kendinden yasca buyuk bir kizla tanistirilmak 


kapat
  1. ilk gençlik ve ergenlik dönemleri için konuşacak olursak, kabustan hallicedir. bırak hayatın sillesini; gompile dekmiğini zumzuğunu apçakisini yemiş bu kardeşin, bunu da gördü, bunu da yaşadı. yaşamakla kalmadı şu an anlatıyor bile:

    lise son sınıfın ilk günlerindeyiz abi; bi gün edebiyat hocası, okullar arasında düzenlenen yarışmaya katılacak olan bi tiyatro oyununda oynamamı istedi, ilk başlarda göt möt kırdıysam da derslere neyi girmeyiz hesabı kabul ettim.

    fakat bana yarrak gibi bir rol düşmüştü: yaşlı, babacan, yardımsever bir işadamı. üstelik kullandığı malzemeler oyuncu kızların şahsi eşyaları olan makyaj ekibi, kısıtlı imkanlarla süper iş çıkardı. saçıma aklar yağsın deyu fondoten mi dökmediler, benzim solsun diye pudra mı çalmadılar, gözlerimin altı morarsın deyu kalem sürüp parmaklarıyla mı dağıtmadılar.. lan aynaya bi baktım, iğrenç bi yaşlı olmuşum, ne babacanı yardımseveri? baba olsa reddedersin, dede olsa kapıdan sokmazsın, huysuz itin biri. bi de resmimi çektiler hatıra olsun diye, yemin ediyorum resimde dişlerim de yeşil. yeşil abi. çaktırmadan ağzımı söküp takma diş mi taktılar naptılarsa herifler beni maddi manevi yaşlandırdı. rengarengim. tip itibariyle ota boka kalp spazmı geçiren bi herifim. hemen yıllanmış tiyatrocu tribine girdim, "dostlarım.. sahnede ölmek, evet sahnede ölmek istiyorum... alkışlar... siz de duyuyor musunuz?"

    neyse babalar, okulda iki kere oynadık, sonra yarışma jürisinin önünde oynamak üzere büyük kolej'e gittik. oyunun başlamasına saatler vardı ve heyecandan olacak bi anda sesim kısılıverdi. koştum hocaya napıcaz, sıçtık hesabı, karı gayet soğukkanlıydı:

    - güzellik!(he aynen böyle hitap ediyo karı) haydi kantine git ve kendine bir adaçayı ısmarla.(sen ısmarlasan ya gebeş)

    gittim kantine, çayı beklerken iki tane kız yaklaştı yanıma:

    - merhaba.
    - ıı meraba.
    - tiyatro için geldiniz di mi siz?
    - ııaa hıhı evet. siz de izlicek misiniz?
    - evet izlicez.
    - ne oynuyosun sen, rolün ne yani?
    - ehhe.. eee ben bir işadamayım. evet. zengin bir.. işadamıyım ben..
    - hihih
    - bu arada adım enis.
    - fulya.
    - ezgi ben de. oyundan sonra burada mısınız?
    - biz mi? biz burdayız, ben burdayız biz.
    - tamam bizim sınıfa gitmemiz lazım şimdi, görüşürüz..

    kız arkadaşımdan ayrılmışım, abazanlık had safhada, çılgına döndüm, sevinçten topuğum götümü dövüyor.

    koştum kulise, oturduk oyun saatini bekliyoruz. makyaj neyi tamamlandı, yine güzelce nursuz ihtiyara çevirdiler beni, millet repliğini ezberlemeye çalışıyor falan, gergin bi ortam. bi iki saat sonra oyun başladı ve benim sahnede ilk görünme vaktim geldi çattı. seyirciye ilk görünüşüm şu şekilde olacak:

    sahnenin ortasında bi sekreter kız masada oturuyor, ben giriyorum, tam o esnada masadaki telefon çalıyor, sekreter kız telefonda birine dertlerini anlatırken, ben arkada el cepte acıyarak izliyorum, sonra "konuştuklarını duydum" diye lafa girerek yardım falan edeceğimi söyleyecem. hadise bu.

    teybe kaydettikleri bi telefon sesi var, ben sahneye girer girmez arka tarafta play'e basacaklar, sekreter kız telefonu açacak. haldır huldur girdim sahneye, bekle bekle telefon melefon çaldığı yok, el cepte karıyı izliyorum. saniyeler geçti hala telefon efekti yok. görüntü itibariyle babacan bi adamdan ziyade, sekreterini şehvetle sinsi sinsi izleyen, bi yandan cepten cepten siki sıvazlayan sapık bi moruğu canlandırıyorum adeta. tip zaten kafadan ofsayt.

    bizim sekreter baktı telefon efektinin geleceği yok ağzıyla "zırrrr" sesi çıkardı, lan beni bi gülme aldı. yarışmaymış, oyunmuş, takım bilinciymiş sikimde değil gak gak gülüyorum. kız telefonla konuşmasını bitirdi, yaklaştım yanına iki akıl verdim, yardımcı olacağımı falan söyledim. bu sahnenin sonunda sekreter elimi öpüyor. kıza elimi öptürdüğüm anda arka sıralardan gülüşme sesleri duydum, nasıl bi hıyarsam artık, ben de gülerek karşılık verdim. resmen siktim attım tiyatroyu.

    oyun bitti, seyirciyi selamladık; hemen koştum kulise, aklımda fulya'yla ezgi'den başka bi bok yok. makyajı sildim, giyindim, koştum dışarı. sahnedeki saçmalamalarım ve o elinin ayarını siktimin makyözleri sebep olacak; seyirci koltuklarında bi allahın kulu yok, salonun kapısına bakıyorum yok, okulun içinde koşuyorum yok, millet yaldır ha yaldır servisine binip siktir olup gidiyor, ben milleti çeviriyorum:

    - nerede lan? ezgi'yle fulya nerde?
    - ya ne diyosun? kim ne biliyim ben?
    - nerdeler lan onlar? gitmeyin lan. nerde diyorum lan. fulyalardı diyorum oğlum. nerde olum güzel kızlar vardı nereye gittiler lan? fulyaaa.. nerdesiniz lan fulyalar? ühühüü

    lan ne güzel yeni sevgili yapacağdık deyu resmen çöktüm, saçlarıma aklar düştü, gözlerimin altı morardı, rengim sarardı. dişlerim de yeşildir o an muhtemelen. arkadaşımı aradım:

    - alo? sina napıyosun abi?
    - napıyım, nerdesin, bitti mi oyun?
    - bitti bitti. canım sıkkın oturuyom öyle.
    - hayırdır lan noldu?
    - buluşak birazdan, anlatırım gelince.
    - tamamdır abi, ben de büşra'yla buluşcam şimdi, iyi olcak geldiğin acayip sıkılıyom karıyla
    - iyi peki hadi

    diyerek ortamların üçüncüsü olmayı dahi kabullenen bir yüzsüze dönüşüverdim moral bozukluğundan. buluştuk, benim hadiseyi detaylarıyla anlatmamın üzerine büşra "ben sana bu akşam bi güzellik yapıcam" dedi, bu sözlerin mealini bilahare anlayacaktım. bi yerlerde yiyip içtikten sonra, akşam karı bizi bi club'a götürdü. oturduk yavaştan içiyoruz, sonra büşra bi ara kayboldu, döndüğünde yanında masamıza doğru dört nala kişneyen bir karı getiriyordu. kız o ortamların kurdu olduğundan bulmuş bi tanıdık getirmiş bizim masaya, benimle tokuşturacak. fakat gelen bildiğin karı ya, bilahare o zamanın parasıyla 23 yaşında olduğunu öğrenecektim; bense, yalnızca 17 yaşındaydım. büşra eğildi, kulağıma fısıldadı: "çaktırma, 23 yaşındasın." sonra kaptı kızı tuvalete götürdü ve anlattığına göre şöyle bir diyalog yaşanmış aralarında:

    - nasıl buldun enis'i, yakışıklı çocuk di mi?
    - ay bebe bu daha be?
    - ya ne bebesi? 23 yaşında o.
    - hahadasiktir ennn fazla on dokuzdur bu.

    döndüler masaya, karı yanıma oturdu, büşra kızla konuşmam için kaç göz işareti yapınca muhabbete başlamaya karar verdim baba. fakat yeni tanışılan bir kıza sorulacak en boktan soruyu yöneltiyordum ona: "nerde okuyon?" lan sana ne?

    işin daha da bok tarafı, bilenler bilir(kim bilecekse) diksiyonum gayet düzgündür, fakat kıza sorarken çok mu heyecan yaptım ne bok yediysem "nerde okuyon?" diye çıkıverdi ağzımdan. hatta tam anlamıyla telaffuzunu vermem gerekirse ağzımdan çıkan soru cümlesi tam olarak "nirde ohoyon?" idi.. heheh.

    - nirde ohoyon?
    - ya bak nerde okuyosun falan bunlar önemli değil. bak, ben erkek arkadaşımdan yeni ayrıldım ve uzun süreli bi ilişkiydi çok yıprandım. düşünmüyorum yani şu an düşündüğün gibi bişey. hem bırak şimdi bunları gel hadi dans edelim.

    sanki az evvel muhabbeti gırtlağına itelenen ben değilmişim gibi bu dans teklifinin üstüne atlıyordum. kız elimden tutup dans pistine götürecekken, tarihe geçen bir hareket yaptım: (bunu yazdığıma inanmıyorum lan) cebimde neden taşıdığımı şu an bilmediğim bir bereyi çıkardım ve o cehennem sıcağında kafama geçirdim. üstüm başım aynen şöyle: üzerimde ingiltere milli takımı'nın sweatshirt'ü, götümde 501, ayağımda nike cortez (ki bunları o dönem marka giydiğimi sanarak giyiyordum, götten özgüven pompalıyordu bu bi de) ve kafamda defter kaplamada kullanılan muşamba laciverti bi bere. karı şaşkın ama çaktırmıyor. geçti karşıma ördek gibi kollarını çarparak dans ediyor, ben karıyı etkileyecem diye usher tribindeyim, yemin olsun pistte bir dakikadan fazla durmadı.

    döndük masaya geceyi tek kelime etmeden tamamladık. ayrılırken kulağıma eğildi ve "bi daha yaşıtın kızlarla takıl tamam mı?" dedi. son olarak kıza iyi geceler "abla" dediğimi hatırlıyorum.

    o gece çok ağladım. ne yapayım, ucuzdu o vakitler gözyaşı; harcadım...
    #4250371 (vaudeville for vendetta, 19.11.2008 06:09 ~ 06:27)
  2. zor bir durumdur. eziklik hissedersiniz. **
    #4554403 (morganize isler, 20.01.2009 14:46)
  3. işin orospusu olmadan kalkışılmaması gereken bir eylem. allah muhafaza rezil olup tekrar kızlara yaklaşmaya korkabilirsiniz. büyük kadınları boşverin siz en iyisi 30 yaşına kadar yaşınıza yakınlarla takılın 30dan sonra 20dekilere dönün. daha mantıklı bir eylem.
    #4554661 (catlamis misir, 20.01.2009 15:20)

Copyright © 2009 - uludağ sözlük

kendinden yasca buyuk bir kizla tanistirilmak başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. kendinden yasca buyuk bir kizla tanistirilmak ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu kendinden yasca buyuk bir kizla tanistirilmak nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about kendinden yasca buyuk bir kizla tanistirilmak. Copyrights of the articles are belong to their authors.