dunya ve turk solu 


kapat
  1. dünya solu, 19. yy 'ın sanayicilerinin ezici güçlerinin altındaki işçi sınıfından çıkmıştır... sol demek; işçi partisi demektir... yoğun gayretleri sonucunda işçi partileri, işçi haklarını temsil eden partiler ve hareketler istediklerini elde ettiler... sanayicileri/kapitali elinde tutan erki, işçi sınıfı için dünyayı yaşanılabilir hale getirmeye mecbur ettiler... sendika sistemi yerleşti, iş saatleri 8'e düştü, ikramiyeler, maaş artışları, artı gelirin dağılımı vs.. hal olunca işçi partileri istediklerini elde ettikleri, güçlerinin şahikasına ulaştıklarını düşündükleri dönemde aynı zamanda işlevlerini de kayıp etmiş oldular...

    kendilerine yeni bir varlık sebebi bulmak için bir kısmı yeşilleri kurdu, bir kısmı daha farklı arayışlara girdi...
    ama kapitalizm, işçi sınıfının isteklerini yerine getirdiginde zaferi elde etti ve rakipsiz kaldı... sol için de, kuzu kuzu sağ partilerin sosyal soslu re-prodüksiyonu olmaktan maada bir şey de yoktu artık...

    işçi sınıfı istediğini elde ederken güçlüydü... işveren işçiye muhtaç idi... bugün ise küreselleşme sonucu işçinin hiç bir gücü kalmadı elinde... sendikalar, "işçilere iş temin eden firmalar gelişmekte olan ülkelere kaçmasın, iş kapısı burada dursun da, varsın işçinin hakları biraz daha az oluversin" noktasına geldi mecburen...

    sol bugün küreselleşmeye karşı ama bu karşıtlığı, içinde bir dilemmayı barındırıyor:

    sol bugüne kadar yaşanılan ülkenin işçi sınıfının haklarını savunmayı, aynı zamanda uluslarası politikada da ezilen halkların, fakir devletlerdeki halkın haklarını da savunmayı kendine politik tutum olarak seçmişti...

    küreselleşme karşıtlığı, yaşanılan ülkedeki işyerlerinin dışarı kaçmaması için yapılıyor ama bu aynı zamanda fakir ülkelerdeki potansiyel işçi sınıfına doğacak imkanların da karşıtlığı anlamına geliyor... buna, fakir ülkelerdeki işgücünün sömürülmesi deyip ikilemden kurtulmaya çalışıyor, sol görüş...

    bugün, 19 ve 20. yy'dan çok daha güçlü olan, -alternatifleriyle- kartları elinde tutan işveren sınıfı ve bunların menfaatlerini temsil ettigi düşünülen büyük devletler, işçi sınıfının argümanlarını bile rahatlıkla istismar edebiliyor...

    gelişmekte olan ülkelere uygulanan tekstil kotasını kaldırdıkları gibi müjdeli(!) bir haberin arkasına ekledikleri -bundan sonra tekstil kotaları ülkelerin işgücüne yaptıkları yatırıma, verdikleri maaşa paralel olarak ayarlanacaktır - şerhi ile, gelişmiş ülkeleri kayırıyorlar... bu tarz kıvrak bilek hareketleri gelişmiş ülkelerdeki işgücü için olumludur, ve fakat solun torpillisi olan gelişmekte olan ülkelerdeki işgücü için yıkımdır... ucuz işgücü konumlarıyla ancak elde edebildikleri üç kuruşluk kazanç kapılarının kapanması demektir... bunun yanında zengin ülkelerdeki işgücünün kazandığı astronomik rakamların ayniyle devam etmesi demektir...

    türkiye'de ise sol diye bir şey hiç ol(a)madı... karma ekonomide devlete ait fabrikalar veya kooperatif yapıdaki strüktürü aynı devlet malı gibi, küvezdeki "özel sektör"e karşı, "işçi sınıfı" diye bir sınıf yapısı ve onun haklarını savunacak bir parti veya hareket de hiç olmadı...

    bizdeki sol; dini ve geleneksel olanın karşısına dikilmiş, tepeden modernleşmeci sistemin devamını istemenin adı oldu... "evrensel sol" ile tek bağı milliyetçi (buna genel anlamda mhp tabanına tepki dersek daha mantıklı olur) ve dini olana karşı aldıkları tavır oldu...

    bu tarz alaturka solculuk yaşattırılmaya çalışılıyor... parti kongrelerinde ne işçi, ne ekonomi, en fazla laikliğe vurgu yapılıyor(parti içi fikir ayrılıklarını saymazsak, chp'nin son yıllardaki bütün kongreleri böyle olmuştur)...

    solculuk olarak benim bildigim en ciddi eylem ise susurluk ve milliyetçi cetelere karşıtlık oldu...

    Türkiye'de "ekonomik sol" hiçbir zaman gündeme gelmedi... sosyo-kültürel politikalar bağlamında solculuk sadece biraz fonksiyonel oldu, o kadar...

    bugün de toplumdaki %70 (rakamlar değişebiliyor, takribi bir rakam verdim) çoğunluğu oluşturan sünni-türk yapılanmaya karşı, laiklik ve antifaşizm ile kendine bir savunma temin edebileceğini düşünen alevi-kürt azınlığa, dini, milli değerlere vurgu yapılmasından rahatsız olan insanlara hitab ediyor, bizdeki sol...

    daha evvel belirttiğim gibi bizdeki sol, sosyo-kültürel bağlamda soldur sadece... bu alandaki ihtiyacı karşılamak için... bunun için de bir sol partinin maksimum potansiyeli %30'dur... senelerden beri de hep böyle oluyor zaten...

    sosyo-ekonomik alanda da soluz diyebilmiş olmak için avrupa şartlarında üretilmiş reçeteleri seslendirerek "montaj sol" ortaya çıkartıyorlar... onun da savunucuları zaten alenen ortadadır...

    hamiş: burada yapılan tespit, genel anlamda "sol" düşünceliyiz diyen chp, dsp, ödp gibi yoğun tabanlı ve kitlelere hitap eden -ödp diğerlerine nispeten çok daha az- partilerin çalışma yapıları baz alınarak yapılmıştır... elbette pek çok kişi chp ya da dsp gibi hizipleri "sol" cenaha yerleştirmeyebilir... bir de, "sol" adına hep solcular konuşurlarsa kendi yaşatmak istedikleri ilüzyonlarını ortaya koyuyorlar, ciddi olmuyor pek...
    #2963802 (philantia, 07.02.2008 02:56 ~ 03:00)

© 2008 - uludağ sözlük

dunya ve turk solu başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. dunya ve turk solu ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu dunya ve turk solu nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» denise richards » kac ortali defter alalim sorunu » potansiyel mefta » keanu reeves » naber » bilincsiz tuketici » chairman mao » eczaci » the new york times » trailer park a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » 20 haziran 2008 hirvatistan turkiye maci