gecenin şiiri

entry 11547 galeri 456 video 91 ses 4 iyilertrends
  1. 11509.
    amentü

    insan
    eşref-i mahlûkattır derdi babam
    bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
    ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman
    bu söz asıl anlamını kavradı
    geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından
    geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı
    kararmış rakamların yarıklarından sızarak
    bu söz yüreğime kadar alçaldı
    damar kesildi, kandır akacak
    ama kan kesilince damardan sıcak
    sımsıcak kelimeler boşandı
    aşk için karnıma ve göğsüme
    ölüm için yüreğime sürdüğüm ecza uçtu birden
    aşk ve ölüm bana yeniden
    su ve ateş ve toprak
    yeniden yorumlandı.

    dilce susup
    bedence konuşulan bir çağda
    biliyorum kolay anlaşılmıyacak
    kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
    yanık yağda boğulan yapıların arasında
    delirmek hakkını elde bulundurmak
    rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için
    bana deha değil
    belgeler gerekli
    kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza
    gençken
    peşpeşe kaç gece yıllarca
    acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım
    bilmezdim neden bazı saatler
    alaturka vakitlere ayarlı
    neden karpuz sergilerinde lüküs yanar
    yazgı desem
    kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma
    tokat
    aklıma bile gelmezdi
    babam onbeşli olmasa.

    meyan kökü kazarmış babam kırlarda
    ben o yaşta koltuğumda kitaplar
    işaret parmağımda zincir, cebimde sedef çakı
    cebimde kırlangıçlar çılgınlık sayfaları
    kafamda yasak düşünceler, gide mesela.
    kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm
    her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana
    gecenin anlamı tıkansın diye ıslık çalar
    resimli bir kitaptan çalardım hayatımı
    oysa hergün
    merkep kiralayıp da kazılan kökleri
    forbes firmasına satan babamdı.

    budur
    işte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku
    işte şehirleri bayındır gösteren yalan
    işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan
    kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla
    güçbela kurduğum cümle işte bu;
    ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan
    tenimin olanca ağırlığı yok oldu.
    solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak
    bile bir bir çınlayan
    ihtilal haberidir
    ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu
    nisan ayları gelince vücudu hafifletir
    şahlanan grevler için kahkahalarım küstah
    bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur
    marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim
    gider şehre ve şaraba yaltaklanarak
    biraz ağlayabilmek için
    fotoğraflar çektirir
    babam
    seferberlikte mekkâredir.

    insanın
    gölgesiyle tanımlandığı bir çağda
    marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak
    belki ruhların gölgesi
    düşer de marşlara
    mümkün olur babamı
    varlık sancısıyla çağırmak:
    ezan sesi duyulmuyor
    haç dikilmiş minbere
    kâfir yunan bayrak asmış
    camilere, her yere

    öyle ise gel kardeşim
    hep verelim elele
    patlatalım bombaları
    çanlar sussun her yerde

    çanlar sustu ve fakat
    binlerce yılın yabancısı bir ses
    değdi minarelere:tanrı uludur tanrı uludur
    polistir babam
    cumhuriyetin bir kuludur
    bense
    anlamış değilim böyle maceralardan
    ne godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur
    yalnız
    coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan
    nüfus cüzdanımda tuhaf
    ekmek damgası durur
    benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu
    etin ıslak tadına doğru
    yavaş yavaş uyanmak
    çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp
    hırsız cenazelerine bine bine
    temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme
    korkak dualarından cibinlikler kurarak
    dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz
    nakışsız yaşamakları
    silâhlanmak sayarak
    çıkardım
    boğaza tıkanan lokmanın hartasını
    çıkınımda güneşler halka dağıtmak için
    halkı suvarmak bin saçlarımda bin ırmak
    ıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmış
    hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa
    fly pan-am
    drink coca-cola

    tutun ve yüzleştirin hayatları
    biri kör batakların çırpınışında kutsal
    biri serkeş ama oldukça da haklı.
    ölümler
    ölümlere ulanmakta ustadır
    hayatsa bir başka hayata karşı.

    orada
    aşk ve çocuk
    birbirine katışmaz
    nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı
    kendi tehlikesi peşinden gider insan
    putların dahi damarından
    aktığı güne kadar
    sürdürür yorucu kovalamacayı.

    hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?
    nerde, hangi yöremizde zihnin
    tunç surlardan berkitilmiş ülkesi
    ağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahim olan
    parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?
    hangi cisimdir açıkça bilmek isterim
    takvim yapraklarının arasını dolduran
    nedir o katı şey
    ki gücü
    gönlün dağdağasını durultacak?
    hayat
    dört şeyle kaimdir, derdi babam
    su ve ateş ve toprak.
    ve rüzgâr.
    ona kendimi sonradan ben ekledim
    pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
    ham yüreğin pütürlerini geçtim
    gövdemi alemlere zerkederek
    varoldum kayrasıyla varedenin
    eşref-i mahlûkat
    nedir bildim.

    ismet özel
    #35756608 :)
  2. 11510.
    Herkes Gibisin

    Gönlümle baş başa düşündüm demin;
    Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
    Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
    Akisleri sönen bir ses gibisin.

    Mâziye karışıp sevda yeminim,
    Bir anda unuttum seni, eminim
    Kalbimde kalbine yok bile kinim
    Bence artık sen de herkes gibisin.

    Nazım hikmet ran.
    #35756643 :)
  3. 11511.
    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1338472/+
    #35756935 :)
  4. 11512.
    Bu kenti sevdim dedim
    Benim olsun demedim ki

    Sevdim dedimse akşam kızıllığını
    Gönlüm gibi akıp giden şu çayı
    Şu ormanı şu denizi şu dağı
    Benim olsun demedim ki

    Vuruldumsa gözlerinin gül bahçesine
    Yürek çizen şimşeklerse kaçamak bakışları
    işte buna sevmek derler dedimse

    Çattımsa acıların en güzeline
    Yedirdimse uykuları o tatlı kuşa
    Benim olsun demedim ki

    Bu akşam kankırmızı şarap istiyor canım
    Bu akşam dünyanın bütün şarkılarını
    Bu akşam dünyanın bütün özlemlerini
    Bu akşam beni yalnız bırakın
    Bu akşam yalnızca onu düşüneceğim
    Onu ve kendimi yalnızca

    hasan hüseyin korkmazgil

    Edit: arkadaşlar şiirin nesini eksiliyorsunuz çok merak ediyorum. Şiir işte. Garipsiniz.
    #35757798 :)
  5. 11514.
    ağlamak için gözden yaş mı akmalı?

    dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?

    sevmek için güzele mi bakmalı?

    çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?

    hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?

    özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?

    hırsızlık; para, malmı çalmaktır?

    saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?

    solması için gülü dalından mı koparmalı?

    pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?

    öldürmek için silah, hançer mı olmalı?

    saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?



    victor hugo.
    #35757846 :)
  6. 11515.
    Bi gün sokağa ve şiire kusecegim.
    #35757959 :)
  7. 11516.
    ...

    Seni sevince pazara çıktım sevinçten
    Enginar aldım “süper enginarlar” diye bağıran adamdan
    Oturup ağladım sonra, şaşırdın.
    Bu “süper” oluşta canımı acıtan bir şeyler vardı.
    Canımın acısıydın.
    Ben bir tek o canı unutmamak için her şeyi hatırlamıştım.

    Sonra gittin.
    Birlikte kışlıkları naftalinleyecektik.
    Söz vermiştim unutmayacaktım gözlerini
    Bir yeşil fanila gibi ipte, alıp ütüleyecektim.
    Herkese iyi akşamlar demeyi öğretecektim gözlerine.
    Sonra gittin.
    Çocuk oldum bir daha, ağladım.
    Kaç şiir, kaç kere sular altında kaldı.
    Kitaplar, aşk, her şey.
    Her şeyi son bir kere daha kurtaramazdım.
    Keşke nane şeker gibi mentollü bir buluttan doğaydım
    Sonra gittin.
    Beyaz bir küf büyüdü evde, tersten yağan kar gibi.
    Keşke dünya toz şekeri ile kaplı olsaydı.
    Çocuk oldum sonra ağladım, yağmur bile beni ayıpladı.
    Söz dedim, söz verdim.
    Ruhumu gömdüğüm yer hala belli.
    Güneşi özledim, sonra seni
    Keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım.

    Bıktığım Şeyler ve yeşil fanila/ didem mamak
    #35758005 :)
  8. 11517.
    Karanlıkta gözleri ışıl ışıldı..

    Yavaşça yaklaştım

    Bacaklarını araladım

    Memelerini avuçladım

    Çok heyecanlıydım

    Çünkü;

    ilk defa inek sağıyordum.

    Kızlar özelden mesajlarınızı bekliyorum *swh. En azindan durustum.
    #35758007 :)
  9. 11518.
    Nice kimseler ile arkadaşlık ettim

    Allah onları güldürmesin.

    Cahiliye devri şiiri.
    #35758021 :)
  10. 11519.
    Nice sevmis nice ovmus suleyman hurremi candan,medet ya hurrem-i devran ne sair ne suleymanim.
    #35758037 :)
  11. 11520.
    desen ki beni ne kadar,
    sokağın tavanı kadar.
    #35758046 :)
  12. 11521.
    Biliyorum sana giden yollar kapalı
    Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

    Ne kadar yakından ve arada uçurum;
    insanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

    Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
    Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

    Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
    Ben artık adam olmam bu derde düşeli

    Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
    Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

    Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
    Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

    Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
    Hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki

    Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
    Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

    Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
    Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

    Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
    Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

    Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
    Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

    Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
    Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

    inan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
    Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

    Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
    Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri…
    #35758101 :)
  13. 11522.
    saçlarını öyle ıslat ve tarat geceye
    küçük bir gül şimdi dünyadan geçerken
    anlatsın bir kıyıya vuran ölümü
    bir şimdi bir sonra olan ölümü
    defterlerinde kır çiçekleri kurutan bir ölümü
    sessiz, solgun bir doğulu olan ölümü
    bir dağ ya da bir ırmak olan ölümü
    seninle konuşur gibi kendi kendine konuşan ölümü
    kendi halinde bir ölüm olan ölümü

    evet, saçlarını öyle ıslat ve tarat geceye.

    ilhan berk - küçük bir gül şimdi dünyadan geçerken
    #35758140 :)
  14. 11523.
    Dünden kalan düşünceler ile bir günü geçirdikten sonra;
    Gecesinde, yarına uyanmak umuduyla gözleri kapatıp,
    Bugüne uyanmaktır, hayat.
    Baharın kapısında beklediği bir evde,
    Henüz sobanın üstündeki kestanelerin çıtırdamaya başlamadığı
    Bir kış gecesi,
    Bilmem hangi senenin yazından kalma fotoğraflara bakmak.
    Aşık olmak, yıllanmış küflü peynire,
    Sadece kadeh ağzına kadar kırmızı şarap ile doluyken.
    Sevmek güzel gözlü bir kadını,
    O gözlerin içinde kendini gördüğün vakitlerde.
    Tarifeli bir ada vapurunun düdüğü olmak,
    Haber vermek iskelede sevdiklerini bekleyenlere;
    Biz geliyoruz diye.
    Ahmet Haşim dizelerinde akşam olmak,
    Elif Şafak kaleminde aşktan hemen önceki kelimeye sığınmak.
    Sevmek güzel gözlü bir kadını,
    Bir daha o gözlere bakamayacak olmaktan korkarak.
    Ve titremek,
    Krakow’un soğuk akşamlarında.
    insanlar sokaklarda işe gitme telaşı ile koştururken,
    Bugünden bugüne kalma,
    Çakır keyfi beş geçe bir kafa.
    Sokak lambalarının söndüğü vakit,
    Kapanmakta direnmezken gözlerin,
    Uyutmuyor olacak hislerin.
    Ah o dünden kalma düşünceler,
    Düşünceler gözüne uyku girmesini engeller.
    Lakin hisler öyle mi,
    Bir bebek gibi huzurlu uyuduğun anlarda,
    Seni uyandırmaktan çekinmezler.
    Hiç bir kış gecesine ait soğuk, titretmemiştir bedenini
    O an titrediği kadar kalbinin.
    Sevmek güzel gözlü bir kadını,
    Sadece sevmek.
    #35758166 :)
  15. 11524.
    https://youtu.be/nV_MT-5QgGU

    Şükrü Erbaş- ömür hanımla güz konuşmaları.

    --spoiler--
    Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır ömür hanım ?
    --spoiler--

    Ve ayrıca bu şiiri okuyan adam şiire ayrı bir güzellik katmış.
    #35759312 :)
  16. 11525.
    Sebeb-i telif

    Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
    yaprakla yağmurun aşkı meselâ
    kim olsa serpilen coşturuyor bizi
    imreniyoruz başkalarının mahvına.
    Yağmur mahvoluyor çarparak
    kendini parçalıyor mâşukunun açılan kıvrımında
    yaprak dirimle irkiliyor nazlı ve mağrur
    silkiniyor vuran her damlayla.

    Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
    bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya
    aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı
    ilkönce damarlarımızda duyuyoruz çağıltısını
    uzak iklimlerin
    kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden
    bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda
    sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz:
    Bize ait olan ne kadar uzakta!

    Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
    başkalarının düşünceleriyle değil.
    “Üstümde yıldızlı gök”demişti Königsberg’li
    “içerimde ahlâk yasası”.
    Yasa mı? Kimin için? Neyi berkitir yasa?
    ister gözünü oğuştur,istersen tetiği çek
    idam mangasındasın içinde yasa varsa.
    Girmem,girmedim mangalara
    Yer etmedi adalet duygusu
    içimde benim
    çünkü ben
    ömrümce adle boyun eğdim.
    Yıldızlı gökten bana soracak olursanız
    kösnüdüm ona karşı
    onu hep altımda istedim.

    Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
    ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla
    düşmanı gösteriyorlar,ona saldırıyoruz
    siz gidin artık
    düşman dağıldı dedikleri bir anda
    anlaşılıyor
    baştan beri bütün yenik düşenlerle
    aynı kışlaktaymışız
    incecik yas dumanı herkese ulaşıyor
    sevinç günlerine hürya doluştuğumuzda
    tek başınayız.

    Diyorum hepimizin bir gizli adı olsa gerek
    belki çocuk ve ihtiyar,belki kadın ve erkek
    hepimiz,herbirimiz gizli bir isimle adaşız
    yoksa şimdiye kadar hesapların tutması lâzımdı
    hayatımıza kendi adımızla başlardık
    bilmediğimiz bu isim,hesaptaki bu açık
    belki dilimi çözer,aşkımı başlatırım
    aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine
    adımı aşkın üstüne kendim yazarım.

    ismet Özel
    #35765028 :)
  17. 11527.
    Ucu ucuna yaşarsın korkmadan,
    Karanlığın kendi kendine dolaşır düşlerinde,
    Aydınlığın ise kapana kısılır o ufak yüreğinde,
    Korkmadan yaşar hiç korkmadan,
    Akıl almaz sözlerinde..

    Bir gün geçer sonra,
    Bir gül daha solar düşlerinde,
    Gözlerinin karasında acemice kalan hayat,
    Ustaca yüreğinde atar,

    Sonra zaman durur,
    Kaleminde başlar yaşamaya,
    Tüm düşlerin üzer seni,
    Her akşam biraz daha bekletir kalbini,

    Sonunda ismini bile unutursun,
    Çünkü anlamsızdır artık hayat,
    Yorulduğun şehirden bile bıkarsın,
    Hep ama hep susarsın..
    #35767372 :)
  18. 11528.
    Önce bir ellerin vardı yaşnızlığımla benim aramda
    Sonra birden kapılar açılıverdi ardına kadar
    Sonra yüzün onun ardından gözlerin dudakların
    Sonra her şey çıkıp geldi.
    Bir korkusuzluk aldı yürüdü çevremizde
    Sen çıkardın utancını duvara astın
    Ben masanın üstüne kodum kuralları
    Her şey işte böyle oldu önce.
    #35767412 :)
  19. 11529.
    muhalifti, öldü.
    karşı mezarlığa gömüldü.
    #35767460 :)
  20. 11530.
    erteleyip durduk suç ortaklığımızı
    asıl mutluluğun içinde bulunduğu
    bazı ben yalnıştım o yalnıştı bazı
    çünkü gecikmenin ağır yorgunluğu

    yanıldığımız herşeyi birden istemekti
    isteği gerçekleştirmez isteğin yoğunluğu
    ihtiyaç başka bir boyuta geçmekti
    devreden çıkarıp gereksiz sorumluluğu

    tekrar loş yalnızlıkların en dibindeyim
    sararmış yaprakların usulca savrulduğu
    köprüler yıkıldı artık kendimleyim
    parmak uçlarımda ölümün soğukluğu

    A.ilhan
    #35767500 :)
  21. 11531.
    sizi bir yerlerden tanıyor gibiyim
    galiba bodrum'daydı geçen yaz
    t-shirt'leriniz vardı turkuvaz
    pabuçlar "all star american"
    ne tutucuydunuz ne de bağnaz
    sabah kahvaltısında beethoven, chopin
    akşamları hacı arif, ince saz
    ne çok enkaz!

    sizi bir yerlerden tanır gibiyim
    sanırım bodrum'daydı geçen yaz
    güngörmüş saçlarınız vardı beyaz
    bakışlarınız alaycı ve delişmen
    mavi yolculuklarda yıldız-poyraz
    balık yemekten ve çok sevişmekten
    gut'a yakalanmıştınız biraz
    ne çok enkaz!

    sizi bir yerlerden tanır gibiyim
    herhalde bodrum'daydı geçen yaz
    daracık sokaklarınız vardı çıkmaz
    viskiyi çok sever, az içerdiniz
    gün boyu meyhane, cafée-bar, caz
    "yine de en büyük rakı" derdiniz
    iki cami arasında beynamaz
    ne çok enkaz!

    sizi bir yerlerden tanıyor gibiyim
    elbette bodrum'daydı geçen yaz
    sözcükleriniz vardı ince mecaz
    aşklarınızı şiirle yıkardınız
    bir yığın kadın huysuz utanmaz
    her biriyle ayrı yatardınız
    bin türlü işve, bin türlü naz
    ne çok enkaz!

    sizi bir yerlerden tanır gibiyim
    mutlaka bodrum'daydı geçen yaz
    dostlarınız vardı köylü ve kurnaz
    bireysel konularda acımasız
    ülke sorunlarında vurdumduymaz
    batılı düşünür doğulu yaşardınız
    azıcık hicazkar hem de şehnaz
    ne çok enkaz!

    ahmet necdet - ne çok enkaz
    #35767546 :)
  22. 11532.
    öyle bir ağlasam,
    öyle bir ağlasam ki çocuklar
    size hiç gözyaşı kalmasa...!

    öyle bir aç kalsam,

    öyle bir aç kalsam ki çocuklar
    size hiç açlık kalmasa

    öyle bir ölsem,
    öyle bir ölsem ki çocuklar
    size hiç ölüm kalmasa...!

    (bkz: aziz nesin)

    #Viranşehir
    #35767690 :)
  23. 11533.
    gece; ipek dokusu çözüldüğünde
    ellerim: eksik cennetim benim.

    gerçek yasaktır.

    "ben babamın yuvarladığı
    çığın altında kaldım"

    çocukluğun kendini saf bir biçimde
    akışa bırakması ne güzeldi.
    yiten bu işte.

    çok kullanılmış bir zamanın gözlerini kapattım.*
    #35767862 :)
  24. 11534.
    Ey milletim 
    Ben Mustafa Kemalim 
    Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim 
    Hala en hakiki mürşit değilse ilim 
    Kurusun damağım dilim 
    Özür dilerim 

    Unutun tüm dediklerimi 
    Yıkın diktiğiniz heykellerimi 

    Özgürlük hala 
    En yüce değer 
    Değilse eğer 
    Prangalı kalsın diyorsanız köleler 

    Unutun tüm dediklerimi 
    Yıkın diktiğiniz heykellerimi 

    Yoksa çağdaş medeniyetin bir anlamı 
    Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı 
    Baş tacı edebiliyorsanız 
    Sanatın içine tüküren adamı 

    Unutun tüm dediklerimi 
    Yıkın diktiğiniz heykellerimi 

    Yetmediyse acısı şiddetin savaşın 
    Anlamı kalmadıysa 
    Yurtta sulh dünyada barışın 
    Eğer varsa ödülü silahlanmayla yarışın 

    Unutun tüm dediklerimi 
    Yıkın diktiğiniz heykellerimi 

    Özlediyseniz fesi peçeyi 
    Aydınlığa yeğliyorsanız kara geceyi 
    Hala medet umuyorsanız 
    Şıhtan şeyhten dervişten 
    Şifa buluyorsanız 
    Muskadan üfürükçüden 

    Unutun tüm dediklerimi 
    Yıkın diktiğiniz heykellerimi 

    Eşit olmasın diyorsanız kadınla erkek 
    Karaçarşafa girsin diyorsanız 
    Yobazin gazabından ürkerek 
    Diyorsanız ki okumasın 
    Kadınımız kızımız 
    Budur bizim alın yazımız 

    Unutun tüm dediklerimi 
    Yıkın diktiğiniz heykellerimi 

    Fazla geldiyse size 
    Hürriyet cumhuriyet 
    Özlemini çekiyorsanız 
    Saltanatın sultanın 
    Hala önemini anlayamadıysanız 
    Millet olmanın 
    Kul olun 
    Ümmet kalın 
    Fetvasını bekleyin şeyhülislamın 
    Unutun tüm dediklerimi 
    Yıkın diktiğiniz heykellerimi 
    RAHAT BIRAKIN BENi.
    #35767914 :)
  25. 11535.
    Birden hatırlarsın,
    O da seni - - birden bazan:
    Nerde, ne yapar şimdi
    Parlar bir özlem anılar arasından.

    Bu akşam ne garip sözcük
    Sanki ilk duydum, yadırgıyorum:
    Akşam. Bilmem bulur muyum
    Yollara baksam?

    Söner yangın birazdan
    Yatışır özlem.
    Bir gün karşılaşırız
    Bir gün, bir yarım akşam.

    behçet necatigil
    #35775931 :)