naat 


kapat
  1. (bkz: Arif Nihat Asya)'nın bir şiiri.
    #54061 (farabi, 04.02.2006 23:46 ~ 19.03.2008 13:37)
  2. bir şeyin niteliklerini övme
    #272079 (piano-foRte, 23.05.2006 14:53)
  3. hz. muhammed'i öven kasidelere verilen addır.
    (bkz: su kasidesi)*
    #611175 (haziran, 06.09.2006 03:23)
  4. ismet özel'in bir yusuf masalı adlı kitabından:
    ------------

    dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar!
    falları grafiklerde bakılanlar siz de işitin!
    külden martı doğuran odalıklar
    ve kâhyalar
    kara pıhtıyla damgalanmış veznelerde dili
    şehvetsiz çilingirler, yaltak çerçiler
    celepler ki sıvışık, natırlar ki nadan
    ey hayat rengini sazendelik sanan
    yırtlaz kalabalık!
    dinleyin bendeki kırgın ikindiyi
    hepiniz kulak verin!

    güneşin
    koskoca beldeye suskunluk yaygısını serdiği
    yazlar yok
    yok artık altında suskun yolları saklı tutan
    karla örtülmüş kırların kışı
    gitti giden yerine gelmedi başka biri
    orada
    duyumsatmadı kendini hiçlik bile
    belli ki son yüzyılımız göğsümüzden
    varla yok harman eden sesi uçursak
    diye bize verildi
    yetti bir yüzyıl böceklerde ve otlarda
    soluyuş izlerimiz silmek için
    ne yesek
    lokmaya vurulur gibi değil
    yuduma gelmiyor içtiklerimiz
    dernekler toplanıyor dışta tutmak için
    kanat vuruşlarını yumuşak kılan etkeni
    utançlı sessizliği tanımaz kalemlerle
    kapanıyor bilanço

    top mermisi, kör testere
    defalarca boyanmış çaput parçaları
    sıkıştırdık günlerimiz arasına ki
    serazat kahkahalar atalım
    yapmacıktan nefretimiz
    sebep olsun kavgamıza
    bekleyiş arzından kovsunlar bizi
    ne yemen biraz öncemiz diyelim
    ne biraz sonramız meksika.

    canı pek bir dünya son yüzyılda yaşadığımız
    yüzü perdahla kavi, peçesi paramparça
    üstü başı kükürtlü bu dünyadan
    kancıklık
    sıçradı çevirdiğimiz sayfalara
    artık kimse bize haber vermeyecek
    hemen şu tepenin ardında
    saldırmaya hazır ve müsellâh
    bir düşman taburu durduğunu
    çünkü gerçekten yok
    böyle bir ordu
    bir düşmanımız kaldı
    kendi
    dudaklarımız
    arasında.

    biliyoruz günden güne çopurlaşan yer yuvarlağında
    bizleri yan çizen birer hemşehri haline sokan nedir
    çırpını çırpını giden atlardan indik
    girmek için patavatsız yurttaşlar sırasına
    zihnimiz acizlerin şikâyeti sığacak kadar
    kanırtılırken ses etmedik
    öcümüz alınacak korkusuyla irkildik
    kaldıysa bir soru içimizde
    o da bir şey:
    nerdedir yerle gök arasındaki ulak
    nerde biz?

    kimseden bir işaret gelmeyecek
    bir melek kimsenin alnını sıvazlamasa
    söylemez kimse size dünyadaki ömrü boyunca
    hiç bir insana yan bakışı olmayan kimdi
    kimdi yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile
    öğretmek için cephe nedir
    kıyam etti
    torunu kucağında
    dönünce bütün gövdesiyle döndü
    bir bu anlaşılsaydı son yüzyılda
    bir bilinebilseydi
    nedir veçhe.

    dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar!
    sıyırın kahkaha sırçasını cildinizden
    omzunuzdan vaveylâ heybesini atın
    boşa çıksın reislerin, kâhinlerin, şairlerin kuvveti
    güler yüzlü olmak neydi onu hatırlayın
    neydi söğüt gölgesinde gülümsemek
    ağız dolusu gülmeden taşlıkta.
    #1167721 (risale, 17.01.2007 16:14 ~ 16:21)
  5. bir kaside türüdür. hz. muhammed'i övmek için yazılmış olan kasidelere denir.
    #1972184 (unique270, 20.07.2007 13:25)
  6. arif nihat asya'nın akıllara durgunluk veren ve birçoğumuzun ''Ebu leheb ölmedi ya muhammed! Ebu cehil; kıt'alar dolaşıyor...'' mısralarıyla tanıdığı şiiri:

    Seccaden kumlardı..
    ................................
    ................................
    Devirlerden, diyarlardan
    Gelip, göklerde buluşan
    Ezanların vardı!.

    Mescit mümin, minber mümin...
    Taşardı kubbelerden tekbir,
    Dolardı kubbelere ''amin''..

    Ve mübarek geceler dualarımız;
    Geri gelmeyen dualardı...
    Geceler ki pırıl pırıl
    Kandillerin yanardı..

    Kapına gelenler ya muhammed,
    - uzaktan, yakından -
    Mümin döndüler kapından...

    Besmele, ekmeğimizin bereketiydi;
    iki dünyada aziz ümmet,
    Muhammed ümmetiydi...

    Konsun - yine - pervazlara
    Güvercinler,
    ''hu hu'' lara karışsın
    Aminler,
    Mübarek akşamdır;
    Gelin ey fatihalar, yasinler...

    Şimdi seni ananlar,
    Anıyor ağlar gibi...
    Ey yetimler yetimi,
    Ey garipler garibi;
    Düşkünlerin kanadıydın
    Yoksulların sahibi..
    Nerde kaldın ey resul,
    Nerde kaldın ey nebi!..

    Günler ne günlerdi, ya
    Muhammed!..
    Çağlar ne çağlardı;
    Daha dünyaya gelmeden
    Müminlerin vardı...
    Ve bir gün ki gaflet
    Çöller kadardı,

    Halime'nin kucağında,
    Abdullah'ın yetimi,
    Amine'nin emaneti ağlardı..

    Hatice'nin goncası
    Aişe'nin gülüydün..
    Ümmetin göz bebeği
    Göklerinresulüydün..
    Elçi geldin, elçiler gönderdin;
    Ruhunu Allah'a; elini ümmetine verdin,
    Beşiğin, yurdun, yuvan
    Mekke'de bunalırsan;
    Medine'ye göçerdin..
    Biz,
    Bu dünyadan nereye
    Göçelim ya muhammed!
    Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet
    Altın devrini yaşıyor...
    Diller, sayfalar, satırlar
    ''ebu leheb öldü'' diyorlar;

    Ebu leheb ölmedi ya muhammed!
    Ebu cehil; kıt'alar dolaşıyor...

    Neler duydu şu dünyada
    Mevlidine hayran kulaklarımız;
    Ne adlar ezberledi ey nebi!
    Adına alışkın dudaklarımız..
    Artık yolunu bilmiyor,
    Artık yolunu unuttu
    Ayaklarımız
    Kabene siyahlar
    Yakışmamıştır ya muhammed!
    Bugünkü kadar!

    Hased gururla savaşta;
    Gurur; kaf dağında derebeyi..

    Onu da yaralarlar kanadından
    Gelse bir şefkat meleği..
    iyiliğin türbesine,
    Türbedar oldu iyi..
    Vicdanlar sakat
    Çıkmadan ya muhammed yarına!
    iyilikler getir, güzellikler getir
    Adem oğullarına...

    Şu gördüğün duvarlar ki
    Kimi taiftir, kimi hayberdir...
    Fethedemedik ya muhammed
    Senelerdir...

    Ne doğruluk, ne doğru;
    Ne iyilik, ne iyi;
    Bahçende en güzel dal,
    Unuttu yemiş vermeyi...
    Günahın kursağında
    Haramların peteği..

    Bayram yaptı yabanlar
    Semave'yi boşaltıp;
    Save'yi dolduranlar
    Atını hendeklerden - bir atlayışta -
    Aşırdı aşıranlar..
    Ağlasın yesrib!
    Ağlasın selmanlar...

    Gözleri perdeleyen toprak,
    Yüzlere serptiğin topraktı...
    Yere dökülmeyecekti ey nebi!
    Yabanların gözünde kalacaktı!

    Konsun - yine - pervazlara
    Güvercinler,
    ''hu hu'' lara karışsın
    Aminler,...
    Mübarek akşamdır;
    Gelin ey fatihalar, yasinler...

    Ne oldu ey bulut,
    Gölgelediğin başlar?
    Hatırında mı ey yol,
    Bir aziz yolcuyla
    Aşarak dağlar, taşlar
    Kafile kafile, kervan kervan
    Şimale giden yoldaşlar....

    Uçsuz bucaksız çöllerde
    Yine izler gelenlerin;
    Yollar gideceklerindir....

    Şu tekbir getiren mağara,
    Örümceklerin değil;
    Peygamberlerindir, meleklerindir.

    Örümcek ne havada
    Ne suda, ne yerdeydi
    Hakkı göremeyen
    Gözlerdeydi

    Şu kuytu cinlerin mi, perilerin yurdu mu,
    Şu yuva ki bilinmez;
    Kuşları hüdhüd müdür, güvercin mi
    Kumru mu..
    Kuşlarını bir sabah,
    Medine'ye uçurdu mu..

    Ey abva'da yatan ölü,
    Bahçende açtı dünyanın
    En güzel gülü;
    Hatıran uyusun çöllerin,
    Ilık kumlarıyla örtülü..

    Dinleyene hala
    Çöller ses verir....
    Yaleyl, susar,
    Uğultular gelir...
    Mersiye okur uhud,
    Kaside söyler bedir;
    Sen de bir hac günü
    Başta muhammed, yanında
    Ebu bekir,
    Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü,
    Destan yap ey şehir!

    Konsun - yine - pervazlara
    Güvercinler,
    ''hu hu'' lara karışsın
    Aminler,...
    Mübarek akşamdır;
    Gelin ey fatihalar, yasinler...

    Vicdanlar sakat
    Çıkmadan ya muhammed yarına!
    iyiliklerle gel, güzelliklerle gel
    Adem oğullarına...

    Yüreklerden taşsın
    Yine imanlar!
    Itri, bestelesin tekbirini;
    Evliya okusun kur'anlar..
    Ve kur'anı göz nuruyla çoğaltsın
    Kayışzade osmanlar...

    Na'tını galib yazsın, mevlidini
    Süleymanlar..
    Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle
    Geri gelsin sinanlar..
    Çarpılsın, hakikat niyetine
    Cenaze namazı kıldıranlar!

    Gel ey muhammed!
    Bahardır
    Dudaklar ardında saklı
    ''amin''lerimiz vardır..
    Hacdan döner gibi gel..........
    Miraçtan iner gibi gel...........
    Bekliyoruz yıllardır!

    Bulutlar kanat, ruzgar kanat;
    Hızır kanat, cibril kanat,
    Nisan kanat, bahar kanat;
    Ayetlerini ezber bilen,
    Yapraklar kanat...

    Açılsın göklerin kapıları
    Açılsın perdeler, kat kat..
    Çöllere dökülsün yıldızlar,
    Dizilsin yollarına
    Yetimler, günahsızlar..
    Çöl gecelerinden yanık
    Türküler yapan kızlar
    Sancağını saçlarıyla dokusun;
    Bilal-i habeşi sustuysa;
    Ezanlarını davud okusun!

    Konsun - yine - pervazlara
    Güvercinler,
    ''hu hu'' lara karışsın
    Aminler,...
    Mübarek akşamdır;
    Gelin ey fatihalar, yasinler...
    #3165693 (tony blair baykal bilmeyir, 20.03.2008 01:59 ~ 02:07)
  7. divan edebiyatında önemli kişilere yazılan övgü içerikli şiirler.
    #4400447 (linka, 22.12.2008 20:29)
  8. güzel bir örnek için; (bkz: #516796)
    #4400458 (sigara, 22.12.2008 20:33)
  9. en güzel insanı, en güzel anlatan şiir türü.

    -'neler duydu şu dünyada,
    mevlidine hayran kulaklarımız.
    ne adlar ezberledi ey nebi!
    adına alışkın dudaklarımız...'

    -'Ey kupkuru çölleri Cennet'e çeviren Gül;
    Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül!
    Vaktidir, ağlayan gözlerimin içine gül!.
    Ey kupkuru çölleri Cennet'e çeviren Gül!'

    vs.

    Ayrıca en güzellerinden biri için (bkz: yağmur)
    #4966391 (sekerpinar, 02.04.2009 09:30 ~ 09:31)

Copyright © 2009 - uludağ sözlük

naat başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. naat ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu naat nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about naat. Copyrights of the articles are belong to their authors.