kırmızı çizgi

  1. uluslararası ilişkilerde, ülkelerin kendi belirlediği ve bir sine qua non (olmazsa olmaz) olarak kabul edilen, diğer devletlerin bu çizgilerden ötesine dokunmamasını ihtar etmesi suretiyle çizdiği askeri çizgilerdir. hani bazı devlet başkanları televizyona çıkar da der ya:
    -biz kırmızı çizgilerimizi koruyacağız...
    özet olarak:
    bir devlet diğer devlete ülkesi sınırları üzerine, ülkesi sınırlarına komşu olan bir devlet üzerine veya bir anlaşma üzerine belirlenmiş bir toprak parçası üzerine tek taraflı veya çift taraflı iki tane çizgi çekilmesi ve
    "and içtim yemin ettim ben bu çizgiler ötesine geçmeyecem, geçende top olsun" demeleri eylemidir. oralar savaş dışı alan olarak kabul edilir.

    en yakın örneğini ırak savaşı'nda türkiye'nin abd ye ilan ettiği ırak üzerindeki kırmızı çizgilerde görebiliriz.

    ha ne olmuştur, bi kötü cisime yaramamıştır. yaptığı bütün anlaşmalarda bir failt accompli (oldu bitti) yaratmayı seven bir devlet olarak abd de, bu kırmızı çizgileri çiğneyeceğini baştan ilan etmiştir ki öyle de yapmıştır.

    peki bu çizgiler çiğnenirse ne yapılır? hiçbir şey, en fazla andlaşma fesh edilir. çünkü hala daha uluslararası platformda devletleri yargılayabilecek devletlerin tam anlamında egemneliklerini devrettikleri bir yargı organı yoktur, uluslararası konjoktür tam anlamıyla anarşik bir yapıya sahiptir.

    onun için zamanında bu düşünülmüş ve devletler bir örgüt kurup bizim dediğimze gelmeyen bizden değildir gibisinden bir bm kurmuşlardır. Türkiye zamanında kırmızı çizgileri oraya taşısaydı en azından sığınabileceği bir birleşmiş milletler hukuku olabilirdi. fakat ola ki zaten güvenlik konseyinin onaylamadığı bir savaşa girişen abd'ye birleşmiş milletler kurucu andlaşmasının 1. ve 2. maddesini ve 6. bölümünü komple ihlal etmesine rağmen 5. maddeye istinaden bir yaptırım yapılmamıştır.
    (bkz: bm nin abd ye karışamaması)
    yani olayı bm nezdine taşımak bile gereksiz olurdu ki, bu da kırmızı çizgilerin karizmasının, tatbikatta kullanılabilirliğinin ve yaptırımının ne kadar olduğunu gösteriyor bizlere.
    #917783
  2. (bkz: kirmizi kitap)
    #917787
  3. (bkz: kırmızı hat)
    #917806
  4. hıncal uluç ile mehmet arslan'ın spor üzerine sohbetlerini içeren yeni ntv spor programı.
    #6429525
  5. 0 0
    mehmet bey'in zincirlerinin çok kalın olduğunu anladığımız program.
    izlerken ben utanıyorum yeminlen.
    #6951942
  6. 0 0
    bir uyarı çizgisidir.
    #6951973
  7. 0 0
    kırmızı ince çizgi (the thin red line) adlı bir film vardı. aklıma onu getirdi...
    #6952001
  8. 1 1
    kurulduğundan beri günün her saati her programını izlediğim ntv spordan soğumama sebep olan program. ama yine de izliyorum açıkçası; nefret daha fazla nefret...

    bir kere meaametin süt dökmüş kuzu tavırları insanı çileden çıkarıyor. her dediğine süpersin hıncal abi, dalağını yiyim hıncal baba, hay ağzını öpiim hıncal üstad tarzı yorumlar yapması ayrı bir olay zaten.

    son programda ise kayışlar koptu. mehmet hıncal abisinin isteği üzerine arda ve messinin üç gol ve üç asistlerini ekrana taşıdı ve bu görüntüler üzerinden hangisi daha iyi tartışması yapıldı. hıncal beyimiz messi- arda takasında messinin üzerine bol miktarda para isteyeceğini söylerken mehmet de ardanın sahanın 8(sekiz) bölgesinde oynayabildiğini, messinin arda gibi pas trafiğine giremediğini ve sorumluluk üstlenemediğini saçmaladı durdu. hıncal daha sonra messinin artık verecek hiç bir şeyi kalmadığını ardanınsa herşeyiyle hazır olduğunu yumurtladı. sanırsın messi 36 arda 19 yaşında. eğer artık kazandıracağı kupa kalmadı anlamında söylüyorsa messinin milii takım karnesini hatırlatırım. yani burada başarıya aç bir messi var. yani ardayı messiden daha fazla beğenebilirsin buna lafım olamaz ama popülist yorumlarla olmaz bu iş kılcalcım. halep ordaysa arşın burda derler adama.

    kısacası günlerdir mail bombardımanına tutuyorum ntv sporu ve fuat akdağı. ama farkındayım daha kalabalık olmalıyız.
    #6953227
  9. 1 1
    bu programda hıncal uluç ''Frank Rijkaard hoca değil, arda messi'den daha iyi'' deyince mehmet arslan neden hiç '' sen ne diyorsun hıncal abi ya'' demiyor anlamış değilim. bu kadar sallabaşlık olur mu yahu. bir programda bir insanın hiç mi zıt düşüncesi olmaz.
    #7491538
  10. 2 0
    araçlardaki devir saatlerinde devir kesicisinin devreye girdiği aralığı gösteren çizgidir, eğer devir kesici iptal ettirilirse öbür dünyaya giden yolu gösterir.
    #7491700
  11. 0 0
    Hıncal Uluç'un her hafta "frank rijkaard hoca değil", "ben futbolu rijkaard'dan fazla biliyorum", "ben olsaydım avrupa'dan elenmezdik" (evet bu sonuncusunu da dedi) diye sayıklamasıyla geçen, arada da başka konulara değinilen bir ntvspor programı.
    #7738898
  12. 0 0
    yolun oluşturalacağı kot çizgisidir.
    #7738921
  13. 1 1
    bu çizgiyi çekenler kendilerini bi bok sanırlar.
    #7738929
  14. 0 0
    hıncal uluç'un bulunduğu diğer programlar gibi bunda da ciddi bir ses sorunu var. azıcık açın şu adamın mikrofon sesini yahu! reklamda sesi kıs, programda aç sinir ediyo insanı!
    #9235608
  15. 0 0
    acayip derecede sıkıcıdır. biraz da keyfiniz yoksa vallahi küfür edersiniz bunlara saatlerce.
    #9303172
  16. 0 0
    'dont cross the red line' deki red linedır. yurt dışına gidenler bununla mutlaka karşılaşmıştır.
    #9303195
  17. 0 0
    gece 12 den sonra ekranda çocuklara artık yatın da zıbarın mesajı veren çizgidir.
    #9303242
  18. 0 0
    hayatın her alanında varolan, ama görülmeyen çizgidir.
    #9510024
  19. 0 0
    izlerken hem güldüren hem düşündüren hem de sinirlendiren yegane programlardan bir tanesi. hadi hıncal uluç denen şahısa yıllardır alışkınız da bu mehmet arslan tam bir fiyasko ve taraf.
    #9740276
  20. 0 0
    ntvspor'daki tanıtımının başında hıncal uluç'un ne dediğini anlayan beri gelsin.

    ya görmüyorsun ya da...
    *
    #11538106
  21. 0 0
    (bkz: the thin red line)
    #11538128
  22. 1 1
    elbistan ağır ceza mahkemesinde genç bir adam, kartal burnu ilk bakışta göze çarpan sert bakışlı ve dimdik duruşlu genç bir adam, kendisine söz hakkı verildiğinde hala öfkesini üzerinden atamamıştı; "asla pişman değilim." dedi. "aynı şeyi binlerce kere yine yaparım."

    bundan bir ay önce genç adam onu tanıyan herkes tarafından sevilen biriydi. onu tanıyan herkesin kendisine duyduğu sevgilerin toplamlarından kat be kat fazlasını o da karısına besliyordu. ona göre insan, onuru için, kutsal değerleri için yaşardı. bu değerleri olmadan mutlu bir hayat sürmesi mümkün değildir insanın. değerleri insanın yaşama hedefidir. işte böyle düşünürdü bu gururlu genç adam. henüz 25 yaşındaydı. hayatta en çok değer verdiği şey karısıydı. kimbilir bu adam belkide onun için yaşardı.

    o günlerde kötü bir adamla tanıştı. tanışmak zorunda kaldı. o adamla birbirilerini sevmediler. belkide genç adamı hayatı boyunca karşılaştığı insanlar içinden sevmeyen ikinci adamdı bu. ilki ise mutlaka lisedeki tarih öğretmeniydi.

    genç adam ve genç adamı sevmeyen bu adamın tanışma hikayesini anlatmayacağım. tanışmalarından yaklaşık bir hafta sonra, bir gece genç adamı sevmeyen adam ve onun yanındaki iki adam 2000 model laguna araçları ile 150 km hız yaparken genç adamımızın telefonu çaldı. saat neredeyse sabahın 3'üydü. genç adam telefonu açar açmaz küfür yağmuru başladı. telefonun ucundaki genç adama hayatında hiç duymadığı küfürler ediliyordu. genç adam kılını bile kıpırdatmadı. bu sakin davranışı her zaman taklit etmeye çalışmışımdır. genç adam dakikalar boyunca kılını kıpırdatmadı. taa ki; telefonun ucundaki adam genç adama "bekle karını yatağından almaya geliyorum" diyene kadar.

    genç adam o an telefonu kapattı. şehrin kenar mahallelerinden birinde kimseye muhtaç olmadan yaşadıkları evlerinin önünde kaldırım yoktu. genç adam evin önündeki sokak lambasının ışığının bittiği ve zifiri karanlığın başladığı yerde buzdan heykel gibi dimdik duruyordu. uzaktan bakıldığında orda birinin olduğu asla belli olmazdı. tanrı aşkına, bu adam saklanmak için dahi eğilmiyordu.

    sert bir fren sesi duyuldu ve ardından üç kapı sesi. ardından bağırtı çağırtı derken bir şarjör silah boşaldı. mahalledeki herkes uyanmıştı artık. yerde yatan 3 hareketsiz bedenin sahipleri dışında. cesetlerin yanına doğru buz gibi bir kaç adım atıldı. bir şarjör daha boşaldı. sonra bir şarjör daha. sonra bir şarjör daha...

    o sakin genç adam polise kendisi gitti ve teslim oldu.

    ölen 3 adam ise kafaları olmadan gömülmek zorunda kaldılar.

    bu genç adamın hikayesi bizimde içinde bulunduğumuz hayatta yaşanmış bir hikayedir. bu dimdik duruşlu genç adamın kırmızı çizgisi aşılmıştı.
    #22458700