der blaue engel 


kapat
  1. bir jozef von sternberg filmi.

    yıkıcı bir aşk

    Yıl 1930 ve yer Almanya. Sinemanın sessizliğini yıkıp sesli bir çağa geçtiği günlerde, yönetmen jozef von sternberg tarafından çekilen ve başrolünde, o günlerde hem Almanya'nın hem de Avrupa'nın tanınmış bir yıldızı olan marlene dietrich'in olduğu, sonu trajediyle biten bir aşkın anlatıldığı ve bu trajediye giden süreçte yaşanılan çöküşün iyi oyunculukla betimlendiği, sinema tarihinin tabir yerindeyse ilk "çöküşe neden olan kadın" karakteri olan lola' nın var edildiği bir film. Bu var ediş Marlene'nin donuk bakışlarında ve kendinden emin her adım atışında ekranı öylesine kaplamaktaki, yaratılan eserin daha 1930 lar da var edilmiş olduğunu düşünürsek, güçlü bir anlatımsallıktan doğan yapısının sarsılmazlığını bir kez daha idrak edebiliriz.

    zamanına göre oldukça cesur sayılabilecek kadın karakterleri ve bunların üstüne giydirilen "yoldan çıkarıcı dişi şeytan" imgesi ile filmin, sinema tarihinde bir ilk niteliğinde olduğu rahatlıkla söylenebilir. Mekan olarak "blue angel" bir kabare salonudur. Yani diğer bir deyişle batakhanedir ve film, bu batakhanede yaşanılan atmosferi yansıtış tarzı olarak samimi ve insana yakın bir dil kullanmaktadır. Yapım yılını da göz önünde bulundurduğumuzda, bir hayli muhafazakar değer yargılarıyla örülü olan ve henüz, modernite bakımından tam gelişmemiş bir dünya görüşünün hüküm sürdüğü yıllara denk gelmesi açısından film, koşulları zorlayan ve aslında bir bakıma, sinemanın henüz dar olan kalıbını genişleten bir mahiyete bürünmektedir. Ayrıca sınırlı da olsa, gerek marlene'nin gerekse de o kabare sahnesindeki diğer kadınların vücutlarını sergileyişleri ve düşük ahlak yapısına sahip kadın tiplemeleri filmi fazlasıyla cüretkar kılmakta ve çağının ilerisine taşımaktadır.

    "lola" kabare sahnelerini süsleyen, gerek fiziğiyle gerekse de sesiyle ilgiye mashar olan tutkulu bir kadındır. Bu tutkusunu salonu dolduran müşterilerine, o zamanın koşullarına göre bir hayli cüretkar sayıla bilecek kıyafetler giyerek sunmaktadır. Burada dikkati çeken bir unsur ; gerek marlene'nin gerekse de fonun arkasında kalan kadın oyuncuların, hayat kadını kıvamında ki başarılı vücut hareketleri ve davranışsal betimlemelerinde ki gerçeğe yakın tonlamadır. Bir bakıma, o batakhanedeki sisler ardında kalmış dünyanın, insanları çaresiz ve umutsuz bırakarak ve bu, köşeye sıkışmışlık duygusunu ruhlarına kazıyarak kölesi durumuna getirdiği hayatların, acınası portreleri önümüze çıkarmaktadır.

    --spoiler--
    Filmin ve doğal olarak ta lola'nın kurbanıysa, bambaşka bir dünyadan olmasıyla apayrı bir tezat oluşturmaktadır. Bir üniversite hocasıdır ve ilim irfan sahibi biri olarak, sorumluluğunu üstlendiği gençlere de bu değerleri aşılamakla yükümlüdür. Yani lola'nın dünyasıyla profesörün dünyası birbirinden o kadar uzaktır ki, bu iki kopuk dünyanın çarpışması ve bunun neticesinde de, belki de tek taraflı bir aşkın doğması, imkansız gözüken ama göz ardı edilmemesi gereken bir olasılık olarak karşımıza çıkmaktadır. Haliyle bu aşk, gerek öğrenciler gerekse de diğer hocalar tarafından kabul görmeyerek profesörün seçim yapmasını gündeme getirmiş ve oda, kalbinin sesini dinleyerek kariyerini bırakmayı seçmiştir. işte bundan sonra, dıştan bakıldığında renkli ve eğlenceli ama içine girildiğinde birden matlaşan ve yıkıcı bir dünyanın sınırlarına dahil olunulduğu gerçeği, tükenişin ilk başlangıcı olarak profesörün yaşamını kemirmeye ve belki de geçte olsa, bu seçiminin pişmanlığıyla onu yüzleşmek durumunda bırakarak, bizi de bu yüzleşmeye tanıklık etmemizi sağlamıştır.

    Yaşanılan hayal kırıklığı lola'nın aldırmaz tavırlarıyla da birleşince ve profesörün bu acımasız dünyaya dahil edilmesi çabaları yoğunlaşınca, artık açığa çıkan sevgisizlik ve ihanet girişimi, sonun başlangıcını önümüze sermektedir. profesörün yıllar sonra onun olmayan bir dünyanın içinde, terk ettiği kasabaya geri dönmesi ve karşısında, bırakıp gittiği dünyayı bulması, içte yaşanılan çatışmayı yüzeye çıkararak, terk ettiği eski yaşamına çaresiz ve zamansız sığınma girişiminde bulunmasına neden oluyor. fakat artık bu çırpınış onun, bir yandan ait olduğu ama öte yandan yabancılaştığı iki dünyanın arasında kalarak, parçalanmış hayallerin ortasında yok olmasına neden oluyor.
    --spoiler--

    "blue angel", çizilen dünyaların siyah-beyazlığında serpilen ve farklı türleri - aşk, müzikal, drama - içinde yeşerten, doğal karanlığına yaratılan karakterlerin suni karanlığı eklenerek, film noir'in belki de yüzyılın başındaki ilk örneğini oluşturan, zamanına göre bir hayli cesur ve oyunculuklarıyla günümüzdeki oyunculukları aratmayan unutulmaz ve nadide bir film.

    ------- blaue engel, der / the blue angel ( mavi melek ) ------ *

    edit: gizli bakınız eklendi.
    #745763 (bluevelve, 16.10.2006 22:06 ~ 07.03.2008 23:47)
  2. heinrich mann[thomas mann'ın kardeşi]'nin ünlü eseridir.
    #745770 (calderon de la barca, 16.10.2006 22:09)
  3. Seneler önce okudugum bir türkçe çevirisinde profesör unrat'in adi, ardindan yapilan asagilayici sakalari daha iyi anlatabilmek için profesör çöp olarak tercüme edilmisti.
    #2267217 (sunal, 05.09.2007 15:52)
  4. Bir adı da 'Profesör Unrat' olan 'Mavi Melek', beyaz perde
    uyarlamasıyla marlene dietrich'e uluslararası ün getirmişti.

    --spoiler--
    Romanın iki baş kahramanı var. Bunlardan biri, otoriter, ezik, sosyal ilişkilerinde beceriksiz bir öğretmen olan Profesör Unrat; diğeri de, Rosa Frohlich adlı genç bir dansçıdır. Mann'in hikâyesi, Unrat'ın Rosa'ya âşık olması ve beraberinde gelişen olaylardır. Fakat romanın olağanüstülüğü, tam da bu aşkın, Unrat'ın dünyasında yaratacağı değişimleri, yıkımları anlatmasıdır. Çünkü Rosa'ya âşık olan Profesör, toplumdaki itibarını ve işini kaybetmesi bir yana, peşinden savrulduğu bu aşkın kendisini taşıyacağı bilinmezlere doğru yol da alacaktır. Bu yol alışta, toplumsal tahammülsüzlüklere karşı cephe alan Unrat, kendisiyle de hesaplaşmak zorunda kalacaktır. Mann'in bu trajik kurgusunda, aslında kazanan ne toplum ne de birey olacaktır. ('mavi melek' adıyla türkçe'ye çeviren: ilknur Özdemir, ithaki Yayınları, roman, 241 sayfa) *
    --spoiler--
    #2324609 (meister writer, 16.09.2007 02:37 ~ 02:39)

© 2008 - uludağ sözlük

der blaue engel başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. der blaue engel ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu der blaue engel nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» gelberiyargelberi » soner yalcin » fatal accident » cerrah » claudio sanchez » ben yakisikliyim diyen erkek » dr oetker docent olacak » karabasan » savaskarsitlari org » yayaya yol verdikten sonra patiyle kalkan surucu a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » 20 haziran 2008 hirvatistan turkiye maci