i spit on your grave 


kapat
  1. bir meir zarchi filmi.

    aşağıdaki ise; filme dair şahsıma ait yorumdur.

    istismar sinemasının kanlı gözbebeği

    bu film; "tabu" kavramını enine boyuna genişleten ve yer yer sınırları zorlayarak açığa, idrak edilmesi imkansız anlamlar yayar bir yapıya bürünerek, izleyiciyi seyri sıkıntılı bir eserle karşı karşıya bırakıyor. 70 li yılların kendine has soluğunu taşıyan film, sinemasal anlamda döneminin tüm çılgınlığını içinde barındırmakta, karelerde cereyan eden olaylar dönemsellik babında, abartıya kaçan şiddet tonlamasıyla dikkate değer bir nitelik kazanmaktadır. izlenmesi bir hayli zor kareler barındırması ve bu karelerin uzun bir seyir halinde ve olanca şiddeti ile iğrençliği birlikte harmanlayarak devam etmesi, karşılaşılan eserin yapısını bir bakıma yasaklı veya uzun yıllar yasaklanma durumu ile sakınılan bir niteliğe büründürmüştür.

    Yönetmeni meir zarchi, 1978 yapımı ve bir kitap uyarlaması olan filmimiz, genç bir kadın yazarın sakin ve sessiz nehir kenarındaki evine, huzur içinde çalışmasına devam etme ve kitabını yazma amacıyla gitmesi ile start almaktadır. Buradan itibaren her şey yolunda iken bir anda, tüm gerçekliği içinde barındıran şiddeti ile perdeye yansıyan kareler, huzuru bulmak için gelen genç kadının vahşet ve insanlık dışı muamele ile karşılaşmasını ve sürüp giden eziyetler ile tecavüzlerin eşliğinde, hem insanlığın açığa çıkardığı bilinç altına itmiş olduğu hayvani dürtülerinin görünen korkunçluğu hem de, çaresiz çırpınışları eşliğinde kadına biçilen acizliğin ve gözle görülen aşağılamanın keskinliğinde sürer bir seyir izlerken, bir yandan da medeni dünyanın çöküşüne de bizleri tanık etmektedir. Bireyin bir başka bireye gösterdiği yersiz ve nedensiz zulüm ve bir kadının karşı karşıya kaldığı, insaniyet namına hiçbir suretle içselleştirilemeyecek anlam verilemeyen öfke, hem toplumun gerçeklerini ve içinde barındırdığı; sağlıklı gibi görünen ama hiç olmadık bir anda gerçek yüzünü açığa çıkartan varlıklarının, aslında hiçte sanıldığı gibi önemsenmeyecek bir etkinlikte olmadıklarını bilakis, her an yabancısı olunulan yüzlerden ve kişiliklerden tehdidin doğabileceği vurgulanmakta hem de; keyfi şiddetin ve bu şiddeti eğlence aracına dönüştüren kişiliklerin bir yansıması olarak, akıllarda yer etmektedir.

    Kadının çaresiz kaçışı ve olanca yürek parçalayan yalvarışları karşısında, dört erkeğin gösterdiği kayıtsızlık ile aklın yitirilmişçesine savrulduğu, ahlaki ve insani erdemlerin darbeler eşliğinde gedikler açılmak suretiyle yıkılmasına meyleder bir cüretin, bilinçlere kazınır bir örselenmeyi beraberinde getiren kareler eşliğinde izleyiciye sunulması ve bu sunumun sadece görsel açıdan değil aynı zamanda; bu görselliğin açığa çıkardığı şiddetin tonu bazında da yansıtılması, ruhsal yönden yaralı insanların neler yapabileceğini ve bunun sonuçlarının bireyleri (ki burada kadın bedeni olarak somutlanmakta) ciddi anlamda tehditlerle karşı karşıya bırakacağını göstermektedir. Erkeğin iktidar olarak güçlüyü temsil ettiği ve bu gücü sonuna kadar kullanacağı altında ki katmanlarda kalan, gücü sınırlı hatta yok sayılan kadın burada; güçsüzü ve iktidarın sömürdüğü ve keyfi bir kullanım amacı güttüğü bir varlığa büründürülmektedir. Haliyle görünüm ve betimlenen muameleler bu teoriyi haklı çıkarır bir yapıya bürünerek, çoğu yerde aklın alamayacağı mizansenler eşliğinde karşımıza çıkmakta, yaşatılan bu acı ve karşıda ki savunmasız bedenin nahoş bir vahşilikle kanatılması, bizlerin vicdanlarında derin yaralar açmaktadır.

    Ormanın derinliklerinde baş gösteren canilik ve uygulanan şiddet, yer yer insanın kendinden utanmasına meyletmekte, sürüp giden kaçış ve bunun eşliğinde kovalamaca, bir noktadan sonra teslimiyetleri de beraberinde getirerek, mahremiyeti darbeler eşliğinde kanatmaktadır. Süresi yarım saati bulan tecavüz kareleri ve bu süreçte kulaklarda yer eden yakarış ve çığlıklar, yüzlerinde gülümseme ve gücü ile erkekliğini kanıtlamanın da verdiği; kendini kaybediş eşliğinde beliren haza ulaşma halini yaşayan erkeklerin suretleri ile yan yana gösterilerek, bir kez daha izleyicinin izleme eylemini sıkıntılı bir seyre sokmakta ve bir aşamadan sonra işkenceye dönüştürerek katlanılması imkansız bir hal almaktadır. Yaşatılan bu vahşet karşısında içlerinde en ufak bir pişmanlığın açığa çıkmadığı bu dört erkek, belki de ayırdına varmamız gereken; medeniyet ile o medeniyetin baş düşmanı olan, bireye ve topluma yabancılaşmış yabaniliğin karşı söylemi olarak yer etmektedir. Yönetmenin kanımca bir başka tasarrufu ise; "tecavüz" eylemini olanca çıplaklığı ile yansıtması ve bunu yaparken kimi karelerde doğaçlama bir seğirin izlendiği izleniminin oluşması. Gerçekliğin yadsınamaz tonu; bu saldırıya maruz kalan bireyin yaşadığı ruhsal travma ve içine düştüğü çaresizlik ile kirletilme hissi, karelere yansıyan iyi oyunculukla yüzeye vurmakta ve izleyiciyi empati yoluyla kendini, o çaresizliği yaşayan bireyin yerine koymasına sevk etmektedir.

    Kurbanın kişiliğinin güçlü olması ve bu yaşadıkları karşısında kendini kaybetmeden içinde doğan intikamın da itelemesiyle ayağa kalkmayı başarması, sona giden süreçte bizi; akıllarda yer eden bir karşı koyuşa ve hesap soruşa tanık bırakarak bir bakıma güçsüzün; kendisine yaşatılan acının benzerini güçlüye, onun zayıflığından yararlanarak yaşatması suretiyle; hem toplumu içinde barındırdığı yabanilikten arındırmasının gerekliliği hem de kadının sanılanın aksi bir yapıda olduğunun gösterilmesi amaçlanıyor. Zekice yapılan intikam planı işleyerek; bazen bir ağacın dalında noktalanıyor bazen erkekliğin kesilip atılmasıyla güç simgesi olan iktidar törpüleniyor ve bazen de nehir suların da kırmızıya boyanan bir balta eşliğinde dibe batıyor. Bakışlardaki keskinlik ve yüzde beliren tebessüm; kadının bir bakıma erkek egemen şiddeti ele geçirmesi ve kendisine kullanılan bu aracı kendisinin kullanması olarak karelerde yer ediyor. Bu yer ediş görselliğin verdiği etki ile de birleşerek, bir yandan filmden olağanca şiddetiyle sakınılmasına meylediyor diğer yandan da yaşatılan vahşiliğin gerçek yaşamda da yaşandığını bizlere göstererek, somut ortaya koyuşlarla hayatın acı yüzüne farkındalığın zaruriyetini bize yansıtıyor.
    Bu yansımaya kayıtsız kalmamak için bu film, izlenmeyi hak ediyor.

    ------ I Spit On Your Grave ( mezarlariniza tukurecegim )----- *

    http://www.youtube.com/watch?v=DOg8lnOmjbE +

    edit: link eklendi. bu linkte filmin fragmanı yer almakta.

    http://www.youtube.com/watch?v=CsiYu_7559g +

    edit 2: yukarıdaki linkte ise, filmde yer alan şok edici sahnelerden biri yer almakta.

    edit 3: gizli bakınız eklendi.
    #654441 (bluevelve, 21.09.2006 19:45 ~ 06.03.2008 21:10)
  2. sinergy adlı finlandiya asılı grubun* suicide by my side albumunun ilk sarkısıdır. aynı zamanda albumun en guzel sarkılarından biridir. zaten cok cok iyi bir power metal grubu olmayan sinergy dinlemek isteyenlere onerebilecegim sarkıların da basında gelir.
    sozlerinide yazayım

    vengeance piercing through my heart
    as i watch you kiss the dirt
    and make you swallow your betrayal and sin
    though for now i say farewell
    but one day i will return with a smile
    as i spit on your grave!

    i'm sick, tired of this abuse
    i've played the fool for many years
    escape, shelter me from harm
    your lies, pushed me to the edge
    i've finally reached my breaking point
    come here, meet your nemesis

    vengeance piercing through my heart
    as i watch you kiss the dirt
    and make you swallow your betrayal and sin
    though for now i say farewell
    but one day i will return with a smile
    as i spit on your grave!

    taste this, swift thrust of my blade
    it's laced with poison from my veins
    lay there, helpless and afraid
    you bleed, i gaze with a grin
    a taste of your own medicine
    your tears, please the beast within

    vengeance piercing through my heart
    as i watch you kiss the dirt
    and make you swallow your betrayal and sin
    though for now i say farewell
    but one day i will return with a smile
    as i spit on your grave!

    yes, right now i say farewell
    but one day i will return with a smile
    as i spit on your grave!
    #1325339 (magius, 20.02.2007 02:24)
  3. boris vian'ın aynı adlı romanıyla alakası olmayan, sadece isim benzerliği olan film.
    #1797517 (meister writer, 20.06.2007 22:42)
  4. ortaokul yıllarımda okuduğum roman. az önce birden aklıma gelmiş olup, internette araştırdığım, fakat yapılan yorumlar ve izlediğim videolar üzerine allah allah bu kitap böyle birşey değildi dediğim film.
    ancak sonunda canım sözlüğümde (bkz: i spit on your grave/#1797517) entry sini görünce heee şimdi oldu dediğim film.*
    #3443101 (karak, 25.05.2008 00:24)

© 2008 - uludağ sözlük

i spit on your grave başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. i spit on your grave ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu i spit on your grave nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» 1505 » pound » 27 agustos 2008 steaua bukres galatasaray maci » sozlukteki varoslar » necmettin erbakan » deniz baykal » cirkin kizlarin sanal alemde itibar gormesi » yuzme havuzu » olu sozluk » radical noise a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » Beijing 2008 Olympic Games