laiklik 


/ 12
kapat
  1. din işleri ile devlet işlerinin birbirinden ayrı olması durumu.
    #22189 (elma, 17.01.2006 21:47)
  2. demoktarik,özgür, belirli bir dine bağlı kalmaksızın yönetilen ülkenin temellerinden biri
    #22236 (bydnvr, 17.01.2006 21:56)
  3. sadece dinin devlet işlerinden ayrılması değildir...
    en genel tanımıyla "iktidarın gücünü ilahi bir temele dayandırmaması" durumudur...
    devlet gerekirse din işlerini kontrol eder denetler... türkiyede olduğu gibi...

    (bkz: devlet laik olur birey laik olamaz)
    #22263 (cartman, 17.01.2006 22:06 ~ 22:21)
  4. ülkemizin irana dönmemesinin yegane sebebi.Bir diğer sebepte (bkz: TSK).
    #62989 (panstar, 12.02.2006 13:41)
  5. laiklik din ve vicdan hürriyeti ve din işlerinin devlet işlerinden ayrı yürütülmesidir aynı zamanda irticai kafaların korkulu rüyası olan bir atatürk ilkesidir.
    #78016 (gencturk34, 20.02.2006 15:12)
  6. ülkemizin çağdaş çizgisinden ayrılmamasının yegane sebebi.yoksa yobazlar orda ağızlarının salyaları akarak sürekli pusudalar.
    #115975 (panstar, 15.03.2006 16:25)
  7. tanımının dogru kavranması halinde butun insalığın saadete ereceğini düşündüğüm ataturk ilkelerinden biri
    #115979 (cell-im, 15.03.2006 16:28)
  8. mhp lilerin sonuna kadar savunduğu ama ne hikmetse siyasi sembolleri olan kurt ile birlikte ya allah bismillah allahu ekber diye bağırarak laiklik elden gidiyor mitingine katılmaları olayının
    perde arkası sır olan konudur
    #115983 (fallopi(ı)tüpü, 15.03.2006 16:29)
  9. bugün ülkemizin geldiği durum itibariyle delinmeye çalışılan, ama başarmalarına müsade etmeyeceğimiz temel taşımız.
    #115988 (trablus, 15.03.2006 16:30)
  10. (bkz: tsk)
    #115991 (panstar, 15.03.2006 16:31)
  11. demokrasinin temel ilkelerinden...
    bu ilke gereğince dindarın ve dinsizin devlet karşısında eşit muamele görmesi gerekirken..
    bu ilkeyi art niyetli ve provakatif bir şekilde dile dolayanlar itici olmaktadır, o ayrı.

    (bkz: islamofobi) (bkz: türbanofobi)
    #116022 (infantes, 15.03.2006 16:58 ~ 12.06.2007 17:47)
  12. (bkz: laikofobi)
    #116037 (panstar, 15.03.2006 17:06)
  13. Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyeti demektir.
    Din, bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz de dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, devlet ve millet işleri ile karıştırmamaya çalışıyoruz. Kaste ve eyleme dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz.

    Laik hükümet kavramından dinsizlik manası çıkarmaya çalışan fesatçılara fırsat vermeyiniz.

    Mustafa Kemal ATATÜRK
    #159460 (pandora, 09.04.2006 19:03 ~ 19:04)
  14. ülkemizde kullanılış şekli "ibadetini yapmamakta özgürsün ama yapmakta özgür değilsin" şeklinde özetlenebilecek kavramdır.
    #159516 (delikanlımühendis, 09.04.2006 19:31 ~ 23.12.2007 21:49)
  15. laiklik temelde sadece bir kavramdır. önemli olan demokrasidir. demokrasi yonetim gucunun halktan alınmasıdır. demokrasinin bircok unsurundan biridir sadece laiklik. birincil kusak insan haklarına giren ınanc ozgurlugunun temelini olusturur. laik bir toplum olmak icin her ne kadar bir guvence olustursada ulke anayasasında tanımlamak gerekli degildir. onemli olan uygulamadaki yeridir. bu gun dunyada bizden istenen laik - musluman devlet olmamızken hicbiryerde hristiyan-laik toplumlara rastlayamıyoruz. bircok batı ülkesinde demokrasinin tanımı laiklige karsı bir durum olusturmasına ragmen resmi nikahlar kilisede yapılmakta ve devlet baskanları incille yemin edip goreve baslamaktadırlar. bizim ülkemizde boyle oldugunu dusundugumuzde neler olabilecegini dusunmek zor degıl. aslında tüm bunlar onlar icin temelde laiklik sorunu olusturması gerekirken hristiyan yobazları bu konudan cok musterihlerdir. acıkcası demokratik ve laik toplum olusturmaya calıstıgımız bu gunlerde onlar gıbı davranmamalı ve Ataturkun bize gosterdigi yolda laikliğe adım atmalıyız. demokrasi dersi verenlerden daha demokrat daha laik bir sekilde...
    #159520 (city walk, 09.04.2006 19:35 ~ 31.05.2006 22:04)
  16. Kelime anlamı olarak, dini sınıfa ait olmayan (dinsel olmayan düşünce,insan vs)anlamına gelen, Birileri istediği için değil zaten devletin sahip olması gereken özelliklerden biri. Şimdi kullandığımız anlamı sadece, "din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı olması" değil, aynı zamada "tüm vatandaşların vicdan, din ve ibadet özgürlüğü"dür.

    Avrupa ülkelerinde * (ki bu açıdan en gelişmiş ülkeler olarak kabul edildiğiden örnek veriyorum) ise fransa hariç hiçbir ülkeye tam olarak laik denemez, bu doğrudur. Eğer bizim amacımız avrupa ülkelerine yaranmaksa, onların kıçını yalamaksa, onlara bakıp kendi ülkemize şekil verebiliriz. Fakat eminim amacımız kendi ülkemizi daha iyi yerlere getirebilmek, bu yüzden kendi doğrularımızı belirleyip o yönde ilerlemeliyiz.

    Türkiyede ise laikliğin elden gitmesine korkmaya gerek yoktur, çünkü zaten ortada laik bir ülke yok. LAik bir ülkede;

    - Zorunlu din eğitimi.
    - Devletin yetiştirdiği din adamları.
    - Devletin maaş bağladığı din adamları.
    - Nüfus cüzdanindaki din ibaresi ve bu ibareye yazılabilecekdinlerin kısıtlı olması.
    - inançları yüzünden göz altına alınma. (satanizm de bir inançtır)
    - Diyanet işleri adlı bi kurumun varlığı.
    - ibaadethanelerin giderlerini karşılayan devlet (üstelik sadece belli bir dininkileri)
    - Kutlanan dini bayramlar.
    - Milli marşındaki dini öğeler.

    Kabul edilemez.

    Ek: Avrupa ülkelerini laiklik konusunda daha az sıkıntı çeker. Bunun nedeni ise oradaki baskın dinin hristiyalık olmasıdır. Hristiyanlık dininde islama oranda devletin işleyişine karışabilecek çok daha az kural vardır; islamdaki gibi bir miras hukuku, medeni kanunlar, kölelere yönelik haklar, ticaret hukuku * vs hristiyanlıkta yoktur. Aynı zamanda islamda kendini çekip çevirebilecek kilise gibi bir kurum da yoktur, bu yüzden islam devletle daha iç içedir, olmak zorundadır.
    #159567 (baybars, 09.04.2006 20:07)
  17. toplulumumuzun gericilige karsı bilinclendirilmesi amasıyla topyekün bir savas verilmektedir. son gunlerde artarak sürdürülen söylemde, laiklik "din ve vicdan özgürlüğü" olarak tanımlanmaktadır. bu tanımla laiklik din ve vicdan özgürlüğüne indirgenmekte ve anlamsız kılınmaya çalışılmaktadır. bu tanımlama aynı zamanda iki önemli sonuc dogurmaktadır. bunlardan birincisine göre, tanımlamayla tesettür amacıyla kullanılan türban bireysel özgürlük kapsamına alınarak, kamusal alanda da bu uygulamanın kaçınılmaz oldugu oldugu vurgulanmak istenmektedir. ikincisine göre ise; bu yaklaşım, toplumu "madem ki laiklik din ve inanç özgürlügüdür, laik düzende herkesin kendi istenciyle sececegi hukuk düzeninde yasama hakkı vardır" sonucuna kadar götürecektir. anayasa'daki tanıma göre laiklik, dinin toplumsal, siyasal ve hukuksal bir güç ve düzenleyici olmasını engelleyen temel ilkedir.

    kaynak : milliyet gazetesi

    not : ahmet necdet sezer'in harp akademilerinde yaptıgı konusmadan alıntıdır.
    #166909 (dopdop, 13.04.2006 15:38)
  18. roma imparatorluğu bilinen dünyanın (bundan kasıt gerektiğinde müdahale için oraya kadar gidilebilen - romalılar için akdeniz dünyası) sahibi olduğu kendini evrensel güç olarak görürdü. buna göre sezar evrensel bir yönetici, tüm halkların efendisiydi. hristiyanlığın imparatorlukça resmen kabulünün ardından papalık makamı oluşturuldu. ancak papa dini kimliğiyle (kitap) siyasi kimliğin (kılıç) temsilcisi sezar ın yönetimine karışamazdı. protokolde sezarın gerisinde dururdu. yani kılıç kitabın üzerindeydi. bu duruma sezaropapizm denmektedir.
    ancak roma imparatorluğu dağıldığında ve batı roma yıkıldığında, dönemin kargaşa ortamında siyasi güç sarsıldı. ayrıca tarım çağının döngüsü içerisinde, romayı istila eden asabiye unsurları (göçebeler - barbarlar) burada yerleşik hayatı tanıyor ve hristiyanlığa geçiyorlardı. bu durumda ortada olmayan siyasi gücün yani kılıcın yerini dini güç yani kitap aldı. artık papa tüm hristiyan batı avrupa ülkelerine iki gücünde kendinde olduğu iddiasıyla hükmediyordu. krallara taç giydirerek bunu sembolize ediyordu.
    doğu roma da yani bizans ta ise durum eski roma geleneğinde sürüyordu. orada yine sezaropapizm geçerliydi.yani din merkezi güce bağlıydı. yani ortodoksiydi.
    batı da ise tüm hristiyan krallıklarda papanın atadığı din adamları krallardan da bağımsız olarak hareket edebiliyordu. halka vergi koyabiliyor, istedikleri yeri mülk edinebiliyorlardı.
    ancak ilerleyen zamanlarda teknolojik ilerlemelere paralel olarak gelişen halk sınıfları bu durumda bir tersliğin varolduğunu anlamaya başlamışlardı.
    yine amerika nın keşfinden sonra, burada yapılan büyük talanla avrupa krallıkları da gelişmiş ve merkezileşmiş, artık papanın siyasi olarak başına buyruk hareketine müdahale edebilecek güce gelmişlerdi.
    claricus denilen kiliseye ait veya din adamları sınıfının iktidarı, laicus denilen kilisenin veya din adamı sınıfının dışındaki halkın tepkisi ve güçlenen merkezi krallıklar artık claricusa savaş açmaya başlamışlardı. papalığın atadığı din adamları yerine kendi ulusal kiliselerini kuruyorlar, artık iktidarı merkezi krallara geçiriyorlardı.
    yine ilerleyen dönemlerde (papalığın artık sembolikleştiği yıllarda) bu seferde, ekonomik ve kültürel anlamda gelişen halk sınıfları (burjuva, işçi), devletin kendilerini tanımayan kanunlarına karşı mücadeleye başladılar. bu durumda ise konumunu sağlamlaştırmak isteyen krallar ve soylular kiliseye sarılıyor, kilisenin vaaz yoluyla (bugünkü medya gibi) halkı devlete sadık hale getirmesini sağlamaya çalışıyorlardı.
    kralların ve soyluların ruhban sınıfını kullanarak iddia ettikleri, halkın kendilerine hizmet için var olduğu, kaderlerinin bu olduğu, kaderlerine karşı gelmelerinin günah olduğu, kendilerinin tanrı tarafından seçilmiş olduğu gibi söylemlerdi. buna göre iktidar gücünü tanrı dan alıyordu.
    bu nedenle, artık gelişen ve önü alınamaz bir şekilde iktidara yürüyen burjuva sınıfının ise mücadelesi bu nedenle dinin kullanımı konusuna yöneliyordu.
    dönemin liberal devrimci aydınları bu nedenle iktidarın dini söylemle yönetim işinde bulunmasını sakıncalı görüyordu.
    sonuç olarak liberal devrimler uzun bir süreçte avrupayı yeniden yapılandırdı. ve bu yeni yapıda iktidar ın kaynağını tanrı ya dayandırması ve dini söylemle yönetimde bulunması yasaklandı.
    osmanlı imparatorluğu, bizanstan aldığı politik kültürle sezaropapizm anlayışını hep sürdürdü. fakat son dönemlerinde, örneğin 2.abdülhamid e kadar hiç bir belgede yer almayan padişahın halife ünvanının bu dönemde kullanılmaya başlanması gibi dini söylem gittikçe liberal eğilimleri bastırma yoluna gitmeye başladı.
    özellikle milli mücadele yıllarında halifelik ve şeyhülislamlık müessesesinin sürdürdüğü ankara hükümeti karşı mücadele ve düşmanla işbirliği, bu makamın kullanımının engellenmesi gereğini gündeme getirdi.
    bu makamların ilerleyen yıllarda kaldırılmalarına rağmen, devrime karşı yürütülen muhafazakar mücadele yine dini söyleme başvurarak yapılıyordu. bunun gibi pek çok sebeple türkiye cumhuriyeti nde de laiklik ilkesi getirildi ve dini söylemle siyaset yapılması yasaklandı.
    laikliğin siyaset yaparken dini söylemde bulunulmasını yasaklaması din ve vicdan hürriyetini de beraberinde getirmektedir. çünkü bir iktidar icraatlarında dini kaynak gösterir ve dini söylemde bulunursa, o dinden olupta kuralları uygulamak istemeyen kişilere veya o dinin mensubu olmayan ve zaten bu nedenle o dinin kurallarını da uygulamak durumunda olmayan kişilere zorunlu olarak o dini dayatmış olur. bu kişilerin din ve vicdan özgürlüğüne darbedir.
    avrupa ile türkiye karşılaştırıldığında, avrupa sırf buna odaklı bir aydınlanma devrimini yüzlerce yıl boyunca vermiş,onlarda bu devrim tabandan tavana baskı ile gelmiştir. biz de ise durum tersidir. türkiye de laikliğin tarihi, ittihat ve terakki nin ünlü ideoloğu abdullah cevdet in içtihat gazetesinde ilk defa dillendirilmeye başlandığı zamanı başlangıç alırsak aşağı yukarı 100-110 senelik bir süreçtir. ayrıca bizde asker-sivil bürokratların tavandan tabana giden bir devrimidir.
    bu nedenle avrupa da bugün laiklik bir hayat şekli olup pek tartışma konusu olmamakta,
    biz de ise hiç dinmeyen bir rüzgar olmaktadır. bu nedenle avrupa da insanların kilise de evlenmesi veya incile el basılarak yeminler edilmesi laikliği sarsmamaktadır.
    #170598 (suzergecer, 15.04.2006 02:59)
  19. tam olarak uygulanması gayet mümkün bir kavramdır çünkü laiklik devletin dini inkar etmesi değildir. laiklik devletin, vatandaşın dinini göz önünde bulundurmaksızın eşit haklar vermesidir. laiklik toplum içinde duvarlar örmez aksine, tüm bireylerin haklarını gözeterek toplumu bir araya getirir. a dinindeki bir grubun b dini mensuplarına baskı kurmasını önler. toplumun tamami a dinine mensup olsa bile devlet bu dinin gereklerini yerine getirmeme özgürlüğünü mümkün kılar ve hatta dinin gereklerinin tartışılmasını mümkün kılar.

    türkiye de uygulanan ideal bir laiklik olmasa da yapılması gereken bunun kabahatini laiklik kavramında değil, bu ideale ulaşmamızı engelleyenlerde aramaktır.
    #204877 (karın desen jack, 28.04.2006 14:08)
  20. din ile devlet işlerinin birbirine karıştırılmaması durumu olarak izah edilebilir. türkiye cumhuriyeti yönetim olarak laiklikle yönetilmesi anayasada yazar lakin uygulanan sistemin laiklikle hiçbir alakası yoktur. ne olduğunuda tarif eden yoktur.
    #204887 (vezir tonyukuk, 28.04.2006 14:12)
  21. "her birey istediğini düşünmek, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, istediği dinin gereklerini yapmak ya da yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. kimsenin fikrine ve vicdanına hâkim olunamaz." -m. kemal atatürk
    #205071 (karın desen jack, 28.04.2006 15:14)
  22. "Din'in kamusallaşmaktan çıkıp bireyselleşmesi"dir.
    #220110 (tatasoy, 08.05.2006 00:44)
  23. türkiyenin laikliğe doğru gidişi:
    *1920 TBMM kurulması halifenin yetkilerinin ulusa geçmesi
    *1922 saltanatın kaldırılması
    *1923 cumhuriyetin ilanı ile meşruti-monarşik yönetime son verilmesi
    *1924 halifeliğin kaldırılması ile Türkiye'nin hilafet angaryasından kurtulması
    *1925 dinin politik amaçlarla kötüye kullanılmasının yasaklanması, şapka yasası ile dinsel kıyafetten laik kıyafete geçilmesi
    *1928 anayasadan "devletin dini islamdır" hükmünün çıkarılması
    *1930 kadınlara belediye seçimlerinde oy kullanma hakkı verilerek kadın haklarının laik ölçülere getirilmesi
    *1934 türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkıverilmesi, kadın-erkek ayrımına son verilerek hukuk alanındaki laikliğin tamamlanması
    *1937 laiklik ilkesinin anayasaya konması
    #220118 (atipik, 08.05.2006 00:50)
  24. atatürk'ün beş ilkesinden biri. Diğerleri için,
    (bkz: cumhuriyetçilik)
    (bkz: milliyetçilik)
    (bkz: devletçilik)
    (bkz: halkçılık)
    (bkz: inkılapçılık)
    #220190 (maksat muhabbet, 08.05.2006 01:26)
  25. laiklik yürüyüşünde cumhuriyete sahip çıkmak isteyen, saldırıyı kınamak isteyen başörtülü bayana "destekliyorsan aç başını" diye hayvanca saldıran öküzlerin, bu ülkede inancını yaşamak isteyenlere baskı yaptığı, bu ülkede yanlış yorumlanmış kavram.
    bir şeyin net tanımını yapmazsan isteyen istediği gibi yorumlar kardeşim.
    (bkz: laiklikten soğuma sebepleri)
    #256432 (delikanlımühendis, 18.05.2006 13:07 ~ 13:08)
/ 12
© 2008 - uludağ sözlük

laiklik başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. laiklik ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu laiklik nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» tulga » nobetci erdem » pflaume » david guetta » oyle sarhos olmak ki bir daha ayilmamak » sevgili » recon » sarah walker » uc eksi oy alan yazarin olmesi » esi var benzeri yok a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » 20 haziran 2008 hirvatistan turkiye maci