sevgilinin yegenini dovmek 


kapat
  1. çok sık rastlanan bir hadise olmasa gerek. sevgilin olacak daa, tek çocuk olmayacak daa, abisi doğuracak daa. zor.

    ben yaptım. bir sinsi, bir kolpa, bir truva atı timsali.

    vakti evvel, henüz beraber olmaya başladığım bi kız arkadaşım beni abisigille tanıştıracağını söyleyince kafamdaki huni titreşim kazandıydı. bir kere abiye "gil" ekini kazandıran öğelerin ne olduğunu merak etmekteydim, zira yenge kılığına girmiş mendebur bir karıyla bilahare zeynep adını alacak olan yeğen görünümlü bir iblisin varlığından bihaberdim.

    güzel kızım, karanfilim, yaban eşşeğim, ben daha seni tanımıyorum ki abingilinen tanışıcam bi de? "ya ban bizimkılere har şiyi anlatırım tımam mıa?" e hani abinden nefret ettiğini sıkıştırmıştın laf arasında bir vakit, ne bu şimdi bizim taşakları tartma seansı, he? cevap ver valla sarsarım.

    efendim, bahsolunan genç kızımız meğersem o kadar her şeyi anlatıyormuş ki onunkilere, bunların eve bir gün sonrası için akşam yemeğine davet edildiğimi bildiren bir telefon görüşmesi esnasında "ne yemek yapsak" başlıklı bir problem üzerine de müzakere etmekteydik ki; "ya işte pılaav, köfteee, piyaaz" diye teker teker sayarken, kız piyaz dediği anda arkadan anası "yemez o piyaz.. sevmez o piyaz sevmez" dediydi. karıyı tanımıyorum abi. ulan ta ne zaman bu güzel genç kızımıza "yemek falan ayırmam, lakin barbunyayı tenzih ederim, ver bakim bi öpücük" dedimdi de, her boku anasına yetiştirmesi sebep olacak ki, neylesin o zavallı karı da bizi komple bakliyat düşmanı bellemiş. gelgelelim ertesi günün akşamı önümüze konan piyaz, bir genç kızın anasına başkaldırısı mı; yoksa yılan uyruklu kaynananın bir "tuzlu kahve" uyarlaması mıdır bilinmez, onu tartışacak durumda değilim şu an. ben yediğim bir buçuk kilo piyazı ve gece göt kısmı çürümüş olan nevresimimi bilirim. "ulan bakliyattan diskinen herif oturdu yedi üç tabak piyazı, bu iti iyicene doyurmazsak ekmeğin arasına dürer de yer bizi akşamın bu vakti alimallah" düşüncelerinin verdiği korkudan olacak, pek bi iyi davrandı, pek bi hürmet gösterdiydi ihtiyar.

    neyse baba, abimgille tanıştırcam deyince neyle karşılaşacağını bilemediğin içün ister istemez bir hazırlanmalar, bir gerginlik vesaire oluyor haliyle. giyindik, süslendik, hatta ansızın heveslenip alıverdiğim, yalnızca bir gece takmış olmama rağmen tüm ankara ahalisinin haberdar olduğu fularımı bile boynuma dolamayı düşünmedim değil, hani nabza göre şerbet hesabı; entel bi abimizse fular artı puan olur, dindar falansa "seccademi yanımdan hiç ayırmam" gibi bir repliğin şahane dekoru olur diye düşündüm bu uzun ve kül rengi kumaş parçası. siktir ettim, takmadım.

    cebimde yeterli miktarda para olmasına rağmen, nolur noolmaz diyerek taksiye para harcamadım, otobüse bindim, ki evet binmez olaydım. otobüs o denli kalabalıktı ki şoför dahi ayakta gitmekteydi, orta sıralardan "dayı koltuk diye oturdun da o bizim küçük oğlan, seneye o da başlayacak okula kısmetse hehheh" sesleri yükselmekteydi ve otobüse girerken gri olduğundan emin olduğum ayakkabımın indikten sonra kan(normal), kahve(starbucks'tan bardağıyla çıkmış bir varoş tikkysi) ve şarap(kalabalıktan faydalanıp ayakkabımdan şampanya içme fantezisi gerçekleştirmeye çalışan bir manyak olduğunu tahmin ediyorum) lekesiyle bambaşka bir hal aldığına müşahade ediyordum.

    bilahare sevgilimle buluştum ve atladık taksiye, abisigilin evine. bahçelievler'de güzel bir ev, girdik, kapıda karşıladılar, biz salonda kızın abisiyle otururken, yenge denen karı ve kız arkadaşım sofrayı hazırlamaktaydı, bu esnada zeynep adı verilen 4-5 yaşlarında bir it eniği babasının kucağına çıkıp aşağı atlamak gibi ancak bir çocuktan beklenen hareketleriyle bana gözdağı vermeye başlıyordu. bense, kız arkadaşımın "bak yemeğe davetliyiz, bişey yeme, aç gel" telkini üzerine 8 saat boyunca -açlıktan ağzımın kokmaması için yediğim yarım tüp diş macununu saymazsak- ağzıma lokma sürmemiş olmamdan mütevellit bayılmamak içün süs olarak konmuş olan şekerlerden birer ikişer hüpletmeye başlamıştım. görgüsüzdüm.

    sofra kuruldu, içinde kıtır ekmek olan çorba; sonra bir kaşık koyup, aklına başka bir yemek koyacağı gelen bir ev hanımının elinden çıkmış gibi duran, taze fasulye tanelerinden oluşan derin bir tabak; kibrit kutusu büyüklüğünde(küçüklüğünde demek daha doğru olacak sanırım) biftek, salyangoza benzer bir madde(rezil olmayalım diye sormadım), pembe bir sos bulunan bir servis tabağı ve kırmızı şaraptan müteşekkil aperitifle güzel bir giriş yaptık. nah aperitif, bütün yemek bu lan, geberiyorum açlıktan.

    sofradan kalktık, gittim banyoya elimi yüzümü yıkayım diye, lan bi huzursuzluk var. hayır karnım felaket aç ama bunun dışında da bişey var sanki, sonradan terliği ters giydiğimi fark ettim. derken, kazağımın kolunun içinden su girdi ve aklımı klozete kodum, sifonu çektim, delirmek üzereyim.

    salona tekrar döndüğümde, abinin sabahtan beri ödün vermediği entel tavrını, televizyonu açar açmaz siktir ettiğine müşahade ettim:

    - lan bu abramovich basıyo babam basıyo paraları. aha chelsea. aha cska. böyle böyle adam ediyo. kim biliyodu lan cska'yı üç sene öncesine kadar?
    - doğru diyosun da abi şimdi..
    - (bu esnada zeynep iti dibime giriyo) yaaa kucaana aaaaal
    - cska'ymış peee. alsa ya türkiye'den de bi kulüp?
    - tamam da abi şimdi türkiye'de...
    - ya enis abi kucaana aaal
    - zeynepçim bişey anlatıyorum.. şimdi abi, özhan canaydın'la, ekrem bora..
    - ya kucaaana aaal
    - hehheh, gel bakalım (it).. şimdi abi aziz yıldırım demirören'i biliyosun..
    - (dinlemedi pezevenk) yahu al sivas'ı.. al gençler'i.. al manisa'yı.
    - ah.. zeynepçim çekme canım saçımı heheh..

    ve maç başladıııı..

    45 dakika boyunca başka şansım varmış gibi "ya aşkım izlemesene yaaa" diyen bir adet sevgili, öküz gibi böğüren bir saat öncesinin enteli bi herif, çorabımı dikizleyen nemrut bi yenge ve kucağımda zıplayan kara kuru bir velet baskısı altında bir devreyi bitirdik. herif devre arasında hababam sınıfı açtı, benim kafamda tek bir soru vardı: bu pezevenk maç izleyip sövüyo, devre arasında hababam sınıfı izleyip gülüyo, hatta hababam sınıfı aşkıyla ikinci yarının ilk üç dakikasını kaçırıyo, peki biz niye aç kaldık ulan?

    maç bittikten sonra havadan sudan muhabbet ederken, zeynep denen piç yine yanıma geldi, elimi cırmalamaya başladı ama öyle böyle değil, karı resmen söküyo beni. ulan kan zaten beynime sıçramış, kanatana kadar kazıdı elimi, oluk oluk kan gelince herif anca "zeynep, yapma kızııım" diyebildi, şimdi mi aklına geldi lan barbaros hayreddin?

    "aaa, bi elini yıka sen lavaboda" teklifini reddetmeyip, iki saat banyoda takıldıktan sonra, banyonun hemen yan tarafında kapısı aralı bir oda, odanın ortasında hiçbir yerde görmediğim kadar oyuncak, oyuncakların ortasında da kara bir velet gördüm. baba intikam içün bundan büyük fırsat olur mu? sinsi sinsi yaklaştım zeynep'e, yine fazla kıyamadığımdan kolunu çimdikledim karı gibi, az biraz da kulağını büktüm fakat kız nuh diyor gemi demiyor, tık yok, sikinde değil.

    inceden avunmuş vaziyette salonda derin bir göt izi bıraktığımı fark edip utandığım koltuğuma kurulmuştum ki içeri zeynep adını verdiğimiz bir şeytani müessese girdi. ağzını sonuna kadar açmış, birazdan "eeeeeıııaaaa" şeklinde belleklerde yer edecek böğürtüyü koyvermeden önceki hazırlığı yapıyor ve gözlerinden sağanak yaş boşanıyor. eeeeıııaaa'dan sonra edeceği kelimeler bütünü "enis abi beni dövdü" olunca, şakaklardan ve makaklardan bir ter boşandı tabii. yenge hanımın gözlerinde bana bakarken oluşan "belasını siktiğim" ifadesi 15 dakika sonra "heheh ben artık müsaadenizi isteyim" dememe yol açtı, herifin sikinde değildi, kızla ayrıldık; yersiz kavgalarımızın sebebi zeynepse, istemeden büyük bir iyilik yapmış oldu bu velet zannedersem.

    velhasılı kelam benim güzel yüzlü şirin sözlü dostlarım, sevgilinizin yeğenini dövmek durumunda kalırsanız, dövün. ama yetinmeyin yengeyi de dövün, sevgiliyi de dövün. abiyi öyle bi dövün ki her yumrukta "abramovçç" efekti versin it. eşşekoğlueşşekler hayatımın beş saatini çaldınız.
    #4090155 (vaudeville for vendetta, 15.10.2008 02:39 ~ 03:05)
  2. +ya halil niye dövdün yegenimi?
    -baksana ya yegen senin bacaklarina bakiyordu
    +ee ne var bunda daha kücük o
    -ne kücügü 20 yasinda adam*
    #4091009 (playaaa, 15.10.2008 12:50)

Copyright © 2008 - uludağ sözlük

sevgilinin yegenini dovmek başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. sevgilinin yegenini dovmek ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu sevgilinin yegenini dovmek nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about sevgilinin yegenini dovmek. Copyright of the articles are belong to their authors.

» hic liseli gizli cekim porno izlememis olmak » alevilerin camiye gitmeme nedenleri » n harfiyle baslayan hayvan » pollyanna nin sozluge yazar olmasi » otobusteki liseli kizlar » adult video news » 2008 2009 sezonu trabzonspor formalari » am i evil » yeliz dogramacilar » cv sine penis boyunu yazan insan » tofu » kitana » kanks » turbanli kizlar » makosen » yahudi lere musevi demek » kina gecesi turkuleri » dapoxetine nedir » virgil donati » gizli etek alti cekim yapan muhendis » lynx » halonia » fk donn » eski sevgilinin evlendigini ogrenmek » fsi » usakspor » erkegin olmak istiyorum » diyarbakir » alex de souza vs matias emilio delgado » baba ben erkeklerle yatiyorum » a » b » c » d » e » f » g » h » i » k » l » m » n » o » p » r » s » t » u » v » w » y » z » sitemap » kısa » smile adsl » superman 4 quest for peace » ataturk olmasaydi hepimiz pic olurduk iddiasi » hozan besir » fragmaniyla gaza getiren filmler » anneanne ve pismis et » moby » hertha berlin i gozunde buyuten galatasaraylilar » silik hayta » lost control