hazreti ebubekir 


/ 2
kapat
  1. ilk halife. ilk yetişkin erkek müslüman. peygamber efendimizin eşi hz.aişe'nin babası..
    #121024 (azaelia, 19.03.2006 22:00)
  2. hira mağrasında resulullahın yadındaki sadık dostu.
    #121085 (palta, 19.03.2006 22:53)
  3. peygamberimize cebrail gelerek allah'ın şu söylemini iletti:
    ben ebubekir'den memnunum,acaba o benden memnun mu?
    böyle bir insan işte..
    #121151 (grand ekinoks, 19.03.2006 23:53)
  4. kuran'ı toplatıp kitap haline ilk getiren kişidir
    #260763 (darkolog, 19.05.2006 12:26)
  5. Hz. Muhammed (s.a.s.)'in islâm'ı tebliğe başlamasından sonra ilk iman eden hür erkeklerin; raşit halifelerin, aşere-i mübeşşerenin ilki. Câmiu'l Kur'an, es-Sıddîk, el-Atik lakaplarıyla bilinen büyük sahabi.

    *

    Hz. Ebû Bekir, Hira dağından dönen Hz. Muhammed ile karşılaştığında, Rasûlullah (s.a.s.) ona, "Allah'ın elçisi" olduğunu söyleyip "Yaratan Rabbinin adıyla oku" (el-Alâk, 96/1) diye başlayan âyetleri bildirdiği zaman hemen ona: "Allah'ın birliğine ve senin O'nun rasûlü olduğuna iman ettim" demiştir. Hz. Hatice'den sonra Rasûlullah'a ilk iman eden odur. Hz. Peygamber (s.a.s.) islâm'ı tebliğinin ilk zamanlarında kiminle konuştuysa en azından bir tereddüt görmüş, ancak Ebû Bekir şeksiz ve tereddütsüz bir şekilde kabul etmiştir. Hatta Hz. Peygamber (s.a.s.), "Bütün insanların imanı bir kefeye, Ebû Bekir'in ki bir kefeye konsa, onun imanı ağır basardı " diye lâtif bir benzetme de yapmıştır. Mü'min Ebû Bekir, hayatının sonuna kadar tüm varlığını islâm'a adamış, bütün hayırlı işlerde en başta gelmiştir.

    Ebû Bekir Mekke döneminde güçlü kabilelere mensup kişileri islâm'a kazandırmaya çalıştı, öte yandan müşriklerin işkencelerine maruz kalan güçsüzleri, köleleri korudu; servetini eziyet edilen köleleri satın alıp azad etmekte kullandı. Bilâl, Habbab, Lübeyne, Ebû Fukayhe, Amir, Zinnire, Nahdiye, Ümmü Ubeys bunlardandır. Kendisi de Mescid-i Haram'da müşriklerin saldırısına uğramıştı. Ebû Bekir, iman ettikten sonra islâm'ı tebliğe gizli gizli devam ediyordu. Annesi, karısı Ümmü Ruman ve kızı Esma da iman etmiş, fakat oğulları Abdullah, Abdurrahman ve babası Ebû Kuhafe henüz iman etmemişlerdi. Osman b. Affan, Sa'd b. Ebî Vakkas, Abdurrahman b. Avf, Zübeyr b. Avvâm, Talha b. Ubeydullah gibi ilk müslümanları islâm'a dâvet eden odur. Müşriklerin eziyetleri çoğalıp müslümanlara yapılan baskılar arttıktan sonra Hz. Peygamber Hz. Ebû Bekir'e de Habeşistan'a göç etmesini söylemiş ve Ebû Bekir yola çıkmış; ancak Berkü'l-Gımâd'da Mekke'nin ileri gelen kabilelerinden ibn Dugunne ile karşılaştığında ibn Dugunne onu himayesine aldığını ve Mekke'ye dönmesi gerektiğini belirterek, ikisi birlikte Mekke'ye dönmüşlerdir. Ancak şartlı olarak Ebû Bekir'i himayesine alan ibn Dugunne, Ebû Bekir'in açıktan açığa ibadet etmesi ve inancını yaymaya devam etmesi sebebiyle şartları yerine getirmediğini iddia ederek ona ibadetini gizli yapmasını söylediğinde Ebû Bekir, onun himayesine ihtiyacı olmadığını, zaten kendisine söz de vermediğini ifade etmişti: "Senin himayeni sana iâde ediyorum. Bana Allah'ın himayesi yeter." Böylece onüç yıl Mekke'de Rasûlullah'ın yanında kalan Hz. Ebû Bekir, Hz. Aişe'nin rivâyetine göre, Rasûlullah hicret emrini alıp Ebû Bekir'e gelerek ona beraberce hicret edeceklerini söyleyince Ebû Bekir sevinçten ağlamaya başlamıştı (ibn Hişâm, es-Sire, II, 485).

    Hz. Peygamber'in bir gecede Mekke'den Kudüs'e oradan Sidretü'l Münteha'ya gittiği isra ve Mirâc * hâdisesini duyan müşrikler bunu Hz. Ebû Bekir'e yetiştirdikleri zaman; "O dediyse doğrudur." demiştir. Bu sözünden sonra Ebu Bekir'e; ihlâslı, asla yalan söylemeyen, özü doğru, itikadında şüphe olmayan anlamında, "Sıddık" lâkabı verildi. Kur'an tâbiriyle, "O, ne iyi arkadaştı " (en-Nisâ, 4/69) denilebilir.

    işte o "Sıddîk" ile o "Emîn", o iki arkadaş beraberce Sevr dağındaki mağaraya hareket ederek hicret etmişlerdir.

    *

    Tâcir olarak geniş bir kültüre sahip olan Hz. Ebû Bekir, dürüstlüğü ve takvâsı ile ashâb içinde ilk sırada yeralır. Karakteri; yumuşak huyluluk, çok düşünüp çok az konuşmak, tevâzu ile belirgindi. Hz. Âişe'nin rivâyetine göre, "gözü yaşlı, gönlü hüzünlü, sesi zayıf" biri idi. Câhiliye döneminde müşrikler ona güvenir, diyet ve borç-alacak işlerinde onu hakem tanırlardı. Rasûlullah'ın en sadık dostu olan Ebû Bekir'in Mirâc olayında sergilediği sonsuz bağlılık örneği ona "es-Sıddık" lâkabını kazandırmıştır. O bu olayda "O ne söylüyorsa doğrudur" demiştir. Cömertlikte ondan üstünü de yoktur. Bütün malını mülkünü islâm için harcamış, vefât ederken vasiyetinde, halifeliği müddetince aldığı maaşların, topraklarının satılarak iâde edilmesini istemiş ve geride bir deve, bir köleden başka birşey bırakmamıştır. Dört eşinden altı çocuğu olan Ebû Bekir, kızı Âişe'yi Rasûlullah ile hicretten sonra evlendirmiştir (Tabakat-ı ibn Sa'd, VI, 130 vd.; ibnu'l-Esir, II, 115 vd).

    Hicret sırasında mağarada iken ayağını bir yılan soktuğunda ve ayağı acıdığında o sırada dizine yatıp uyumuş olan Peygamber'i uyandırmamak için sesini çıkarmaması, ağlarken Hz. Peygamber uyanıp ne olduğunu sorduğunda, "anam babam sana fedâ olsun ya rasûlullah" demesi olayı Ebû Bekir'in Rasûlullah'a olan bağlılığının örneklerinden sadece biridir. Hz. Ebû Bekir'in beyaz yüzlü, zayıf, doğan burunlu, sakallarını kına ve çivit otuyla boyayan sakin bir adam olduğu rivâyet edilir (ibnü'l Esir, el-Kâmil fi't-Târih, II, 419-420). Rasûlullah'tan sonra bu ümmetin en hayırlısı Ebû Bekir'dir. O, Hz. Peygamber'in veziri, fetvâlarda en yakını idi. Rasûlullah'ın, "insanlardan dost edinseydim, Ebû Bekir'i edinirdim" (Buhâri, Salât, 80: Müslim, Mesâcid, 38: ibn Mâce, Mukaddime, II) ve "Herkeste iyiliklerimin karşılığı vardır, Ebû Bekir hariç" demesi ve son hutbesinde, "Allah, kullarından birini dünya ile kendi katında olan şeyleri tercih hususunda serbest bıraktı; kul, Allah katında olanı tercih etti'' diye Ebû Bekir'i övmesi ve mescide açılan tüm kapıları kapattırıp yalnız Hz. Ebû Bekir'in kapısını açık bırakması ona verdiği değeri göstermektedir.

    Hz. Ebû Bekir'in nasslara aykırı hiçbir görüşü bize ulaşmamıştır, çünkü böyle bir reyi yoktur. Ebû Bekir nâsih sünneti çok iyi biliyor, Rasûlullah'ı herkesten çok tanıyordu. Bu yüzden hilâfetinde kendisine karşı içte muhâlif bir hareket olmamış ve fitneler görülmemiştir (Buhâri, Fedâilü'l-Ashâbı'n-Nebî, 3 ). ihtilâf veya ihtilâflarda çözümsüzlük, bid'atler onun devrinde yaşanmamıştır. "Üzülme, Allah bizimle beraberdir" buyuran Rasûlullah'ın haberi sanki lâfızda ve mânâda Hz. Ebû Bekir'de zâhir olmuştur (ibn Teymiye, Külliyat Tercümesi, istanbul 1988, IV, 329).

    Kaynaklarda onun, "ben ancak rasûlullah a tâbiyim birtakim esaslar koyucu degilim" diye kararlarında çok titiz davrandığı zikredilir (Taberî, IV, 1845; ibn Sa'd, III, 183). Bir meseleyi hallederken önce Kur'ân'a bakar, bulamazsa Sünnet'te araştırır, orda da bulamazsa ashâbla istişâre eder ve ictihad ederdi. Ganimetin bölüşümü meselesinde Muhâcir-Ensâr eşitliği'nin ihtilâfa yol açmasında Ömer'in Muhâcirlere daha çok pay verilmesini savunmasına rağmen ganimeti eşit olarak bölüştürmüştür. O sebeple hilâfetinde huzursuzluk çıkmadı. Rasûlullah ve kendisi, bir mecliste bir anda verilen üç talâkı bir talâk saymışlar, bu daha sonra-birçok "maslahat gereği" diye yapılan değişiklik gibi- üç talâk sayılmıştır. Yani Ebû Bekir, Rasûlullah'ın tüm uygulamalarını aynen tatbik etmek istemiş; bazen -kalpleri islâm'a ısındırmak istenenlere toprak vermesi gibi- maslahat gereği veya zamanın değişmesiyle hükümlerin değişmesini söyleyen ashâbına uymuştur. Müslümanlar henüz otuzsekiz kişiyken Mekke'de Mescid-i Haram'da islâm'ı tebliğ eden ve müşriklerce dövülen Ebû Bekir'e hilâfetinde "Halifet-u Rasûlillah" denilmiş, sonraki halifelere ise "Emîrü'l-Mü'minîn" denilmiştir. Mâlî işlerini Ebû Ubeyde, kadılık ve kazâ işlerini Hz. Ömer, kâtipliğini Zeyd b. Sâbit ve Hz. Ali, başkumandanlığını Üsâme ve Halid b. Velid yapmıştır. Medine Dârü'l-islâm'ın başkenti olmuş, Mekke, Taif, San'a, Hadramevt, Havlan, Zebid, Rima, Cened, Necran, Cureş, Bahreyn vilâyetlere ayrılmıştır. Yönetimi merkezî olup, ganimetlerin beşte biri Beytü'l-Mal'de toplanmıştır.

    Hz. Ebû Bekir, Mukillîn* denilen çok az hadis rivâyet eden ashâbdan sayılır. O, yanılıp da yanlış birşey söylerim korkusuyla yalnızca yüz kırk iki hadis rivâyet etmiş veya ondan bize bu kadar hadis rivâyeti nakledilmiştir. Hutbe ve öğütlerinden bazıları şöyledir:

    "Rasûlullah vahy ile korunuyordu. Benim ise beni yalnız bırakmayan bir şeytanım vardır... Hayır işlerinde acele edin, çünkü arkanızdan acele gelen eceliniz var... Allah için söylenmeyen bir sözde hayır yoktur... Herhangi bir yericinin yermesinden korktuğu için hakkı söylemekten çekinen kimsede hayır yoktur... Amelin sırrı sabırdır... Hiç kimseye imandan sonra sağlıktan daha üstün bir nimet verilmemiştir... Hesaba çekilmeden kendinizi hesaba çekiniz (Ayr. bk. Ebû Nuaym, Hılye, l )
    (bkz: aşere i mübeşşere)
    #476452 (white pages, 30.07.2006 13:07 ~ 13:27)
  6. islam halifesi
    #520391 (imitasyon, 10.08.2006 04:40)
  7. peygamber efendimizin en büyük müslüman olarak nitelendirdiği halife
    #520394 (imitasyon, 10.08.2006 04:41)
  8. peygamber efendimizden sonra müslümanlara yol göstermek amacıyla seçimle iş başına gelen ilk halife
    #520425 (daksin, 10.08.2006 05:31)
  9. Ayriyeten hz aisenin babası olması sebebiyle Hz. Muhammed in kayınbabasıdır.
    #735670 (delismen, 14.10.2006 12:23)
  10. "imandan sonra en büyük nimet sagliktır." sözünün sahibi, peygamberlerden sonra insanlık aleminin en yücesi.
    #930097 (keserim ulan topunuzu, 30.11.2006 14:36 ~ 14:38)
  11. idrakın aczini idrak idrakın ta kendisidir! (Hz.Ebubekir).
    veya ;
    idrakin aczini idrakten büyük idrak yoktur.
    #930222 (xsentos, 30.11.2006 15:11 ~ 15:44)
  12. hümanist. insanı sonsuz seven.
    "Ey kusurlardan uzak olan sonsuz kudret sahibi Rabbim! benim vücudumu öyle büyütki cehennemi ağzına kadar doldursun böylece başka kullarına yer kalmasın "
    #930291 (sincap, 30.11.2006 15:36)
  13. her seyden once, bir insan.
    #930322 (soyle-boyle, 30.11.2006 15:45)
  14. ayrica hababam sinifi'nda da gecer bu isim. mufettis sinifa soru sorarken.
    #930327 (soyle-boyle, 30.11.2006 15:46)
  15. babası ebu kuhafeyi mekkenin fethinden sonra müslüman yapmak için peygamber efendimizin huzuruna getirdiğinde ağlamaya başlamış sebebini soran peygamber efendimize
    -senin amcan ebu talibe olan düşkünlüğünü bilirim. babam yerine amcanı müslüman olarak görmeyi tercih ederdim diyerek peygamberimize ne kadar bağlı olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. aynı zamanda peygamberlerlerden sonra insanlar arasında en yüksek mertebe hz. ebubekirdedir diye rivayet edilir.
    #930328 (pascalaga, 30.11.2006 15:46)
  16. "ne soyledigini, kime soyledigini ve ne zaman soyledigini unutma."
    #985301 (Antistar, 12.12.2006 14:07)
  17. şimdiki değeriyle, yaklaşık 3-4 milyar dolarını, islamiyet'in yayılmasında kullanmış ve öldüğünde arkasında sadece bir kaç koyun ve yamalı kıyafetler bırakmış, allah dostu.
    #1030158 (maksat muhabbet, 21.12.2006 00:57)
  18. hz. ali yi safdışı bırakarak, onun hakkı olan halifeliğe gelen kişi.
    #1030182 (hyperion, 21.12.2006 01:02)
  19. hazret-i ali(r.a)'nın, halifeliğini riyâkârlıkdan tamamen uzak şekilde, herhangi bir şekilde safdışı bırakılma durumuyla karşılaşmadan ve hiçbir zorlamaya muhatab olmadan kabul ettiği ve yine Hazret-i Ali (r.a.)'nın vefatından sonra evinin önüne gelerek dinleyenleri ağlatan, övücü bir konuşma yapmış olduğu sahâbe.
    #1030246 (çakan adam, 21.12.2006 01:12 ~ 26.12.2007 15:17)
  20. sevgi ve şefkatte dünya timsali.
    #1030259 (karpuzkabugu, 21.12.2006 01:15)
  21. Sıddîkıyet(tasavvufta rasullükten sonra gelebilecek,kutub ve gavsların dahil açıklamktan haya ettikleri en büyük mertebe) mertebesinin dünya üzerindeki tek sahibi, peygamber efendimizin can dostu, kader yoldaşı...
    #1030326 (fena halde leman, 21.12.2006 01:32)
  22. adını taşıdığım ve bu yüzden de ayrı bir sorumluluk yüklen(diril)diğim kişi..
    #1030559 (innersilence, 21.12.2006 02:32)
  23. "şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık belirtmeksizin yumuşak ol" sözünün sahibi ilk halifemiz...
    #1611235 (desiree, 05.05.2007 19:18)
  24. hz. muhammed ' ten sonra müslümanlara örnek olacak 2. kişidir.
    #1611275 (ZAPLLP, 05.05.2007 19:32)
  25. Hz. Muhammedin kendisi için...

    "kıyamete kadar gelecek olan müslümanların imanı bir kefeye, onun ki bir kefeye sıddık'ın ki ağır gelir" dediği, zat-ı muhterem...
    #1954845 (Abserzahil, 17.07.2007 19:46)
/ 2
© 2008 - uludağ sözlük

hazreti ebubekir başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. hazreti ebubekir ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu hazreti ebubekir nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» namus ve iyilik ve kizlik zari » i am from van i am from bayazit » yaslanmak » tulum » gozleriyle konusan sevgililer » hirsiza ilahi adalet » faithfulness » yngwie malmsteen » sabri kaleyi dusundu » hali sahada giyilen ayakkabiyi ertesi gun giymek a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » Beijing 2008 Olympic Games