etyen mahcupyan 


/ 3
kapat
  1. bir sekilde ermeniler akp'ye oy vermelidir diye bir soz soylemis kisiri tempo dergisinde cikan son roportajinda.

    1-bu insanin bir cok makalesini okumus birisi olarak kendisini mete tuncay'dan sonra okudugum en kotu siyasi yazar olarak gormekteyimdir.
    2-turkiye'de sirf azinlik kokenligi oldugu icin prim yapmaktadir ki bu da turk insanindan gelen bir ozelliktir buna diyecek bir sey yok, eger boyle prim yapmaya devam edecekse etsin sorun degildir.
    3-mulakatlarinda konustugu dil turkceye yabancilasmis bir dildir, cok fazla yabanci kelime kullanir.
    4-belli bir cemaati etkileyerek kimse siyaset yapamaz. bunu yapan demokratim diyemez, demokratim diyorsa yalandan demokrattir. ermeni patrigi mutafyan da benzerini yapipi oylarin akp'ye verilmesini soylemistir. simdi nasil ki tarikatlar demokrasi onunde bir engeldir ayni sekilde cemaatlesme de oyledir. tarikatlarin hukum surdugu bir yerde demokrasi olmaz, ozgur irade olmaz tarikat seyhi ne derse muritler onu yapar, kime oy verin derse ona oy verirler buna da demokrasi denemez. ayni sekilde cemaat baskanlarinin veya onde gelenlerinin de boyle bir misyonlari var gibidir ve boyle aciklamalar yaptiklarinda o kendisini cok demokrat sananlar cemaatcilik ve tarikatcilik yapmis oluyorlar.
    5-bu adam ne kadar boyle dese de yesilkoy gibi turkiye'de en cok ermeni yasayan bir semtte oturan birisi olarak diyebilirim ki bir cok ermeni akp'ye oy vermeyecek.
    #1958308 (rakiyla vaftiz edilen velet, 18.07.2007 04:54 ~ 04:58)
  2. dink cinayeti sonrasi mahcupyan yazilariyla biraz üslubunu kaçırsa da (en sevdiği dostunu kaybetmesinin acısına veriyoruz.)

    genel itibarı ile müthiş tespitleri olan birikimi ile kendini okutan entelektüel.

    zaman gazetesi ve gazetem netten ilgi ile takip ediyoruz.
    #2355139 (bilgehan, 21.09.2007 18:06)
  3. artık taraf gazetesinde at yarışı yorumlamaktadır.
    #2662067 (mailbuyukerman, 04.12.2007 20:48)
  4. istediği takdirde umut sarıkaya denen adamdan daha güzel mizah yapabilmektedir. kısa bir süre için turkuaz'da yazmıştı, ordan biliyorum. (turkuaz: zaman'ın eski pazar eki)
    #2662081 (goooooooooooooooooooogle, 04.12.2007 20:50)
  5. bu turkler degismez demis yazar. kendisine sormak lazim, bizim ateselerimizi, buyukelcilerimizi olduren ermeniler degisir mi ?
    #2917829 (totiman, 30.01.2008 07:11)
  6. mükemmel bir düşünce adamı ve gerçek bir demokrat. sözünün üstüne söz söylenmeyecek kadar kararlı ve inançlı birisi. zaman gazetesinde yazmaya başladığı dönemde bile, kimse ''ahan da bakın zaman yazarı oldu bu demokrat'' deyu yaygara yapamadı, çünkü kalıbının adamı olduğunun herkes farkındaydı. tartıştığı kişiyi, çat diye çatlatacak kadar dengeli ve mantıklı bir konuşma tarzı vardır. keskin zekası ve olayları hızlı değerlendirme yeteneğiyle, mükemmel bir duruş sağlamıştır.
    #2917882 (jirki, 30.01.2008 08:41)
  7. dun zaman gazetesi yorum sayfasinda yazisini gorup sevindigimiz begenerek ilgi ile okudugumuz kaliteli insan.

    (bkz: yoksa laiklik cagdas bir bagnazlik mi)
    #2931118 (bilgehan, 01.02.2008 13:47 ~ 13:48)
  8. (bkz: takdire şayan)
    #2931463 (burada seviyorum seni, 01.02.2008 14:37)
  9. son röportajını haberaktuel'e vermiş agos gazetesi genel yayın yönetmeni. http://www.haberaktuel.co...MLANDI-haberi-116186.html
    #3133441 (akrep insani, 13.03.2008 17:38)
  10. at yarışı düşkünü imiş kendisi. *
    #3169511 (akustikcinayet, 20.03.2008 23:11)
  11. demokratlığı liberallikten ayırarak kendini "demokrat" olarak niteleyen yazar. liberalliği etnik, dinsel veya başka bir kimlik bağıyla farklılaşan kesimlerin kaba bir sözleşmeyle bir arada tutan, bu yüzden toplumu atomize eden bir süreç olduğu düşüncesiyle eleştirmekte; demokratlığı "öteki"ni anlayan, empati üzerine kurulu bir bakış olarak görmektedir. taraf gazetesinde son günlerde bu bakış açısıyla başörtüsü sorunuyla ilgili olarak aydınların "üçüncü yol" bildirisini "özgürlükler arasında hiyerarşi" yapmakla eleştirmiştir.
    yazılarının % 90'ı kemalizm eleştirileri, kürt sorunu, başörtüsü sorunu gibi konulardan oluşmasına ve öteki konulara oranla ermeni sorunu hakkında yazdığı az yazıda sağduyulu bir üslup kullanmasına rağmen, bazı türk milliyetçilerinin kendisini "ermeni milliyetçiliği" suçlamasıyla eleştirmesi gariptir!
    #3291501 (ayvalik tostu, 19.04.2008 17:19)
  12. at yarışları ile ilgilendiğini öğrendiğim yazar kişisi.
    #3440090 (grand ekinoks, 24.05.2008 13:31)
  13. taraf gazetesindeki son yazısı olan ''vicdani ret'' ile bir kez daha gönlümü fethetmiş kaliteli yazardır.

    Vicdani ret

    Genelkurmay'ın hazırlamış olduğu ''Bilgi Destek Faaliyeti Eylem Planı'' fazla vakit kaybedilmeden yine Genelkurmay tarafından bir anlamda tekzip edildi. Ne var ki söz konusu düzeltme böyle bir ''onaylanmış resmî'' belgenin olmadığına ilişkin. Böylece TSK Taraf gazetesinde yayımlanan belgenin hakiki olduğunu da itiraf etmiş oluyor. Çünkü söz konusu Plan'ın ''var olmadığı'',gazetede çıkan haberin ''yalan''olduğu söylenemiyor. Oysa böyle bir durum olsa aynı Genelkurmay'ın nasıl zehir zemberek bir açıklama ile gazeteyi mahkûm etmeye çalışacağını tahmin edebiliriz. Diğer taraftan bugüne kadar yaşamış olduğumuz hangi askerî müdahalenin onaylanmış resmî belgesi vardı ki acaba? Bu işlev doğası icabı enformel olmak zorundadır, çünkü yaptıklarının işin temelinde yasa dışı ve gayri meşru olduğunu bizzat yapanlar da biliyorlar.

    Öte yandan söz konusu belgenin hakikiliğine ilişkin herhangi bir kuşkumuz olsaydı bile son bir yıl içinde yaşananların neredeyse tümünün bu ‘Plana’ uygun olduğu gözleminden kaçmak hiç de kolay değil. Yargının aldığı hukuk dışı kararlar, medya mensuplarının bir bölümünün bu kararları destekleme biçimi, kamuoyu baskısı görüntüsü yaratmak üzere düzenlenen cumhuriyet mitingleri bu ''Planda'' zaten gözüküyor. Özellikle sivil toplum örgütlerine yönelik strateji, darbe sürecinin de temel mantığını yansıtmakta. Buna göre TSK'nın risk almaması için ''güvenilir kişiler'' üzerinden ''dolaylı ve örtülü'' bir çaba içine girilmesi öngörülmekte. Tam kontrollü sivil toplum örgütleri yerine artık ''etki edilen ve harekete geçirilebilen'' kuruluşların kullanılacağını ve bunlara maddi destek sağlanacağını da bu vesile ile öğrenmiş oluyoruz.

    Demek ki darbe stratejisinin üç ana ayağı var: Güvenilir kişiler üzerinden yapılması, ''dolaylı ve örtülü'' bir biçimde hayata geçirilmesi ve maddi destek verilmesi. Bunun anlamı TSK'nın açık bir biçimde ilişkide gözükmediği, ya da var olan ilişkisini saklamak gereğini duyduğu insanlar üzerinden özellikle yargıda ve medyada akçalı bağlantılar kurulmasının planlanmasıdır. Doğal olarak bizler bu Plan'ın bireysel ilişki bazında ne denli işlevsel olabildiğini, örneğin kaç kişi veya kurumun parasal yardım aldığını bilmiyoruz. Ama en azından böyle bir niyetin var olmakla kalmayıp, aşamaları, finansmanı ve sorumlusuna kadar bir ''faaliyet çizelgesine'' dönüştürüldüğünü biliyoruz. Ama daha vahimi de var... ''Uygun' medya organlarının bulunması ve yönlendirilmesinde belirtildiği üzere, bütün bu faaliyetlere ilişkin bilgilerin istihbarat Başkanlığı'nca toplanması ve Harekât Başkanlığı'nca koordine edilmesi isteniyor. Yani ''vatanı savunmak'' amacıyla oluşturulmuş olan askerî yapılanmanın esas işinin iktidara sahip olmak, sivil siyaseti yıpratmak, demokrasiyi kadük etmek olduğu ortaya çıkıyor...

    Buna karşılık utancın gölgesi kurumsal yapıyı aşarak topluma kadar uzanıyor... Çünkü son dönemde TSK'nın tam da aradığı gibi ''güvenilir kişileri'' yargı ve medya içinde bulduğundan kuşku duymak giderek zorlaşıyor. Plan bu kişiler vasıtasıyla TSK'nın ''çağdaşlaşmanın, bilimsel ve toplumsal gelişmenin öncüsü olduğunu''topluma aşılamak istemekteymiş. Keşke bu denli cahil olunmasaymış... Çünkü son bir yılda yapılanlar ve bu işler için bulunan''güvenilir kişiler'' TSK'nın prestijini şimdiye kadar olmadığı ölçüde aşağı çekmiş durumda. Üstelik bu hiç de şaşırtıcı değil... Nitekim Plan güvenilir kişilerin iyi seçilmesi konusunda şöyle demekte:''Uygun kişilerin seçilmemesi durumunda faaliyet menfi olarak ve misliyle yansıtabilecektir. Gelişkin kişilikler olması nedeniyle bu tip kişiler... yönlendirilmeye müsait olmayan bir yapıya sahiptirler.'' Yani TSK Planı gelişkin kişilikli insanlarla bu işin yapılamayacağını, kişiliği gelişmemiş insanların bulunması gerektiğini itiraf etmekte. Böylece işbirliği içinde bulunulan ''güvenilir kişiler'' hakkında ne düşünüldüğü, onların nasıl basit birer araç olarak algılandıkları da anlaşılıyor. Ama belki de birçokları bunu bile bile söz konusu ''güvenilirliğin'' gereğini yapmak istiyorlar... Ne de olsa işin ucunda maddi destek var...

    Bu tabloya baktığımızda farklı bir bağlamdan gelen bir terimin nasıl da cuk oturduğunu farkediyoruz. Askerlik yapmak istemeyenlerin ''vicdani ret''kavramı aslında hepimize lazım. Çünkü bu tablonun vicdanen kabul edilmesi mümkün değil. Eğer bu ülkede askeriyenin işlevi bu olacaksa, tüm toplumu kuşatan bir vicdani ret duygusuna hızla yaklaşacağız demektir.
    #3581733 (bugulu atlas, 25.06.2008 17:36 ~ 28.06.2008 12:51)
  14. agos gazetesi genel yayın yönetmeni ve taraf gazetesi yazarıdır.

    ayrıca taraf gazetesinde 'her taraf' sayfasında 68 kuşağının solla pek bir alakası olmadığını söyleyebilmiş yazardır. bu neslin sanata ilgisizliğinden de dem vurabilmiştir. oysa ki yanılmıyorsam o da mücadelenin içindeydi o zamanlar. solcuların sanat adına ürettiklerinden habersiz olması, bir kitabı yazıldığı ana dilde okuyabilmek için o dili öğrendiklerini bilmemesi biraz zordur, liberalliğin getirdiği hafıza kaybını saymazsak...
    ' kavruk bir milliyetçiliğin ürettiği bağımsızlıkçılıkla, çaresiz bir otoriter zihni geleneğin uzantısı olan devletçi siyaseti birleştirmenin sol olduğunu sandılar ' diyerek solun kendiliğinden bağımsızlığını da görmezden gelebilmiştir. denizlere, mahirlere, ibolara, ulaşlara, hüseyinlere milliyetçi demek de ancak bir liberalin yapabileceği iştir. zira devrimciliğin milliyetçiliğe karşı olduğunu bugün her aklı selim insan bilir. son olarak otoriter zihniyeti devletçi siyasetle birleştirenleri bugün ortalıkta şaklabanlık yaparken görüyoruz; zira bizzat devlet tarafından öldürülen devrimciler bugün ortada yoklar...
    #3582134 (zenobia, 25.06.2008 19:39 ~ 19:41)
  15. karısının üzerine öyle lafın gelişi değil resmen ve fiilen bok dökmüş sevan nişanyan'ı müdafaa etmiş, üzerine dışkı boca edilen müjde nişanyan'ın yanında yer alan kadın- erkek insanlara hiç mahçup olmadan laf yetiştirmiş insandır. böyle boktan bir olay vesilesiyle tüm foyasının dökülmesi, ne menem bir adam olduğunun ortaya çıkması yaman ironidir. hak etmiştir de mahçup olmaz mahçupyan.
    #3610202 (argiris, 02.07.2008 17:01)
  16. ırk dayanışmasının en faşizan örneğini sevan nişanyan'a yapmış ermeni asıllı vatandaş. yüzünde her daim asılı duran sinsi bakış varlığı ve karakteri hakkında çok şeyler anlatmakta ama çok uzun sürer, yazmaya değmez..
    #3610231 (junojuno, 02.07.2008 17:09 ~ 17:33)
  17. agos gibi bir gazetenin başına yakışmayan gazeteci. hem sevan nişanyan olayındaki sessiz duruşu, hem de akp yanlısı tavırlarıyla iyiden iyiye uyuz olmuşluğum var kendisine.
    #3610287 (oneqeno, 02.07.2008 17:32)
  18. yıllar önce ramazan ayında sakız çiğnediğimi gören bir süryaninin bana hesap sorar gibi "sen müslüman oğlu değil misin, neden oruç tutmuyorsun" diye çıkışmasını ve yaşadığım dumuru hatırlattı. "sanane lan dingil" diyememenin acısını hala taşırım. elbette bir toplulukta herkesin aynı bilinç seviyesinde olmadığının ve bir kişinin söylediğinin mensubu olduğu ailenin diğer üyelerine mal edilemeyeceğinin farkındayım. lakin türk, ermeni, zenci, yahudi veya başka bir topluma mensup olmak doğuştan entel olmayı gerektirmediği gibi kendi gibi olanların dışındakileri kafasına göre yaftalama hakkı tanır mı? biri 12 dil de bilse, bilmem kaç tane kitap çevirip kültürel anlamda bizi ihya da etse, birinin üzerine bok atmasının neresi savunulur be hey gafil. bunu o çok sevdiğiniz gobegini kasiyan adam bile yapmaz.

    sonra kalk ahkam kes yok bu ülke şöyle böyle diye. hade lennn.
    #3610334 (freeaky, 02.07.2008 17:43 ~ 17:51)
  19. okudukça deli eden yazarımsı. liberalliğin sığ sularında iyi gezintiler diliyoruz kendisine.

    etyen mahçupyan - 18.07.2008

    bazen bir olayın, sizi de içine alan bir çatışmanın gerçek yüzünü
    anlatmak için onca çaba harcar ama gene de insanlara tam olarak
    ulaşamazsınız. genellikle çok yönlü ve çok katmanlı bir olaydır
    karşınızdaki... bu katmanları ayrıştırdığınızda öznel olduğunuzu,
    kendi hiyerarşinizi başkalarına kabul ettirmeye çalıştığınızı
    söylerler. yapacak şeyiniz yoktur... size tavır almış olanların
    ahmakça bir adım atıp kendilerini ele vermelerini beklemekten başka.
    bu mutlu olay geçen pazar oldu... nişanyan'dan agos'a uzanan çekişmede
    gerçek meselenin aile içi şiddet falan olmadığı, doğrudan agos
    yönetiminin yıpratılmasını ve belki de bir vesile ile
    uzaklaştırılmasını hedeflediği belliydi. ama bunu bizim söylememiz
    'aile içi şiddeti' benimseyen biri olmakla suçlanmaya kadar
    gidebilirdi. neyse ki yıldırım türker radikal2'de 'simgesel dışkı
    olayı' başlığı ile içi dışı bir, gayet samimi ve düzeysiz bir yazı
    yazdı da doğrusu ben de rahatladım.

    türker'in yazısını henüz görmeyenlerin bu önemli itirafı elde edip
    saklamalarında yarar var. çünkü türker şöyle diyor: "evet, agos'u bir
    'kale', bir 'kurtarılmış bölge' olarak görüyorsak, şıpınişi
    kotarılıvermiş vahşi iktidar diline karşı alabildiğine hassas olmak
    zorundayız." sözü edilen iktidar dili agos yönetiminin ve doğal olarak
    benim dilim... buna karşı hassas olmak gerekiyormuş çünkü agos bir
    'kale', bir 'kurtarılmış bölge' imiş... ancak ne yazık ki bu 'kale'
    olma durumu sadece bir hayal, çünkü ne agos yayın ve yönetim kurulunun
    ne de benim türker'le aynı ahlaki konumu paylaşmadığımız açık. nitekim
    yazar agos'un benim 'ikbal kapım' olmadığını hatırlatmayı borç
    biliyor. dahası o ikbal kapısına nasıl tutunmuş olduğumu da "hrant'ın
    bütün dünyaya açık odasına yerleşip oradan doğru üretilen sözü bir
    post bekçiliğine dönüştürme" olarak tanımlıyor. buradan hareketle de
    sergilemekte olduğu pespayeliği iyice abartarak benim 'sağcı liberal'
    olduğumu kendince 'kayda geçiriyor'...

    böylesine garip bir kıskançlığın ve muhtemelen birikmiş nefretin
    nedenini merak ediyor insan... garip, çünkü her şeyden önce işin
    temelinde bir de maddi hata var: benim agos hisselerimin aslında dink
    ailesi talep ettiği anda iade edileceğini gazetede herkes biliyor.
    diğer bir deyişle 'kaleyi' yeniden sahiplenmek, 'kurtarılmış bölgeyi'
    bir kez daha zaptetmek son derece kolay. aileye söylersiniz olur
    biter... ama anlaşılan türker bu ihtimali düşünemeyecek kadar kendi
    kötücüllüğünün şehvetine kapılmış. içinde biriktirdiği ve artık
    zaptedemediği kini bu kez ağzından kaçırıvermiş. gönlünün çöp
    torbasından her biri pisliğe bulaşmış kelimeleri avuç avuç alıp
    etrafına saçmayı marifet sanmış. bilememiş ki, bütün bu pisliğin
    ortasında devinip dururken, o ağzından çıkanları yüzüne gözüne
    bulaştırmaktan başka bir şey yapamamış... işin gülünç yanı bana
    hakaret etmeye çalışırken agos'u korumaktan söz etmesi ve bunu
    hrant'ın adını kullanarak yapacak kadar riyakârlaşması. kendisini
    'kirli siyasetin' dışında duran, mazlumdan yana siyasetini tavizsizce
    sürdüren 'hiç yaşlanmayan bir taze gelin' sanıyor herhalde...

    yıldırım türker'i anlamak kolay... ne yürüyen tartışmaya dahil
    olabilecek yeterlilikte bir entelektüel kapasitesi, ne de bu tartışma
    ile yüzleşecek ahlaki formasyonu var. bildiği tek şey hakaret olduğunu
    sandığı kelimeleri iğrenç çağrışımlarla yükleyerek okuyucunun başından
    aşağı boca etmekten ibaret. öte yandan bütün bunların 'sol' adına
    yapılıyor olması sizi şaşırtabilir... ama türkiye'de bir de böyle bir
    sol var. ahlakçılığı bayrak yaparak ahlaksızlığı meşrulaştıran,
    samimiyeti beceremediği için bel altından vurarak 'kale' zapt etmeye
    heveslenen, toplumla kuramadığı insani ilişkiyi kendi cemaatinin
    çöplüğünde aradığı ölçüde marazi hale gelen müptezel bir sol...
    yıldırım türker bu akımın gerçek temsilciliğini kimseye bırakmak
    niyetinde gözükmüyor. gelecek nesiller müptezel solun taşıyıcı
    kişiliğini merak ettiklerinde onun yazılarına dönecekler ve kendisini
    pürüzsüz ve lekesiz sanan bu 'sol' duruşun gerçekte nasıl bir eziklik,
    kavrukluk ve aşağılanma olduğunu ibretle kaydedecekler.

    taraf.com.tr/yazar.asp?id=9
    #3684903 (zenobia, 18.07.2008 23:36)
  20. baya eski olsa da hakkındaki güzel bir röportaj.

    - başka ne sorsam bilinmeyen bir yanın ortaya çıkar?
    + kumarbazım ben...

    http://209.85.135.104/sea...t=clnk&cd=1&gl=tr
    #3776785 (delice, 06.08.2008 01:37 ~ 15.08.2008 12:29)
  21. http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=13863497
    #3846298 (kerem de benim asli da benim, 20.08.2008 23:04)
  22. an itibariyle trt 2 de şakıyan ortaçağ papazı görünümlü adam. eskiden entellektüel di bu adam. yada ben öyle zannediyordum. karısına bok atan sevan nisanyan ı savunarak harcadığı kredisini şu anda akp yi sözcüsü gibi savunarak tüketmiştir. adam utanmasa türkiye nin başına ne geldiyse sol dan geldi diyecek. tayyip çıksa akp yi anca bu kadar savunurdu. trt nin son 6 yılda geldiği nokta ise ayrı bir başlığın konusu olur. tam ibretlik.
    #3879782 (delice, 27.08.2008 22:37)
  23. düşünür. iyi düşünür.
    #3879805 (dilenci kral, 27.08.2008 22:41)
  24. son aylarda kemalizm ve resmi ideoloji üzerine yaptığı sosylojik ve tarihi yorumlarla oldukça beğenimi kazanan taraf gazetesi yazarı. özelikle zaman yorum sayfasında yazdığı yazılar biraraya getirilip kitaplaştırılacak kadar değerli. bir güzel yazı daha;

    http://www.taraf.com.tr/Yazar.asp?id=9
    #3889631 (stratosfer, 29.08.2008 23:17)
  25. 12 eylül döneminde kazlıçeşme deri fabrikasında çalışan ve oradaki farelerin uykudaki işçilerin açıktaki organlarını kemirdiğini anlatan at yarışınd sık sık tutturan kişi.altılı tahminlerini tarafta yapıor.
    #3889691 (teoberk10, 29.08.2008 23:31)
/ 3
Copyright © 2008 - uludağ sözlük

etyen mahcupyan başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. etyen mahcupyan ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu etyen mahcupyan nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about etyen mahcupyan. Copyright of the articles are belong to their authors.

» atilla yayla » pasam nicin konusur » sozde ermeni soykirimi » shot bardagi » muhafazakarligin demokratligi » agos » ikinci cumhuriyetci » yaran entry silinme sebepleri » zaman gazetesi nin yirminci yili » liberallik demokratlik ve turkiye » ac 97 » pasan nicin konusur » ertugrul ozkok » guz sancisi » arazi i mevat » bir elin nesi var iki elin sesi var » fiiller » 12 eylul oncesinde oldurulen sag gorusluler » boysfood com » ergenekon iddianamesi » sebnem ferah ozentisi liseli kiz » lez demeden lezbiyeni yalamak » aoua » mehter dinlemek » akrep erkegi kova kadini » universite ye gidilen ilk gundeki insan hali » universite ye gidilen ilk gundeki insan hali » tombul yanak » ozel hayatin gizliligi » sahibinden az kullanilmis satilik kari » craig venter » sanatci » herkesin bildigi anayasa maddeleri » yemekteyiz nika nin annesi » anne » yaran ruyalar » levent ak » waiting for godot » dancing in the moonlight » burcu kaya » gta iv the lost and damned » hareket saati gecmis otobus kaptani » eder » korsan cd saticisiyla diyaloglar » a » b » c » d » e » f » g » h » i » k » l » m » n » o » p » r » s » t » u » v » w » y » z » sitemap » kısa » kopush fm » ntvmsnbc » ergun tuna » merkez bankasinin faizleri 0 50 puan indirmesi » schleichen » melankolik » cok uykum var » half life » matrixxx reloaded » 31 aralik 2008 lizzy borden istanbul konseri