sehadet mertebesi 


kapat
  1. vatan uğrunda şehit olan askelerimizin ulaştığı en üst mertebedir. türk töresi ve kutsal kitabımız kur'an-ı kerim'de yer alır...

    Mensuplarına dünya ve ahiret mutluluğu vadeden dinimiz vatan, millet ve devlet gibi kutsal sayılan değerlere büyük önem vermiştir. Bu değerlerin korunmasına çalışırken şehit ve gazi olanlar, Yüceler yücesi Allah ve Sevgili Peygamberimiz tarafından övülmüştür.

    türk töresinde ayrı bir yeri olan şehitlik mertebesi yüce dinimizde yüceler uyücesi allah uğrunda ölenler için müjdeleniyor. peygamber efendimiz vatan ve millet uğrunda ölenleri şehit olarak tanımlıyor. keza onlar insaları, insanlığı korumak için savaşırlar, onlar milleti, yaşadıkları toprakları, masumları, sivilleri korumak için ölürler. şehit olurlar...

    milletinin rahat yaşaması için şehit olurlar... yüceler yücesi allah için şehit olurlar...

    Eğer Allâh yolunda öldürülür ya da ölürseniz, şunu bilin ki Allâh'ın mağfireti ve rahmeti onların topladıkları bütün her şeyden daha hayırlıdır.(Âl i imrân 157)

    Allâh yolunda öldürülenlere «ölüler» demeyiniz. Bilâkis onlar diridirler, lâkin siz anlamazsınız.(el-Bakara, 154)

    " ey sehit oglu sehit isteme benden makber, ellerini acmis seni bekliyor peygamber "

    Efendimiz hazreti muhammed -aleyhissalâtü vesselâm-; malı, kanı, dîni ve âilesi uğrunda öldürülen kimselerin de şehîd olduğunu bildirmiştir.

    (bkz: şehadet rütbesi)
    #4063919 (OnurKul, 08.10.2008 23:57)
  2. ''vatan uğruna ölen şehitlerimize şehit demeye dili varmayanlara ithaf edilmiştir''

    öncelikle şehidin wikipedia tanımıyla karışan kafaları ve sonrasında cevaplanması gereken sorular cevaplayalım. 'Şehit, islam dininde allah yolunda vefat etmiş bir müslümana verilen isim ve makam. Zamanla dini anlamından sıyrılıp vatanı uğrunda ölen kimseleri tanımlamak için de kullanılmaya başlanmıştır.' deniyormuş. evet günümüz internet gençliğinin kutsal kitabından bir alıntı ile bazı sonuçlara varılmaya çalışılıyor. ama bir tek cümle koskoca bir şehitlik kavramını anlatmaya yetmez önce bunu bir bellemek gerek. yine de bu bütünlüğü ve ulviliği dilimizin döndüğünce anlatmaya çalışalım.

    bir kişi ırkı ne olursa olsun farketmez eğer vatanı, milleti için savaşıyorsa ve müslüman bir şekilde ruhunu teslim ediyorsa şehittir. peki burda wikipedia'da dendiği gibi Allah yolunda vefat etme meselesi nerdedir? asker kişi vatanını halkı huzurlu bir şekilde yaşasın, bayrak gökten inmesin (bazı şerefsizler israrla istese de inmesini), devleti yıkılmasın ve bunların getirisiyle halkı müslümanlığı rahatlıkla yaşasın, başka bir gücün boyunduruğu altına girmesin diye savaşır. bilir ki savaşmazsa ve canını vermezse, bu dünyasından vazgeçmezse dış güçler -pkk- v.s ülkede terör estirecek, yine ocaklara ateş düşürecek ve dolayısı ile islam dini yaşanamayacaktır. şu an ırak'taki durum buna örnektir. abd ile birlikte camiler yıkılmaya başlamış, günde yüzlerce insan öldürülmüş ve insanlar hem insanca yaşayamaz hem de müslümanlığını yaşayamaz hale gelmiştir. savaşın olduğu yerde insanıyetten dolayısı ilede rahatça dinini yaşamaktan söz edilemez. yani bu yol üzerine ölen her müslüman şehittir. zira bu yolda Allah'ın rızası ve Allah'ın dininin yaşaması vardır.

    musluman bir pkkli musluman bir kurdistan icin savasirken olurse sehit midir degil midir?

    pkk'nın kafa yapısı hiçbir zaman müslümanlıkla örtüşen bir yapıda olmamıştır. eğer gerçekten müslüman olsalar böylesine bir eziyet ve ölümlere neden olmazlar ve müslümana eziyet etmezlerdi. her neyse diyelim ki müslüman pkklı müslüman bir kürdistan için savaşıyor ve ölüyor. burda ölen kişi şehit değildir. çünkü burda amaç müslümanlığı daha rahat yaşamak ya da bir müslüman devleti için savaşmak değildir. burda esas amaç bir kürt devletidir ve müslümanlığı yaşamak dert değildir zira zaten türkiye'de müslümanlık rahatlıkla yaşanıyor, insanca özgür ve demokratik bir biçimde yaşıyorken bir düzen bozma vardır burda. eğer amaç müslümanlıksa müslümanlığın hali hazırda rahatça yaşandığı bir ülkede bozgunculuk yapmak şehitlik mertebesinin hakkı değildir. ayette de;

    "Eğer müminlerden iki topluluk birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Şayet onlardan biri diğerine saldırırsa, saldıran tarafla Allah'ın hükmüne dönene kadar savaşın. Eğer hakka dönerse siz de aralarını adaletle düzeltin. Ve doğruluktan ayrılmayın. Şüphesiz ki Allah adil davrananları sever." (49/9) şeklinde bir ifade vardır. burda saldıran ve bozgunculuk yapan, müslümanlığın yaşandığı bir ülkede sükuneti bozan taraf bellidir. bu yüzden müslüman dahi olsa pkklı ile sonuna kadar savaşılır, taki boyun eğene kadar.

    musluman bir pkkli marksist bir kurdistan icin savasirken olurse ne olur?

    müslüman bir pkklı ihtimal dahilinde değildir yukarıda da açıklamıştım ama varsayımlardan yola çıkarak açıklamamızı yapalım. müslüman bir pkklı marksist bir kürdistan için savaşırsa ne olur? şehit olmaz. neden? marksizimin kültür ve sosyal yaşantı özü hristiyanlık üzerinedir. marksist ülkelere bakıldığında hiçbir şekilde islam motifleri görülmez ve klise kültürü işlenir gerek sosyal gerekse kültürel anlamda. marksizm siyasal, ekonomik ve felsefi anlamda temeli eşitlikler ve özgürlükler dünyası olan komunizme göre inşa edilmiştir. komunist bir sistemde müslümanlık yaşanamaz mı? elbette yaşanır fakat bir müslümanın bulunduğu ve müslümanlığı rahatlıkla yaşayabildiği bir vatan mevcutken yine yukarda da söylediğim gibi bozgunculuk çıkararak, müslümanların canını alarak hristiyan kültürü ve sosyal hayatına uygun bir sistem için can verirse Allah uğruna can vermeden ya da ulvilikten bahsedilemez. burda kişi müslüman olsa dahi can verme amacı müslümanların huzuru, islamı yaşadıkları ortamı koruma değil müslümanlığın yaşandığı ortamda bozgunculuk çıkarmaktır ve Allah adına yapılan ulvi bir savaş yoktur. ama eğer şöyle bir durum söz konusu olsaydı; türkiye topraklarında yabancı bir devlet olsaydı ve hristiyanlık üzerine yönetilseydi, müslümanlar demokrasi ya da eşitliğin gereği olarak rahatça dinlerini yaşayamıyor olsaydı ve bunun üzerine bir savaş açılsa, müslüman savaşçılar müslümanlığı daha rahat yaşamak, halkına daha güzel bir ortam sunmak için Allah rızası için marksist bir devlet kurmak için savaşıp ölselerdi şehir olurlardı. bu ince farkı anladığınızı umuyorum. mesele müslümanlık ve müslümanların çoğunlukta olduğu bir halk için, müslümanlığın baskı altında olmaması, müslümanların huzurunun sağlanması meselesidir zira şehitlik dini bir kavramdır.

    musluman bir turk askeri laik ve kapitalist bir turkiye icin savasirken olurse ne olur?

    burda bahsi geçen yer türkiye'dir. yani müslümanlığın hali hazırda yaşandığı ve verilen canların vatanın huzuru için, bayrağın gönderden inmemesi için, minarelerdeki ezanın susmaması için verildiği bir ülkedir. bu yüzdendir ki asker can verirken kelime-i şehadet getirir ve Allah'ın rızası uğruna öldüğünü vücut diliyle gösterir. laiklik inançlara saygı duyan bir sistemdir, müslümanlığın yaşanmasına engel değildir ve kapitalizminde gerek ekonomik boyutu ile gerekse sosyal boyutu ile müslümanlığı yaşamaya zarar verdiğinden söz edilemez. zira türkiye demokrasiyi benimsemiştir ve demokrasi müslümanın kendini ifade edebilmesi ve müslümanlığını yaşayabilmesi için kafidir. görüldüğü üzere hali hazırda müslümanlığın ve müslümanların huzur içinde yaşadığı bir ortamda bozgunculuk çıkarmaya çalışanlara karşı can veren kişi bu ulvi görevinden dolayı, halkının selameti ve dininin yaşanması için can verdiği için şehittir.

    musluman mogol timur ile musluman osmanli yildirim in savasinda olenlerden hangi taraftakiler sehittir?

    bu konuda bakılacak nokta yine Allah rızasıdır. hangi taraf bu savaşı Allah rızası için makul nedenlerle yapıyor buna bakılmalıdır. sonuçta müslümanlıkta Allah rızası esastır ve fetihler Allah'ın adı ile, o'nun adını yaymak için yapılır, son nefeste bu yüzden şehadet getirilir, müslümanlık yaşansın ve yayılsın diye yapılır savaşlar, huzur dolu bağımsız bir ortam için yapılır. bu konuda ahmet şahin'in şöyle bir açıklaması vardır;

    ''Aralarında çıkan ihtilâfı ise, görüşmeler yoluyla halletmeleri gerekir. Şayet görüşmelerle halledemezlerse hakem heyeti seçilir, tarafların kabul edeceği hakemin verdiği hükme rıza gösterme mecburiyeti doğar. Buna rıza göstermeyen ise haksız olur, çıkan savaştan mesul duruma girer. Burada dikkati çeken husus, ortada hakemlik yapan heyetin gerçekten de tarafsız olması, sadece haklının yanında bulunmasıdır.

    ***Müslümanlar, haksız olduklarını bildikleri halde sadece âmirlerinin verdiği emrin hatırı için Müslüman kardeşlerine kurşun atamazlar.*** Zira bilirler ki, Allah'a isyan olan yerde kula itaat olmaz. Âmirleri haksız yere Müslüman kardeşine kurşun atmayı emrediyor, bu ise Allah'a isyandır. Allah'a isyan olan emre itaat mecburiyeti yoktur.

    Bütün bunlara rağmen hakkın ne tarafta olduğu bilinmeden savaşılıyorsa hangi tarafta Allah rızası esassa o tarafın ölenleri şehittir.''

    *** yere dikkat etmenizi istiyorum. pkk için bile bu cevap yeterlidir sanıyorum. eğer denildiği gibi pkklılar müslümansa. (!)

    seriatci hibzullah turk polisine ve askerine kursun atisirken olenlerden hangisi sehittir?

    hizbullah tamamen sapkın bir tarikattir ve Allah adına bir şey yapmaları söz konusu değildir. aksine insanları dinden soğutan ve dini yanlış yorumlayan, yanlış uygulayan bir anlayışları vardır. yine burda görev başında asayişi korumakla görevli asker/polis şehittir. asayişi korumak yine yukarda tekrar tekrar bahsettiğim üzre Allah rızası için yapılıyorsa şehitlik mertebesine ulaştırır kişiyi zira amaç insanların, müslümanların olduğu bir vatanın asayişini sağlamaktır.

    bu sorulari sormak bile neden basimiza is aciyor bu sorulari cevaplarken neden otosansur mekanizmasi devreye giriyor?

    bu sorular gerçekten cevabı merak edilen sorular değil, 'hadi bakalım şimdide bunu cevapla bakalım cevaplayabilecek misin' hırsıyla girilen ve genelde pkklı şerefsizlerin savaşmalarını haklı çıkarmaya ya da şehit olan türk askerini 'bak boşuna ölüyo onlar' imajı çizmek için sorulmuş kasıtlı sorulardır. hepsinin cevabı vardır ve islam dini akıl ve mantık dini olduğundan eğer bahsediliği gibi pkklılar islam inancı üzerine böyle bir şey yapıyorsa bunun her ne olursa olsun mantığa uymadığını ve yine islam inancıyla bağdaşmadığını farkedeceklerdir. ortada her hangi bir otosansür mekanizması yoktur her şey açıktır, ortadadır. kimin ne olduğu da ortadadır.

    bu sorular neden bazilarina kufrettiriyor?

    herkes saatlerini ayırarak size cevap verme ve amacı belli olan sorulara cevap verme nezaketini göstermek zorunda değildir. sonuçta benim kardeşimin, abimin canını alanları bir noktada haklı çıkarmaya çalışan ya da abimin kanının boşuna gittiğini ima etmeye çalışan sorular olduğundan küfür tepkisi normaldir. ki şu da bilinmektedir. bunun gibi yüzlerce sayfa açıklama yapılsa da inanışlar ve ideolojiler değişmeyecektir. zira beyinde oturan düşünceyi 'hmmm gerçekten de mantıklı şeyler söylüyor' seviyesine getirmek çok zor bir olaydır. hele hele de kelimelerin acizliği ortadayken. söylenecek söz bu kadardır, sözün bittiği noktadayız...
    #4064438 (ogzi, 09.10.2008 02:42 ~ 02:44)
  3. din kahramanları küçümsemez: olmayan cenneti vaat ederek yüceltir onu!
    #4064813 (annabell lee, 09.10.2008 09:59)
  4. (bkz: her oleni sehit yapmaya merakli bir millet/#4048655)
    e yazdık ama.
    #4064831 (koca haydar, 09.10.2008 10:07 ~ 10:08)
  5. alamut kalesi kitabını hatırlatır bana bu söz. hasan el sabbah fedailerini şehadet ile ve cennet ile avutur; ölüme gönderirdi. ama kendisi çok iyi bilirdi ki ölen yok olup gider. ne şehit, ne gazi; hepsi niyazi demişliği vardır bizzat bana hasan'ın.
    #4064944 (beziman, 09.10.2008 10:50)
  6. şehadet kavramı, şehitlik kavramı dini bir kavram olduğundan dini meseleler üzerinde dönüp duran bir durum söz konusudur. 'islamiyetin muhafazasi' sözü yanlış anlaşılmamalı ve olmadık yerlere çekilmemelidir. türkiye cumhuriyeti'nin islamiyeti muhafaza etmek gibi bir derdi elbette yoktur fakat %96'larda olan müslüman nüfusunun huzur içinde yaşamasına çabalayan bir anlayış vardır. eğer bu topraklarda yaşayan insanların çoğunluğu müslümansa ve devlet bu insanların huzuru için, rahatça uyumaları için çabalıyorsa, asker bu amaç uğruna ölüyorsa dahi şehittir bırakın islamiyeti korumayı v.s yi. diğer bir konu ise neredeyse tamamı müslüman olan bir toplumun sapkın düşüncelere girmemesi, hurafelere ön ayak olmaması için az da olsa, çok da olsa müslümanlığı doğru yaşatma ve anlatma çabası içine girmiş bir devlettir türkiye cumhuriyeti. diyanet işleri başkanlığı buna örnektir, verilen hutbeler, yapılan vaazlar, çıkarılan kitaplar, yapılan sempozyum ve oturumlar hep bunun içindir. bu işi ilahiyat fakültelerinde ilmiyle öğrenmiş kişilere söz hakkı tanınır ki yanlış uygulamalar olmasın ve islamiyet doğru yaşansın, 'islamiyetin muhafaza' edilsin. malumunuzdur ki diyanet işleri bu devletin bir kurumudur ve maaşını yetkisini devlet tarafından alır. bu laikliğe aykırı bir durumdur. ama sonuçta türkiye istisnaları olsa dahi laik bir ülkedir. bu müslüman nüfusun çoğunlukta olmasından ileri gelmektedir ve devlet ne hristiyana ne museviye ne budiste her hangi bir yaptırımda bulunmamakta, hepsine eşit davranmakta ve özgürsünüz demekte fakat islam dini bu topraklarda var olduğundan dolayı bu konuda biraz daha hassas davranmakta.

    diğer bir konu ise pkk ile olan mücadeleye 'birlik bütünlük safsatası' tabirinin kullanılması. şimdi eğer mantığınızda pkkyı oturttuğunuz yer belliyse ve türkiye cumhuriyeti'nin karşı duruşunu birlik bütünlük safsatası olarak algılıyorsanız sonuçta bu uğurda ölen canların da sizin için pek bir ehemmiyeti yok demektir. oysa yukarda da bahsettiğim gibi çoğunluğu müslüman olan bir devleti, vatanı koruma görevi ulvi bir görevdir ve amaç müslümanlığı korumak olmasa dahi mertebe müslümanların, insanların huzur içinde yaşamaları olduğundan şehitliktir.

    üst bürokratların, albayların, paşaların ya da siyasilerin nasıl yaşadığı ne yaptığı zerre kadar gölge düşürmez bu meseleye. 'ameller niyetlere göredir'. eğer niyetin bu vatanı korumak, pkklı itlere göz açtırmamaksa amelin zaten ortadadır, mücadelen ortadadır, merteben ortadadır. yukardakinin hedefi böyle kanlı bir işten çıkar sağlamak dahi olsa, kandırılmış bir halkı kullanan bir örgüte müsamaha göstermek dahi olsa askere giden 20lik delikanlıların amacı paşanın evine 20 çeşit giren peyniri, 21 çeşide çıkarmak değildir. amacı vatandır. amacı milletinin rahat uyumasıdır. bu bazılarının zoruna gidebilir ama bu böyledir.

    bu vatan uğruna can verenleri 'bok yoluna gitti niyazi' tarzı bir anlayışla anlayanlar şunu anlamalıdır ki pkk ile mücadele sonucu şehit olanları öte dünyaya boşa gittiler, birlik bütünlük safsatası için gittiler derseniz atalarınızı incitmiş olursunuz. bizler necip bir milletin iki kardeş kavmiyken bizi bu noktaya getiren nedir? hangi oyunlardır? bu oyunun sonucunda kazanan kim olacaktır? iyi kavramak gerek. emin olun bu savaş böyle devam ettiği sürece iki tarafta kazanamaz. kazananlar bir halkı kullananlar ve kesesini düşünen işbirlikçi adiler olur. bilgisayar başında rahat rahat yazıyorsan düşünceni, dışarı çıktığında asayiş sağlanmış bir şekildeyse ve ırkın, dinin ne olursa olsun rahatça yürüyebiliyorsan. devletin sunmuş olduğu imkanların hepsinden ırkından dolayı her hangi bir mahrumiyet görmüyorsan daha fazla işi dolandırmaya gerek yoktur. işe dini boyutu katıp o şehit değildir, bunlar nedir, e o zaman bizimkilerde şehit deyip terörstlerin eylemlerini en azından bir dini temele dayandırma hevesi de hoş bir hevestir. amacımız ne din satmak, ne de haklı olan bir davayı haksıza çıkarmak. amacımız bu vatan uğruna ölenlere bu kadar kolay dil uzatılmaması gerektiğini göstermek. kelime oyunlarına girerek bir kazanım sağlamaya çalışmak hoş değildir. zira Allah hakkı hakkına verecektir. Allah devletimize, milletimize zeval vermesin...
    #4066635 (ogzi, 09.10.2008 18:33)

Copyright © 2009 - uludağ sözlük

sehadet mertebesi başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. sehadet mertebesi ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu sehadet mertebesi nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about sehadet mertebesi. Copyrights of the articles are belong to their authors.