gec oldu ama guc de oldu 


kapat
  1. Yılmaz Erdoğan kardeşimiz, bilgili ve yetenekli bir aktör olduğu halde, Türkiye'de geçer akça bu olduğu için hayatını 'ilkokul müsameresi' yaparak kazanmak zorunda kalan bir sanatçı... (Kendisinin Recep Tayyip Erdoğan'la akrabalığı yoktur.)

    Tıpkı arkadaşı Demet Akbağ gibi... Tıpkı, çıksalar şakır şakır Shakespeare oynayacak Levent Kırca ile Oya Başar gibi.

    Bu dostlarımız, 'sanat' yaparak aç gezeceklerine, kenar mahalle beğenisine yönelik müsamereler yaparak zengin olmak yolunu seçtiler. Belki de seçmediler de, Türkiye'nin ortalama ilkokul üçüncü sınıf olan eğitim düzeyi onları bu noktaya getirdi. Mecbur kaldılar.

    Ancak bu durum Erdoğan'ı bir aydın olarak 'düşünce açıklamaktan' da geri bırakmıyor çok şükür.

    Geçen gün bir dergiye verdiği demeçte, 'aslında Demokrat Parti solcudur' demiş. Ağır oturan mollalarımız Avrupa Birliği konusuyla uğraştıklarından üzerinde durmadılar, belki de bu konuda fikirleri yoktur.

    Bu görüş, rahmetli Profesör idris Küçükömer'in 'aykırı' kabul edilen ve bundan otuz beş-kırk yıl önce epey tepki toplamış görüşüdür. Bendeniz de aykırı bir adam olduğum için rahmetliyi severim.

    Küçükömer'in teorisine göre Türkiye'de sağ aslında sol, sol da aslında sağdır.

    Nasıl oluyor da oluyor bu?

    Hürriyet ve itilaf-Terakkiperver Fırka-Serbest Fırka-Demokrat Parti-Adalet Partisi-ANAP (şimdilerde AKP) çizgisi, halka dayandığı ve halkı daha iyi yaşatacak politikalar önerdiği ya da uyguladığı için sol, ittihat ve Terakki-Cumhuriyet Halk Partisi çizgisi de bürokrasiye dayandığı ve 'halka rağmen' icraat yaptığı, çoğu zaman halkın ümüğünü sıktığı için sağ...

    (Kusura bakmayın, adı geçen bazı eski partileri uzun uzun anlatmaya ve açıklamaya kalksak köşe değil kitap yazmak gerekecek. Oysa eğitim düzeyi ilkokul üçüncü sınıf olmayan bir ülkede bunları şıp diye bilecektiniz.)

    Demokrat Parti ve onun ismiyle mücessem ve müsemma Adnan Menderes, bu ülkede çok eleştirildi, acımasızca eleştirildi. Bacak kadar çocuktum, bizim evde ona küfür edilirdi. Ellili yıllar!

    'Dine göz kırptığı' için, ekonomiyi ısıtıp enflasyona yol açtığı için, diktaya yönelip CHP'yi kapatmayı düşündüğü için, bu amaçla mecliste anayasaya aykırı bir Tahkikat Komisyonu kurduğu için, öğrenci olaylarında polise silah kullandırdığı için, vesaire. Bu yüzden de ipe gitti.

    Kimi bürokrat ruhlu şaşkın da bu partinin halkın oylarıyla iktidara gelmesini 'karşıdevrimin başlangıcı' sayar.

    Ama hiçkimse Menderes'i, niçin gerekli 'transformasyonları' başaramadı diye eleştirmemiştir.

    Niçin taa Özal'a kalan atılımları zamanında yapamamışlardır Menderes ve Demirel? Mutlak iktidar ellerindeydi, hem de yıllarca.

    Niçin alaturka ve derme çatma kapitalizm yolunu seçip, örneğin kambiyo rejimini değiştirmeye bir türlü yanaşmamışlardır? Niçin döviz alım satımını serbet bırakmamışlar, niçin yurt dışına çıkış hakkımızı sınırlı tutmuşlardır? Niçin ithalatta serbestliğe gitmemişler, niçin ihracatı hammadde ve kuruyemiş düzeyinde bırakmışlardır?

    Bu Demirel'in kafasına dank etti ama iş işten geçtikten sonra, ancak 1979 yılının son günlerinde, o sırada henüz bir teknokrat olan Özal'ın zoruyla ve memleket 'darbe sath-ı mailine' girmişken...

    Menderes, kendisine Milli Şef döneminden miras kalan üstyapıya lök gibi oturdu ve değiştirmeyi hiç aklına getirmedi.

    Suçlayacaksanız asıl bunun için suçlayın. Liberal olduğu için değil, yeterince liberal olmadığı, olamadığı için!

    Ben hep şaşardım, on yıl başbakanlık yaptı, niçin becerip de Türkiye'ye televizyonu getiremedi diye... Çok mu masraflıydı, yok muydu devletin bu işe yatıracak birkaç milyon doları? Siyah-beyaz ve de içerik olarak son derece boktan televizyon yayınlarını Ankara'da ancak 1968 yılında, istanbul'da ancak 1971 yılında başlatabildik, o sırada batı ülkeleri renkliye çoktan geçmişlerdi bile!

    Efendim sermaye birikimimiz yetersizdi. Peki ama, bu yönde adım atanı da 'kapitalistlik ediyor' diye suçluyor ahmaklar.

    Özal'ın icraatını Menderes yapmış, Demirel pekiştirmiş olsaydı şimdi çoktan AB üyesiydik. Elli yıl geç kaldık.

    engin ardic
    #1700880 (mulayim, 29.05.2007 16:06)

© 2008 - uludağ sözlük

gec oldu ama guc de oldu başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. gec oldu ama guc de oldu ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu gec oldu ama guc de oldu nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» les 120 journees de sodome » en iyi yabanci filmler » sile » alim eve doner » micro pool » yaran forum basliklari » bir kultur olcutu olarak facebook » komsunun cem yilmaz dvd si izledigini anlamak » 13 eylul 2008 emek ve demokrasi mitingi » halk otobusu soymak a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » 20 haziran 2008 hirvatistan turkiye maci