hayat 


/ 18
kapat
  1. aslında hayat size hiçbir şey hissettirmeden akıp gider. ilk başta bebeksinizdir vücudunuzdaki herşey yeni yeni oluşmaya başlar, anne sütü içersiniz ve biraz büyüyünce biberonu ağzınıza tıkarlar. sesinizi çıkaramazsınız çünkü açsınızdır.

    sonra mamalar ve oyuncaklar gelir önünüze, artık bebeklikten çıkıp çocuk olursunuz; ama hep evde oynamak olmaz topluma karışıp sizden en iyi anlayan insanlarla evcilik, seksek, saklambaç oynama zamanı gelir. çok ama çok eğlencelidir sabahtan akşama kadar oynarsınız ve açlık tuvalet gibi ihtiyaçları unutursunuz.

    tabi hayat oyunlardan oluşmaz artık bir şeyleri öğrenme vakti gelmiştir ve bütün yaşıtlarınızla beraber okula başlarsınız. sesinizi çıkarmazsınız; çünkü henüz nasıl bir belaya bulaştığınızın farkında bile değilsiniz. adeta toplama kampı gibidir çünkü okula gitmekten başka gelişme ve yetişme seçeneği yoktur. ama orda da yolunuzu bulursunuz gırgır, şamata,okuma-yazma derken ilkokul biter. sokakta oynama devri de yok denecek kadar azalmaya başlar. sesinizi çıkarmazsınız; çünkü çocukluğunuzun bir deyişle en güzel anlarınızın elden gittiğini anlamadan gençliğe ilk adımlar ve ergenlik asileşmeleri başlar. dershaneden okula derken sokağı hepten unutursunuz; çünkü kazanmanız gereken bir sınav vardır. ortaokul yılları böyle biterken lise başlar ve evet artık gençsinizdir. yaşı sizden çok küçük olanlar aptal, çok büyük olanlar ise geri kafalıdır ve sizi anlamazlar. artık gazete okuyup haber izlemenin, belirli konularda fikir sahibi olmanın vakti gelmiştir. yanlışı doğruyu ayırt etmek gerekir kafede, çarşıda, sinemada, bir zamanlar oyun oynadığınız sokakta kısaca her yerde yanlış ve kötü insanlarla karşılaşabilirsiniz. sanki hayat kirlenmeye başlar. sesinizi çıkarmazsınız; çünkü dersleriniz yoğundur ve kazanmak zorunda olduğunuz aptal bir sınav daha vardır. işin kötüsü çocukluğunuzdaki hayal gücünüz de yok olmaya başlar; çünkü karşınızda hayallerinizi sığdırabileceğiniz olanaklar yoktur. sesinizi çıkarmazsınız; çünkü şartlar bunu gerektirir. bir yerleri kazanıp gidersiniz ve artık üniversitelisiniz vizeler, finaller, özgürlük, arkadaşlar derken belki de hayatınızın en güzel dönemlerinden biri daha akıp gider. iş bulma zamanı gelmiştir farklı rekabetler içine girersiniz. sesinizi çıkarmazsınız; çünkü iş hayatı böyledir. sanki yaşam biraz daha kirlenir. hala eski dostlarınızla görüşürsünüz malum iş hayatında dosluk kurmak güçtür. yavaş yavaş vücudunuz eskimeye başlar ve çalışacak haliniz kalmayana kadar çalışırsınız; çünkü boş oturup kendinize vakit ayırmayı unuttuğunuz için emeklilik kabus gibi gelir. sonunda yaşlanıp emekli olmuşsunuzdur. sesinizi çıkarmazsınız; çünkü haliniz yoktur! hayat sizi oyuna getirip öylece akıp gitmiştir ve işte tam da bu sebepten ötürü evet hayat güzeldir.
    #3691539 (trink, 20.07.2008 14:52)
  2. haziran 1984'te üretimine başlanan su markasıdır.

    "su hayattır, hayat güzel" sloganıyla bilinip "su bayattır, sakın içme" gibi iğrenç esprilere maruz kalmıştır.
    #3691571 (tanrica, 20.07.2008 15:00 ~ 15:01)
  3. belirsiz bir takvim gibi her gün bir yaprağını alıp götürdüğümüz; acısıyla tatlısıyla hiç bitmesin, tükenmesin istediğimiz yaşantılar bütünü.
    (bkz: hayat bazen)
    #3694328 (pencere caminin bugusu, 21.07.2008 00:47)
  4. birileri üstümüzden geçindiği sürece üstümüzden geçmeye devam edecek buldozer.
    #3736701 (peter panzehir, 29.07.2008 04:10)
  5. adıyla ,televizyonu karanlığa havale olunmuş bahtsız sözcük.
    #3736835 (raste an ne raste, 29.07.2008 07:06)
  6. cogu zaman ko$ar ve siz yeti$emezsiniz.
    #3741185 (hitman, 30.07.2008 00:07)
  7. Hayat hep dümdüz bir çizgide ilerlemek gibi algılanır çok zaman. Oysa hayatın kıvrımları da vardır, geriye dönmek zorunda bırakan çıkmaz sokakları ya da hiç bitmesin istenilen çocukluktan kalma bir bayram sabahı gibi bizi oradan oraya sürükleten anları vardır.
    Hani çok sevilen bir film vardır da defalarca izlersin. Her karesi senin için ayrı bir önem taşır. illa ki bu filmin bir mutluluk filmi olması gerekmez. Film güzeldir ve hatırlamaya değerdir. Hayat da böyle bir şeydir kanımca. Geçmişe dönüp baktığında tebessüm ettirecek yanları olduğu gibi hüzünlendiren tarafları da hep olacaktır.
    (bkz: hayat bazen)
    #3757573 (pencere caminin bugusu, 02.08.2008 00:34)
  8. pek anlamadıgım birsey. sanırım yasamaya yarıyor. *
    #3757594 (kapak konusu, 02.08.2008 00:39)
  9. bilinmezliğin içindeki mantıksal harmonide yer edinmiş yaşam var oldukça var olacak olgu.
    #3763380 (karanlikta gizlenmis isik, 03.08.2008 11:25)
  10. hayat; bazen renkli bazen siyah beyaz ama hep yaşamaya değecek yeniliklerle dolu bir çember...işte bu hayatın içindeki biz ise sürekli doyumsuzca yaşamak arzusuyla zamanı harcıyoruz.oysa ki hissetmeye değer ve yaşanması gereken onca ana sahibiz.
    #3763607 (morpapatya, 03.08.2008 12:41 ~ 08.08.2008 00:02)
  11. iki sevilmeyen iş arasındaki zamanda yapılanlar, yaşananlar.

    (bkz: bulaşık yıkamak)
    (bkz: sınava girmek)
    #3804520 (fotokopini cektir git, 11.08.2008 21:22)
  12. yeni başlayan arkadaş; yaşam değildir hayat sandığın. aksine hayatta asıl hedef ölebilmektir. istediğin gibi ölebilmek...
    #3820672 (13 temmuz, 15.08.2008 02:00)
  13. yaşanan olumsuzluklar, kavuşulamayan sevdiklerimiz yüzünden ana avrat sövülen süreç.
    #3821140 (flyaway, 15.08.2008 09:27)
  14. bazen insana gereksiz gelen döngü. kimsenin mutlu olmadığı, iç huzuruna tam olarak kavuşamadığı zaman silsilesi...
    hep birşeyler eksik, bazen insanın kendisi hariç her şey eksik...
    hiç tam olmamacasına...
    #3848244 (freedean, 21.08.2008 12:48)
  15. bazen arıyoruz, meşgul çalıyor... ama hep çok yazıyor. ne kadar çok yazarsa yazsın insan kapatmak istemiyor o telefonu..
    #3848249 (Gore Gori Chapa Tipa Rota Hey, 21.08.2008 12:50)
  16. -tek kelimeyle hayat nedir?
    -adaletsizdir.
    #3849545 (dolunayisi, 21.08.2008 16:20)
  17. anlamını aramakla geçen bir ömür...
    #3849554 (melodram, 21.08.2008 16:22)
  18. sakin adlı grubun şahane albümü. içindeki şarkılar eczanelerde reçeteyle satılan ilaçlardan daha etkili. hep hastalıklı yanlarımıza vuruyorlar notalarını. bu notalar biteviye bizi iyileştiriyor.
    #3849556 (dilenci kral, 21.08.2008 16:22)
  19. nefret edilen, yasanan surec.. hayat zevklidir, guzeldir; her doneminde farkli seyler yasarsiniz.. ogrenciyken odevinizi yapip oyun oynayabilmenin, lisede, universitede tuvalette sigara icebilmenin, daha sonraki zamanlarda para kazanip kendi ayaklari uzerinde durabilmenin tadini yasamistir herkes.. ne kadar adaletsiz de olsa, ne kadar acilar vermis de olsa; hayalleriniz vardir, yasarsiniz, yasamak istersiniz onlar icin; ulasmasaniz da, ulasamasaniz da yeni hedefler koyarsiniz kendinize. farkinda olmasaniz da hep kosarsiniz, hayati seversiniz.. nefret etseniz de seversiniz evet; icinde bulundugunuz durum berbattir fakat bir gun kurtulacaksinizdir. ama genelde o gun hic gelmez, hep o gunu bekleyerek yasarsiniz, hep kosarak, hep umit ederek; hep yapacak seyleriniz vardir, ama soyle oturup da "tamam, oldu, yatayim" demezsiniz.. herseyi elde etmisseniz de yatip zamani degerlendirmek sizi mutlu etmez, yeni hedefleriniz olmalidir.

    yani.. hep kosarsiniz. kufredersiniz ona; berbattir o. ama icinizde bir yerde seversiniz. bicak bogaziniza dayandiginda "herseye ragmen" diyerek donmek istersiniz. kotudur hayat. gerceklesmis hayallerle de olsa. yalancidir, adaletsizdir evet. herseyin ustesinden gelmis, yillardir hayalini kurdugunuz mesleginizi edinmis, evinizi arabanizi almissinizdir. artik ozgursunuzdur, istediginiz kadar bilgisayar da oynarsiniz, istediginiz kadar entry de kasarsiniz, istediginiz kadar para da harcarsiniz.. fakat o mutlulugunuzun tam orta yerine duser huzun. ya bir sevdiginize zarar gelir, ya kaybedersiniz onu; ya da baska bir sevdiginizi, canli olmak zorunda degil.. boyledir hayat, hep kosarsiniz; dusersiniz, kalkip tekrar kosarsiniz, vardiginizda cok yoruldugunuzu fark edersiniz ve birakirsiniz, belki hic varamayacaksiniz..

    oyledir iste, icimden geliverdi.
    #3869446 (der meister, 25.08.2008 19:45)
  20. çelişkilerle dolu bir düzenek. adeta labirent gibi... bir yazı okumuştum, sanırım tıpkı böyle bir şey hayat. hayatımıza önyargılarımızla değer katıyoruz kimi zaman. kimi zaman şans vermiyoruz karşımızdakilere. etiketlemek daha kolay oluyor sanki...
    *
    Okulun ilk gününde 5.nci sınıfın önünde dururken, öğretmen çocuklara bir
    yalan söyledi. Çoğu öğretmen gibi, öğrencilerine baktı ve hepsini aynı
    derecede sevdiğini söyledi. Ancak bu imkansızdı, çünkü ön sırada oturduğu
    yerde bir yana kaykılmış ismi Mustafa Yılmaz olan bir erkek çocuk vardı.
    Bayan Mediha bir yıl önce Mustafa yı izlemişti ve diğer çocuklarla iyi
    oynamadığını, elbiselerinin kirli olduğunu ve sürekli olarak kirli
    dolaştığını gözlemişti. ilave olarak Mustafa tatsız olabiliyordu. Bu öyle
    bir noktaya geldi ki, bayan Mediha onun kağıtlarını büyük bir kırmızı
    kalemle işaretlemekten, kalın çarpılar (x ) yapmaktan ve kağıdın üstüne
    büyük ' F ' (en düşük derece) koymaktan zevk alır oldu.
    Bayan Mediha nın okulunda, her çocuğun geçmiş kayıtlarını incelemesi
    gerekiyordu ve Mustafa nın kayıtlarını en sona bıraktı. Ancak, onun
    hayatını gözden geçirdiğinde, bir sürpriz ile karşılaştı.
    Mustafa nın birinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
    Mustafa gülmeye hazır parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz
    yapıyor ve çok terbiyeli. Onun etrafta olması çok eğlenceli'
    ikinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
    'Mustafa mükemmel bir öğrenci, sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor,
    ama annesinin ölümcül bir hastalığı olduğu için sıkıntı içinde ve evde ki
    yaşamı mücadele içinde geçiyor.'
    Üçüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
    'Mustafa nın annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Mustafa elinden
    gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, ama babası ona ilgi göstermiyor ve
    eğer bazı adımlar atılmazsa evde ki yaşamı yakında onu etkileyecek.'
    Mustafa nın dördüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
    'Mustafa içine kapanık ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok
    fazla arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor.'
    Bunları okuyunca, Bayan Mediha problemi kavradı ve kendinden utandı.
    Öğrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kağıtlara sarılmış hediyeleri
    getirdiğinde bile çok kötü hissediyordu. Mustafa nın hediyesini alıncaya
    kadar bu böyle devam etti.
    Mustafa nın hediyesi bir marketten aldığı kalın, kahverengi ambalaj kağıdı
    ile beceriksizce sarılmıştı. Bayan Mediha onu diğer hediyelerin ortasında
    açmaktan acı duydu. Bayan Mediha pakette taşlarından bazıları düşmüş yapma
    elmas taşlı bir bilezik ve çeyreği dolu olan bir parfüm şişesini çıkarınca
    çocuklardan bazıları gülmeye başladı. Ama o bileziğin ne kadar güzel
    olduğunu haykırdığında çocukların gülmesi kesildi. Bileziği taktı ve
    parfümü bileklerine sürdü. Mustafa, o gün okuldan sonra öğretmenine şunu
    söylemek için kaldı.
    ' Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz.'
    Çocuklar gittikten sonra, bayan Mediha en az bir saat ağladı. O günden
    sonra, okuma, yazma ve aritmetik öğretmeyi bıraktı.Bunun yerine, çocukları
    eğitmeye başladı. Bayan Mediha, Mustafa ya özel ilgi gösterdi. Onunla
    çalışırken, zihni canlanmaya başlıyor görünüyordu. Onu daha fazla teşvik
    ettikçe, daha hızlı karşılık veriyordu. Yılın sonuna kadar Mustafa sınıfta
    ki en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocukları aynı derecede sevdiğini
    söylemesine rağmen, Mustafa onun gözdelerinden biri idi.
    Bir sene sonra, Bayan Mediha kapısının altında Mustafa dan bir not buldu,
    ona hala tüm yaşamında sahip olduğu en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu.
    Altı yıl sonra Mustafa dan bir not daha aldı. Liseyi bitirdiğini, sınıfında
    üçüncü olduğunu ve onun hala hayatındaki en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı.
    Bundan dört yıl sonra, bazı zamanlar zor geçmesine rağmen okulda kaldığını,
    sebatla çalışmaya devam ettiğini ve yakında kolejden en yüksek derece ile
    mezun olacağını yazan başka bir mektup aldı. Yine Bayan Mediha nın tüm
    yaşamında ki en iyi ve ne favori öğretmen olduğunu yazmıştı. Sonra dört yıl
    daha geçti ve başka bir mektup geldi. Bu kez fakülte diplomasını aldıktan
    sonra, biraz daha ilerlemeye karar verdiğini açıklıyordu. Mektup onun hala
    karşılaştığı en iyi ve en favori öğretmen olduğunu açıklıyordu. Ama simdi
    ismi biraz daha uzundu.
    Mektup söyle imzalanmisti,
    Prof. Dr. Mustafa Yılmaz ( Tıp Doktoru)
    Öykü burada bitmiyor. Görüyorsunuz, ortaya çıkan başka bir mektup var.
    Mustafa bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini söylüyordu. Babasının
    birkaç hafta önce vefat ettiğini açıklıyordu ve evlenme töreninde Bayan
    Mediha nın damadın annesine ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu.
    Şüphesiz Bayan Mediha bunu kabul etti. Ve tahmin edin ne oldu ?
    Taşları düşmüş olan o bileziği takti. Dahası, Mustafa nın annesinin
    süründüğü parfümden sürdü.
    Birbirlerini kucakladılar ve Dr. Mustafa, Bayan Mediha nın kulağına şöyle
    fısıldadı,
    'Bana inandığınız için teşekkür ederim, öğretmenim.
    Bana önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebileceğimi
    gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim'
    Bayan Mediha, gözlerinde yaslarla fısıldadı, söyle dedi,
    Mustafa, yanlış şeylere sahiptim. Bir fark meydana getirebileceğimi bana
    öğreten sensin. Seninle tanışıncaya dek, nasıl öğreteceğimi bilmiyordum'.
    #3878644 (unique270, 27.08.2008 17:48 ~ 17:49)
  21. ...Bu hayat böyle mi olur
    Düşen hep yerde mi kalır
    Gün olur belin doğrulur
    Kim n'olacak belli mi olur oy...
    #3878760 (kimse yazmazsa ben yazarim, 27.08.2008 18:13)
  22. şart koşulmuş acizlik sürecidir.

    diğer bir açıdan ise koşullanılmış umut/hayal çemberidir. lakin öğretilmiş pezevenklik diyenlere de rastlanılabilir.
    #3894891 (muhterem fil, 31.08.2008 01:25)
  23. "...beni neden yoruyorsun" diye devam edecek cümlenin başıdır.

    (bkz: diline pelesenk olmak)
    (bkz: dinlemekten bıkılan şarkılar)
    #3894903 (mersa, 31.08.2008 01:27 ~ 01:28)
  24. düşler ve hayaller toplayıp bunlara inandığımız kadar zevkli, inandığımız ve güvendiğimiz şeylerin yalan olması kadar acı bir şeydir.
    #3898053 (diuw, 31.08.2008 22:09)
  25. surekli anla$ilmaya, anlamlandirilmaya cali$ilandir.

    belki de bazen sadece ya$amak gerekir 'o'nu.
    #3898081 (vanti lator, 31.08.2008 22:15)
/ 18
© 2008 - uludağ sözlük

hayat başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. hayat ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu hayat nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» film noir » papa ya sorulabilecek alternatif sorular » erdogan vs aydin dogan » dj usy » st jacob park » gozleriyle konusan sevgililer » kokorec » kolon » icarus dream suite » adam olmak istemiyorum a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » Beijing 2008 Olympic Games