kabe 


/ 2
kapat

  1. Allah'ın evi.beytullah.Müslümanların namaz kılarken Allah'a secde etmek için yöneldikleri ve tavaf ettikleri kutsal yapı.Mekke'dedir.
    #130294 (italiano, 24.03.2006 22:14)
  2. Kabe, beytullah adıyla da anılır. "Allahın Evi" anlamına gelen beytullah, çevresi dağlık olan bir bölgede, düşük seviyedeki bir yere inşa edilmiştir. Bu nedenle tarihte çok kez yukarıdaki tepelerden akıp gelen sel nedeniyle yıkılmış bazen ise su altında kalmıştır.çeşitli savaşlarda yıkılmıştır öeneğin mancınıklar tarafından yıkılmıştır ayrıca çeşitli depremlerle zarar görmüştür

    Al-i imran Suresi 97. ayet:

    "Orada apaçık nişâneler, (ayrıca) ibrahim'in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. "
    #206995 (gerçek, 02.05.2006 18:35 ~ 18:40)
  3. Araplar islamiyet öncesi dönemde kabe deki 360 tane put arasından en yükseği, en güçlüsü olarak ay tanrısını görüyor ve buna al ilah(en güçlü ilah) diyor, ellerini iki yana açarak ona dua ediyorlardı.
    Kabenin bir köşesinde bulunan Hacerül Esved'i öpmekbir putperest inanışıdır.bu inanış islam öncesi arap paganlarında da vardı. Muhammed de bu taşı öpmüş ve bu putperest anlayışıislama taşımıştır. Hacerül Esvedin ne zaman, nereden ve nasıl geldiği bilinmemekte sadece rivayetler ileri sürülmektedir. Ama bu rivayetler hakkında islamcılar arasında mutabakat yoktur.
    Ayrıca Kabe eldeki kanıtlara göre ibrahim peygamber tarafından yapılmamıştır,Yaklaşık MÖ. 800 lü yıllarda yapıldığı tahmin ediliyor. Kabe bu tarihten sonra paganlar tarafından "al ilah ın evi" olarak anılmaya başlanmıştır..
    #207115 (witch is back, 02.05.2006 19:32)
  4. islamiyet öncesi inşa edilmiştir. daha önce güneşe adanmış tapınakların tamamı kare şeklinde inşa edildiği için güneş tapınağı olarak yapıldığına inanılmaktadır.

    959 yılında ölen islam hadisçisi Mesudi'nin Mürucu'z Zehep" adlı eserinde 7 yıldız adına yapılan, dünyanın en büyük tapınaklarını sayarken, "el beyt'ül haram, geçen çağlar boyu hep saygı görmüştür, çünkü o zühal (satürn) evidir" demiş.
    #394292 (CATY Blake, 03.07.2006 17:20)
  5. hz. ibrahimin daha önce içinde bulunan bütün putları kırdığı yerdir.
    #967562 (istanbul icin efkar vakti, 08.12.2006 13:02)
  6. suudi arabistan'da mekke şehrinde bulunmaktadır.müslümanların namaz kılarken yöneldikleri mescid-i haram'ın ortasında yaklaşık 13 metre yüksekliğinde, 12 metre boyunda, 11 metre genişliğinde taştan yapılmış dört köşe bir binadır.
    beytullah ve beyt-i atik'de denir.
    #1071811 (Ankebut29, 28.12.2006 20:59 ~ 21:00)
  7. Dünyanın en kudsi mabedi addedilir biz müslümanlar tarafından. (bkz: Beytullah), (bkz: Beyt-ül Mamur), (bkz: Beyt-ül Atik) olarak da adlandırılır. Bütün müminlerin ibâdet esnâsında yöneldikleri merkezdir aynı zamanda. Dört köşe olduğu için Kâbe denir. Bu mukaddes makamın etrafına (bkz: Mescid-ül Haram) ismi verilir. içinde bir kısım olarak (bkz: Makam-ı ibrahim) mevcuddur. Burası ibrahim Aleyhisselâm'ın Kâbe'yi yaparken ve insanları hacca davet ederken üzerine çıktığı taşın bulunduğu yerdir. Tavaf namazı burada kılınır. Kâbe'nin ilk inşası Hz. Âdem (A.S.) tarafından olduğuna dair rivayetler vardır. Genel rivayet ise; Sahih-i Buharî'ye ve çok kıymetli delillere binaen Hz. ibrahim ve Hz.ismail'in inşa etmiş olduğu yönündedir.

    efenim bir diğer anlamı daha mevcuttur ki kabe'nin o da a'nın üzerindeki şapkayı attığımız vakit (bkz: yumurta) anlamına gelmektedir arapça'da.
    #1246476 (fena halde leman, 02.02.2007 11:33)
  8. dünya üzerinde bilinen , en eski ve en büyük putlardandır .
    #3364735 (kamil, 06.05.2008 18:29)
  9. http://www.samanyoluhaber.com/haber-79954.html
    #3364937 (iiissstttaaannnbbbuuulll, 06.05.2008 19:17)
  10. ilk kez insanlığın ortak atası hz adem zamanında inşa edilmiş daha sonra yerle bir olmuş ve hz ibrahim tarafından oğlu hz ismail' le beraber yeniden inşa edilmiş, bir süre sonra içi putlarla doldurulmuş ve hz. ibrahim tarafından putlardan temizlenmiş, cahiliye devrinde içi yeniden putlarla dolmuş, yemen valisi ebrehe tarafından üzerine ordu yollanmış*, mekke' nin fethiyle beraber tamamen müslümanların kontolüne geçmiş, semavi dinlerin en eski ibadethanesidir.

    4 köşesi rukn-ul iraki, rukn-ül yemeni, rukn-ül şami ve rukn-ül esved olarak isimlendirilir.

    maalesef bu kutsal mekanda kan dökülmüş ve 400 kişi hayatını kaybetmiştir.

    (bkz: kabe de katliam)
    #3365051 (sirin baba, 06.05.2008 19:51)
  11. mustafa islamoğlu'nun bir programından aklımda kaldığı kadarıyla;

    "kâbe arapça bir kelime olarak, kalb ile aynı köktendir. şekli hem yuvarlak hem de köşeli olabilen gibi bir anlamı vardır.
    ayrıca yaygın olarak kabul görüldüğü üzre, hz. adem'in dünyada yaptığı ilk yapı bir ibadethanedir ve kâbe dünya üzerinde yapılmış ilk ibadethanedir."
    #3365062 (marionette, 06.05.2008 19:59 ~ 20:02)
  12. arabistan'da bulunur, ama müslümanlar tarafından yanlış tarif edilir, bide bunlar müslümanım diye geçinirler,

    '' biz, namaz kılarken oradaki 4 duvar 1 çatıya dönmüyoruz ki, olur ya, rüzgar eser, deprem olur, savaş çıkar kabe yıkılır, ee kabe yıkıldımı biz nereye yönelip namaz kılacağız ? tabiki aynı yöne, zira tarihtede kabe yıkılmıştır, ama insanlar aynı yöne doğru namaz kılmışlardır, bu kanıdan 4 duvar 1 çatıya değil, oradaki manevi duygulara yönelip namaz kıldığımızı çıkartabiliriz..''
    #3365139 (aclik kader olamaz, 06.05.2008 20:38)
  13. '' orada apaçık nişaneler vardır.(ayrıca) ibrahim'in makamı vardır. oraya giren emniyette olur''

    (bkz: ali-imran ve fil sureleri)

    allah'ın evidir. allah tarafından korunmaktadır ama:

    tarihte çok kez depremlerde zarar görmüş, yukarıdaki tepelerden gelen sel nedeniyle yıkılmış bazen de sular altında kalmıştır.

    doğal afetler dışında mancıklar kabeyi yıkmış: halife abdullah bin zübeyr emevi ordusu mekke'yi kuşatınca kabeye sığınmış, ancak kabe mancıklarla taşa tutulunca yıkılmış, içindeki halife de ölmüştür.

    929 yılında, abbasi yönetimine karşı isyan eden, kermati mezhebinin lideri ebu tahir, mekkeyi ele geçirmiş; haç mevsiminde tavaf eden hacıları kabenin kapısına oturtup kılıçla kesmiş, öldürdüğü hacılarla zemzem kuyusunu doldurtmuş, kabenin örtüsünü parçalayıp askerlerine dağıtmıştır.

    kabenin kapısını da söktüren ebu tahir, hacerülesved'in sökülmesini emretmiş, balyozla sökülen taşı yanına alıp götürmüştür.
    #3643431 (annabell lee, 09.07.2008 22:33 ~ 23:10)
  14. elektro manyetik alan bakımından insanın vücudundaki manyetik alanı düzenlemesi için namaz kılarken yönelmesi gereken mekandır. *
    #3860839 (haroon, 23.08.2008 21:40)
  15. http://www.internethaber....news_detail.php?id=157504
    #3986642 (delice, 20.09.2008 13:01)
  16. Hz. adem ve hz. havva'nın buluştukları yerde, Hz. ibrahim ve Hz. ismail tarafından inşaa edilen ilk yapı (Şu bir gerçek ki, alemlere bir bereket kaynağı ve yol gösterici halinde insanlar için kurulan ilk ev Mekke'dekidir. ali imran 96).
    Kabenin yapımı hakkında ki bir rivayette 'eski temelini bulup yeniden inşaa ettiler' denmektedir. bu da kabenin hz. ibrahimden önce var olduğunu göstermektedir. Nasıl ki hz. ismailin vefatından sonra kabe putperestlerin tapınağı haline gelmişse, hintliler veya hz. ademin torunları, hz. adem ile hz. havvanın buluştuğu yere bir tapınak yapmış olabilirler ve zaman içerisinde Allah ı unutup yıldızlara tapmak için bir tapınak haline getirmiş olabilirler. kesin olan bir şey varsa o da Kabenin yapılış amacının Allah a ibadet etmek olduğudur.
    'orada apaçık nişaneler vardır.(ayrıca) ibrahim'in makamı vardır. oraya giren emniyette olur' ayeti, mescidi haram mucizevi, dokunulmaz bir yer olduğu için inmemiştir. bu ayet ''Orası Allah'ın emirlerine uyan Allah'tan korkan insanların hükmü altındadır. O insanlar bu mescide sığınan kişiye zarar vermenin haram olduğunu bilir'' demektir.
    bilindiği üzere mescidi haramda cinayet işlemek haramdır. fakat buna rağmen orada katliamlar yapılmıştır. bu, müslümanların gözünde Kabenin değerini azaltmaz ve kesinlikle çelişki de değildir.
    #3986918 (TekrenkTurkuaz, 20.09.2008 14:17 ~ 14:18)
  17. yine insandır kimi insanın kabesi.
    #3986936 (keyfkesh, 20.09.2008 14:25)
  18. suudi arabistan'ın mekke şehrinde bulunan 14 metre yüksekliğindeki yapı.

    şirk olarak gördükleri için, sahabe mezarlarını, evlerini yıkan; hatta muhammed bin abdullah'ın mezarını bile yıkmak isteyen ama tepkiler yüzünden bunu yapamayan suudilerce varlığına tahammülün sebeplerinden biri milyonlarca insandan gelen milyarlarca dolarla birlikte kabe manzaralı devre mülklerdir:

    http://www.internethaber....her/u.20080920124228..jpg +
    #3987008 (edip sharabi, 20.09.2008 14:50 ~ 15:09)
  19. planı: http://iedashi.files.word....com/2008/03/kaabah_2.jpg +
    içi: http://i7.tinypic.com/4kdphrm.jpg +
    http://www.chishti.ru/photos/makka_kaabah_b.jpg +

    http://www.turandursun.co...=21&p2007_articleid=5
    #3987068 (edip sharabi, 20.09.2008 15:02)
  20. 1. bölüm:

    ''16. yüzyıldaki inşaat seferberliklerinde, Kabe'ye el sürülmemişti. Ortaçağdaki birkaç onarım dışında, Kabe hâlâ Ez Zübeyr'in 693'teki yenilgisinden sonra El Haccac tarafından inşa ettirilen yapıydı. Ne ki, 16. yüzyılın sonunda Kabe'nin yapı olarak kötü durumda olduğuna ilişkin ilk uyarılar gelmeye başlamıştı. Ancak, kimi ilahiyat ve şeriat bilginleri, binada yapılacak her türlü değişiklik düşüncesine karşıydı, Osmanlı yönetimi de bu görüşleri tereddütsüz kabul ediyordu. Sadece, ''klasik'' tarzdaki camilerin sonuncularından birini yaptırmış olan Sultan I. Ahmed (1603-17), Kabe'nin büyük oranda yıpranmış yapısını desteklemek için bir şeyler yapılmasına karar verdi. O zaman bile duvarlara dokunulmadı. Bunun yerine, görmüş olduğumuz gibi, bina, duvarların dış basıncını tutması amaçlanan bir dizi payanda ve bu payandaların üzerindeki bir demir kemerle dışardan desteklendi. Dahası, Kabe'nin yağmur oluğu da yenilendi; altın oluğun, müminin dua etmeyi tercih ettiği ve dualarının kabul edileceğini umduğu bir yere yerleştirilmesi'nedeniyle, bu yalnızca faydacı bir önlem değildi. Buna ek olarak, Kabe'nin çatısının büyük bölümü değiştirildi, duvarlardaki hasar onarıldı. Bol bol değerli malzeme kullanıldı. Başka bir bağlamda değindiğimiz, som altından bir oluk koymanın dışında, Kabe'nin içindeki üç sütun da altın ve gümüşle süslendi. Dahası, binanın girişinin üzerinde yer alan gümüş levha altın levhayla değiştirildi.

    Sultan Ahmed'in zamanındaki restorasyon bile Kabe'nin yapısını gerçekten sağlamlaştırmadı. Bu, Mekke'nin ciddi bir fırtınaya maruz kaldığı 1630 yılında açıkça ortaya çıktı. Bu tür olaylar çok sık görülürken, bu de-faki fiıtına öyle bir kasıp kavurdu ki dönemin gözlemcileri daha önce böy-lesini görmediklerini düşündüler. Coğrafî konumu nedeniyle Mekke'deki Mescid-i Haram bu tür ani su baskınlarından çok yakın geçmişte bile etkilenmiştir. Birçok çöl alanlarında, yağmur suyu yerkabuğunca emilememekte, yüzeyden vadilere doğru akmaktadır. Mescid-i Haram, genel olarak kuru olan ancak, yağışlarda hızla dolan böyle bir vadinin ortasında yer almaktadır. 1630'da yalnız caminin avlusu değil, kentin alçak bölümlerinin tümü de su altında kaldı ve birçok insan boğuldu. Vakanüvis Süheylî, suyun Kabe'nin yerden epeyce yukarda bulunan anahtarına dek yükseldiğini kaydetmektedir. Tam üç gün boyunca caminin avlusu sular altında kaldı; sonunda sular çekildiği zaman, bir adam boyunda bir çamur tabakası birikmişti. Bu çamur çok geçmeden kurudu ve bir kaya kadar sertleşti, öyle ki, sonunda kürenebilmesi için özel olarak ıslatılması gerekti.

    ''beytullah''ın duvarları bu ek baskıyı kaldıramayacak kadar yıpranmıştı; selden sonra yapılan bir inceleme, Kabe'nin yıkılmak üzere olduğunu gösterdi. Bunun üzerine şerif, kentin seçkin kişilerini toplantıya çağırdı.98 ileri gelenlerin bu türlü meclislerinin hukuki bir varlığı yoktu; ilk bakışta bunlar tümüyle gayri resmi toplantılar oldukları halde, en azından Kabe'nin 1630'lardaki yeniden inşasında Mekke'de sık sık toplantı yapıldı ve etkin bir rol oynadı. Öyleyse, daha önceki inşaat projeleri için de buna benzer toplantılar yapıldığını varsayabiliriz. Ancak, Kutbeddin'in tarihi dışında, 16. yüzyıl kaynakları yerel kişileri değil merkezi yönetimi ön plana almaktadır. Bu da bize, ileri gelenlerin toplantılarından neden yalnızca daha sonraki bir olayla, yani Kabe restorasyonuyla ilgisi yüzünden haberdar olduğumuzu açıklıyor. Kaldı ki, Kabe'nin yapısal dokusunda yapılacak her türlü değişikliğe dinsel bakış açısından itiraz geldiği için, Osmanlı yönetimi başkalarına danışmaya önceki projelerdekine göre daha çok gerek duymuş da olabilir.

    Ölçüm ve inşaat ustası Ali b. Şemseddin'e Kabe'yi yıkılmaktan kurtarma sorumluluğunun verilmesini kararlaştıran da, büyük olasılıkla bu meclisti. Cidde sancak beyinden, limanda bulunan keresteden bir miktarını vermesi istendi ve sipariş kısa sürede Mekke'ye ulaştı. Dört mezhebin müftüleri, Kabe restorasyonunun padişah adına şerifin üstlenmek zorunda olduğu dinsel bir sorumluluk olduğunu bildirmişlerdi. Ancak, Osmanlı merkezi yönetimi temsilcilerine de haber verildi:

    Şerif Mesud, padişahın bir temsilcisi olarak hiçbir dengi olmayan Mısır valisi Mehmed Paşa'yı da tüm gerekli ayrıntılarıyla ve doğru olarak haberdar etmek için Mısır'a derhal bir iki haberci gönderdi. Haberciler pazartesi günü yola çıktılar ve Ramazan-ı şerifin sonunda Kahire'ye vardılar. Valinin huzuruna çıkarıldılar ve kendisine Mekke sakinlerinin mektubuyla şerifin dilekçesini sundular. Durumla ilgili bilgi almasından sonra vali önerge ile dilekçeyi saraya ileterek hükümdarı da durumdan haberdar etti.

    Ancak, Hicaz işleriyle ilgili özel sorumluluğu nedeniyle, Mısır valisi ayrıca bizzat harekete geçti. Gereken inşaat malzemelerinin Mısır'dan temin edilmesini ve kendi Çerkeş Memlûklerinin kumandanı olan Rıdvan Ağa'nın Mekke'ye gitmesini emretti. Görevinin önemini vurgulamak üzere, Rıdvan Ağa beyliğe terfi ettirildi. Başlangıçta Rıdvan Bey, istanbul'dan yeni emirler gelinceye değin valiyi temsil etmek üzere gönderilmişti. Ancak, daha sonra bu görev sürekli olarak uhdesine verildi; Sü-heylî'nin duruma ilişkin anlatımı az çok gerçekçiyse, Rıdvan Bey Kabe'nin restorasyonundan fiilen sorumlu kişi olarak kabul edilmelidir. Bunun anlamı, artık yarım yamalak önlemlere başvurmaktan vazgeçilip, Kabe duvarlarının taş taş sökülmesi ve ardından binanın eski plana göre yeniden inşa edilmesi kararının bizzat Rıdvan Bey tarafından alınmış olduğuydu. Ya da, plan başlangıçta başka biri tarafından sunulmuş olsa bile, kendisi en azından planın hayata geçirilmesinden sorumlu olan kişiydi.

    Rıdvan Bey bir mimar değil, bir yönetici ve siyasal koordinatördü; inşaat projesi için gereken her şeyin Mısır'dan zamanında getirtilmesini sağlamak zorundaydı ve bu amacı gerçekleştirmek için Mısır'daki vali ve Memlûklerle olumlu ilişkilerini sürdürmesi gerekiyordu. Ancak, Mekke ileri gelenlerinin onayının alınması da kaçınılmazdı ve bu o*nay, hiçbir zaman çantada keklik olmamıştı. Tam cami avlusunun bir ölçüde temizlenmiş olduğu ve Kabe duvarlarının taşlarının tek tek sökülmesi işinin başlayacağı bir sırada, Şafi'i baş müftüsü itiraz etti. Müftünün görüşüne göre, bu denli önemli bir adım, ancak padişahın resmen onay vermesinden sonra atılabilirdi. O zaman Rıdvan Bey, kısa bir süre sonra Mekkeli bazı din bilginlerinden karşıt bir fetva elde etti; hatta bunu verenler içinde başka bir Şafi'i müftü bile vardı. Kabe'deki hasar tümüyle anlaşıldığından itibaren, birçok din bilgini yetkilileri mümkün olduğu kadar çabuk davranmaya teşvik etmişti.

    işin teknik yönleri inşaat ustalarıyla mühendisleri ilgilendiriyordu. 16. yüzyılda Mekke'de istanbullu mimarlann sık sık çalışmış olmasına rağmen, Kabe inşaatına gönderildiklerine ilişkin hiçbir bilgiye rastlamamak -tayız. Büyük olasılıkla danışılan uzmanlar o sırada Mekke'de bulunan Suriyeli ya da Mısırlılardı. Bunlann asıl dertleri, gelecekte yöneltilebilecek suçlamalara karşı kendilerini korumak olduğu için, aülan her adımdan ileri gelenleri mümkün olduğunca çabuk haberdar ediyorlardı. Böylece, Kabe'nin duvarlan tümüyle sökülmeden önce, Mekke şerifi ile diğer nüfuzlu kimselerin yanı sıra Rıdvan Bey'in de katıldığı bir toplantı yapıldı. Ustalar burada, Kabe duvarlarının geri kalan bölümlerinin bile mukavemetten yoksun olduğunu resmen açıkladılar: ''Bu konuda bizi suçlamayın ve 'Neden bunu bize daha önce söylemediniz?' demeyin''. Gelgeldim, bazı din bilginleri Kabe'den geri kalanların tümüyle sökülmesine hâlâ karşıydılar. Rıdvan Bey bunun üzerine ustaların görüşüyle açıkça örtüşen başka bîr fetva elde etti. Ancak bu ikinci fetvayı aldıktan sonradır ki, işçilerin işe başlamalarına izin verdi. Bütün bu olaylar içinde, inşaat ustaları ve ölçümcüler yalnızca ikincil bir rol almışa benzemektedir. Biyografileri okunduğunda da anlaşıldığı üzere, Mimar Sinan (yaklaşık 1498-1588) ve Sultan Ahmed Camii mimarı Mehmed Ağa gibilerin, epeyce kendine güvenen, iddialı kişilikler oldukları anlaşılmaktadır. Ancak, Mekkeli ustaların hiç de böyle davranmadıkları görülüyor.''

    kaynak: hacılar ve sultanlar / tarih vakfı yurt yayınları, 1995
    #3987142 (edip sharabi, 20.09.2008 15:19)
  21. 2. bölüm:

    ''Süheylî'nin tarihi, Kabe'nin sökülüp ve daha sonra yeniden inşa edilmesini mümkün kılan yönetsel mekanizmaları yansıtır. Bundan başka, işin fiili akışını da şaşırtıcı ölçüde ayrıntılarıyla kaydetmiştir. ilk adım olarak, Kabe bir tür tahta perdeyle çevrilmişti. Hacıların Kabe'yi tavaf etmeye devam etmelerine karşın, yapı görünmez hale gelmiş, ancak inşaat hemen hemen tamamlandıktan sonra tahta perde kaldırılmıştı. Yapının elemanları söküldükçe büyük bir dikkatle korunmaya alındı. En değerli parçalar, Hazret-i Abbas Sikayesi olarak tanınan binanın yarısına yerleştirildi. Bu sırada, 17. yüzyılın başından 1630 su baskınına değin Kabe'nin duvarlarını taşımış olan demir payandalardan altın ve gümüş süslemeler söküldü. Bu şekilde yüz batmandan fazla altın ve 120 batman gümüş elde edildi. Ne yazık ki, batman bir yerden diğerine değişen bir ölçüdür. Ancak, bu rak-kamları (Mekke'nin Mısır'a bağımlılığı göz önüne alındığında son derece yüksek olasılık olan) Mısır batmanı olarak kabul edecek olursak, I. Ahmed desteklerinin süslemeleri, 81 kilogram altın ve 98 kilogram gümüş içeri-yor olmalıdır. Demir, asıl yapının mukavemetini artırmak için inşa edilen desteklerde yeniden kullanıldı.

    Kabe tümüyle yıkıldığı zaman, yalnızca Hacer-i Esved eski yerinde kaldı. Ancak, Hacerülesved'i taşıyan duvar parçası da pek dayanıklı olmadığı için, aralanmış olan taşların çatlakları arasına erimiş kurşun döküldü. Artık yeniden inşa aşamasına geçilebilirdi; Süheylî, Kabe'nin iç tavanı düzeyine ulaşılmadan önce yirmi sıra taşın gerektiğini ve çatı düzeyine varmak için de dört sıra daha taş konduğunu ileri sürmektedir. Bir yirmi beşinci sıra taş da, yapıyı tamamlamak için kullanıldı. Her aşamada, Süheylî her yeni sıranın konmaya başladığı zamanı ve taş ustalarının başladığı yapı bölümünü kaydetmiştir. Taşların birkaç tanesi yeni yontulanlarla değiştirildi, sonunda inşaatçıların elinde eski yapıdan elli taş kaldı. Vakanü-visimiz, Kabe çatısını oluşturacak tik ağacının cami avlusuna taşınmasını ve marangozların ağacı yapı için gereken ölçülerde kesmeye başladığı anı da kaydetmiştir. Bundan başka, tavanı destekleyen üç sütunun, kaideleriy-le birlikte binadaki yerlerine yerleştirilmesini de aktarır. Kapıyla iki yanında yer alan iki küçük sütunun takılmasının yanı sıra içeriyi aydınlatan kandillerin demir kulplarının raptedilmesi bile kaydedilmişti.''

    kaynak: hacılar ve sultanlar / tarih vakfı yurt yayınları, 1995
    #3987144 (edip sharabi, 20.09.2008 15:20)
  22. (bkz: sheikh mahir al muaiqely)
    #3996701 (arude50, 22.09.2008 21:15)
  23. bu yapıyı bina eden kişiye araplar ibrahim demişler. malum ibrahimin karısının adı sera ya da sara olarak geçer. şimdi biz buna hint yapısı dedik ya bazıları kızmış ama öyle. eski tapınakta hintçe yazılar olduğu biliniyor. şimdi bunları dikkate aldıktan sonra ;

    (bkz: brahma)
    (bkz: ibrahim)

    (bkz: sarasvati)
    (bkz: sera)

    çok ilginç lan...
    #3977051 (hayvan gibi yazar, 03.10.2008 11:18 ~ 05.04.2009 04:04)
  24. eski tapınak ve sunak 1400 yıldır kutsal ilan edilen taş yığını. ee ne oldum değil ne olacağım diyeceksin azizim ...ayrıca bu yapıyı ilk dikenlerin eski hintliler olduğu söylenmektedir.
    #3902400 (hayvan gibi yazar, 03.10.2008 11:18 ~ 05.04.2009 04:03)
  25. 7 kere dönülesi yer... doğru sayın ama kabul olmuyo yoksa...
    #4527108 (yuz numarali adam, 15.01.2009 21:19)
/ 2
Copyright © 2009 - uludağ sözlük

kabe başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. kabe ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu kabe nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about kabe. Copyrights of the articles are belong to their authors.