ney 


/ 3
kapat
  1. 3.5 oktavlık ses genişliğiyle pianodan cok ses içeren üflemeli çalgı
    #1926816 (argeos, 13.07.2007 19:26)
  2. dünyanın en mükemmel sesine sahip çalgı aleti. yok ötesi, yok...
    #2011187 (discopolos, 26.07.2007 00:13)
  3. mesneviye göre;

    dinle, bu ney nasıl şikayet ediyor, ayrılıkları nasıl anlatıyor:

    beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryadımdan erkek, kadın... herkes ağlayıp inledi.

    ayrılıktan parça parça olmuş, kalb isterim ki iştiyak derdini açayım

    aslından uzak düşen kişi,yine vuslat zamanını arar.

    ben her cemiyette ağladım, inledim. fena hallilerle de eş oldum, iyi hallilerle de.

    herkes kendi zannınca benim dostum oldu ama kimse içimdeki sırları araştırmadı.

    benim esrarım feryadımdan uzak değildir, ancak (her) gözde, kulakta o nur yok.

    ten candan, can da tenden gizli kapaklı değildir, lakin canı görmek için kimseye izin yok.

    bu neyin sesi ateştir, hava değil; kimde bu ateş yoksa yok olsun!

    aşk ateşidir ki neyin içine düşmüştür, aşk coşkunluğundur ki şarabın içine düşmüştür.

    ney, dosttan ayrılan kişinin arkadaşı, haldaşıdır.

    onun perdeleri, perdelerimizi yırttı.

    ney gibi hem bir zehir, hem bir tiryak, ney gibi hem bir hemden, hem bir müştak kim gördü?

    ney kanla dolu olan yoldan bahsetmekte, mecnun aşkının kıssalarını söylemektedir.

    bu aklın mahremi akılsızdan başkası değildir, dile de kulaktan başka müşteri yoktur.

    bizim gamımızdan günler, vakitsiz bir hale geldi; günler yanışlarla yoldaş oldu.

    günler geçtiyse, geçip gitsin; korkumuz yok.

    ey temizlikte nazirı olmayan, hemen sen kal!

    balıktan başka her şey suya kandı, rızkı olmayana da günler uzadı.

    ham, pişkinin halinden anlamaz, öyle ise söz kısa kesilmelidir vesselam.
    #2039210 (kuru fasulye, 30.07.2007 17:59)
  4. Ney, Sümerlerden beri bütün Türk topluluklarında sürekli görülmüş olan[kaynak belirtilmeli] üflemeli çalgıdır. Benzer örneği Aztek Kültür'ünde de bulunmaktadır.[kaynak belirtilmeli] Kaşgarlı Mahmut, Divân-ı Lügati't-Türk adlı Türk Kültür ve Dil'ini anlatan eserinde, Sagu denilen, "Erler" için düzenlenen, ölüm, erdem ve acıları anlatan tören'lerde kullanıldığını aktarmıştır.
    #2039373 (egomanyak, 30.07.2007 18:27)
  5. öncelikle sadece ramazanda değil tüm zamanlarda ney'e önem göstermek gerekir, zira o tasavvufun önemli bir sazıdır ve insan sesine en yakın sazlardan biridir. aşağıdaki yazı biraz uzun ama okumaya değer.

    Dinle neyden ki hikâye etmede, Hep ayrılıktan şikayet etmede Mevlânâ'nın mesel dünyasında, ney insanı temsil eder. insan da, tıpkı ney gibi, içinde nefes saklamaktadır. insanın her sözü, bir özleyişin ve bir ayrılığın ifadesidir. insanın iç çekişleri, aslından ayrı olmanın hüznünü, yuvadan uzak olmanın sancısını yansıtır. Kamışlıktan kopardıklarından beri beni, Feryadım ağlatır her kadını ve erkeği. Kamışlık neyin anayurdu ve evidir. insan da tıpkı ney gibi cennetten, yani yuvasından ayrılmıştır. Kalbinin ebedî muhabbetle doyduğu cennetten dünya gurbetine sürülmüştür. insan kalbi, tıpkı ney gibi, fena ve zevalin, ayrılık ve yokluğun yaşandığı bu dünyada, inceden inceye feryad etmektedir. insan ruhu olması gereken yerde değildir; geçmişe ait hüzünler ve geleceğe ait kaygılar, aslında hep bu uzaklığın sözsüz ve sessiz ağlayışından ibarettir.

    Ayrılık parça parça eyledi sinemi, Anlaşılır eyleyeyim diye aşk derdini. insan duyguları göğsünde açılan yaralar gibidir. Tıpkı neyin göğsündeki deliklere benzer duygular. insana üflenen ruh da, bu deliklerle ifade eder kendini. Evden uzak kalmanın derdi, Ebedî Sevgili'den ayrı düşmenin sızısı, insanın kalbinden dışa doğru açılan duygularla sese gelir, söze dökülür. Her kim ki, aslından uzak ve ayrı kalırsa, Kavuşma zamanını bekler durur ya. insan, En Sevgili'den uzak olup asıl yurdundan ayrı kaldıkça, kalbi hep bir buluşmanın ardı sıra koşar. Kalbi gurbete razı olmaz, ruhu ayrılığa dayanamaz. Dünyaya razı değildir; sevince ebediyen sevecekmiş gibi sever insan. Sevdiğini, hiç ölmeyecekmiş farzedip öyle sever. Sınırlı bir zamanda sevmek, ölünceye kadar sevmek insan kalbinin işi değildir. Ölümlü dünyada her aşk yarım kalmıştır, belki hiç başlamamıştır insan için. Bir başka yerde, hiç ayrılmamak üzere kavuşacağı zamanı bekler durur. Çünkü onun yurdu burada değil ötelerdedir. Ben ki her cemiyetin ağlayanıyım, iyilerin de kötülerin de yârânıyım.

    insan, dünyada tamamlanmamışlık hissiyle yaşar, her daim eksiği vardır. Eksikliğini çektiği şeyler sayısınca özlemleri vardır. Erişmek istediği ufuklar kadar geniş idealleri vardır. Her nerede olursa olsun ağlar haldedir insan. iyiler de kötüler de aynı hal içredirler ki, hepsine sırdaştır neyin ağlayışı. Herkes kendince bana dost olmaya bakar, Sohbetimden sırlar öğrenmeye yol arar. Her insan, adını ne koyarsa koysun, bu derin ayrılığın sancısını çeker. Dile gelen her şikayet, kalbe düşen her hüzün, bu ayrılıktan kaynaklanır. Ayrılığın farkına varmayacak denli gafil olanlar da, ayrılığı inkâr edip bu dünyaya razı olanlar da, başlarını kalplerini bu ayrılık sızısından kurtaramazlar. insanlığın temel acıları değişmez; ama bu acıların sırrı da herkese açık değildir. Sırrım ağlayışımdan uzak değil gerçi, Ancak her göz ve kulağa âşinâ değil ki. Aşkın sırrı, ötelere aşina olanların kârıdır. Gördüğünü gördüğünden ibaret bilen, duyduğunu duyduğundan ibaret bilen gözler ve kulaklar öteleri görmeye hazır değildir.

    insanın ağlayışının sırrını, insanın tamamlanmamışlığının hikmetini, ancak gördüğüne razı olmayan gözler görebilir, duyduğundan ötesini duymak isteyen kulaklar işitir. Feryat herkesin kulağına erişiyor, ağlamanın göz yaşı herkesin gözüne değiyor ama sır gözün gördüğünden ve kulağın duyduğundan ötededir. Can ile ten gizli değil birbirinden, Lâkin canı görmeye izin yok tenden. Bu âlem ruh ile cesedin birlikte olduğu, mânâ ile maddenin eş olduğu bir âlemdir. Görünmeyen gayb âlemi görünen şehadet âlemine komşudur. Ancak alemdeki her şeyi bir başkasını gösterir bir harf olarak görmeyen için gaybı görmeye izin yoktur. Oysa, görünen alem görünmeyene şahit olmak için yaratılmıştır. Ancak tende kalıp canı aramayan, görünen alemin şahitliğine perde olmaktadır. Neyin sadâsı ateştir hava sanma, Kimde bu ateş yoksa yazık ona.

    Ney, ayrılığın acısını seslendirmededir; o halde ona söylettiren hava değil ayrılığın ateşidir. Bu ateş olmasaydı, ney böylesine ağlamazdı. Gurbette olduğunu farketmeyen için de ayrılık ateşi diye bir şey yoktur; sılayı özlemeyenin sesi sedâsı çıkmaz. Sevgili'den ayrılık derdi olmayanın diline yakarış değmez. Sürgün olduğunu bilmeyen ateşsiz ve heyecansızdır; onun dudağına aşkın sözü erişmez, onun kalbine aşkın ateşi düşmez. Neyin tesiri aşk ateşinden, Şarabın hâli aşk cilvesinden. Şarab, yaratılışı temsil eder Mevlânâ'nın mesel dünyasında. Serap gibi aldatıcı değildir şarab. Yokluk acısı serap gibi ümitsiz bir acı verir. Varlık ise, Sevgili'ye yakınlığı haber veren ümit dolu bir hüzün verir. Zaten bütün bir alemin coşkusu, zerre zerre hareket etmesi de, Sevgili'ye erişmenin, O'na dönmenin cilvesindendir. O'ndan gelip O'na gitmenin heyecanıdır kâinatı velveleye veren. insana bu heyecandan daha fazlası düşmüştür; onun kalbinde aşkın heyecanından fazlası, yani aşkın ateşi vardır. Cilveyi besleyen ateştir, hareketi sağlayan ateştir. Yârden ayrılmışın derdiyle dertlendi ney, Kavuşmanın önündeki perdeleri parçaladı ney. Ayrılık derdinin kendisi, kavuşmanın devasıdır. Çünkü aramadıkça bulunmaz. Bizi dertsiz eyleyen her türlü rahatlık, bize ayrılığın acısını unutturan her türlü gaflet, asıl derdimizdir bizim.

    Ağlayışımız ve yakarışımız, özlemlerimiz ve arzularımız yaramıza devadır. Derdimiz devamınızın kendisidir. Dertsizliğimiz en büyük derdimizdir. Neyin ayrılık derdiyle dertlenmesi, Sevgili'yi gizleyen perdeleri yırtıp parçalıyor; duamızı dillendirdiğimiz anda gözümüze ve gönlümüze pencereler açılıyor. Ney gibi zehir ve tiryak olamaz, Ney gibi dost ve müştak olamaz. insanın ney gibi ağlayışı ve inleyişi, görünüşte bir zehirdir ama çareye götürdüğü için en güzel ilaç ve tiryaktır. Neyin inleyişine benzeyen dualarımız ve yakarışlarımız sayesinde Sevgili'nin yoluna düşeriz ki, yakarışlarımızın ne kadar dost ve müştak olduğunu gösterir. Ney kana bulanmış yoldan söz açar, Mecnun'un kıssasını anlatıp açıklar. Neyin sızısı kanlı gözyaşlarına konu olmuş bir aşk yolunun habercisidir. insan da, Sevgili'ye ulaşmak için kanlı gözyaşlarını dökmelidir. Mecnun gibi, Leylâ'nın yolunda çöllere düşüp, başka her şeyi yok bilmedikçe, bu aşkın hakkını vermiş olamayız. Şükür ki, bize düşen Leylâ değildir sadece. Leylâ'dan Mevlâ'ya yol vardır ki, Mevlâ'ya götüren Leylâ'lar da bizim çölümüzdür. Bu yüzden, Mecnun'dan çok daha fazlası beklenir Mevlâ'nın yoluna düşmüş olandan. Leylâ'ların hepsine "Lâ ilâhe" demeli ki, Mevlâ için "illallah" diyebilsin.

    http://www.senaidemirci.n...tegori=1&makaleid=510
    #2411672 (tosun burada da hizmetinizde, 01.10.2007 19:52 ~ 19:55)
  6. ney isimli bu kutsal alet çalınmaz, üflenir. bir neyzene gidip "çok iyi çalıyorsunuz üstadım" derseniz ya üzülür, ya kızar.
    #2411703 (rantulas, 01.10.2007 19:56)
  7. 3 gun once yogun cabalar sonucu kilometrelerce oteden kavustugum sevgilimdir. Zaten dunyanin obur ucunda ney bulmanin ne kadar zor oldugundan kelli ustune bir de ilk siparisinizin ortadan 2 ye ayrilmis halde size gelmsi olmasinin huznunden sonra sapaaglam Ney'e kavusmak eski sevgiliye kavusmak gibi.

    Su an ilk haftami tamamladim, sonuclar:

    -Neva sesi ki (neyi duz tuttugunuzda altta kalan tek deliktir) 2.gunun sonunda cikmaya basladi. yani 1 ay surebilecegi gibi 1 gunde dahi cikabiliyor bunda sanstan ziyade nerden ve nasil ogrenilecegine baglidir.

    - http://www.neyzen.com bu acidan hakikaten yaplimis en iyi site, eger sabirla okuyup anlatilanlari yerine getirirseniz cabuk sonuc alabilirsiniz.

    -cok ince oldugu icin kilifinda tasinmali ve saga sola atilmamali, zira koydugunuz yeri unutup ustune basarsaniz mazallah 2.gunden Ney'iniz kirilabilir.

    -neva sesini cikarabilecek seviyeye geldiginiz de diger notalari denemeden 1 hafta boyunca bu sesi pratik yapiniz, yani ufleyip dogru sesi aldiktan sonra tekrar tekrar agzinizdan cekip yeniden ufleyin, her uflediginizde tek seferde sesi tam makamiyla verene kadar devam ediniz. Bu ses demis oldugum gibi ters yonde kalan tek deliktir, genelde bantla yapistirip denemek hem sizi yormaz hem de uflerken aman deligi tam kapadim mi ikilemine dusmezsiniz.

    -oturus ve tutusa onem verilmeli, bu konuda unlu neyzenlerin oturusuna dikkat edilmeli, bir kere yanlis ogrenilen bu tur aliskanliklar devamli surette devam edeceginden daha yerlesmeden dogrusunu ogrenmek gerekir.

    -sadece sesi cikarmak degil dogru sesi cikarmak ve uflerken tarif edilen sekilde uflemek cok onemli.

    -nefes devrelerine dikkat edin, mesela neva sesi icin 2.devre denilen sekilde uflemez iseniz yanlis sekilde ogrenmis olacaksiniz. bu ufleme cesidi sanki sicak corbaya uflermis gibi uflediginiz ufleme seklidir.

    -sitede goreceksiniz, dudak sekli ve olcusu ile ilgili tavsiye edilenler saka degil hakikaten denedginizde seste bir hayli fark var her denediginizde.

    simdilik edindigim izlenimler bunlardir, ama her haliyle kolay olmayan sabir isteyen bir enstruman ki daha yolun basinda olan biri olarak 8000 firin ekmek yemek daha yemem gerek.
    #2414040 (vermilion, 02.10.2007 02:11)
  8. en güzel sese sahip üflemeli calgi, dinlenilmeden bu hayattan göçülmemesi gerekendir.
    #2707649 (zerun, 17.12.2007 17:23)
  9. (bkz: ney değil zurna)
    #2870568 (nedir yani, 20.01.2008 23:21)
  10. Ne olduğu sorulduğunda tartışmaya yol açan müzik aleti.
    (bkz:-elinde ki ne
    -ney
    -elindeki
    -ney işte abicim
    -dalgamı geçiyorsun velet)
    #2984440 (shinedoor, 10.02.2008 21:41)
  11. Dokuz boğumdan oluşur.Ney hocamızın dediğine göre bu dokuz boğum insanın dünyaya gelene kadarki anne karnındaki halini simgeliyormuş *** *
    ilk sesi çıkarmak pek bir zordur ve zaman alır ama imkansız değildir.bazı söylemler duymuştum yok ilk sesi 6 ayda çıkardım falan diye ama kursa başladıktan sonra bu lafın tamamen hurafe olduğunu anlıyorsunuz.ilk sesi çıkarmaya çalışırken hocanın dediği herşeyi tam anlamıyla yaparsanız sonucu alırsınız.yoksa zerre ses çıkmaz buda insanın hevesini kırar.ama o ilk sesi çıkardıktan sonra daha bir bağlanılır neye.
    #2984612 (dettpissiracalu, 10.02.2008 22:15)
  12. bazıları bu hatayı yapmanızı içtenlikle bekler. bilerek size tekrar ettireceğiniz bir soru sorar. sonra "ney" demenizi bekler. ama siz "ne" deseniz bile o kendini buna hazırlamıştır artık affetmez.*

    -fıfısıııfs.....
    +ne?
    -ney değil zurna. ehehhehehhe
    +lan"ne" dedim, "ney değil.
    -ehheheheh.

    **
    #2984635 (bush un metresi olan ayi, 10.02.2008 22:19 ~ 28.08.2008 09:23)
  13. ney sahibini öyle bir yoğurur ki en sabırsız insanı bile sabır tası yapar. üflemeye 1 2 ay önce basladım fakat hala öğrenmem gereken çok şey var ama anladım ki sesi sadece dinleyeni değil üfleyenini de büyüler.
    #2984641 (kansob, 10.02.2008 22:20)
  14. mümkünse uzaktan gelmeli sesi.. aynı odada olmamalı insan müzik kaynağı ile. bi de ortam çok da aydınlık olmamalı dinlerken, kısmi bi aydınlatıcı tavsiye ediyoruz. evet, bu şartlarda etkileyicili artıyor diye düşünüyoruz. hepimiz. miz..

    not: ışık sarı olacak ama illâ. evet illâ, şapkalı olanından.
    #2984714 (banainanma, 10.02.2008 22:31)
  15. inanmayanı inanca davet eden.
    #3258670 (fobia, 11.04.2008 21:56)
  16. neyzen bir ev arkadaşınız varsa günde en az 1 saat dinlemek zorunda olduğunuz müzik aleti.

    + siham i kaza su türküyü çaldım şimdi nasıl oldu
    - hacım o değilde bi yemek yesek
    + siham i kaza muhayyelden girdim nasıl oldu
    - hacım o değilde bi bulaşık yıkasak
    +siham i kaza neyin sesinde bi çatlama var gibi dinle bak
    - hacım o değilde bi ders çalışsak

    şeklinde sonu gelmeyen diyalogların bas rol oyuncusu olan müzik aleti.

    evet gerçekten insanı dinlendiren, alıp götüren büyülü bir çalgı bu ney.
    #3258756 (siham i kaza, 11.04.2008 22:13)
  17. güzel sesli enstrümandır. anlaşılması güçtür. mesela "ney" adını ilk duyduğumda şöyle bir diyalog yaşamıştım:

    ahenk: ne çalıyomuş ya bizim recai?
    x: ney çalıyomuş.
    a: (yanlış anlar moron)ben sana soruyorum ne çalıyomuş?
    x: ney çalıyomuş oğlum.
    a: neyi çalıyomuş ya ne diyosun!?
    ...(böyle gider bu diyalog sonunda normal olarak ahenk "ney"in 'ney' olduğunu anlamaz ve sözlüğe başvurup işi kavrar.)**
    #3258926 (Ahenk, 11.04.2008 22:47 ~ 22:48)
  18. bu müzik aleti için; çalmak değil, ney üflemek veya ney' e ses vermek gibi tabirler kullanılır. her neyzen eline alıp üflemeden önce mutlaka destur çeker.
    #3328858 (anata o gi shiteimasu, 28.04.2008 01:49)
  19. bu yaşıma kadar hep üflemek istediğim müzik aleti. Ayrıca ney taksimleride çok güzeldir.
    #3601997 (Unay, 30.06.2008 20:58)
  20. (bkz: biz ney gibiyiz)
    #3602049 (blackhole, 30.06.2008 21:09)
  21. ses çıkarmak için bile uzun süre üstünde uğrasılması, emek verilmesi gerekir.
    #3602053 (zenci nicki, 30.06.2008 21:11)
  22. (bkz: ilmiye mercan)
    #3764891 (psychozen, 03.08.2008 18:06)
  23. ses, sadece fiziksel bir oluş değil maalesef. keşke sadece fiziksel olaydı da bünyemizde yaptığı tahribatı gönül kaldırabileydi. zaten bu da bunca gürültünün arasında hamus bir duruşla hamusaneyi anlatan bir hikayecinin ney hikayesi beyanındadır. ney'in sihri hikayesinin içinde zahir:

    "derviş hücrelerinin bulunduğu binaya girdiklerinde, eflatun açık bırakılmış bir kapıdan gelen seslere kulak kesildi. içeriden, bir nağmeyi adete muhattap alıp ona ta-be-sabah tıpıtıpına ve tab'an hitap etmeye azimli bir kudümün gönültâb taptapaları işitiliyordu. eflatun kudumün ne olduğunu biliyordu. ama diğer sazın sesi onu hayrete düşürmüştü. bu sazdan üflenen nağmeler, sirrin ufûlevi vusafasi olan ehl-i vukuf füsunkarlarının bezediği o vasi füseyfisada raks ve vusub eden vüsema gibi birer üfkühe idiler. ama fusûs ki, üfledikçe gönüllerdeki menhus ufunetin üfül olduğu, bu füyuz dolu, tabii bir vüs ve vüs'at taşıyan nefesler, hangi yusuf-ı kalbiden nasıl hasıl olur diye sanki, fusul-ı erbaa teesüf ediyordu. üflemenenler adeta sems'in üfül ettiği ufka gönderilen canlardan ibaret bir demet vüfus idiler.

    eflatun'un kalbi güm güm atıyordu. ismail dede'ye büyük bir heyecanla, "merakımı affedin efendim" dedi. "ama bu tap tap sedalarının eşliğindeki, o muhteşem ses hangi sazdan geliyor?"

    ismail dede gülerek cevap verdi: "o saz neydir. ne o? beğendin mi yoksa?"

    işte o anda, eflatun bu sazı öğrenmek için içinden yemin etti.

    çünkü seneler boyunca kulaklarndan eksilmeyen o ses, aslinda ney sesi idi! "

    (bkz: suskunlar)

    işte burada tuhaf bir şey var. hani doğduğumuz anda tamamen biyolojik kaygılarla avazımız çıktığı kadar ağlıyor da sonrasında annemizin memesinde kuzu kesiliyoruz ya. işte bu bağlamda henüz kırkımız bile çıkmamışken bir hafiye edasında dünyayı duymaya çabalayıp anlamsız "agu"larla bir türkü tutturuyoruz ya. sonra güya kocaman adam olup da daha plasentamızdan ayrılmadan duymak için çabaladığımız o sesi yok sayıyoruz ya.

    demem o ki seker portakali'nda zeze'nin göğsünden uçan kuş, reel dünyada bizim artık duymadığız ses.

    keşke şöyle bir reklam sloganı olsa: seyhin seni cagiriyor. ama nerdeee?
    #3879425 (oyuncakdunya, 27.08.2008 21:10)
  24. dinlemesi bu kadar zevkli iken kim bilir çalması ne kadar güzeldir dediğim müzik aletinden çok öte olan dinledikçe dalgaların şekillendirdiği taşlar gibi şekil veren tasavvuf yönünden çok güçlü , farklı iklimleri insana hissettiren yegane bir duygu aracı.
    #3885780 (ezberi bozan katib, 29.08.2008 02:28)
/ 3
© 2008 - uludağ sözlük

ney başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. ney ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu ney nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» flood » havuz problemi » gundem turban olmasaydi olacaklar » gulusu ince kivrak sen selam ozurlu erkek » alain bosquet » der meister » havaya dikip gelisine mala vurmak » guthrie govan » akp bu ulkenin tek sansidir » bursaray a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » Beijing 2008 Olympic Games