elizabeth bathory 


kapat
  1. asıl adı erzsebet bathory.bir rivayete göre hizmetçisi sacını tararken acıtınca onu tırnaklamış,eline kan bulaşmış ve bu kanın tenini güzelleştirdiğini sanıp kan banyosu yapmıştır.vampir olarak ta bilinir.
    #102436 (Hexagram, 06.03.2006 03:14 ~ 23.04.2006 02:31)
  2. 1560-1614 yıllarında yaşamış olan dünyanın gelmiş geçmiş en acımasız bayan vampiri.yaşlanmaktan korkan ve inancına göre bakire kızların kanını içmek ve bakire kızların kanı ile banyo yaparak güzelliğini koruyacağına inanıyordu.saçma düşüncesi ve sadistliği yüzünden şatosuna getittirdiği kızlara çeşitli işkenceler yaparak 600 den fazla bakire genç kızın canına kıymış en büyük vampirdir.
    #337087 (wolfshade, 11.06.2006 16:33)
  3. kendisi bir kontesmiş ve hep koca şatosunda yalnız kalmış kurbanlarını dev bir dikenli sıkacak kafesinde sıkar altında duş alırmış kaybolan kızlar ve gelen şikayetler üzerine şato basıldığında tam kapının önünde kanı çekilmiş bir kız cesedi bulunmuş kendisi kraliyet soyundan geldiği için idam edilememiş şatosuna kapatılma cezası almış ve de burda ölmüş.
    #403575 (sosyete kizi suzan, 07.07.2006 05:19)
  4. 16. yüzyılda yaşamış bir macar kraliçesi olan sözde vampir kontesimiz acımasızlığı ve sapkınca hareketleriyle taihte yerini almıştır. bakire genç kızların kanlarıyla banyo yaparsa hiç yaşlanmayacağına inanann bu zat hizmetçileriyle beraber yaklaşık 650 kızı çeşitli işkencelerle öldürmüştür. kış soğuğunda üzerlerine soğuk su dökmek, tırnak etlerine iğne batırmak hatta çok bağıranların ağızlarını dikmek kontesin en sevdiği işkenceelerdenmiş.öldürdüğü kızların zaman zaman kanlarını da içtiği söylentisi onun halk arasında bir vampir olarak anılmasına neden olmuştur.
    #409514 (enkeli, 09.07.2006 20:09)
  5. Elizabeth Bathory 1560 yılında Macaristan'da, Vlad (Dracula) öldükten 100 sene sonra doğdu. Ailesi yaşadıkları yerin en köklü, saygın ve zengin topluluğuydu. Ama buna rağmen, çok tuhaf yönleri vardı. Elizabeth Bathory'nin amcalarnıdan biri "Şeytanın elçisi" olarak bilinirken, diğer aile üyeleri ya aklını kaçırmış, ya da psikopatlardı.
    Elizabeth Bathory 15 yaşına geldiğinde 25 yaşındaki Kont Ferencz Nadasdy ile evlenerek Csejthe kalesine yerleşti. Kont Ferencz Nadasdy çok cesur ve başarılı bir savaşçıydı, çoğunluğu Türk'lere karşı olan savaşlardaki cesaretinden dolayı "Macaristan'ın Kara Kahramanı" ünvanını aldı.
    25 yıllık evlilikleri boyunca Kont Ferencz Nadasdy'in savaşlara olan tutkusu bitmediğinden dolayı Elizabeth sürekli yanlız başına kalıyor, hayatı iyice sıkıcı hale geliyordu. Aynada kendi güzelliğini saatlerce seyretmekten başka eğlence için kendine genç sevgililer buldu, hatta biriyle kaçmaya bile kalkıştı. Daha sonra kendi ayaklarıyla döndü ve kocası onu affetti. Bu olaydan sonra Elizabeth tabi ki boş durmadı ve biseksüel olan teyzesi Klara Bathory ile görüşmeye başladı.
    Büyük şatosunda Dorothea Szentes, bir diğer adıyla Dorka isimli yaşlı bir hizmetçi vardı. Gerçekten cadı olan Dorka, Elizabeth'e kara büyü ve cadılığı öğretti, şeytani eğilimşeri için onu zorladı. Bununla beraber alttaki mahzende Elizabeth hizmetçilerinin yaptıkları küçük hatalardan dolayı cezalandırmaya başladı. Yaşlı hemşiresi Iloona Joo, hizmetçisi Johannes Ujvary ve genç bir kız olan Anna Darvula'nın da yardımıyla işkencelerini sürdürdü.
    Kurbanlarını çırılçıplak soydurup ön tarafını kamçılatıyordu. Arka taraftan daha çok acı vermesinin yanı sıra, hoşuna giden şey kurbanın o sırada acı çeken yüzünü seyretmesiydi. Bir başka şeyse, kurbanlarına en çok hassas yerlerine, tırnak altları gibi , iğne batırmayı sevmesiydi.

    1600 yılında kocasının ölümüyle beraber Elizabeth terör estirmeye başladı. ilk olarak nefret ettiği koca tarafından akrabalarını göndertti. Farkettiği korkunç gerçek ise, Elizabeth artık 40 yaşına gelmişti ve artık güzelliğini kaybetmekle karşı karşıyaydı. Kozmetik ürünleri gözlerinin altındaki halkaları örtmeye bir derece yetiyordu.

    ve birgün genç bir hizmetçi kız Elizabeth'in saçını tararken yanlışlıkla çekti. O kızgınlıkla Kontes hizmetçi kızın yüzünü o kadar hızlı tokatladı ki, burnundan fışkıran kan kendi ellerine bulaştı. Farketti ki, elleri 10 sene öncesine dönmüşçesine gencecik ve yumuşaktı. Hemen Johannes Ujvary ve Dorka'ya kızı soymalarını söyledi. Zavallı hizmetçiyi kollarından tutarak damarlarını kestiler. Kanlarını küvete koydular ve kontes içine girerek banyo yaptı. Emindi artık; güzelliğin sırrını bulmuştu, kan yaşam demekti.
    Bundan sonraki 10 yıl boyunca Elizabeth'in sadıkyardımcıları ona şatonun hizmetçisi olacakları vaadiylebir sürü genç kız getirdiler. Şatoya getirilen kızlar sakatbırakılıp öldürülüyor bu sayede Elizabeth kanbanyosunu yapabiliyordu. Bazen, genç kurbanların içgüzelliklerini kazanmak için kanlarını bile içiyordu. Amafark etti ki, basit köylü kızlarının kanının güzelliğinde etkisi kısa sürüyordu. Bunun üzerine kendi gibi asil, kraliyet kızlarını seçmeye başladı.

    Sorunsa Elizabeth'in artık çok umursamaz ve dikkatsiz davranışlarıydı. Onlarca genç kızın kayıp olması üzerine kasabalı dedikodulara başlamıştı bile. Sonunda Cstejthe şatosu hakkındaki kötü söylentiler Macaristan kralına kadar ulaştı. Kral Elizabeth'in öz kuzeni Kont Cuyorgy Thurzo'yu şatoya sefer düzenlemesi için görevlendirdi.

    1600 yılında Csejthe şatosuna giren askerler dehşete düştüler. Kanı son damlasına kadar akmış ölü bir kız şatonun girişinde yatıyor, başka biriyse her yerine halkalar geçirilmiş olarak canlı duruyordu. Şatonun altındaki zindanda bazıları işkence edilmiş kızlar bekletiliyordu. Burda 50 kızın cesetini buldular.
    1611 yılında mahkemesi yapıldı ve 650 kadar kurban ceseti şatoda bulundu. Elizabeth'in dört yardımcısı ölüme mahkum edildi. Kendisi ise kraliyet üyelerinden olduğu için hayatının sonuna kadar hapis cezasına çarptırıldı.
    Kendi kalesinin üst katını betonlarla çevirip yemek vermek için küçük bir boşluk bıraktılar. Elizabeth hayatının geri kalan kısmını bu küçük yerde geçirmek zorundaydı. 1614 yılında, hapisanesindeki 4. senesinde Elizabeth'in yemeğinin hiç dokunulmamış olduğun gördüler. içeri baktıklarında cansız bedeni ile karşılaştılar.Kanlı kontes öldüğünde 54 yaşındaydı...
    #476812 (gothic evil, 30.07.2006 15:13)
  6. dissection bu hatun hakkında bi parça yapmıştır zamanında.parçanın adı aynen elizabeth bathory'dir.
    #476911 (angelripper, 30.07.2006 15:51)
  7. 1560-1614 yılları arasında yaşamış olan Macar kontesi. Bazıları o'nun şeytandan daha kötü olduğunu söyleseler de, işlediği suçlar "kötü" kavramının çok ötesindeydi. Bram Stroker, vampirler hakkındaki romanının araştırmasını yaptığı sıralarda Sabine Baring -Gould'un "The Book Of Werewolves " adlı kitabına rastladı. Bu çalışmada "Blood Countess" denilen merhametsiz bir kadının yaptıkları anlatılıyordu. Görünüşe bakılırsa bu hikaye Stroker'ın Kont Drakula'yı yaratmasında esin kaynağı olmuştur. Gerçekte Elizabeth'in kuzeni Stephan Bathory bir gün Transilvanya'da bir prens olacaktı.

    Elizabeth iyi eğitim görmüş, akıllı bir kadın olmasına rağmen çok acımasız ve zalim bir kişiliğe sahipti. Anlaşılan kocasının ölümünden sonra ortaya çıkan ölüm korkusuyla, uşaklarına ve kölelerine karşı sadist davranışlar içersine girmişti. Sonsuzluk ya da uzun hayat olmazsa bile en azından kan banyosu yaparak genç görünümlü bir ten elde etme çabasındaydı. Kocası bir asker olarak, savaşta esir düşmüş Türk askerlerine duygusuzca işkence ederdi ve Elizabeth aslında, nasıl zulmedileceği hakkında bilgileri kocasından almıştı.

    Söylendiğine göre Bathory, çok sayıda kadın öldürmüş ve yaptığı insanlık dışı eylemlerinde kendinden mevki olarak aşağıdaki kimseler tarafından yardım görmüştür.

    Bathory, kurbanlarını dövmeyi alışkanlık haline getirdiği gibi aynı zamanda onları sakat bırakırdı. Yine söylentilere bakılırsa Castle Csejthe adlı evinin yakınlarında kurbanlarından bazılarını kışın karlı ve soğuk havasında üzerlerine buzlu su dökerek dondururdu. Bunun dışında olası yamyamlık davranışları da sergilemekteydi. iddiaya göre Bathory bir defasında, yaşayan hizmetçi bir kızın vücudundan birçok ısırık almıştır. Blood Countess'ın genç kalma umutları için bakire genç kızların kanıyla banyo yaptığı gibi efsanevi hikayelerde vardır. Başka bir kaynağa göre de 650 kızı öldürüp kanlarını içtiği söylenir. Yine de kesin olan tek bir şey vardır ki, o da Elizabeth Bathory gerçekten var olmuş ve şeytanca işler yapmıştır.

    Ölü sayısı arttığında Bathory'nin uşakları cesetleri şatonun dışına attılar. Kan içindeki ölü vücutları bulan köylüler doğal olarak onların vampirler tarafından öldürüldüğünü düşündüler dedikodular böylelikle yayılmaya başladı.

    Bathory 1610 yılında, genç yaştaki kızları öldürme teşebbüslerinden sonra tutuklandı. Büyücülükle ilgisi olduğu iddiası tutuklama nedeni olarak gösteriliyordu. Söylentilere göre, kurbanların cesetleri kanlar içinde şatosunda bulunmuştu. 1611 yılında yapılan 2 duruşmada Bathory'nin işlediği suçlar hakkında tek ve gerçek ifadesi alındı. Kendisi bizzat mahkemede ortaya çıkmadığı halde, uşakları orda bulunuyordu. Mahkemenin ardından kontes'in sadık uşakları yetkililer tarafından öldürüldü ve Elizabeth, Karpatya dağlarında bulunan şatosundaki yatak odasına, ölümünden yıllar sonrasına değin hapsedildi. O'nun hakkında anlatılan efsaneler hala devam etmektedir. Bugün bile bazı insanlar Bathory'nin hayaletinin, anavatanı olan Karpatya'da geceleri etrafta dolaşarak kan aradığını söylerler.

    Bir başka efsanede Kanlı Kontesin yaptığı işkenceler ve cinayetler şöyle anlatılır.
    Kocası öldükten sonra büyücülükle uğraşmaya başlamıştır. Hatta at ve diğer hayvanların kurban edildiği ayinlere katıldığı düşünülmektedir. 40 yaşına geldiğinde yaslanmaya başladığını düşünüp güzelliğini kaybedeceği telaşına düşer. Bir gün, genç bir hizmetçi kız, sacını tararken yanlışlıkla biraz çeker ve o da kızın eline sert bir şekilde vurur, kızın elinden akan kan Elizabeth'in elinin üstüne düşer ve oda kızın güzelliğini ve tazeliğini aldığını düşünür. Daha sonra baş uşağına emir vererek kızın bütün kanını bir tekneye akıttırır ve orada "kan banyosu" yapar. Daha sonra işi iyice abartır ve zaman içerisinde 612 genç kızı kaçırarak bunların ölümüne sebep olur. Kızlar, tepeye asılı bir kafeste işkence görür ve Elizabeth de bu kafeslerden akan kanla duş alır. Çok ses çıkartan bir hizmetçisinin de ağzını diktiği söylenir, ayrıca bakire cesetlerini ormana atarak kurt adam ve vampir söylentilerinin çıkmasına neden olur. Kurbanlarını önce bağlar sonra atardamarlarına delikler açarak kanın dışarı daha kolay boşalmasını sağlar. Kurban için kan kaybından ölmeyi beklemekten başka çare yoktur artik. Kurbanlarından biri kaçmayı basarmış ve Castle Csejthe de dönen olaylar böylelikle gün yüzüne çıkmıştır. En sonunda bu yaptıkları anlaşılır ve 1611 de kazığa bağlanıp diri diri yakılmaya mahkum edilir ancak saraylı olduğu için bu cezayı şatosunda küçük bir odaya kapatmaya ve ölene kadar orada kalma cezasına dönüştürürler. Yalnız yemeğinin verilebilmesi için küçük bir delik bulunan bir oda. 1614 yılında burada ölü olarak bulunur.
    #539294 (brian warner, 14.08.2006 19:09)
  8. Yabancı bir internet sitesinde hizmetçisinin günlüğünden bir sayfa yayınlamışlardı.12 yaşındaki bir kızı şatoya getirmişler..hizmetçi şöyle yazmış:
    ''She was too small..''
    #1255020 (chibiaya, 04.02.2007 00:52)
  9. bathory'e isim kaynaklığı etmiş karı.
    #1255264 (guilt and regret, 04.02.2007 01:55)
  10. hizmetçisinin kanını avon clear skin sanıp 'ahanda ne güzel oldum beyle kırmızılar içinde' diyerekten kesip biçmeye başlayan manyak karı. ortaçağda yaşadığı rivayet edilir. bakire hatunların kanlarıyla banyo yaparlarmış kendileri. * yine rivayetlere göre 600 ün üstünde bakire hanım kızı öldürdüğü/ öldürttüğü bilinir.
    (bkz: narsist)
    #1255285 (kopekolduren, 04.02.2007 01:59 ~ 02:06)
  11. Around 1561 Erzsébet Bathory was born into one of the noblest families of Hungary. Her father was György Bathory of Ecsed. Her mother was Anna Bathory, a sister of Stephan Bathory (1533-1585), King of Poland and Prince of Transylvania. Erzsébet's cousins Andreas and Zsigmond were Princes of Transylvania, too, and Zsigmond made in 1595 a grand marriage with Princess Maria Christina of Habsburg1.

    As a girl, Erzsébet lived with her family in Nagy-Ecsed near the Romanian border. She had a cruel elder brother and two surviving sisters2. In 1566 the German Emperor made a temporary truce with the Ottoman Turks, so Erzsébet must have grown up in a relatively peaceful environment. She learned to read and write in Hungarian, Greek, Latin and German. In 1570 she was officially engaged to the wealthy Count Ferencz Nadasdy de Nadasd of Fogarasfold (1555-1604), who later became known as the "Black Bey". She was sent to castle Sárvár to live with her mother-in-law, who died the next year. Erzsébet was already a voluptuous, ravishing beauty with long hair and an exquisite complexion. Rumours said that Erzsébet became pregnant in 1574 and gave birth to an illegitimate daughter. The baby is supposed to have been smuggled away.

    On May 8, 1575, Erzsébet was married to Ferenc Nadasdy (below right) and the wedding celebrations continued for weeks. The Count was probably born around 1550 and had been trained at the Imperial Court in Vienna. He was usually away on various military campaigns against the Turks, leaving Erzsébet mistress of the gloomy castle of Csejthe atop a barren mountain in the Carpathians. In his absence Erzsébet amused herself with fashionable sex toys imported from Italy and she bleached her hair in the Venetian fashion. She also started experimenting with herbal brews, potions, powders and drugs.

    Erzsébet had an inflammable temper. Servants were severely punished and beaten mercilessly upon making the slightest mistake. Sometimes they were whipped until they bled and then trashed with stinging nettles. Erzsébet used branding irons, razors, pincers and torches. She sawed up the mouth of a girl that chattered too much. One day, when Ferenc returned home, he found a naked girl, smeared with honey, bound to a tree. When Erzsébet suspected a servant of stealing money, she would make her undress and burn her body with heated coins. Three trusted female servants and a retarded manservant helped Erzsébet punishing the other servants. One of them, Darvulia3, taught the Countess some new cruelties. Erzsébet may also have been inspired by her aunt Klara4, a sadomasochistic bisexual, who liked flagellation. Ferenc Nadasdy will probably have learned Erzsébet some tricks, too, because mutilations were commonplace in the skirmishes with the Turks.

    For more than 10 years the Nadasdy couple remained childless, but around 1585 Erzsébet gave birth to Anna. Orsolya, Katalin and two sons, András and Pal, followed. Orsolya and András both died young. Sometimes Erzsébet accompanied her husband to Bratislava or Vienna. In March 1601 Ferenc Nadasdy suffered from excruciating pains in his legs, but he recovered. He was ill again by the end of 1603. When he died at castle Sárvár on January 4, 1604, Erzsébet took over the management of their estates. Her brother, who had lived for years in seclusion, died the next year. That same year Erzsébet married her eldest daughter to Count Miklós Zrinyi, a cousin of Count György Thurzó (±1565-1616), one of the mightiest men in Hungary.

    Although Erzsébet was now in a vulnerable position as a rich widow with a son under age, she still had powerful friends. Count Thurzó, for example, invited her for a wedding in 1607. In 1608 Erzsébet's second cousin, Anna Bathory, who had been raised by Erzsébet's brother at Ecsed, married. That same year Anna's brother, the capricious womaniser Gábor Bathory (1589-1613), became ruling Prince of Transylvania. He received financial support from Erzsébet. Doing so, she played a dangerous game, because Gábor was soon at war with the German Emperor5.

    Her 40th birthday must have been annoying to a beautiful and vain woman like Erzsébet. According to folklore, Erzsébet became obsessed with the idea to remain young and beautiful forever. One day, in an outburst of temper, Erzsébet was said to have struck a servant girl across the face with such a powerful blow that her nose bled. Some blood spat on Erzsébet's skin and she thought that it made her skin look younger and fresher. Thus she supposedly got the idea to bath in the blood of virgins. When Erzsébet wanted to take a bath, a girl was fetched and held upside down over the tub, while her throat was slashed. After some years Erzsébet apparently concluded that the blood of peasant virgins was not good enough and that she thus needed the blue blood of noble virgins. This part of the story, however, is pure speculation.

    In 1609 Erzsébet started taking in aristocratic girls "to teach them social graces", but some of them died, too, and rumours about atrocities at castle Csejthe became stronger. In October 1610 Erzsébet took her daughter Anna, Countess Zrinyi, to Piestány for a bath in the warm mud. Afterwards she travelled to castle Sárvár, where her young son was living with his tutor. She took her jewels and other values with her, when she returned to Csejthe. Meanwhile, a priest of a nearby village notified the already alarmed authorities of his suspicions. On December 10, Erzsébet and her accomplices were arrested by Count Thurzó. The trial started in January 1611 and, because of Erzsébet's rank, it was held in secret and the Countess never attended it. Around that time in the Balkans servants were serfs and thus Erzsébet had the right to do with them whatever she fancied. That's why the emphasis of the trial lay on what she had done to girls of noble birth.

    While Erzsébet's accomplices were tortured, they described 36 to 50 deaths as a result of mistreatment. Then additional witnesses were heard. One mentioned 80 death girls, another 175 and later the figure raised to 200. Some witness accounts were purely based on hearsay. The Countess was said to have kept notes in a diary, listing 650 girls she had tortured and slain, but the list was never shown in court. Witnesses mentioned that Erzsébet sometimes bit chunks of flesh from a girl's body, but no one mentioned that she took baths of blood. In fact, the story of the bathing in blood wasn't introduced until the 18th century.

    All of the accused were found guilty as charged. The notorious Darvulia had become blind and died before the start of the trial, but the two other female accomplishes had their fingers torn from their hands by red-hot pincers before they were burned at the stake as witches. Erzsébet was walled up alive in a small tower room. Slits were left for air and the passage of food and water. After three and a half year in confinement the Blood Countess was found dead on August 21, 1614.

    Some years after Erzsébet's trail, the widowed Anna Bathory, Erzsébet's second cousin, was brought to trail by the new Prince of Transylvania, Gábor Bethlen, on the accusation of "witchcraft" and "incest with her late brother Gábor". She was stripped of part of her inheritance. In 1618 a new trial followed in which Anna was tortured. She was accused of murdering her own son from a second marriage, although he was still alive. She had to give up most of her possessions to buy her freedom. A third trial in 1621 left 27-year-old Anna penniless. With her younger half brother she fled to Poland. She returned after Bethlen's death, but was once more brought to trial in 1640.

    Rich widows were an easy prey for powerful men. Therefore, a theory has been put forward that Erzsébet may have been brought to trial to avoid a far worse trial for treason, because of her involvement with her second cousin, Gábor Bathory. It could have resulted in a confiscation of her properties by the Emperor, while her son, her uncle-in-law and Count Thurzó preferred to share Erzsébet's rich inheritance among themselves. With evidence that is partly based on hearsay and partly extracted from accomplishes under torture, it is impossible to determine if Erzsébet intentionally murdered hundreds of girls or that accidentally some of her servants died as a result of her brutal punishments. There is, however, no doubt that Erzsébet Bathory cruelly mistreated her servants.

    Bibliography:

    Thorne, T.: De Bloedgravin, English title: Countess Dracula, Luitingh Sijthoff B.V., 1998
    Hurwood, B.J.: Vampires, Quick Fox, 1981
    Mervin, S., Prunhuber, C.: Women (Around the World and Through the Ages), Atomium Books, 1990
    Penrose, V.: The Bloody Countess (Atrocities of Erzsebet Bathory), Creation Books, 2000
    Schwennicke, D., Isenburg, W.K. zu: Europäische Stammtafeln. Stammtafeln zur Geschichte der Europäischen Staaten. Neue Folge. Band III. Teilband 3. Andere grosse Europäische Familien, illegitime nachkommen Spanischer und Portugiesischer Königshäuser, Tafels 599a-600. Verlag von J.A. Stargardt, 1985
    Price, V., Price, V.B.: Monsters, Grosset & Dunlap, 1981
    Dickson, A.: Countess Elizabeth Bathory Nadasdy,
    #2068316 (lost control, 04.08.2007 14:32)
  12. olayın aslı, hizmetçi saçını tararken kontessin saçı tarağa takılmıştır ve sonra kontes bir tokat atmış parmağındaki yüzüğün üstünde kan gören bathory onun kendisine gençlik verceğini düşünmüştür.
    #3214656 (caliban, 31.03.2008 18:47)
  13. bir dissection şarkısı.

    sözleri;

    This is a story about Elizabeth Bathory
    Her blood is ourselves...
    clean, Hungarian blood...
    Dark castle,
    occult carols sound,
    woman...crying
    ... eternally satisfied
    Elizabeth did not slept tonight
    her gouth ensorcelled through black eyes
    The dead girls are courting her
    upon deadly magic circles lines
    she pierce needles under ladies nails
    their frosted bodies buried alive

    Oh how I love to feel your breath
    I just to be the lover of Death
    desires become truths
    evil prayers are heard
    by Elizabeth Bathory

    The countess of my fire
    You re also her sacrifice
    you will give your blood
    Because she must have a bath
    welcome my youth, a life before...
    more complete then ever... by blood
    Oh yes by the blood I was encored
    Oh I feel the magic...I fly towards the moon..
    Countess it is your night
    you haunted by your wild desires
    possessed by bestial lust
    you are the goddess of the love

    Oh ,how I love to...

    Her mind is insatiable
    she craves virgins' blood evermore
    Her flames will never die...
    surrounded by infernal glory

    Oh, how I love to....
    #3388394 (vurursa gol olur, 12.05.2008 18:21)
  14. pelin batu'nun taklit etmeye kalkistigi sadist mademoiselle, cani kadin.
    öldürdügü kurbanlarinin kaniyla banyo yaptigi söylentisi, pelin batu hanimefendisinin de * boyali suyla doldurulmus bir küvetin icine girmesine, ucuz ve pornografik pozlar vermesine ve fantezi yapmasina neden olmustur.

    halbuki elizabeth bathory'nin kanla dolu bir küvette banyo yapmadigi cok önceden kanitlanmistir.
    zaten kani uzun süre banyo yapilacak bir sivi halinde tutmak mümkün degildir.
    #3774721 (Cevriye, 05.08.2008 18:46)
  15. hostel 2 de kendisine, güzel şanına yakışır vahşi bir gönderme yapılır.
    heather matarazzo nun kanları eşliğinde...
    #3820830 (zitadam, 15.08.2008 03:02)
  16. yaklaşık 600 genç kızın ölümünden sorumlu tutulan bildiğin vampir.
    #3859801 (dibi dibi rek, 23.08.2008 17:00)

© 2008 - uludağ sözlük

elizabeth bathory başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. elizabeth bathory ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu elizabeth bathory nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» sirinler » black album » lazim oldugunda asla bulunmayan seyler » erivan da hepimiz turkuz diye yuruyuse gecen kitle » uludag sozluk moderasyonu » markette market gorevlisi zannedilmek » abisesque » google earth a ciplak yakalanmak » star wars sexology » vladimir putin a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » Beijing 2008 Olympic Games