bugün 857 başlık

koçero

  1. 13 13
    Koçero bir dağ çekirgesinin gecede irkilmesidir
    Bir belirsiz karanlıktan
    Bir belirsiz karanlığa
    irkilip uçmasıdır
    Bir dağ çekirgesinin
    Bir kurdun kaçmasıdır kendi karaltısından
    Yamaçtan bir taşın yuvarlanması
    Bir pınarın durup durup akması
    Bir çift gözün karanlığa bakması
    Şimşeklerin uzak uzak çakmasıdır dağlarda
    Bir mavzerin yanlışlıkla patlamasıdır
    Bir geyiktir koçero
    Sekerken taştan taşa kırılmış bilekleri
    Tırnakları kekik nane ve menekşe kokulu
    Tırnakları rüzgarlı
    Suçsuz bir geyik
    Avcılar yakalarsa mezedir eti
    Köpekler kovalarsa diş kırasıdır
    Bir okul piyesidir koçero
    Açış konuşmalıdır ve halaylı türkülüdür
    Müsamere derler adına oralarda
    Kaymakamlı savcılı ve çavuşludur
    Biletlidir ve yoksullar yararınadır

    Muhtara sorarsanız
    Bizim serseri veli
    Marabaya sorarsanız
    işini bilmemiş deli
    Köylüye sorarsanız
    Ekmeksiz garibin teki
    Çocuklara sorarsanız
    Yüce dağlar aslanı aslan koçero
    Kimsesize sorarsanız
    Hükümet bilir onu
    Candarmaya sorarsanız
    Devletin dağlarda silah çatması
    Vurguncuya sorarsanız
    Yolkesici yağmacı
    Soyguncuya sorarsanız
    Devletin acizliği
    Sağcıya sorarsanız
    Siktiret pezevengi
    Solcuya sorarsanız
    "ferman padişahın dağlar bizimdir"
    Erzurum da kol başıdır
    Erzincan da deli daylak
    Pir sultan yoldaşıdır sivas ta
    Bir "kılıcı kanlı" van da
    Mardin de bir
    Gözükanlı kaçakçı

    Diplomata sorarsanız
    Turistik bir serüven
    Kaymakama sorarsanız
    "ahval-i adiye"den
    Sosyeteye sorarsanız
    Eğlenceli bir briç
    Sorarsanız bezirgan filimciye
    Gişelik bir senaryo
    Sorarsanız bürokrata
    Atatürk'ün gardrobuna
    Tükürmüş biri
    Hümaniste sorarsanız
    Fransızca bilmeyen
    Montenyi den anlamıyan
    Mitologya tragedya
    Hümanizma helenizma
    Hiçbirinden çakmayan
    Bir yörüktür koçero
    Ne anlar rönesanstan
    Ne anlar restorasyondan

    herhangi bir olgunun "görece" olmasının anlatabilecek en güzel örneklerinden biridir koçero, hasan hüseyin korkmazgil'in şiiridir...
    #1208321
  2. 2 2
    Dünyayı, yaşadığım coğrafyayı, insanları, sesleri, renkleri, kokuları velhasıl çevremde var olan tüm canlıları algılayıp, tanımaya başladığım dönemlerde, onun ismini de duymuştum. Siirt'te doğup büyüdüğüm evin yanı başındaki değirmen irisi un fabrikamızda, ordu için öğütülen buğdayı korumakla yükümlü askerlerle yaptığım hoş sohbetlerde, 'Koçero'yu 'eşkıya' diye tanımlıyorlardı. Aynı evimizin yanında belirli dönemlerde konaklayan göçer Kürtler de, onu peygamberleştirip, adeta koruyucu melekleri gibi görüyorlardı. Koçeroyu çok merak ediyordum. O dönem Siirt hükümet tabibi olan dayım Vehip Arıkan, bir keresinde onu tedavi ettiğini söylediğinde, saatlerce dayımın peşinden ayrılmayıp, sorular sormuş, onu minik beynimde adeta dört boyutlu bir hale dönüştürmüştüm.

    iri yarı, masallardaki pehlivanlar gibi güçlü kuvvetliydi. Tıpkı asker ağabeylerin ellerinde tanıdığım mavzer tüfeklerinden taşıyordu. Mermi şeritleri vücudunu çapraz bir şekilde sarıyordu. O, benim için bir devdi adeta. Aynı dönemde, yine onun kadar ünlü Hamidolar, Hekimolar vardı. Bence, hiçbiri Koçero gibi değildi. En azından benim kafamda.

    Haksızlığa karşı baş kaldırıp, coğrafyamın vahşi dağlarında o yandan bu yana gezinen, uğruna savaştığı namusu, onuru için bölgedeki feodallere karşı gelen ve ne yazık ki, feodallerin yanındaki devlet güçlerini de karşısına almak zorunda kalan bir Koçero... Onunla hiçbir zaman tanışamadım. Kitabında tanımayı düşündüğüm bu yiğidin yanına sokulmuş, dünyasına girmiş ve o dönemlerde benim kafamdan geçen soruları kendi diliyle anlatan Mehmet Ali izmir'i okuyun. Okuyun ve kendinizi benim coğrafyamın kekikler, ıçkınlar, bıttımlarla dolu dağlarını, o dağların eteklerindeki yaşamı içinize iyice çekin.

    Coşkun ARAL
    #2202980
  3. 0 0
    1960 - 1970 yıllarında birçok adam öldüren Koçero lakaplı ünlü eşkıya Mehmet Kilit, Siirt'in Dodan Kampı yakınlarında girdiği çatışmada öldü.
    #2202992
  4. 1 1
    koçeronun * oğlu M. Nuri Kilit, TEMSA otobüs firması tarafından 2005 yılında Türkiye'de yılın şoförü seçilmiştir.
    #2202997
  5. 1 1
    bir ünlemdir koçero , sıgmaz okul kitaplarına , bir uzun masaldır ki kocero , dagların daglara yaslandıgı , gecitlerin gecitlerin birbirine küstügü yerde dir , yatar türkülerde upuzun agıtlarda fidan fidan kocero !

    gocunmayın güzel beyler,hanımlar. alınıp incinmeyin. Koçero bir vatandır yaşanılır bi vatandır yaşanır boydan boya , kocero bir vatansızlıktır. mauserleşmiş bir hakıslık!

    ve yanıtsız bir dileköedir koçero !
    #2613841
  6. 0 0
    18 yaşında çıktığı dağda 31 yaşında ölmüş son büyük eşkiyadan biri. on üç yıl boyunca dağlarda sağ kalmasının sebebi zekası ve çevresinde dönen menkıbelerdir, cesur bir kişiliğe sahipmiş;ancak ölümü de dağa çıkması kadar ani ve şaşırtıcı olmuştur. evliliğini kaçakken yapmış hatta beş * çocuğu bile olmuştur.
    #2725778
  7. 2 2
    sagciya sorarsaniz
    Siktiret pezevengi
    solcuya sorarsaniz
    "ferman padisahin daglar bizimdir"
    #4064679
  8. 4 -2
    kürtçe göçebe demektir bu lakap. ayrıca siirtli büyük bir eşkiya.
    #4064923
  9. 2 2
    1964 yapımı ümit utku filmi. senarist ve başrol yılmaz güney.
    #4133208
  10. 3 -1
    ahmet kayaya olan hayranlıgımın artmasına sebeb olan eserdir.
    Atatürk'ün gardrobuna
    Tükürmüş biri
    yukarıdaki söylemden dolayı yasaklandıgını duydugum şarkıdır.
    #4133238
  11. 3 3
    hani, kocero bir vazgeciştir, kocero bir ilgisizlik, itilmişlik diyor ya; doğuya yapılmayan yatırımlar, yollar okullar.. cahil bırakılan bir halk. kıro diye nitelediğiniz kenar mahalle cocukları.
    #4365969
  12. 10 -8
    koçero:

    http://img72.imageshack.us/img72/7875/kurthb6.jpg +
    #4366023
  13. 2 2
    Selda bağcan ve Ahmet kaya'nın seslendirdiği türküdür.
    #4744551
  14. 8 5
    ahmet kaya'nın ister beğenin ister beğenmeyin bu ülkede en iyi şiir okuyan adamı olduğunu , kör göze parmak hesabı , gözlere kulaklara soktuğu eserdir.

    gocunmayın güzel beyler hanımlar
    alınıp incinmeyin...
    #4913888
  15. 3 1
    --spoiler--
    siktiret pezevengi
    --spoiler--
    #11663996
  16. 2 -2
    hayatını incelediğimizde türk basınının neden güzvenilmez olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.

    krinolojik olarak bakacak olursak:

    gerçek adı mehmedi ihsan kilit olan koçero hakkında gazetelerde defalarca ölüm haberi yayımlanmıştır.
    örneğin 28.06.1961 tarihinde milliyet gazetesi "20 kişinin katili koçero öldürülmüştür. koçero 20 yıldan beri aranmaktaydı" diyerek sezonu açmış daha sonra ölmediği anlaşılınca

    28.12.1961,
    29.01.1962,
    24.03.1962,
    19.07.1962 tarihlerinde jandarma tarafından sıkıştırılmış ancak yakalanamamıştır.

    30.08.1962 tarihinde bir astsubayı (veli erol) şehit eden koçero ve arkadaşları yine polisin elinden kaçmıştır. 1962 eylülünde bakanlar kurulu koçero'yu ihbar edene para mükafatı vereceğini vaad etmiş ancak sonuç alamamıştır.

    31.08.1962 tarihinde içişleri bakanlığı müsteşarı "koçero'nun yakalanması artık gün meselesidir" demiştir.

    29.09.1962 tarihinde milliyet gazetesi 1.sayfaya şöyle bir manşet atar: "koçero jet uçağı ile bombardıman edildi" . Van'ın arnas dağlarında fundalık bölgelere saklanan koçeroya havadan saldırı düzenlenmiş ve başarı kaydedildiği iddia edilmiştir. hatta uçağın pilotu koçero'yu öldürdüğünü kesin bir dille söylemiştir. ancak bir gün sonra irtibat bürosu bu haberi yalanlar.

    bu sırada özellikle güneydoğu'da koçero bir halk kahramanı olarak anılmaya başlamıştır bile. köşe yazarlarından, gazete manşetlerine, koruculardan köy halkına kadar herkes koçero'dan bahsetmektedir, "ben dağların taçsız kralı koçeroyum" diyen bir deli beyoğlunda bir kilisenin camlarını kırmış hatta bazı bakanlar (sıddık sami onar gibi) koçero'ya benzetilmiş ve eleştirilmiştir.gazetelerde koçero'nun ölüm haberleri çıktığında halk artık haklı olarak bunlara itibar etmemeye başlamıştır.

    03.10.1962 tarihinde koçero'nun trenle yunanistan'a kaçtığı iddia edilir.

    30.10.1962'de koçero'nun suriyede olduğu iddia edilir.

    06.11.1962'de koçero'nun suriye'den isteneceği bildirilir. bir kaç gün sonra suriye polisi de koçero'yu aramaya başlar. bir kaç hafta sonra suriyede koçero olduğu iddia edilen biri yakalanı ancak daha sonra o olmadığı anlaşılır. bir ay sonra bir başkası yakalanır ama sonuç aynıdır.

    devam edecek... (arkası yarın havası yakalamak istedim)
    #11936488
  17. 1 1
    lisede bi şiir dinletisinde duyup yıl boyu burak adlı arkadaşımıza o şekilde seslendiğimiz terimdir. ne zaman duysam suratımda hafif bi tebessüm oluşur.
    #11936885
  18. 3 1
    bu şarkıda adı geçen kişidir.

    http://www.youtube.com/watch?v=VeGChqWBF9A +
    #12627837
  19. 0 0
    selda bağcan'la ahmet kaya'nın tüyleri diken diken eden 17 dklık türküsü.

    mitologya tragedya
    hümanizma helenizma
    hiçbirinden çakmayan
    bir yörüktür koçero
    #12657668
  20. 3 1
    Bir hasan hüseyin korkmazgil şiiridir. Ahmet Kaya - Selda Bağcan düeti bilinir daha çok.

    Koçero - Vatan Şiiri

    keklik serer palazını tenha kayalıklara
    uçurur korkusunu
    kara diken savurur tohumunu
    kurtulur korkusundan
    orda bir dağ
    orda bir taş
    bir pınar
    dağ ardında
    taş ardında
    pınarlı bir kara mavzer
    bıyıkları kartallıda
    başı yağlıklı
    durur dimdik
    bakar dimdik
    bakar barışlı
    bir güvercin pır pır eder ucunda namlusunun
    "tutam yar elinden tutam
    çıkam dağlara dağlara!"
    koçero hep
    durur orda
    dağlarda

    ben türkçe anlatamam
    o kürtçe anlatamaz
    farsça çıkmaz doruklara
    koçero hep
    durur orda
    dağlarda

    ey elleri mis kokulu sabunlarla kurtulan beyler
    şimdi siz
    içebilir misiniz kendi sıcak kanınızı altun taslarda
    geçirebilir misiniz şu yağlı ipi
    kendi güzel ellerinizle
    o güzel boynunuza
    ve şakıyormuşçasına kafeste kanaryanız
    bakıp bakıp zindanlı akşamlara
    yudumlayabilir misiniz soğutulmuş içkinizi?

    dolaşıyor akşam yelinin büyücü parmakları
    çankaya'nın gençirisi kavaklarının gümüşlü yapraklarında
    önce yaprak
    sonra dal
    sonra dallar ipil ipil
    küme küme kavakları çankaya sırtlarının
    çalar gibi bir gizli piyanoda
    sonsuzluğun şarkısını
    ve saksıda soluk alan belkide bir camgüzeli
    bir fesleğen
    bir kaktüs
    tutuşurken ormanlar oylum oylum
    savrulurken kül ve kerpiç
    rüzgarda!
    ey elleri mis kokulu sabunlarla kurtulan beyler
    almış kanlı gömleğini nere gider bu türkü
    sarınmış kıl şalvara
    nerden gelir bu ağıt?

    yığdım kitapları dağ dağ
    çağırdım nemrutu karanlığıma
    bir kucak yeşil yoncayla geldi nemrut
    öptü ıslak gözlerini aç öküzümün

    gocunmayın güzel beyler
    hanımlar
    alınıp incinmeyin
    silah silah çatmayın o güzel kaşlarınızı
    imdatlara saldırmayın
    basmayın düğmelere
    yürekleri hoplatmayın
    güzel beyler
    hanımlar
    zor ve çetin bir ağıttır koçero
    bir gelin ağlar onu
    ben ağlıyamam
    bıyıkları çengel çengel
    bir kardaş ağlar
    acılı bir bacı ağlar
    bağrıyanık bir ana
    ben ağlıyamam!
    ince bir ay batar gider karadağın ardında
    dolanır kerpiç damı ince bir rüzgar
    irkiltir bir gece kuşu
    osmanlı karakollarının duvarlarını
    bir elinde kanlı mendil
    bir elinde kara mavzer
    kimse bilmez nerde nasıl
    taptaze bir
    sımsıcak bir
    gencecik bir ölüdür o
    bir selamdır sımsıcak
    varamamış dostuna
    varamamış koçero
    "leb-i derya" şu saltanat
    şu konaklar şu saraylar şu köşkler
    bu bereket bu bolluk
    bu çılgınca hovardalık
    gocunmayın güzel beyler
    hanımlar
    alınıp incinmeyin!
    kırkbin köyden birer kişi
    göcüyor kırkbin kişi
    kırkbin köyden onar kişi
    göçüyor yarım milyon
    ya ellişer yüzer kişi?
    göçüyor milyon milyon
    vatanda vatan
    güzel beyler
    hanımlar
    kusuyor bütün köyler insanlarını
    kusuyor kasabalar
    baştanbaşa bütün ülke
    kusuyor insanını!
    bu eziklik
    bu hırçınlık
    güzel beyler
    hanımlar
    bu sınırsız tedirginlik
    acaba nerede biter?
    nasıl başlar acaba
    şenlikli günleri bu toprakların?

    bulacak bir gün elbet
    yatağını bu nehir
    durulup dinginleşecek
    birgün elbet bu nehir
    ve çocuklar oynaşacak mutlu çocuklar
    anacan sularında bu mutlu nehrin!

    koçero bir dağ çekirgesinin gecede irkilmesidir
    bir belirsiz karanlıktan
    bir belirsiz karanlığa
    irkilip uçmasıdır
    bir dağ çekirgesinin
    bir kurdun kaçmasıdır kendi karaltısından
    yamaçtan bir taşın yuvarlanması
    bir pınarın durup durup akması
    bir çift gözün karanlığa bakması
    şimşeklerin uzak uzak çakmasıdır dağlarda
    bir mavzerin yanlışlıkla patlamasıdır
    bir geyiktir koçero
    sekerken taştan taşa kırılmış bilekleri
    tırnakları kekik nane ve menekşe kokulu
    tırnakları rüzgarlı
    suçsuz bir geyik
    avcılar yakalarsa mezedir eti
    köpekler kovalarsa diş kırasıdır
    bir okul piyesidir koçero
    açış konuşmalıdır ve halaylı türkülüdür
    müsamere derler adına oralarda
    kaymakamlı savcılı ve çavuşludur
    biletlidir ve yoksullar yararınadır
    festivaldir sosyetede
    modada son buluşlar
    en taze ilişkiler
    gürültülü boşanmalar
    gürültülü birleşmeler
    hele bir de balesi ve operası
    "ey vatan" aryası bir de
    saygıdeğer prensesin saygıdeğer oynaşının
    ardından telli sazlar
    ardından yaylı sazlar
    ardından vurmalılar
    çekmeliler ve üfürmeliler
    ardından "kuğu gölü" ardından "fındık kıran"
    hemencecik candarmalar
    ve ardından "haydutlar"ı siller'in
    köroğlu'nun narası:
    "yine de hey hey!"
    ve ardından
    çocukları gülmekten kırıp geçiren
    çağdaş banka reklamları!
    candarmalar geçirince kelepçeyi zinciri
    bileklerine karıncanın
    poz verince bir fukara karınca
    en komprador basın aynalarına
    aşka gelir kompütürler
    aşka gelir telefonlar telsizler
    ve doyum noktasına
    sosyete nunni!
    o zaman işte çelenk
    o zaman işte tören
    alkış
    bando
    ve rap rap
    donanır bayraklarla bankalar sigortalar
    ve uygunsuz işyerleri bilcümle
    ve kadehler
    kadehler ki ses verir yıldızlardan!

    gocunmayın güzel beyler
    hanımlar
    alınıp incinmeyin!
    koçero bir oyundur
    yazılır
    yazılır
    bitmez
    koçero bir oyundur
    oynanır
    oynanır
    bitmez
    vurur onu candarma
    vurur onu candarma
    durmadan vurur
    ama o bitmez
    o hep durur öyle orda
    bıyıkları kartallıda
    göğsü çapraz fişeklikli
    gözleri beş yaşında
    kolları nuh nebi'den
    bir elinde kanlı mendil
    bir elinde kara mavzer
    pır pır eder bir güvercin
    ucunda namlusunun
    o hep öyle durur orda
    taş ardında
    rüzgarda!

    muhtara sorarsanız
    bizim serseri veli
    marabaya sorarsanız
    işini bilmemiş deli
    köylüye sorarsanız
    ekmeksiz garibin teki
    çocuklara sorarsanız
    yüce dağlar aslanı aslan koçero
    kimsesize sorarsanız
    hükümet bilir onu
    candarmaya sorarsanız
    devletin dağlarda silah çatması
    vurguncuya sorarsanız
    yolkesici yağmacı
    soyguncuya sorarsanız
    devletin acizliği
    sağcıya sorarsanız
    siktiret pezevengi
    solcuya sorarsanız
    "ferman padişahın dağlar bizimdir"
    istanbullu inanır ki
    boğazda kaşalottur
    ankaralı sanır ki
    temele dinamittir
    izmirlinin düşlerinde
    şaşkın köpek balığı
    antalyalı her gece
    gergedan görür düşünde
    erzurum'da kol başıdır
    erzincan'da deli daylak
    pir sultan yoldaşıdır sivas'ta
    bir "kılıcı kanlı" van'da
    mardin'de bir
    gözükanlı kaçakçı
    ah koçero
    vah koçero
    koçero eyvah!

    gocunmayın güzel beyler
    hanımlar
    alınıp incinmeyin!
    patron gazetelerinde yüksek tirajdır koçero
    hükümet programlarında bir "nakl-i yekun"
    kapitalist dış basında nobel'lik bir roman
    politik sürtüşmelerde bir yılan hikayesi
    diplomata sorarsanız
    turistik bir serüven
    kaymakama sorarsanız
    "ahval-i adiye"den
    sosyeteye sorarsanız
    eğlenceli bir briç
    sorarsanız bezirgan filimciye
    gişelik bir senaryo
    sorarsanız bürokrata
    atatürk'ün gardrobuna
    tükürmüş biri
    hümaniste sorarsanız
    fransızca bilmeyen
    montenyi'den anlamıyan
    mitologya tragedya
    hümanizma helenizma
    hiçbirinden çakmayan
    bir yörüktür koçero!
    ne anlar rönesanstan
    ne anlar restorasyondan?
    bir bazlama
    bir uçkur
    üç telli bir zımbırtıdır koçero!
    sanki sırası mıydı dağlara tırmanmanın
    demokratik tragedyayı uçuklatmanın
    sanki sırası mıydı!

    müfrezeler yürümüş dağ dağ
    ve dere dere
    kesmiş geçitleri korkunun silahları
    bir tükenmez sermayedir koçero
    haksız yönetimlere!
    gocunmayın güzel beyler
    hanımlar
    alınıp incinmeyin
    silah silah çatmayın o güzel kaşlarınızı
    koşturmayın şifreleri
    telefonları
    basar gibi tuz yarama
    basmayın düğmelere
    yürekleri hoplatmayın
    güzel beyler
    hanımlar
    paralar girsin diyedir kalantör kasalara
    toprak sömürülsün diyedir orta çağlarda
    ışıksız kalsın diyedir bir koca ülke
    karanlıkta boğazlaşsın diyedir güzel yüzlü insanlar
    fabrikalar işçi yesin para kussun diyedir
    kıyılar yağmalansın ormanlar çiftlikleşsin
    bankalar yağ bağlasın tekeller et bağlasın
    holdingler palazlansın ortaklıklar göbeklensin
    bu rüzgar böyle essin
    bu değirmen böyle dönsün
    bu çuvallar böyle dolsun diyedir
    koçero'nun dağlarda medetsiz yalnızlığı!
    gocunmayın güzel beyler
    hanımlar
    alınıp incinmeyin
    yeni değil bu hikaye
    bu oyun eski oyun!
    ah koçero
    vah koçero
    koçero eyvah!

    bir akşam birdenbire bir can çıkar dağlara
    bin kardaş bin acı bin ana
    bin kerpiç bin harman bin açlık
    bin yenge bin emmi bin dayı
    bin zulüm bin acı ve bin karanlık
    bir akşam birdenbire çıkar dağlara
    bıyıkları terlememiş bin çocuk
    bin aşık bin deli bin meczup
    bin ekmeksiz bin işsiz bin suçsuz
    kıl şalvar kurtlu çarık
    naldöken mazıkıran dervişçatlatan
    itburnu koyakgülü ahlatçalısı
    bir akşam birdenbire çıkar dağlara
    çökelekler yoğurtlar arpa bazlamaları
    yalnayaklar gömleksizler dayanaksızlar
    munzur'lar çilo'lar palandöken'ler
    dersim'ler tunceli'ler bingöl'ler
    tunceli'de mercan'lar ağrı bereketleri
    tahtalı'lar toroslar ve binboğa'lar
    bir akşam birdenbire çıkar dağlara

    turistik bir gösteridir dağlara çıkmak
    örneğin ağrı'lara
    alpler'e sübhan'lara ant'lara
    himalaya dağlarına derin asya'nın
    klimancaro'nun tropik karlarına
    turistik bir gösteridir dağlara çıkmak!
    gelgör ki böyle yazmıyor bizim burda kitaplar
    turistik diye göstermiyor dağları
    turist diye vermiyor dağlara çıkanları
    bir sürekli çıplaklıktır koçero
    bir sürekli açlıktır
    bir sürekli haksızlıktır koçero
    bir sürekli itilmişlik
    koçero bir vazgeçiştir
    koçero bir ilgisizlik
    bin yıllık yoldan gelir
    üstübaşı kan içinde
    yorgun bir dilekçedir
    bir arzuhal koçero
    bir tanrı selamıdır
    alınıp verilmemiş
    görülmemiş bir hacettir koçero
    çiğnenilip geçilmiş
    ve sorulmamış
    upuzun bir eyvahtır
    upuzun bir pişmanlık
    bir ünlemdir koçero
    sığmaz okul kitaplarına
    erzurum yaylasından
    erzincan çukuruna
    ve tecer dağlarından
    harran cenderesine
    bir uzun masaldır ki koçero
    dağların dağlara yaslandığı yerde anlatılır
    geçitlerin geçitlere küstüğü oyaklarda
    benek benek anlatılır
    nakış nakış anlatılır
    bıçak bıçak
    kurşun kurşun
    ve türkü türkü!
    göğsü çapraz fişeklikli
    bıyıkları kan içinde bir kara mavzerdir koçero
    yatar türkülerde upuzun
    ağıtlarda fidan fidan
    koçero
    bildirir hal-u ahvalini dört mevsim tanrısına
    bildirir divanına
    şaşırtılmaz adaletin:
    "arkam sensin
    kalam sensin
    dağlar hey!"
    gocunmayın güzel beyler
    hanımlar
    alınıp incinmeyin!
    koçero bir vatandır
    yaşanılır boydan boya
    koçero bir vatansızlık
    bir dağlaşmış yalnızlıktır koçero
    mavzerleşmiş bir haksızlık
    yanıtsız bir dilekçe!
    ben türkçe anlatamam
    o kürtçe anlatamaz
    farsça çıkmaz doruklara!
    gocunmayın güzel beyler
    hanımlar
    kan bulaşır ellerime
    ben anlatamam!
    #14466345
  21. 3 3
    yanlış bilmiyorsam eğer mükemmel ahmet kaya/selda bağcan kollektif yorumundan önce selda bağcan tarafından bu yürek sizin lp'sinde 11 dk'lık ve dönemin etkisiyle halk müziğinden çok progresif esintiler taşıyan bir 11 dk içerisinde yorumlanmıştır ki çok iyidir. bağcan'ın his dolu sesinden coşarak akar hasan hüseyin korkmazgil'in kelimeleri....

    ayrıca ben türkçe anlatamam o kürtçe anlatamaz sözüyle yürek dağlar.
    #14630013
  22. 1 1
    yeni değil bu hikaye.. bu oyun eski oyun
    #16413003
  23. 1 1
    ahmet kaya ve selda bağcan ikilisinin harika yorumuyla haberdar olduğum hasan hüseyin korkmazgil şiiri. karısı koçero'nun hayatının izinsiz şekilde film yapıldığı gerekçesiyle 100 bin liralık tazminat talep etmiştir. http://www.gecmisgazete.c...talep_etti&icerik=955
    #16784802
  24. 1 1
    Upuzun bir eyvahtır, upuzun bir pişmanlık!
    #17161590
  25. 1 -1
    koçum demekten sıkılmış insanın türettiği bir sözdür. vay koçerroma bak be.
    #17161635