sanalmolotof 


/ 2
kapat
  1. metin uzunluğu ve kalite arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu zannederek yazılarını birbiriyle anlamsız, muhtemelen kendisinin bile bilmediği kelimelerle dolduran, daha sonra 'acaba oldu mu?' türünden hrant dink' inkinden daha güvercini bir tedirginlikle ortaya döken, insanların okumaya üşenip ne kadar zırvalık barındırdığını anlayamayacak kadar aptal olduklarını sanan, lakin bir kişinin okuması yüzünden bile insanların olduklarını sandığı seviyeye, daha yakın bir ifadeyle seviyesizliğe düşen, faşistlik gibi, kendisine göre 'itham', gerçeğe göre 'isnat'ta bulunan, ve tüm bunlardan daha önemlisi kendisi vatan, millet gibi bilinçlere sahip olmadığı için, bunlara sahip olanları faşistlikle ve/veya aptallıkla suçlayan, lakin bu kavramların insanları hayvanlardan ayıran bir erdem olduğunun farkında olmayan, dolayısıyla mevz-u bahis yaratıkların seviyesine düşen, kendisininki o derece olduğundan, zekayı insanların sıklıkla kullanmadıkları kelimeleri sözlüklerden bulup kullanma olarak gören, bunu yaparken de ne büyük bir ego masturbasyonu yaptığının farkında olmayan, fransızca'dan dilimize henüz geçmemiş kelimeleri kullanarak ta orgazm olan, bana amerikan filmlerindeki aptal karakterin zeki görünme kaygısını dizeleriyle anımsatan yazar.
    #2905698 (stratosfer, 27.01.2008 23:58 ~ 28.01.2008 00:02)
  2. Bir faşistin, faşist terminolojinin belirlenimleriyle ürettiği savlara , yine aynı faşistin içinde bulunmuş olduğu yapının diğer mutlu tutsaklarında da görülen ezik dikotomilerle ve kafasında bir türlü anlamlandıramadığı kavramlarla ifade edişlere konu olan yazardır.
    Şimdi ilk belirlemeden hemen sonra, ezik faşist dikotomileri teker teker incelemekte fayda var, kuyruk acısının ve maruz bırakılınan faşist paradigmanın birleşiminden ortaya çıkan'' anti-zoon politikon bilinc''in ürünü olan bu dikotomilerin, insansal alandaki karşılıklarının ne olması gerektiği sorununa değinmeden önce, faşist yazarımızın tikel bir çıkarımı, neden tümel bir çıkarım ve belirlenimmiş gibi sunduğunu, bu çıkarım ve belirlemeleri neden tümel alana dahil etme komikliği içerisine girdiğini açımlamakta fayda var. Bu bünyenin böyle bir eylemsellik içine girişmesinde ki temel istenç, kendine dair yapılan belirlenimleri püskürtebilmek konusunda ki eksikliğini görüp, bu püskürtmeye yandaş toplama istemliliğinin ortaya çıkardığı bir ''gelin gardaşlar bir olalım, komunistin mına koyalım'' şeklinde ki, faşist bünyelerde görmeye çokta yabancı olmadığımız, ki toplum içindeki faşistlerin ülkü ocaklarına üye olmaları gibi pratiklerle kendini dışa vuran ''tek tabanca olabilme erdemliliğine sahip olamama erdemsizliği'' şeklinde ifade edebileceğimiz, insansal alanda fenomen olamama(özgün ve işe yarar)nın yarattığı bir psikolojinin ürünü olan bir istençtir. Tüm değerler alanlarını bir ''anti'' den hareketle belirleme uğraşısındaki bu bünyelerin, ritmik dünya anlayışlarını incelediğimizde, bu anlayışa mensup faşistlerin belirlenimlerinin şu şekilde olduğu görülür.
    -necip fazıl, nazım hikmetten daha büyük yazardır.
    -apdullah çatlı, deniz gezmiş'den daha vatanseverdir.
    -dursun önkuzu, mahir çayan'dan daha iyi bir teorisyendir.
    -ülkücüler bu vatanın sigortasıdırlar, sosyalistler vatan hainidirler.
    -maraş, malatya, sivas..vb.. diğer katliamlar demokrasi adına, ülkedeki demokratik yapıyı güçlendirmek adına yapılmıştır.
    -haluk kırcı demokrasi için, demokrasinin önünü tıkayan sosyalist öğrencileri katletmiştir.
    -ülkü ocaklarında ele geçirilen 12000 çocuk pornosu materyali, ocaklarda ki mutlu tutsakların ahlaki gelişim süreçlerini hızlandırmak, onlara ''bakın bunları sizler sakın yapmayın'' şeklinde ki ahlak bilgisi derslerinde kullanılmak üzere ocakların kitaplıklarına dahil edilmiş anti-ahlaksal materyallerdir.
    (bkz: ulku ocaklarinda cocuk pornosu cikmasi/#1952287)
    -...................(tüm bu anti'ler, kendi varlığının farkındalık ve sınırlarını belirleyebilmek için ''öteki''ne ihliyaç duymak olmayıp, teori ve kavram üretebilme etkinliğine sahip olmayan bir akıl'sallığın ürünleridirler)

    bu listeye dahil edilebilecek ''anti''ler mevcut olup, ama bunlar bile karşımızda ki yapının mensuplarının ruh hallerini ve kavramları nerelerinden anladıklarının birer göstergesi olması bakımından yeterlidirler.
    şimdi bu ruh halini farklı şekillerde irdeleyelim.
    ''cesur ve yeni dünya'' da huxley'in çizmiş olduğu ''anti-ütopik'' yapının(aynı şekilde orwell'ında) bir diğerini modern zamanlarda çizmekte olan faşist yapı, tüm insansal terminolojinin köküne kibrit çakmıştır ;
    - savaştan sorumlu olacak bakanlık: barış bakanlığı
    -sevgiden sorumlu olacak bakanlık: nefret bakanlığı
    -kültürden sorumlu olacak bakanlık: din bakanlığı

    işte faşist terminolojinin belirlenimleri altında yaratılacak dünya'sal yapının kurumları ve bu kurumların üzerinde hakim olan düşünüşler. burada Ferhan şensoy'un yapmış olduğu belirlenimi yazmadan olmaz''kafası çalışan adam neden ülkücü olsun ki'', işte ferhan şensoyu böyle bir vecize kurmaya mecbur bırakan mantalite budur.
    işte ancak bu mantalitenin ürünü olan bir bünye'' vatan ve millet...işte bu kavramlar, lakin bu kavramların insanları hayvanlardan ayıran bir erdem olduğunun farkında olmayan, dolayısıyla mevz-u bahis yaratıkların seviyesine...'' şeklinde bir cümle kurarak, ferhan şensoy ve bir çok adam akıllı insanı doğrular nitelikte bir yorum getirebilir, insanları, hayvanlardan ayıran temel değerlerin vatan ve millet olduğunu savlayan bir bünyenin ''anti-ütopik''bir bilinci taşıdığı konusunda artık bir şüphe kalmamıştır, insanı, hayvanlardan ayıran tek etkinliğin ''politika'' yapmak ve bu anlamda da insanın ''zoon politikon'' dan başka bir halt olmadığının farkına varamama, mensup olmuş olduğu ''mutlu tutsaklar'' populasyonunun diğer üyelerinin de genlerine dahil edilmiş bir multi-yanılsamadan başka bir şey değildir. vatan ve millet denilen kavramları mümkün kılan sosyo-politik etmenlerin neler olduğunu bundan 600 yıl önce bir sistematik haline sokan ve bugün yaratmış olduğu bu sistematikten ötürü ''yeryüzünün ilk sosyologu'' olarak kabul edilen ibni haldun hakkında tek bir bilgisi olmadığı, üstelik ibni haldun'un bugün kendisinin savunmuş olduğu düşünceleri ilk ortaya atan kişi olan ziya gökalp'in çok etkilendiği ibni haldun'un ''mukaddime''sini inceleyerek kendi türklük ve türk dünyasının yapısının nasıl olması geretiğii konusunda yararlandığı bir kaynak olduğunu bilmemektedir, demek insanı hayvandan ayıran vatan ve millettir öyle mi?, tarihini bilmeyen bir faşiste bunları anlatmanın bana kattığı birşey yok ama ,yinede yazayım da, sağda solda konuşabilecek bir bilgisi olsun mutlu tutsağın.
    politika yapmadan, politik görüşüne uygun bir zümre oluşturmadan, bu zümre üzerinde bir tahakküm yetkisini mümkün kılmadan nasıl bir vatan kurulacağını bu faşist mutlu tutsağa sorup, onu zor durumda bırakmayacağım.
    Bugün içine dahil olduğu ırk'a dahil olabilmesini mümkün kılan yada bu ırk'a dahil olması gerektiğine veri olabilecek hiçbir mantıksal veriye sahip olmadan, ki böyle bir veriye sahip olamaz, zira bir ırk a mensup olmayı belirleyen tek şey ''şans''tır, tüm bunlara rağmen, kendi milletini diğer milletlerden ve o milletlere mensup olan bireylerden üstün görüp''dünya türk olsun'' şeklinde bir komikliği yaratabilen faşist yapının parçası olan bu tutsak'ın insanı hayvandan ayıran temel etmenin vatan ve millet olduğu saptlamasını yapması, içinde bulunmuş olduğu yapının genel entelektüel kapasitesi çerçevesinde değerlendirildiğinde anlayışla karşılanabilir. Einstein'ın''milliyetçilik bir çocukluk hastalığıdır'' tez'ini doğrular nitelikteki bu oluşumun akıl'sallığıyla iş gören bir toplumun ''öteki'' denen kavramı kabul etmesi, eşitlik ve özgürlük temelli bir kamu anlayışını benimsemesi, farklı kültürlerin otonomilerinin asimilasyona uğratılmaması şeklinde ki demokrasi görüngülerini içine sindirebilmesi doğalarına aykırıdır. Tüm bu olgulardan yola çıkılarak ,kendisi ve içinde bulunmuş olduğu yapıya dair olarak yapılan belirlenimleri ''itham'' olarak değerlendiren bu faşist bünyenin,''bana amerikan filmlerindeki aptal karakterin zeki görünme kaygısını dizeleriyle anımsatan yazar.''(bu arada dize değil evladım, zira dize dersen eleştirdiğin bu yazarın yazılarında şiirimsi bir yan gördüğünü kastetmiş olursun, düzelt burayı evlat) diye bir tespitte bulunması, tüm bu tahliller sonucunda sadece ''göt'' ile gülebilmeye hizmet edebilecek bir tespit olmaktan öteye gidememektedir, zira zihnin de ki '' aptal'' kavramının anlamını mümkün kılan yapı''akıllı'' kavramının içinden çıkarılmış, bu durumda da hiçbir anlamsallığı olmayan bir kavramdır. neden, çünkü sahip olduğu bilinç anti-ütopik bir bilinç, tüm bu kavram karmaşaları sonucunda,''fransızca'dan dilimize henüz geçmemiş kelimeleri kullanarak ta orgazm olan,..'' şeklinde ki finish öncesi cümlesiylede, sahip olduğu entelektüel kapasitenin sınırlarını gözler önüne sermiştir, ayrıca bir an önce orgazm'ın ne olduğu konusunda hızlandırılmış bir brifing'e tabi tutulmalıdır. No pasaran yazaraktan tüm algı dünyasını yıkarak burada bitireyim artık.
    Birde bu faşistlerin kendi cahillik ve bilgisizliklerinden dolayı, karşılarında onları ''döt'' eden kişiye ''kendinin bile anlamını bilmediği kelimeler y(k)azıyor-ve düşürüyor cahili içine-'' demeleri yok mu, sevimli oluyorlar ellerinde satır ve bıçaklarla görünmedikleri zamanlarda, kendisinin bile diyerektende, zaten kendisinin hiç anlamadığını da deklare ediyor bir taraftan.
    edit: ''hrant dink' inkinden daha güvercini bir tedirginlikle ortaya döken,...'' evlat bu ne len, aman diym birde edebiyata el atmayın. vay be vecizeye bak çay demle. adamım zorlama kendini, cin ali serisinden başka kitap okumamış-ki oda mecburiyetten- faşist bünyelerin edebi vecizeler kurmaya yeltenmelerinin sonunda ortaya çıkan talihsizlikler bunlar.
    ''vatan, millet gibi bilinçlere ...'' yaw güvercinli skandal vecizen bir yere kadar insanın yüzünde bir tebessüm ortaya çıkarmaya hizmet edebilirde, bu nedir hacım? ağır ağır toplaman gerek hacım, ağır ağır, hissede hissede, hissetmekten bitkin düşercesine toplaman gerek, sonra basıp geçiyorum üzerlerine.
    edit2:Bir faşist için, içinde demokrasi ve eşitlik kavramlarının geçtiği her cümle bir metafor niteliğindedir.
    #2906123 (SanalMolotof, 28.01.2008 01:44 ~ 31.01.2008 23:10)
  3. Etoloji konusunda bilgi birikimine sahip olmasından ötürü, bazı faşistleri kah kendi başlığında, kah onların başlığında rehabilitasyona tabi tutmak konusundaki devamlılığını hep devam ettirecek ve onların kendi doğalarıyla yüzleşmesini sağlayacak yazardır.
    #2912848 (SanalMolotof, 29.01.2008 11:34 ~ 11:41)
  4. ''Şimdi bu elemanı 2 şekilde ele alıp değerlendirmek gerekiyor, öncelikle yazdığı yazılar arasına kendisinin Osmanlıca olduğunu iddia ettiği betimlemeler sıkıştırması bakımından ihsan Oktay anar'ın yandan yemişi olarak değerlendirilebilir, ki Osmanlıcadan az çok anlayan biri tarafından tahlil edildiğinde, kelimelerin yanlış şekilde kullanılmasından ötürü özne-yüklem arasındaki uyumsuzluğun tavan yaptığı cümleler kurduğu saptlamasını yapmak çok da zor olmaz. Bir de arkadaşın yazdıklarını paradoks olarak değerlendirip ve onu elealı zenon'muşçasına kutsayanlar olduğunu Bertrand russell görseydi heralde kahrından ölürdü.'' şeklinde ki entry'i (bkz: benn/#2887998)den araklayan turkish arsene lupin'i daha iyi tanımak için
    (bkz: stratosfer/#2897138)
    (bkz: stratosfer/#2901466)
    (bkz: stratosfer/#2906157)
    (bkz: stratosfer/#2915870)entry'lerinin ziyaret edilmesi önemle tavsiye edilir.
    bir faşistin, kuyruk acısının etkisi sonucunda ne tarz komik mizansenlere neden olduğu bu entryler de görünebilir.
    Kendisiyle ilgili bir başka doğru tespit için (bkz: stratosfer/#2916999), doğru söze ne denir ki.
    Ayrıca bu yazarcık, kendisine kuyruk acısı yaşatanlara, kişiye özel şaklabanlık hizmeti vermektedir, gecelerinizin eğlenceli geçmesi açısından güzel bir alternatif olabilir. Programına gecenin bir yarısı başlayıp, siz ne zaman''tamam seni azad ediyorum'' diye buyurduğunuz anda programına son veren bu faşistin performansı , bir yerden sonra hap aynı ezber ve dikotomilerle devam etsede izlemeye değer bir sitcom.
    #2927968 (SanalMolotof, 31.01.2008 22:06 ~ 23:17)
  5. Şimdi öncelikle belirteyim,bu yazımı okurken şu şekilde bir ambiansın içerisinde olupta bu yazıyı okuduğunuzu düşleyin,yazacaklarım komplo teorileri değil en başta belirteyim,şimdi size nasıl bir odadan bu klavyeyi aşındırdığımdan bahsedeceğim.ama öncelikle belirteyim bu ambiansın fon müziği görevini madball ve deftones eşit aralıklarla yapıyorlar,yani playlistimde bir madball çalıyor,bir deftones çalıyor,gayet sert bir ambians var anlayacağınız,sertliğin dozajını biraz sonra daha fazla arttıracağız,zira size şuan nefes alıp verdiğim odanın gözüme çarpan detaylarınıda aktaracağım,varın sonrasını siz düşünün.şimdi yaşadığım odaya şöyle bir bakınca ve bu odada yaşadığıklarımı anımsayınca odayı aksonometrik perspektif bir açıdan değerlendirebilme şansım oluyor,sizler elbette böyle bir şansa sahip değilsiniz,sizlere önerim kaçışlı perspektif ile negatif perspektif arasında bir yere kendinizi konumlandırıp ambiansı bu şekilde kafanızda tasarlamanız,ha bu arada yazdıklarımdan yola çıkarak beni bir tipoloji içerisine sokmayınız,zira beklenilmeyen anlarda beklenilmeyen imgelere hiç beklenilmedik bir şekilde beklenilenden çok bağımsız bir şekilde bürünebilirim.tamam,pc nin tam karşısındaki duvarda giger ustanın bir çizimi bulunmakta,kendisinin entresan maddelere karşı olan fetişizmini bazı uç noktalara kadar benimsiyorum,ama çizdiği bu yapıtı odaya süs olsun diye asmadım,ımmm bunu okuyan kimi arkadaşlar''vay eleman art nouveau akımını benimsiyor görünüyor,kesin bu adam adolf loos denen yavurun beyin kıvrımlarında dolaşıyor''diye düşünebilirler,aynen öyle,hiçbir meta süs işlevi göremiyor hayatımda,hepsi yarattığım paradigmanın farklı an ve zamanlarının ayrı birer imgesi,ironi ve realite beraber iş görüyor bu bünyede,tamam giger dedik,sonra sol tarafta Mahir Çayan'ın bir resmi var,fakat bu bilindik bir resmi değil,mahirin elinde bir sigara,gözü çok uzaklarda,ama düşlediği şeyi biliyorum,o düş konusnda sonuna kadar hemfikiriz kendisiyle.sonra onun yanında deniz,hüseyin ve yusuf silüetleriyle gülümsüyorlar,sonra onların 60 cm kadar sağında marks ve engels'in silüetlerini yazıyla ortaya çıkarmış olan komünist manifesto var,hani şu meşhur resim.sonra oda kapısının tam arkasında kocaman bir Jaco pastorius posteri var,en sevdiğim basçıdır kendisi,kapının sol tarafında açık arttırmayla almış olduğum,Lucarelli tarafından imzalanmış orjinal Livorno forması var,onun yanında sırasıyla saint pauli ve celtic formaları,onun yanında kobe Bryant tarafından şahsıma imzalanmış bir lakers forması....evet yazdığım odanın ambiansı bu şekilde ,daha yazacak çok şey var,fakat kendimi deşifre ettiğim kanısna kapıldığımdan dolayı burada bırakıyorum.Neden mi oday anlattım?çünkü 3 aydır yavur illerde dolaşıp,orada kendime bir hayat kurup,herşeyi hazırladıktan sonra dönüpte anamın babamın kardeşlerimin ve dostlarımın bir yüzlerini görüp,son muhabbetlerimi yapayım sonrada basıp gideyim diyerekten son günlerimi geçirmek için 2 gün önce bünyemi attığım bu odada(tüm anlattıklarımdan yola çıkarak bu odanın insanı huzurlu değilde tacizkar yapacağı konusunda eminimki hepinizle hemfikirizidir) ani bir refleks ile uludagsözlük.com adresini yazıp,ulen ne var ne yok bi bakalım düşüncesiyle girdim,eee baktım embessil bir faşist özelden mesaj atmış,bendenize terminoloji konusunda bilgi veriyor,ha daha cevap yazmadım o faşiste,ama yazacağım,beklesin biraz,neyse sonra kendi nick başlığım altına yönlendim,sizin ağaç dediğiniz,benimse marangoz çırağı olmamdan ötürü karakter olarak odun diyebileceğim bir bünyenin, benim haremime dahil olabilmek için yazmış olduğu derin ve düşündürücü belirlenimi okudum,uzatmaya gerek yok seni hareme kabul ediyorum.Ama düş ve düşüncenin ürünü olan,derin anlamlar barındıran,hatta ve hatta derinliğin derinlik içindeki en fatal deep'i mertebesine bile yükseltebileceğim,pardon derinletebileceğim şu belirlenime dair bir kaç kelamda biz edelim.ana dilin esperanto olarak tasvir edilmesi,önce buradan başlayalım,şimdi 2 gr gri hücreye sahip olan bir sığır bile benim yazdıklarımdan yola çıkarak esperantonun benim genlerime aykırı olacağı çıkarımını yapabilir,evet 2 gr gri hücre yetiyor,illa analitik bir düstur tutturacaksak bu kişi wittgenstein olmalı,ne demiş bu beyimiz;dilimin sınırları, dünyamın sınırlarını belirler...hadi birazda Humbold katalım olaya;dilde yaşıyoruz. şimdi aslında bu ikisinin bu iki düsturunu en adam akıllı yorumlayan kim?helder,ne demiş helder efendi,dilini,dilinin derinliğine denk farkındalıklarla sına. E be harem sevdalısı,tamam anlıyorum seni''a be şair bizimde bir sözümüz var aşka dair''diyorsun ama,derinliklerimizin boyutları çok farklı,sen dingin suların,3 kelimelik terminolojileri adamı mizacından kurtulmadan,antipopulist bir terminolojinin karşısında hangi aşkı anlatacaksın.Evet korkunç ve insanı allak bullak edecek kadar derin cümlelerin var,mesela şu burun numarası çok etkileyici,başka sihirbazlar şapkalarından tavşan çıkarırken,sen burnundan 3 tane yazar çıkarıyorsun,artık daha geniş coğrafyalı deliklerinden ne filler,ne tosunlar çıkarırsın bu artık senin yaratıcılığına kalmış,ama takdir ettim senin odun adam.Ortak bir hemfikirliliğimizde var seninle odun adam,zerre kadar sevmem diye buyurmuşsun engin ardıç denen senvari odunu,aslında sevmediğin o kişi senleşmiş bir senden başka birşey değil,basit kurgular,temelsiz verilerle ortaya atılan belirlenimler,bazı s(b)enn'sel bünyelerle müttefiklik kurabilmeye yönelik yalakalıklar...yani çok benzer yönleriniz var çakma sermet erkin.Ya odun adam analitik diye buyurduk,buyur buradan devam edelim,wittgenstein efendi ne buyurmuş;üzerine konuşulamayan hakkında susmalı.burada bir ekleme yapma gereksinimi duyuyorum,üzerine konuşulabilecek şeyler konusunda bilgi ve derinlik sahibi olmadan konuşmamalı,yani bağcılık fazla gelir senin boyuna posuna be azizim.Neyse uzun lafın kısası kabul ettim seni hareme,al şu yeşil yaldızlı geceliği,seni bundan sonra o gecelikten tanıyacağım,malum populasyon geniş,ama bu populasyonun en kıdemli üyelerinden biri olabilme potansiyeline fazlasıyla sahip olduğun kanısındayım,şu bağcılık sanatı hakkında uzun uzun konuşalım seninle,sırayla yıkalım kafandaki yansımaları ve metaforları.Yarın senin gecen,arap bacı haber verecek sana.dallama seni.
    #3323583 (SanalMolotof, 26.04.2008 22:55)
  6. yeni bir feysbık uygulaması olabilir.
    #3323654 (swarfest, 26.04.2008 23:08)
  7. kendi başlığına yazdığı muazzam uzunlukta bıkkınlık verici entrylerinin bir kısmı kadar entry'i, bıkkınlık vermeyecek düzeye çekip diğer başlıklara yazmasını dilediğim yazar.
    ama azmi ile nick altını sol frame'e taşıması takdir edilir.*.
    (bkz: başlığı tek başına sürüklemek)
    (bkz: ego tatmini)
    #3323726 (zivallione, 26.04.2008 23:20)
  8. Hızlı ve öfkeli sendromunun etkisiyle Sözlüğe direk 5.vitesle girip,sözlüğe çeki düzen verecek cengaver benim nidalarıyla höyküren yazarların bıkkınlık duymasından zerre kadar bıkkınlık duymayıp,önemsemeyen yazar.Ne olacak bu gençler arasındaki populer olma merakı diyede hayf hayf hayıflanan yazardır ayrıcana kendisi.
    #3324198 (SanalMolotof, 27.04.2008 00:49)
  9. Yazdıkları sözlüğün veri tabanına fazla ağır geldiğinden olacak, silinmiş yazardır. merak edilen ise eksiye boğanların , yazdıklarını sonuna kadar okuyabilecek sabıra sahip olup olmadıkları , üzerinde düşünüp düşünmedikleridir. bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların ezici üstünlüğünün , sözlükteki izdüşümünün kurbanı olmuştur. tabi bu kurbanlık meselesi , onu da ezdik onu da yendik diye zihinsel tatminden öteye gidemeyecektir. düşüncelere kurşun işlemez.
    #3329481 (invinoveritas, 28.04.2008 09:43)
  10. Son entry'si (#3324917) olan yazardır. sessiz sedasız sözlükten silinip gitmiş midir bilemiyorum herhalde çaylak yapıldığım dönemdi karşılaş(a)madım gidişiyle. Lakin kendisine bir tesellim olsun bol bol zaman kazandı. Buraya o uzuuuun entryleri girerken harcadığı emeğe yazıktı zaten. Kaç kişi okurdu tamamını, kaç kişi anlardı okuduğunu? Ne gerek vardı? **
    #3330744 (ShadowHook, 28.04.2008 16:23)
  11. biraz nostalji olması için kendisine uzun bir süre önce özel mesaj butonunu kullanarak attığım mesajla veda etmek istediğim silik yemiş yazar.

    seni en çok ben okuyorum zannımca.
    yazılarındaki anlam karmaşasında anlaşılmamak için yazma kaygısını görünce de bir kez daha kendimle övünüyorum.
    bana faşist isnadında bulunanın bana karşı 'ulen' gibi 7 yaşımdayken kullandığım nidaları kullandığını gördüğümde gerçekten ne kadar ironik bir durumda olduğunu gözlemliyorum.
    benim sana karşı takındığım tavırla senin bana karşı takındığın tavır arasındaki tavır yaşı farkını hesapladığımda çift haneli sayılara ulaşıyorum.
    özel mesaj yerine başlık altlarında kapışalımvari konuştuğunda ne kadar şovenist olduğunu görüyorum.
    zeki görünmek için anlaşılması daha kolay kelimeler yerine anlaşılmamak için yazdığını gördüğümde ne kadar bilgili olduğumu görüyorum.
    benim anlaşılmak için çırpındığım halde senin anlaşılmamak için çırpındığını gördüğümde ne kadar aciz olduğunu görüyorum.
    özel mesaj içeriklerini teşhir ettiğini gördüğümde narsistlikten doğan kıvranışlarının karnını ne kadar ağrıttığını hissedebiliyorum.
    ve yine bu teşhir etme sayesinde gerçek amacının kelime yığınları oluşturarak hiç kimsenin okumamasını sağlamak ve böylece ayar vermiş gibi görünmek olduğunu görüyorum.
    kopyala yapıştır şeklinde yazdığın için yazılarının okunmamasına çok fazla içerlemesen de, yine de canını yaktığını biliyorum.
    sözlükte uzun yazılar yazarak bi kaç kişi tarafından gündelik okunan bir yazar(!)(gerçeği copy pasteci olcak) olma arzunun gerçekleşmemesinin seni rahatsız ettiğinin yanı sıra hiç bir zaman gerçekleşmeyeceğini de biliyorum.
    amaçların hakkında o kadar çok şey biliyorum ki.
    bu yazıyı kısmi veya bütün olarak deşifre etmeyi deli gibi istediğini ve bunu yapacağını da biliyorum.
    şovenizmin ilk şartıdır ne de olsa...
    başarını gören kimse yoksa başarısızsındır...
    bunu başarı olarak görme olayının sadece senin açından gerçekleştiğini ve copy pastelerinin benim gözümde kelime yığınlarından başka bir şey olmadığını belirterekten iyi geceler dilerim.
    bireysel atıf şeklinize göre allah, tanrı veya kutsal ruh kolaylık versin.*

    edit: hoşçakal dostum.
    #3331016 (stratosfer, 28.04.2008 17:42 ~ 19:23)
  12. Edit: Silinen mesajın revizyona tutulmuş son halidir .

    faşizmin niteliksiz niteliklerini belirlemek için kendisinden Daha önce birçok kez yararlanıp,bir sonraki otopsiye kadar tarihin kirli çöplüğüne atıp orada muhafaza ettiğimiz,sosyal bilimler terminolojisinde kendisine''ulen'' ismini vermiş olduğum faşist yazarımsının, silinmemin hemen akabinde cesaretini toplayıp, bir cengaver silüetine bürünüp yazması bendeniz açısından değerlendirildiğinde ''silik'' kavramının yeniden sorgulanması gerektiği sorununu doğuruyor. Bu kavramı iki alt başlık altında incelemek uygun bir tutum olacaktır.Öncelikle görüngülerin doğasını analiz edip,karekteristiğini tahlil ettikten sonra,onları bir kavrama ama doğalarına uygun olacak bir kavrama indirgeyip,örnek vermek gerekirse faşisti faşist olarak belirlemek,köpeği köpek olarak,sığırı sığır olarak belirlemek,,otu ot,boku bok olarak belirlemekten dolayı silinmenin yanında,sözlüğün uçsuz bucaksız okyanusunda hep vatan millet Sakarya adalarına doğru kulaç atıp,bir çember misali aynı yerde başlayıp aynı yerde son bulan ve bu aynı yerde başlayıp aynı yerde son bulma rutinliğini aynı şekilde ve aynı şiddette tekrarlayıp duran,tarih başta olmak üzere tüm sosyal bilimlerin ırzına geçen,vatan millet Sakarya lokalizasyonunun taş çatlasa 5 kelimelik terminolojisiyle insanı ve insanlığı yorumlamaya çalışan modern çağ kompradorlarının nicklerinin silinmemesi bir anlam ifade etmemektedir,zira öz olarak zaten siliktirler,zaten faşizm öz olarak silik olanların ideolojisidir. Charlie Chaplinin o ölümsüz vecizesinde buyurduğu gibi''insanı inceledim,çünkü insanı tanımadan mesleğimde hiçbirşey yapamazdım'',bende bundan yola çıkarak belirtebilirim ki''faşizmin tarihsel otopsisini inceledim,ortaya bu çıktı''. Hatta denilebilir ki faşizm bir nevi insanlıktan çırakılma izolasyonudur. Hemen marks amcamızın beni destekler namda bir belirleniminden bahsedelim ki yazdıklarım tarihin en sağlam bütünselliğinin doktrini tarafından işe yarar bir parça olarak görülme hakkını kazansın''şeylerin özü göründükleri gibi olsaydı bilime gerek kalmazdı'. Tüm belirlenimler faşist görüngünün silüetinden yola çıkılarak değil,kişiliğinin ve farkındalıklarının en uç ve en sığ -ki bu ikisi arasında hemen hemen hiçbir fark yoktu- anlarının analizinin yapılmasıyla ortaya dökülmüştür.Bizler tüm bu belirlenimler çerçevesinde bir faşisti ele aldığımızda elbette onun belirlenimlerinde insanımsı bir payda aramayacağız,doğalarına uygun olmayan bir paydayı onlardan beklemek yada ummak onların karakteristiklerine haksızlık yapmak olacaktır,mesela ''copt-paste yapıyor bu yazar'' diye belirtip akabinde bu copy-paste sendromuna bir örnek verememesi,yazdığını hiçbir veri ile destekleyememesi aslında bizim tezimizi destekleyen bir veri ortaya çıkmasına neden oluyor,bok at izi kalsın saplantısı,tüm bu değerlendirmeler ışığında şu belirlenimi yapmak çok doğru olacaktır,faşizm '' işkembeden sallama etkinliğidir''. Bu faşist bünyeler Obsesyonun(saplantı yazayımda az gri hücre yaksınlar) en bilindik simaları olmayı daha uzunca bir müddet başarıyla sırtlarında taşıyacaklardır,bu konuda bir şüphem yok.
    Faşist bir bünyenin hiç anlayamadığı,anlayamayacağı değerlendirmeleri okuması sırasında''seni en fazla ben okuyorum'' sanrısının ortaya çıkması normal karşılanabilir bir sanrıdır,5 kelimelik faşist terminolojiye sahip, vatan millet Sakarya lokalizasyonunda tutuklu kalmış ,Harun yahva kod isimli Adnan oktar'ın müridleriyle bahçe sohbetleri yapmasından yola çıkarak onu bir filozof hatta bahçede ders vermekten başka ortak yanı olmayan Sokrates ile eşdeğer gören,evrim aldatmacası isimli tarihin en trajikomik Vodvilinden yola çıkarak Adnan hocayı Darwinizmin alternatifi bir pozisyonda gören-ki Harun yahva denen beyefendi doğal seleksiyonu reddetmektedir,ki doğal seleksiyon düşüncesi faşistlerin beklide tek adam akıllı kabullenişleridir,zira bu ülke Türklerindir,biz çoğunluğuz,çoğunluk nicelik olarak az,nitelik olarak fazla olanı ezme ve yok etme hakkına sahiptir diye höykürmektedirler.,ama bilimsel terminolojideki karşılığı ''ulen'' olan faşist bünye savunduğu ideolojiye dair gram bilgi sahibi olmadığından ötürü bunuda es geçmektedir,olsun geçsindir,bizi güldürüyordur-,evet Adnan hocayı darwinizmin alternatifi olarak gören,felsefeyi ve diğer sosyal bilimleri bu farkındalıklar ile resmedip şekillendiren bu bünyenin obsesyonun ete kemiğe bürünmüş imgesi olduğu konusunda bir şüphe kalmış mıdır?.Üstüne üstlük silinen yazara silinmesinden dolayı ''evet şimdi ona bir şeyler yazabilirim,nede olsa silindi'' diye düşünüp yapay bir cengaverlik silüetine bürünüp yazan,yazdığı cümleler arasına bir eleştiri birde şimdiden özür dilerim şeklinde totolojiler yerleştirip,''....ve yazacağınıda biliyorum'' diye yazaraktan yazısını yazdığı anda titrediğinin fark edilmemesi mümkün değil,neyzenimizinde buyurduğu üzere'' kimilerinin gururlarının boyu o kadar küçüktür ki,yere tükürdüğünde tükürüğü yüzüne sıçrar''. Eevet aynen durum bu şekilde,gururun yere yakınlık katsayısının düşük olması sorunsalı bir kesinlik ve sonsuzluk arzetmektedir,zira genetiğe dahil olmuş bir sorundur bu,ayak parmakların üzerinde yükselip o şekilde tükürsen bile yine sıçrar suratına.
    Faşist yazarımsının yazısının bir yerinde belirtmiş olduğu,ama yine çok yanlış bir değerlendirmeyede değinmek gerekiyor,faşist kompradorların özünü oluşturan şovenist arzuyu,kendi otopsisini yapan kişiye uygun bir atıf olarak gören turkish nicolas chauvin şunu bilmeliki gurur katsayılarımız çok farklı irtifalarda,yukarıdan aşağıya bakınca baktığın şeyi karınca olarak göreceğin irtifa ile aşağıdan yukarıya bakınca baktığın şeyi uçan bir fil yada kelime yığınları olarak göreceğin irtifa arasındaki irtifa farkı menzilsizdir.Ayrıca bu ütü tutmaz kadavranın terminolojisindeki ironi kavramı bir an önce insansal faaliyetler alanına çekilmelidir,ironiyi asıp kesme,linç etme,nicelik olarak az olup nitelik olarak fazla olanları doğal seleksiyona kurban etme etkinliklerinin meşru bir zemini olarak görme yanılsaması bir an önce bertaraf edilmeldir.Ezik bir pus(t)kin edasına bürünüp her daim duello sanrısının etkisindeki bu kendi tükürüğünde boğulan faşist dimagları otopsiye tabi tutma etkinlikleri devam edecektir,bir başka etkinlikte buluşana kadar esenlik dolu günler efendim.
    Not:kadavra takası yapılır,elimde marksisten kullanılmış, fazlasıyla deforme olmuş bilmem kaçıncı el,ütü tutmaz faşist kadavralar bulunmaktadır.
    #3380131 (Akustikmolotof, 10.05.2008 18:22 ~ 18:24)
/ 2
© 2008 - uludağ sözlük

sanalmolotof başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. sanalmolotof ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu sanalmolotof nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» internetten film indirmek » metroda yasanan dumur olaylar » cikma teklifini reddeden kizi mundar etmek » siemens » drama yollari » aglamak » bitli baklanin kor alicisi olurmus » sinir stresle girilmis entry » uzayli » israfil suru ufledigi anda ilk soylenen sozler a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » Beijing 2008 Olympic Games