardır hani 5 parmağın da 5'i bir mi ? diye.
    hakikaten de öyle.

    önce arnold civardanegezer, omayra, tutunamayanlardan sonra nevergonnabe, sonra belki devedikeni, belki arjen robben, belki palta, belki witch, belki gönülcelen, belki martyns belki de ben...

    öyle yada böyle özellikle yönetimden başlayarak bu tür olayların muhasebesini kendi içimizde iyi yapmalıyız. hepimiz şapkamızı önümüze koyup düşünelim, düşüncelerimizi ifade etme şeklimizden gerçekten memnun muyuz ??
    burada yazdıgımız siyasi, futbol, din vs... gibi hassas ve tamammen subjektif konulardaki üslubumuz ne derece dogru ?? o entrylerle bir düşünceyi, fikri savunurken karsı tarafa ne derece saygı duyuyoruz ?? ya da çala-klavye yazdıktan sonra ohh verdim ayarı deyip, yüzümüze bir orgazm sırıtması mı yayılıyor ??
    hepimizin bunu kendimiz karsı dürüstce sorgulamamız gerek. ama moderasyonun bunu 2 kere yapması lazım.

    hemen, ''buna gerek yok, sözlük formatı var'' diyecek olanlara bu formatın farklı durumlara göre nasıl delinebileceğini örnekleriyle ispat edebilirim. burda zall'a düşen görev dogru zamanda dogru yerde inisiyatif kullanabilecek bir moderasyon olusmasına caba göstermektir. ki bu konuda samimi oldugundan da hiç süphem yok.

    biz yazar tayfasına gelince, sözlükte entry yazarak kavga etmek yerine fikir chatleşmesi yaparsak daha rahat ve hoş bir platform sahibi oluruz diye düşünüyorum.
    #269581 (montajelemani, 22.05.2006 15:03)

Copyright © 2009 - uludağ sözlük

sozlugun hali başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. sozlugun hali ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu sozlugun hali nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about sozlugun hali. Copyrights of the articles are belong to their authors.