cemalettin afgani 


kapat
  1. iranlı islam modernistidir. surgunler içinde bir hayat yaşamıştır. fransa almanya misir gibi yerlerde fikirlerini yaymaya calismistir. Son durağı ise istanbuldur. Abdulhamit tarafından çağrılmış ve iranın isteği üzerine istanbulda çalışmalarına kısıtlamalar getirilmiştir. kendi deyisiyle istanbulda hapis hayatı yaşamıştır. o da diger tüm islam modernistlerinin keşfettiğini bulmuştur. bugünkü islam dininin özünden saptığını. Şeriat yasalarının islamla uyuşmadığını çağlardan beri iktidarların ( emeviler, abbasiler, osmanlılar ve sonrakiler) islamı kendi amaçları için kullandığını belirtmiştir.
    #764974 (Cavit, 22.10.2006 22:06)
  2. mason olduğu söylenen, düşünceleriyle müslüman aydınları etkileyen, amin malouf'ta roman kahramanı olan, başbakanlık yapmış, sürgün yemiş insandır.
    #2281366 (dervisabdi, 08.09.2007 02:09)
  3. huseyin hilmi isik'tan ayar alan kişilerdendir.
    #2281700 (grand ekinoks, 08.09.2007 03:47)
  4. tipik bir makyavelist, reddiye adlı eserinde kendi peygamberine küfreden ernest renan'a karşı koyacağı yerde hayranlığını gizleyememiş.
    #2905093 (gonusma lan, 27.01.2008 22:10)
  5. afganî'nin fikrî hareketinin bir altyapı oluşturularak sistematik şekilde insanlara sunulan bir hareketten çok "islam mani-i terakkidir" savına karşı üretilmiş bir anti-tez olduğunu söylemek zannediyorum yanlış olmayacaktır. bu sebebe binaen derinliğinin olmayışını bence mazur görmek gerekir. fakat onu değerlendirirken bu eksikliğini atlayacağımız anlamına gelmiyor bu.

    cemaleddin afganî bilim ve sanayiide batı dünyasını yakalamamızla meselenin çözüleceği gibi sathî bir bakış açısından öteye mateessüf gidemedi. oysa 16.yüzyıldan beri sürekli değişen, dönüşen bir batı toplumunun iç dinamikleri ve bu dinamiklerin ürettiği sanat anlayışı, medeniyet anlayışı dikkatten kaçırılmaması gereken şeylerdi. çünkü medeniyet insan çıkışlı olduğu için, her cüzünün er ya da geç insanı ilgilendireceği apaçık bir durumdur. nitekim edebiyat, resim, mimari, müzik gibi bir çok alanda batı hegemonyası karşısında çaresiz kalışımız bunu çok aşikâr gösterdi. alternatif oluşturamayan bir toplum ne kadar dışa kapalı kalmaya devam edebilir ki... afganî'den sonra da sırtımızda bir yük gibi kalacak olan batılılaşmak meselesini belki de en güzel attila ilhan özetlemişti: "bir kere yaptığımız batılılaşmak değildi, ikincisi batı zannettiğimiz gibi bir şey değildi, üçüncüsü batı'nın eriştiği yer öyle özenilecek bir yer değildi."

    afganî medeniyetin toplumu dönüştüreceği gerçeğini belki göremedi,belki de atînin evlatlarının fark edeceğini düşündü ve en elzem gördüğünü savundu;bunu bilemeyiz. ama onun aksiyon insanı olarak takdir edilmesinin gerekliliği ortadadır. döneminde çok az destek gören,döneminin şeyhülislamının bile nübüvveti sanat kabul etmekle itham ederek insanları ona karşı kışkırttığı afganî'yi osmanlı coğrafyasında savunan belki de tek güçlü kalem sırat-ül müstakim'deki yazılarıyla m.akif idi. fakat zannedildiğinin aksine Âkif'in de afganî'nin dediklerini harfiyyen kabul etmediğini söylemeliyiz. dileyen arkadaşlarımız 1983 yılında ihya yayınlarından çıkan m.akif'in "modernleşmek mi, islamlaşmak mı" eserini inceleyebilirler.

    değinmek istediğim bir diğer husus ise günümüzde afganî için kullanılan "reformist" sıfatıdır. "reform" kelimesini türkçe'ye "yeniden şekillendirmek" diye çevirmemiz mümkündür. ve haliyle öz kaynaklarına bağlı olmak gibi bir anlam içermediği aşikardır. o yüzden reform muadili olarak ancak "teceddüd" kelimesi kullanılabilir ki bence islam dini için teceddüdden söz edemeyiz. bunun yerine "tecdid" kelimesini kullanmak daha sıhhatli ve manaya muvafık olur zannediyorum.
    #3397923 (semensima, 14.05.2008 21:28)
  6. pervez hoodbhoy 'un "islam ve bilim" isimli kitabında pragmacı olarak zikredilen aydın. yenileşme yanlısıymış zamanında. islamın köktenci kesim sebebiyle ihya olamadığını ve günün gereklerine yanıt veremediğini ve bu portresinden kurtulması gerektiğini savunan bir şahsiyet.

    istanbulda da dersler vermiştir. darulfunun kurulmadan az önceleri. ama, "peygamberlik güzel konuşma sanatıdır" diyince istanbuldan şutlanmıştır. bunu da niyazi berkes 'ten öğreniyoruz. [ türkiyede çağdaşlaşma ]

    afgani'nin ernest renan ile olan mektuplaşmaları meşhurdur. ateist bir islam düşmanı renan. ama afganinin bazı fikirleri renanla parelellik arzediyor. bu yüzden bu mektupların afganinin olmadığı iddia edilmiş sonraları. ama mısırdaki talebeleri seslerini çıkarmadıklarına göre afganinin olması muhtemel.

    renan ile birleştikleri ortak payda ikisi de köktenciliğin akla ve rasyonalizme zarar verdiğinde hemfikir.

    ayrılma noktaları ise ; renan, islam medeniyetinin kökünde arap milliyeti hakim değildir derken afgani farklı düşünüyor. ayrıca afgani'nin ali seriatiiçin islam aleminin en büyük aydınlarından birisi olduğunu yine şeRiAtinin kendi yazılarından öğrenebiliriz. ama ona katılmayabiliriz. *
    #3641666 (haz istasyonu, 09.07.2008 14:41 ~ 14:43)
  7. mustafa islamoglu'nun akil hocalarindan, heybesindeki azigin kaynaklarindandir. ayni heybeyi yasar nuri ozturk de doldurmustur.
    #3654555 (HUSEYNI, 12.07.2008 15:48)
  8. etkisi altinda kalan Muhammed Abduh, Reşit Rıza, Muhammed ikbal, Seyyit Bey ve Mehmet Akif itikadi noktada tehlikeli yerlerde gezinmis kimselerdir. hadisleri inkar noktalarina gelip siyasal islamla birlikte yuvarlandiklari cukurun farkinda olmalari ve son nefesin umudu ile...
    #3654609 (HUSEYNI, 12.07.2008 16:01)
  9. etkilenenleri arasında, Muhammed Abduh, Reşit Rıza, Muhammed ikbal, Seyyit Bey, Mehmet Akif, Said Nursi, gibi mütefekkirler var.

    II. Abdülhamit ise, zamanının ve ülkenin bir takım şartları gereği, fiilen olmasa da fikir planında Afgani'den etkilendi; kendisine daima hürmet etti.

    islam'ın tüm ekollerinden beslenmiş, tahkik ehli bir iman ve eylem adamı olan Cemalettin Afganî, çenesinde başlayan bir boğaz kanseri sonucu 9 Mart 1897'de istanbul'da vefat etti. Nişantaşı'ndaki Şeyhler Mezarlığına defnedildi. Cemalettin Afgani'yi rahmet ve dua ile anıyoruz

    http://www.kudusyolu.com/...ehid&dil=tr&id=64

    Bediüzzaman Said Nursi de Afgani'yi ittihad-ı islam meselesinde selefim diye tanımlayarak "siyasette muktesit meslek"i ondan öğrendiğini belirtmiştir. (Nursi 1996, 105) Bediüzzaman, siyasette muktesit meslek kavramı ile aşırılıklardan kaçınmayı kastetmiştir. O, Doğu aşiretlerinin suallerine verilen cevaplardan oluşan "Münazarat" isimli eserinde siyasilerden ehl-i ifrat ve ehl-i tefrite rast geldiğini belirtmiştir. (Nursi, 1996, 123-124) Ehl-i ifrat, islamiyet'in kıvamı Türkleri dalaletle niteleyip, istibdadı hürriyet zannetmekte ve Kanun-u Esasiyeye itiraz etmektedirler. Ehl-i tefrit ise dini bilmedikleri halde ehl-i islama insafsızca itiraz etmekte ve dindarlardaki taassubu haklılıklarına delil göstermektedirler. Bu iki düşünceye karşılık Bediüzzaman'ın tavrı ise çok nettir. "....Hücum edenler bazıları "Haydo, Haydo" derlerdi, bazıları, "Haydar Ağa, Haydar Ağa" derlerdi. Ben Haydar derdim, şimdi de Haydar diyorum." (Nursi, 1996, 125)

    Bediüzzaman aynı zamanda tarafgirane körü körüne siyasetin de tahlilini yapmıştır. Ona göre salih ve alim bir kişi kendi siyasi fikrine uyan münafık bir kişiyi coşkuyla övmüş; buna karşılık kendi siyasi fikrinden olmayan salih ve alim bir kişiyi ise ön yargı ile tenkit etmiş ve fasık ilan etmiştir. Bu tür körü körüne yapılan ilkesiz, gerekçesiz ve ölçüsüz siyasetten Allah'a sığındığını belirtmiştir.

    Hac konusunda da Bediüzzaman'la Afgani'nin fikirleri benzerlik göstermektedir. Bediüzzaman, haccın fikir alış verişi ve tearüf suretiyle tevhid-i efkara, teavünle teşrik-i mesaiye vesile olduğunu belirtmiştir. (Nursi, 1996, 71) Zamanla hacdaki fikir alışverişi ve teşriki-i mesai gibi hizmetlerin ihmali düşmanın milyonlarla islam milletini islam aleyhinde kullanmasına zemin hazırlamıştır. (Nursi, 71) Yine Bediüzzaman, milliyet hususunda da, islam birliğini temin eden din bağı olduğunu belirtmiştir. (Nursi, 1995, 69)

    Cemaleddin Afgani hak ve adaletin gerçekleştirilmesi ve korunması için de bazı kriterler önermiştir. 1) Herkesin kendi hakkını koruyacak tedbirlere yine kendisinin başvurması 2) insana mahsus iffet-i nefs ve şeref duygusu 3) Hükümet; yani devlet güç ve kuvvetlinin haklının yanında olması. Fakat bütün bunlar sapmaya uğrarsa ne olacaktır? işte hakları koruyacak adalet ve düzeni sağlayacak tek güç imandır. (Karaman, 1994, 461) Onun fikirleri incelerken hac ve milliyet hususlarına da özellikle değinmeliyiz. Ona göre, haccın da gerçek manası ortaya çıkmalıdır; Müslümanlar hac mevsimi toplanarak, ortak meselelerini görüşmeli, fikir alış verişinde bulunmalı ve iş bölümü yapmalıdırlar. (Karaman, 1994, 463)

    Milliyet konusuna gelince, modern çağda, millet esası etrafında teşkilatlanan dünyada, Müslümanlara milli kimliklerini veren islamiyettir. Müslümanlar din bağı etrafında siyasi kimliklerini kazanmalı, bir bütün oluşturmalıdırlar. Afgani bunu şöyle ifade eder. "Ben bütün ülkeler birine tabi olsun demiyorum. Fakat hepsinin sultanı Kur'an, birliklerini yöneldiği nokta din olsun, her biri kendi menfaatleriyle meşgul olup bunları korurken diğerlerini de kendinden bilsin istiyorum." Ona göre milliyet duygusu yaratılıştan değil mensubiyet ve eğitimden gelir. Kararında olduğu ve din bağına tabi bulunduğu sürece onu korumak ve beslemek gerekir. Afgani sınırı ise şöyle çizmiştir. Kavmi asabiyet dini asabiyeti geçtiği ve ümmet birliğine zarar verdiği taktirde meşruiyetini kaybeder. (Karaman, 1994, 463; Türköne, 128)

    Ona göre maddeci dünya görüşü sinsi bir propaganda ile tâbilerini dini ve ahlaki vecibelerinden uzaklaştırmıştır. Böylece Müslüman halkın imanı sarsılmış ahlâki temellerini kaybetmişlerdir. Halbuki islâmiyet fikri, siyasi ve sosyal her ihtiyacı karşılayacak, modern gelişmelere uygun olarak insanın dünyaya bakışı için rehber olacak, süre giden değişmeleri açıklayabilecek güçtedir. Bu din, hayatın her alanına hakim olabilecek her zaman için genel geçer bir siyasi-sosyal kuramı ihtiva etmektedir. (Türköne, 1994, 127)

    "islâmiyet bütün modern gelişmelere açık bir dindir. Bizzat terakkiyi emreder. Mani-i terakki değildir." (Türköne s.128) Afgani dini akidelerin taklit yerine sağlam bürhanlar ve sahih deliller üzerine kurulmasının savunarak bunu şöyle ifade eder: "Bu din müntesiplerine iman esasları konusunda açık delil aramalarının emreder. Bunun için o daima akla hitap eder, hükümlerinin akıl üzerine inşa eder." (Karaman, 1994, 416; Fahri, 341)

    1889'da ise Şah Nasırüddin'in daveti üzerine tekrar iran'a gitmiş ise de tenkit ve ıslahat düşüncelerinde ısrar edince Şah'la yine ters düşmüştür. Bunun sonucu olarak 1890 yılının çetin kış aylarında kuvvet zoruyla iran'dan sınırdışı edilmiştir. Dinlenmek ve kendisine gelmek için bir süre Londra'da kalan Afgani II. Abdülhamid'in de daveti üzerine 1892'de ikinci defa istanbul'a gelmiştir. Çenesinde başlayan bir boğaz kanseri sonucu öldüğü iddia edilen Afgani 9 Mart 1897'de istanbul'da vefat etmiştir. (Karaman, 1994, 459; Türköne 1994, 14) Hayatının bu ikinci istanbul döneminde Afgani geniş bir ilmi ve siyasi çevre edinmiş, II. Abdülhamid'in de teşvikiyle Sünni-Şii diyalogu ve yakınlaşması için çaba sarf etmiştir. (Karaman, 1994, 459)

    http://www.koprudergisi.c...oster=Yazi&YaziNo=534
    #3654650 (aklini kullanan gerizekali, 12.07.2008 16:15 ~ 16:17)
  10. "Hilafetin elimde olması sürekli ingilizleri tehdit ediyordu. Blunt adlı bir ingilizle (selanik'in ingiltere konsolosu) Cemaleddin Afgani adlı bir maskaranın el birliği edip ingiliz hariciyesinde hazırladıklar bir plan elime geçti. Bunlar hilafetin Türkler tarafından zorla alındığını ileri sürüyor ve Mekke Şerifi Hüseyin'in halife ilan edilmesini teklif ediyorlardı. Cemaleddin Afgani'yi tanırdım, Mısırda bulunuyordu. Tehlikeli bir adamdı. Bana bir ara Mehdilik iddiasıyla bütün Orta Asya Müslümanlarını ayaklandırmayı teklif etmişti. Buna muktedir olacağını biliyordum. Ayrıca ingilizlerin adamı idi ve çok muhtemel ingilizler beni sınamak için bu adamı hazırlamışlardı. Derhal reddettim. Bu sefer Blund ile iş birliği yaptı."

    II. Abdulhamid han'in anilarindan
    #3654666 (HUSEYNI, 12.07.2008 16:20)

© 2008 - uludağ sözlük

cemalettin afgani başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. cemalettin afgani ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu cemalettin afgani nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» babam benden hicbir sey anlamiyor » plum » israilogullari » anneye bilgisayar kullanmayi ogretmek » inanc » hasan celal guzel » umit karan a hayran olmak » yann samuell » ingiliz harward universitesi » hippolytos a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » 20 haziran 2008 hirvatistan turkiye maci