sabahattin ali 


/ 4
  1. turk romanci.Bulgaristan sınırı yakınlarında Sazara köyü cıvarındaki ormanda saibeli bir sekilde ölu bulundu.

    (bkz: kurk mantolu madonna)
    (bkz: kuyucakli yusuf)
    #39288 (vernon sullivan, 26.01.2006 15:29)
  2. aldirma gönül isimli şarkının sözlerinin yazarıdır.
    #53427 (selmagezinir, 04.02.2006 19:00 ~ 19:02)
  3. 25 şubat 1907'de gümülcine'de doğan 2 nisan 1948'de ise öldürülen şair...
    leylim ley adlı şiiri daha sonra zülfü livaneli tarafından bestelenmiştir..
    #104562 (ferrole, 07.03.2006 15:13 ~ 15:16)
  4. 2 Nisan 1948 de hayata gözlerini yuman değerli yazarımız.
    arıca;
    Çakıcı nın ilk Kurşunu adlı eserin yazarı
    #514734 (armyy, 08.08.2006 21:56 ~ 21:57)
  5. türk edebiyatının en başarılı yazarlarından biri. cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda muhalif bir tavır takınmış, bu sebeple bir kaç defa hapise girip çıkmıştır. son olarak Atatürk'e muhalefet sebebi ile aranırken bulgaristan'a kaçmaya çalışmış, neden olduğu hala anlaşılamayan bir sebeple ölü olarak bulunmuştur.

    bana göre en güzel romanı,

    (bkz: kuyucaklı yusuf)
    #782972 (kasimpasa canavari, 28.10.2006 11:52)
  6. kürk mantolu madonna kadar iyi olmasa da içimizdeki şeytan romanı da türk edebiyatının derinleşmesi, bireyi ıskalamadan meramını anlatabilmesi adına ilklerdendir.

    sırça köşk başta olmak üzere değirmen, kağnı, ses, yeni dünya gibi yky'nin iki cilt halinde yayınladığı öykü kitapları da vardır ki rafine edebiyattır yekünü. hele sırça köşk'teki apartman öyküsü ziyadesiyle sarsıcıdır.

    ne acı ki derin devletin hoyrat yüzünü gösterip faili gizlediği cinayetlerden biridir sabahattin ali'nin ölümü.
    #785964 (zibende, 29.10.2006 03:10)
  7. ast'ın sahnelediği benim meskenim dağlardır adlı oyun da sabahattin ali'yi anlatır; kitaplarından bölümlerin içerildiği oyun rutkay aziz'in muhtemelen 'sahnede görünmem yeterli' deyip italyan geçmesiyle hayal kırıklığı yaratmıştır zatımda.
    #785985 (zibende, 29.10.2006 03:18)
  8. FAiLi HALA MECHUL KÜRK MANTOLU MADONNANIN YAZARI.
    #788275 (SMURFS, 29.10.2006 18:19)
  9. -alıntı- *

    çok kaliteli bir türk yazardır. kürk mantolu madonna romanı dostoyevski'nin beyaz geceler'i ile karşılaştırmalı okutulur kimi edebiyat hocaları tarafından. kuyucaklı yusuf'un sonu hıçkırıklara boğar insanı.
    #863254 (discopolos, 15.11.2006 18:25 ~ 18:26)
  10. ölüm emrini nihat erim'in verdigi iddia edilen yazarımız.
    #904639 (adini unutan adam, 24.11.2006 21:26)
  11. leylim ley, aldırma gönül, dağlar*, melankoli, ben yine sana vurgunum şarkılarının sözlerine hayat veren şahıs. hemen hemen her türk aydını gibi kim vurduya gitmiştir. aldırma gönül adlı şiiri sinop cezaevinde yazmıştır. sinop cezaevi denize karşıdır ancak pencereler yüksekte olduğundan şu efsane sözler dökülür şairin kaleminden.
    dışarıda deli dalgalar gelir duvarları yalar.
    seni bu sesler oyalar
    aldırma gönül aldırma
    aldırma gönül aldırma
    gönül aldırma
    (bkz: kürk mantolu madonna)
    #1022361 (ciddik kusu, 19.12.2006 18:39)
  12. sosyalist eğilimi yüzünden yaşadığı sürece hiç rahat bırakılmamış ve faili meçhul bir cinayete kurban gitmiş yazar.
    #1022447 (eylmz, 19.12.2006 18:53)
  13. yayın periyodu kısmında "fırsat buldukça çıkar", "toplatılmadığı zamanlarda çıkar" gibi ibarelerle çıkan, yazar kadrosunda aziz nesin, rıfat ılgaz gibi ustaları bulundurmuş markopaşa isimli türkiyenin ilk mizah gazetesini çıkaran yazar.
    #1022516 (beypazarli pinokyo, 19.12.2006 19:03)
  14. (bkz: atsız sabahattin ali davası)
    #1033043 (adini unutan adam, 21.12.2006 18:19)
  15. ruhum bir heykel gibi düşüp parçalanırdı; bu sesleri duyanlar gülüyorum sanırdı...
    #1035814 (fena halde leman, 22.12.2006 04:02)
  16. leylim ley - (bkz: zülfü livaneli)
    aldırma gönül - (bkz: edip akbayram)
    ben sana vurgunum - (bkz: nükhet duru)
    melankoli (bkz: nükhet duru),

    örneklerinde olduğu gibi bir çok popüler müzik şarkısının sözleri olmuş çok değerli, özel ve güzel sözlere, şiirlere sahip şair.
    #1074226 (leggare, 29.12.2006 08:38 ~ 08:42)
  17. Gümülcine'nin iğdere köyünde doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı Ali Sabahattin Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyle, ilköğrenimini istanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır (1921) Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. ilkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra istanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Aydın ve Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır.

    Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkum olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945).

    "içimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında mahkemeyi kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, istanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, iktidarın kışkırtmasıyla meydana gelen Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, kapatılmış, yazılar hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi".

    Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş, bu girişim sırasında sonradan Millî Emniyet'le bağlantısı olduğu anlaşılan Ali Ertekin adlı kaçakçılık da yapan birisi tarafından Bulgaristan sınırında öldürülmüştür (2 Nisan 1948). Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; aynı yıl çıkan aftan yararlanarak serbest kalmıştır.

    Yazın yaşamı [değiştir]Sabahattin Ali yazın yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz".

    Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir.

    Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş. Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir.

    Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyunda tefrika etmiş (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Sabahattin_Ali
    #1118347 (cadi findigi, 07.01.2007 10:26)
  18. "Özellikle, 1946-1947 yıllarında Markopaşa'yı çıkaranlar arasında, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'ın yanında o da vardır. Bu mizah dergisini kovuşturma, iktidarın baş işi olup çıkar; Siyasal yönetimi eleştiren, sosyal düzenin bozuk yanlarını sergileyen yazıları yüzünden, Sabahattin Ali de hapishaneye girip çıkar.
    Çok partili düzene geçilmiştir, ama fikir özgürlüğü yoktur. Sıkıştırıp boğan bir cendereden kurtulmayı, yurtdışına kaçmada görür Sabahattin Ali. 1948 yılında bir gün, "Benim meskenim dağlardır" derse de Istranca dağları bu girişimine fırsat vermez.
    Tutuklanıp öldürülür.
    Sabahattin Ali'yi, edebiyatımızın bu dev kişisini yok edenler ve ölüm emrini verenler kimler oldu?
    Bilmiyoruz!
    iki gün sonra, 25 Şubat'ta doğumunu kutlamak için elinizde çiçekler, kabrini ziyaret etmek isteyeceksiniz.
    Ama ne yazık, mezarı bile yoktur!.." *

    Sabahattin Ali 100 Yaşında...
    #1339502 (smmnds, 23.02.2007 20:39)
  19. http://www.milliyet.com/2007/02/24/yazar/dundar.html
    #1357771 (vernon sullivan, 28.02.2007 13:58)
  20. evi şimdilerde müzemsi olarak kullanılmaktadır..

    çorum osmancık ta öğretmenlik yapma durumu olmuştur ama tam olarak nasip olamamıştır.

    hakkında şöyle bir olay anlatılır. istanbul'a dönüşünde trenden iner inmez onu sürekli takip eden istihbarat görevlisinin yanına gider. o istihbarat görevlisi hiç peşinden ayrılmamaktadır ve sebahattin ali de bunu bilmektedir. istihbarat görevlisinin yanına gittiğinde ona şöyle der: "ben şimdi evime gidiyorum, biliyorum sen de benimle geleceksin, bari şu valizlerden birini alıver. hem bir işe yaramış olursun"..
    #1599741 (sonrabirgun, 02.05.2007 19:09)
  21. (bkz: geçmiyor günler)
    (bkz: kara yazı)
    (bkz: kız kaçıran)
    #1610859 (vernon sullivan, 05.05.2007 17:27)
  22. "Görmesen bile denizi
    Yukarıya çevir gözü
    Deniz gibidir gökyüzü
    Aldırma gönül aldırma " dizelerinin şairi , bir mezarı bile olmayan şairimiz.
    #1610877 (darksideofthepink, 05.05.2007 17:31)
  23. emperyalizim karşıtıdır.
    sabahattin ali karanlk güçlerce öldürülmüştür.
    nedeni ise söylemiş olduğu şu sözler olsa gerek
    "dünyayı bir ahtopot gibi sarmaya çalışan emperyalist sermayenin kucağına atılmak, milletin alıın terini dolara, sterline satmak isteyenler kim? gözü doymaz paranın bu korkunç taarruze karşısında milletini ve vartanını seven her namuslu insan, sesini çıkartmaya mecburdur
    #1749944 (deathandlife, 10.06.2007 18:21)
  24. (bkz: güzel insan).
    #1752360 (leggare, 11.06.2007 04:42)
  25. "neticesiz bir aşka verdim gençliğimi
    ne ufak bir temayül, ne bir iltifat gördüm
    önünde yalvararak söylerken sevdiğimi
    gözlerinde yüzüme inen bir tokat gördüm..."
    diyen hayatının rengi hep kahverengi olan şair, yazar.

    * "Almanya'da okuduğu okuldan, türk öğrencilere -parazit- diyen, üstelik özür dilemeyen bir alman öğrenciyi tokatladığı için atıldı ve türkiye'ye geri yollandı."
    #1786303 (fayaka, 18.06.2007 20:01)
1 2 3 4 sonraki»

/ 4
Copyright © 2010 - uludağ sözlük

sabahattin ali başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. sabahattin ali ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu sabahattin ali nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about sabahattin ali. Copyrights of the articles are belong to their authors.