perihan magden 


/ 7
kapat
  1. 1960, istanbul doğumlu yazar.
    "halkı askerlikten soğuttuğu" gerekçesiyle hakkında iddianame hazırlanan eski radikal gazetesi yazarı.
    uçurulmuştu yakın bi zamanda.
    #154306 (cikarinbeniburdan, 06.04.2006 22:53)
  2. Radikal gazetesinde yazdığı "aklı olan alınır" adlı yazısı editör onayından geçmediği için radikal gazetesinden istifa etmiş yazar.

    "AKLI OLAN ALINIR

    Reality şovları gözetleyerek Türkleri, "true crime" (hakiki suç) kitaplarını okuyarak insanlık Alemi'ni tanımaya çalışıyorum.

    Bi de Türkleri tanımak için Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü-çok çok faydalı oluyor.

    Daha önce de 10-15 kez yazmıştım: Ama sosyapatların harikulade 1özellikleri var. Hakiki anlamda hissedemedikleri için içlerinde acımayı, acıyı, bunaltıyı, suçluluğu, vicdanı böyle bir GiBi YAPMA zaruretleri.

    Ki o GiBi YAPMA hezeyanları esnasında kuyruklarına (iç kuyruklarına) bastığınız anda en çok onlar ağlayacaktır, kendini ordan oraya atacaktır, yırtınacaktır. Tepkisiz filan zannetmeyin onları yani-teşhirsiz. Zannetmeyin. Onlar "Vitrin insanları".

    işte bunların Hakiki Hislenme Mekanizmaları'nda çok ciddi bir tıkanıklık olduğu için, harbi bir bozukluk; hadi vur kendini atasözlerine, deyimlere ve klişelere vur. Yaz en uzun ve içli manzumeleri, en beze kompozisyonları döktür gençirisi köşende.

    Bir de tabii izledikleri yol haritalarını çıkarabileceğiniz bir sürü sözleri var. "Onlara dokunmayan YILAN bin yaşasın."

    1000 yaşasın, 2000 yaşasın hakikaten. Niye uğraşsınlar ki? "Onlardan uzak. Cehenneme direk."

    Sonra uğraşmaya kalksalar; aman,aman! "Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık."

    Ayrıca "Bükemediğin eli öpeceksin." Köprüyü geçinceye kadar her nevi ayıyı dayılamak da, cabası. Eşyanın tabiatı.

    Zaten toplum dinamikleri ayıları dayılamak üstüne kurulu. Ve hatta kim dayı, hangisi ayı hiçbir bilinç de yok. Tüm ayılar zaten dayıları: hemen herkes birbirinin dayısı, yengesi, amcası, kuzeni, olmadı hemşosu, takım taraftarı, kahvehane komşusu.

    Koyver Gitsin Medeniyeti.

    Aklı olan hiçbir gıcırtı çıkarmaya kalkmaz bir kere. Zira "Keskin sirke küpüne zarar", "Öfkeyle kalkan zararla oturur." Bir kere kardeşim "Maksat bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek."

    işte bak bağcıyı dövmeden üzümü yemene imkan yok şerefinle. Ve fakat ARKA KAPI. Dolanacaksın Arka Kapı'dan, bir kere mütemadiyen "Tükürdüğünü yalayacaksın." Ne var yani? "Dilin kemiği yok." Öyle de demiştin. Böyle de.

    Herkes, aynı zamanda ilişkilerden, iş yerlerinden, coğrafyalardan, beraberliklerden KOVULMAÖTESi.

    Geçtim istifa Özürlü olmalarından, geçtim Terkedebilme Kapasiteleri'nin eksilerde seyretmesinden; bir şeylerin tepesindeyken Büyük Patronun, önünde günde 5 kez namaza durduğun (el pençe divan) Büyük Efendin, aldı seni tepeden dış kapının sol mandalı yaptı, diyelim.

    "Kapı açık/ Arkanı dön ve çık/ istenmiyorsun artık"ın kibarcası.

    En beş yıldızlı yöneticiliklerinde okkalamadığın para kalmamış (defol git, demiyorum) ÇEK GiT be insan! Git şarkı sözüyaz. Alaska Frigo'yu (masrafları ömründe ilk kez cebinden ödeyerek) gez. Balık tut. Ut çalmayı öğren. Çin alfabesini sök. Sistemini temizle.

    Yapışma. Yapışma. Pozisyondan ibaretleme kendini. Yazdığın tüm o peynirli/üslupsuz/berbath makaleleri yazmasan da olur. O kitapları topaçlamasan. Hatta çokçokçok daha iyi olur.

    Himayendeki tüm o karı kız tayfası bırak zırlasınlar ardından. "Sen bizim ne gururlu, ne iktidarlı, ne incesinden koyan efendimizdin öyle," yapsınlar. Seni mumla arasınlar yeni efendilerinin yataklanma kapısında. Arkandan yaktıkları ağdacıkız ağızlarını, kitap boyuna uzatsınlar! "Best-Seller"lanmaya çalışsınlar, sayende. Çok dolgulandılar yokluğundan, çoook. Barajlandılar. Tutamıyorlar alt ve üst çenelerini.

    Onlara bu kadarcık kahramanlığı çok görme. Zamanında atıp tuttuklarına sahip çık. Dilin kemiği olmasa da (ki olmalı dilin kemiği ve de belkemiği) her kalemin bir kapağı var. Terk edebilirlik gücün üstüne peynirlediklerin bak hala kağıdın üstünde, yani internet sitelerinde. Kurumadı mürekkebi. Kurumayacak da. Kan gibi.

    Ama tabii, "Taşıma suyla değirmen dönmez." "Yalnız kalanı KURT yer." "Yumurtadan kıl bitmez." "isteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü." "Mal canın yongasıdır." Ve ennn doğrusu tüm bu atasözlerinin, en açıklayıcısı Allah için: "Alışmış kudurmuştan beterdir." Alışmışlar bir kere. Alışmışsın. Çekilip de utanmaya, utanmana zamanında attığın manşetler için; fırsat, tanımayacaksın."

    Perihan Mağden
    #154319 (Sin..., 06.04.2006 23:06)
  3. bir zamanlar sırf yazılarını okumak için radikal gazetesi aldıran, gazateden ayrılıp geri geldikten sonra eski çizgisini tutturamayan ve şimdilerde tekrar gözden kaybolan,düşündürürken güldüren yazar.
    #154329 (oylumunelumune, 06.04.2006 23:13)
  4. vicdani ret bir insan hakkıdır dediği için halkı askerlikten soğutma suçu işlediği iddiasıyla hakkında dava açılan ahlaklı bir düşünür.
    #155477 (registerlater, 07.04.2006 15:26 ~ 18.04.2008 12:14)
  5. tecriti belkide en iyi anlatan yazarlardan birisidir.
    son günlerde halkı askerlikten soğutma gerekçesi ile mahkemeye verilmiş yazardır.

    http://istanbul.indymedia...g/news/2006/06/127389.php
    #326129 (LocK, 07.06.2006 19:31 ~ 19:32)
  6. iki genc kizin romani adlı kitabın yazarı.
    #326141 (aura, 07.06.2006 19:35)
  7. genelde yazılarından toplama yapıp oluşmuş kitaplarına korkma bu aksam gelip calmam kapini, topladim dagilan kalbimin her kosesini, herkes seni soyluyor soyle mutsuz musun, kapi acik arkani don ve cik, hic bunlari kendine dert etmeye deger mi gibi neşeli isimler veren yazar
    ayrıca
    (bkz: iki genç kızın romanı)
    (bkz: iki genç kız) *
    #326153 (lost, 07.06.2006 19:40)
  8. Perihan Mağden reha muhtar'ı eliştiren şöyle bir bir yazı yazmıştır*...

    Televizyon yazarları neyi kapıyor?

    Hayatımızın yeterince televizyonlaşmış olmadığını mı düşünmekteler; ya da gazetelerimizin (genel kanının aksine) 'ağır' 'başlı' kaçtığını mı? Böyle bir 'dışardan aşılamayla' reyting patlaması yaşanacağını mı?

    Ama Papyon Adam reha muhtar'a, kamu arazisi boyutlarında bir köşe azmanı açıverdiler. Ve fakat Muhtar, nasıl kabiliyetsiz çıktı köşe kapmacılık konusunda değil de, içini doldurma konusunda -anlatamam.

    Hıncal Uluç'un sittin sene alıntılamalara doyamadığı 'Tavuk Çorbası' filan bile; Muhtar'ın muhtemelen internette dokuz bin tur atarak anca bulabildiği 'Çocuk Kalbi', 'Polyanna'yı Ben de Sevmiştim', 'Primitif Bir Zihin için Bernard Shaw dahi Heidegger Ağırlğındadır: Fazla Kaçar' vari sitelerden alıntıladığı zırvaduyguboşulumcukların karşısında, 'uzuneser' filan kaçar-

    Neyse, köşe çekmeye başladı. Yine de Muhtar, kendi muhayyilesinden en hoş yaşanmışlıklar olarak bulup çıkardığı 'Kızım Ayşe Nazlı' anılarını bile bir türlü dolduramayıp illa bir 'ağlayan palyaço aslında kaderinden utanıyor' 'çocuğun aradığı elmas, meğer tavuk kümesinde gizliymiş' tarzı demodelikte bir inci internet hikâyelemesiyle ancak şişirip şişirip yine de tamamına erdiremiyor!

    Ekranda belki de alameti farikası olarak kanıksadığımız Türkçe bozuklukları ve mantık düşüklükleri, basılı kağıdın üstünde bas bas bas bağırıyor. 'Bırak beni! Bırak beni! imza: Köşe.'

    Bu arada Megalo Muhtar'ın yaptığı 'anlaşılamamış, boş yere eleştirilmiş dâhilerden' alıntılar, artıkça artıyorlar'. Beethoven'le de özdeşleşirim, Einstein'la da: imza: Reha.'

    Türkiye sanırım harca harca harcanamayan değerlerin, emekliye bir türlü ayrılamayan egoların diyarı. Güner Ümit dışında ıskartaya çıkarmaya muvaffak olabildiğimiz kimse; olabildi mi?

    Hürriyet'te köşecilikte epeyce denenmiş bulunan Cem Özer'in, çene şovculuğunun son zamanlarında nasıl da otobiyografik soslarla bezenmiş 'Fukara oğlanın babası, aslında o gece kahrından ölen palyaçoydu' hikâyelemelerine abandıkça battığını da hatırlayın bir. (Battı da, şimdilerde fırlaması yakındır. Hacıyatmaz, Çakaralmazlar Diyarı.)

    Hoş (olumlu senaryo) elinin kalem tutmazlığına başkaları da uyanmış olmalı ki; müstesna beyinlerin katılımıyla 'Kadın dırdırı var mıdır?' üstüne bir Ateş Hattı düzenledi Muhtar. Ve köşe topaçlamacılığına kıyasla pırlanta gibi parlamaktaydı münazara şişesi: Epeyce eğlendirici ve sürükleyiciydi esasında var olmayan bir tartışma olaraktan.

    Ahmet Hakan Coşkun'un oldukça başarılı ve kıta TC üstündeki hemen her şeye alabildiğine heveskâr köşeciliğine geçişinin verdiği baş dönme hissi de 'Haydi televizyon şöhretlerinden birer de yazıcı çıkaralım' ruh haline yol vermiş olabilir. Gazetelerin fevkalade tıkanmış bir vaziyette oldukları ortada.

    Ama muhabirlere önem ve değer vererek, sansürsüz haberciliğin önünü açmak yerine, zaten köşeci bolluğundan boğulmasına ramak kalmış gazeteciliğimize verilen bu televizyon öpücüklerini-

    Bakın magazin ilaveleri başka hikâye. armagan caglayan hakikaten üstün yeteneksizliğiyle yarışmacılara çımkırdığı kadar şişman, detone ve sözleri unutulmuş şarkıcılık muadili yazı(r)lamalarıyla) Kelebek'e oldu mu? Bence oldu. Orda yani başka ne olsundu?

    Günaydın'ında da Sabah'ın, yeni bir kalemin hem-en farkına vardım. Ayşe Özyılmazel (Neco'nun Kızı?) bir kere tıkıs tıkıs yazmıyor; şu gibi akıp gidiyor yazıları. (Ki bu Allah vergisi bir yetenektir.) Türkçesi bir dolu zorlamanınki gibi ıksırıp tıksırmıyor. Bu Hiçlik/Magazincilik Gençliği'nin kendine mahsus diliyle ve üstelik komik de (bu da yine ya vardır, ya yoktur: öyle tepinmeyle edinilmez) yazıyor. Yazabiliyor.

    Peki de, Hıncal Bey'in köşesinde bir zamandır izlediğimiz Sevgi'nin Bahçesi'yle bu hanım kızımız aynı kişi değil mi? Eğer iki ayrı yazar söz konusuysa, diğeri hakkında yapmış olduğumuz 'Avrupa Yakası'nın Selin'inin köşe yazarı olmuş hali' benzetmemizi bu ikisi (ya da biri) için (yeniden) yapabiliriz. Böyle konuşup dolaşıp yaşayan Tiki kızlar var ve ben onların deli saçması mevzularını ve alabildiğine light bakış açılarını izlemeyi, son derece matrak buluyorum.

    Ama gazeteciliğin çıkış yönünü gösteren ok, itilip kakılan/sansüre uğrayan/adam yerine konmayan/hiçbir konuda görüşü alınmayan/inisiyatifini geliştirip kullanmasına izin verilmeyen muhabirlere yeniden önem ve değer vererek: Daha MiT'iyle, itiyle, Yargıtay'ıyla, satılmışıyla, mafyasıyla, vurguncusuyla, adaletsizcisiyle, yerel yönetimsiziyle, muhalefetsizliğiyle, şunuyla bunuyla bu naçar ülkenin gözlerimizin önünde hallaç pamuğu gibi atılıp TEMiZE ÇEKiLMESiNE vesile olunmasında, olunabilmesinde yatıyor.

    Gerisi süstür. Püstür. Olsa da çeşit katar; olmasa da olabilir. Gazetelerin de bu nedenle, her geçen gün çekmesidir. Ufalıp daralıp giderek yok olmasıdır. imha etmesidir. Kendi. Kendini.

    Perihan Mağden

    radikal
    #327038 (Sin..., 08.06.2006 00:38 ~ 00:39)
  9. Daha sonra "Askerlikten Soğutma" iddasıyla hakkında dava açılan perihan mağden hakkında reha muhtar şöyle bir yazı yazmıştır... reha muhtar'ı çokta beğenen biri olmama rağmen takdir ettim doğrusu...

    Konuşmadığım Perihan Mağden...

    Aslında bir süredir konuşmuyorum onunla...
    iyi ki de konuşmuyorum ...
    Çünkü konuşsam, o siyahla beyazın birlikteliğine benzeyen dostluğumuzu sürdürüyor olsam, şimdi söyleyeceklerimin bir anlamı kalmayacak...
    Perihan Mağden'in 3 yıl hapsi isteniyor...
    Yazdığı yazıda, insanları askerlikten soğuttuğu iddia edilerek...
    Ne ilginç tesadüf...
    Perihan'la benim konuşmama nedenim de bir yazı...
    Dostça olmadığına inandığım bir yazı...
    Elbet eleştirirken dost olmak zorunda değil kimse...
    Ama Perihan dostumdu...
    En azından benim açımdan böyleydi...
    Eleştirirken, düşmanca eleştirmemesini beklerdim...
    Neyse iyi ki, şu aralar görüşmüyoruz onunla...
    Yoksa söyleyeceklerimin ne anlamı kalacaktı?..

    Perihan yazısıyla insanları askerlikten soğutuyormuş...
    Olabilir...
    Benim için yazdığı yazıda da benden soğutuyordu insanları...
    Ama ben, benden soğuttuğu için Perihan'ın hapse girmesini istemedim...
    Ben Perihan bana çok daha ağırlarını yazdı diye, "Sesi kesilmeli" demedim...
    Perihan'a küssem de, Perihan'ın yaşam alanını kısıtlama hakkını kendimde görmedim...
    Çünkü bir yazarın hapse girmesini aklım, başım havsalam kaldırmaz...
    Elbet, sonsuz bir küfür ve hakaret özgürlüğünden yana değilim...
    Elbet yazar özgürlüğü derken, küfür özgürlüğünü kastetmiyorum...
    Ama yazar "suç"ları hapsi gerektirmez...
    Perihan'ı hapse sokup, millet askerliğe ısındırılmaz...
    Gerekiyorsa para cezası verirsin...
    Bu çağda yazarı hapisle yargılayacak kanun dünyaya anlatılmaz...

    Perihan ancak bir yazarda görülebilecek ölçüde komplike bir kişilik...
    Karmaşık da diyebilirsiniz...
    Acıtan üslubu vardır......
    Ele avuca gelmeyen kişiliği ürkütücü gibidir...
    Hayata olumlu bakmaz...
    Olumsuz bakarak beslenir...
    Mutluluğu kızıdır...
    Yalnızlığıdır...
    Az sayıdaki birkaç dostuyla kaynattıklarıdır...
    Zaman zaman içinde hapsettiği merhamet duygusu ortaya çıkar...
    Bunu hiç göstermek istemez...
    Zaafı ortaya çıkacakmışçasına kendi merhametinden ürker...

    iyi ki bir süredir konuşmuyorum Perihan'la...
    iyi ki, özellikle yazdığı bir yazıdan dolayı konuşmuyorum Perihan'la...
    Yoksa şimdi söyleyeceklerimi söyleyemezdim...
    Perihan yazıdan dolayı hapse girmemeli...
    Perihan değil, kimse yazıdan dolayı hapse girmemeli...
    Türkiye'nin yüzü, hapse yazar atan, bir Ortadoğu ülkesi olmaktan kurtulmalı...
    Perihan Mağden bu ülkede yazar gibi yaşamalı...
    Avrupa'daki Amerika'daki meslektaşları gibi yaşamalı...
    Bunları dostluğumuzun dorukta olduğu günlerde söyleseydim, el çaka yer çaka durumuna düşerdim...
    Ona yazısından dolayı en kırgın olduğum anda yazıyorum bu yazıyı...
    Yazındaki hiçbir şeye hiç katılmasam da...
    O fikirleri savunabilmen için üzerime düşen her şeyi yaparım...

    Canını sıkma...

    Bugünler de gelir geçer...

    Gözlerinden öperim Perihan...

    Reha Muhtar

    sabah
    #327076 (Sin..., 08.06.2006 00:48)
  10. http://www.takvim.com.tr/gnc133.html
    #328654 (fallopi(ı)tüpü, 08.06.2006 15:15)
  11. tecritle ilgili yazılarını çok beğendiğim yazar.
    #345803 (LocK, 14.06.2006 19:07)
  12. bazı yazılar vardır, gerçekten kim tarafından yazıldığını anlayabilirsiniz. yani imzasına bakmadan bile... ve o baktığınız yazının ne koşullar altında yazdığını hissedersiniz, bir anda beyninizde sinematik görüntüler gelir; görüntülerde aynı yazıyı yazsanız oluşacak ortam vardır.
    belki bütün bu söylediğim hissetme ya da tam olarak yazıyı ve yazarı idrak etme, hepimizin içinde yazara, yazıyı yazdıran parçadan olmasındandır.
    bu durum bende perihan mağden için geçerli değil. yani kendisinin nasıl biri olduğunu düşüncelerini hangi doğrultuda yürüttüğünü anlayamıyorum. bunda tempo dergisinde çıkan röportajının da etkisi olabilir. orada kendi kütüphanesini gösteriyordu. yani o kadar çok kitap okuyan* birinin mantıksız, ilkel ya da halkı soğutmak maksatlı yazı yazmasını yakıştıramam da geliyor
    sonuç olarak kendisini savunmasını, yazılarını takip etmeye çalışıyor; mantalitesini kavramak için uğraşıyoruz
    #345873 (darkolog, 14.06.2006 19:31 ~ 19:39)
  13. haftalık olarak çıkan aktüel dergisinde yazı yazan,sağlam fikirlerinin yanında,insanın aklının almadığı,alamadığı yazılarıda mevcut yazar.
    (bkz: marjinal)
    #346080 (laedri, 14.06.2006 20:40)
  14. "Askerlikten Soğutma" iddasıyla hakkında açılan davadan beraat etmiş yazardır..
    #476189 (Sin..., 30.07.2006 10:43)
  15. f tipi cezaevlerini savunanlara muhteşem cevap veren hanımefendi kişilik.
    #518470 (LocK, 09.08.2006 20:05)
  16. saygın bir gazetenin cool insanlar soruşturmasında cok fazla snop diye nitelendirilmiş kadın yazar.farklı bir üslup kullanırdı radikaldeki yazılarında. gençliğinde annesi ile arası iyi değilmiş, odasına kapanıp defter karalarmış. bana kalırsa fazlasıyla tipsiz bir kadın. yazıları da dahil,bir tek gözleri güzel.
    #524671 (zinani, 11.08.2006 02:19)
  17. az sayıdaki düşünebilen ve düşündüğünü söyleyebilen türk kadın yazarlardan biri.
    #536396 (maruf, 13.08.2006 23:27)
  18. yazdığı her satırı kendin yazmışım gibi hiç yabancılık çekmeden okuduğum, düşünce özgürlüğü olmayan bir ülkede yanlış anlaşılan yazar.
    #536406 (asiti kaçmış kola, 13.08.2006 23:29)
  19. kadın yazarlarımız arasında gerçekten aydın bir kişilik olduğunu defalarca kanıtlamış bir hanımefendidir. vicdani retle ilgili yazısıyla halkı askerlikten soğuttuğu gerekçesiyle mahkemelik olan aydınmız
    #536430 (gogo, 13.08.2006 23:38)
  20. Geçenlerde kronik çerçevecim Ziya beyde, duvarda asılı hatlara bakarak, "Hangileri eski bunların?" diye sordum.

    Bir ahbabımıza hediye alacağız da.

    Zira yeni hatçılar da var: bol bol yeni, şahsiyetsiz, oldurulmamış, taklit hatlar üreten.

    "şu ikisi eski," dedi kült çerçeveci/kitapçı Ziya bey. "şu ufak olan Beşiktaşlı Nuri'nin. Çok değerli bir hatçıdır."

    Ay! O benim olsun, oldum. Beşiktaşlı ya. Ben de Beşiktaşlıyım ya. "Onu ayırın Ziya bey."

    Beşiktaşlılık mühim bir hadisedir: şöyle bir hadisedir. Ben, Beşiktaş'ta, annemin büyükbabasının yıkılıp yerine apartman dikilmiş evinde otururum.

    Anneannem Beşiktaş'ta (Yıldız'da) doğup büyümüştür. Annesi de. Dedem de. Dedemin babası da. (Annesi Rusya'dan.)

    Benim 'ait' olduğum semttir. Ben natürel olarak Beşiktaşlıyımdır. Beşiktaşlılık zaten, natürel bir olaydır. Zorlama değildir. Olamaz. Olmamıştır.

    Diyelim Fenerbahçe şampiyonluk yüzünü göremiyor diye Galatasaray'a (kazanan'a. başaran'a. Avrupai'ye.) geçen taraftar olayı

    bu, Beşiktaşlılar için söz konusu değildir. Kenan Evren'den başlayarak bu başarı dönmelerinin hazin listesi, zihnimizin kara kutusunda gizlidir.

    Hiçbir Beşiktaşlı dönmez. Döndürülemez.

    Beşiktaşlılık, başarının o statik Te cetveliyle ölçülemez. Beşiktaşlı, Beşiktaşlı'dır. Öyledir. Öyle kalır.

    Sevgilisi/kocası için takım değiştiren kadınlar (vardır öyle bir 'takım') Beşiktaş bünyesinden çıkmaz.

    Beşiktaşlı kadın haysiyetlidir. Hiçbir adam /beraberlik/uyum balesi için takımını feda etmez. Öldür Allah dönmez, döndürülemez.

    Beşiktaşlı, 'arabacı takımı' diye nitelenmesini de, şampiyonluk yüzü görmediği dönemleri de, köşeye itildiği vehmedilen devreleri de; vakar içinde geçirir. iplemez yani Beşiktaşlı, el âlemin fotoğrafını.

    Beşiktaşlı, Beşiktaşlılığı içinde mutludur, huzurludur, tamamdır. Komplekssizdir. Rahattır.

    Çok tuhaf bir Beşiktaşlı kitlesi vardır.

    Ünlülerine bakın: Hikmet Çetin'den Rahmi Koç'a, Hülya Avşar'dan Mümtaz Sosyal'a, Ahmet Necdet Sezer'den, ismet Berkan'a, Adnan Bostancıoğlu'ndan Reha Muhtar'a Yetvart Danzikyan'dan Haziran Düzkan'a, Sedat Ergin'den, Hüsamettin Özkan'a hakikaten nevi şahsına münhasır bir karışımdır.

    Dikensiz gül bahçesi olur mu? Mehmet Gül, Abdullah Çatlı gibi majiskül ve miniskül faşistler de, evet bu takıma gönül vermiştir. Olabilir. Olmuştur yani.

    Ama neresinden baksan enteresan bir karışımdır Beşiktaş. Beşiktaşlılık, bir başkalıktır. Bir halet-i ruhiyedir.

    istanbulluluktur. En istanbulluluktur. Şehrin içinden olma halidir. Kendini olduğu gibi kabul etmektir. Kendini olduğu gibi sunmaktır. Beşiktaşlılık, komplekssiz olma durumudur. Ee, bu da aşağılık kompleksinin ana baba vatanında; az buz bir erdem değildir.

    Şimdi işte Şifo Mehmet'in bu jübileyi yapıyor olması, şerefine düzenlenen maçın tüm gelirini Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı'na bağışlıyor olması, bunu iLK KEZ bir futbol adamının AKIL EDiYOR olması, bu AKIL ADAM'ın Beşiktaşlı olması, pardon ama, tesadüfi değildir.

    Akılla futbolcunun kesiştiği nadir vakaların, her daim Beşiktaş takımından cereyan etmesi...

    O kadar tesadüfi midir? Olabilir mi? Nedir?

    Paragözlülüğün, postmodern falloşluğun, tırmanıcılığın futbolumuzu, futbolcumuzu kesinkes/yüzde yüz esir aldığı bir zamanda; hırsın, aklın nefes borusunu kesip futbolu dangalaklara terk ettiği bir zamanda, oynadığı futbolda da her daim o nadir nesneyi: aklını, izanını, mantığını konuşturmuş Şifo Mehmet'in giderayak verdiği bu ders; çok anlamlıdır.

    Şifo Mehmet'e helal olsun dememek için, helal süt emmemiş olmak gerekmektedir.

    Şifo Mehmet'in Beşiktaşlı olması, en Beşiktaşlı olması, hep Beşiktaşlı olması (başa dönersek) tesadüfi değildir.

    Beşiktaş, özel ve güzel bir takımdır.

    Beşiktaş; stili olan, üslubu olan, şahsiyeti olan, haysiyeti olan bir takımdır. Renklerin en güzellerinden (siyah ve beyazdan semtlerin en güzelinden, müteşekkildir.

    Şimdi şifo Mehmet'e böyle bir ders verdiği için, böyle bir akıl dersi verdiği için, böyle bir Beşiktaşlılık dersi verdiği için, ne kadar teşekkür etsek azdır.

    Beşiktaş şampiyonluktan, ayrı düşmüş -bir süreliğine- olabilir. Bu Beşiktaşlı'yı çizmez. Umudunu kırmaz. Hop oturup hop kaldırmaz.

    Beşiktaşlı, Beşiktaşlılığını bozmaz, bozdurmaz. Beşiktaş'ı mühim yapan budur. Canı gönülden sevilmesidir. Ruhumuzun en hakiki yerinden. Cidden. Tamam. Başarmayı da biliriz, tuttuğunu koparmayı da, pardon da. Beşiktaşlılık bambaşka bir olaydır: Yeri geldiğinde anlayana.

    Perihan Mağden
    Radikal Gazetesi
    #602065 (LocK, 03.09.2006 00:06)
  21. denktaş kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti'inde cumhurbaşkanı iken, kıbrıs sorunun çözülmeyişinin tüm suçunu denktaş'a yükleyen ve hatta ona " kıbrıs tıkacı" ismini takan yazardır. bugün talat'ın denktaş'la benzer söylemler içinde olması karşısında ona da aynı lakabı takıp takmayacağı merak edilmektedir.
    #835428 (telashe, 09.11.2006 14:00)
  22. kalemi kadar güzel bir sese de sahip kadın.
    #1184313 (requiem, 21.01.2007 14:22)
  23. radikal'e geri dönen.
    #1249210 (karanlikta, 02.02.2007 22:05)
  24. an itibariyle kurkcu dukkanim başlıklı yazısıyla radikale geri dönen köşe yazarı, dönüş yazısında radikal'e olan kırgınlığını, kurtlar vadisi hakkında yazdığı yazıdan dolayı bir cumhuriyet savcısının hakkında 16 yıl hapis istemine olan şaşkınlığını, 2006 nın anne horribilis 2007 nin ise kim bilir nolucağını sorgulamakta... dönüşüyle dokur larını mutlu etmiştir. dönüş yazısı için aşağıdaki linke tıklanabilir
    http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=212045
    #1256569 (nuit, 04.02.2007 13:45)
  25. YiNE,YENiDEN RADiKAL'DE YAZMAYA BAŞLAYAN,SEVDiĞiM,BEŞiKTAŞ'LI YAZAR...
    #1260085 (LocK, 05.02.2007 09:10)
/ 7
© 2008 - uludağ sözlük

perihan magden başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. perihan magden ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu perihan magden nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» istiklal caddesi nde bos bos dolanmak » bulent kayabas » katy perry » kazim koyuncu buyukada konseri » intihar edermis gibi yapmak » bos zaman » orgazm sonrasinda sarfedilen laflar farki » mehmet emin palamut » olu sozluk » sacmalamak istiyorum o halde tercihim ulu sozluk a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » Beijing 2008 Olympic Games