enver gokce 


kapat
  1. 1920-1981 yılları arasında yaşamış olan şair.
    #616539 (oumar, 08.09.2006 10:12)
  2. dost dost ille kavga, egin turkuleri, panzerler ustumuze kalkar gibi kitapları vardır. sanırım bütün şiirlerinin toplu basımı yapıldı yakın zamanda.

    ahmet kaya'nın söylediği kore daglari ve gayri gider oldum şarkılarının sözleri de enver gökçe'ye aittir.

    şiirimizde toplumcu damar içinde sıklıkla anılsa da sivri ve sert bir imgelemin ötesinde sönük ve -belki de- kötü bir şiirdir gökçe'ninki. kendine özgü bir şiir üretememiş, nazım'la ahmed arif arasına sıkışmıştır. ancak epeyi çile çekmiş, işkence görmüştür. saygıyla anıyoruz.
    #618129 (zibende, 08.09.2006 22:15 ~ 23:09)
  3. pablo neruda çevirileri yapmıştır.

    Sen benimsin,
    Ciğerparem, sevdiğim
    Gülden ağır
    Söylemem sana

    Saçlarına
    Kızıl güller takayım
    Salın da gel,
    Bir o yana
    Bir bu yana

    Meğer
    Müşkil işmiş hürriyet
    Savunmayla yetmiyor
    Bir başka sevda!

    Telden
    Demirden geçsen
    Mapusu delsen
    ne fayda!

    *
    #1231135 (smmnds, 30.01.2007 02:52)
  4. --spoiler--
    inançla Beslenen Bir Umudun Ozanı : Enver Gökçe
    Tavır

    Birbir eski kitapçıdükkanlarından içeri giripçıkıyoruz. Boy boy, tür tür eski kitaplardizilmiş raflara. Artık yeni baskısı yapılmayan tükenmiş, eskimiş, yıpranmış kitaplar. Satıcıların kimi ilgisiz, kimi kendinden çok emin bir şekilde cevaplıyorlar sorumuzu:
    "Yok"
    Canımız sıkılıyor haliyle. Her girdiğimiz dükkandan üzgün çıkıp yeni bir umutla başka bir dükkana giriyoruz. Aradığımız kitabı bulacağız. Başka bir dükkana giriyoruz.
    "Sizde Enver Gökçe ile ilgili kitap var mı?"
    "Yok"
    Bulacağız. Ama bulamasak ne olur ki? Biz ne yapıp edip bir şekilde anlatırız okurlarımıza Enver Gökçe' yi. O'nun şiirleri kendini anlatır. Şiirlerini okuyan anlar derdini. Kendinden bi şeyler bulur...
    Kitap dükkanlarından elimiz boş çıktıkça artık yaşadığımız duygular kendini başka bir duyguya bırakıyor. Hayal kırıklığı... Bu hayal kırıklığının nedeni Enver Gökçe'nin belki unutulmuş, belki de o soruyu sorduğumuz kişilerce hiç tanınmamış olması. Bu, doğal bir yanıyla. Ahmet Altan değil ki pazarlansın, satılsın ve tanınsın... Ama yine de insanın içi burkuluyor.
    Genç bir kız var tezgahta. Yaşı taş çatlasın yirmidir, ki, yoktur o kadar.
    "Enver Gökçe'yi anlatan kitap var mı sizde?"
    Kaşları çatık, şaşkın ve nedense! sert bir ifadeyle cevaplıyor sorumuzu;
    "KiiiiM!?"
    Bi kusur mu ettik, bi hata mı ettik, ne yaptık... Yok mu yoksa böyle biri , hiç yaşamadı mı? Bizim hayal ürünümüz mü hepsi? Yok! olmaz öyle şey tekrarlıyoruz.
    "Enver Gökçe, şair..."
    "Yok!" diyor ve başını çeviriyor. Kitapları dizmeye devam ediyor. Eh be genç arkadaş... Neden kızıyorsun. Kızman gereken biz değiliz. Biz de sana kızmıyoruz zaten. Seni merak duygusundan yoksun bırakanlara, senin beynini popüler kültür denen saçmalıkla dolduranlara seni meraksız, duyarsız halkına ve halkının kültürüne yabancı bırakanlara kızıyoruz. Halkımızın kültürü değerli bir hazinedir. Bu kültürü genç kuşak bilsin tanısın, unutmasın kendi köklerine ayrı düşmesin istiyoruz. Bir anlasan derdimizi, bir tanısan Enver Gökçe'yi, severdin inan... Çünkü yüreğin ve beynin tertemizdir, kirletilmemiştir, sevgi doludur.
    Enver Gökçe'yi, yüreğini halkına adamış devrimci sanatçıları yazmanın ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha kavrıyoruz. Tanımalı herkes Enver Gökçe'yi, bu tezgahtar genç kız da tanımalı.
    Başka bir dükkana girdiğimizde bizi 50-60 yaşlarında kasketli, gözlüklü bir amca karşılıyor. Bizi anlıyor. "Vardı bende, dur bi bakayım kızım. Şiirlerinin olduğu bir kitap vardı, onun içinde hayatını da anlatıyordu. Ama nereye koydum..."
    Bulamıyor. Ama üzgün değiliz. Amca Enver Gökçe' yi tanıyor ve belki de seviyor... Bu bize yetiyor.
    Bu yazıyı hazırlamadan önce Enver Gökçe'yi tanıyanlarla görüşmek istedik. Yar Yayınları'ndan Osman Abi'nin kapısını çaldık. Enver Gökçe ile aynı kuşaktandı Osman Abi. Belki tanır, tanışmamış olsalar bile onu tanıyanları tanırdı. Bize bir iki isim verdi. Ama aklından geçipte sesli ifade ettiği isimlerin sonuna şu cümleyi ekliyordu. "Ama o da öldü... " Verdiği diğer isimlere de ulaşma şansımız olmadı. Osman Abi Enver Gökçe ile aynı dönemi yaşamış, biz ise şiirlerini okuyarak büyümüştük. Enver Gökçe devrimci bir sanatçıydı ve onun eserlerini okumak bizim yaşımızdakilerin dünya görüşünün siyasi düşünce yapısının gelişmesine yardımcı olmuştu. Yani Enver Gökçe bize öğretmişti...
    Bundan sonraki kuşaklara O' nu anlatmak ise boynumuzun borcuydu...
    Sevdik Enver Gökçe' yi.
    Peki neden sevdik? Buna verilecek en yalın cevaplardan biri "Bizdendi" olurdu herhalde. Bizdendi, bizimdi. Şiirlerini sevdik, kendisini de. Şiirlerinde bir halkın acılarını, dertlerini ve ekmek kavgasını bulduk ve bir de kurtuluş düşünü.
    Terli atlet fanilalılar, Buca'lı işçiler, hasatçılar yani ezilenler ve ezilenlerin yüreklerindeki hınç vardı şiirlerinde.
    Hayatı sevmek, insanı sevmek, bir halkı sevmektir O' na göre.
    insan nasıl yaşarsa öyle düşünür. "insanın düşüncesini, bilincini belirleyen şey onun sosyal hayatı ve sosyal pratiğidir." der Enver Gökçe.
    53 yaşında Ankara'da bir huzurevinde sessiz sedasız öldüğünde geride hapisler, sürgünler ve hastalıklarla birlikte yaşadığı bir hayat bırakır.
    Gerçek bir aydındır. Halkını sevmiş, halkının yaşadığı duyguları sanatına yansıtmıştır. Bunun bedelidir 53 yıllık ömründe çektiği sıkıntılar, sorgulu geceler, hastalıklar, sürgünler, yasaklamalar, baskılar. Bütün çektiklerine rağmen genç sanatçılara öğüdü en başta hayatı, halkı sevmektir. Bunu şu sözleriyle açıklar;
    "iyi bir sanatçı olmak için önce, kendini, halkını sevmesini, daha doğrusu bu halkın içinden bu halkın en devrimci sınıfına bağlılık göstermesi için içtenlikle bunu yapması şarttır.
    Hayatı tüm yönleriyle seveceksiniz.
    iyilik, kötülükleriyle, pisliğiyle fakat seveceksiniz.
    Suyunu, dağını, toprağını, çevreyi de kendisi kadar her şeyini seveceksiniz. Bunu sevdiğiniz bir sürede, bunları yapıtlarınıza geçirebildiğiniz ölçüde büyük ve yol gösterici olacaksınız."
    Sanat yaşamın aynası olmalıdır. Enver Gökçe'nin şiirinde de yaşamı görürüz. O'nun dizelerinde halkı görürüz. "Taşların çukurların altında kalmış, arkasız, hor görülmüş, bir halkı yazar. Halk dediği ise bir yığın değil, Ezilen sınıftır. işçiler, köylüler, öğrencilerdir. Onların hayatı ve kurtuluş umutları dökülür şairin dizelerinden. Devrimcidir ve hayata bu gözle bakar. "Dost" şiirinde, sırtını düşmana verdikçe Murat Dağları'nın güzel olmadığından bahseder.
    "Biz olmasak gökyüzü
    Biz olmasak üzüm göz, kömür göz, ela göz;
    Biz olmasak göz ile kaş, öpücük, nar içi dudak,
    Biz olmasak ray, dönen tekerlek, yıkanan buğday,
    Ayın onbeşi;
    Biz olmasak Taşovanın tütünü, Kütahya' nın çinisi,
    Yani bizsiz
    Anne dizi, kardeş dizi, yar dizi
    güzel değildir.

    Gel günlerim gel de dol
    Gel Aydınlım izmirlim
    Gel aslanım Mamak'tan
    Erzincan'dan, Kemah'tan
    Düşmanlar selam ister
    Gözden, gezden, arpacıktan!

    Adana'nın pamuğu dokumada;
    Diyarbakır, Afyon, Kütahya fabrikada
    Ümit işkencede mahzun
    Emek işkencede mahzun
    Tenim, ayaklarım üryan
    Ekmek işkencede mahzun
    Ve Divrik'in demiri arabada
    işçi köylü ve işçi bir arada

    Sana selam olsun
    Sürgünler, mahkumlar. hastalar!
    Alacağın olsun
    Seni istanbul seni
    Seni Bursa, Çankırı, Malatya!
    Sizlere selam olsun Üniversiteler!
    Öğretmenleri alınmış kürsüler,
    Öğretmenler!
    Sizlere selam olsun makineler
    Entertipler, rotatifler, bobinler!
    Namussuz şeyler dışında!

    Sana selam olsun
    Zincirin zulmün kar etmediği
    Kırbacın kar etmediği büyük tahammül!
    Dizelerinde ideolojisini temeli olan emeğe verilen değer, gelecek güzel günlere duyulan özlem açık biçimde ortaya çıkar. Enver Gökçe'yi nitelikli bir şair, gerçek bir devrimci sanatçı yapan şey ideolojisidir. Şiirlerini de ideolojisinden aldığı inanç ve güvenle üretir.
    Gelecek güzel günlere inanır. Acıların bir gün biteceğine çekilen acıların hesabının sorulacağına inanır. Ve "Dayan Dizlerim Dayan" derken direnmeyi öğütler. Acılara karşı direnilecektir, savaşılacaktır. Gelecek güzel günler, ancak böyle gelecektir. Düşmanlara bir selam gönderilecekse bu ancak "gezden, gözden, arpacıktan" geçecektir. Sınıf kinini çok açıkça ortaya koyar şair.
    Yeni bir dünya doğacaktır "şorul şorul giden kan pahası" "Demokrasi, eşitlik ve hürlük uğruna gırtlak gırtlağa, diş dişe tank tanka dövüşüldükçe" o güzel dünya bir gün kurulacaktır.
    O'nu anlayabilmek ne için yaşadığını ve hayata nasıl baktığını anlayabilmekle mümkündür. Şiirlerinde ezilenleri kavgaya, direnmeye çağırır. Çünkü gelecek güzel günler ancak savaşılarak gelecektir. Halk o güzel günleri dişe diş, tırnak tırnağa savaşarak kendi elleriyle getirecektir. Ve halkı şiirleriyle davetler bu büyük kavgaya;

    "Topla Antep'i Çukurovayı
    izmir'i, Urfa'yı, Konya'yı
    Haydi ha
    Ne durursun Munzur!

    Engini de deli gönül engini
    Kutlayalım şol kurtuluş cengini
    Hayını,
    Kompradoru, pezevengini
    Vur kara yeğenim vur!

    --spoiler--
    #1440254 (LocK, 22.03.2007 15:13)
  5. --spoiler--
    Şiirlerinin niteliği ile kendi kuşağının şairlerinden ayrılır Enver Gökçe. O dönemin"Garip" akımının temsilcilerine karşı toplumcu, gerçekçi şiiri savunur. Şiirlerinde 'Ben' değil, 'Biz' vardır.
    Faşizmin açık koşullarının yaşandığı dönemde işçilerin, emekçilerin sınıf kavgasını görür gözleri. Fakültenin Önü, Bizim Caddelerimizde de, Dayan Ha Yıkılma, Panzerler Üstümüze Kalkar, Onlar Yoksul Eti Yerler, Turan Emeksiz ...... şiirleri faşizme sıkılan kurşun kadar ağırdır.
    Şiirlerinin kaynağı halkımızın iç dinamikleridir. Halk şiirinin çağdaş, usta bir sentezcisidir. Halk şiirini yani Karacaoğlan'ın, Pir Sultan'ın, Köroğlu'nun deyişlerinden yararlanarak halk şiiri geleneğini yeni koşullar altında sentezler. Şiirlerinde halk şiirinin inceliklerini, yani imgesel somutluğunu, iç uyumunu imgesel kıvraklığında görmek mümkündür.
    Deyim yerindeyse "Gürül gürül akar" ustanın şiiri. Yatağından taşan bir ırmak gibidir. Çünkü öfkelidir, çünkü delidir, hırçındır. Ezilmişliğe, horlanmışlığa, katle, acıyadır öfke. Bu öfke "Yoksulların etini yiyenlere"dir. Gelecek güzel günlerle duyulan inançla beslenen umut ise yeşerir çiçeklenir şiirlerinde.
    Sevdik Enver Gökçe'yi...

    Bizdendi ve bizi anlatıyordu. içimizde akan gürül gürül bir ırmaktı.
    Çevirisini yaptığı Pablo Neruda'nın şiirleri bugünün Türkiye'sinde yasaklanıyorsa, ve hala o güçlü dizeleri yüreğini kavgaya adayanların sesinden gürül gürül akıyorsa, büyük ozan hala yaşıyor demektir.
    O'nu yasaklayanlara, ömür boyu çile çektirenlere, bugün unutturmaya çalışanlara karşı verilen dişe diş, tırnak tırnağa kavganın çeliğine verilen sudur şiiri.
    "Bir mermi de O'ndandır" eşitlik, hürlük ve demokrasi uğruna...
    Enver Gökçe o güzel günlere ta o günlerden inanır. Çünkü bu umut ancak inançla büyüyecektir...
    Eski kitapçıların tozlu raflarında onunla ilgili pek bir şey bulamadık ama şiirlerinin belleğimizde bıraktığı izler derindir. Yüreğimizin barutudur ustanın şiiri.
    Ölümünün 22. yılında O'nu saygıyla anıyoruz.

    Bir mermi de benden aslanım
    Bir mermi de benden.
    Bir mermi de benden zafer topları
    Mukaddes namlular!
    Daha gelmesin mi bahar,
    Daha gülmesinmi ağlayanlar?
    Yıllardır kan içinde,sargı içinde
    Unuttunuz mu
    Sevmesini şakalaşmasını?
    Çekik gözlüler,
    Kıvırcık saçlılar,ablak yüzlüler!
    Küller mi saz beniz etti sizi
    Yabani güller,dost bakışlar,otlu çiçekler!
    Ve sizler:
    Adana, Aras pamuğu kadar
    Sevdiğim yüzler!
    Yayla türkülerim kadar
    Memleketlilerim kadar
    Sevdiğim yüzler!
    Altıya mı değdi yaşlarınız
    Otuz dokuz doğumlu çocuklar?
    Ömrünüz, gözleriniz, uykularınız
    Sığınaklarda geçti harp boyunca.
    Cepheden dönenleri gördünüzmü?
    Tanır mısınız
    Ay nedir,gün nedir,elma nedir?
    Güneşi gözlere doldurmak güzelken
    Hey küçük kardeşler hey
    Görün ne hale koydular dünyamızı.
    Şimdi zafer topları gürlüyor
    Avrupa"da.
    vV deniz ötesi kıtalardan
    Şarkılar...
    Şimdi kazaska oynuyor Avrupa.
    Şimdi silah yerine bayrak tutanlar...
    Hiçbirini tanımadığmız,
    Oyunlarını bilmediğimiz
    Mişiganlılar, Oksfortlular,Ukraynalılar
    Şimdi, göz aydın etme zamanıdır.
    Yeni bir dünya doğuyor.
    Şorul şorul giden kan pahası.
    Müjdeler müjdeler olsun
    Yeni bir dünyü doğuyor
    Zincir seslerinden
    Verem basillerinden uzakta...
    Büyük ölülerini bağrına basıp
    Yaralı insanlarımız
    Kahramanlarımız konuşuyor:
    "Benim olsun, senin olsun, bizim olsun,
    hani kardeşlerimiz vardıya
    Bu dünyada.
    - Kız kardeşlerimiz, annelerimiz, şairlerimiz
    Dumdum kurşunuyla vursalar da
    Her zaman böyle döğüşeceğiz:
    Gırlak gırtlağa, diş dişe, tank tanka
    Demokrasi için,
    Eşitlik ve hürlük uğruna"
    Bir mermi de benden
    Bir mermi de benden
    Zafer topları, mübarek namlular!
    --spoiler--
    #1440255 (LocK, 22.03.2007 15:13)
  6. (bkz: yusuf yusuf)
    (bkz: geleceğim)
    (bkz: katlime ferman)
    #1614201 (vernon sullivan, 06.05.2007 16:33)
  7. (bkz: turan emeksiz)
    #1738022 (kel kör kirpi, 07.06.2007 21:04)
  8. 1920'de Erzincan'ın Kemaliye ilçesinde doğdu. 19 Kasım 1981'de Ankara'da yaşamını yitirdi. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. istanbul Kadırga Öğrenci Yurdunda yöneticilik yaparken Türk Ceza Yasası'nın 141. Maddesi'ne aykırı eylemde bulunmak suçlamasıyla yargılanıp ceza aldı. 7 yıl cezaevinde kaldı. 1957'de özgürlüğüne kavuştu. Ankara'da gazetelerde düzeltmenlik, serbest yazarlık yapti. Son günlerini Ankara'da Seyran Bağları Huzurevi'nde geçirdi.
    #2156182 (leggare, 18.08.2007 20:54)
  9. önde gelen şiirleri;

    meri kekligim
    ne fayda
    agit
    baslangic
    uy kirpi kiz kirpi
    bir alip bir satici gonul
    gelmeyen bahar
    turkiyem
    ibrahim
    sagda gider
    bir ihtiyar
    memleketimin sarkilari
    dost
    gorus gunu
    koylulerime
    #2156188 (leggare, 18.08.2007 20:55)
  10. ahmet kayanın bestelediği şiirin sahibidir aynı zamanda.
    ben gider oldum
    kardaşlar.
    ve de
    kız kardaşlar,
    ben gider oldum,
    gayri haram bana
    bu toprak damlar
    bu ağaçlar,bu taşlar bana.
    apat dediğin
    şişirilmiş oto lastiği
    ve bir kaç
    tahtadan ibaret
    bir saldır.
    suda yüzer.
    oğul, uşak, bir de karım
    kurt bana
    hastir çeker
    kuş bana
    yılan bana
    hastir çeker
    çiyan bana
    lan kardaş
    bu nasıl yara
    kanar heryerimden.
    döğülmüşüm
    süğülmüşüm
    koğulmuş.
    siktir çekilmişim yani
    kendi öz yurdumda.
    bir meri keklik gibi
    çeker giderim.
    #2156334 (komikhobbit, 18.08.2007 21:20)
  11. ömrünün bir bölümünü akıl hastanesinde geçirmiş, şiirlerinde yabancılaşmanın izlerinin bu kadar ağır görüldüğü bir şairdir. "toplumcu şair olup, topluma yabancılaşmamak mümkün müdür?" sorusunu sordurandır.
    #4249675 (stalker, 19.11.2008 00:00 ~ 00:01)
  12. (bkz: melih gökçe) *
    #4249691 (azarath, 19.11.2008 00:02)
  13. büyük şair.
    #4249692 (m ilginc olsun istedim, 19.11.2008 00:02)
  14. nazım hikmet kültür merkezi kışlık bahçesi duvarında öyle buruk bir resmi asılı durur. her baktığımda içimi cız ettiren şu dizeleri aklıma gelir...
    "ölum...!
    düşerse bir şahan ayagina,
    ağlarsa bir gül dalı,
    kalırsa yavru yetim,
    adın kalles olsun..."
    #4249716 (tavushavasi, 19.11.2008 00:08)
  15. Bugün ölümünün 27. yılı olan halk şairi.. büyük ustalardan...
    #4250693 (I belong to che, 19.11.2008 10:51)
  16. yarın akşam saat 20:00'da yön radyo'da anma programı yayınlanacak olan şair, namus işçisi, adam gibi adam.
    #4253177 (surf rider, 19.11.2008 21:05)

Copyright © 2008 - uludağ sözlük

enver gokce başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. enver gokce ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu enver gokce nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about enver gokce. Copyright of the articles are belong to their authors.

» ukteci basi » gelecegim » ve de gavur icinde yesirdiler » gayri gider oldum » siz bizi ne zaman yeneceksiniz ulan » kore daglari » uyan alim » gorus gunu » vermilion » hasan huseyin korkmazgil » meri kekligim » denge siyaseti » bravo meyve sulari » lots of laughs » karizma show » gazete » 1957 » oleyim o zaman bildigin oleyim » hbs » hurriyet kasidesi » yakin dogu universitesi » ogretmen ogretir » te amo » kromaj » kamelya » alternatif youtube a erisim metodlari » graffiti is not a crime » patlicanli yemek bagimliligi » 80 darbesi » lucas biglia » 8 yasinda kiz cocugundan ataturk e mektup » fender sp 10 » pana film » hicbir sozluk yazarini takip etmemek » yaylalar yaylalar » otobusteki liseli kizlar » auschwitz » beni benle boyle » nikaragua » cumhuriyet halk partisi » 2009 uefa kupasi finali » a » b » c » d » e » f » g » h » i » k » l » m » n » o » p » r » s » t » u » v » w » y » z » sitemap » kısa » sidiouss » kechi » kadina yonelik siddet » sakarya universitesi esentepe kampusu » convertible » basliklari alt alta okumak » 9 kasim 2008 fenerbahce galatasaray maci » kurt olmak » cumartesi sabahi » angelica