125

kurtuluş savaşı ndan cumhuriyet in ilanına

  1. 4 4
    türk milleti'nin yoksul ve tutsak yaşamdan, özgür ve bağımsız yaşama geçmek için verdiği müthiş mücadele sürecidir. bağımsızlık mücadelesi deyip geçilmemesi ve tam olarak anlaşılması gerekir. zira her konuda gelecek nesile örnek ve öğütlerle dolu bir süreçtir.

    bu mücadeleyi tetikleyen olay izmir'in işgal edilmesidir. ingiliz, fransız ve italyan işgalleri ülkelerine uzaklıktan dolayı geçiçi olarak görülmüştür ve ciddi bir mücadele gösterilmemiştir. fakat izmir'in yunanistan tarafından işgalinin, yunanlıların megali ideayı gerçekleştirme planları ve izmir'in yunanistana yakınlığından dolayı kalıcı olması endişesiyle büyük mücadele doğmaya başlamıştır.

    izmir'in işgalinden 1 gün sonra mustafa kemal samsun'a yol almıştır. 9. ordu müfettişi rütbesi ile karadeniz'de yaşanan kargaşanın önüne geçmesi için görevlendirilmiştir. zaten kafasında bir mücadele planı olan mustafa kemal için bu müthiş bir fırsattır. zira rütbesi planları için çok uygundur. bu şekilde tüm askeri birimlere emir verme yetkisi doğar ve mustafa kemalin tam da istediği şey budur.

    19 mayıs 1919'da samsun'a ayak basar ve bu tarih kurtuluş savaşının başlangıç tarihi olarak kabul edilir. samsun'a çıktığında planlarını gerçekleştirmek için tüm komutanlarla temasa geçmiş ve ilk adımı havza genelgesi olmuştur. havza genelgesi'yle halkı işgallere karşı bilinçlendirmek amaçlanmıştır ve halkı işgallere tepki olarak mitingler düzenlemeye teşvik etmiştir.

    daha sonra ise amasya genelgesi düzenlenmiş ve ciddi olarak kurtuluş mücadelesinin sinyalleri ilk burada verilmiştir. "Ulusun bağımsızlığını yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır." kararı bu genelgenin en önemli kararlarından olmuştur. ayrıca doğu illerinde işgallere karşı korumak amacıyla erzurum kongresi'nin toplanması kararı alınmıştır.

    erzurum kongresinde herşey daha da belirginleşmiş ve ciddi çalışmalar başlamıştır. doğu illerinden seçilen delegeler bu kongrede buluşmuş ve doğu illerini savunmak amacıyla kararlar almışlardır. kongre doğu illerini savunmayı amaçlasa da alınan kararlar tüm ülkeyi korumaya yöneliktir. bu kongrede misak ı milli sınırları belirlenmiş ve doğu illerini temsil etmesi adına temsil heyeti kurulmuştur.

    sivas kongresi'ne gelindiğinde erzurum kongresi'nde alınan tüm kararlar onaylanmış ve ulusallaştırılmıştır. temsil heyeti genişletilmiş ve tüm ülkeyi temsil etmesi kararı alınmıştır. misak-ı milli onaylanıp anadolu ve rumeli müdafaa-i hukuk cemiyetleri tek çatı altında birleştirilmiştir.

    alınan misak-ı milli kararları temsil heyeti ve istanbul hükümeti arasında yapılan amasya görülmelerinde istanbul'a bildirilmiş ve mebuslar meclisi tarafından kabul edilmesi istenmiştir. ayrıca türklerin çoğunlukta olduğu bölgelerin işgalina karşı tavır konulması istenmiştir.

    daha sonra temsil heyeti ankara'ya geçer ve mustafa kemal mücadelenin kalbi olarak burayı seçer. tüm bölgelere yakınlığı ve güvenliğiyle ankara bunun için en uygun şehirdir.

    istanbul'a geri döndüğümüzde ise son mebuslar meclisinin toplanması için olan çalışmaları görürürüz. meclis toplanarak amasya görüşmelerini tartışır ve misak-ı milli meclis tarafından kabul edilir. fakat bu kararı itilaf devletleri kendilerine karşı bir tehdit olarak görmüş ve istanbul'u resmen işgal etmişlerdir. istanbul artık bir milletin kaderini belirleyecek bir yerden çıkmış, güvensiz ve yabancı devletlerin kontrolü altına girmiş bir karar noktası olmuştur.

    istanbul un işgali mustafa kemal'in yeni bir meclis kurma planları için iyi bir ortam oluşturmuş. mustafa kemal işgal altındaki bir meclisin sağlıklı ve güvenli kararlar veremeyeceğini bahane ederek, ankara'da yeni bir meclisin kurulmasını teklif etmiştir ve vekilleri ankara'ya davet etmiştir.

    yurdun dört bir yanında yapılan seçimlerde seçilen vekiller 23 nisan 1920'de ankara'da toplanarak resmen türkiye büyük meclisi'ni kurmuş oldular. artık bu mücadele bir kişinin veya bir grubun önderlik ettiği bir mücadele değil, tüm ulusun yönettiği bir mücadele haline gelmiştir.

    meclisin ilk işi bir anayasa hazırlamak olmuştur. hazırlanan bu anayasa yeni bir devletin kurulduğunun göstergesidir. bu anayasa tamamen kurtuluş için hazırlanmış bir savaş anayasasıdır. bu anayasanın yanında savaşlar ve isyanlar sırasında çıkarılan yasalar da mevcuttur.

    meclisten savaş alanlarına döndüğümüzde ise doğuda ermenilere, güneyde fransızlarla, batıda yunanlılara karşı mücadele verilmiştir. bunları kısaca açarsak;

    1-Doğu Cephesi

    ermenilerin doğu anadolu büyük ermenistan hayallerini gerçekleştirmelerine engel olmak amacıyla yapılan mücadeledir. Türk kuvvetleri oldukça başarılı bir harekat düzenleyerek az kayıpla büyük bir zafer kazanmışlardır. bu cephe gümrü antlaşması ile kapatılmış ve şimdiki türkiye-ermenistan sınırları oluşturulmuştur.

    2-Güney Cephesi

    güneyde ingiliz ve fransızların işgallerine karşı halk örgütlenmiş ve saldırıya geçmiştir. fransızlara karşı oldukça çetin bir mücadele verilmiştir. çok kayıp verilmesi rağmen fransızlara kaybımızdan hayli fazla bir kayıp verdirilmiştir. fransızlar güneyden çekilme zorunda bırakılmıştır. tbmm çok da başarılı sayılmayan ankara antlaşması ile güney cephesine son vermiştir.

    3-Batı Cephesi

    en çetin savaşlar bu cephede yaşanmıştır. mücadelenin kaderi tam anlamıyla burada belirlenmiştir diyebiliriz.

    birinci inönü savaşı: yunanlıların bursa'ya ulaşmaları ve ankara'ya doğru saldırıya geçmeleri üzerine gerçekleşen savaştır. savaş sonucu yunanlılar eskişehir yolunda durdurulmuştur.

    ikinci inönü savaşı: londra barış konferansı'nda ankara hükümeti'ne sevr antlaşması zorla kabul ettirilmeye çalışmıştır. bu diretmeleri kabul etmeyen ankara hükümeti'ne karşı görevlendirilen yunanlıların eskişehir'e ve afyon'a doğru saldırı yapmışlardır. başlarda yenik durumda olan türk birlikleri takviyeler sayesinde üstünlük kazanmış ve yunanlılar eskişehir yolunda durdurulmuştur. bu zaferin en büyük neticeleri ise karşı tarafta moral bozukluğu, fransız ve italyanların işgal ettikleri bölgelerden çekilmeleri olmuştur.

    kütahya-eskişehir savaşları: yenilgi ve moral bozukluğuna rağmen yunan tarafı istediklerini almak konusunda kararlıydılar. bunun için tekrar saldırıya geçtiler. türk birlikleri zayıf durumda yakalandı ve sakarya nehri'ne kadar çekilmişlerdir. yunan tarafı ise orduyu tamamen yok etmek amacıyla tekrar saldırı hazırlıkları yapmaya başlamışlardır. bu yenilgi türk tarafında moral bozukluğu ve mustafa kemal'a güvensizlik doğurmuştur. eskişehir afyon ve kütahya kaybedilmiştir. bu savaş sonrasında seferberlik ilan edilmiştir ve ordunun ihtiyaçları karşılanmaya çalışılmıştır.

    sakarya meydan savaşı: bu direnişin dönüm noktası seçilse idi işte o bu savaş olurdu. artık ya istiklal vardı ya da ölüm. mustafa kemal tüm sorumluluğu üstlenerek başkomutanlık yasası ile başkomutanlık rütbesini aldı. yapılan hazırlıklar neticesini verdi ve uzun süren savaş türk birliklerinin yılmaz mücadelesi ile türklerin zaferiyle sonuçlandı. yunanlılar sakarya'dan eskişehir ve afyona kadar geri çekilmek zorunda bırakıldı. bu savaş yunanlılar için tükenme savaşı olmuştur. artık dengeler değişmiş saldıran taraf türkler, savunan taraf yunanlılar olmuştur. yunanlıların inançları ise bitmiştir.

    büyük taarruz: bu savaş için uzun süre uygun zaman beklenmiş, tüm gizlilike ordu savaşa hazırlanmıştır. artık bu mücadeleye nokta koyma zamanı çoktan gelmiştir. bir milletin destan yazmasına ramak kalmıştır. ordu büyük hazırlıklar sonucu tam anlamıyla hazırdır savaşa artık. başkomutan mustafa kemal'in emriyle taarruz başlar ve kısa sürede yunan savunması dağılır, mevziler ele geçirilir ve yunan ordusu anadoludan temizlenir. büyük bir mücadele ile işgal edilen şehirler tek tek temizlendi ve ordunun izmir'e girmesiyle bu savaş son buldu.

    batı cephesi mudanya ateşkes antlaşması'nı ve lozan barış antlaşması'nı takiben tam anlamıyla kapatılmıştır.

    mudanya ateşkes antlaşması ile yunanlılarla savaş sona ermiştir. antlaşma gereği yunanlılar trakya'yı boşaltmış ve türk hükümetine temsil etmektedir. mudanya başarılı bir zafer antlaşması olmasına rağmen eksikleri vardır. bu antlaşmaya göre ordunun trakya'ya geçme izni yoktur. boğazlarda tam hakimiyet sağlanamamıştır. bunun üzerine ankara hükümeti diplomatik atağa geçmiştir.

    lozan barış antlaşması ise şüphesiz ki bu devlet için en önemli antlaşmalardan biridir. lozan öncesi hazırlıklar tamamlanmıştır. itilaf devletlerinin müdahalelerine ve kullanmasına karşı saltanat kaldırılmıştır ve lozan'da türkiye'yi temsil edecek tek güç türkiye büyük millet meclisi tarafından seçilmiş heyet olacaktır. fakat lozan hiç de düşünüldüğü gibi başlamamıştır. itilaf devletleri türk heyetinin karşısına yumuşatılmış bir sevr koymuştur. bunu reddeden türk heyetine mondros ateşkes antlaşması hatırlatılmıştır. türk heyetinin buna cevabı "biz buraya mondros'tan değil, mudanya'dan geldik." olmuştur. görüşmeler çıkmaza girmiştir. bunun üzerine mustafa kemal izmir iktisat kongresi'ni düzenlemiştir. ayrıca bu çıkmaz yeniden bir savaş ortamı doğurmuştur. türk ordusu istanbul yakınlarında konuşlanmaya ve savaş hazırlıkları yapmaya başlamıştır. olası bir savaştan çekinen ingilizler görüşmelere tekrar sıcak bakmaya başlamışlardır. ve nihayet türkiye büyük millet meclisi kısmen istediklerini elde etmiş ve antlaşma imzalanmıştır. türkiye devleti artık bağımsız bir devlet olmuştur.

    lozan tamamiyle başarılı sayılacak bir antlaşma değildir fakat zamanına göre incelendiğinde oldukça başarılı bir antlaşmadır. burada halledilemeyen sorunlar daha sonra görüşülmek üzere bırakılmıştır. bu antlaşmanın en büyük eksikliği şüphesiz ki boğazlar ve musul sorunudur. boğazlarda türkiye'nin asker bulunduramaması sorunu "montrö boğazlar sözleşmesi" ile son bulmuştur. fakat hala tam hakimiyet söz konusu değildir. musul sorunu ise ingilizlerle çıkmaza girmiştir. bunun üzerine musul'a harekat planlanmış ve ordu hazırlanmıştır. fakat çıkan şeyh sait isyanı orduyu meşgul etmiş ve musul'dan vazgeçmek zorunda bırakmıştır.

    saltanatın kaldırılması ve lozan barış antlaşmasından sonra ülkede en çok tartışılan konu devletin yönetim biçimi olmaya başlamıştır. bir yandan yönetim biçimi tartışmaları, bir yandan devlet başkanı sorunu ülkeyi bir hayli yormaya başladığında mustafa kemal atatürk cumhuriyet planlarını hayata geçirme kararlarını aldı. 28 ekim 1923 gecesi "Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz." dedi ve 29 ekim 1923 günü bu anayasa değişikliğini meclise sundu. meclis bu tasarıyı kabul etti ve devletin adı "Türkiye Cumhuriyeti Devleti" olarak değiştirildi. Artık Cumhuriyet ilan edilmişti.

    Cumhuriyet Türkiye için sadece bir yönetim biçimi olmakla kalmadı, bir yaşam biçimi oldu. Bundan sonra cumhuriyet adına yapılan inkilaplar Türk Millet'inin yeniden dirilmesi ve modern yaşama geçmesi demekti. bunca zorluklara karşı kurulan bu cumhuriyet türkler için en değerli şeylerden biri olmuştur. ve sonsuza dek öyle kalacaktır.
    #9770413