korkunç hikayeler

entry 33 galeri video ses iyilertrends
  1. 1.
    kulaktan kulağa anlatılarak yayılan doğruluğu ispatlanmamış,tüyler ürpertici efsanevi hikayelerdir.Bunların en ünlüsü arabada giden dört genç yolda otostop çeken bir genç kızı arabalarına alırlar.yol boyunca sohbet ederler ve evine kadar bırakırlar.ancak genç kız arabada çantasını unutur.ertesi gün gençlerden biri çantasını geri vermek için kızın evine gider.kapıyı açan annesine kızı sorar ve acı gerçekle karşılaşır.kız uzun yıllar önce ölmüştür.
    #351481 :)
  2. 2.
    (bkz: kime göre neye göre)
    #351484 :)
  3. 3.
    çocukluk çağlarında birkaç arkadaş toplanır ve ne yapalım diye düşünürken içlerinden bir akıllı hadi birbirimize korkunç hikayeler anlatalım diye bir fikir ortaya atar. 1-2-3- 4 derken içlerinden birinin oturduğu yerin ıslandığı farkedilir. o gece artık o çocuk için hayatının en korkunç hikayesi olmaya adaydır.
    #351554 :)
  4. 4.
    Amerika'da bir baba ve oğlu beraber bir karavan yolcuğuna çıkmışlar. Alternatif bir tatil yapmayı planlıyorlarmış. Belli bir yol güzergahı çizmedikleri için macera olsun diye anayoldan sapıp, dar bir yola girmişler. Bayağı bir yol gittikten sonra çöl gibi bir yere varmışlar. Etrafta in cin top oynuyormuş. Bu sırada adam benzinlerinin azaldığının farkına varmış. Hemen haritayı açıp en yakın yerleşim yerini aramışlar. Karavan bir süre daha gittikten sonra, benzin bittiği için yolda kalmış.
    Baba kasabaya gidip benzin alıp geleceğini söylemiş. Ancak çocuk bulundukları yerden hiç hoşlanmamış. Babasına kendisini de götürmesi için yalvarmış. Ancak adam çocuğun onu yavaşlatacağını düşündüğü için, karavanın kapısını kilitleyeceğini ve kısa sürede döneceğini söyleyerek çıkmış. Cep telefonunu da çocuğa bırakmış. Çocuk korku içerisinde beklemeye başlamış. Bir saat geçip babası geri dönmeyince paniğe kapılmış. Bir zaman sonra, karavanın tavanından "pıt pıt pıt" diye sesler gelmeye başlayınca telefona sarılıp, eyalet polisini aramış. On dakika sonra kasaba şerifi karavana ulaşmış. Şerif ve yardımcıları kapıyı kırarak açmışlar. Çocuk dışarıya çıkar çıkmaz babasının kasabaya gittiğini, ama çok geç kaldığını nefes nefese anlatmaya başlamış. Kaynakwh: Kaynakwh: KorkunÇ Efsaneler KorkunÇ Efsaneler
    Ama şerif çocuğa bakacağına karavanın altında durduğu ağaca bakıyormuş. Sonra yardımcısına "Çocuğu buradan uzaklaştırın" deyince, çocuk arkasını dönüp ağaca bakmış ve düşüp bayılmış. Meğer karavanın üzerine pıt pıt diye damlayan, ağacın dalına asılmış olan babasının kafasız cesedinden akan kanın sesiymiş.
    #9042481 :)
  5. 5.
    korkudan tir tir titreten hikayeler. bazıları gerçekten de çok korkunç olur.

    "bir gün genç bir adam eve girmiş. kapıyı yavaşça aralamış. ışığı açmış ve karşısında çıplak bülent ersoy u görmüş. o gün bu gündür parkta yatıp kalkıyor."
    #9042630 :)
  6. 6.
    bir gün gidiyorum garip bir kokunun burnuma estiğini fark ettim. bi baktım altıma zıçmışım.
    #10229386 :)
  7. 7.
    (bkz: 16 mayıs 2010 fenerbahçe trabzonspor maçı)*
    #10229404 :)
  8. 8.
    (bkz: dede korkut)
    #10229410 :)
  9. 9.
    (bkz: anan zaa)
    #10229420 :)
  10. 10.
    keloğlanla dev anası.
    evvel zaman içinde kalbur saman içinde, pireler yellenir, deliler osurmadan sıçarken.. ben anamın beşiğinde tıngır mıngır sallanırken, anadolu nun köylük yerlerinden birinde bir keloğlan yaşarmış. bu keloğlan bir gün ormanda yalnız başına aval aval dolaşırken peşine kurtlar düşmüş. keloğlan kaçmış kaçmış ve ormanın kuytu yerinde bir kulübeye rastlamış. inşallah bu eve biri beni alırda canımı kurtarırım diye ümit etmiş. evin kapısını çalmış. kapıyı 2 ye 4 bir karı açmış. boyu 1.85 neredeyse 100 kilo çeken bu kadının, kolları meşe palamutu gibi kalın ve kuvvetliymiş. keloğlan şaşkınlıktan olduğu yere sıçmış. ilk defa bir dev anası ile karşılaşıyormuş. yine de kurt yiyeceğine bu aptal dev anasına sokulayım da belki bir kurtuluş yolu bulurum diye düşünmüş. dev anası keloğlanı buyur etmiş. ağzını burnunu yamarak gülümsemiş. ormanda yalnız başına ne aradığını sormuş. keloğlan sadece dolaşmaya çıktığını ancak kurtların peşine düştüğünü söylemiş. bir süre sonra anam beni merak eder deyip müsaade istemiş. ancak uzun zamandır insan etine hasret olan dev anası fırsatı kaçırmak istememiş. hava karadı. geceyi burda geçir. sabah gidersin demiş. dev anası keloğlana ilk başlarda saldırmamış. hele bir uykuya dalsın o zaman mideye indiririm diye düşünmüş. sonra keloğlan sen yorgunsundur. istersen hemen uyu. şu boş oda müsait demiş. keloğlan odaya geçip uzanmış. dev anasıda kapının önünde uyumasını beklemiş. ancak bir süre sonra bizim kel ayıkmış.
    ulan oğlum demiş ben uyursam bu dev karı beni yir. ne yapıp edip uyumamak lazım bi yolunu bulup burdan kaçmak lazım diye düşümüş. ancak gece karanlıkta ormanda kurtlara yem olmamak için sabaha kadar bu dev karıyı oyalamaya karar vermiş.
    keloğlan odsından çıkmış. kapının önünde pusuda bekleyen dev anası paniklemiş. ne oldu niye uyumadın kel demiş.
    keloğlanda uyku tutmadı çünkü karnım aç anam bana yatmadan önce muhakkak kümesden yeni alınmış taze yumurta pişirirdi demiş. dev anasıda evde yumurta var onlardan pişireyim dese de bizim kel diretmiş illede kümesten taze alınmış olacak diye. gecenin karanlığında dev anası kümese yumurta almaya gitmiş. kümeste yumurta alacağım derken alaca horoz kerkmiş. nihayetinde dev karı horozuda kümeside devirip yumurtayı almış keloğlana pişirip yedirmiş. "ee artık karnında doydu git zıbar" demiş. çaresiz keloğlan odasına dönmüş. ancak aklına yeni bir fikir gelmiş. odadan çıkmış. beni yine uyku tutmadı çünkü anam bana yatmadan evvel muhakkak taze karılmış ayran içirirdi demiş. dev anası "la oğlum manyak mısın polis misin" bu saat ne ayranı sktir git zıbar demiş. ama kel inat etmiş. ayranı içmeden uyumam demiş. neyse dev anası ayran yapmaya girişmiş. ayranı keloğlana içirtip odasına yolcu etmiş. keloğlan odsında biraz dolanmış saat gecenin ileriki bir vaktiymiş. biraz daha zaman kazanmam lazım diye düşünmüş. çıkıp dışarı son hamlaesini yapmış. dev anası sbaha karşı iyice sersemlemiş neredeyse kendi uyuyacak hale gelmiş. lan kel başımın belası mısın, zıbar skerim belanı demiş. keloğlanda anam bana yatmadan evvel dereden elekle su getirirdi, dere suyunu içmeden uyuyamam demiş. dev anasıda evde su var. bundan iç işte diye çıkışsa da. bizim kel direnmiş.illede dereden elekle gelmiş sudan içeceğim diye. aptal dev karı olayı çakozlayamamış. eleği kaptığı gibi dereye koşmuş. ancak oda nesi. eleği dereye daldımış çıkardaığında içinde su yok. o zaman dank etmiş elekle su taşınmayacağı. ama what fayda?
    sabah olmuş, ortalık aydınlanmış. bizim keloğlanda fırlayıp kaçıp gitmiş anasının yanına..
    dev anasıda elinde elekle ağzını burnunu yamarak eve dönerken bir de ne görsün kel in peşindeki kurt evin etrafında dolaşıyor.. (arkası yarın: dev anasıyla kurdun macerası)
    #20092077 :)
  11. 11.
    bi adam gidiyomuş sonra ağaç çıkmış. adam ağaca çıkmış. ağaç durmuş. ağaçlar dururlar. sonra yel esmiş, gök gürlemiş. sonra adam birini grmüş. yaklaşan korkunçlu hayaletmiş.
    #22181281 :)
  12. 12.
    Bu dunyadaki en korkunc hikayeyi "ölmek isteyen bi cocugun"gozlerinde okursunuz.Zira hangi cocuk olmek ister ki ??cocuk bu dersiniz.Hic "bir"cocuk olmek ister mi ???istemez gibi gelir size.
    #24062919 :)
  13. 13.
    Küçükken rüyamda gördüğüm yeşil cadıyı anlatayım. Yaşımı hatırlamıyorum ama baya bi küçüktüm. Neyse
    Hemen hemen her gece gördüğüm bu rüyada karanlık bir geceydi. Tek katlı bir şatoya doğru yürüdüm. Bu yesil cadı aniden önüme çıkar ve bwni korkuturdu. Daha sonra zindana atardı. Cadının yüzünü hala hatırlıyorum. Geceleri uyurken tedirgin oluyordum acaba yine görecek miyim o cadıyı diye. Amk cadısıbir huzur vermemişti insana.
    #25894967 :)
  14. 14.
    auwwww ! tüylerim diken diken oldu ! dostlar evde yanlızım ! evde öküz gibi bir ev kocaman ve ürkütücü...şuanda ciddi ciddi içeriden acayip tıkırtılar duyuyorum...ve koridorda anlamzsız gölgeler görüyorum...sanki fısıldama sesleri geliyor...noluyoruz olum lan !
    #26128653 :)
  15. 15.
    aşırı korkunç mizah içerebilir.
    Temel ile Dursun Trabzon'da kazı yapıyorlarmış. kaz ölmüş.
    #26135301 :)
  16. 16.
    Psikolog adayı, stajyer arkadaşımdan ;

    --spoiler--

    Staj döneminde ki bir Psikolog adayıyım.

    Böyle şeyler anlatılmaz ama yardıma ihtiyacım var.
    Bir hasta var, 10 yıl önce evlenmiş ve gerdek gecesinden sonra ona bir cin aşık olmuş onunla ilişki yaşamaya başlamış. Ama öyle bir şey ki dinde ki herşey uyuyor.

    1.8 Yıldır evini hiç temizlememiş.
    2. Tuvalette buluşuyorlarmış hep.
    3. Ona çok yakışıklı gorunuyormuş.
    4. Zamanla cinlerin dilini ögrendigini söylüyor.
    5. Sabahlara kadar onunla oturuyormuş.
    6. Tam 8 yıldır cenabet geziyormuş, abdest almasina izin vermiyormuş.

    Şimdi sorunum şu, ben olaya dini açıdan da bakıyorum ve böyle bir durum olduğunu biliyorum. Cinlerle ilişki yaşamak mümkün.
    Ama hocam Ateist ve Şizofreni tanısı koydu. Zaten cinlerle alakadar olanlar da Şizofreni belirtileri oluyor onda sorunum yok. Ama bu yeterli degil ki şu anda. Yaşadıkları gerçek.

    --spoiler--
    #26419068 :)
  17. 17.
    kafayı mı yiyiyorum bilmiyorum ama iki gündür evden tıkırtılar gelip duruyor. ama evin içinden yani odalardan.
    dün akşam parfümüm kaybolmuştu her yeri arıyorum yok. şifonyerin üstünden başka yere koymam imkansız. sonra döndüm arkamı, tekrar döndüm şifonyere üstündeydi. tırstım biraz tabi ama geçti gitti. aradan yarım saat geçmedi, oturuyorum internetteyim. birden sigortalar attı, gitti elektrikler. içerden gelen sesler de fazlalaştı... neyse arkadaşla hallettik sigortayı falan da insan tırsıyor tabii. iki gündür tuvalet aynasına bakamıyorum. zaten bu eve geldiğimden beri halüsinasyon görmeye de başladım. yok mu doktor buralarda?
    #26419172 :)
  18. 18.
    bundan yıllar önce bizim köy mezarlığına alkol almak için gitmiştik. genelde mezarlıkta kimse olmadığı için gençler burayı seçerler ailelerinden uzak ve rahat oluyor diye. her şey yolunda mezarlığın duvarında üç arkadaş oturuyoruz ve sohbet ediyoruz. derken güzel sohbet kafalar çıtır bir şey fark ettim. yanımızda olan diğer arkadaşımız hiç sohbete katılmıyordu ve mezarlığa doğru bir yere odaklanmış gözlerini kırpmadan bakıyordu. kendisine "kanka ne yapıyorsun ya sen" dediğimde bir iki saniye durup gözlerini bize çevirmeden "orada" dedi. bir anda kan beynime çıkmıştı ve gözlerim yaşarıp tüylerim diken diken olmuştu. kendisini sertçe dürtüp "lan saçmalama bak ne diyorsun sen?! ne orada!?" diye bağırdım zaman birden ayağa kalkıp "aaaa!!" diye bağırdı ve mezarlığın içine doğru depar atarak koşmaya başladı. biz ne olduğunu anlamadan karanlıkta kaybolmuştu bile. faruk ve ben mezarlığa peşinden gitmek için cesareti kendimizde bulamayıp köye doğru koşmaya başladık ve gördüğümüz ilk kişiye yaşadıklarımızı anlatacaktık. köy kahvesine ulastığımızda bir şok daha yaşadık ve karşımızda gözlerini bize doğru dikip bakan az önce mezarlıkta bıraktığımız arkadasımızı görmüştük. bu nasıl olabilirdi ki o'nun bizden daha önce oraya varması imkânsızdı. yanına doğru korkarak yaklaştık ve "sen bizimle oyun mu oynuyorsun o mezarlıktaki hareketlerin de ne demekti?" diye sordum. Suratımıza şaşkınlıkla ve ne olduğunu anlayamamış bir tavırla "neden bahsediyorsun kanka sen, hiç bir şey anlamadım" dedi. "Lan az önce mezarlıkta içiyorduk birden bire bağırarak mezarlığa doğru koşmaya başladın dalga mı geçiyorsun bizimle sen" dediğimde kahve sahibi yaşlı amca kulak misafiri olduğu bu olaya aradan atlayarak bir şok daha yaşamamıza neden olacak cümleyi kurdu "bu çocuk tam iki saattir burada yeğenim" yıkılmıştık. Tam üç saattir beraber takıldığımız adam aslında hiç bizimle olmamıştı. Peki o yanımızdaki arkadaşımız sandığımız bizimle beraber alkol alan kim, bunları düşünmek cıldırmama neden olabilirdi. Sakin olup durumu anlatmaya çalıştım ve herkes şok olmuş bir biçimde bizi dinliyordu. Bu yaşananlar herkesi derinden etkilemişti fakat bize inanamıyorlardı.

    Gece eve gitme saatim geldiğinde beraber olaya tanık olduğum arkadaşımın da benimle beraber kalmasını istedim, çok korkuyordum. Ne yapacağımı bilemiyorum. Beraber eve girdiğimizde tüm ışıkları açtık tv'yi de eglenceli bir kanala zaplayıp olayın etkisinden az da olsa kurtulmaya çalışıyorduk. Bu gece kesinkikle uyuyamazdık.

    Aradan bir iki saat geçmişti, biz sakince oturup TV izliyor olayı hatırladıkça gözlerimiz doluyor tüylerimiz dikiliyor sadece sabah olsun istiyorduk. saat gece 3 sıraları falan esrarengiz bir şekilde çalan kapının sesiyle birden ayağa kalkıp birbirimize baktık. faruğun suratındaki çaresizliği görmem kendi çaresizliğimin aynasıydı. Kim di gelen? Bu saatte kim gelebilirdi? Pencereden perdeyi aralayıp baktım ve hayatımda bu kadar hiç korktuğumu hatırlamıyorum. "o" kapının önündeydi. Mezarlıkta bıraktığımız aslında hiç yanımızda bile olmamış arkadaşımız kapının hemen önünde bekliyordu. 10 dakika geçmişti ve kapı sesi her defasında biraz daha şiddetli bir şekilde çalınıyordu. Açmamaya kararlıydık, açamazdık, başımız beladaydı. "O" bizimle uğraşıyordu.

    Biz artık korkunun tamamen üzerinde bir şey yaşıyorduk. Biz açmadıkça o çalmaya devam ediyordu. Bir zaman sonra kapı sesi kesilmişti. faruk ve ben evde hiç birbirimizin yanından ayrılmıyor ve kâbusun bitmesini, adeta rüyadan uyanmayı diliyorduk. Ortalık sessizleşmişti kapı artık çalmıyordu.televizyonun sesini kısıp etrafı dinliyor sanki dilimizi yutmuşçasına konuşamıyorduk bile.

    Gecenin ikinci şoku elektriklerin kesilmesiyle başladı. iki saniyelik bir kesinti sonrası etraf tekrar aydınlanmıştı. biz birbirimize sarılıp dua etmeye başladık. başka elimizden bir şey gelmiyordu. Elektrikler tekrar kesildi ve tekrar geldi. bir saniyelik aralarla ışıklar sönüp tekrar yanıyordu. artık sadece ölmek ve bu olaydan kurtulmayı diliyordum. Işıklar daha sık aralıklarla yanıp sönüyordu. Dış kapıdan gelen tıklama sesi tekrar başlamıştı ve ses dış kapıdan oda kapısına geçmişti. " o içerideydi" oda kapısını çalıyor ışıklar yakıp söndürüyordu. Birden ışıklar söndü ve kapı kendi kendine yavaş yavaş açıldı. Faruk ve ben birbirimize sarılıp kapının olduğu yere bakmamakta gayret ediyorduk. Kapı sonuna kadar açıldı ve içeri bembeyaz yüzlü, parıl parıl parlayan kırmızı gözleriyle kulakları büyük ve sivri, dudakları olmayan ve dişleri sivri sivri bir mahlûk üzerimize geliyordu. Sivri ve uzun tırnaklarıyla elinde tuttuğu eğri eğri sopasını bize doğru uzatarak "siz" dedi. Korkudan bağırıyor fakat Sesimiz çıkmıyordu. ağlıyor ve sadece çaresizce yüzüne bir kez baktığımız mahlûkun kalın ve çatallı sesini duyuyorduk. Devam etti " siz, bu gece cehennem için çağırıldınız, orada artık sizin için bir oda ayrıldı ve ben de sizi oraya götürmek için görevlendirildim, şimdi benimle gelecek ve işlediğimiz günahların cezasını çekeceksiniz" diyerek iyice yanımıza yaklaşmıştı. Etrafımızda madde, mekan ve zaman birden yok olmuştu sadece o yüzüne bile bakamadığımız mahlûkla aranızda bir metre bile yoktu. Birden ikimiz de bayılmıştık ki ter içinde kalmış vücudumla sabaha bağırarak uyanmıştım. Her şeyin bir rüya olduğunu anladığımda tamamen rahatlamıştım ve büyük bir ohh çekerek güneşin verdiği huzur ile güne başladım.

    Hikaye: king akabe.
    #26454111 :)
  19. 19.
    --spoiler--
    (Internetten alıntıdır)
    yıl 1957. anadolu'nun küçük bir köyü.
    olayları annemin ağzından dinliyoruz; "...o zaman çok küçüktüm. zar zor
    hatırlıyorum. bizim köyde bi kadın öldü.
    çok illet bi kadındı hiç kimseyle
    geçinmez, herkesle kavgalı bi kadındı.
    ne zaman birine sinirlense "ölünce
    inşallah cancoloz olurum da seni çağırırım" derdi. pek seveni yoktu. bu kadın öldükten bi kaç ay sonra köyde
    ilginç ölümler başladı. ölen kişi ilk önce
    bu kadını rüyasında gördüğünü ve
    kendisini çağırdığını söyleyip bir kaç gün
    sonra basit bi nedenden dolayı
    ölüyordu. köyün ileri gelenleri konuyu ilçe
    müftüsüne danıştılar. müftü o kadının
    mezarının açılması gerektiğini ve başı
    vücudundan ayrıldıktan sonra başını
    ayaklarının arasına alıp tekrar
    gömülmesi gerektiğini bir yazıyla jandarma'ya bildirmiş. jandarma da
    gerekli güvenlik önemlerini aldıktan
    sonra mezarın açılmasına resmi olarak
    izin vermiş. (bakın bu olaylar resmi
    olarak türkiye'de oluyor. ne kadar ilginç
    değil mi?) mezarın açılacağı gün gelip çatınca köy
    ahalisi köy meydanında toplantı.
    kadının yakınları mezarın açılmasına
    karşı çıktı. kadının kızının dedikleri hala
    aklımda "inşallah sizi de çağırır!",
    "pişirin de etini yiyin!" vs vs.... müftü, jandarma ve köylüler eşliğinde
    mezar açıldı. ortaya çıkan görüntü
    karşısında nöbet bekleyen jandarmalar
    bile kaçtılar. annem de beni
    uzaklaştırdı. mezarın başında sadece
    3-4 köylü kaldı. bunlardan biri de dedem. bundan sonrasını anlatanlardan
    biliyorum.
    --spoiler--
    #27885100 :)
  20. 20.
    - Çöl cini (p.1 / 2) (Alıntıdır)
    Arkadaşlar, bu anlatacağım hikaye bir
    kitaptan alıntıdır. Sizi temin ederim ki
    gerçektir.... Bir tüccar gurubu, mallarını
    satmak için develerle çölü
    geçmekteydiler. Vakit akşam olunca çölün aşağı yamaçlarında bir yerde
    konaklamaya karar verdiler ve
    çadırlarını kurdular. Çölü iyi
    bildiklerinden nerde konaklayacaklarını
    ve nerede su olduğunuda iyi biliyorlardı.
    içlerinden biri, arkadaşlarına dönerek, "Şu tepenin arkasında su var. Ben, biraz
    su alıp geliyorum." diyerek aralarından
    ayrıldı. Aradan belli bir süre geçti ki ne
    gelen var ne giden. içlerinden bir diğeri,
    "Ben ona bakmaya gidiyorum. Başına
    bir iş gelmiş olmasın." diyerek tepeyi aştı ve gözden kayboldu. Bir süre sonra
    o da geri dönmeyince, diğerleri de
    gittiler; fakat giden geri dönmüyordu.
    En sonunda kervanda bulunan genç ve
    güçlü bir tanesi, yanına kılıcını ve bir
    arkadaşını alarak tepeyi aştı. Arkadaşı, ''Aman Ya Rabbi!'' dedi. ''Bir kadın var
    çırılçıplak ve çok güzel. Bizim arkadaşlar
    da orada eğleniyorlar. Ben de yanlarına
    gidiyorum.'' dedi ve hızla güzel kadının
    yanına koştu. Genç ve güçlü olan onun
    peşinden ağır adımlarla gidiyor ve onu engellemeye çalışıyordu. Adam, kızın
    yanına vardığında herkesin parçalanmış
    ve organlarının etrafa saçılmış olduğunu
    gördü. O güzel, çıplak bayan da baş
    uçlarında oturuyor ve cesetlerini
    kemiriyordu. Adam, öyle korkmuştu ki bir anda dizlerinin üzerine düştü. Bunu
    farkeden kız, arkasını döndü. Ağzının
    kenarları kanlı, gözleri ateş kızılıydı.
    Tırnakları ise bir deveninki gibiydi..
    Uzun saçları adamı ensesinden kavradı
    ve bir hamlede eliyle ciğerini söküp yanına bıraktı.. Kuvvetli olan, bu vahşet
    sahnesi karşısında sanki kılıcını
    kaldıramaz duruma gelmişti.. Sonra kız,
    gözlerini ona dikti. Ayakları yere
    basmıyor ve inanılmaz hızlı hareket
    ediyordu. Yaşadığı şoktan eli ayağı tutmaz duruma gelen genç, son söz
    olarak kendisine yaklaşan cine karşı
    Allah'a dua etti. Elinde birdenbire bir
    dua belirdi.. Genç, hızla duayı okudu.
    Duayı okumasıyla birlikte gökten bir
    yıldırım indi. Kıza öyle bir çarptı ki; kız, avret yeriden alnının çatısına kadar
    yarıldı.. Genç, şok içerisinde kervana
    döndü ve elindeki kağıtta yazan duayı
    kervancıbaşına gösterdi. Olan biten
    herşeyi de anlattı. Kervancıbaşı, pek dini
    bütün bir insandı.. Çöl cinlerini de duymuş olacaktı; ama inancı ve bilgisi
    zayıf gencin ona sorduğu soru farklıydı..
    "Ey kervancıbaşı, bu dua nedir neyin
    nesidir?" Kervancıbaşı, duayı görünce
    gözleri faltaşı gibi açılıverdi.. "Ey genç
    insan, işte kasların ve gençliğinin yetmediği bu hususta sana yardımcı
    olan dua, bir Kur'an ayetidir. Bu, Bakara
    Suresi 255'nci ayettir. Yani Ayet El
    Kürsi...!"
    #27921618 :)
  21. 21.
    Gözlerimle şahit oldum öncelikle şunu söyleyim inanmayabilirsin, anlattığım kişilerin çoğu inanmıyor fakat yaşayanlar hak veriyor. Biraz uzun sıkılabilirsin okurken.

    Benim iki kız arkadaşım vardı Eskişehir'de öğrenci daha önceden tanıyordum normalde istanbul'da yaşıyorlardı, üniversiteyi kazanınca buraya yerleştiler neyse ev felan bulduk.

    Beni çok severlerdi, her sabah kahvaltıya, her akşam yemeğe hatta gece kalmaya bile giderdim. ikisinide bacım olarak görürdüm. Kız kardeşim ve ablalarım gözümde nasılsa onlarda öyleydi.

    Neyse buraya yerleştiler git gel 1 sene geçti sınıflarını geçtiler, memleketlerine döndüler. Okul dönemi geri geldiler, yine aynı muhabbet işte ben giderdim onlar gelirdi.

    Birgün gece beni eve davet ettiler hasan gelirken film al seyredelim bi kaç arkadaş daha var diye.

    Neyse gece gittim komedi filmi seyrettik Saat 3 oldu. Kızın birinin ismi Ayşen. Diğerinin Derya.

    Ayşen ben tuvalete gidiyorum dedi gitti, arkasından büyük bir çığlık erkek olarak evde tek ben varım. Korktum, hemen arkasından gittik. Ne oldu dedim ya aynada Derya'nın suratını gördüm dedi, hadi ordan felan dedim. Kolanya felan sürdük suratına içeri geri geldi tekrar. Ayşen dedim şu olayı anlat tekrar lütfen, 4 kişi pür dikkat onu izliyoruz.

    Ya işte tuvalete girdim tam elimi yıkıyacağım Derya'nın suratını gördüm bana benim olacaksın diye seslendi ve bir anda elimin üzerinde bi şey hissettim normal bi el vardı dedi. Hatta eline felan vurmuş eli kıpkırmızıydı. Ben cidden inanmaya başlamıştım çünki bizlerin muhabbetleri çok farklıdır, kimse kimseye kolpa, yalan yapmaz. Şaka hiç yapmaz. Hepimiz delikanlı, hanımefendıyızdir.

    Dedik işte bakalım yarın ola hayrola.

    Gece Derya ile ikisi yatar odalarında. Diğer kız arkadaşları eve bıraktım geri geldim ben. Hasan dedi sen burda kal ne olur ne olmaz, tamam dedim kaldım. Gece 4 gibi yattık, tabi ben uyuyamadım aklıma hep o geldi. Her 10 dk. da bi gittim kontrol ettim.

    Neyse geri odama geldim sigara içiyorum. Derya ve Ayşen sanki birisi öldürüyormuş gibi çığlıklar atmaya başladılar, acayip korktum hatta donuma bile yaptım yalan yok.

    Koşa koşa gittim ne oluyor ya kafayı yiyeceğim dedim ben ağlıyorum artık ya korkudan. Hasan aynaya bak kafanı çevir dedi. Döndüm baktım aynanın üstünde siyah bi kolsuz body. Ee ne var bunda dedim. Ayşen dedi ki, Hasan benim üstümdeki Body'ye bak birde ona. Baktım her ikiside aynı Body. Sen mi koydun buraya bunu dedim hayır manyakmısın ben koymadım dedi. Hasan napıcaz felan dediler bilmiyorum dedim. Aldım aynanın üzerindeki Body'yi kızlarıda aldım dedim yürüyün bizim eve gidiyoruz neyse çıktık eve geldik. Bakın dedim gözünüzün önünde body'yi yakıyorum. Harbi harbi yaktım yani. Sonra bizim eve gittik uyuduk.

    Olay üzerinden 1 hafta felan geçti Derya'nın doğum günü var evde kutluyacağız. Yine doluştuk neyse, gece 2 oldu herkesi yine eve bıraktım. Yine Derya, Ayşen ben kalıcaz.

    Herşey unutulmuştu, rahat rahat güle oynaya oturuyoruz felan. Ayşen'in dolabında PS2 var dedim Ayşen çıkar şunu senle bi maç yapalım. Tamam dedi gitti getirmeye, odaya gitti ağlayarak geri geldi. Allah kahretsin yine ne oldu yine mi o dedim. Hasan ne olur gel dedi.

    Odaya gittim dolabı aç dedi, dolabı açtım birde ne göreyim. O benim yaktığım Body üstü kırmızı kanla bulanmış duruyor. Oturdum ağladım aynı zamanda korkuyorum. Aldım oradan onu tekrar dışarı çıktım tekrar yaktım. Tabi yine bizim eve gittik bizde kaldık, olaydan sonra 3 - 5 gün gitmedik eve biraz da olsa unutuldu. Tekrar evlerinde gittiler bi 3 - 5 gün daha geçti olaysız.
    Bi akşam, yemeğe çağırdılar bu sefer ben yanımda bi erkek arkadaşımı aldım ne olacaksa bu gece olsun dedim. Gece oldu yatıcaz herhangi bi olay yok. Biz arkadaşla uyumadık ellerimizde beyzbol sopası kapıda bekliyoruz. Sonra Ayşen uyandı ben size bi kahve yapayım için dedi, neyse kahveleri içtik. Ayşen tekrar uyumaya gitti, tamam beklemeyin bişey oldugu yok yatın dedi saat 05.00 bu arada. Tamam dedik biz odaya gittik sigaraları yaktık bizde uyku yok tabi. Saat 05.30 oldu. Dedim Tolga şunlara bi bakalım tamam Hasanım gel bakalım dedi, gittik odanın kapısını tıklattım ses yok. Arkasından köpek gibi vuruyorum kapıya kırılacak resmen ses yok hala. izinsizde girmek istemiyorum ben şüphelendim. Tolga kapıyı açalım girelim sinir krizi geçireceğim dedim. Kapının kolunu aşağı indirdim kilitli. Şaşırdım ağzım açık kaldı. Tolga, Hasan var bu işte birşey dedi. Tolga dedi ki Hasan kapıyı kıracağım kır dedim. Kapıyı kırdık içeri girdim Ayşen dedim ışığı yaktım. Yatakta ne Derya ne Ayşen. Yatak toplanmış bi şekilde kimse yok. Hemen ayna geldi aklıma döndüm baktım Derya'nın resmi orada. Ama bildiğimiz fotoğraf değil, sanki aynanın önünde Derya duruyor onu görüyoruz. Tolga baktı Hasan bu ne dedi şaşırdı oda korkmaya başladı.

    Neyse evin içinde her yerde arıyoruz. Tolga salona bakıyor ben mutfağa, Tolga bağırdı. AMAN TANRIM OLAMAZ BÖYLE BiRŞEY ( kekeleyerek ) HASAN ÇABUK BURAYA GEL ÇABUK. Koşa koşa gittim camdan bak Hasan dedi. Baktım Derya'da Ayşen'de kaldırımda oturmuş sigara yakıyorlar. Hemen aşağıya koştuk. Dedim napıyorsunuz burda bu arada ağlıyorum ben sinirden. Ne varki Hasan oturuyoruz sigara içiyoruz burda canımız sıkıldı dedi Ayşen. Nasıl indiniz nasıl çıktınız buraya sigarayı nerden buldunuz kapı nasıl kilitlendi neden aynada Derya'nın fotoğrafı var dedim. Hasan bizi buraya o getirdi, hatta gelmemizi o istedi. Biz ne kapıdan nede başka bi yerden çıktık. Birden burda bulduk kendimizi dedi. ikiside ağlamaya başladı. Yürüyün yukarı çıkıyoruz dedim, yukarı çıktık kapıyı açtık ve yine o Body kapının önüne serilmiş bi şekilde. ALLAH KAHRETSiN NELER OLUYOR DEDiM. Ben dedim bu evde kalamam gidiyoruz hadi dedim. Ayşen ben gitmem o çağırıyor içeri girmem lazım dedi. Ayşen ne oluyoruz derken Ayşen küt girdi içeriye. Kapıyı kapattı. Hemen çilingir çağırdık açtırdık kapıyı. içeriye girdik Ayşen uyuyor. Sabah bu arada 6.30 felan oldu. Neyse o gün uykusuz geçti. Öğlen saat 14.00 civarı eve 3 adet hoca çağırdık ikisi imam diğeri bu işlerden anlayan bi hoca. Ayşeni okudular üflediler felan.

    Ayşen çok güzel bi kızdır gerçekten. Dediki imamlar evladım arkadaşınıza musallat olmuş o 3 harfli. Genelde evde yanlız kalan böyle güzel kızlara musallat olur onu kendisine sevgili olarak görür. Bu kızın sevgilisi olduğunda o sevgilisine zarar verir. Kızı her zaman korur bi zarar gelsin istemez dedi. Ee dedim ben hep burda kalıyorum bana zarar vermedi dedim, sen onları koruyorsun o yüzden sana zarar vermemiş dedi. Eğerki onlara zarar veriyo olsaydın seni öldürebilirdi dedi.

    Peki dedim napıcaz? Evi değiştirelim evi değiştirmekle olmaz direk kıza musallat olmuş dedi. Neyse evi değiştirdik hemen başka bi yere yerleştiler. Evin her tarafını Dua'larla donattık, her tarafa Dua astık. Kızlar Kur-an felan okumaya başladılar. Her türlü hocaya gittik.

    Şu anda olayın üstünden 1,5 sene geçti. Kızlar hala burda. Son 1 senedir herhangi bi olay olmadı. Açıklığa kavuştu kızlar rahat ben rahatım. Evde kesinlikle kısa kollu bile dolaşmıyorlar artık, açık saçık giyinmiyorlar. Banyo bile yapmıyorlar evde başka kız arkadaşlarının evinde banyo yapıyorlar.

    Hepimiz rahat bi nefes aldık. Ben olayı halen çözmüş değilim o kadar Profesöre felan gittik, bi çözüm bulamadılar.

    O 3 harfli Ayşen'den hoşlanıyor fakat neden Ayna'da Ayşen Derya'yı gördü. Sonra neden Tolga ile ben Ayna'da Derya'yı gördük? Neden dışarıya çıkarttı onları? Neden yanına almadı? Neden o Body'ye bu kadar taktı.

    Kafada kalan soru işaretleride bunlar. Benim halen aklımda bu olay. Bütün kız arkadaşlarımı uyardım hepside artık dikkatli davranıyorlar.

    Allah kimsenin başına vermesin çok kötü bir olay.

    (not: alıntı)
    #27921759 :)
  22. 22.
    --spoiler--
    Bataklıkta uyuyan
    genç (p.1 / 1) 1985-1986 yıllarıydı. Pazarcılık yapan
    bir arkadaşımın başından enteresan bir
    olay geçmiş. Arkadaşım, bir akşam üstü
    evinde otururken kapı çalınıyor. Bir
    arkadaşı ağabeyinin askerden gelmek
    üzere olduğunu ve birlikte karşılamaya gitmek istediğini söylüyor. Arkadaşım
    da hazırlanarak iniyor ve birlikte yola
    çıkıyorlar. O zaman yan tarafı bataklık
    olan bir yol vardı. Yolda ağabeyinden
    bahsediyorlar. Adam, "Burası daha
    kestirme..." diye onu bir başka yola çekiyor. Tam o sırada akşam ezanı
    okunmaya başlayınca adam kayboluyor.
    Arkadaşım uyanıyor, kendini dizlerine
    kadar bataklığın içinde buluyor, çok
    korkuyor. Doktorlara, cinci hocalara
    gitti. Üç-dört ay kadar tedavi gördü.
    --spoiler--
    #27922283 :)
  23. 23.
    Ben bizzat kendi başımdan geçen bir olayı sizlere aktarmak istiyorum . Bursa'da ikamet eden yazarların bileceği üzere setbaşının altında tarihi bir köprü vardır ki ismi ırgandı köprüsüdür. Geçmiş gün hatırlamıyorum annem beni o gece bir nedenden dolayı ırgandı köprüsünün hemen altında ikamet eden halamlara bırakmıştı. Yaşım 10-11 civarlarında olması lazım. Daha ilkokul çağında bıyığı terlememiş bembeyaz bir çocuktum. Etrafımda uçuşan simsiyah siluetler ve bulanık görüntülerden başka hiç bir şey hatırlamıyorum. Gecenin bir vakti aniden kalkıp dereye inmişim. Kendimi gecenin saat üçünde üzerimde bembeyaz bir örtü gerilmiş halde kurşun döktürürken buldum. Ulan bunlar ne yapıyorlar acaba derdim, aradan bir kaç sene geçti her şeyi anladım . Hala neden bana o gün söylemediniz dedim, korkudan altına sıçardın dedi, sustum bende, konuşmadım.
    #27922542 :)
  24. 24.
    Bir sabah bir uyandım fb veya bjk şampiyon olmuş,hakikaten korkunç..
    #27922557 :)
  25. 25.
    @4
    @9
    @23
    @28
    @29(en ürkütücüsü)

    Yukarıdaki hikayeler dışındakiler okumaya deymez.

    Edit: korkarım diye okumayanlar; merak etmeyin pokemon izleyince geçiyo.
    #28297386 :)

korkunç hikayeler ile alakalı başlıklar