onlar 


kapat
  1. üçüncü çoğul kişi
    #16215 (eru, 16.01.2006 02:23)
  2. televizyon makinasındaki skeçleri yapan müthiş ikili
    (bkz: gurgen öz)
    (bkz: murat akkoyunlu)
    #109879 (narsil, 11.03.2006 04:41)
  3. bir nazim hikmet şiiri

    Onlar ki toprakta karınca,
    suda balık,
    havada kuş kadar
    çokturlar;
    korkak,
    cesur,
    câhil,
    hakîm
    ve çocukturlar
    ve kahreden
    yaratan ki onlardır,
    destanımızda yalnız onların maceraları vardır.

    Onlar ki uyup hainin iğvâsına
    sancaklarını elden yere düşürürler
    ve düşmanı meydanda koyup
    kaçarlar evlerine
    ve onlar ki bir nice murtada hançer üşürürler
    ve yeşil bir ağaç gibi gülen
    ve merasimsiz ağlayan
    ve ana avrat küfreden onlardır,
    destanımızda yalnız onların maceraları vardır.

    Demir,
    kömür
    ve şeker
    ve kırmızı bakır
    ve mensucat
    ve sevda ve zulüm ve hayat
    ve bilcümle sanayi kollarının
    ve gökyüzü
    ve sahra
    ve mavi okyanus
    ve kederli nehir yollarının,
    sürülmüş toprağın ve nehirlerin bahtı
    bir şafak vakti değişmiş olur,
    bir şafak vakti karanlığın kenarından
    onlar ağır ellerini toprağa basıp
    doğruldukları zaman.

    En bilgin aynalara
    en renkli şekilleri aksettiren onlardır.
    Asırda onlar yendi, onlar yenildi.
    Çok söz edildi onlara dair
    ve onlar için:
    zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur,
    denildi.
    #372002 (karanlikta, 24.06.2006 21:20)
  4. (bkz: ils)
    #617054 (nickmickbulamadim, 08.09.2006 14:17)
  5. oğuz atay'ın sıkça bahsettiği, bizi yaşamımızdan bezdiren kötü kişiler.
    #1381002 (siyuu, 06.03.2007 16:13)
  6. bulent ortacgil'in fahir atakoglu'nun bir albümünde söylediği şarkı...

    okulum benim sokaklardır
    evim uzakmıdır
    varmıdır
    sessizce bağırırım herkese
    ama bütün kulaklar sağırmıdır

    küçük işyerim kırmızı ışıklar
    sarmaşıklar gibi dolanırım
    beyoğlu'nda bitmez uzun geceler
    her köşede arkadaşlarım

    gözler yalan söyleyemezler
    çünkü dışarı açılan pencerlerdir onlar

    o izler artık silinemezler
    yıllar sonra bile gizlenemezler onlar

    dayak yedim yedi yaşımda
    ilk sarhoşluğum sekizinde
    avuç açtım vicdanlar duysunlar
    ilk vukuatım dokuzunda

    gözler yalan söyleyemezler
    çünkü dışarı açılan pencerelerdir onlar

    o izler artık silinemezler
    yıllar sonra bile gizlenemezler onlar

    okulum benim sokaklardır
    evim uzakmıdır
    varmıdır
    sessizce bağırırım herkese
    ama bütün kulaklar sağırmıdır.
    #2807955 (fatal, 08.01.2008 16:13)
  7. dursun ali erzincanli'nın seslendirdiği şiirlerden biri.
    (bkz: en sevgiliye)

    onlar, tövbeyi hz.adem'den öğrendiler
    ben pişmanım demeyi
    tekrar günaha dönmemeyi,
    âdemden öğrendiler.
    cahiliye devrinin,
    denizler gibi köpüren küfründen kaçıp
    nuh'un gemisine biner gibi girdiler islâm'a
    çoluk-çocuk demeden,
    demeden ana-baba

    halîl-ür rahman'dan öğrendiler sadâkati
    hayatlarının baharında
    tebessüm ederek girdiler ateşe
    ister gülistâna dönsün,
    isterse nâra
    nefislerini kurban edip allah'a
    ve aldırmadan alevlerin yalımına
    hasbiyaallah! dediler.
    şimdi yüreklerimizde ayak izleri;
    mâkâm-ı ibrâhim gibi

    beşiklerini sallamadı nehirler
    bir asiye kucağında büyümediler
    mahrumdular nil'e boyun eğdiren âsâdan
    ama, boyun eğmemeyi öğrendiler hz musa'dan.
    secdeye kapanmayı tûr-i sinâ bildiler.

    iffeti, hz. yûsuf'tan öğrendiler.
    önce koparıldılar baba ocağından,
    kuyu gibi karanlık dehlizlere girdiler,
    kardeş eliyle
    yılmadılar
    yolları saraylara çıkmadı.
    yılmadılar!
    kaç kez dünya tüm güzelliğiyle davet etti onları.
    yûsuf gibi;
    ben allah'tan korkuyorum! dediler.
    bir gelin edâ ve hayasıyla yaşadılar hayatı.
    çünkü onlar iffeti, hz.yûsuf'tan öğrendiler.

    kör testereyle biçilmek mi gerek sevgilinin uğrunda
    ölmek mi gerek of! bile demeden.
    candan geçmek mi ağaç kovuklarında
    düşünmeden, tereddüt etmeden
    gülümsediler ölüm meleğine
    ve hz. zekeriyya'nın gidişi gibi gittiler.
    çünkü onlar ölürken bile yiğittiler!

    davut'un eli gibiydi elleri
    demirden yürekleri
    pamuğa çevirdiler.
    bir ayet inince gökten
    semina ve edeana dediler.
    gözyaşıyla karşıladılar vahyi.
    onlar ağlamayı hz. davut'tan öğrendiler.

    damarlarında eyyub'un sabrı dolaştı, kan gibi.
    hz. yakub'un şükrü,
    taht kurdu yüreklerine, hakan gibi
    ve can gibi,
    candan daha aziz bildiler,
    bir yaprak gibi döküldüler.
    hz.meryem'in iffetli bakışlarından,
    isa mesih'in masum göz yaşlarından
    süzülerek geldiler.
    onlar kainattan seçilmiş
    ve kâinatın efendisi'ne sunulmuş
    bir demet güldüler.

    onlar yücedir.
    çünkü rehberleri,
    âlemlerin rahmet sebebi
    o'nun nazarlarıyla yüceldiler.
    sahabe oldular.
    tüm makamları, mevkileri yüreklerinden söküp
    sâde bir kul oldular.
    çünkü onlar allah'a kul olmayı
    rasul-i ekrem'den
    âlemlerin incisinden
    kulluğun birincisinden öğrendiler.
    ne öğrendilerse o'ndan öğrendiler
    çünkü o, gerçekleşen rüyaydı.
    o, habîb-i kibriyâ'ydı.
    o, muhammed mustafa'ydı!

    salat ve selam olsun o'na
    ve peygamber kardeşlerine.
    selam olsun meleklere
    ve o'nun keremli ehl_i beyt'ine
    selam olsun o güzîde ashâbına.
    ve ruhlarımız feda olsun o'na,
    ve o'nun nurlu yoluna
    #3560163 (mgs0225, 20.06.2008 00:09 ~ 00:13)
  8. iskender i ben oldurmedim'den;

    ortalama bir renk körlüğü yörüngesinde;
    ilerliyor tezgâhtan yeni çıkmış ada vapurlarının
    habis mi habis yaz akşamlarında kanatmaktan usanmadığı
    utanmaktan, sıkılmaktan bıkmadığı şaibeli aşklarda
    üç beş adam, üç beş kadın, üç beş bir şey işte
    kiminin sayarı bozuk bir hayatı, anlatsalar uzay çöker
    kimi işkencede dost edinmiş köpüren kanının şelalesini
    kimi köpüren kanının şelalesinde bir
    değil, bin sevgilinin belalısı

    şehre inmez bunlar, bunların topunun atı topal,
    cigaralarının zıvanası gazate kâğından
    polis kimlik sorsa gözlerini gösterirler
    gözlerinin aksanı arızalı, bakışlar tedbirsiz
    tarifi imkânsız büyülerle cebelleşmekteler
    üç beş adam, üç beş kadın, üç beş bir şey işte
    kâh içip beni okurlar, edip okurlar, nâzım severler
    kâh içip cümle şaire cümbür cemaat küfür ederler
    öyle kuşatılmışlar ki aynaların lisanıyla
    öfkelendiler mi kendilerinden başka kelime de bilmezler

    iyiye kötü, kötüye iyi olmak gibi bir hususiyetleri vardır
    üstlerine gitmeyin, anlatsalar yunuslar da ölür, mana biter

    kucuk iskender, 17 ağustos 2005
    #3743102 (her deliye tas atan kuyu, 30.07.2008 13:11)
  9. O'ndan gelenler - ON ON gelenler ; Onlarla gelenler ; O'nunla gelenler - O'na gelenler

    (bkz: http://www.onlardan.com)
    #3800813 (veritaserum, 11.08.2008 01:37 ~ 01:38)

© 2008 - uludağ sözlük

onlar başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. onlar ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu onlar nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» isildur » hakkarili coban in aysun kayaci ya cevabi » yarmuk savasi » sevdim ama sonu yoktu » dur bi caldirayim » lomonosov universitesi » maldonado » sensiz iki gun » capoeira » su cilgin tikiler a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » Beijing 2008 Olympic Games