pazar sendromu 


kapat
  1. sendrom olması çalışanlar için ertesi gün işe başlamanın verdiği stresten evinden ayrı yaşayanlar için çamaşır yıkama bavul toplama alışveriş yapma gibi ıvır zıvır şeylerle geçmesinden kaynaklanan televizyonda bile bişey bulunmayan kötü gün.
    #100958 (doksanüç, 05.03.2006 01:05)
  2. kanımca dünyadaki en iğrenç duygulardan bir tanesidir.
    #1051255 (barış, 24.12.2006 22:26)
  3. (bkz: pazartesi sendromu)
    #1051321 (pilotmont, 24.12.2006 22:33)
  4. tatsız tuzsuz bir gündür
    #1051349 (peygamber devesi, 24.12.2006 22:37)
  5. pazartesi sendromunun arifesi olmasından kaynaklanan gerilimdir. özellikle de akşam saatleri.
    #1051381 (bettyboop, 24.12.2006 22:41)
  6. haftanin alti gunu cali$an insanlarin en buyuk derdi.
    koca gun yatarim dersin ama sabah 10 gibi kalkip mal mal etrafina bakarsin.
    tek tatil gunu oldugu icin guzel bir $eyler yapmak istersin ama yapacak bir bok bulamazsin. hele ki yaz gelmi$ ve herkes kendini ba$ka diyarlara atmi$ ise bir boka benzemez tatil gunu. verem eder, pazartesi gunu giyilecek olan ruh haline antrenman gibidir.
    #1780721 (Antistar, 17.06.2007 15:50 ~ 15:51)
  7. okulların tatile girmesi ile öğrencilerde artık görülmeyen sendromdur.
    #1780762 (makinist, 17.06.2007 15:59)
  8. ilkokul yıllarındaki versiyonunda, genelde cuma günü alınan ödevlerin bitirilmemesi ya da ertesi gün okula gidecek olmanın verdiği sıkıntıdan kaynaklanır.

    zira cuma günü eve gelinir gelinmez, çanta bir kenara, önlük bir kenara atılıp sokağa fırlanır. akşam geç yatabilecek olmanın, daha önemlisi ödev yapmak zorunda olmamanın dayanılmaz hafifliğiyle saatlerin nasıl geçtiği anlaşılmaz. yemek saatinden annenin pencereden sarkıp "kızım/oğlum hadi yemeğe!" sesini duyana kadar saklambaçların, bisiklet yarışlarının, misketlerin, evciliklerin sonu gelmez.
    haliyle eve gidene kadar bünye yorgun düşer. eve geldiğinde ise yemeği yer yemez uyur. böylece cuma günü, ödevlere el sürmeden bitmiş olur.

    cumartesi sabahı 11'e kadar uyuyabilmenin nefis rahatlığı ve dünkü yorgunlukla birlikte kalkılır kalkılmaz televizyon karşısına geçilip yavaş ritimlerle kahvaltının tadı çıkarılır.
    kahvaltı bittikten sonra bir müddet daha çizgi film izlenir. neredeyse öğlen olmaktadır ki aşağıdan mahalle arkadaşının sesi gelir: " x, hadi gelsene oyun oynayalım! "
    evet mahalle arkadaşı reddedilemeyecek teklifi yapmıştır. televizyon kapatılıp sokağa fırlanır. merdivenlerden inerken annenin sesi yankılanır apartmanda :

    "x, senin ödevin yok mu?", "çağırdığımda hemen geliyosun, yok öyle, daha ödev yapıcaksın... "

    "tamam anne yaa."

    yine tatil heyecanıyla zaten ödevi unutmuş olan bünye kendini oyuna kaptırır. aşağı mahalleye maça gider, yeni gelen komşu kızıyla evcilik oynar, mahalle boyunca bisiklet sürer... saatler yine su gibi akar. ( hatta bu sayede, iyi geçirilen dakikaların daha çabuk aktığına dair felsefi bir yorum getirilir bu olaya)

    akşam yine terli terli eve dönülür. yemek yenir, televizyon izlenir ve yine uyunur. bu süreç içerisinde annenin "ödevini yap" sözlerine pek kulak asılmadığı için ödev mödev akla gelmez.

    pazar günü artık ipler annenin elindedir;

    "ödevini yapmadan sokağa çıkmak yok... "

    bu sözlerin ardından defter-kalem alınır ele, pencerenin önünde ödev yapmaya başlanılır. anne arada sırada gelip kontrol etmektedir ödev mahkumunu. bu sırada aşağıda olanları izlemekten ödev yapılamaz.

    "ayşe'nin yeni bebeğine bak, bişeye benzemiyo" "o gol kaçar mı, harbi mal bu hasan ya"

    içses hiç susmaz. normalde yarım saatte yapılacak ödev 2 saatte yapılır. neredeyse akşam olmaktadır artık, annenin dışarı çıkma fikrine pek sıcak bakmayacağı da kesindir. üstelik daha 2 sayfa ödev vardır. anne gelir kontrol etmeye:

    "hadi çabuk bitir, baban gelmeden banyonu da yaptırayım" diye günün can alıcı sözünü söyler: banyo..

    çocuk yarın okulun olduğunu beş duyusuyla da algıladıktan sonra binbir işkenceyle nihayet ödev biter. daha ödev bitmeden banyo suyunu ısıtmıştır anne... ev içindeki okul hazırlıkları içten içe rahatsız etmeye başlamıştır çocuğu. banyoya girmemek için direnir. lakin anneyle baş etmek olanaksızdır.

    güç bela banyo atlatılır, sıra tırnaklara gelmiştir artık. tırnaklar da kesildikten sonra önlük-yaka ikilisi ütülenmeye başlanır.

    sinirler oldukça gergindir evde. bu durumdan kaynaklanan baş ağrısı, mide bulantısı da kaçınılmazdır.

    yemekten sonra televizyon izlemeye de gelecektir sıra. gözler her an saattedir.

    en sonunda bizimkiler'in jenerik müziği duyulur salondan. bir koşu salona gidilir, ve televizyon karşısına uzanılır... lakin dakikalar yine çok çabuk geçmektedir. "güzel anların çabuk geçtiği" tezi bu noktada geçerlilik kazanır çocuk için.
    sonunda bizimkiler de biter. uyumak zorundadır artık çocuk. dişlerini fırçalayıp yatağa gönderilir. yatağa girip uyumamak için dirense de, bir müddet sonra uykuya yenik düşer.

    uyandığında artık herşey için çok geçtir; çünkü gün pazartesi günüdür. birazdan elinde önlükle anne gelecek ve onu giydirecektir..

    bir tatil serüveni de böyle sona ermiştir. cumanın çabuk gelmesini dilemekten başka çaresi yoktur artık...
    #2277153 (vampirella, 07.09.2007 12:04)
  9. çocukların anneleri ile pazara çıkmak istememesinin yegane sebebidir. bütün pazarı dolaşıp, 3 torba yiyecek almak, çocuklara işkence gibi gelir. "pazar" lafı duyduğunda "ben ders çalışıcaaam" gibi aslında hayatta yılmayan eylemler bile sebep olarak öne sürülür.
    #2277183 (paleface, 07.09.2007 12:11)
  10. cumartesi tatil yapıp pazar günü çalışmak zorunda olan insan bünyesinin yaşadığı şeydir.
    #2772982 (minik mavi balina, 31.12.2007 22:28)
  11. (bkz: yeni yıl sendromu)
    #2772988 (filozofil, 31.12.2007 22:29)
  12. pazar günü hiçbir şey yapamamanıza sebep veren sendrom. evde pinekletmekten başka bir işe yaramaz.
    #2807407 (dis kapinin mandali, 08.01.2008 14:09)

© 2008 - uludağ sözlük

pazar sendromu başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. pazar sendromu ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu pazar sendromu nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» yellow » marx i marks diye yazmak » execute » sporx com tahmin ligi » yaran fikralar » berberde saclarini yikatan nursuz » impuls control defect » gaz kacagini bitik cakmakla kontrol etmek » kuzey kore » rahmetli ataturk a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » Beijing 2008 Olympic Games