bugün 1182 başlık
125

lozan antlaşması

  1. 13 11
    Lozan Antlaşması, 24 Temmuz 1923'de isviçre, Lozan'da Beau-Rivage Palace'da imzalandı. Antlaşma 1920'de imzalanmış olan Sevr Antlaşması'nı geçersiz kıldı ve yerini aldı. Bu antlaşma ile bugünkü Türkiye ve Yunanistan'ın sınırları belirlendi.

    Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu belgelerinden biri olan antlaşma, Türk tarihi açısından bir dönüm noktası niteliği taşımaktadır.

    1. Dünya Savaşı sonrasında itilaf devletlerince Osmanlı Devletine imzalatılan Sevr Antlaşması neredeyse devleti haritadan silmiş ve egemenliğini ciddi biçimde sınırlayan hükümlere yer vermiştir.

    Bu idam fermanına karşı koyarak Atatürk önderliğinde Milli Mücadeleye başlayan Türk ulusu savaş meydanında büyük bir zafer kazanmış ve bunu Lozanla siyasi ve hukuki alanda tescil etmiştir.

    Lozan barış görüşmeleri 8 ay sürmüş ve Türk tarafının kayıtsız şartsız bağımsızlık talebi nedeniyle çetin geçmiştir. Görüşmelerde Türkiye'yi temsil eden ismet Paşa başkanlığındaki heyetin bu başarıdaki rolü büyüktür.

    Lozan Antlaşması, pek çok yönden önem taşımaktadır. Öncelikle, Türkiyenin bağımsız ve eşit bir devlet olarak uluslararası topluma kabul edilmesi sağlanmıştır. Lozanla Misak-ı Milli hedeflerine çok büyük ölçüde ulaşılmıştır. Lozan Konferansı sırasında kapitülasyon olarak nitelenen ve ülkenin iç işlerine karışma yetkisi veren ayrıcalıklar uzun süre tartışılmıştır. Sonuçta kapitülasyonların kaldırılması ve Osmanlı borçlarının ödenmesinin makul bir takvime bağlanması kararlaştırılmıştır. Antlaşma, bu açıdan bir ekonomik bağımsızlık belgesi olma özelliğine de sahiptir.

    Ayrıca, Lozan, yaklaşık yüzyıldır devam eden Türk-Yunan çatışmasını sona erdirerek, ulaşılan barışla iki ülke arasında bir denge oluşturması bakımından da önem taşımaktadır.

    1. Dünya Savaşı sonunda galip güçlerce dikte ettirilen ve ağır şartlara sahip barış antlaşmaları 2. Dünya Savaşı'na zemin hazırlarken, Lozan'da karşılıklı pazarlıkla barışın güvencesini oluşturan bir düzenleme yapılmıştır. Bu nedenle, savasi bitiren antlaşmalar içinde halen uygulanan sadece Lozan'dır. Tabiatıyla, bunda Türkiye'nin Atatürk'ün belirlediği "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesine sadık kalması ve Lozan Antlaşmasının hükümlerinin uygulanmasında da bu ilkeyi gözetmesinin rolü büyüktür.

    Türkiye Cumhuriyetinin temel nitelikleri, Lozan Antlaşmasında da yer almıştır. Buna göre, ülkesi ve ulusuyla bölünmez bir bütün oluşturan Türkiyede yaşayan ve Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes eşit ve aynı haklara sahip Türk ulusunu oluşturmaktadır. Antlaşmada Türkiye'de yaşayan Hıristiyan kökenli Rum ve Ermeniler ile Museviler azınlık olarak tanımlanmış ve mal, mülk ve ibadet hakları güvence altına alınmıştır.

    Antlaşma ile Türkiye ile Yunanistan arasında nüfus mübadelesi yapılmasına karar verilmiş, bunun sonucunda 1924 yılında yaklaşık bir milyon Hıristiyan-Rum Yunanistan'a, beş yüz bin Müslüman-Türk de Türkiye'ye göçetmiştir.

    ***Sınırlar***

    Türkiye Suriye sınırı, Fransızlarla imzalanan Ankara Antlaşması'na göre kabul ediliyor.
    Irak sınırı: Musul üzerinde antlaşma sağlanamadığı için bu konuda ingiltere ve Türk Hükümeti kendi aralarında görüşüp anlaşacaklardı.
    Türk-Yunan sınırı Mudanya Ateşkes Antlaşması'nda belirlenen şekliyle kabul edilmiştir. Karaağaç ve yöresi Yunanistan'ın Batı Anadolu'da yaptığı tahribattan alınacak savaş tazminatına karşılık elde edilmiştir. Ayrıca, Gökçeada, Bozcaada bizde, diğer Ege adaları Yunanistan'da kaldı. Yunanistan, Türk sınırına yakın olan adalar asker bulundurmayacaktı.
    Kapitülasyonlar: Tamamı kaldırıldı (En büyük siyasi başarı)
    Azınlıklar: Tüm azınlıklar Türk uyruklu kabul edilerek hiçbir şekilde ayrıcalık tanınmayacaktı. Batı Trakya'daki Türklerle istanbul'daki Rumlar dışında Anadolu ve Doğu Trakya'daki Rumlar ve Yunanistan'daki Türkler mübadele edileceklerdi..
    Savaş Tazminatları: 1. Dünya Savaşı nedeniyle bizden istenen savaş giderlerinden kurtulunmuştur.
    Devlet Borçları: Osmanlı borçları, Osmanlı imparatorluğu'ndan ayrılan devletlere bölüşüldü. Türklere düşen bölüm taksitlendirme ile kağıt paraya göre ödenecekti. Düyun-u Umumiye de böylece tarihe karışmaktadır.
    Boğazlar: Boğazlar, üzerinde en çok tartışılan konudur. Sonunda geçici bir çözüm getirilmiştir. Buna göre askeri olmayan gemi ve uçaklar barış zamanında boğazlardan geçebilecekti. Boğazların her iki yakası askersizleştirilip, geçişi sağlamak amacıyla uluslararası bir kurul oluşturulmasına ve bu düzenlemelerin Milletler Cemiyeti'nin güvencesi altında sürdürülmesi kararı alınmıştır.(Montrö boğazlar sözleşmesinde değiştirilmiştir.)
    Musul, Boğazlar ve Hatay sorunları Lozan'da çözümlenemeyen sorunlardır.

    ***Önemi***

    Lozan Barışı bugüne kadar Türk ulusuna köklü ve huzurlu bir yaşam sağlamıştır.
    Misak-ı Milli sınırları büyük ölçüde sağlanmıştır.
    Türkiye tarihinde yeni bir dönem başlatmıştır. Sevr antlaşması geçersiz kılınmıştır.
    Türk ulusu adına, 1. Dünya Savaşını bitiren antlaşmadır.
    Yeni Türk devleti tüm Dünya devletleri tarafından kabul görmüştür.

    Kaynak: vikipedi
    #430635
  2. 2 2
    anıtı vardır edirnenin karaağaç semtindedir. inanmayanlar gidip bakabilirler
    #511488
  3. 4 0
    kaderimizi belirlemiştir. inönü tarafından büyük işler başarılmıştır, Ata'mız yanılmamıştır. Misak-ı Millî'den de aşırı taviz verilmemiştir.
    #511501
  4. 0 0
    Kurtuluş savaşımızın sonunda, yeni Türk devleti ve diğer imzacı ülkeler arasında yapılan barış antlaşması ile Türkiye tam bağımsızlığını bütün dünyaya kabul ettirmiş oldu. Bugünkü sınırlarımız ile dış ilişkilerimizin bir kısmı da Lozan Barış Antlaşmasına göre saptanmış ve yürütülmektedir.

    20 Kasım 1922'de başlayan ve çok çetin geçen görüşmeler, aradaki bir kesilme döneminden sonra, 24 Temmuz 1923'de sonuçlanarak bu tarihte Antlaşma imzalanmıştır. Daha sonra da TBMM'de 23 Ağustos 1923 günü 340, 341, 342 ve 343 sayılı kanunlarla kabul olunmuş ve böylece hazır bulunan 227 üyeden 213'ünün olumlu oyu ile tasdik olunmuştur. Aynı gün, istanbul ve Boğazlar bölgesindeki müttefik kuvvetleri ve donanmasının çekilmesi istenmiş ve 6 hafta içinde gitmişlerdir.

    Lozan Konferansında Türkiye'yi baş delege olarak, o sırada Dışişleri Bakanı bulunan ismet inönü temsil etmiştir.

    Lozan Barışıyla özet olarak şu sonuçlara ulaşılmıştır:

    Henüz tespit edilmemiş güney sınırları hariç Türkiye'nin yeni sınırları Milli Misak ile kabul edilen sınırlardı. Türkiye Müttefiklere hiç bir tazminat ödemeyecekti. Kapitülasyonlar kaldırılmıştı. Türkiye'de bulunan yabancılar ve yabancı kurum ve okullar Türk kanunlarına tabi olacaklardı. Yunanistan ile ahali mübadelesinden sonra, Türkiye, halkının büyük çoğunluğunu Türklerin teşkil ettiği mütecanis bir devlet haline gelmişti. Boğazlarda, tam kontrol hakkını kulanmamakla beraber egemenliği ve bağımsızlığı üzerine konulan tehditlerin bir çoğunu kaldırmaya muvaffak olmuştu.

    Lozan'da imzalanmış olan belgelerin dökümü ise şöyledir:

    1. Türkiye ile ingiltere, Fransa, Japonya, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya arasında (Barış Andlaşması).

    2. Türkiye ile ingiltere, Fransa, italya, Japonya, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Rusya, Yugoslavya arasında (Boğazların Usulüne Dair Sözleşme),

    3. Türkiye, ingiltere, Fransa, italya, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya arasında (Trakya Sınırlarına Dair Sözleme),

    4. Türkiye ile ingiltere, Fransa, italya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya arasında (Ticaret Sözleşmesi),

    5. Türkiye ile ingiltere, Fransa, italya, Japonya, Romanya, Yunanistan arasında (Genel Af ile ilgili Beyanname ve Protokol).

    6. Yunanistan'daki Müslümanların malları hakkında (Yunan Beyannamesi).

    7. Sağlık Sorunlarına Ait Türk Beyannamesi

    8. Adalet işlerinin idaresine ait Türk Beyannamesi

    9. Türkiye, ingiltere, Fransa, italya, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya arasında Osmanlı imparatorluğunca verilmiş olan bazı imtiyazlara dair Protokol ve (Türk Beyannamesi),

    10. Türkiye, ingiltere, Fransa, italya, Japonya, Yunanistan, Romanya arasında Lozan'da imza edilen belgelerin bazı hükümetlerine Belçika ve Portekiz'in katılmasına dair Protokol ve (Belçika Beyannamesi) ile (Portekiz Beyannamesi).

    11. Türkiye, ingiltere, Fransa, italya arasında ingiltere, Fransa, italya tarafından işgal edilen Türk arazisinin boşaltılmasına dair Protokol ve (Türk Beyannamesi).

    12. Türkiye, ingiltere, Fransa, italya, Japonya,Yunanistan arasında Karaağaç arazisiyle Bozcaada ve imroz adalarına dair Protokol.

    13. ingiltere, Fransa, italya, Japonya, Yunanistan arasında Yunanistan'daki azınlıkların korunması hakkında başlıca müttefik devletler ile Yunanistan arasında 10.08.1920 gününde yapılmış andlaşması ile Trakya'ya ait olarak aynı devletler arasında aynı günde yapılan andlaşmaya dair Protokol.

    14. Türkiye, ingiltere, Fransa, italya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan arasında, Yugoslavya tarafından Barış Antlaşmasının imzasına dair Protokol.

    15. Türkiye, ingiltere, Fransa, italya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Belçika, Portekiz arasında Lozan Konferansının bitimine ait Belge.

    Barış Andlaşmasının kapsamı içinde olarak Türkiye ile Yunanistan arasındaki Rum ve Türk ahalinin karşılıklı değiştirilmesine dair Andlaşma 30.1.1923'de imzalanmıştır.

    Atatürk, Nutkunda, Mondros Mütarekesinden sonra Müttefik devletlerce Türkiye'ye dört defa barış teklii yapıldığını, ilk üçünü Türk milletini tatmin etmekten çok uzak olduklarını, dördüncü ve son teklifin Lozan Antlaşması ile sonuçlanan görüşmeleri başlattığını belirterek ayrıntılarını vermiş ve Lozanı bir zafer olarak nitelemiştir.
    #513934
  5. 1 1
    Bu antlaşma; Türkiye Cumhuriyeti'nin "siyasi kurucu"antlaşmasıdır.Altını çiziyorum "kurucu belgesi değildir"!!!.Lakin burda da bu yüzden çeşitli hainlik sıfatlarıyla suçlanabilme ihtimalini göz önüne alarak bunu belirtmek isterim.
    Bu antlaşmayla birlikte Türkiye'nin dönem dış politikası "çok taraflı ,realist,aktif bir dış politika"olarak nitelenebilmektedir.
    Antlaşma yapıldığı tarihten itibaren ,günümüze kadar hala lozan dengelerini bozmak amacıyla ,antlaşmanın direk ve dolaylı muhattap devlet ve aktörleri tarafından bozulmak,delinmek ve değiştirilmek tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır ve kalacağı benzemektedir.
    Lozan'a temellik teşkil eden belge ise,ayı zamanda dönemim dış poltikasına rehberlik eden "misak-ı millidir".
    Bu dönemde ise misak-ı milli'nin delindiği tek nokta ingilizlerle muhattap olunan Musul sorunudur.
    Kişisel bir not olarak söylemek isterim ki; Konuyla ilgilenen arkadaşlara ufak bir tavsiyem,Baskın Oran'ın "Türk Dış Politikası"kitabın da ki Lozan ant. bölümünü hap gibi ezberlemek yerine kendi mantık süzgeçlerinden geçirerek yorumlamalarıdır.Lakin "Türkiye Cumhuriyetini kuranların kemiklerini sızlatmakla"suçlanabilme ihtimalleri yok değildir...
    Olmaz olmaz demeyin,olmaz olmaz..
    #1289291
  6. 1 1
    18 ocak 1927 tarihinde a.b.d senatosunda antlaşmanın tanınıp tanınmayacağına dair bir oylama yapılmıştır. oylama sonucunda çıkan karar olumsuz yönde olduğu gibi günümüzde de geçerliliğini sürdürmektedir.
    #1366794
  7. 7 -1
    milletin kanıyla kazanılan zaferin pek büyük hissesini düşmana iade eden antlaşma(!).
    #1430914
  8. 3 3
    bugun imzalanışın 84. yılı ve geçerliliği halen devam etmekte olan anlaşmadır. bir milletin yeniden doğuşunun bütün dünyada kabul ettiren bu anlaşma , günümüzde başımızda olan insanların bu anlaşmayı değil sevr tanıdıklarının göstergesidir... ülkeyi pazarlamakla mükellef bir başbakan , nere olursa olsun babalar gibi satarım diyen bir bakan , ve ülkeyi bölmek isteyen insanların basbakana danısmanlık yaptığı bir dönemdir...
    (bkz: cüneyd zapsu)
    (bkz: mücahit aslan)
    (bkz: ömer çelik)
    (bkz: egemen bağış)
    #1999349
  9. 1 1
    hükümleri yerine getirilmeyen antlaşmadır, kimse sesini çıkarmaz orası ayrı.

    yunan tarafı türk sınırına yakın adaları silahsızlandırmayı kabul etmesine rağmen bugün bu kurala uymamaktadır.

    türk tarafı türk kimliğine sahip azınlıkların dilediği zaman vakıf kurabilme hakkını dondurmuş durumda. cumhuriyet sonrası türkiyede kurulan azınlık vakfı bir elin parmaklarını geçmezken var olan yüzlercesinin üzerine devlet veya üçüncü şahıslar tarafından konulmuştur.
    #2802979
  10. 1 1
    anlaşmanın tam metnine şu adresten ulaşılabilir : http://www.ttk.org.tr/ind...php?Page=Sayfa&No=121
    #2894184
  11. 0 0
    39. maddesi şu şekilde olan antlaşmadır: "Herhangi bir Türk uyruğunun, gerek özel gerekse ticaret ilişkilerinde, din, basın ya da her çeşit yayın konularıyla açık toplantılarında, dilediği bir dili kullanmasına karşı hiçbir kısıtlama konulmayacaktır."

    Şu şekilde de 39. maddesine uyulmadığı anlaşılan antlaşmadır: http://www.8sutun.com/node/53932

    (Burada örnekler çoğaltılabilinir herkesin malumu olduğu üzere).

    Bu da Lozan'a nasıl uyulmadığına dair müessesenin ufak bir ikramıdır: http://www.savaskarsitlar...ID=5&ArsivAnaID=27612
    #3008538
  12. 8 -2
    türkiye cumhuriyeti'nin varlığını sembolize eden, abd'nin hala imzalamadığı antlaşma. fakat süper bi müttefikiz kendileriyle.

    edit:bu entrynin neden kötülendiğini biri açıklayabilir mi?
    #3072483
  13. 7 1
    ismet paşanın türkiye'nin ağzına sıçtığı antlaşmadır.

    bi kere daha en başta ismet bey kerkük'ü vermeyi kafasına koymuştu.
    #3283006
  14. 3 1
    bugün 85. yıldönümü olan antlaşmadır.
    #3712003
  15. 6 2
    atatürk' ü sevmeyip humeyni' yi sevenlerin, türkler' in zamanında ingiliz mandası olmasını hayal edenlerin hiç sevmediği bir anlaşmadır..
    #3712011
  16. 0 0
    bazı hayalperest insanlar tarafından fiyasko görülen, ancak dönemin koşulları da göz önüne alındığında misaki-milli'den az tavizler verilerek yapılan bir diplomatik başarıdır. daha sonra ki dönemlerde verilen tavizlerden bir kısmı geri alınmış olsa da, musul sorunu gibi hayati bir sorun ingilizlerin kurnazlıkları sayesinde aleyhimizde sonuçlanmıştır.
    #3765741
  17. 2 0
    Garbın Şark önünde eğilmesi hiçbir zaman bu kadar aşağıca olmamıştır.
    #3857314
  18. 1 1
    musul ve kerkük ü kimseye bırakmamış, bu konu daha sonra görüşülsün. demiş antlaşmadır.
    ama allah şükür ki musul ve kerkük ü direk türkiye ye bırakmayarak daha sonra da kaybetmemize vesile olmuştur bu anlaşma. güneydoğuya para akıttığımız yetmiyormuş gibi şimdi bide musulla kerkükle uğraşacaktık. zaten bize bırakmaz petrol için çoktan işgal ederlerdi.

    ha ayrıca musul ve kerkük hiç bir zaman türk toprağı olmamıştır. türkmenler buraya iran üzerinden gelerek 11. ve 12. yy larda yerleşmiştir. daha sonra osmanlı burayı fetetmiş ancak müslüman kürtlerin varlığından dolayı balkanlarda yaptığı gibi anadoludan türk getirerek burayı iskana açmamıştır. o sebeple sadece bir kaç yüzyıl idaremiz altında kalan kürt ağırlıklı bu bölgeden kurtulmak aslında iyi bir durum. çünkü petrol para kadar savaş da getiriyor.
    #3895105
  19. 2 0
    itilaf devletleri'nin sadece musul ve kerkük'ü alarak istediklerini yaptırdıkları anlaşma olmuştur. yoksa izmir, istanbul, kapütilasyonlar falan bunları hiç istememişlerdir. çok da sallamadıklarından acıyıp bize bırakmışlardır buraları. zaten bunlar hiç gündeme gelmemiştir görüşmeler sırasında. tüm görüşmeler ismet paşa nın "abi allah rızası için musul ve kerkük ü bize verin" diye yalvarması ve onların da "yürü lan eheheh" demesinden ibarettir.ah bu resmi tarih lozan anlaşmasını ülkenin 4 te 3 ünü kurtarıp sadece musul ve kerkükü kaybettiğimiz bir anlaşma olarak gösteriyor. eeeööö bu arada arkadaşlarımız uyardı zaten öyleymiş o.neyse ama resmi tarih kesin yalan söylüyor ama ben bulucam onu şimdi.
    #3895141
  20. 2 1
    Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası alanda meşruiyetini kazandığı antlaşmadır.

    Bugün okuduğum bir köşe yazısında Lozan'ın tarihi bir başarı değil, başarısızlık olduğu vurgulanmaktaydı. Kanıt olarak da bilindik şeyler vardı aslında: Batı Trakya'nın, Musul'un, Batum'un, Oniki adaların, Kıbrıs'ın falan alınamaması ve patrikhanenin yurtdışına çıkarılamaması vb.

    Öncelikle uluslararası siyasette bir kural vardır; o da şudur ki, hiç bir zaman masadan istediklerinizin tümüyle kalkamaz ve mutlak surette taviz vermek zorunda kalırsınız. Muhatabınız da, sizin ki en uç taleplerle masaya oturur ve karşılıklı ödünlerle bir uzlaşma noktası ararsınız. Bu diplomasi alanında yazılı olmayan bir kural maiyetindedir.

    Böyle bir giriş yaptıktan sonra, bahsi geçen toprakların durumlarını inceleyelim:

    Batı Trakya, Oniki Adalar, Kıbrıs: Bu toprakların Lozan'da terkedildiğini iddia etmek pek mantıklı değildir. Çünkü: Batı Trakya Balkan Savaşlarından sonra Yunanistan'a verilmişti*, Oniki Adalar ise, Trablusgarp Harbi'nin ardından italyan işgaline uğramış ve de jure olarak her ne kadar Osmanlı toprağıysa da, de facto olarak bir italyan toprağıydı. Kıbrıs da her ne kadar Devlet-i Ali tarafından, Osmanlı coğrafyasında addedilse de, adanın yönetimi 1878 yılında ingilizlere verilmişti. Yani görüldüğü gibi bu üç toprak da, Türkiye Cumhuriyeti'nin muhatabı olan bir savaşın konusu değildir ve çok daha önceleri Osmanlı topraklarından ayrılmıştır. Yani, Türkiye'nin bu topraklarda hak iddia etmesi zaten abestir, Türk tarafının buralarda hak iddia etmesininse, politika gereği, bir yıpranma payı olarak, planlara dahil edildiğini düşünüyorum.

    Musul ve Kerkük: Türk tarafının temel savı, 30 Ekim Mondros Mütarekesi imzalandığı sırada Türk kontrolünde olan toprakların kendisine verilmesiydi ki, Musul da antlaşmadan sonra, ingiltere tarafından antlaşmanın yedinci maddeye dayanılarak işgal edilmişti. Yani, Musul'un statüsü, Urfa'nın, Antep'in konumundan pek de farklı değildi. Ancak, bu bölgeyi diğer bölgelerden ayıran önemli bir unsur vardı: Petrol Türk tarafı, her ne kadar Musul üzerinde diretse ve Musul ile kapitülasyonlar meseleleri nedeniyle antlaşma masasını terk bile etse, yeni kurulmuş bir devletin, ingiltere gibi o devrin cihanşümül imparatorluğu karşısında pek de fazla pazarlık payı olamayacağını pekala kabul etmeliyiz. Nitekim, bu konu Lozan'da çözülememiş ve taraflararasında ikili müzakelere bırakılmıştır.

    Batum: Batum, Kurtuluş Savaşı devam ederken, SSCB'ye kabul edilebilir nedenlerden ötürü terk edilmiştir. Batum, Karadeniz'e açılan önemli bir liman kentiydi ve Ankara da, SSCB'den gelecek yardımlara karşılık olarak zorunluluktan ötürü, bu toprağı SSCB'ye terk etmek zorunda kalmıştır.

    Patrikhane: Fener Rum Patrikliği'nin Türkiye dışına çıkarılması da önemli bir tartışma konusu olmuş fakat Türkiye bunu kabul ettirememiştir. Fakat, Patrikliğin ekümenliklik statüsü alınmıştır.

    Evet, Türkiye genele bakıldığında istediklerinin tamamını elde edemediği için başarısızlıkla yaftalanabilir. Ancak, Kurtuluş Mücadelesi'nin* sadece düzenli Yunan birliklerine karşı verildiği düşünüldüğünde, Türkiye'nin ingiltere ve Fransa'yı direk muhatap alacak bir savaştan da çekinmesini ve birtakım tavizlerde bulunmasının hoşgörülebileceği inancını taşımaktayım. Neticede, Türkiye antlaşmadan alabildiğini almış ve yeni rejim ve devlet uluslararası alanda kabul ettirilmiştir.
    #4261146
  21. 1 1
    Türk devletinin kapitülasyonlardan kurtulmasını sağlayan antlaşma.
    #4501626
  22. 0 0
    abd'nin imza koyup koymamasının zerre kadar sikimde olmadığı antlaşmadır. Lozan barış antlaşması bir kanun antlaşmadır ve imza koymayan bir devletin, "ben bu devleti tanımam bik bik" diye ötme hakkı yoktur.
    #4523446
  23. 3 3
    anlaşma konusunda bir çok iddia vardır. sebebine gelince 1924 anayasası ile türkiye cumhuriyeti resmi dini islam iken, atatürk hilafete ve dine sahip çıkarken ve tek değiştirilemez madde cumhuriyet iken bu anlasmadan bir sene sonra hızla (yine 1924'ün sonlarında) dinden uzaklaşma başlar. bütün inkılaplar paldır küldür yerleştirilir. türlü ayak oyunlarıyla ve takriri sükun ile karşı çıkanlar yargılanıp öldürülür. o güne kadar demokrasinin olduğu türkiye cumhuriyeti diktatör bir devlet olmaya gider.

    musul kerkük meselesine gelince tarihimiz musul yakınlarda ingilizlerle savaşıp kazandığımızı yazmaz. oysa ki kurtuluş savaşının en önemli savaşlarındandır. kurtuluş savaşında ingilizlerle karşılıklı savaştığımız tek savaşı ve kazandığımızı neden kimse bilmez? musul meselesinde neden sonra anlaşılmak üzere karar verilir?

    lozan görüşmeleri sürerken musul'da kazanan ordumuzun beklemesi istenir. oraya gönderilmek için büyük taarruza bile katılmayıp bekleyen doğu ordumuzun uzun süre gitmesine izin verilmez. hatta atatürk büyük taarruza katılması için emir verdiği halde genelkurmay başkanı fevzi çakmak meclis kararı olmadığı için bu orduyu musul'a göndermek üzere bekletir. çok kızan atatürk fevzi çakmak'a "softa sen ne bilirsin askerliği" diye sert çıkar. burdan anlayacağınız atatürk başkomutan olsa dahi meclis ondan yetkilidir. lozan görüşmelerinin uzun sürmesi üzerine meclis sonunda bu orduyu musul'a destek için göndermeye karar verir. yola çıktıktan sadece bir gün sonra amerika'nın lozan'da boğazların türklere bırakılamayacak derecede önemli olduğu ve gerekirse boğazları işgal edebileceğini söylemesi bahanesiyle yola çıkan ordu geri çağrılıp boğazlara sevkedilir. musul'da kalan ordu ise gelmeyen destek ve cephanesizlik ile gittikçe gücünü kaybeder. destek veren kürt aşiretleri bu güç kaybından ve türkiye'den yardım gelmemesinden dolayı canını kurtarmak için ingiliz tarafına geçmeye başlar. (burda taraf değiştiren kürt aşiretlerini eleştirmek yerine yaşamaya çalışmalarını haklı görürüm.)musul yakınındaki ordumuzun etrafı sarılır ve türkiye ile bağlantısı tamamen kesilir. sağ kalabilenler iran'a sığınıp ordan türkiye'ye geçerler. bu arada lozan anlaşması yapılır.

    lozandan hemen sonra yıldırım hızıyla inkılaplar yapılır, ordular dağıtılır. inkılaplara karşı çıkan ayaklanmalarla uğraşan, askerlerini dağıtmış bir türkiye'ye de kimse musul ve kerkük bölgesini yedirmez.

    vicdanı olan, aklı başında olan insan lozan'da neyi nasıl kaybettiğimizi anlasın. tabi ki osmanlı ve sünni düşmanı 20 milyon insanımız için bu konular önemsiz ve devrimler onlar için büyük kazanım olabilir. benim bildiğim dinsizleştirme çabasının çok ani şekilde gelip ülkede bulunan kurtuluş savaşının birlik rüzgarını zayıflatmasıdır.
    önemli olan bir konu vardır. ne ismet inönü ne mustafa kemal doğu topraklarımız için bir gram destek vermediler. enver paşa'nın genişleme politikasına karşın osmanlı'nın kurtuluşu için yayılan osmanlı halkının türk tebaasının milliyetçilik ekseninde anadolu'da toplanma teorisine destek verdiler.

    o zamanki meclis görüşmeleri açıklansın da musul kerkük'ü nasıl kaybettiğimiz ve kimler hazır bekletilen orduyu bir seneden fazla musul'a göndermedi anlaşılsın.
    #5446178
  24. 1 1
    ülke yararına olup olmadığı, kazanımlarımızın yetersiz olduğu, ''yine masada kaybettik'' tartışmalarından ziyade son dönemde, komşu ülkelerin antlaşmayı sürekli ihlal ettiği -ki bu konu da demode oldu- , yapılan anlamsız özelleştirmeler, peşkeş çekilircesine göz göre göre fiyatının çok altında verilen ihaleler vs. gibi olaylarla hükümetin de lozan'ı ihlal edip etmediği tartışmaları ile sorgulanan antlaşmadır. lozan antlaşması yerel midir, evrensel midir? yerel bir antlaşma ise sürekli ihlal edilmesi yüzünden mi tartışmalar yerel düzeyde seyretmektedir, makro ekonomi içerisinde lozan antlaşması, yapılan ekonomik hamlelere sürekli sekte vuran, hükümetin önüne engel çıkaran ve dikkate alınmayıp, ülke gündemine de girmemesi sağlanan bir ayak bağı mıdır?
    #5697745
  25. 0 0
    sevr ile ilgili olarak ;

    #6029504
    #6127872