salo o le 120 giornate di sodoma 


kapat
  1. marquis de sade'nin zamanında (yamulmuyorsam 1700'lü yılların ikinci çeyreği) tartışma uyandıran, tüm kiliseyi, krallığı ve üst düzey zengin insanları eleştirdiği kitabı. süper zengin dört kişinin 120 gün boyunca bir şatoda, belirli kurallar çerçevesinde oynadığı şehvet oyunları anlatılır. kitabı aykırı edebiyat yapan olgu ise bu dört zenginin yanlarına on tane 12-15 yaş arası erkek ve aynı şekilde kız çocuklarını almasıdır. bu 120 günde yaptıkları akla hayale gelmez işkence ve tecavüz sahneleri okurun* bir süre sonra kitaptan iğrenmesini, tırsmasını sağlamamış değildir. fakat gerek üslup açısından, gerekse ayrıntılar açısından çok başarılı bir kitaptır.

    pasolini zamanında filmini çekmiştir. bir hafta sonra da öldürülmüştür. yasaklıydı film fakat sonradan yasak kaldırıldı. artık her yerde bulunabiliyor.

    (bkz: Salo o le 120 giornate di Sodoma)

    edit: başlık taşınınca film başlığına kitap entrysi girmiş gibi olmuşum.
    #552142 (postsoul, 18.08.2006 01:16 ~ 26.08.2007 17:52)
  2. kanımca gereksiz bir film. sadece "farklı" olabilir sıfatı.
    #552159 (nightspirit, 18.08.2006 01:23)
  3. bir pier paolo pasolini filmi.

    sodom'a giriş

    Pier paolo pasolini, yaratımı sinemasal birliktelikle sunarak ve bunun içine; siyasal bakımdan yönelimini ve doktrinini, kökleştirilmiş inançsal yapıyı yeren dilini, ahlaki kutbun alaşağı edildiği dünyevi yorumlayışları ve basma kalıp geleneksel sinema uygulamasına indirdiği darbeleri katarak, bunuel" den beri kimsenin yapmaya cüret edemediği; cümleyi tersten yazma iradesine vakıf olabilmiş ve zamanının şartlarında, belki de yaratıcısının da aynı kaderi paylaştığı "salo" filmini sınırsız bir sinemasal kompozisyonda ve somut gerçeklikle karelere dökerek, hem filme kaynaklık eden yapıta bağlı kalmış hem de bir eseri ortaya koyuş babında bu yaratımı ölümsüzleştirerek, kendi öldürülüşünün ve aynı zaman da ölümsüzlüğe vakıf oluşunun ışığında muhafaza etmiştir.

    Etkinliği halen daha kendini gösteren "salo", bir meydan okumanın ve sanatsal başkaldırının güzel bir örneğidir, kanaatimce ve öylede kalacaktır.

    bu film, belki de çoğumuzun seyretmediği yada yeni nesil için söylemek gerekirse, haberdar olmadığı bir film. aynı zamanda bir "edebiyat" uyarlaması. Filmimizin adı "salo" yada diğer adıyla "sodom un 120 günü" . film temelini, Fransa da yaşamış ve sadizmin babası olarak adlandırılan, yapıtlarında; insan aklının alamayacağı ve hiçbir ahlaki yapının, sağlam bırakılmadığı düşünceleriyle mahrem ibaresi konan her "cinsel" kavramı deşen ve bu kavramların yıkılmasını, hoyratça ve sınırsız bir tutkuyla oluşturduğu eserlerine aktaran "marques de sade" den almaktadır.

    Bu nedenle, bir uyarlama olan film, "sodom un 120 günü" adlı kitabın, tüm şekillendiği düşünceleri ve yönelişleri birebir yansıtarak belki de, Fransız yönetmen luis bunuel in "bir endulus kopegi" filminin yol açtığı ilk yıkımın devamı niteliğinde görülebilir. Film, italyan yönetmen pier paolo pasoli tarafında 70 li yılların ikinci yarısın da sinemaya aktarıldı. Kaynaklık eden kitaba bütünüyle sadık kalınarak, mekan olarak izleyenler görmüşlerdir, büyük bir malikanede geçiyor.

    Dönemi itibariyle bir hayli ses getiren film, aynı zamanda yönetmeninin siyasi duruşu ve bu duruşu filmde, "de sade" nin sadistleri olarak etkin kıldığı dört kişiliğe, karşıt bir ideolojik duruş giydirerek, sembolik bir kalıp içerisinde "faşizmi" , sadizmle eşdeğer bir düşünce kalıbı olarak resmediyor. Bu yönüyle de film gizli mesajlar yüklenerek bir bakıma ; cinsel yıkıcılığın, karşıt bir siyasal söylemin hedef alınmasıyla harmanlandığı bir yapıya bürünüyor.

    Zaman olarak "pasolini", ikinci dünya savaşını ve mekan olarak ta, savaşın ortasındaki italya da küçük bir yerleşim yerini seçiyor. Mussolini faşizmiyle hitler nazizminin yoldaşlık yaptığı dönemin italya" sın da, "dört" tane faşist ve de nazi yanlısı aristokrat ile onların, "Marques de sade" nin öğretilerini yaşama geçirme saplantıları ve bu neticede de oluşan olaylar "üç kısıma" bölünerek anlatılıyor. Bu anlatış haliyle, sinemaya şimdiye kadar yansımamış bir gerçeklikte ve doğrudan anlatım içerdiği için, üç yapıya bölünen filmin karelerinden yansıyan görüntüler , hem içselleştirilmesi imkansız hem de sabrı zor bir seyirliğe dönüşüyor.

    Giriş olarak "cehenneme ilk adım" sunumu yapılıyor. bu bir bakıma ilerleyen evrede kendini gösteriyor.
    ilk kısım olarak "çılgınlık çemberi" başlığı tercih ediliyor. burada seçilen, yanlış hatırlamıyorsam "dokuz kız ve dokuz oğlan çocuğuna" nelerle karşılaşacakları ve yapmaları gerekenler madde madde anlatılıyor. yanlarında ayrıca üç tane hayat kadını da getirilerek, bu hayat kadınlarının anlattığı birbirinden farklı tutkuları içinde barındıran hikayeler çerçevesinde ,o anlatılan fantaziler, gerek kız gerekse de oğlan çocukları kullanılarak gerçekleştiriliyor. bu gerçekleşen eylemler ( ki bunlar arasında ters ilişki, eşcinsel ilişki, tecavüz ) gibi yaşanması ve tanıklık edilmesi cesaret gerektiren eylemleri önümüze sererken bizleri, yıkılan tabulara ve insanlığa tanıklık etmek zorunda bırakıyor. Seçilen kurbanlara sıralanan her madde tabir yerindeyse, kurulu cinsel düzenin ve toplumsal norm ve değer yargılarının birer birer yıkılmasını içinde barındırıyor. Yönetmen bir nevi kendi düşünceleriyle, "Marques de sade" ninkileri harmanlayarak, yarattığı bu dünyanın sınırları içindeki "yazılı kuralları", var olan gerçek dünyanın yazılı kurallarına başkaldırı mahiyetinde sıralıyor.

    ikinci bölüm olarak "bok çemberi" başlığı tercih ediliyor. Kısmın adından da anlaşıldığı gibi , hayat kadınlarından birinin anlattığı bir hikayeden yola çıkılarak, "dışkı yedirme ve yüze işeme" yönlü eylemsellik içine giriliyor. Bu kareler, akıl almaz bir somutlukla ve hiçbir şüpheye yer bırakmayacak bir gerçeklikle önümüze seriliyor ki, izleyicinin sabır sınırlarının zorlandığı görsel bir "işkenceye" dönüşüyor.

    Üçüncü bölüm olarak "kan çemberi" başlığı tercih ediliyor. Bu kısımda, itaat etmeyen gençlerin cezalandırılması işlemine geçiliyor. Onlar aslında yönetmen tarafından, kendilerine hükmedenlere karşı gelen ve bu nedenle yok edilmesi gereken halk olarak cisimleşiyor soyut anlamda.ve onları cezalandıracak olan burjuva sınıfına mensup zengin dört faşistse, iktidarı elinde tutan hükmeden sınıfın sembolik bir anlatımı olarak şekilleniyor. Bu bölümde her suça karşılık gelen cezalar büyük bir soğuk kanlılıkla ve acımasızca gerçekleştiriliyor. Dil kesme ,göz çıkarma ve hatta kafa derisi yüzme sahneleri, dayanılması zor bir seyirlik oluşturuyor.

    "marques de sade" nin her türlü aşırılıkla şekillenen dünyasından yaratılan bu film,; çağlarca hep mesafeli durulan, günah sayılan ,yasaklanan ve hastalık belirtisi olarak kabul edilen tüm şehvet , fantezi ve sapkınlıkların iç içe yaşandığı ve yaşatıldığı bir yapıta dönüşüyor.

    sinemadan dayanak alınarak, tabuların gerçek anlamda yıkılmasının gerçekleşmesini sağlayan "salo", sadece dünün ve bugünün değil gelecekte de , benzeri gerçekleştirilemeyecek bir cesaretin ve beynin ürünü olarak kalacak kanımca. Ki bu beyin olan "pier paolo pasolini", bu filmden bir süre sonra faşistler tarafından öldürülerek, toplum vicdanında açtığı varsayılan yaranın intikamının alındığı, sözde bir arınma amaçlı ve bizzat hükmedenlerin yönlendirmesiyle şekillenen bir cinayetin kurbanı olmuştur.

    nihayetinde karşımızda şekillenen yapıt, uyarlandığı eserin ve bunu uyarlayan emsalsiz kişiliğin özgünlüğünde var edilmiş, bir kere dahi olsa izlenilmesi gereken bir eser olarak, sinema tarihindeki yerini hak etmiştir.

    ---- Salò o le 120 giornate di Sodoma( sodom un 120 gunu ) ---- *

    edit: gizli bakınız eklendi.
    #668690 (bluevelve, 26.09.2006 19:04 ~ 06.03.2008 23:23)
  4. izlenmesi için sağlam bir mide gerekli olan film.
    #890297 (lync, 21.11.2006 17:30)
  5. zamanında mgm movies kanalında da izlenebilmiştir..
    #890302 (sciende, 21.11.2006 17:32)
  6. sinema uyarlamasında, tırnak ve bok yedirtme, türlü işkenceler yapılan kişinin karşısına geçerek cinsel zevk alan insanlar gibi bir çok sapkın eylemi bünyesinde bulundurarak faşizme göndermeler yapan bir garip film! gore film katagorisine giriyormuş bu tür filmler! görmek istiyenlerin bu filmi ağzına kadar dolu bir mide ile izlememeleri tavsiye edilir.
    #890330 (kerameti kendinden menkul, 21.11.2006 17:37)
  7. sodom'un 120 gününü bir başyapıt yapan şey, anlatılanların okuyucunun keyif alması ( veya tam aksi bir hisle ama yine de kitaba dair ilgi uyandırmak ) için yazılmış olmamasıdır ki zaten sadizmin ilk düsturların biridir bu.
    üstelik kitap içindeki "iğrençlikler ve sapıklıklar" bugün son derece masumane gelmekte ve pek çok porno sitenin sıradan içeriğini oluşturmaktadır. kitabın güncelliğini korumasının sebebi yazarın üslubundaki kayıtsızlıktır.
    #936254 (volkanar, 01.12.2006 21:24)
  8. marquis de sade'nin edebiyat dünyasına maL oLmuş kitabı.. seytanLa yüzLeşmenizi sağLayacak bir kapı araLığı sunar size.. sade'nin cinsel basyapitı oLarak görüLen bir kitaptır..
    #1322785 (Tucimania, 19.02.2007 14:52)
  9. 26 uluslararasi istanbul film festivalinde izleme firsati buldugumuz film. pasolini'nin her seyi bu kadar 'acikca' gostermesi pek begenilmemis olacak ki, yeni melekte balkonun yarisi filmi yarida birakti. cok sert bir film. kesinlikle..
    #1548810 (canasmax, 20.04.2007 22:33)
  10. "15 yıl önce yine festival kapsamında,emek sinemasının hınc hınc dolduran(yavaş yavaş boşalan) kalabalığı.." türevi bir yazı okumuştum 26. uluslararası istanbul film festivaline gitmeden önce.Bu tabiki gurur yapıp filmi sonunda kadar izlememe tüm salon da olduğu gibi etkili oldu.
    Film başlarken ilk sahnelerde penis ve vajinayla karşılaşmak sinema da biraz şaşırmanıza neden olucaksa,ilerleyen sahnelerinde karşılaşacaklarınızın ve bunlara tepkilerinizin meshul değildir ne film festivali ne de pasolini.sorunsuz geçen 15 dakikadan sonra hareketlenmeler oldu salonda.filmin methini duymuş ve buna göre kendi üretime psikoz içindeki tek tük insanın salonu sinirli bir şekilde terk etmesi vuku bulmuştur.Arkamda oturan 15 yıl önce de emek sinemasında bu filme gitmiş gibi duran çiftin,filmi terketmesini ve bir daha 15 yıla doğru umutsuzca bekleyeceklerini düşünüyor olmam benim değil filmin suçu.ama filmin sonuna doğru salonun doluluk olayı insanların 15 yılda ne kadar duyarsızlaştığı,şiddeti ve şiddetinin getirdiklerini ne kadar normal karşıladıkları şeklinde bir izlenim edinmemi sağladı.
    Film özü itibariyle 3 bölümden oluşuyor.hatırladığım kadarıyla çılgınlık çemberi,bok çemberi ve kan çemberidir.gerçi kan çemberinde pek kan kan gördüşümü hatırlamıyorum ama.
    bok çemberine kadar izleyebilirsiniz ama bok çemberinde arkamdaki arkadaşın dayanamayıp kusmasını göz önüne alırsak ordan sonrası biraz zorlama olabilir
    son tahlilde film faşizm bok çemberinin merkezine doğru yol alan ve yarıçapının ne kadar küçük tutulması gerektiğinin umutsuz bir ispatıdır.Mutlaka bir şekilde izlenmelidir bence.
    #1553469 (akaza, 22.04.2007 09:37)
  11. romanın orjinalinden çok oyuncuların bu rollerinin nasıl üstesinden geldiklerini ya da midelerinin bunu nasıl kaldırdığını düşündüğüm film.kanımca oyuncular gerçek hayatta mühebbet hapis cezası çekmişlerdir ve eğlence olsun diye bilmeden bu film teklifini değerlendirmişlerdir.ya hepsi umutsuz ruh hastalarıdır ve zaten filmin içindekilerden rollerinden gerçekten zevk alıyorlardır,son olarak da gerçekten profesyonelliği aşmış gerçekten herbiri ödülü hakeden mükemmel oyunculardır.Sonuncusu mantıklı gözüküyorsa da diğer üçünü de göz önünde bulundurun.
    #1553473 (akaza, 22.04.2007 09:42)
  12. milletin her tuttuğunu duzdüğü, dil kesilen, göz çıkarılan, bok yedirtilen saçma sapan bi film. Birşeyler anlatılmak isteniyorsa bunu anlatmanın tek yolu bu değildir herhalde.
    #1913505 (rudeMood, 12.07.2007 00:08)
  13. buyrun efendim trailer ina buradan ulasabilirsiniz.
    http://www.youtube.com/watch?v=jVvXX14UNQw +

    uyari: ruh sagligini bozabilecek sahneler ihtiva eder. pornografik nitelendirilebilecek ciplaklikta cabasi haa ben nitelendirmiyorum o ayri ama derseniz ki kardesim sana guvendik tikladik linke anaya babaya rezil olduk isyerinde patrona yakalandik o zaman uygun bir zamanda acin. ayrica hafif spoiler: yedikleri seylere dikkat efendim.
    #2129055 (kaiserstuhl, 14.08.2007 02:53)
  14. "SALO-O LE 120 GIORNATE Di SODOMA" hiç kuşkusuz Passolini'nin çekmeyi planladığı son film değildi ancak çekebildiği son film oldu. Film gösterime girdikten kısa bir süre sonra Passolini, Roma'da "seks cinayeti" gibi basitleştirici bir cümleyle üzeri örtülen bir cinayete kurban gitti. (Bu bilgiyi ilk öğrendiğimde aklıma John Lennon'un öldürülüşü gelmişti.)
    Pier Paolo Passolini tüm hayatı boyunca kurumlarla uyumsuzluk temelinde ilişki kuran biri olmuş. 1947'de eşcinsel olduğu gerekçesiyle Komünist Parti'den ihraç edilir ancak bu ihraç ne O'nun komünist ne de eşcinsel kalmasını engelleyebilir. 1945'de yayımladığı roman hakkında müstehcenlik suçlamasıyla davalar açılır. Daha sonraki yıllarda kiliseye hakaret ettiği suçlamasıyla karşılaşır ve bu böylece öldürülüşüne dek sürer.
    "SALO VEYA SODOMUN 120 GÜNÜ" Marquis De Sade'ın aynı adlı romanından filme filme uyarlanmış. Sade, geçen yıllarda Yatak Odasında Felsefe isimli kitabıyla gündeme gelmişti. Yatak Odasında Felsefe önce toplatılmıştı, ardından da yakılmasına karar verilmişti. Ancak, 2005'te bu talihsiz karardan vazgeçildi ve kitap özgürlüğüne kavuşabildi.
    Sodom'un 120 Günü, hakkında mahkeme kararları çıkmasa da en az Yatak Odasında Felsefe kadar zorlu bir metindir. Okurken, zaman zaman kanınızın çekildiğini hissedersiniz. Doğrusu, filmi izlemediğim ama varlığından haberdar olduğum günlerde, böyle bir romanın filme nasıl aktarılabileceğini düşünmüş ancak ortaya çıkabilecek olası sonucu kafamda canlandıramamıştım. Filmi izledikten sonra gördüm ki Passolini bir yandan kitabı örselemeden filme aktarmış bir yandan da olayları 1944'lerin (tarihi tahmin ediyorum) italya'sına taşıyarak ortaya faşizm karşıtı bir başyapıt çıkarmış.
    Film boyunca romanda anlatılanların hepsini izleyebiliyoruz. Faşistler köyden topladıkları kızlı erkekli bir grupla çok sıkı korunan bir şatoya gelirler ve burada her türlü sadist öğretiyi uygulamaya geçirirler. Sodomist ilişkilerden tutun da birbirlerine dışkılarını yedirmeye kadar bir dizi "zorizlenir" olayın gerçekleştirilmesine şahit oluruz film boyunca.
    Sözün kısası, "SALO-O LE 120 GIORNATE Di SODOMA" bize sinemanın olanaklarını, sınırlarını-sınırsızlığını bir kez daha gösteren ve asla ulusal televizyonlarda yayınlanmayacak bir film.
    #2148020 (yage1497, 17.08.2007 11:40 ~ 16:24)
  15. izlemek için dolu olmayan, sağlam bir mide gerektiren cannibal holocaust ve freaks ile birlikte üç filmden biri.
    #2442587 (mykalkan, 08.10.2007 01:33 ~ 22.12.2007 16:07)
  16. (bkz: manca)*
    #2739793 (never neverland, 24.12.2007 15:30)
  17. filmde esir tutulanlar bir sürü onur kırıcı uygulamaya maruz kalmasına rağmen izleyenenin sinirleni hoplatacak şekilde pek bir tepki vermiyorlardı. hatta sanki bir noktadan sonra bazıları bu işkence seanslarına razı olmaya ve bu durumdan giderek hoşlanmaya başlıyordu. zannımca pasolini bununla, filmin geçtiği dönemi de göz önüne getirirsek, "bakın işte hayatta da bu kadar açık seçik bir faşizm var ama bu faşizme maruz kalanlar ses çıkarmıyor ve gittikçe hoşlanıyor" demek istiyor seyirciye. filmin bu denli pornografik olması, izleyenin midesini bulandıracağını pasolini'nin özellikle seçtiği zaten belli; "faşizm mide bulandırıcıdır, izlemesi bile". yine filmde yumruğunu havaya kaldırarak öldürülen kişi ise, pasolini'nin kendisini de düşünürsek, genel anlamda komünistleri sembolize ediyordu bence.

    nihayetinde güzel filmdir fakat sağlam mide gerektiriyor izlemek için.
    #2946288 (karamboldedans, 04.02.2008 01:44 ~ 06.02.2008 14:17)
  18. cogu kimsenin kaldiramayacagi sahneleri barindiran ve elestiri anlaminda cigir acan bir pasolini filmi.
    klasik pasolini filmleri gibi cinselligi uc noktadadir. erkek cinselligi (yonetmenenin escinsel olmasindan kaynaklanan) bu filmde de on plandadir. mussolini yonetimine yapilan elestirinin tozu oylesine buyuktur ki ve film oylesine aykiri ve cesur unsurlar icerir ki filmin gosterimi sonrasi pasolini suikaste kurban gitmistir.
    her ne kadar bulunmasi ve bulundugunda izlenmesi zor bir film de olsa mutlaka izlenmeli..
    #3184838 (kafkaesque, 24.03.2008 17:23)
  19. filminde cezalandırmalardan birinde şöyle bir sahne geçer.

    --spoiler--
    - Bir başkasının vajinasının içine canlı sıçan konulup vajinası dikilir.
    --spoiler--

    Film hakkında yazılanları okuduktan sonra düşünürdüm, ne kadar kötü olabilir ki diye.
    fakat bok sahnelerinden sonra kusmamak elde değil...
    #3601105 (Seytanin Fisildadiklari, 30.06.2008 17:17)
  20. izlememin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen etkisini hala üzerimde hissettiğim film. bir çokları gibi ben de hiç izlememiş olmayı tercih ederdim.
    #3601152 (delaki, 30.06.2008 17:25)

© 2008 - uludağ sözlük

salo o le 120 giornate di sodoma başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. salo o le 120 giornate di sodoma ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu salo o le 120 giornate di sodoma nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» bas gaza sol frame bas gaza » bos kitap » bu hafta girilen entry » yanlis numara diyaloglari » gotuyle barisik sisman kiz » bi tanesinden bi tanesine » olur ya » dargelirli » radyodan sarki armagan etmek » francoise hardy a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » 20 haziran 2008 hirvatistan turkiye maci