din kitlelerin afyonudur 


/ 5
kapat
  1. karl marx'ın sözüdür.
    (ogasi, 23.01.2006 01:31 ~ 31.05.2006 20:06)
  2. (bkz: ortçağ avrupası) baz alınarak bir sözün geçerliliği ispatlanıyorsa o zaman (bkz: çin komünizmi), (bkz: sovyet sosyalizmi) baz alınarak da bir teori çöpe atılabilir demektir bu..Bu din denilen şeyin (bkz: ilayı kelimetullah) mahlazıyla kan içiciler ve barbarların dünyasında nasıl büyük bir medeniyet kurduğu,kaç halkın gel bizi de kurtar nidalarıyla (bkz: osmanlı)'ya seslendiği de bilinmelidir..

    Ortaçağ'da uygulanan o şey bir dinden ziyade bir ideolojidir..kendine has bir yönetim biçimidir..kral'ın papa yetkisiyle iradeyi ve yönetme gücünü tanrıdan aldığı düşünülen basit,soysuz ve batıl bir düşünce..

    Oysa onların (bkz: ruhbanlığı) resulullah tarafından 'islamda ruhbanlık yoktur' hadis-i şerifiyle kınanmış ve men edilmiştir..

    Sorulmalıdır..Amerika üniversiteleri'nde kürsüleri bulunan ibn-i rüşd,ibn-i sina,gazali,ibn-i hazm gibi adamlar bunu bir afyon olarak düşündükleri için mi o barbar avrupalılar tarafından yağmalanan endülüs gibi medeniyetlerden çıkıp batı bilim ,tıp ve felsefesine yerleşmişlerdir..sorulasıdır..
    (rasko, 23.01.2006 01:43)
  3. burada anlatılmak istenen bir din oligarşisi veya papa baskısı degildir.sosyalist düşünce özgür bir ahlak yasası olusturmak ister ve butün insanlar buna ayak uyduramaz.
    arada düzene uymayacak olan kütüklerin bari en azından tanrı korkusu ile terbiye edilmesinin iyi bir yöntem olacagı düşünülür.sosyalist düşünce materyalisttir.
    (electronica, 23.01.2006 01:56 ~ 02:53)
  4. ideologların insan psikolojisinden uzak,sosyal yapının nasıl gelişim gösterdiğinden bihaber,sıcak koltuğunda oturup çayını yudumlayarak karaladığı fikirleriyle yürütülen sistemler yüzünden yıllarca kan kusan bir dünyayı gördükten sonra insanı düşündüren bir fikir.

    sovyet rusya'nın kanlı rejiminde ölen onca insanı düşündükçe,aç kalan milyonları gördükçe ne kadarda haklı (!) dedirten bir söz.

    benito mussoli'ni ve hitler'in faşizminin kanlı ellerinde can veren yığınlardan,mao'nun zulmünde harcanan onca bedenin ardından ''acaba'' dediğim marx'ın sözü.

    insan elinin kirlettiği,tahrife boğduğu kutsal kitaplardan türeyen dinlere bakarak düşünen insanın batabileceği bir batağın dip kısmıdır.

    aslında bir ölçüde haklıdır.

    kadın insan mı dır ?
    sorusunu tartışan hristiyanlar için marx doğru söylemiştir.
    budist rahibin pısık öğretisi karşısındaysa tamamen haklıdır.
    katle destek olan tevrat için söylenirse uygundur.
    sofralarımızın kırmızı et kaynağı ineği,sıçarak öldürdüğümüz fareyi ilah edinen bir mantık içinse bu serzeniş,o zaman marx az bile söylemiş.

    islam için diyorsa eğer fikirlerindeki onca hataya bir yenisini eklemiştir.

    islam;
    isevilikteki ve tevrattaki gibi kadını ayaklar altına almaz,cennet anaların ayakları altındadır sözüyle,cenneti kadının ayaklarının altına yayar.

    islam kadının erkekle eşit olduğunu söyler.
    ona boşanabilme hakkından evlilik teklif etme hakkına kadar sayısız hak tanır.
    kocayı karısı etrafında pır döndüren bir aşığa,bir dosta çevirir.

    ilk vahyi oku diyerek ilme yönlendirir.
    tafekkürü(düşünmeyi)en faziletli uğraş olarak tanımlar.
    düşünen bir insanın uyuşuk durmasıysa olanaksız olacağından marx'ın bu sözünü islam için söylendiğinde yerin dibine geçirir.

    marx'ın ekonomi üzerine yaptığı söylevlerin kof çıktığını gören bir zihnin yine islam'ın ''düşün!'' uyarısını hatırlayarak çöp tenekesine sallayacağı bir sözdür.

    tarih incelendiğinde haksızlığı gün gibi ortada olan,bir sözdür.
    (Mosquito, 23.01.2006 02:35 ~ 02:41)
  5. marx ın dinler konusundaki bilgisizligini ortaya koyan talihsiz bir cümlecik..
    (bkz: marksizim ve diğer batı düşünceleri)
    (powerofaith, 23.01.2006 13:30)
  6. din kavramına sıkı sıkıya bağlı toplumların, medeniyet düzeyinde nerelerde olduklarını görünce katılmamanın mümkün olmadığı önerme...

    asıl anlatılmak istenenin "dinin dogmatik olduğu" ve tartışmaya, dolayısıyla da gelişime kapalı olduğudur...
    (ferrole, 23.01.2006 13:39 ~ 31.07.2007 11:37)
  7. "karını döv" diyen bir dine, bilerek söylenmiştir. ayrıca müslümanlıktan kat be kat fazla geçmişi, dayanağı, felsefesi olan dinlere laf atmanız afyonu köküyle nargileye kattığınızın resmidir. hatta iki nefes sonra islam da çok "....." bir din olacaktır.
    (Child, 23.01.2006 14:59)
  8. bu kavram ahlaki zaafiyet denilen olgu ile birlikte işler. zira "ahlak" nietzscheden beri görelidir. günümüzde, en azından muasır mediniyet seviyesine ulaşmış hukuk sistemlerinde ve hatta ülkemizde kötü eğilimlerin !hiçbiri! fiziksel şiddet ile terbiye edilmemektedir. insan hakları şiddeti yasaklamıştır.

    oysa nisa suresinin 34. ayeti diyanet meali ile aşağıda aynen copy-paste dir.
    ---
    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar.12 Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. iyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı13 korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün.14 Eğer itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah çok yücedir, çok büyüktür.
    ---

    bu bağlamda islamda "dövme" yoktur demek en hafif tabirle kuran ı reddemektir.
    (Child, 23.01.2006 17:55)
  9. karl marx ın büyük oranda doğruluk iceren sözüdür. zira dinsel kimi ritüeller ve sorgulanmaması gereken inanclar bünyede afyon etkisi yapmaktadır.

    fakat marx ın ürettiği sistemde biraz da tepkisel teorilerin etkisiyle afyonik bir yapıya girmmis ve marx ın tarzında diyalektikten determinizme bir gecis gözlenmistir.
    (sosyoklon, 23.02.2006 22:34)
  10. doğruluğu tarih içinde kanıtlanmış söz öbeğidir. bugun bile ülkemizde din üzerinden siyaset yapan partiler mevcuttur. ancak elbette burda sorumluluk dinin degil, insanların inanç zaafından faydalananlarındır. ilahi adalet inancının kişiyi pasif ve kaderci olmaya yönelttiği çok açıktır. ancak elbette dinin de yardımlaşma, iyi insan olmak isteme gibi iyi etkileri mevcuttur. insanlık kendine verilen doğayı bile bu kadar suistimal etmişken, yapay bir şekilde dünyaya sokulan din kavramını da elbette suistimal edecek,çıkarına göre yontacaktır.
    (plug in baby, 23.02.2006 23:05)
  11. evet, din kitlelerin afyonudur.
    insan topluluklarını yönlendirmenin, yönetmenin araçlarından biridir. her zaman için egemenlerce bu amaç için kullanılmıştır.
    istisnasız her toplum ve her din için geçerlidir.
    (darkname, 24.02.2006 00:12)
  12. yaşadığımız zaman diliminde dinin yerini medya ve internet almıştır.
    (montajelemani, 24.02.2006 00:51)
  13. futbol, basketbol, porno endustrisi, tv sovlari gibi yeniliklerin eklendiği listenin baş kahramanını içeren tanım.

    maddi bir üretim yaratmayan her olgu, materyalizme göre, doğal olarak "gereksiz uğraş", "verimsiz yapı", "uyuşturucu" olarak nitelenir.
    (bl, 24.02.2006 01:12)
  14. kitleşenleşen her düşünce için geçerli olacak önerme. nitekim aynı problem ideolojilerde de görülmüş ve zaman içinde marxismde afyonlaşmıştır.
    (registerlater, 07.04.2006 10:18)
  15. din asla toplumlar için bir afyon etkisi teşkil etmez.sadece dinin sömürücü eller tarafından halka karsı bir afyon olarak kullanıldıgında bu saptama ortaya cıkar ve ortacag avrupasında görülen olay budur.insanların maneviyatı her dönem sömürülmeye calısılmıs ve bu dönemlerde yasayan materyelist zibidiler bunu farklı lanse etmişlerdir.din bütün toplumların direğidir,ister allaha inansın,ister ateşe tapsın farketmez inanç her zaman en kutsaldır ve hiçbir toplum için uyusturucu etki değildir.esas afyon dinin kendisi değil dini bu sekilde insanlara zerketmeye calısan küflenmiş beyinlerdir.
    (karpuzkabugu, 07.04.2006 11:16)
  16. suru psikolojisine vurgu yapiyor olsa bile, asil soylenmek istenenin; ozellikle islam dusunce tarihi boyunca en onemli sorunlardan biri olmus akil-vahiy sorununu ronesans sonrasi avrupasinin carpik bir sekilde ele almasiyla ilgili oldugu belli. bunu, yerinde bir ornek olarak ahlak teorisiyle iliskilendirebiliriz.

    suru psikolojisi olayi zaten dinle degil, kitlelerle alakali bir seydir. din ise zorunlu olarak kitlelere hitap etmek zorunda degildir. ancak kitlelere hitap ettiginde, kitlelere hitap edip basarili olan her ideoloji, dusunce, fikir, vs gibi afyon etkisi yapar. bu da suru psikolojisi dedigimiz seydir.

    ki, marx'in hic kenevir tohumu, yahut marihuana kullanmadigina inanmamiza neden olacak da bir sozudur. alegori, ama bi yere kadar benzerlik bekliyor insan ne de olsa.

    akil-vahiy sorununda ise marx zaten acikca belli olan yerini kesinlestiriyor sanki bu sozuyle. materyalizm uzerine kurulmus kisir bir teori olan marxizm, tek guzel yani olan diyalektigi kullanarak, edebiyat yapiyor. aforizmasinda, dine vururken aslinda dinin popularitesinden faydalaniyor marx.. buyuk bir sey soylemis gibi gorunmek icin.

    aslinda soyledigi, "yildizlari kim yaratti bilmiyorum ama kucuk daglari ben yarattim.. tamam hadi ben ayratmadiysam bile en azindan, hukmeden benim.. ve daglarim hakkinda en dogru karari ben veririm.." buna inanmayanlar da, kendilerini kandiriyorlar, ve ipleri baskasina kaptiriyorlar, zavallilar diyor..

    sosyolojik bir tespit olarak pek de algilanmamasi lazim bence. cunku, din her yerde oyle yada boyle belli karakteristikleri paylasan bir kurumdur. kanunlari koyma, etigi belirleme, gucu ve tapilacak olani belirleme iddiasina her din sahiptir. tavirlar degisir, ama bu iddia zaten sabittir.
    (child, 07.04.2006 22:54)
  17. burada asıl vurgulanmak istenen din ve dine atfedilen dogmaların, eğitimsiz kitleler üzerindeki manipüle edici gücüdür. nötr bir yorumdur. halbuki inanç kişiseldir, işin içine kitlesellik girdiği anda siyasete girmiş olur.
    (montajelemani, 07.04.2006 22:58)
  18. orjinal hali, "zur Kritik der Hegel'schen Rechtsphilosophie" (Hegel'in Hukuk Felsefesinin Eleştirisi)'nde geçen:

    "din, kalpsiz bir dünyanın kalbi, acı çeken kitlelerin afyonudur." haliyle Karl Marks tarafından söylendi.

    sözün kendisi, özellikle sscb abd arasındaki soğuk savaşın kızıştığı yoğun propaganda döneminde "dine yapılan bir saldırı" olarak lanse edildi ve öyle algılandı.
    aslında, sözün kendisi, dine saldırmakla herhangi bir alakası olmadan, insanların dini yorumlayışlarını ve yaşayışlarını eleştirdi...

    tıpkı bu dönemde olduğu gibi, o dönemde de insanlar, hakları ellerinden alındığında, ezildiklerinde ya da öldürüldüklerinde, hatta ve hatta yaşadığı topraklar işgal edildiğinde, haklarını korumak için çıkıp savaşmak yerine, her şeyi tanrı'ya havale eden, "ne de olsa tanrı diğer dünyada bunların hakkını görür." mantığına sahiplerdi.

    bizahati bu anlayışın kendisi, adil olmayan insanların işini kolaylaştıran bir anlayıştır. sözgelimi bugün, amerika'nın yaptığı işgallerin haksız olduğunu düşünen, amerika'yı ve onun emperyalizmini eli kanlı olarak kabul eden bir sürü insan vardır. ama yine bu insanların çoğunluğu, amerika'ya tepki göstermek ve işgal altında 100.000'den fazla insanını kaybeden ırak halkına destek vermek yerine işi tanrı'ya havale eden bir zihniyete sahiptir. işin trajikomik tarafı, gidip baksanız, ırak'ta bile bu insanlara rastlamak mümkündür. insanoğlu akıllı olmalıdır. "haksızlıklara boyun eğin, ne de olsa birgün biz sizin yerinize dünyayı düzelteceğiz." diyen şey din değil, olsa olsa insanın kendi yaratısı olur ve zaten böyle yapın diyen bir din de yoktur. gün gelir, bu yaratı, yaratanını esir alarak olaylar karşısında tepkisiz bir uyuşuk haline getirir ve "din, kalpsiz bir dünyanın kalbi, acı çeken kitlelerin afyonudur." sözü, ne yazık ki, can bulur tarih sahnesinde.

    güzel olması için hiçbir emek vermediği bir dünyayı yattığı yerden başka şeylerden bekleyen, böyle bir anlayış, tam anlamıyla bir küçük burjuva hastalığıdır! teorik olarak, cafe köşelerinde baktırdığı tarot falından ya da hergün oynadığı kazı kazandan medet uman insanlardan pek farkı yoktur. ikisi de aynı yanılgıdır, aynı hayalciliktir, aynı uyuşukluk durumdur.

    aslolan, güvenli sığınaklarımızdan çıkıp "kendi dünyamızı", bizim olan bir dünyayı düzeltmek için bir şeyler yapmak, bugünün işini ne tanrı'ya ne de yarına bırakmamaktır.
    (benden yazar olmaz, 27.05.2006 15:38 ~ 28.05.2006 06:26)
  19. din bireyin kendi iradesi ve vicdanında kalmayıp da kitleleri yönlendirmede devletin koyduğu kanunlar hükmünde olmaya başlarsa işte o zaman din bir afyon olur. zira böyle bir ortamda beyinler uyuşur ve kullanılamaz hale gelir.

    hatırlayalım osmanlı nın son demlerini. olup biten her şeyi dini çerçevede izah etmeye çabalamak, insanları dini hükümlere göre cezalandırmak ne hale getirdi ahaliyi?
    kaldı ki inandıkları dinin kutsal kitabında 'devletinizi şu rejimle yönetin, devletinizin kanunları şunlar olsun' diye hükümler de yokken gerçekleşti bu.

    bugün kadınlarını ikinci sinif vatandas yerine koyan, zorla başlarını örttüren, zina yapanı öldüren rejimler hep bu hastalikli zihniyet yüzünden bu girdabın içinde bocalamaktadırlar. bu noktada görüyoruz ki, din tek başına uyuşmaya sebep olan şey değil, onu kendine afyon yapan insan. kavramları anlamlandıran, hakkında değer biçen insan aklı ve iradesi olduğuna göre dini afyon haline getiren de insan oluyor.
    yani bir din ortaya çıkıyor ama zamanla içine bir sürü hurafe sokuluyor, insanlar o dinin kutsal kitabını okumadan anlamadan kulaktan dolma, asılsız bilgilerle din yaşamaya çalışıyorlar. bu ise insanları yanlış bir dünya ve ahiret algılamasına itiyor.
    dini nder diye peşine takılınan kişinin sözleri adeta kutsallaştırılıyor. onun sözü dışında yorum yapana, farklı izahta bulunana düşam gibi bakılıyor. o yüzdendir ki cemaat ve tarikatlerin üyeleri birbirlerini tasvip etmezler. edenler olsa da azınlıktır.

    burada bir yanlış da dünyaya bakışta göz çarpıyor. insanlar herşeyi dini hükümlere göre anlama ve açıklama gereği duyuyorlar ve bu da insan iradesinin , aklının ortadan kalkması yerine belli kişilerin görüşlerinin mutlakiyet anlayışı içinde geçmesine sebep oluyor. laiklik ilkesinin dünya hayatındaki yeri ve önemi de burada ortaya çıkıyor. laiklik ve demokrasi birbirinden ayrılmaz iki önemli insan haklari koruyucusu oluyor.

    afyondan korunmak, beynimizi uyuşturmak istemiyorsak yaratıcı nın verdiği aklı kullanmalı, laiklik ve demokrasiye içten inanarak insan haklarına saygılı bir ülke ve dünya için çabalamalıyız.
    (zehiri alınmış kobra, 27.05.2006 16:00)
  20. merak edilen herşeye "takdiri ilahidir" , "onu Allah bilir" gibi cevap verilemesinden dolayı radikal dinci kesimden insanlığı aydınlatacak cevapların çıkmaması hiçte garip değildir.
    (korncu21, 27.05.2006 16:29)
  21. kendi teorik mecrasını kazan marx için hesaplaşılması gerekenler yani hegel ve feuerbach'a atıfla söylenmiştir. kapitalizmin doğuşunda hristiyanlığın daha özel olarak kilisenin rolü üzerine gerçekleşen polemiklerin ürünüdür.
    islam coğrafyası ya da daha geniş olarak orta doğu için ayrı bir ekonomi-politiğin temellendirilmesi gerektiği de ömrünün sonlarına denk düşer; turkey adlı yarım kalan bir çalışması vardır hatta.
    cımbızlanıp tecrit edildiğinde bu sözü din düşmanı söylemlere dahil edenlerin metnin tamamını gözden geçirmesi gerekir, ki tümce şudur;
    "dini sıkıntı, aynı zamanda gerçek sıkıntının ifadesidir; ayrıca gerçek sıkıntıya karşı bir protestodur. din bastırılmış yaratıgın iç çekişidir, kalpsiz bir dünyanın kalbi, ruhsuz koşulların ruhudur. din halkların afyonudur."

    (#337980)
    (zibende, 17.06.2006 03:06 ~ 23.08.2006 04:42)
  22. söylenmiş gerçek sözlerdendir...
    (pink_floyd, 17.06.2006 03:11)
  23. din kavramıyla insanların doldurulusa getirildigini gozlerinin boyandıgını anlatmak isteyen (bkz: karl marx) cıkıslı soylem.
    (ozsaycan, 17.06.2006 03:52)
  24. deli saçması bir slogan. din olgusunun ne işe yaradığını çözememiş bünyenin,yanlış tahlili. bu önermeyi ortaya atan arkadaşın kendine bir çeki düzen vermesini şiddetle tavsiye ediyorum.evet.
    (sülfeddin pulman, 17.06.2006 04:25)
  25. (bkz: karl marx)
    (suzergecer, 27.06.2006 16:17)
/ 5
© 2008 - uludağ sözlük

feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. yukarıda yazanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir.

» francois sterchele » tek gecelik iliski yasayan kadinlar » the groovity » ayn rand » kusursuz erkegi aramayan kadin » cocuklari korkutan sakaci ve ibne esnaf » aibu 2008 bahar senlikleri » ergenekon » space jam » kavgada dayagi yedikten sonra soylenen sozler » jale » sictiktan sonra son kez boka bakmak » seri gri ekran veren sozluk » emo » futboldan anlayan kiz » marjinal olsun camurdan olsun » street fighter karakterlerinin yaslilik ugraslari » 2007 2008 sezonu sampiyonu fenerbahce » okey » hatirla sevgili de deniz gezmis in sozune sansur » elijah wood » gotu basi dagitmak » genclerbirligi oftas » dugun gecesi yatip uyuyan gelin damat » buzdagi » dunyanin en tirt kahramani fethi » kucuk raki spor » mehmet barlas » asik oldugunu sanmak a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa