duvar 


/ 3
kapat
  1. --spoiler--
    Bu filmde anlatılanlar, yaşanmış olayların yeniden harmanlanmasıdır. Onlar, kan, ateş ve gözyaşı içinde, duvarların karanlığında ışığı ve suyu aramışlardı... Bu filmi onlara, el yordamı ile ışığı ve suyu arayan küçük arkadaşlarıma adıyorum."
    ( Yılmaz Güney )

    Kadınlar ve erkekler, adli ve siyasi tutuklular,
    ...ve çocuklar, çocuk koğuşu; hapishanenin köleleri.
    Dördüncü koğuşun çocukları. Dördüncü koğuşun çocuklarının sefaleti. işte koğuşun kırık camları, hırsızları, katilleri, terk edilmiş çocukları...
    Ay...incecik kavun dilimi gibi ay...umut ve özlem... Şişko'nun, Şaban'ın ve diğer çocukların elleri tanrıya doğru açılır. Derler ki, yeni ayı ilk gördüğünde dua eder ve dilek tutarsan, tanrı bunları yerine getirir. Çocukların hepsi tek bir dilek tutarlar: " Allah'ım beni daha iyi bir hapishaneye yolla." "Beni de Allah'ım."

    Tüm çocukların dilek ve arzuları budur: daha iyi bir cezaevi. Buraya artık dayanamıyorlar. Şiddet, Dördüncü koğuşun angaryaları onları tüketmiş. Her şeyi kabul etmek zorundalar.Temizlik, mutfak işleri, kömür ve çöp taşıma, kısaca cezaevinin tüm angaryası onların eline bakar... Dayak, baskılar...onlar geçekten cezaevinin kölesidirler. Ancak umutları tükenmez. Başka bir cezaevine gitmeyi başarmalıdırlar...
    --spoiler--

    --spoiler--
    "Duvar"ın çekim öyküsünü Yılmaz Güney şu şekilde anlatıyor: " Arkadaş filminden beri tamamen benim yaptığım ilk film bu. Kelimenin dar anlamıyla politik bir film yapmak istiyordum; propaganda yapmak, sloganlar haykırmak istemiyordum. istediğim; konunun günümüz Türkiye'si olması ve orda kalmasıydı. 1980 darbesinden beri 40 kadar ölüm cezası infaz edildi, binlerce kişi halen hapiste; o halde hapishaneyi anlatmak bir yerde Türkiye'yi anlatmak demekti, filme Türkiye'yi koymak demekti."

    Güney, filmde olayları dolaylı olarak anlatma yolunu seçmiş. Hapishane gerçeğine onların gözüyle bakabilmek için filmin can alıcı noktasına başta çocuklar olmak üzere yetişkinleri de koymuş. Filmin salt bir propaganda aracı olarak değerlendirilmemesi için sanatsal bir anlatım arayışına gitmiş.

    Senaryo yazmayı hapishanede öğrendiğini söyleyen Yılmaz, "Duvar"da önceki filmlerindeki, hikayeyi zaman sırasına göre çekme metodu ile, herşeyin önceden inceden inceye planlandığı senaryolar metodunun karışımını kullanmış. Çok ayrıntılı, oldukça iyi planlanmış bir senaryoya sahip olmakla beraber, bu senaryonun esiri olmamaya çalışarak, çekimler sırasında değişikliklere gitmiş. Özetle, "Duvar", miksaj aşamasına kadar kendi hayatını yaşamış.
    --spoiler--
    #1981239 (mahallenindelisi, 21.07.2007 22:13)
  2. bir yılmaz güney filmi. *

    bu film sizi özellikle rahatsiz etmek için yapılmıştır. filmin her sahnesinde, her karesinde rahatsız olacaksınız. bu film izleyip geçeceğiniz bir film değil. kemiklerinize işleyecek. saban gibi çocukların yaşadıklarını yüzünüze vuracak.

    baskı, yıldırma, tevacüz, tecrit....

    tarafsız mı? değil tabiki. tarafsız olması da beklenemez zaten. fakat filmde anlatılanların yaşanmadığını kim iddia edebilir?

    yılmaz güney sinemacılığını konuşturmuştur bu filmde. filmdeki oyuncular ikisi hariç * tamamı hayatlarında ilk kez kamera karşına geçen oyuncularlardır.

    sinematografik açıdan da oldukça başarılıdır.

    hele vurulmadan önce şabanın el arabasıyla yürüdüğü sahne döneminin çok çok ötesindedir.
    #2024141 (mahallenindelisi, 27.07.2007 23:55)
  3. (bkz: burasi dorduncu kogustur benim abim)
    #2040088 (mahallenindelisi, 30.07.2007 20:53)
  4. mükemmel bir suitcase parçasıdır.
    #2041876 (cemmm, 31.07.2007 02:30)
  5. carpa carpa nasir tutturan, kisi izin vermedikce asamadiginizdir.
    #2060998 (aura, 03.08.2007 03:30)
  6. yilmaz guney'in izlemesi harbi harbi got isteyen filmi, bir sise votkayi sek icmek gibidir.
    tuncel kurtiz tek kelimeyle muhtesem.
    #2083834 (selmagezinir, 07.08.2007 02:18)
  7. (bkz: berlin duvarı)
    #2083842 (Lucky Strike, 07.08.2007 02:19)
  8. "bu film yaşanmış olayların, yeniden hatırlanmasıdır"

    yılmaz güney'in son filmi olmasının yanında adıyla anılan sinema duruşunun doruklara ulaşması bu filmi defalarca izlenir kılmakta. filmin çekildiği yıllarda trt filmdeki işkence sahnelerinin gerçekçi olması için yılmaz güney'in çocukları dövdüğü gibi asılsız ve saçma iddialarla yılmaz güney'i karalamaya çalışmışlar.

    aynı trt bugün türk sineması ile ilgili haber veya belgesellerinde yılmaz güney sinemasını övgülerle anlatmaktadır.

    fatih altaylı yılmaz güney'i lümpen olmakla suçladığı bir yazısında duvar filminin ab yolunda türkiye'ye engel olduğunu, avrupalıların bu film yüzünden ülkeye bakış açısının değiştiğini söylemişti. altaylı ve onun gibi düşünenlere göre yılmaz güney sürgün günlerinde avrupanın kaymak tabakasına yaranmak için çekmişti bu filmi.

    fatih altaylı malatya'daki çocuk esirgeme kurumunda yaşananları, son olarak adana'daki rezaleti film yapanlara aynı tepkiyi gösterecek mi?

    bu film sinema salonun koltuklarına yayılarak bir yandan patlak mısır bir yandan koka kola içerek izlenecek bir film değil. aksine film izleyiciyi her sahnesinde rahatsız etmek için çekilmiştir. bunu çok iyi başarmaktadır. bu filmle yılmaz güney yönetmenlik kariyerinin en üst seviyesine çıkmıştır bence.

    bu film çekildikten sonra her kıta'dan çeşitli festivallerde gösterilmiş. türkiye'de çekildikten 20 yıl sonra, ben 17 yaşındayken gösterime girmişti.

    yılmaz güney filmi tamamladıktan sonra bir daha hapishanede geçen bir film çevirmeyeceğim demiş. bir sonraki filmi nasıl olurdu bilinmez, ama duvar filmi türkiye'de hak ettiği değeri görmemiştir bence
    #2447830 (adini unutan adam, 09.10.2007 13:20)
  9. 1983'te fransa'da cekilen yilmaz guney filmi.
    hapishanedeki cocuklarin yasamlari anlatilmaktadir. ancak bu yasamda aclik, tecavuz, kufur, dayak, pislik kisaca siddete ve insandisiliga ait her sey vardir. tek istedikleri baska bir yere nakil olmaktir. oyle ki pencerelerinden aya bakip, kucucuk avuclarini acip dua ettiklerinde allah'tan tek istediklerinin baska bir yere gitmek oldugunu soylerler. filmin sonunda ayaklanirlar, amaclarina da ulasirlar, ancak gittikleri yer onlari ne derece tatmin eder, siz dusunun...

    filmde cocuklara yogunlasilmistir. ama kadinlar ve yaslilar da ayni bolgede kalmaktadir. ikisi de hapiste olan, hatta okula yeni baslayan bir kizlari da olan idam mahkumu iki kisinin dugunu olur. mutluluk sezersiniz gozlerinden, 'iyi ya, olumlu seyler de varmis filmde' dersiniz. dugunun hemen ardindan damatligiyla adami asarlar, sonra da beyazlar icindeki gelini...

    siyasi suclularin ayaklandigi anda kadinlar kogusundaki bir kadinin dogumunu da canli canli, hayretler icinde, bu konuyu isleyen bir suru belgeselde bulamayacaginiz bir cekimle izlersiniz, inanilmazdir.

    kadinlarin hamamda nasil tras olduklarini gorursunuz.

    cocuklardan birine 'sen kiz misin yoksa, ac goster lan!' der gardiyanlar. cocuk acar, gosterir, gosterir yani, yalniz gardiyanlara degil size de gosterir.

    her turlu kufuru duyarsiniz.

    tecavuze ugrayan cocugun el arabasiyla giderken, arabaya monte edilmis kamerayla cekilmis goruntu de cok etkileyici olmustur.

    bir de gardiyan cafer faktoru vardir ki, filmi onunla izleseniz, yani o anda yaninizda olsa, emin olun, size 'abi etme, eyleme. film o ya, vallahi bak, rol yaptim rol. ben oyle biri degilim. ne olursun bak oturalim, konusalim, aslinda ben iyi bir insanim, colugum cocugum var benim, kiyma bana... ' diye yalvarsa da dayanamazsiniz, kafasina kafasina gecirip oldurursunuz. ha bir de onun filmde cocuklara yaptigi gibi tecavuz eder misiniz, ben bilmem, karismam...
    (askeri liselerde ogrenciler arkadaslarini kogusta, kisimda falan, aniden gelen komutanlara karsi uyarmak icin 'arkadaslar cafer! ' derler. o cafer'in nereden geldigini de boylece gormus oldum... )

    filmdeki tek olumlu karakter tuncel kurtiz 'dir. onun da sonu olumlu olmaz zaten.

    uzun lafin kisasi, filmi agziniz acik izlersiniz, biterken de agziniz aciktir. nasil bir tepki vereceginizi sasirirsiniz. bacaklarinizi gogsunuze ceker, oylece kalakalir, halinize sukredersiniz. tum bu yasananlarin gercekligi, yasanmisligi da sizi ulkenizden sogutur mu, sogutmaz mi ben bilmem, karismam... ama gece yarisi ekspresinden bence cok daha etkileyicidir...

    filmden kimi kareler:

    ''oğlum bak dikkat et, buraya erkek girersin oğlan cikarsin.''

    ''burası dördüncü koğuştur benim abim
    bak camları yoktur, kırıktır
    ne bacası tüter, ne de sobası
    her neyse benim abim
    ver bir cigara zuladan yanalım
    burası dördüncü koğuştur benim abim
    ikinci adresimiz
    allahımızı sorarsan adı gardiyan cafer
    lakabı kel onbaşı
    peygamberimiz dersen o da ekipbaşı
    her neyse benim abim
    ver bir cigara zuladan yanalım... ''

    ''cezaevine mufettis gelir...
    - dikkaaaayt
    mufettis: guzeeel, cok guzel, bunda et yok mu et?
    - bugun yok efendim.
    m: etsiz olsun, yine de guzel, boyle de guzel. bakin bakin, cok iyi degil mi kumandan?
    kumandan: gercekten guzel.
    m: mercimekte demir vardir zaten. kalorisi de, gidasi da boldur. oyle degil mi cocuklar?
    cocuklar: saoooool
    m: yemekleri her gun kontrol ediyor musunuz?
    - ediyoruz efendim
    m: kac asciniz var?
    - 1 sivil ascimiz var efendim, 2 de mahkumdan yardimcimiz, cocuklar var sonra.
    m: guzeeel, cok guzeel.
    - ancak, kazanlarimiz eski efendim, eksik de, yetmiyor, buna ragmen idare ediyoruz.
    m: idare edeceksiniz tabiii, kemerleri sikmadan kalkinma olmaaz. memleketini seven herkes kemerlerini sikacaaak. cezaevleri ise 2 misli fazla sikacaaaz, o kadaaar...
    ve mufettis gider...
    gardiyan: ulan anasi sikismisleeer, ulan essoogluessekleeer, adam size mercimek diyor, siz sagolun diyosunuz. mercimekle sagolun ne ilgisi var ulan. ibneler.
    dayak baslamistir...
    c: agzimizdan kacti.
    g orospu cocuklariii, pust, agzinizdan kacti ha? agzinizdan kacti ha?. ibneee. mercimek sagol ne demek ulan? mercimeeeek siziiiiin ananizi siksiiiiiin. mercimek siziiin ananizi siksiiin... ''

    kacmayi basarip, cabucak yakalanan, hapishaneye geri getirilen ziya'nin sozleri bir de...
    ''bizim için hayat hiçbir yerde kalmamış. hiçbir yerde...
    babam olsaydı da, anam olsaydı da 100 sene ceza yeseydim. 100 sene...
    karabaş da öldü. dışarda yalnız kaldım, yapayalnız...

    ...dışarda da hayat yok, kimse kimseye bakmıyor. herkes koşuyor, herkes telaşla koşuyor. nereye koşuyor?

    anam bana yavru kuşum, güvercinim derdi. ne güzel saçları vardı anamın.
    beni okşardı, beni bağrına basardı. bana yavru kuşum, güvercinim derdi. güvercinim...
    karabaş da öldü, herkes ona topal orospu derdi. beni ne çok severdi, ne çok... ''
    #2533774 (kisladankampuse, 29.10.2007 20:35 ~ 20:44)
  10. sonunda 'askerler ayı akşamdan ışırken,gardiyanlar fırçabıyığını tatmin ediyordu' dedirten yilmaz guneyin mükemmel filmi...
    #2671123 (zack, 07.12.2007 01:24)
  11. özlem tekin'in öz albümünden bir şarkı. sözlerini aşağıda görebilirsiniz:

    Sevgi birikti yüreğimde bir alev
    Alevden bir küre
    Ellerimden gözlerimden akmak ister
    Birine, birilerine

    Sevgi birikti yüreğimde bir coşku
    Coşkuyla bir buse
    Sormadan çekinmeden konmak ister
    Birine, birilerine

    Korkar olmuş insanlar sevmekten
    Ayıp olmuş sarılmak
    Utanç olmuş dile getirmek
    Kaçar olmuş insanlar sevilmekten
    Duvar örmüşler kalplerine
    Yasak etmişler beni

    Duvar, yasak, duvar
    #2684461 (tifosi, 10.12.2007 22:48)
  12. bir yılmaz güney filmi.. daha iyisini yapabilirdi dediğim ve çoğu sahnesininde seslendirmeden tiksindiğim film.. bence ilerki yıllarda daha iyi seslendirilip piyasaya sürülebilir.. kopukluklar var, neyi ne kadar eleştirdiği kadar, neyi ne kadar anlatabildiği de önemsenip, değerlendirilmesi gereken film.. baş yapıt, şaheser vb. den ziyade, iyi bir film denebilir..
    #2706650 (inisiyatif7, 17.12.2007 12:32)
  13. nakarattan öte, intro ve devamıyla daha bi iyi olan zeynep casalini şarkısı. sezen aksu yazmış sanırım şarkıyı.
    #2824325 (kasgarli tost, 11.01.2008 20:54)
  14. ing: wall
    alm: Wand
    fra: mur
    isp: muro, pared
    ita: muro,parete anlamlarına gelmektedir.
    #2824384 (ahzerkhul, 11.01.2008 21:05)
  15. Tuncel Kurtiz'in Ali Emmi rolüyle adeta devleştiği, yılmaz güney'in en sert filmlerinden birisi. özellikle evlendirilip idam edilen iki mahkum ve çocuk mahkum şaban'ın ölümü en unutulmaz sahneler arasında yer alır.
    #3013054 (0900, 16.02.2008 15:18)
  16. Surata tokat gibi çarpan Yılmaz Güney'in son filmi..

    bu duvar öyle bir duvar ki sadece seni sınırlamaz beynine girip seni susturmakta ister.
    filmi anlamak yılmaz güneyin sinema seruvenini ve yapmak istediklerini anlamaktır kanımca.
    Yılmaz güney turkiyede 25 hapishane gördu, kayseri ısparta isyanbul..gezdi de gezdi.
    onu tutmadılar hiç bir yerde, sebep ise milleti örgütlemesi ve yol göstermesi idi.
    yılmaz guney "duvar" adamı değil. kendi deyimi ile "ben istediğim zaman istediğim hapishaneden kaçarım" demişti.
    öyle oldu.

    ve şunuda eklemişti "ben turkiyeden değil hapishaneden kaçtım" .

    Fransada bir manastırda çekilen Duvar filminde oynayan tanıdık sadece tuncel kurtiz ve bir bayan arkadaş var.

    diğerleri orada yaşayan siyasi sıgınmacılar ve hatta Afrikalı multeciler.

    Filme yolculuk yapacak olursak ve bir iki bakış açısı ile degerlendirecek olursak çıkan sonuç nettir:

    "yılmaz usta borcunu ödedi".

    film her ne kadar bir esinlemeden yola çıkılıp hazırlanmiş olsada arka fonda vermek istediklerinin farklı bir toplamı var: buda diğer siyasi -devrimci insanların yaşamıdır.

    hapis kötu koşullarla yönetilen faşist tarzda bir yonetim sergileyen ve acıma hissini kaybetmiş insanlar gurusudur....
    hapse gelen denetleyici kurum belki gunumuz siyasi doktrinin taa kendisidir....diyordu ki:

    -anlatmanıza gerek yok...ben ne istediğinizi biliyorum...vs
    sordular ona:
    -peki bunlarda yetmez mi?

    (ses yokkk)...sessizlik

    cafer karakteri işkencenin babası ve hattaa hapishanenin Allah'ıdır..
    ..ki çocuklarda bunu kabul eder ve ne etselerde dayak yiyeceklerini bilirler.
    sadece dayak mı? değil birde tecavuz var çocuklara taciz tecavuz var.
    halen devam eden olaylara göndermedir.

    diğerleri ise caferden geri kalmayan insanlardır; ama caferin rolu nettir ve çocuklar-cafer ilişkisi arasına sıkıştırılmış birde "ali emmi" vardır..
    belki yılmaz güney ali emmi karakterini "sivil toplum kuruluşlarına " benzetti bilmiyorum.
    ama yureği yanan ve elinden bişi gelmeyen bu ve buna benzer kurumlarla baya bir özdeşleştirmiştim.

    çocuklar iş gucu olarak çalıştırılan ve her turlu haksızlığa uğrayan ve en sonda isyan eden (etmesi beklenen) içşi sınıfınıda temsil ediyor..
    bu varsayimimi yılmaz güneye dayanaraktan yani "tek yol var oda devrim" demesinden çıkartıyorum..

    çocuklar kurtuluşu başka yere gitmekte buluyor ve orası cehenemde olsa burdan iyidir diyor.
    megerse diğer hapishanelerde pencereden yol gorunuyormuş.
    bu kadarıda yeter.
    ama isyan çıkıp sevk edildiklerinde gititkleri yerde ilk olarak elle taciz ve tecavuze uğramaları işin ironi tarafını gösteriyor.
    çocukların hayalleri yıkılmıştır.

    duvar filmi ziya -şaban - zorro(şişko) ve diğerlerinin etrafında gelişen olaylar butunudur..

    geçmişleri benzerdir...sonları gibi...

    4 duvar arasında her tur kategoriden insan var ve bu aynı zamanda turkiyenin de yine fotosudur...

    çaresizlik ve yokolmuşluğun dayanılmaz hafifliğinde kaybolmuş çocuk bedenlerin önumuze serilmiş hikayesidir DUVAR..

    düşünen sorgulayan ve şarkı söylen insan tipininde ne hallere reva görulduğunun çığlık halidir..((çocukalra işkence yapılırken sesleri anonstan dinletiriliyor))
    bir kadın ve kocanın düğünleri olurken onları kandırıp idama göturen bir mantık silsilesidir duvar.
    gör ey insanlık gör dercesine.
    baba olarak görulen ve gerektiğinde Cafer'in deyimiyle analarının en mahrem yerine "mercimek" ve "bit" sokulan çocukların duvar gibi sert olan hikayesidir burada anlatılan.
    film turkiyenin en gerçekçi ve hayata inen boyutada sahiptir.
    bir kadın çırılçıplak banyoda etek traşı olurken veya yine turk sinemasında-kürt sinemasında eşi benzeri olmayan "bir kadının canlı canlı doğum yapması" ve bunun tüm çıplaklığıyla verilmesi yılmaz güneyin kamerasının acımasızlığında mıdır? yoksa onun gerçekçi yapısından mıdır? düşünmek gerek.

    Filmin birde perde arkası vardır ki asıl yer orasıdır.
    Yılmaz guney o çocukları nasıl oyuncu yaptı ne şartlarda ve ne tür motivasyon tekniiği ile çekti?
    burada da yılmaz ustanın psikolojik dehası ön planda.
    mesela Şaban'ı ağlatmak için ona deli gibi vurmasıı, sonrada kardeşimsin demesi.
    oda olmadı şişkoyu çağırıp git konuş onla ağlasın demesi ve yoksa atarım filmden demesi var olan havayı az da olsa anlamamızı sağlayabiliyor.

    sette gardiyanların acımasızlığını kendisi örnek vererek sağlıyor, giyiyor elbiseyi aliyor copu ve vurmaya başliyor..

    böyle işte böyleee..

    set çalışnalarında birinin bu kadarda olmaz demesine: "buda birşey mi? hahoo sen daha işkence görmedin diyerek" susturuyorr.
    çocukları kucaklaması ve yeri geldiğinde acımasızca davraıp tek tek dövmesi gözlerine limon sıkıp acı çektirmesi film içindir..

    sette gaddardır ve bunuda şöyle açıklar: ben işimde anamı babamı tanımam"

    Film setini hazırlayanlar yine oyuncular.
    filmin isyan sahnelerinde ibrahim kaypakkayalarının fotolarını,kürtçe nidaları ve devrimci sloganalrı göruyorsunuz hemen..
    yılmaz guney tekrar gönderme yapiyor: istediğiniz kadar vurun ama bu duvarlar bizim....
    hapis etsede onu kulanırız, yazarız çizeriz, söyleriz türküyü..
    Film çekimleri sırasında Elia Kaza'nın yılmaz ustaya destek vermesi gidip görmesi ve çirkin kralında ona turkiyeyi analtmasını belirtmek isterim anti parantez.
    ya duvarları yıkacaz yada bizde o duvarlarda bir tuğla olup kalacaz.
    #3475744 (My name is tjk, 31.05.2008 22:37 ~ 22:43)
  17. metropolis ve indigo nun eski solisti ercuneyt ozdemir in ilk solo albümünün* ilk klip şarkısı.

    Hayat, sırtımızda ağır,
    Bıraksak olmaz, soluklan biraz,
    Bilmek, yeterince kahır,
    Unutsak olmaz, içimiz unutmaz

    Hiçbirşey eskisi gibi değil, biliyorum
    Düşünüp en çok ben özlüyorum

    Gözlerin yine duvar, ardı seni beni yakar
    Savaşlardan çıkmış bu yürek
    Sen olmadan kaç gün yaşar

    Gözlerin yine duvar, ardı seni beni yakar
    Savaşlardan çıkmış bu yürek
    Sen olmadan kaç gün yaşar

    Hayat, sırtımızda ağır,
    Bıraksak olmaz, soluklan biraz,
    Bilmek, yeterince kahır,
    Unutsak olmaz, içimiz unutmaz

    Hiçbirşey eskisi gibi değil, biliyorum
    Düşünüp en çok ben özlüyorum

    Gözlerin yine duvar, ardı seni beni yakar
    Savaşlardan çıkmış bu yürek
    Sen olmadan kaç gün yaşar

    Gözlerin yine duvar, ardı seni beni yakar
    Savaşlardan çıkmış bu yürek
    Sen olmadan kaç gün yaşar

    Hiçbirşey eskisi gibi değil, biliyorum
    Düşünüp en çok ben özlüyorum

    Gözlerin yine duvar, ardı seni beni yakar
    Savaşlardan çıkmış bu yürek
    Sen olmadan kaç gün yaşar

    Gözlerin yine duvar, ardı seni beni yakar
    Savaşlardan çıkmış bu yürek
    Sen olmadan kaç gün yaşar
    #3549763 (a dying wish, 17.06.2008 14:16 ~ 14:17)
  18. suitcase adlı grubun, oldukça başarılı bir parçası. dinlenilmesi gerekenlerden.
    #4000944 (cemmm, 23.09.2008 19:53)
/ 3
© 2008 - uludağ sözlük

duvar başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. duvar ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu duvar nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» farmakodinamik » ambient » turk olcu birimleri » hasretinden haci sakirler eskittim » enflasyon dustu diye sevinen issiz » yeni baslayanlar icin afrika » the prestige » yemekten sonra sofrayi toplayan evli erkek » yamuq » robert garcia » eksi ev yemegi uludag sozluk fast food tur » kadinlarin benzetme meraki » 21 inci yuzyilda hala sag sol kavgasi yapmak » konfuzyon » kosullu sevgi » a » b » c » d » e » f » g » h » i » j » k » l » m » n » o » p » q » r » s » t » u » v » w » x » y » z » 0 » 1 » 2 » 3 » 4 » 5 » 6 » 7 » 8 » 9 » sitemap » kısa » eksik » alucard » vucut hareketlerinden elektirik ureten alet » sikinti » hayattan hicbir beklentisi olmayan insan » kazakistan milli futbol takimi » death race » separasyon anksiyetesi » ibrahim tatlises in sehitlere uzuldum demesi » niye ataturk posteri niye kanuni degil mesela » the kite runner » aglarken gulebilmek » uc bes kisi » bu masada 32 kral 62 cumhurbaskani var » ilana yahav