seyh bedrettin destani 


kapat
  1. nazım hikmet'in en bilinen eserlerinden biridir. gerçekten okumaya değerdir. gönül suraya tümünü koymak isterdi fakat gerçekten biraz uzun, bulun okuyun.. belli kısımları zülfü livaneli, cem karaca ve ahmet kaya tarafından seslendirilmiştir.
    #349889 (lazy pigeon, 16.06.2006 07:13)
  2. nazim hikmet'in seyh bedreddin, Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa'nın demokrasi taleplerinden destanlaştırdıgı hüzünlü bir şiiri...
    #403046 (crazy horse, 07.07.2006 00:03)
  3. (bkz: cem karaca)
    #403051 (fth, 07.07.2006 00:05)
  4. bu destanı cem karacada seslendirmiştir,ülkedeki ilk rock operalarından biri denir.13 dk uzunluğunda,cem karacanın etkileyici sesiyle efsaneleşir gözünüzde bu destan.bir şeyh bedrettin olasınız gelir ama nerde...
    #567818 (kisil, 23.08.2006 01:03)
  5. bkz:(#397061)
    #642145 (registerlater, 17.09.2006 11:17)
  6. cemberimde gul oya'nın son bölümünde mehmet* ve idama giden arkadaşının bağırarak bir bölümünü okuduğu şiirdir.**
    #642161 (kedileriseviniz, 17.09.2006 11:30)
  7. cem karaca'nın şu kısmını seslendirdiği nazım hikmet şiiri;

    Sıcaktı.
    Sıcak.
    Sapı kanlı, demiri kör bir bıçaktı
    sıcak.

    Sıcaktı.
    Bulutlar doluydular,
    bulutlar boşanacak
    boşanacaktı.
    O, kımıldanmadan baktı,
    kayalardan
    iki gözü iki kartal gibi indi ovaya.
    Orda en yumuşak, en sert
    en tutumlu, en cömert,
    en
    seven,
    en büyük, en güzel kadın:
    TOPRAK
    nerdeyse doğuracak
    doğuracaktı.

    Sıcaktı.
    Baktı Karaburun dağlarından O
    baktı bu toprağın sonundaki ufka
    çatarak kaşlarını :
    Kırlarda çocuk başlarını
    Kanlı gelincikler gibi koparıp
    çırılçıplak çığlıkları sürükleyip peşinde
    beş tuğlu bir yangın geliyordu karşıdan ufku sarıp.

    Bu gelen
    Şehzade Murattı.
    Hükmü hümâyun sâdır olmuştu ki Şehzade Muradın
    ismine
    Aydın eline varıp
    Bedreddin halifesi mülhid Mustafanın başına ine.

    Sıcaktı.
    Bedreddin halifesi mülhid Mustafa baktı,
    baktı köylü Mustafa.
    Baktı korkmadan
    kızmadan
    gülmeden.
    Baktı dimdik
    dosdoğru.
    Baktı O.
    En yumuşak, en sert
    en tutumlu, en cömert,
    en
    seven,
    en büyük, en güzel kadın :
    TOPRAK
    nerdeyse doğuracak
    doğuracaktı.

    Baktı.
    Bedreddin yiğitleri kayalardan ufka baktılar.
    Gitgide yaklaşıyordu bu toprağın sonu
    fermanlı bir ölüm kuşunun kanatlarıyla.
    Oysaki onlar bu toprağı,
    bu kayalardan bakanlar, onu,
    üzümü, inciri, narı,
    tüyleri baldan sarı,
    sütleri baldan koyu davarları,
    ince belli, aslan yeleli atlarıyla
    duvarsız ve sınırsız
    bir kardeş sofrası gibi açmıştılar.

    Sıcaktı.
    Baktı.
    Bedreddin yiğitleri baktılar ufka...

    En yumuşak, en sert,
    en tutumlu, en cömert,
    en
    seven,
    en büyük, en güzel kadın :
    TOPRAK
    nerdeyse doğuracak
    doğuracaktı.

    Sıcaktı.
    Bulutlar doluydular.
    Nerdeyse tatlı bir söz gibi ilk damla düşecekti yere.
    Birden-
    - bire
    kayalardan dökülür
    gökten yağar
    yerden biter gibi,
    bu toprağın verdiği en son eser gibi
    Bedreddin yiğitleri şehzade ordusunun karşısına
    çıktılar.
    Dikişsiz ak libaslı
    baş açık
    yalnayak ve yalın kılıçtılar.

    Mübalâğa cenk olundu.

    Aydının Türk köylüleri,
    Sakızlı Rum gemiciler,
    Yahudi esnafları,
    on bin mülhid yoldaşı Börklüce Mustafanın
    düşman ormanına on bin balta gibi daldı.
    Bayrakları al, yeşil,
    kalkanları kakma, tolgası tunç
    saflar
    pâre pâre edildi ama,
    boşanan yağmur içinde gün inerken akşama
    on binler iki bin kaldı.

    Hep bir ağızdan türkü söyleyip
    hep beraber sulardan çekmek ağı,
    demiri oya gibi işleyip hep beraber,
    hep beraber sürebilmek toprağı,
    ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,
    yârin yanağından gayrı her şeyde
    her yerde
    hep beraber!
    diyebilmek
    için
    on binler verdi sekiz binini..

    Yenildiler.

    Yenenler, yenilenlerin
    dikişsiz, ak gömleğinde sildiler
    kılıçlarının kanını.
    Ve hep beraber söylenen bir türkü gibi
    hep beraber kardeş elleriyle işlenen toprak
    Edirne sarayında damızlanmış atların
    eşildi nallarıyla.

    Tarihsel, sosyal, ekonomik şartların
    zarurî neticesi bu!
    deme, bilirim!
    O dediğin nesnenin önünde kafamla eğilirim.
    Ama bu yürek
    o, bu dilden anlamaz pek.
    O, «hey gidi kambur felek,
    hey gidi kahbe devran hey,»
    der.
    Ve teker teker,
    bir an içinde,
    omuzlarında dilim dilim kırbaç izleri,
    yüzleri kan içinde
    geçer çıplak ayaklarıyla yüreğime basarak
    geçer Aydın ellerinden Karaburun mağlûpları..

    Dostlar
    biliyorum!
    Dostlar
    biliyorum nerde, ne haldedir O!
    Biliyorum
    gitti gelmez bir daha!
    Biliyorum
    bir deve hörgücünde
    kanıyan bir çarmıha
    çırılçıplak bedeni
    mıhlıdır kollarından.
    Dostlar
    bırakın beni,
    bırakın beni.
    Dostlar
    bir varayım göreyim
    göreyim
    Bedreddin kullarından
    Börklüce Mustafayı
    Mustafayı.»

    Boynu vurulacak iki bin adam,
    Mustafa ve çarmıhı
    cellât, kütük ve satır
    her şey hazır
    her şey tamam.

    Kızıl sırma işlemeli bir haşa
    altın üzengiler
    kır bir at.
    Atın üstünde kalın kaşlı bir çocuk
    Amasya padişahı şehzade sultan Murat.
    Ve yanında onun
    bilmem kaçıncı tuğuna ettiğim Bayezid Paşa!

    Satırı çaldı cellât.
    Çıplak boyunlar yarıldı nar gibi,
    yeşil bir daldan düşen elmalar gibi
    birbiri ardına düştü başlar.
    Ve her baş düşerken yere
    çarmıhından Mustafa
    baktı son defa.
    Ve her yere düşen başın
    kılı depremedi:
    "iriş
    Dede Sultanım iriş!"
    dedi bir,
    başka bir söz demedi..
    #987587 (thedewil, 12.12.2006 21:52 ~ 16.12.2006 19:58)
  8. yarin yanağından gayri herşeyde heryerde hep beraber diyebilmek için......

    dizeleriyle hayat felsefemizi çizmemizde bize ışık olan destandır. nazim usta'nın eseridir.
    #1588495 (kolibandı, 30.04.2007 02:16)
  9. cem karaca şarkısıdır. numunelik bir kere bile bedrettin lafı geçmeyen şarkıda "sicaktiii sicaaaaaak" diye devam eden bir nakarat vardır ki; hava sıcaklığının tavan yaptığı dönemlerde dinlenmesi sakıncalıdır. insanları buhrana ve sinire sevk ederdir.
    Diğer daraltan cem karaca şarkıları için:
    (bkz: ceviz ağacı)
    (bkz: safinaz)
    #1813481 (kelkeshoze, 24.06.2007 02:32 ~ 13:44)
  10. kıyıda çıplak ayaklı bir kadın ağlamaktadır.

    ve gölde ipi kopmuş

    boş bir balıkçı kayığı

    bir kuş ölüsü gibi

    suyun üstünde yüzüyor.

    gidiyor suyun götürdüğü yere,

    gidiyor parçalanmak için karşı dağlara.

    iznik gölünde akşam oldu.

    dağ başlarının kalın sesli sipahileri

    güneşin boynunu vurup

    kanını göle akıttılar.

    kıyıda çıplak ayaklı bir kadın ağlamaktadır,

    bir sazan balığı yüzünden

    kaleye zincirlenen balıkçının kadını.

    iznik gölünde akşam oldu.

    bedrettin eğildi suya

    avuçlayıp doğruldu.

    ve sular

    parmaklarından dökülüp tekrar göle dönerken

    dedi kendi kendine;

    --o ateş ki kalbimin içindedir

    tutuşmuştur

    günden güne artıyor.

    dövülmüş demir olsa dayanmaz buna

    eriyecek yüreyim...
    #2085689 (annabell lee, 07.08.2007 14:18 ~ 14:19)
  11. insanı "herkes şeyh bedreddin gibi olsa, nasıl olurdu acaba? diye düşündüren destan.
    #2344855 (kisil, 20.09.2007 00:31)
  12. yiğitlik destanıdır. asırlara sığmayan bir kavganın ilk temsilcilerine yazılmıştır. borkluce mustafa için yazılan kısmı tüyleri diken diken eder;

    boynu vurulacak iki bin adam,
    mustafa ve çarmıhı
    cellât, kütük ve satır
    her şey hazır
    her şey tamam.

    kızıl sırma işlemeli bir haşa
    altın üzengiler
    kır bir at.
    atın üstünde kalın kaşlı bir çocuk
    amasya padişahı şehzade sultan murat.
    ve yanında onun
    bilmem kaçıncı tuğuna ettiğim bayezid paşa!

    satırı çaldı cellât.
    çıplak boyunlar yarıldı nar gibi,
    yeşil bir daldan düşen elmalar gibi
    birbiri ardına düştü başlar.
    ve her baş düşerken yere
    çarmıhından mustafa
    baktı son defa.
    ve her yere düşen başın
    kılı depremedi:
    ''iriş
    dede sultanım iriş!''
    dedi bir,
    başka bir söz demedi..
    #3547186 (meredith, 16.06.2008 21:32)
  13. `Yağmur çiseliyor
    Korkarak yavaş sesle
    Bir ihanet konuşması gibi `
    Yağmur çiseliyor
    Beyaz ve çıplak
    Mürtet ayaklarının
    Islak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.
    Yağmur çiseliyor
    Serezin esnaf çarsında
    Bir bakırcı dükkanın karşında
    Bedrettin' in bir ağaca asılı
    Yağmur çiseliyor
    Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir
    Ve yağmurdan ıslanan
    Yapraksız bir dalda sallanan
    Şeyhimin çırılçıplak etidir
    Yağmur çiseliyor
    Serez çarşısı dilsiz
    Serez çarşısı kör
    Havada konuşmamanın görmemenin
    Kahrolası hüznü
    Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü
    Yağmur çiseliyor...

    ahmet kaya' dan dinlemek bünyede buruk bir acı oluşturur mütemadiyen.

    edit: şu seri ibneyi bir yakalarsam...
    #3547738 (bairam hoshtempo, 16.06.2008 23:15 ~ 17.06.2008 22:48)

© 2008 - uludağ sözlük

seyh bedrettin destani başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. seyh bedrettin destani ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu seyh bedrettin destani nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» atlantisten gelen adam » 80 lerin sonunda 90 larin basinda cocuk olmak » nikah » yazi tura atmak » junior » dile dolanan sarkilar » lost ta turk olmasi durumunda olabilecekler » bombay sapphire » tum koray larin kaypak ve guvenilmez olmasi » galatasaray baskanlari a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » 20 haziran 2008 hirvatistan turkiye maci