sosyalist feminizm 


kapat
  1. sosyalist feminizm kadın hareketinin işçi sınıfının bütünlüğü ile birlikte hareket etmesi gerekliliğini savunur fakat bu yapı içinde de erkek egemenliğinin olması onları daha farklı bir harekete itmiştir.

    (bkz: marksist feminizm)
    #1166629 (steril mikrop, 17.01.2007 11:28 ~ 23.02.2007 15:25)
  2. kapitalist sistemin "kadın" ı iki kere ( hem kapitalizmin hem de patriyarkanın sömürüsü ) sömürüyor olmasının sonucu.. yoksulluk , cinsel taciz , işten atılma , göç , eğitimsizlik , savaş , gözaltı vb. sonuçlarını daha ağır yaşayan da kadınlar oluyor..

    sosyalist örgütlenmelerin çoğunluğunu erkeklerin oluşturması , erkek egemenliğini bu örgütlenmelerde de engelleyemiyor. elbette mücadele birlikte edilmeli , ama " kadın " sorunu için kadınların bu örgütlenmelerde ayrıca mücadele etmesi yadsınmamalı..

    "Gelsin baba , gelsin koca , gelsin polis , gelsin jop. inadına isyan , inadına özgürlük"
    #1166729 (brcyzdm, 17.01.2007 12:02 ~ 12:06)
  3. toplumda ezilen kadının ezilmesindeki en büyük sebebin kapital sistem olduğunu savunan feminizm akımıdır. toplumda yaygın olan ataerkil düzenin en büyük sebebinin, kadının çalışma hayatında yer alamaması ya da aldığı zaman erkeklerle aynı seviyede tutulmaması olduğunu söylerler. ekonomik özgürlükten yoksun olan kadın da mecburen ya kocasına ya da patronuna bağımlı bir halde emir almaya devam edecektir. bunun tek çıkar yolu ise sosyalist düzenin gelmesi ve kadın-erkek ayrımı olmaksızın, herkesin emeğine göre kazanması, bu sayede de ikinci sınıf insan olarak görülmekten kurtulmasıdır.

    birçok sosyalist parti üyesi kadın, bu akıma bağlı kalarak çift yönlü mücadele etmektedir.
    #1814942 (lyla, 24.06.2007 14:20)
  4. (bkz: sosyalist gothic metal)
    #1814947 (kerameti kendinden menkul, 24.06.2007 14:23)
  5. Sosyalist Feminizm de ; Marksist Feministler sosyal yapıyı biçimlendiren üretim ilişkileri ve patriarkal aile yapısını sömürünün kaynağı olarak görürken, diğer bir akım bunun nedenini, kadının biyolojik yapısına bağlar. Feminizmin öncülerinden Simon de Beauvoir 1949'da yayınlanan ve ikinci seks adını verdiği kitabında ataerkil toplumlarda kadının nasıl erkeğe göre, yeni norm kabul edilen, geçerli sayılan, cinse göre eksik, edilgen, güçsüz, duygusal ve yeteneksiz diye tanımlandığını anlatır. Gerek bireyler arasındaki ilişkiler gerekse toplumların çeşitli kurumlaındaki iş ve özel ilişkiler kadınlarla ilgili gelenekleşmiş bu önyargılarca düzenlendiğinden Simon de Beauviour'a göre, en bağımsız kadın bile bu çarpık görüşlerin etkisi altında kalır. ikinci seks kitabında "kadın doğmaz, kadın olur" denirken cinsiyet kavramının aslında biyolojik değil, toplumsal olduğu vurgulanmış olur.

    1960'ların sonlarına doğru batı toplumlarında görülen feminist hareketler genellikle Simon de Beauvoir 'in çizgisinden farklıdır. Bu dönemde feminist hareketlerin içinde yer alan kadınlar çoğunlukla devrimci sol akımında aktif üyeleridir. Dönemin erkek solcuları toplumsal çatışmanın temelinde ırkçı, etnik ve sınıfsal ayrımların yarattığını söylerken ve kadınlara karşı ayrımcılığın Marksist devrimden sonra kendiliğinden ortadan kalkacağını öne sürerken, Sulamith Firestone gibi feminist Marksistler en köklü ve belirgin toplumsal çatışmanın seksizmden kaynaklandığını savunular. Firestona göre kadınlar erkeklerden farklı ama onlarla eşittirler. Marksist açıdan ise kadınların ezilmesi ve bu olgunun sonuçları, işçilerin ezilmesinin de, bundan doğucak sınıf çatışmalarınında önemli bir sorunudur.

    1970 lerin başından itibaren feminist Marksistler ve antropologlar cinsiyet ayrımının değişik toplumlarda değişik biçimlerde ortaya çıktığını, dolayısıyla biyolojik yapıdan kaynaklanan tek tip bir ayrımcılıktan söz edilmeyeceğini örnekler göstererek öne sürmeye başlarlar. Cinsiyete dayalı ilişkiye çağdaş bir yorum getirenlerin başında Gayle Rubin gelir. Rubin 1975'te "Kadınların Antropolojisine Doğru" başlığıyla yayınlanan kitaptaki seks ve cinsiyet konularını birbiriyle ilişkili ancak farklı iki kavram olarak ele alır. insanların biyolojik yapılarının onların sekslerini oluşturduğunu söylüyor. Rubine göre kadına ve erkeğe özgü diye ele alınan seksüel gereksinimler bile hep bu toplumsal düzenlemelerden etkilendiğinden içgüdüsel sanılan seksüel istekler ve bunların gideriliş biçimleri gerçekte biyolojik olduğu kadar toplumsal niteliklidir. Rubine göre seksist ayrımın hem başlangıç noktası hemde garantisi ailedir. Kadın ve erkeğin dünyaya geldiği ve cinsiyetlerin oluştuğu aile ortamı ataerkil sistemin egemenliğinde olduğundan aile her yeni kuşakta yeni yöneten erkekler yönetilen kadınlar üretir. .(Arat,1995:50-55) Bu noktada Rubine göre davranışlar aile ve çevresel faktörler tarafından şekillenmektedir. Ataerkil aile sisteminde yetişen erkekler şiddet uygulamayı kendilerinde hak olarak göremktedirler. Erkekler aile içinde yöneten konumundayken, kadınlar yönetilen konumundadır. Erkekler böylece aile içerinde her türlü hakkı kendilerinde görmektedirler.

    Sınıfların ortaya çıktığı andan itibaren, egemen sınıfların sömürülenlere, ezilenlere biçtiği tüm toplumsal roller, her zaman kadına ayrı biçimde ve daha da ağır biçimde yansımıştır. Kadın sadece bir köle, serf ya da işçi olarak bırakılmamıştır. Kadın her zaman her yerde kadın olmasından gelen özelliği ile zora maruz bırakılmış boğun eğdirilmiştir. Erkeğin fiziki üstünlüğü kadının boğun eğdirilmesinde bir araç olarak kullanılmıştır. Sabahtan akşama kadar tarlada emek türeten erkek köylünün, yeniden kendi emeğini üretebilmesi için, kadın evde hizmetkar olarak kullanılmaya zorlanmıştır. Oysa aynı kadın tarlada, erkeğin yanında emek te tüketmiştir. Ezilen ve sömürülen sınıfın erkeklerine, egemen sınıflar tarafından hak olarak gösterilmiştir. Bu şekilde erkeğe verilen hak, aynı zamnada ezilen sınıfların kendi içlerinde kendileriyle çatışmaının bir aracı olarak kullanılmıştır. Oysa egemen sınıfların amaçları, emek gücünü en ucuza mal etmek ve en verimli biçimde kullanmaktır. Onların zenginliklerinin, egemenliklerinin rahatlıklarının tek yolu budur ve kadın hiç bir ücret ödemeksizin, emekçi erkeğin sömürücü sınıflara daha ucuza mal olmasını sağlayan bir araç haline getirilmiştir.

    Fabrikada bütün gün çalışmış eve gelen işçi erkeğin, evinde kendisini bekleyen ona hizmet sunan, çocuklarına bakan bir kadın olduğunu bilerek yaşamak durumunda bırakılmıştır. Ve kadın doğduğu andan itibaren bu toplumsal görevi yerine getirmek için yetiştirilmiştir. Bu toplumsal görevle yetiştirilen kadın da erkeğin kensinden üstün olduğunu kabullenip her türlü şeye gözyummuştur. Erkeğin üstün konumu, kadının erkeğe hizmet etmesinin ve erkeğin aile içi kararlarda söz sahibi olmasının doğal görülmesi de şiddeti besleyen unsurlardandır. Kadın şiddet uygulayan erkeğe karşı gelmeyip erkek otoritesini ve gücünü kabullenmiş durumdadır. Çalışmayan ve geliri olmayan kadın evi terkederse gidecek yeri ve geçimini sağlayacak parası da yoktur. Bu sebeplerden dolayı erkeklerin her türlü eziyetine maruz kalmıştır. Yüzyıllardır erkek işi diye kandırılan uzak tutulan işlerde çalıştırılarak bunun bir aldatmaca olduğunu gören emekçi kadın, aynı zamanda ev işinin sadece kadın işi olduğu şeklinde aldatmacaya da kanmaz olmuştur ve bir takım haklara sahip olduğunun bilincinde şiddetten uzak herşeyi beraber payalabildiği bir hayat istemektedir.

    Sosyalist feminist teori; kadın ezilmişliğinin ciddi sosyolojik, psikolojik ve ideolojik olgusu altında maddi bir temel olduğunda ısrar eder. Marksizmin bu kökenin belirlenmesine ya da tanımına hiç bir zaman eğilmediğini de vurgular.Ailenin bu temelde yatan nedenleri besleyen başlıca yapılarından biri olduğu varsayımına ulaşır. Sosyolist-feminizm, çelişkili ve aldatıcı olan bu iki noktada sosyolist teori ve pratiği reddeder. Zaten sosyolist feminizmin kadının ezilmişliğine sol kanat idealist bir eğilimle basit bir hak eksikliği ve ideolojik bir şövenizm, olarak bakılmasını küçümser. ikincisi sosyolist feministlerin özellikle aileden kaynaklanan psikolojik ve ideolojik kaygıları, yine sol kanatta kadının ve ekonomik olgularla yapılan yorumuna ters düşer. Bütün bunlar 'kişisel politiktir' sloganının teorik kapsamını oluşturarak sosyolist -feminist akımının kadın sorunu ele alışındaki esasları belirler.

    Sosyalist-feministler, Engels'in "Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni" adlı kitabında, aile içi mal-mülk konusuna yaklaşımın yetersizliklerini görmekle birlikte katkılarını da kabul eder. Engels gibi sosyolist-feministler de kadının ezilmişliğini toplumsal gelişme dinamiği içinde ele alırlar, ancak Engelsi'in tanımlayabildiğinin ötesinde diyalektik bir temel oluşturmayı denemişlerdir. Bu diaylektik temelin, belli bir üretim ilişkisine özgü, maddi bir süreç olması ve tüm sınıflarda ya da tüm bilinen toplumlarda kadının ezilmişliğinin nedenlerini Engels'in kitabından çok daha iyi açıklamaya çalışmışlardır. Sosyolist-feministler çocuk doğurma, çocuk yetiştirme ve işi kavramlarının bu kriterlere uyduğu görüşünü paylaşır, ama bu olgular ile kadının ezilmişliği arasındaki ilişkilere çok daha geniş kavramlar getirmişlerdir.

    Sosyalist-feministlerin teorik çalışmasının gücü zenginliği ve kadın hareketlerine gerçek katkısına karşılık; uygulayıcıların Marksist teoriyi yeterince kavrayamamış olmaları bu teorinin gelişimi engelemiştir. Kökeninde kadının özgürlüğü ve geniş anlamda bağımsız bir kadın hareketine bağlı eylemleri içinde, sosyalist feministler, sol anlayıştaki eğilimler ve tartışma konularıyla ilişkilerini ancak son yıllarda farketmeye başlamışlardır.

    Sosyal feministler, sosyolizimde kadın sorununa eğilen çalışmaları, teorik ya da pratik bir öz yakalamak amacıyla incelemişlerdir. Sosyalist feminist hareketinin en büyük katkısı kadının ezilmişliğinin kökeni ile ilgili olarak getirdikleri sorular; toplumsal yaşantının her alanında cinsiyet ayrımı, kadın özgürlüğünün anlamı ve tanımı, cinsiyete karşı ya da sosyolizm için verilen mücadelenin örgütlenmesi gibi konuları da içine alan boyutta sorulardır ve bugüne dek sosyolist teorinin verileriyle açıklanmıyacak niteliktedirler. (Vogel,1990;46-56)

    Marks ve Engels'in kadın sorunu üretim olgusunun belli sosyal ilişkileri çevresinde odaklanırken sosyal- feministler kadın ezilmişliğini aile ve toplumsal çoğalma konularından ayırmaya çalışmaktadır. Mitchell, Marks ve Engels'in analizlerini çok dar kapsamlı bulduğunu ve Marks'ın ekonomik açıklamalara fazlasıyla bağımlı kaldığını belirtmiştir. Bu açıdan Marks ve Engelsin çalışmalarında bir aile tartışmasından ayrı tutulmuştur. (Mıtchell, Juliet, "Woman Estate", sayfa 78,80) *
    #1814961 (pantalasSA, 24.06.2007 14:27)
  6. sosyalizm de zaten kadın ile erkek arasındaki iş yapabilme ve güç dengesi kurulmalıdır. bu durumda kadının erkekten üstün olduğunu düşünen feminizm kavramının eşitlik kavramını içselleştiren sosyalizm ile yanyana gelmesi gibi bir olasılık yoktur.

    yeni kavramlar yaratmayalim

    zaten yeterince var
    #1814974 (kolibandı, 24.06.2007 14:30)
  7. kadın ve erkeğin eşit olduğunu savunan bir kavramdır. daha doğrusu, eşit olması gerektiğini savunur. pozitif ayrimcilik durumu vardır ama o da zaten günümüz koşulları için geçerlidir. temelde eşitliği savunur.
    #1814986 (lyla, 24.06.2007 14:34)
  8. radikal feminizm ile hiç alakası olmayan feminizmdir. radikal feminizm kadının üstünlüğünü savunan bir ideoloji olup sosyalizmle pek alakası yoktur.
    #1815000 (lyla, 24.06.2007 14:38)
  9. * ataerkilizme, kapitalist sömürüye, dini sömürüye karşı kadının özgürleşmesini ve daha bir eşitleşmesini savunan ideoloji.

    (bkz: clara zetkin)
    #3323734 (meredith, 26.04.2008 23:22)
  10. feminizmin tek başına kadının kurtuluşu için yeterli olmayacağını düşünen kadınların, kadın hareketini marx'ın kadın kurtuluşu teorisiyle, yani sosyalizmi feminizmle birlikte bir ideoloji olarak ele almaları ve pratiğe bu şekilde dökmeleridir. yani:

    feminizm erkek egemenliğini yaratan kapitalist sistem içinde erkek egemenliğine karşı mücadele yürütür. sosyalizm ise erkek egemenliğini yaratan kapitalist sistemi yıkmaya çalışır. sosyalist feminizm bu noktada toplumda, emek sömürüsünün yanında cinsel sömürüye de maruz kalan, en ezilmiş sınıf olan kadını, bu sistem içinde demokratik olarak erkeğe eşitlemeye çalışır ve devrimci bir perspektifle de sosyalizm için mücadele verir. bunun yanı sıra sosyalist teorinin ne kadar tam görünse de pratikte kadını kurtarmaması durumunda, yani olası bir devrimden sonra da mücadeleye devam etmek için vardır bu ideoloji.

    bugün birçok sosyalist, sosyalizmin feminizm gibi burjuva ve tehlikeli bir ideolojiyle birlikte anılmasına karşıdır. fakat tarih ve deneyimler göstermiştir ki mevcut sosyalist mücadele hattında ve iktidarlarda kadın, kapitalist sistemin dayattığı kadınlık rollerinden arındırılamamıştır. sscb'de kürtajın 'sosyalist bireyler doğursun kadınlar' diye yasaklandığını bilir çünkü kadınlar. devrim mücadelesinin bile ne kadar eril olduğunu görür kadınlar (mesela türkiyede tarihe geçmiş kaç kadın devrimci bilirsiniz, oysa o kadar çokturlar ki.). ya da yaşayan bir sosyalist ülke olan kuba'da genelevlerin hala varolduğunu bilir kadınlar...

    elbette ki tarih kadar eski kadın sorununa sosyalizm de anında çözüm getiremeyecektir; zira sosyalizmin devirmesi gereken çok fazla çürümüşlük vardır. zamanla değişecek anlayışlar için, her yerde erkek egemenliği sona erene kadar, kutsal aile ve şerefli anne modeli yıkılana kadar feminizm var olacaktır.
    #3542713 (zenobia, 15.06.2008 23:20)
  11. (bkz: anarşist feminizm)
    (bkz: ursula k le guin)
    #3542879 (needle, 15.06.2008 23:47)
  12. (bkz: http://www.bolsevik.org/1017.htm)
    #3543113 (nekrofili, 16.06.2008 00:15)
  13. ...ikinci beş yıllık plandan itibaren hayat seviyesinin devamlı yükselişi, çalışanların gelişen rahatı, doğumevlerinin , kreşlerin, okulların çoğalması, çocuk düşürme uygulamasını hükümsüz ve saçma kıldı. endüstrinin ilerleyişi, sovyet birliği'nin kendi geleceği, halkın daha çabuk çoğalmasını gerektiriyordu. stalin sosyalizmin kurulması için başlıca faktörün insan olduğunu söyledi. en kıymetli sermaye staline göre insandı. stalin: 'insanlara ihtiyacımız var. hayatı yıkan çocuk düşürme ülkemizde kabul edilemez. sovyet kadını erkek haklarına eşit haklara sahiptir; fakat bu, onu tabiat tarafından kendisine verilen şerefli ve büyük ödevinden özgür kılmaz; o annedir, o hayat verir. ve bu muhakkak ki kişisel bir mesele değil, fakat çok önemli bir sosyal meseledir...

    eşitliğin gelir gelmez, kadını hapseden rollerden sıyıramayacağını düşünen ideolojidir. sosyalizmden komunizme evrilirken mücadelesi devam edecek olan ideolojidir.
    #3543299 (zenobia, 16.06.2008 00:30)
  14. tarihsel materyalizmi kadın kurtuluş mücadelesi için analiz etmek ve sosyalist feminizm ideolojisini buna göre oluşturmak gerekir. yapılan antikapitalist bir söylemi ve kadının durumunun radikal bir biçimde değişmesine yönelik mücadele hattını getirir.

    marksizm ve feminizm yöntem ve ideolojik olarak farklı düzlemlerde ele alınmalıdır. bunu düzlemleri birbirinden koparmadan yapmak esastır.

    feminizm bütün kadınların bütün erkekler tarafından ezildiğini söyler. bu ezilmişliğin ortak kaynağı açıklanmalıdır: feminizm sınıfları yukardan aşağı kesen toplumsal kimliği erkek olarak belirler. feminizmin marksist kuramın sınıf egemenliği içinde eritilmemesi gerekir.

    marksizm kuramda sınıflardan daha temel olan emek kategorisi vardır. tarihsel maddecilik üretim ilişkilerine bakar ve bu üretim ilişkileri arasındaki ilişkilerden sınıflar oluşur. bu noktada kadını erkeğin karşısına koyan temel bir üretim ilişkisi vardır: aile içinde kadının üretim faaliyeti, ev içi emek. kapitalizm içinde bu emek karşılıksız emektir ve doğurduğu somuru değil ezilmedir. ev işini başkasına yaptıran ve bir işte çalışmayan burjuva kadın da emeklerini özgürce ev dışında harcama özgürlüğüne sahip değildir. bu kadınların denetimi de kocalarının elindedir. kapitalizm öncesi toplumlarda da aile yoluyla kadının emeğine el konur. aile reisi olan erkek üretim birimi olan ailede kadın emeğine el koyar. kadın emeğine el konması durumu cinsiyetçi iş bölümünün ta kendisidir. ve bu durum sermayenin her çağında kadını ikincil konuma koyar. feminist kuramın maddecilikle ilişkilendiği noktada 'el koyma' durumu vardır ve bu durum erkek egemenliğini maddi bir temele yerleştirir.

    marksizm tarihsel maddecilikten bahseder. marx'a göre genel üretim faaliyetlerinin belirleyiciliği farklı tarihsel dönemlerde farklı toplumsal yapılar altında ortaya çıkar. kadının ev içi karşılıksız emeği de bu kurala uyar. aile içinde emeğine el konan kadın ile el koyan erkek arasında tek bir sömürü ilişkisi yoktur. tarlada çalışan kadın ile çalışmayan kentli kadın üzerinden sömürü aynı sömürü kavramı ile ifade edilemez. kadınların ortak kavramı olan ezilmişliği soyutluk üzerinden tek bir yerde yani tek bir ekonomik merkez üzerinden tanımlamak yanlıştır. yıkılacak tek odak ailedir.

    erkek egemenliği sermaye egemenliğiyle iç içedir.kadın emeğine el koyulmasının sona ermesi için kapitalizmin yıkılışı şart fakat yetersiz bir koşuldur. üretim süreciyle ilgilenmiş marksist kuramın yeniden üretim alanını teori ve pratiğin ilgi alanı dışında bırakmış olması bunun bir göstergesidir.*
    erkek egemenliğinde erkekler taraf olmaktan çıkar sağlarlar. bu yüzden kadın kurtuluş mücadelesi marksist erkeklerin egemenliğini de hedef alır. feminizm erkek egemenliğine karşı çıkışın ideolojisidir zira. sistematik bir egemenlik biçimine karşı mücadele ediyor olması feminizmi ideoloji yapandır. bu iki önermeyi biraraya getirince marksizm bütün insanların kurtuluşunu öngören bir ideoloji olmasından ötürü feminizmle çelişmez fakat feminizm marksist kuram içine de dahil edilmez.

    marksizm sınıf mücadelesini zorunlu evre olarak belirler. kurtulmuş bireylerin tarih öncesi sınıf mücadelesi veren bireylerin oluşturduğudur. benzer bir diyalektik kadın kurtuluş mücadelesinde de kurulabilir: erkek egemenliğine yani yabancılaşmışlığa karşı özgül bir egemenlik alanına sahip kadınların kendi ideolojileri ile mücadele vermesi. marksizm bu noktada ütopyacılıktan somutun diyalektiği düzlemine geçebilir.

    komunizm sınıfların ve devletin soyut olarak yadsınmasına bağlanamaz. sınıf çelişkisinin çözülmesi çelişkinin kutupları arasında somut ve tarihsel bir mücadele ile mümkündür.

    kadınların kurtuluşu soyut bir insanlığın kurtuluşu düzleminde değil, somut tarihsel bir düzlemde olacaktır. bu da kadınların erkek egemenliğine karşı mücadelesini gerektirir. sınıf mücadelesinden kopan bir kurtuluş da olamayacağı için feminizm marksist kuram perspektifinde gerçektir.
    #3736791 (zenobia, 29.07.2008 05:28)
  15. "..sosyalist feminizm şu yüzden önemli: patriarka aynı kapitalizm gibi kurucu bir egemenlik ilişkisidir. patriarka ve kapitalizm ittifakının birbirinden beslenerek sürdürdüğü egemenlikleri her ikisine karşı verilecek mücadelenin birbirinden ayrıştırılamaması anlamına geliyor. bugün türkiye neo-liberal kapitalist bir dalga içinde. bu dalganın kadınlara değen sonuçları da var. bu sonuçları doğru olarak görebilmek önemli..."

    ekşi sözlük saryade'sinin alıntısından alıntıdır. *
    #3904669 (oldu, 02.09.2008 10:40 ~ 03.09.2008 12:28)
  16. Sosyalizm her türden toplumsal ezilmeye ve sömürüye karşı çıkan bir ideoloji olarak, feminizme açıktır. Her türden toplumsal eşitsizliğin yok edildiği bir toplum projesi, cinsler arası eşitsizliğin de yok edilmesini gündeme getirir. Elbette bu, sosyalizmin kendiliğinden bu eşitsizliği ortadan kaldıracağı anlamına gelmez ama buna açık olduğunu gösterir.
    Feminizmin toplumsal projesi yok; somut kurumlarda yaşanan yaygın iktidar ilişkilerini sorguluyor ama siyasal iktidarı hedeflemiyor. Kadınların kurtuluşunu bir iktidar değişikliğinden ve toplumsal projeden bağımsız düşünmediğimiz ölçüde, hem böyle bir projesi olan, hem de feminizme açık bir sosyalizmi savunmaktır...
    #3905741 (asiii, 02.09.2008 15:53)

© 2008 - uludağ sözlük

sosyalist feminizm başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. sosyalist feminizm ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu sosyalist feminizm nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» asik olunasi kadinlar » muhalif oldugu icin hapse giren insan » moderasyon » polis henuz devrim ve cumhuriyetin polisi degildir » kktc ile turkiye farklari » ogretmen bakanligi » 10 ekim 2008 gorukle deki jandarma hareketliligi » ergenekon iddianamesi » biz size sah damarinizdan daha yakiniz » kufur olmayan ama kufur etkisi yaratan sozler » hepsiburada com » pink floyd » olsa verirdim » farkli yazarlarin ayni entryi tesadufen yazmasi » sigara icemeyen insan » a » b » c » d » e » f » g » h » i » j » k » l » m » n » o » p » q » r » s » t » u » v » w » x » y » z » 0 » 1 » 2 » 3 » 4 » 5 » 6 » 7 » 8 » 9 » sitemap » kısa » erotofobi » duvarim su aliyor yetis yusuf usta » seriatcilarin devrimcileri keklemesi » cihan unal » asante » etkisiz hale getirmek » ismail bey hani » hayat memat meseleleri » radyo sol » iskur bana is bul » ataturk cagdasliktir » askere gitmeyecegim siz de gitmeyin » bir joker olarak ergenekon » animal farm » bolubeyi