humphrey bogart 


kapat
  1. 1899 yılında new york ta doğup 1957'de yaşama veda eden aktör. casablanca, the barefoot contessa ve sabrina popüler filmlerinden bazıları. trenckot bir erkeğe ancak bu kadar yakışır heralde. sigara içişi ise ayrı bir efsane.
    (audrey, 22.06.2006 16:52 ~ 16:54)
  2. sigara bir insan'a ancak bu kadar yakışır.. karizmatik aktör.. vakti zamanında bir çok gönüL'e konmuş bir çok can yakmıştır.. oynadığı fiLmLer'e adını her zaman aLtın harfLerLe yazdırmıştır.. işi'nin ehLi, çocukLarı'nın babasıdır..
    (Tucimania, 29.05.2007 21:56 ~ 21:57)
  3. Humphrey Deforest Bogart 1899 New York doğumlu. Doktor bir baba ve dergilere resim yapan bir anne, bir kız kardeş ve bir erkek kardeşten oluşan bir ailede büyüdü. ilerde doktor olması planlanıyordu ama gönderildiği Phillips Akademisi'nden kovulunca (niye tam bilinmiyor) deniz kuvvetlerine katıldı. Burada da rahat durmadığı, dudağının üstündeki yara izinden anlaşılıyor. 1920-22 arasında bir aile dostunun tiyatro kumpanyasında, önce müdür oldu sonra çeşitli gösterilerde rol almaya başladı.

    Uzun yıllar sinema setlerinde oyunculuk yeteneğinin keşfedilmesini bekledi. Örneğin 1929 yılında Fox şirketi onunla bir anlaşma imzaladı ve Broadway's Like That isimli filmi çevirdi. Ancak bu filmi şirket iki yıl sonra piyasaya sürdü.
    Yakışıklı sayılamayan yüzü, sert tavırları ve kendinden taviz vermez tutumu ile o zaman filmlerinde star olması bir hayli zordu. Zaten yıllar da bunu doğruladı. Sinemadan umudunu kesince tiyatroya döndü. Şeytanın bacağını 1936 yılında The Petrified Forest-Taşlaşmış Orman adlı oyunla kırdı. Oyun, sinema yapımcılarının da dikkatini çekmişti. Bu konuyu sinemaya aktarmak istediklerinde zamanın ünlü oyuncularından Leslie Howard, Bogart'ın da oynaması için ısrar etti. Filmdeki acımasız gangster Duke Mantee rolüyle nihayet değeri anlaşılmıştı.
    Warner'ın onunla imzaladığı 5 yıllık anlaşma içinde 28 filmde rol aldı. Bu filmlerin yüzde doksan beşi sonunda hep ölen, kötü kalpli kanun dışı adamlardı. Üstelik gangster tiplemelerini sinemaya taşıyan en ünlü isimler, Edward G. Robinson, James Cagney gibi isimlerin gölgesinde kalmaya mahkumdu. Ama 1941 yılında onu uluslararası üne kavuşturan yapımlar peşi sıra gelmeye başladı. Önce yine bir kanundışı bir rol vardı karşısında. Raoul Walsh'ın yönettiği High Sierra filminde görmüş geçirmiş acımasız haydut Roy Earle rolü ile yıllardır geri planda kalmanın acısını çıkarttı.

    Ardından ünlü polisiye romanlar yazarı Dashiell Hammett'in eserinden sinemaya John Huston tarafından uyarlanan Malta Şahini geldi. Burada özel dedektif Sam Spade rolünü tarif edilende de güzel yansıttı. Fötr şapkalı, pardesülü, her türlü belayı yaşamış (yani gün görmüş), bu nedenle insancıl yanını iyice derinlere gömmüş, acımasız, para düşkünü, alaycı çağdaş bir Amerikalı (pardon, dedektifi). Filmi yöneten Huston kariyerinin başındaydı, Bogart ise 15 yıldır ünlenmek için uğraşıyordu. Malta Şahini ikisine de şöhret kapılarını açtı. ikili Across the Pasific- Pasifik Macerasında yine bir araya geldi. Bunu Treasure of Sierra Madre- Altın Hazineleri, Key Largo- Ölüm Gemisi, Beat the Devil- Sarışın Şeytan gibi her biri büyük ilgi uyandıran yapımlar izledi.
    Ama unutulmazlar listesine adını yazdıran film başlı başına bir kült yapım olan Casablanca oldu. Filmdeki Rick rolü hemen ona gelmedi. Baş roller başka yıldızlar için düşünülmüştü. Sonra karışık bir takım süreçlerden sonra kadın oyuncunun Ingmar Bergman'ın olmasına karar verildi. Bergman da yönetmen Michael Curtiz gibi oyunu Bogart'tan yana kullanınca, yapımcılar buna boyun eğmek zorunda kaldılar.

    Böylece sinema tarihinin en unutulmaz filmi tarihe geçti. kaç defa seyredilse seyredilsin, her seferinde insana yeni tatlar veren, hiç bıktırmayan, her bir tiplemesi ayrı bir değerde olan film, yönetmeninden oyuncularına, senaryo yazarından müziğine her yönüyle dört dörtlüktü.
    Bogart bir kere daha, görmüş geçirmiş, aşk acısı yüzünden kalbini derinlere gömen, alaycı tiplemesini başarıyla sergiledi. Sanki bar sahibi Rick onun hayatından çıkmış gibiydi.
    Üç Oscar Ödülü kazanan filmde Bogie, Oscar adayları arasındaydı; ödül daha sonraki yıllarda gelecekti.
    Oyunculuk eğitimi almadığını, ama içinden geldiği gibi oynadığını söylerken aslında bir gerçeğin altını çiziyordu. Varlıklı bir ailede dünyaya gelmesine rağmen, hayatta hep zor yolu seçmişti. Sinemada iyi bir yer edinmek için uzun yıllar uğraşmış, bu arada üç kez evlenip boşanmış, bol sigara, bol içkiyi eksik etmemişti.

    Bir Hemingway uyarlaması olan To Have and To Have Not (1944) filminin setinde dördüncü eşi, en büyük aşkı Lauren Bacall ile tanıştı. Birliktelikleri ünlü aktör ölünceye kadar devam etti.
    Hayatında her zaman ona şans getiren John Huston ile yine bir araya geldi. 1951'de Afrika yollarına düştüler. Filmde bir başka unutulmaz oyuncu daha vardı; Katherine Hepburn. Bogie bu kez, serseri, pasaklı, küfürbaz, ayyaş bir kaptan rolündeydi. Bunun da üstesinden başarıyla geldi. Ve hayatının ilk Oscar'ını bu ayyaş rolüyle aldı.
    Gerçek hayatında ayyaş olmasa bile içki ve sigarayla fazla haşır neşir olması, kansere yakalanmasına neden olmuştu. Tedavi sonucu saçlarını kaybetmişti ama gerçek bir yıldız olduğunu unutmamıştı. 1954 yılında The Caine Mutiny filminde acımasız bir gemi kaptanını büyük bir başarıyla canlandırdı. Üçüncü kez Oscar'a aday gösterilse de kazanamadı.

    Billy Wilder ve Audrey Hepburn ile Sabrina; William Wyler yönetiminde Desperate Hours; Michael Curtiz ile bir kere daha bu kez komedi filmi We're No Angels; son kez de Mark Robson'un yönettiği The Harder They Fall( 1956) ortalamanın üzerinde bir değere sahip filmlerdi.
    Gırtlak kanseri yüzünden sağlığı giderek bozulan ünlü aktör, 1957 yılının 14 Ocak gününde, uykusunda hayata veda etti.
    Bir dönem sinema dünyası onu unuttu. Ancak 68 rüzgarı ile birlikte, Amerikan üniversitelerinin ısrarıyla filmleri tekrar salonlarda, TV'lerde gösterilmeye başlandı. Rahat uyu Bogie....

    http://www.ntvmsnbc.com/news/129444.asp
    (mulayim, 29.05.2007 22:09 ~ 28.01.2008 03:35)
  4. 1951 yılında oynadığı the african queen filmiyle ilk ve tek oscarını kazanmıştır. en baba oyuncular kategorisinde bası cekenlerdendir...
    (gonul diyorum akil diyorlar, 01.07.2007 00:48)
  5. "Casablanca" ile zihinlerimizde yer etmiş karizmatik ve oldukça başarılı aktör.
    (kadir503, 01.07.2007 01:32)
  6. ''Ben laurence olivier ekolünden değilim. Tek bildiğim, içimden geldiği gibi oynamaktır.''

    ''ikisi de tam olarak aynı rolü oynamadıkça, iki aktör arasında yarış ya da karşılaştırma anlamsızdır. Adayları değerlendirmek için en iyi test, hepsine siyah taytlar giydirip hamlet'i oynatmaktır.''
    (ELeCTrO, 23.07.2007 23:42)
  7. bette davis ve leslie howard desteğiyle adım attığı sahne ve beyaz perde macerasında en büyük rolleri, polisiye ve suç filmlerinde olmuştur. kronolojik olarak başlıca filmleri:

    marked woman (1937, lloyd bacon rejisinde bette davis ile)
    kid galahad (1937, michael curtiz rejisinde bette davis ve edward g robinson ile)
    dead end (1937, wliiam wyler rejisinde)
    angels with dirty faces (1938, michael curtiz rejisinde james cagney ile)
    the oklahoma kid (1939, lloyd bacon rejisinde james cagney ile)
    dark victory (1939, bette davis ve ronald reagan ile)
    the roaring twenties (1939, raoul walsh rejisinde james cagney ile birlikte)
    they drive by night (1940, raoul walsh rejisinde george raft, ida lupino ve 3. kez ann sheridan ile birlikte)
    high sierra (1941, raoul walsh rejisinde ida lupino ile birlikte)
    the maltese falcon (1941, john huston debutunde mary astor, peter lorre ve sydney greenstreet'le)
    casablanca (1942, michael curtiz rejisinde ingrid bergman, claude rains ve üstteki 2 aktörle. george raft rolü reddetmişti)
    to have and have not (1944, howard hawks rejisi, lauren bacall'la tanışılır)
    the big sleep (1946, aynı ikili, bu sefer walter brennan kadroda yok)
    dark passage (1947, bacall ve bogart bir kez daha beraber)
    the treasure of the sierra madre (1948, john huston rejisi, walter huston oscar alır)
    key largo (1948, john huston. lauren bacall, edward g. robinson, claire trevor)
    the african queen (1951, john huston. katharine hepburn'le karşılıklı döktüren bogart oscar alır, fakat zor çekim şartlarında ömründen ömür gider)
    the caine mutiny (1954. pulitzer ödüllü romanın uyarlamasında jose ferrer'le birlikte)
    sabrina (1954, billy wilder rejisinde audrey hepburn ve william holden ile birlikte)
    the barefoot contessa (1954, joseph l mankiewicz rejisinde ava gardner ile birlikte)
    we re no angels (1955, michael curtiz'le son kez. basil rathbone ve peter ustinov'la oynadı)

    http://www.imdb.com/name/nm0000007
    http://en.wikipedia.org/wiki/Humphrey_Bogart
    (ELeCTrO, 28.01.2008 03:48)
  8. olası bir albert camus filmi çekilse kuşkusuz oynatılacak tek adamdır. iki insanın tipi, davranışları, ifadesi bu denli mi birbirine benzer... iddia edilir bu adam da varoluscudur, yahutveyahut ola ki felsefeye atılsa düşüncelere takılsa muhakkak varoluşçu olurdu... pardösü, saç şekli, yüz ifadesi... yok yok kesin albert camus bu.
    (kaptanreis, 03.03.2008 14:15)

© 2008 - uludağ sözlük

feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. yukarıda yazanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir.

» killik » ordu demokrasinin en buyuk teminatidir » bobby tatketcap » circus » ayla algan » 792 sayili petrol kanunu » amadeus » uc maymun » serruh kaleli » fuckin machine » mutlulugun anahtari kucuk seyler » malcolm x » jonny b » turquerie » condom » oss ye giderken suslenen kiz tipi » veli toplantisi » 1849 » schattenfaust » a priori » artvin in tarihi eserleri » istatistikleri okurken duyulan kiskanclik » korner diregine gidip zaman geciren futbolcu » corabi kokutmadan bir hafta giyme lessin van » kutuphane haftasi sloganimiz » siir » google » kibariye » 06 t 0772 a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa