sehirler arasi yolculukta cile cekmek 


/ 2
kapat
  1. "benzetemem hiçbir çekilmiş çileye."

    - gelin baylar bayanlar, gelin! tanrı'nın belki de insanları gülsün diye yarattığı ve sırf bu sebepten böylesi kader bahşettiği bu adamı izleyin! karşınızda vaudeville for vendetta!

    şakşakşakşakşakşak(alkışlar, yer yer otuzbir çekmeler, adım adım anadolular)

    reverans.. reverans..

    ***

    birinci bölüm -otobüse binmeden önce-

    muhteremler, her şey; uzun zamandır ertelediğim istanbul seyahatimi artık gerçekleştirmeye karar verdiğim bir gece başladı. apar topar topladım valizimi, atladım taksiye, kafamda "ulan şimdi yaz vakti, yer de yoktur otobüslerde" düşünceleri olduğundan, yardıra yardıra koşarak girdim aşti'ye. kapıdan girer girmez, bir oğlan karşıladı beni "istanbuull, istanbuull, istanbuuul" deyu. birader, "ne kadara götürüyosun" sorusunu bitirmeden, "aaabime bi bilet" diye sakallı bi herife işaret etti, adam işareti alır almaz bileti işlemeye başladı. atmaca gibi herifin üstüne atlayıp "yahu arkadaş, bi dur hemen ne yazıyosun, kaça götürüyosun hem?" derken adamdan 25 versen yeter abi sözünü işittiğim saniye civcive dönüştüm baba, "iyi ver bakalım hehheh, kaçta kalkıyo, şeyapmayalım, çok beklemeyelim, burda da telefon çekmiyor mu yau nedir hehe" gibi gereksiz yetmiş beş muhabbete girdim herifle, belki beni severler de kazıklamazlar deyu.

    herif; biz seni alıcaz ordan birader diyerek 53 numaralı perona yönlendirdi beni. gittim, terminalin içinde boş bulduğum bi banka oturdum. arkamda elinde bidonla uyuyakalmış bi teyze var ve yanımdaki bankta herifin teki ayakkabıları çıkarmış, cozur cozur uyuyor. herifi izlerken bir şey dikkatimi çekti, adamın bir kol saati var ve saatte dev gibi "nokia" yazıyor. ulan çinliler, her bokun sahtesini fasonunu üretiyorsunuz da, bari aynı modelden gidin, telefonsa telefon di mi arkadaş? çıksa bi cevvalim, "nuh'un ankara" diye kravat üretmeye kalksa, esnafıydı mahallelisiydi şöyle bi kabasını almaz mı bu herifin, ağzını burnunu bi temize çekmez mi? çeksin.

    sıkıntılı sıkıntılı adamların gelip beni almasını beklerken, dur bakim şu bilet nasıl bişeymiş diye bileti çıkardım ki, anaov. herifler resmen evde yapmış bileti, kesmiş kağıdı, yazmış tükenmezinen, basmış printer'da. bilette kocaman rezervasyon bilet yazıyor ve hemen altında yazan şu: "vergi iyadesinde(aynen bu baba, iade değil) kullanılamaz." lan nereye kullanacaksın zaten bu kenef kağıdını? kullanmaya kalksan, vergi iyadesi lafını gören maliye memurları arar bulur basar evimi; kulağımı zımbalar, parmağımı kollu kalemtıraşla açar, kaşarlı tost ve tamek meyve suyu içirdikten sonra ağzımı saman kağıdıyla silerler(en çok bu acıtıyo lan).

    bilete bakıp sırtarırken, tam karşımdaki bankta oturan bi herif gördüm; saçlar geriye yapıştırılmış, top sakal, çizgili gömlek, siyah kumaş pantolon, elinde de tespih. buraya kadar her şey normal, sıradan bir çakal. fakat ben hayatımda öyle ayakkabı görmedim arkadaş. yemin ederim, nereden bulduysa alaaddin'in sihirli lambasını giymiş herif. ön taraf sivri ve yukarı kalkık, arkasında kulak gibi bişey var, ekvatorda şişkince, kutuplardan basık. kafamı kaldırdığımda adamın tespih sallayarak beni tip tip izlediğini fark ettim, ben de "ne bakıyon hıyarağa" ifadesiyle karşılık verirken, ikimiz de tiz bir "istanbul yolcusu kalmassiean!" sesiyle irkildik.

    valizleri kaptığımız gibi anlamadığım şekilde, aşti'nin dışına çıkarılıyorduk. hemen sakallıyı buldum "şşş, ne iş?" hesabı, herif sakallarını gerdanıma, kaytan bıyıklarını bilmem nerelerime sürercesine yaklaştı ve fısıldayarak: "kardeş biz şimdi metro turizm'le(hukukçu dostlarımız gerekirse uyarsın, yasal yönden sıkıntı oluşabilirse firmanın ismini silerim) göndericez, dokuz kişilik boş yer var, caddeden alacaklar sizi, şu arkadaşı takip et" dedi. caddeden atladık otobüse. [burada not olarak düşelim, herhangi bir firmayı suçluyor değiliz. adı geçen firma yetkililerinin bu ve benzeri hadiselerden haberdar olmadığını düşünmekle beraber, bu kanun dışı işleyişten şirketin şoför ve muavinlerinin sorumlu olduğunu belirtmem gerekir.]

    ***

    ikinci bölüm -otobüse bindikten sonra-

    otobüsün en arka dörtlüsünün en sağına yerleştim. kafamda; biraz müzik dinlerim, sonra kitaba yardırırım gibi bir yolculuk planı çizmişken işler hiç de istediğim gibi gitmedi. hani cam kenarında alt tarafta ayağını koyduğun bi yer vardır, bazen düz olur paşa paşa gidersin, bazen hafif eğimli olur biraz sıkıntı yaratsa da yine ayağını tutar orada. gel gör ki bu otobüste o kısmı yuvarlak yapmışlar arkadaş, koyuyorum ayağımı vıjt kayıyor aşağı, hangi aklını dimağını siktiğimin mimarı mühendisi tasarladıysa. beheeey alman panzerii! beheey hollanda sığırıı! beheeey allahuekber dağları davarııı!(yalçın küçük gibi masayı döv bunları söylerken) resmen afakanlar bastı birader, huzursuzum.

    biraz müzik dinleyip, ortama alışmaya çalışırken, "du bakalım milletin öve öve bitiremediği şu kitap nasılmış" diye aldım elime cien anos de soledad'ı, başladım okumaya. lan yine deliricem. abi heriflerde bi soy ağacı var, aha anlatıyorum: ailenin en büyüğü jose arcadio buendia, oğlu var jose arcadio, onun da oğlu var arcadio, onun da oğlu var jose arcadio segundo, allah belasını versin onun da yeğeni var jose arcadio. onu siktir et asıl olaya gel; bi herif var aureliano buendia, oğlu var aureliano, onun yeğeni aureliano segundo, bunun iki tane torunu var ikisinin de adı aureliano, ve asıl bomba bu aurelianolar'ın birine parantez açmışlar çocuk aureliano'dan diye. abi deliricem, bunun anasını ya dedesi sikti ya yeğeni sikti ya da herif kendi anasını sikti kendisi doğdu.

    çıldırmak üzereyken kitabı fırlattım, uyumaya karar verdim, fakat onu da yapamıyorum, çünkü zifiri ayak kokusu var ortamda. soluma döndüm, yanımdaki hafif kilolu herif sandalet giymiş, içine bir de çorap giymiş, dalga dalga yayıyor zehrini eşşekoğlueşşek. o sıkıntıda bir türlü uyku pozisyonu tutturamadım, sağa yasla kafayı yok, sola yasla yok, baktım yanımdaki herif, önündekinin koltuğunun arkasına kafayı yaslamış, cayır cayır uyuyor. ben de mi o pozisyonda uyusam lan, diye düşünürken, her nedense aklıma "yok lan, şimdi onun yaptığını yapmaya çalışıyorum sanmasın" gibi, en son anaokulunda kafamı kurcalayan düşüncelere kaptırdım kendimi, sonra ne diyorum lan ben diyerek yasladım baba kafayı önümdekinin koltuğunun arkasına. bi yandan da huylanıyorum, lan böyle de domalmış gibi olduk, yandaki ibne götüme mötüme bakmasın derken, ayak kokusunun ağırlaşmaya başladığını fark ettim. bir süre sabrettikten sonra gözümü açıp sola baktığımda yazın ortasında giyilmiş bir yün çorapla ağız ağıza geldim. yanımdaki puşt bacak bacak üstüne atmış arkadaş. hem sinirden çatladığın, hem de ağlamaklı olduğun bi yüz ifadesi vardır ya, "inanamıyorum lan" der gibi, hah, aynen o ifadeyle herifin bi ayağına bi suratına, bi ayağına bi suratına bakıyorum, eşek değil ya uyandı hadiseye, topladı ayağı falan.

    otobüsteki şanssızlıklarım bunlarla da bitmedi dostlarım. muavine "bi su vericen mi birader?" dedim, herif getirdi suyu, sağol diyeceğim yerde "suu" deyivermişim. çöl kaçkınıyız ya..

    ***

    final sahnesi

    yanımdaki herif harem'de inerken arkasını dönüp el sallayarak hadi görüşürüz (yarrrak görüşürüz) deyince, sıfatında gördüğüm yadigar ejder masumuiyeti, adama olan bütün kızgınlığımı aldı götürdü arkadaş.

    sözün kısası muhteremler, neticede tökezleye devrile yuvarlana vardık arkadaşımızın evine.

    en nihayetinde ne oldu diye soracak olursan aziz dostum... planımızda; sert bişeyler içtikten sonra -belki üç duble votka- güzel bi kadınla sevişip, soğuk duvara göğsümüzü koltukaltımızı dayayarak uyumak varken; fıçı bira içtikten sonra üstüne bi sıvaz patlatıp, odada gezinen orospu çocuğu bi sivrisinekten korunmak içün pikeyi cibinlik belleyip komple vücudu sararaktan haşlanmak düştü kaderimize. ah ulan lanet be.. "hayat bir oyundur" diyen yalan söylüyor azizim. hayat ne oyundur, ne oyuncu, ne de sahne. hayat seyircidir; ve inan bana espri seçiyor...
    #3806091 (vaudeville for vendetta, 12.08.2008 06:41 ~ 06:49)
  2. arka koltuktaki hanım teyzenin elindeki torbayla haşur huşur oynaması ve üstüne üstlük (bu yetmedi ya!) sakızını patlatıp tüm dünyaya duyurmasıdır.
    ön koltukta oturan ve yol boyunca canlı yayın yaparak konuşan hanım teyzenin sürekli ''aman yahu kaza olacaktı şoför bey oğlum'' diyerek kendince yolculuğa aksiyon katma isteği içinde bulunmak isterken, saçma bir şekilde uykusuz bırakmasıdır.
    #3807023 (viva la fidel, 12.08.2008 13:53)
  3. (bkz: hic paragraf bası yapmadan entry kasan hayvanlar)
    #3807151 (zenci penguen, 12.08.2008 14:13)
  4. cocukken cok yasanılan durumdur. anne baba para gitmesin, cocuk bizim kucakta oturur dıye bılet almaz sana. halbuki essek kadar olmussundur. ama ne care. anne kucagında yolculuk baslar. annenin dizleri agrır babaya gecer sıra. sıkıs pıkıs. uykular gelmeye baslar. anne baba düşünmez olur artık seni. sepetlıcek yer arar. garibim iki büklüm olursun. öyle tatlı bi uyku basar ki. bi koltuk bosalsa da gıtsem ohh uyusam mis gibi diye düşünürsün. sonra anne dayanamaz halıne yatak yapar koltuk arasındakı bosluga, koyar cantasını kafanın altına. uyu bakalım oh ne güzel bak, bi de demez mi valla sanslısın. ah anne gel bi de bana sor o sansı dersin içten içe.sesin cıkmaz cıksa gecenın bi vaktı bilirsin olacakları, yersin agzına bi şaplagı. öylelıkle gecer bi sehirler arası yolculuk daha.
    #3807837 (ivyy, 12.08.2008 16:16)
  5. (bkz: şehirler arası yolculukta tespih çekmek)
    #3807840 (front, 12.08.2008 16:17)
  6. zira bu konuda en çok acı çeken şahsiyet Yılmaz Erdoğan'dır. Öyle çok acı çekmiştir ki başıma şair olmuştur.
    #3807915 (kpax, 12.08.2008 16:29)
  7. şehirler arası yolculukta bilet alırken iyi firmaları tercih etmek lazım.yoksa hem bir bileti birkaç kişiye kesebiliyorlar hemde otobus içindeki hizmet çok kötü olabiliyor.ben çok yaşadım.
    #3808058 (vet45, 12.08.2008 16:58)
  8. (bkz: her şehirler arası yolculuk çilelidir) * *
    #3808255 (picnick, 12.08.2008 17:38)
  9. yolculuk süresine göre artan çiledir. gidiş dönüş bilet alınır. yine karayol'u tercih edilir ne halt varsa artık. önce istanbul'dan ayrılmanın vermiş olduğu hüzün sarar sonra dersin ya bir dur topu topu 1 hafta. yatışır sinirler. binersin otobüse. senin arkandan iki adet kaşar biner ve yolculuk başlar. söz konusu kaşarlar muavini kafalayıp otobüsü durdurmaya kadar sapıtırlar. ve sinir katsayısı artmaya başlar. şaka gibi uykuda gelmez. bütün yol uyuyan sevgiline ve ablasına bakarak patlama derecesine gelinir. neyse güneş doğar ve dağlar falan oyalar. 1 sene çalışıp tatile çıkmak daha ilk gününden işkenceye döner böylece. ve dönüş için birşeyler planlarsın , bir eczane bulursun * alırsın 14'lü bir remeron , yolculukta içip bir güzel uyumak ve rahatlamak için. dönüş günü otobüse biner binmez yutarsın bir adet. yavaştan uyku gelir. tam dalacaksın bacaklarda uyuz bir gıdıklanma hissi. hap etkisini gösteriyordur. ama dur bu da ne ? böyle yapmazdı. iyice aptal gibi olursun. ne uykuyla ayıklık arasında git gel yaparsın sarhoş gibi. yerinde de duramaz olursun. ilk mola yerinde seni ayıltmaya çalışsalarda nafile. tam uyutur diye 1 adet içtiğin için böyle maymun olmuşsundur oysa yarım içilmelidir bu meret. evine vardığında hala uykun vardır yatarsın uyuyamazsın 1 gün daha çöp olur yolculuğun ardından.
    #3813165 (bambu, 13.08.2008 17:20 ~ 17:22)
  10. (bkz: ishalken 14 saatlik otobus yolculuguna cikmak)
    #3813218 (kamasutra denedim begenmedim, 13.08.2008 17:34)
  11. metro turizmi tercih ettiysen biletin yaninda promosyon olarak bir ton cile verirler.

    tanim: sehirler arasi yolculugu sinir krizine donusturen olaylar butunu.
    #3813287 (siham i kaza, 13.08.2008 17:47)
  12. camilerde ön saflar yaşlılara ait olur ya genelde işte otobüslerde de ön saflar, yani ön koltuklar yaşlıların terccih ettiği yerlermiş bilemedim.
    allah belamı versin, abi önden ver cam kenarı olsun diyen dilimi bafileyim.
    nedir bu otobüste sıkıntı çekmek, işte ankara-tokat arasında çektiğimdir benim.
    5 numaralı bilet, cam kenarı yazıyor, oh mis. oturmuşum koltuğuma bekliyorum belki yanıma ya da yakınlarıma hoş bir hatun düşer kesişiriz umudu ile, ama nerde...
    önüm, arkam, sağım, solum saklanmayan sobe. genç kız beklerken her yanım bir anda yaşlılarla dolmuş, lan yanıma oturmasa bari derken bir de 70 lik dede gelmiş, tüh derken korktuğum da başıma geliyordu sanki zira dakika bir gol bir; ''yeğenim ora benim yerim''...
    insan bir selam verir dede, ama nerde?...
    + yok dede, bak benim biletim de 5 numara yazıyor, cam kenarı, doğru oturuyorum ben''
    - allah allah, benimkinde kaç yazıyor?''
    + 4 yazıyor dede, benim yanım senin yerin *
    kabullendi dedem olayı, evet zira cam kenarı benim, kapu gibi biletim vardur, lakin dedem pes etmiyor...

    - ben hastayım oğlum orası benim yerim olmalıydı
    + yani dedecim, ama senin yerin değil
    / evladım ne var kalksan, yaşlı adam, şuna bak, ne kadar ayıp!
    - hay ağzınla bin yaşa
    + iyi geç bari dedem

    dakika bir gol bir dedik ya, adam gelir gelmez yerimizden etti bizi, bir de yerimizden ettiği yetmedi tüm otobüse rezil etti bizi, yaşlı dedeye yer vermeyen ipne oldukl milletin gözünde.
    neyse bu tatsız anıo geçtikten sonra, yolculuk başladı, gazete verdiler okumam için, aldım elime başladım okumaya, vakit de egeçiyor, sıkılmıyorum da. falan derken dedem ikinci bombayı da patlattı ne yazık ki!
    ''ne hışır hışır gürültü yapıyorsun? kapat o gazeteyi, yat uyu okuyacağına''

    - iyi dede bir de uzanayım stres at!

    demek geliyor içimden, sıkıyorum dişlerimi, ''peki dedem'' deyip gazeteyi veriyorum muavine, kulaklığımı takıp müzik dinliyorum, yani dinleyemiyorum, zira iki dakka sonra dedem o sesten de rahatsız oluyor ve kapattırıyor müziği.

    ah ''abi önden ver cam kenarı olsun'' diyen dilimi bafileyim, bir yaşlı dede bu kadar mı mızmız olur?

    sonra adam muhabbet ediyor benle, nerelisin diyor, pazar tatar diyorum, sizin köyde şu var bildin mi diyor, bilmedim diyorum, insan köylüsünü tanımaz mı diye azarlıyor beni, tanımalıydım dede, aklımı bafileyim ben zaten...

    neyse öyle böyle derken, dedem asıl bombayı patlatıyor...

    - evladım benim dizlerim ağrıyor biliyor musun
    + e dede,
    - burdan kalksana
    + ne? ( abi önden ver cam kenarı olsun diyen dilimi bafileyim ben)
    - bacaklarım ağrıyor romatizmam var benim, kalk da başka yere git

    adam yaşlı bir şey diyemiyorsun, kalktık gittik en arkada boş bir yere, yerimizden de kovulduk ama yine de yaranamadık millete, hala dedenin yerini kapan ipne idim gözlerinde.
    öyle böyle bitti yolculuk, ama dedem seni asla unutmayacağım...

    ''abi önden ver, cam kenarı olsun'' diyen dilimi bafileyim ben...
    #3815978 (goodboy, 14.08.2008 03:59)
  13. sabah 6 babamı zorla uyandırmışım ki beni terminale bıraksın. babam " bişeydende eksik kalsan dötüne girer sanki...bıdı bıdı..." şeklindeki vecizeleriyle beni rencide ediyor. o sırada halının desenlerini bir güzel inceledim neyse babam haklıydı sanki götüme girer bişeyden eksik kalsam. sen kalk 2 salak erzurumdan manisaya taşınan arkadaşını ziyaret et hemide otobüsle. beynimin kıvrımlarına attırıyım.

    derken ben ankaradaydım baboç. arkadaş erzurumdan bindi otobüse ankaradan beni alacaklar. hamuga godumun garına sabah 6 da gitmişiz otobüs geldi 9 da. otobüs gelene kadar babamdan yediğim küfürün haddi hesabı yok. neyse 24 numaralı peronun önüne otobüs geldi. babama veda etmenin huzuruyla koltukta ki yerimi aldım.

    otobüse binen insan kılıklı canavarlar, 9 saatlik yolda otobüsün ağzına gözüne sıçmış ankaraya gelene kadar. otobüs kalkar kalkmaz muavin bok kokusunu bastırmak amacıyla zikindirik bir oda spreyini sağa sola sıkıyor. burnumun direkleri kırılmamak için kendini zor tutuyor öyle yani. sonradan durumu arkadaştan öğrendim ki arkada oturan 2 biletli 8 çocuklu ailemi sürümü belli olmayan grubun içindeki fırlama velet altına yapmış. veledin tam yanındayım. kendisi koridora uzanmış annesinin verdiği kenarı pörtlemiş yastığında burnunu karıştararak şarkı söylüyor. velet buram buram bok kokuyor ama zikinde değil. burnundan çıkardığı ganimetleri bir güzel koltuğun altına sürdükten sonra göz göze geliyoruz. velet dilini çıkarıyor, nanik yapıyor. ilk molada sigaramı yakıyorum ve bu veledi nasıl öldürüpde intihar süsü veririm onun planlarını yapıyorum. bütün yolculuk böyle geçiyor efenim.
    #3816011 (egzantirik gotelek, 14.08.2008 04:40 ~ 04:59)
  14. özellikle otobüs ile yapılan seyahatlerde çekilen çile daha çekilmezdir *. zırlayan çocuklar, yüksek sesle konuşanlar, uyuz host, koltuğu yatırdığın için tantana yapan kişiler * * sıkça görülen manzaralardır.
    #3816016 (koz tuna, 14.08.2008 04:45)
  15. yolculukta kafayi siyirmaya sebep olan cile cesididir. hadi yine otobusle yapilan yolculuklar disariyi seyredersin, isiklar kapalidir, sessizdir. olmadi uyumaya calisirsiniz ya da kitap okursunuz ama trenle yolculuk oyle mi? isiklar her daim aciktir vagonlardaki. camdan disariyi seyredemezsin, isiktan dolayi camlar yansima yapar. trenin motor sesinden kafayi yersiniz. insanlarin yuzlerine bakip durursunuz. tren molada vermez, nikotinsizlikden kafayi siyirirsin. maksimum 4 saatlik yoluculuk yapabildim trenle daha otesini yapamadim. interrail yapan arkadaslara imreniyorum.
    #3816026 (nesaniyonsenkendinibe, 14.08.2008 04:56)
  16. doldurulacak çilem varmış şehirlerarası yolculuk yaptım...
    #3816027 (abd i acz, 14.08.2008 04:59)
  17. (bkz: şişman yanı)
    #3816128 (whynot, 14.08.2008 08:43)
  18. (bkz: çilemse çekerim kaderimse gülerim)
    #3816129 (kaleci sacli adam, 14.08.2008 08:45)
  19. yurtdisindan yeni donulmus istanbul'dan bursa'ya gelinmektedir ulan zaten 13-14 saat havada gitmisiz ebemizinkini gormusuz cok afedersin; bari istanbul'dan bursa'ya cefa cekmeyelim diye iyi bir firmadan bilet alinir ama kazulet firma koridora cocuklarin oturmasina izin verir (5 adet sumugu akan cinsten) akabinde bir de babam ve oglum filmini koyar hadi hayirlisi ulan zaten uyuyamiyorum yolculukta yan tarafta ki sol bacagimin 4-5 cm. yani oluyor sumugu her an pantalonuma degmesi muhtemel bir cocuk ekranda babam ve oglum ha agladim ha aglayacagim bunuda gectim ondeki amca surekli donup evladim kokusu gelmistir diye surekli biber dolmasi ikram ediyor aman yarabbi neyse sonuc olarak sehirler arasi yolculukta otobuste iseniz fazlasi ile cile cekilir ondan feribot veya varsa ucak tercih ediniz..
    #3816134 (robert terk, 14.08.2008 08:52 ~ 11:34)
  20. boyunuz uzunsa, 4 saatten her uzun yolculukta yaşanan durum.
    #3818955 (yoga yapan mistiq kedi, 14.08.2008 20:07)
  21. yer: x şehrinden y şehrine giden otobüs
    zoraki yol arkadaşınız yanınıza oturur. siz kitap, gazete, dergi okumakta ya da müzik dinlemektesinizdir.

    -:zoraki yol arkadaşı
    *:siz

    -merhaba
    *merhaba
    -hayırlı yolculuklar
    *teşekkürler, size de.
    (siz neyle uğraşmaktaysanız ona dönersiniz, birkaç saniyelik sesizlik olur)
    -yolculuk nereye?
    *y şehrine!?(başka yere gitsem o otobüste ne işim var?)
    (yine bir kaç saniyelik sesizlik)
    -memleket nere hemşehrim?
    ...

    kurtuluşunuz yoktur illaki muhabbet etmek zorundasınızdır.* * * * *
    #3819009 (bankahesapnumarasi, 14.08.2008 20:17)
  22. illaki her defasında farklı bir aksiliğin sizi bulmasıdır.
    hem eskişehir yakın, hem ordaki arkadaşın. tatile de çıkamamışsın zaten, haftasonu için değişiklik olur deyip( haftasonundan kasıt pazar tabi, yolculuk cumartesi yapılıyor) çıkmışsın ofisten, aşti ye doğru 3 vasıta değiştirerek gitmektesin. bindiğin otobüsün söforüne sorarsın;
    - aşti den geçer mi?
    + geçer abla...
    otobüsün sıhhıyeye doğru ilerlediğini fark eden nada, gidip tekrar sorar;
    - aştiden geçer dediniz ama, sıhhiye ye doğru gidiyorsunuz.
    +evet abla, sıhhıyede iner metroya binersin, kızılayda inip ankarayla aştiye geçersin.
    -...
    ben bilmiyorum sanki öyle yapmayı, bildigim yoldan gitsem daha az dolanırdım. herneyse otobüsün kalkmasına 10 dk kala yetiştim ve aceleyle biletimi alırken bileti satan satan bey "koltuk numaranız 1" dedi, "4 olsa olmaz mı" dedim...
    demez olaydım, hayatımın en net, kısa ve farklı duygular hissetmeme sebep olan cevabını aldım.
    " 1 "
    ya 4 numara dolu de, rezervasyonunuz 1 numaraya yapılmış de, bu ne biçim bir cevaptır "1".
    Ama ben 4 diye bilinçaltına yerleştirmişim tabi, gittim 4 numaraya oturdum. O sıra gözüm
    2 numarada oturan teyzeye takıldı, lan dedim yanına oturan nasıl sığacak ki oraya... derken acı gerçeği bi anda fark ettim, benim koltuğum 4 numara değil ki. Adamın da dediği gibi "1".
    teyzenin kalkması, benim yerime geçmem, teyzenin tekrar oturabilmesi, o oturmaya çalışırken geçemeyen ve biriken yolcular derken otobüs kalkış saatini kaçırdı...
    bide güya eşya almadım yanıma, lan kol çantası nah bavul gibi, yere koysam eğilecek kadar yer yok, kucağımda duruyo ama zaten koltuğun yarısında ben varım, nerdeyse omuzlarımdan ikiye katlanmışım.
    Bide host gelmez mi, ne içersiniz diye, burda bana "nasıl içersiniz" dese daha mantıklı olurdu, faciaya yol açmamak için "teşekkürler, almiiim" dedim artık. teyze içti ama, çay içti...
    O sıra bi ses duydum ( tabi çantadan ipod u çıkaracak kadar hareket alanım olmadığı için müzik de dinleyemiyorum)
    -ooh yeaa i know her.
    bu nasıl bi ağzını yaya yaya ingilizce konuşma şeklidir. Branşın olunca ister istemez dinliyosun tabi konuşulanları;
    Kadın tutturmuş, yanındaki çocuğun sevgilisi olan damlayı sevmiyormuş. Yav sen mi koynuna alacan, sana ne?
    Ay çocuk da " ben damlanın sarı saçlarını seviyorum" dedi 3 saat.
    Yahu ne damlaymış, yol boyu başka bi şey konuşmadılar. Ben mecbur muyum damlayı dinlemeye, kurtuluş yok mu kardeşim bu sarışınlardan.
    Hayır bi de ingiliz karı öyle bi bağırarak ve yaya yaya konuşuyo ki, ben bi ara verilen film orijinal sandım, altyazısız.
    Oha dedim dandik bi otobüs firması ve orijinal film, meğer arkadakilermiş konuşan.
    Ha bide teyze bunlardan rahatsız oldu, o kısmı beni ilgilendirmez de rahatsız oldukça yerinde kıpırdadı, o kıpırdadıkça ben ve çantam preslendik.(sinirden yabancı kelime de kullandım sözlük)
    Teyzem ya, sağlığına yazık az zayıflasan ya.
    bu da böyle bir anımdır...
    #3833939 (nada, 18.08.2008 11:43 ~ 12:12)
  23. bazı muavinler de yolculuğun çileye dönüşmesi için ellerinden geleni yaparlar.

    - bir şeker daha alabilir miyim?
    + sebeb?
    - acı oldu da.
    + niye?
    - şekeri az geldi galiba.
    + belki kahve fazla gelmiştir.
    - ya sabır... kardeşim şeker versene.
    + yok şeker.
    - o zaman kendine biraz tuz bul sen.
    + o niye?
    - kahveyi gömleğine dökücem de leke yapmasın...
    #3834028 (huznun isyan olsun, 18.08.2008 12:08)
  24. koca bir gün otobüs yolculuğuyla geçmiştir ve gece olmuştur. daha dünyanın yolu olduğunu düşünerek uyumanın yapılacak en iyi şey olduğuna karar verirsiniz. uyumaya çalışarak geçirilen uzun sürenin ardından tam başardığınızı düşünürken arkalardan gelen otobüsü inleten veletin ağlama sesi verilen onca çabayı bok ederek bi kaç dakikalık uykunuzun içine eder.
    #3834058 (son of the sun, 18.08.2008 12:17 ~ 12:18)
  25. bayram tatili vesilesiyle, otobüsle istanbul a geliyorum, yanımda gayet normal görünümlü biri var, yanında 1 litrelik dimes meyve suyu getirmiş, muavinden de bir bardak istiyor, yolculuk boyunca, höpürdete höpürdete, bardak bardak meyve suyunu götürüyor. neyse sonunda hele şükür meyve suyunu bitiyor, bana dönerek, boş kutuyu gösteriyor, "pardon birader sana da ikram etmeyi unuttum ama içiyor muydun?" diyor, "hayır teşekkür ederim" diye cevap veriyorum. beş on dakika geçtikten sonra elemanın doğal olarak çişi geliyor, önce muavine anlatıyor durumu. muavin "belirlenen tesisler dışında durmamız yasak" diyor. eleman durumu kaptana da anlatıyor, ısrarları sonucunda amacına ulaşıyor. otobüsten çıkıyor, bütün otobüs sakinlerinin bakışları altında yol kenarına işiyor. yolculuk boyunca hiç konuşmuyoruz, çünkü işedikten sonra anında sızıyor, ben ise meyve suyuyla, votkayı mı karıştırdı acaba diye düşünüyorum...
    #4314288 (luckysperm, 03.12.2008 23:20)
/ 2
Copyright © 2009 - uludağ sözlük

sehirler arasi yolculukta cile cekmek başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. sehirler arasi yolculukta cile cekmek ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu sehirler arasi yolculukta cile cekmek nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about sehirler arasi yolculukta cile cekmek. Copyrights of the articles are belong to their authors.