esitlik mi ozgurluk mu 


kapat
  1. çok karşılaşılan bir problemdir ki kavramları ayrı ayrı, farklı yönetim şekillerine göre irdelemek gerekir.

    liberalizm gibi rejimlerde özgürlüğünüzün sınırları bir başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter. yani en sınırsız özgürlük bu kadardır. daha fazlası yoktur. ekonomik açıdan da özgürsünüzdür. serbest piyasa vardır. istediğinizi alır, istediğinizi satarsınız. tekelci anlayış yoktur.

    eşitlik anlayışı ise bu tip yönetim şekillerinde belirgin değildir. evet firsat esitligi liberalizmin temel kavramlarından biridir. ama bu kadar serbest bir piyasa varken; devlet yatırımları bu kadar özgür bırakmışken, birileri toplumdan çok daha fazla zenginleşebilir ve onlar zenginleşirken diğer bir grup fakirleşebilir. bu tünelin sonunda görünen ışık ise kapitalizmdir. başka çıkışı yoktur. bu durum da liberalizmin en büyük kusurlarından biridir ve en önemli eleştirileri bu yüzden alır liberalizm.

    sosyalizm ve devamında gelen komünizm gibi rejimlerde ise üst satırlardaki özgürlük yoktur. en basitinden örnek vermek gerekirse arabanız varken eşinize başka bir araba almanıza devlet izin vermeyebilir. serbest piyasa yoktur. istediğinizi alıp satamazsınız. tekelci bir anlayış vardır ve yatırımlar devlet tarafından yapılır. bu sorun da bu rejimlerin en çok eleştirildiği, en çok yara aldığı durumdur.

    sosyalizm ve komunizm gibi yönetim şekillerindeki eşitlik anlayışı ise çok güçlüdür. tam bir eşitlik sözkonusudur. komşunuzun mali durumu sizin mali durumunuzdan farklı değildir. bu iyidir çünkü en azından insanlar birbirlerini kıskanmaz. birileri zenginleşirken birileri daha da fakirleşmez çünkü yatırımlar ve piyasa devlet kontrolü altındadır. devlet komşunuz sürekli zenginleşirken sizin yerinizde saymanıza izin vermez.

    sonuç olarak mutlak özgürlüğe ve mutlak eşitliğe aynı anda sahip olmayı istemek biraz hayalciliktir. çünkü birinin sınırsız olması diğerini sınırlayacaktır. birini seçmek zorundayız. esitlik mi ozgurluk mü?
    #1467938 (uieat, 29.03.2007 18:02 ~ 01.10.2007 01:22)
  2. demokrasiyi adam gibi uygulayan bir ülkede cevabımın eşit özgürlük olacağı sorudur.Şimdilerde ne eşitlik ne de özgürlük , para ve güç!
    #1467969 (nekrofili, 29.03.2007 18:10 ~ 18:12)
  3. tartısmaya bile gerek yoktur! tabiki de sosyalizm getirecekleri dünyanın tek kurtulusu insanlar arasındaki yasam sartlarındaki dengenin saglanması için gerekli olandır. bazı özgürlüklerin bu ugurda kısıtlanması cok mormal ve dogrudur. cünkü insanoglu gaddar egoist bencil vs. dir. bazı yasaklar, engellemeler getirmessen suan dünya da özellikle de afrika da gördügümüz sefaleti vahseti! her zaman yasatır. kendi cıkarları için oraya buraya savas acar sömürür cürütür! o yüzden sosyalizm esitliktir! buda zaten özgürlügü getirecektir. son olarakta komunizmin gelmesiyle özgürlükler zirve yapacaktır...
    #1467990 (like a_ rolling stone, 29.03.2007 18:14 ~ 18:15)
  4. liberalizm ile sosyalizmi karşı karşıya getiren iklemdir. şöyle ki:

    ''banane eşitlikten arkadaş, kimse tutmasın beni, özgürce paramı nere olursa oraya harcayayım, fazla kazanırsam da kazanayım ne olacak? beni sadece kendim ilgilendirir, ben başımda bekleyen bir devlet de istemiyorum, toplum olarak hepimize ait malları da bir kişinin sermayesinde yararımıza (!) kullanılsın ne çıkar ki?'' diyen politik anlamda vurdumduymaz olan şahıslar tabii ki liberalizmi bir kurtarıcı olarak görebilirler, bu gayet normaldir. Çünkü aynı zamanda bu kişiler politik liberalizm ile ekonomik liberalizmi de birbirine karıştıran kesimdir.

    Siyasal liberalizm ne diyor? ''Demokratik bir ortamda herkes oyunu kullansın, hükmedeni seçsin, siyasal partiler çoğalsın, çokseslilik olsun'' diyor. E tamam buna ''eyvallah'' diyelim! Amaaaa bir nokta var ki burası çok önemlidir: Siyasal liberalizm beraberinde aynı zamanda ekonomik liberalizmi de şart koşan bir öğretidir. Yani herkes özel teşebbüsle ''sermayesini ortaya koyup istediği yeri satın alsın ama özellikle devletten yani kamu malından satın alsın''dır ve böylece yatırımcılar 'özgürce sermayelerini dolaştırıp yeni yatırımlar yaratsın''dır. Liberallere göre böylece yeni yatırımlar çoğalacak ve aynı sürede daha az emekle üretim yapılacaktır. Fakat bu yolla sermayenin istihdamı sağlayacağına inanan benim yurdum liberallerim (!) emek gücünün gitgide istihdam eksikliğine maruz kaldığını herkesten saklamaktadır.

    Çünkü ekonomiye genel olarak baktığınızda dört üretim faktörünün etkili olduğunu görürsünüz: Emeğe karşılık verilen ucret, sermayeye karşılık gelen faiz, girişimciliğe karşılık gelen kar ve doğal kaynaklara (ki ülkemizdeki şekilde bunların satılmasına ''peşkeş çekmek'' denir) denk gelen faktör olarak ise rant'tır. Liberal bir ekonomide çoğunlukla sermayedar aynı zamanda girişimci olduğundan dört ana üretim faktörünün ikisini (faiz ve kar) kendinde topladığından ve hele hele özel teşebbüsün cirit attığı ekonomilerde enerji kaynakları da özel mülkiyette olduğundan üç üretim faktörü bir kişide toplanır. Asıl üretimi yapan, makina başında durarak alın terini akıtan ve emeğinden başka bir geçim kaynağı olmayan proletaryaya ise sadece ücret faktörü o da çok düşük bir seviyede olarak geri döner. Bu sefer de liberal ekonomilerde emekçilerarası rekabet başlar ki, bu sosyal politika alanında kullanılan deyimiyle ''kirli rekabet''tir.

    Bu acımasız rekabette emekçiler istihdam yarışına girer. Çünkü emeğinden başka kaynağı olmayan işçi, bu kez her defasında daha düşük ücrete çalışmaya razı olur. Bu zincir hep böyle devam eder, ve sermayedar fırsatı bulduğu her an daha düşük ücrette çalışmaya razı işçiyi çalıştırır. Bu zincir ta ki asgari ücret seviyesine kadar ilerler ve hem kanunen asgari ücretten daha az ücret vermenin illegal bir yöntem olması hem de teoride (ama sadece teoride pratikte genelde uygulanmaz) girişimcinin asgari ücretten daha az ücretle işçi çalıştırmasının üretimi etkileyeceğini düşüneceği varsayılırsa, kirli rekabet sonucu asgari ücret düzeyine kadar inen emek gücünün karşılığı burada durur ve buradan sonra çalışma şartları konusunda patron yani girişimci-sermayedar lehine bir başka zincir başlar. Çünkü asgari düzeye inen ücretler daha fazla indirilemeyince bu sefer de çalışma şartları (vardiyalar, iş sigortaları vs.) üzerine dönen bir girişimci lehinde emekçi aleyhinde bir pazarlık başlar. işsiz kalan emekçiler bu sefer de asgari ücrette ama daha fazla süre hem de sosyal güvenceden mahrum bir şekilde çalışmaya razı olur ve bu yönde birbirleri arasında rekabet eder. Şimdi ''o zaman kendi aralarında rekabet etmesin'' diyen tuzu kurular çıkabilir. Onlara bu aşamada zaten söyleyecek sözüm yoktur. işte bu nedenlerdir ki liberalizm emekçi sınıfına en çok zarar veren ekonomik modeldir. Türk toplumunun o çok elit (!) yüzde onu dışında kalmasına rağmen bu tür bir dayatmaya boyun eğip ''olsun ne güzel, biz demokratik devletiz, yaşasın'' diye sevindirik olanlar varsa onları Allah'a havale etmekteyimdir.

    sosyalizme gelince... Sosyalizmde endüstriyel ve tarımsal yatırımları otonom harcama niteliğinde olarak devlet yaptığından burada sermayedar devlettir ve kazanılan her türlü ticari kazanç devlete, dolayısıyla kamunun cebine gitmektedir. Sermayedar olan devlet çoğu işletmenin girşimciliğini ise işçi kooperatiflerine bırakmıştır. ''kooperatif'' adı üstünde ''cooprate'' ten gelir ve ''ortakçılık, işbirliği'' manasındadır.

    Yani sosyalist devlette emek gücü karşılığı ücret alan işçiler aynı zamanda işletmenin girişimcisi durumunda olan kooperatifler vasıtasıyla olası ''kar''ı da kazanmaktadır. Devlet bu düzende her ailenin ihtiyacına göre ve sadece gerektiği miktarda yardım etmektedir. Böylece kesimler arasında ekonomik bir fark ortadan kalkar. Evet doğrudur, bir arabanız varken bir ikincisini alamazsınızdır bu ekonomide fakat önce bunun nedeni öğrenilmelidir. Çünkü liberal ekonomilerde özel teşebbüs hayranlığı ile kaderine terk edilen bu eşitlik prensibi sosyal patlamalara sebebiyet vermektedir (bkz: arjantin)

    Ha şimdi yine birileri çıkıp da ''aman sen hiç oralarda yaşadın mı ki? Bilmem kaç Sovyet polisi bir gecede kaç ev basıyordu da bilmem ne de cart curt, bıdı bıdı...'' ayağına yatmasın. Liberal politika uygulayan devletler bu işin hasını bilir ki işkence uçakları dünya havaalanlarında kol gezmektedir. Ayrıca sormak gerekir ki onlar liberlizmin getirdiği olgulardan sadece birkaçı olan abd sokaklarında geceleri cirit atan kaderine terk edilmiş ''homeless'' denilen evsizleri, uyuşturucu batağına diğer devletlerden çok daha fazla saplanan gençlikleri görmüşler midir? Bütün bunları yaratan komunizm veya sosyalizm öcüsü (!) müdür? Önce bunları sorgulasınlar bir bakalım! Dolayısıyla neymiş haddinden fazla ekonomik özgürlük eşitliği bozarmış, öyleyse neymiş? faithful lover zannınca esitlik önce gelirmiiiiiş *

    E haydi bu konu burda biter, faithful lover da gider. Düşüncelerime katılan katılmayan ama buraya kadar yazıyı sabırla okuyan ve anlamaya çalışan herkese de şimdiden teşekkürler...
    #1470206 (faithful lover, 30.03.2007 03:24 ~ 04:24)
  5. tabii ki esitlik diye cevap verilebilecek soru.
    #1470215 (ihan et, 30.03.2007 03:29)

Copyright © 2008 - uludağ sözlük

esitlik mi ozgurluk mu başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. esitlik mi ozgurluk mu ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu esitlik mi ozgurluk mu nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about esitlik mi ozgurluk mu. Copyright of the articles are belong to their authors.

» wwe smackdown vs raw 2007 » paleolitik donem » bedava sitem » cenabet halde deney yapan insan » denitrifikasyon » kotiledon » bomba efekti » olum sana hic yakismadi » young people fucking » the pusy cat dolls » anti antalyaspor » sari odalar » telsim musteri hizmetleri » hiyarli baba » necati seckin » sertab erener kocasi » talijanska » faruk nafiz camlibel » faruk nafiz camlibel » milli cemiyetler » server parasi » tayinci » punisher » saipsiz » babanin genc olmesi » 3d studio max » sirp resmi terorizmi » manken sen » yaratici bir organ olarak kic » altichiero » a » b » c » d » e » f » g » h » i » k » l » m » n » o » p » r » s » t » u » v » w » y » z » sitemap » kısa » disko krali » thomas baines » ask » fly me to the moon » deniz baykal tipi cagdas forvet » delil » veysel bozkurt » iddaa da kuponun garanti mactan yatmasi » gavan » insanlar ikiye ayrilir