fikra 


/ 3
kapat
  1. 1.Kısa ve özlü anlatımı olan, nükteli, güldürücü hikâyecik, anekdot.
    2.Edebiyat Gazete veya dergilerde gündelik konuları bir görüş ve düşünceye bağlayarak yorumlayan ciddi veya eğlendirici yazı türü.
    3.Hukuk Kanun maddelerinin kendi içlerinde satır başlarıyla ayrıldıkları ufak bölümlerden her biri.
    4.Paragraf.
    5.Anatomi Omur.
    #122730 (italiano, 21.03.2006 11:18)
  2. mustafa sandal şarkısı.

    ruhumu sallayan salıncak
    bomboş şimdi, çok boş şimdi sanki terkedildi
    derin derin bakışların en son delildi
    hep en son delildi kalbimi yaşatan

    şarkılar söyler seni dinlerdim
    böyle gizlendim zor oldu ancak

    sonunda anladım senin aşkın bir fıkraymış
    ne gariptir sen anlattın ben ağladım
    nihayet kavradım senin aşkın bir fıkraymış
    ne yazıktır ki aşkımı boşa harcadın

    ruhumu sallayan salıncak
    durdu şimdi,durdu şimdi sanki farkedildi
    derin derin bakışların en son yemindi
    bir tek yemindi herşeyi anlatan...
    #137844 (hendrix, 29.03.2006 06:42)
  3. özellikle gazetelerde yayımlanan kısa ve özlü, kamuoyunu yönlendirmeyi amaçlayan düşünce yazısıdır.
    #644195 (MaRVeLL, 17.09.2006 23:55)
  4. birgün temel alman ve fransız trende beraber gidiolar kompartımana bi sinek giriyo ve fransız cıkarıyo kılıcını ve sineği öldürüyo sonra hemen cebindeki kartı cıkarıp diğerlerine gösteriyo kağıtta "fransa'nın en iyi kılıc kullanan adamı" yazıyor. sonra oturuyor yerine biraz sonra bi sinek daha giriyo hemen alman kalkıyo silahını cıkarıp sineği öldürüyor sonra hemen cebindeki kartı cıkarıyor kartta "almanyanın en iyi silah kullanan adamı" yazıyor.biraz zaman gectikten sonra bi sinek daha giriyo bizim temele bakıyorlar temel kalkıyo umarsızca cebinden usturayı cıkarıyor ve sallıyo sinek hala ucuyo diğerleri baslıyo gülmeye. Temel hiç aldırmadan cebindeki kartı cıkarıyo kartta "TÜRKiYE'NiN EN iYi SÜNNETCiSi" yazıyor......ehuehuheehueh
    #767580 (darkness, 23.10.2006 19:58)
  5. Bir ingiliz, bir laz, bir de alman aynı odada uyuyorlarmış.Sabahın altısında saat çalmaya başlamış ve hepsi uyanmışlar.
    ingiliz sinirli bir şekilde : -Saati kim sabahın körüne kurdu?
    Laz sırıtarak : -alman kurdu
    #920393 (avbarisco, 28.11.2006 09:52)
  6. doktor 80 yaşındaki ihtiyara laf anlatmaya çalışıyomuş;
    - amca sen artık yaşlısın, normaldir senin yapamaman zorlama boşuna,
    ihtiyar;
    - olmaz öyle şey, siz yanlış biliyorsunuz. benim 18 yaşında bir sevgilim var ve şuan hamile.
    doktor laf anlatamayınca çaresiz "gel amca ben sana bir hikaye anlatayım" demiş.
    - adamın biri ava çok meraklıymış. bir gün işten eve döner dönmez hemen silahını alıp ava gitmek istemiş. koşarak evden çıkarken silahının yerine şemsiyesini kapıp dalmış ormana. çalılıkların arasında gezerken bir bakmış geyik. hemen doğrultmuş şemsiyeyi. paatt geyik düşmüş yere...
    ihtiyar ;
    - olamaz, başkası vurmuş olmalı.
    doktor ;
    - kesinlikle...!
    #920423 (oguzhan, 28.11.2006 10:07)
  7. Amerika'da ölen bir kadın için kilisede cenaze töreni düzenlenmişti.
    Tören sonunda cenaze görevlileri tabutu taşırken, tabutun ön bölümünü yanlışlıkla kilisedeki sütunlardan birine çarptılar.

    Bu olaydan sonra tabuttan bır inilti sesi duyuldu. Tabut açıldı ve öldüğü sanılan kadının yaşadığı anlaşıldı. Bir süre hastanede tedavi edilen kadın iyileşti ve bir 10 yıl daha yaşadı.

    10 yıl sonra öldüğünde ise cenaze töreni yine aynı kilisede yapıldı.
    Tören sonrası görevliler tabutu taşırken kilisedeki aynı sütunun önüne geldiklerinde, ölen kadının kocası bağırdı :

    -Lütfen sütunlara dikkat edelim!
    #1141393 (LocK, 12.01.2007 12:00)
  8. # bir gün bir üniversite mezunu işbaşvurusu yapar. görüşmeye başladıklarında işveren üniversite mezunundan beklentilerini sorar.

    - valla ilk olarak maaş konusunda 4000 dolar ideal bir rakam bence. ayrıca evim buraya uzak olduğu için bana fabrikanın yakınlarında güzel bir ev kiralamanızı ve evden fabrikaya gidip gelmem içinde ortasınıf bir araba vermenizi istiyorum.

    işverende;

    + valla biz maaş olarak 10000 dolar, kalacak yer olarakta fabrikanın karşısındaki villalardan birini sizin adınıza yapmayı ulaşım içinde size bir x5 tahsis etmeyi düşünmüştük.

    üniversite mezunu;

    - şaka yapıyorsunuz.

    işveren;

    + evet ama önce siz başlattınız.

    ...
    #1157317 (darkness, 15.01.2007 12:13)
  9. kayseriliye sormuşlar, 2 + 2 kaç eder?

    kayserili: alcez mi, satçez mi !!!! *
    #1294848 (beyazyelkenli, 12.02.2007 18:32)
  10. Doktorun biri yeni bir muayenehane açmış. Kapıya yazmış... " Vizite ücreti 100 Dolar. iyileştiremediğimiz hastaya beş mislini geri veriyoruz..." Vizite pahalı ama, doktor gerçekten doktor... Her gelen hasta iyileşip gidiyor... Doktorun ünü her geçen gün artıyormuş... Uyanığın biri doktora gidecek, iyileşmeyecek ve beş misli parayı geri alacak ya, kapıyı çalmış... "Doktor! Ağzımın tadı hiç yok... Öyle kötüyüm ki, hiçbir şeyin tadını alamıyorum..." Doktor... Adama şöyle bir bakmış, hemşireye seslenmiş: "Hemşire hanım! Sekiz numaralı kutuyu getirin" Hemşire adama uzatmış kutuyu, adam, bir kaşık içindekinden yemiş ve anında tükürmüş... "Ama Bu bok!!!!!" Doktor sakin, "Evet! iyileştiniz. Tad alıyorsunuz artık.." Adam, parayı ödemiş sinirleri tepesinde gitmiş... Aradan birkaç ay geçmiş. Büyük bir hırsla yeniden kapısına dayanmış doktorun .. "Doktor bey, ben de hafıza kaybı başladı... Herşeyi unutuyorum...!" Doktor, adama şöyle bir bakmış yine, hemşireye dönmüş, "Kızım, sekiz numaralı kutuyu getirir misin?" demiş. Adam, hemen itiraz etmiş, "Ama, o kutuda bok var!"... Doktor, "Doğru! Bakın, hafızanız da yerine geldi!...." Adam, ağlamaklı, hırsla ödemiş parayı çıkmış dışarı... Kurmuş da kurmuş intikam planlarını... Birkaç ay sonra.. "Doktor! Ben de iktidarsızlık başladı... Durumum kötü, hiçbir şey yapamıyorum..." Doktor adamı gözüyle şöyle bir inceleyip, "Hemşire hanım sekiz Numaralı kutuyu getirir misin" diye seslenince, adam, tüm hırsıyla, "S.kecem,seni de sekiz numaralı kutunu da..." diye bağırmış.. Doktor gayet sakin, "Geçmiş olsun! Artık yapabiliyorsunuz.
    #1295787 (tanimadinmiben, 12.02.2007 21:29)
  11. (bkz: yaran fıkralar)
    #1317014 (Move!RaT, 17.02.2007 21:26)
  12. hollywood' da bir parti veriliyor.
    partinin sahibi, partiye heyecan ve değişim katmak için mikrofonu eline alıp başlıyor;
    - arkadaşlar, akvaryumdaki iki piranayı bu havuza atacağım. havuza atlayıp karşıya çıkan arkadaş şu gördüğünüz sarışınla sabaha kadar eğlenebilir.
    kimsede ses, seda yok.
    - bu esmeri de sunuyoruz.
    yine kimsede ses yok.
    -bu i... yi de veriyoruz...
    slaaaşş! adamın biri suda hızla yüzüyor ve karşıya geçiyor...koşup, havuzun öbür kenarına geliyor.
    - nerede o i...?
    - beyefendi o havuzun karşısında.
    adam şaşkın şaşkın;
    - o değil, beni havuza iten i... nerede?
    #1366586 (annabell lee, 02.03.2007 20:34 ~ 06.01.2008 21:13)
  13. rte ve buş amerikada olağan toplantılarını yapıyorlarmış.buş rte ye havasını basmış:
    -biliyor musun,biz teknolojide öyle ilerledik ki, ölüleri bile diriltmeye başladık.
    rte altta kalmamak için cevap vermiş;
    -bizim partiye üye olanlar 100 km yi üç saniyede koşuyorlar.
    rte döndükten 1 hafta sonra , buş yarın ülkemini ziyarete geliyor diye telefon gelmiş.ve rte nin etekleri tutuşmuş.kurmaylarına dönüp,
    -eywahh ben ne yapacağım,adama yalan söyledim.buş biz ölüleri diriltiriz deyince,ben de 100 km yi 3 saniyede koşarım dedim...şimdi yalanım ortaya çıkarsa ne yapacağım?
    kurmayları yanıtlamış:
    -merak etmeyin sayın rte biz çözümü bulduk.onu anıtkabir'e götürün.ve asıl onun dediğinin doğru olup olmadığını test edin.atatürk'ü diriltmesini söyleyin.eğer gerçekten diriltebilirse , siz zaten 100 km yi 3 saniyede koşarsınız.
    #1378694 (ulubilgekisi, 05.03.2007 23:00)
  14. anlatana göre güldürücülüğü yada düşündürücülüğü değişen yazı türü.
    #1395052 (miracle, 10.03.2007 02:12)
  15. (bkz: fıkra masası)
    #1445288 (alfred hickorkmaz, 23.03.2007 20:02)
  16. oglu, temel'e hayalle hakikat arasındaki farkı sormus.bak sana anlatıcam demis.annene soyle kapıda bir adam var sana 50 milyon verecegini soyle demis, ablan soyle kapıda beyaz atlı prens var seni istiyor demis.cocuk, annesi ve ablasına soylemis. annesi ve ablası kapıya kosmus.temel, ogluna demis ki kapıda birinin oldugu hayal ama annenle ablan o... bu da gercek.
    #1680008 (girgirci25, 24.05.2007 08:12)
  17. köşe yazılarının diğer bir adı makaleyle farkı isoatlanma kaygısının olmayışıdır.
    #1946802 (reich, 16.07.2007 17:41)
  18. telaffuz ederken sondaki harfin uzatılmaması gereken kelime.
    #1946884 (nada, 16.07.2007 17:57 ~ 17:58)
  19. üniversitenin büyük amfisinde 800 kişinin katıldığı bir imtihan... süre iki saat... profesör son derece sert ve sürenin esnetilmesine imkân yok. cevapları yetiştiremeyen kalıyor. bu yüzden bütün talebeler harıl harıl kâğıt dolduruyorlar.
    ama birisi ağırdan gidiyor. biraz düşünüyor biraz yazıyor. hiç aceleci bir hâli yok.
    derken süre doluyor. "getirin kâğıtları çocuklar" diyor profesör ve herkes bitirebildiği kadarıyla kâğıdını getirip masanın üzerine koyuyor. veren çıkıyor, veren çıkıyor, masanın üzerindeki kâğıtlar birikiyor. sınıfta hiç talebe kalmıyor. bir kişi hâriç. bizim ağırdan giden talebe hiç istifini bozmadan yazmaya devâm ediyor.
    böylece biraz daha zaman geçtikten sonra, bizimki kalkıp kürsüye gidiyor ve kâğıdını bir sonraki ders için hazırlıklarını tamamlamakta olan profesöre uzatıyor. profesör kızarak:
    -hayır! çok geç kaldın. artık senin kâğıdını alamam...
    bizimki ters ters bakıyor:
    -sen benim kim olduğumu biliyor musun?
    -yoo, aslında bilmiyorum. ne olacak?
    talebe bakışlarını dikleştirerek tekrar soruyor:
    -sen benim kim olduğumu biliyor musun?
    -hayır bilmiyorum! üstelik bu hiç de mühim değil!
    -iyi öyleyse, diyor bizimki ve yığılı duran imtihan kâğıtlarının bir kısmını kaldırıyor ve araya kendi kâğıdını koyup kâğıtları tekrar düzeltiyor. sonra da:
    -iyi günler hocam, deyip profesörün şaşkın bakışları arasında yürüyüp gidiyor.
    #1983484 (maxsimus17, 22.07.2007 07:30)
  20. bu ülkede başbakanlık yapmış olan tansu çiller, anıt kabir’de atatürk'ün huzuruna 5 kez çıkmış ve beş kez yazı yazmış deftere. dördü hiç okunmuyormuş... okunabilen 5. nin de fıkra olmasını temenni ediyor, sozluk kullanıcılarının insiyatiflerine bırakıyorum.

    "yüce önder. ulu ve büyük atam! doğru yol partisi'nin 14'üncü yılını idrak ediyoruz. (sonra 14'ün üzerini karalamış, 15 yapmış) laik türkiye cumhuriyeti'nin ve demokrasinin bekçileri olarak 16'ncı yılımızda huzurundayız... davamız yarım asırlık yani 65 yıllık bir davadır. milliyetçilik ve çağdaşlık yolunda yarım asırdır yani tam 40 yıldır yürüyoruz. bu ülkenin çimentosu olmanın sevinci içindeyiz. biz bu ülkenin çimentosuyuz. bizimle tuğlaları yapıştıracaklar, duvar örecekler, bina yapacaklar, içimize girecekler. ilkelerinin ışığı altında partimizin 17'inci yılını kutluyor, saygılar sunuyorum. görüşmek üzere."
    #1990483 (maxsimus17, 23.07.2007 02:54)
  21. en güzel mustafa sandal şarkılarındandır. herkesin mustafa sandalla ilgili eleştirilerine esprilerine gülememe sebebidir. sadece bu şarkının sözlerini yazdığı ve söylediği için mustafa sandala eleştiren bir sürü insana muhalif eder adamı. o kadar yani. ruhunuzu sallayan salıncak hiç durmasın, allah sevdiğinize bağışlasın. amin.
    #2043695 (gulumsemektenvazgecme, 31.07.2007 13:57)
  22. komikligi anlatıcının beceresine baglıdır. iyi pazarlarsan en sogk espri bile iyi bir fıkra malzemesidir.
    #2096764 (Soulmate, 09.08.2007 00:51)
  23. torunu yolda çiftleşen iki köpek gördüğünde dedesine soruyor dede ne yapıyorlar bunlar diye.
    +dedesi şakalaşıyorlar evladım diyor
    -torun hemen cevabı yapıştıryor
    - dede şaka maka iyi si..yor buna benzer dinleyince tebessüm etmemizi sağlayan hikayelere fıkra deriz.
    #2162978 (frape, 19.08.2007 23:24)
  24. komiklik olsun diye anlatılır amacına ulaşmadımı rezil olma durumu ile karşı karşıya kalınabilinir samimi olmadınız kişilere anlatılmaz en önemli kuralıda budur..

    fıkraya örnek:

    adamın birisi birine pezevenk der. adam da kendisine
    pezevenk diyen kişiyi mahkemeye verir.
    duruşmaya çıkarlar. hakim sorar: sen bu adama pezevenk dedin mi?.
    evet dedim ama bizim oralarda bir adam ev
    yaptırırsa ve zengin olursa ne ev yaptırdı pezevenk’ deriz.
    bir güzel iş yaparsa işini biliyor pezevenk&
    deriz. onun için ben kötü niyetle söylemedim.’ der.
    hakim davacıya sorar: ne diyorsun arkadaş? bak bu adam böyle söylüyor.
    davacı adam cevap verir:
    valla ne diyeyim hakim bey. o kadar güzel savunma yaptı ki pezevenk.''
    #2443466 (buhepboyledir, 08.10.2007 11:26 ~ 18.10.2007 23:19)
  25. üniversitenin büyük amfisinde 800 kişinin katıldığı bir imtihan... süre iki saat... profesör son derece sert ve sürenin esnetilmesine imkân yok. cevapları yetiştiremeyen kalıyor. bu yüzden bütün talebeler harıl harıl kâğıt dolduruyorlar.
    ama birisi ağırdan gidiyor. biraz düşünüyor biraz yazıyor. hiç aceleci bir hâli yok.
    derken süre doluyor. "getirin kâğıtları çocuklar" diyor profesör ve herkes bitirebildiği kadarıyla kâğıdını getirip masanın üzerine koyuyor. veren çıkıyor, veren çıkıyor, masanın üzerindeki kâğıtlar birikiyor. sınıfta hiç talebe kalmıyor. bir kişi hâriç. bizim ağırdan giden talebe hiç istifini bozmadan yazmaya devâm ediyor.
    böylece biraz daha zaman geçtikten sonra, bizimki kalkıp kürsüye gidiyor ve kâğıdını bir sonraki ders için hazırlıklarını tamamlamakta olan profesöre uzatıyor. profesör kızarak:
    -hayır! çok geç kaldın. artık senin kâğıdını alamam...
    bizimki ters ters bakıyor:
    -sen benim kim olduğumu biliyor musun?
    -yoo, aslında bilmiyorum. ne olacak?
    talebe bakışlarını dikleştirerek tekrar soruyor:
    -sen benim kim olduğumu biliyor musun?
    -hayır bilmiyorum! üstelik bu hiç de mühim değil!
    -iyi öyleyse, diyor bizimki ve yığılı duran imtihan kâğıtlarının bir kısmını kaldırıyor ve araya kendi kâğıdını koyup kâğıtları tekrar düzeltiyor. sonra da:
    -iyi günler hocam, deyip profesörün şaşkın bakışları arasında yürüyüp gidiyor.
    #2485296 (maximus, 18.10.2007 16:21)
/ 3
Copyright © 2009 - uludağ sözlük

fikra başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. fikra ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu fikra nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about fikra. Copyrights of the articles are belong to their authors.